
Bir mağlubiyet daha… Ama bu kez farklıydı, geçtiğimiz sezonlara benzeyen tepkisiz kalınmış bir maçtı Beşiktaş adına. Bir buçuk saat sonra Napoli de maç kaybetti, geçen haftaki Beşiktaş gibi. O an, bu maça neden bu kadar üzüldüğümü anladım…
Onur’u sahada görmek sevindiriciydi, fakat öte yandan “sıkıntılı” adam sayısı fazlaydı. Nihat, Toraman, Fink, Rüştü, beline üst üste maç binmiş Üzülmez… Nihat baya gençleşmiş, u14 kategorisine yakışır şutlar atıyordu... Bir de o “ah nasıl kaçtı be!” surat ifadesi yok mu?
“Toraman’dan neden stoper olmaz?”dersleri devam ediyor, hem de video destekli… Bugün yine adam kontrolü yerine, topa güdümlü olmasıyla bolca pozisyon verildi, birinde Furkan boş kaleye atamadı. Zapo’da bu basit stoper bilgisi var, o nedenle Rüştü’nün boşa atladığı pozisyonda, topu Santana’nın önünden aldı. Ama Zapo hata yaparsa, arkasında hata toparlayacak bir başka stoper yoktu, Porto maçında görüldü. Beşiktaş, yarım stoperle lig ve Avrupa Ligi yarışını sürdürüyor, ters sonuçların ana kaynağını bulmak çok zor olmasa gerek… Devre arasında Sivok’un dönmesi, hatta kendisine bir yancı transfer edilmesi şart gözüküyor. Serdar Kesimal’dan bu maçta iyice emin oldum, harika bir savunmacı. Beşiktaş’a gelmesini isterdim, fakat Kayseri’nin Serdar’a karşılık Fulya’yı isteme tehlikesi de var tabii…
Fink konusunda hoca haklı çıktı. Maçsızlıkla pek alakası yok, mantalite olarak pek yakışmıyor bu oyun tarzına. Top savunmadayken saklanıyor, baskı altındaki oyuncuya kendini gösterip, pas imkanı sağlamıyor. Topsuz oyunda ise gayet hantal, bir kere müdahale yaptı, o da faul oldu. Onur’un zayıf fiziğine rağmen daha net müdahaleleri var. Zaten savunma artık fizikten öte “akıl” oldu günümüzde. Mesela Onur zayıftır, ama inanın Mustafa Sarp’tan, Fink’ten daha etkili savunma yapar. Pozisyon alışıyla, hareketliliğiyle, müdahale bilinciyle…
Onur demişken; kendisi bu maç sahte 9 – forvet arkası arası bir şey oynadı. Özgüveni, arzusu, enerjisi yine yerindeydi fakat çok zor bölgeydi. Hele de, 10 kişi topun arkasına geçen bir rakip karşısında, merkezde çözüm üretmek çok daha zorlaşmıştı. Bir kere solda göründü, Bobo’ya etkili bir pas indirdi. Maçın genelinde sola yakın oynasa, Kayseri daha genişler, pozisyon şansı artardı Beşiktaş adına. Sağdaki Nihat handikabına rağmen… Maç öncesi başlığı altında, bir arkadaşımız yorum düşmüş; “Necip daha net şut imkanı bulacakken, bir pozisyonda topu Nihat’a verdi.” Cidden bu durum da sıkıntılı, bir dönem Hakan Şükür, Henry gibi oyuncular için de bu tarz bir şikayet vardı. Sahada sağa sola fırça çeken bir “ağabey” varsa, genç oyuncuların pek seçim şansı kalmıyor. Bu amatör futbolda da, halısahada da aynı durum… O nedenle “varlığı yeter” desek de Beşiktaş’ın çocuğuna, sanki “varlığı zulüm” noktasına doğru ilerliyoruz…
Beşiktaş’ın tepkisiz kalma nedeni başlıca buydu; Kayseri’nin 10 kişi ile topun arkasına geçmesi, Beşiktaş’ın merkezden gelmesine izin vermesiydi. Beşiktaş da maç içinde bir B Planı bulamadı, golü oluruna bıraktı. Aynı mantık Kayseri’de de vardı, fakat daha dirençli ve bilinçlilerdi. “Atan kazanır” dedirten gole, daha yakın olan Kayserispor’du. Son dakikada da olsa, atıp kazandılar. Yalnız “son dakikada öyle gol yenmez” demek istiyorum… Beşiktaş’ın önpresi arttırması gerekiyordu, yoksa bu ortasahanın derinde kazanılan toplarla takımı pozisyona sokması zordu. Yine de gole yaklaşılan anlar oldu, Fatih Tekke’nin auta giden kafası içeri girse, her şeye rağmen 3 puanla giderilmiş bir hafta olabilirdi. Tekke’yi, uzunca süre sahalarda olmamasına rağmen oldukça hazır buldum. Kesinlikle faydası olacaktır ilerleyen zamanlarda.
Tekke döndü, Guti döndü, Quaresma’nın eli kulağında… Bununla beraber Beşiktaş, Galatasaray deplasmanına kadar 4 maçlık kolay denebilecek bir seriye giriş yapıyor. Sorun büyük olmasa da, iyi takım denilen her rakibe puan dağıtılması sıkıntı. Bursa da, Beşiktaş’ın geride bıraktığı seriden daha sertiyle karşı karşıya kalıyor bu haftadan itibaren. Az hasarla atlatırlarsa, Beşiktaş’ın sıkıntısı soruna döner. Aksi halde, Beşiktaş yine de ilk yarıyı zirveden uzaklaşmadan noktalayabilir. Sivok’un dönmesi, devre arasında akıllı bir transfer stratejisi önemli.
Maçı izleyen Hiddink, Kesimal ve Hasan Ali’yi yazmıştır bir kenara… Özellikle Hasan Ali’den çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Ofansif yetenekleri ortadaydı, dün defansif özelliğini de konuşturdu. Özellikle iki adet ters kademesi vardı ki, muazzamdı. Kayseri genel olarak iyi bir takım olmuş, üstelik yaş ortalaması da düşük. İyi taranarak bulunmuş gurbetçilerle, kenarda köşede kalmış faydalı yabancılarla bir harman oluşturmuşlar. Küçük bir Udinese tadında… Bu arada, aynı Hiddink’in Toraman’ı silmesi de muhtemeldir.
Schuster, Necip ve Onur’lu bir 11 çıkartarak “gönlümde” 1-0 önde başladığı maçı, B Planı üretemeden kaybetmesiyle 1-1 sonlandırdı. Bir kez daha görüldü ki; Beşiktaş’ın bu savunmasıyla “rakibi kontrol” ederek maç kazanması zor. Dün akşam, Schuster’i oyun felsefesinde eleştirilenlerin istediği gibi bir kurgu vardı, yine mağlup olundu. Üstelik rakibe eskisi kadar sahayı dar edemeden…