Hali hazırda elde maaş yükü ağır olan yabancılar dururken, bir de sezon arası olmasına rağmen bu yükü ağırlatacak oyuncuların transferi “maddi anlamda” bir handikap oluşturacaktır. Ama şöyle de bakabiliriz; Beşiktaş’ın bu kadrosu, önümüzdeki yaz transfer yapmadan bir sonraki sezona girebilir rahatlıkla. Zaten geçtiğimiz günlerde Yıldırım Demirören de aynı şeyden bahsetti. Eldeki oyuncuları tuttuktan sonra, transferi düşünmüyoruz gibisinden…Bu durumda, gelen bu oyuncularla 1.5 yıllık transfer sezonunu kapattı diyebiliriz Beşiktaş için. O zaman “devre arası hovardalığı” gibi gözüken maliyetleri makul görülebilir fazlasıyla. Zaten bonservis anlamında bir yük yok, sadece Simao için 900 bin Euro cepten çıkmış. Asıl mesele; bu oyuncuların kontratını bitmeden sahip olabilmek için, yarım sezonda ödenecek maaşlarında yatıyor. Simao ve Almeida’nın yarım sezonluk maaşları 5 milyon Euro’ya yakın. Bunun 2.5 milyonu, zaten oyuncuların yarım sezonluk maaşına eşit. Bu durumda 2.5 milyonluk bir fazlalık var ki; bu da Simao ve Almeida’nın sene sonu serbest kalmaları nedeniyle, ellerinin güçlü olmasından kaynaklanıyor. Nasıl ki; aynı sebeple komik denecek bonservislerle bu oyuncular alınıyorsa, aynı sebeple oyuncuya verilecek “hava parası” bir o kadar artıyor. Yani bu 2.5 milyonu da, aslınla onların “bonservisi” olarak düşünebiliriz. 5.5 milyon Euro’ya Simao ve Almeida’ya sahip oldu Beşiktaş bir bakıma… Ki bunun 2 milyon Euro’luk kısmı da fona ait. Bu fon olayı, oldukça risksiz gözüküyor. Sadece ileride olası bir kâr payını azaltıyor ki, Beşiktaş’ın maddi olarak şuan asil ihtiyacı olan “az riskli gider” ve "daha az nakit çıkışı" durumudur… Bir de Almeida transferinin asıl mevzusu, bu fon şirketiyle bir iş birliğinin başlamış olmasıdır. Scout sistemine de sahip olan bu şirketler, geleceği olan oyunculara yatırım yapıyor ve kulüplerle ortaklık kuruyor oyuncu üzerinden. Bu durumda ilgili kulüp, hem "iyi ve aç" oyunculardan faydalanıyor hem de gelecekte cebinden para çıkmadan "para kazanma" şansını elde ediyor... Fernandes için de sene sonunda aynı “fon taktiği” uygulanacak sanırım…
Para pul mevzusundan, beni asıl ilgilendiren konuya gelelim; yani bu oyuncuların topla yapacaklarına… Quaresma “kâşif atalarına” özenerek keşfettiği Beşiktaş’a kazanmıştır bu oyuncuları, bu işte aslan payı onun hiç şüphesiz… Aralarında sadece Simao için “hadi canım” sendromu yaşadım, Atletico Madrid’in onu kolay kolay bırakacağını sanmıyordum. Ama oldu, “sonuca etki” hususunda bana göre Quaresma’dan bile daha bir yıldız olan Simao Beşiktaş’a geldi. Beşiktaş’ın “golcü özellikli bir kanat” mı, yoksa “kanat özellikli bir forvet” mi daha büyük ihtiyacıydı, o bir tartışma konusudur elbet… Bence kısaca “kenar forvet” diye tabir ettiğimiz; fizik, koşu, son vuruşlar olarak forvet özellikleri taşıyan; golcülük vasfıyla, takımın “sonuç alma” yükünü hafifleten; bununla beraber kanat özellikleri taşıyan bir oyuncu asıl ihtiyaçtı. Bu blogda da adından bahsettiğimiz “Huseklepp” örnek olarak verilebilir… Trabzonspor’da Burak da, son dönemde böyle bir rolle fark yaratıyor.Ancak gelen oyuncu, ikinci seçeneğin özelliklerini taşıyor. Yani, golcü özellikleri de olan bir kanat oyuncusu. Ama bu kategorinin en iyilerinden biridir Simao… O nedenle kendime çok fazla itiraz hakkı veremiyorum. Genelde Simao’nun “düz bir kanat oyuncusu” olduğu konusunda hafif bir yanılgı var. Aslında Simao; iki tarafa da çalım atabilen, sadece “sıfıra inme” güdümünü taşımayıp, içeri de kat eden ve son vuruş, uzun şut konularında da direk iş bitiren bir oyuncudur. Benfica’da merkeze daha yakın ve daha serbestti. O nedenle gol sayısı da daha fazlaydı. Ancak Atletico Madrid’de 4-4-2’nin kenarlarında oynadı her zaman. Ayrıca, beklerini de pek çıkarmayan bir 4-4-2’iydi bu. Yani merkeze yaklaşma ihtimali düşüktü Simao’nun.
Beşiktaş’ta ise 4-3-3’ün kenarında oynayacak ve arkasında mutlaka hücum çıkışları yapan bir bek bulacak. Simao, bu durumda kendini bol bol içeride görebilecek… Uzaktan şutlara çok başarılı olmasının yanında, kaleciyle birebir kaldığı durumlarda da genelde “temiz bitiren” bir oyuncudur kendisi. Hani rastgele şut atmaz, açıya ve kalecinin durumuna göre gol vuruşu yapar. Yani kısaca “temiz” bitirir… Ama beni asıl ilgilendiren konu “duran toplardaki” başarısı… Malum, son dönemde frikikleri cümle içersinde bile kullanamayan bir Tabata’ya sahipti Beşiktaş. Yanılmıyorsam bu forma altında en son Delgado’yu frikikten gol atarken gördük, bir Trabzonspor maçıyla… Aradan neredeyse 3 sene geçti. Artık, Valdes’in kapattığı köşeye plase yapan Simao geliyor duran topların başına. Sadece “direkt frikiklerde” değil elbet, kalenin uzağındaki duran toplarda da etkili kesmeler yapabilecek bir oyuncudur. Zaten Atletico Madrid formasına da, bu tarz iki asistle veda etti geçen hafta… Simao ile frikiklerde artık “daha fazla heyecanlanacak”, penaltılar ise “daha az korkacaktır” Beşiktaşlı.
“Sırf Ronaldo’ya geriden top aldırması için bile, Almeida sahada olmalı.” Dünya Kupası döneminde Portekiz için böyle bir cümle kurmuştum. Ronaldo o turnuvada direk santrafor gibi oynuyordu çoğunlukla, Almeida’nın sahada olmasıyla birlikte bariz bir performans artışı yaşıyordu. Daha doğrusu topla geride daha çok buluşuyor ve daha etkili olabiliyordu… 4-3-3’lerin hücum hattında; ya sürekli alan değiştiren ve toplu & topsuz süratli oyuncularla, hangisinin merkezde görevlendirildiği belli olmayan bir esnekliğe sahip olunur; ya da orta forvette “komple forvet” denen, fizik olarak güçlü, ancak hareketlilik anlamında merkeze bağımlı, hava toplarında etkili, sırtı dönük oyunda kuvvetli bir oyuncunun etrafına, iki yaratıcı kenar forvet adamı yerleştirilir. Schuster sene başında ilk seçeneği istiyor gibiydi, ancak Almeida transferiyle birlikte Beşiktaş, komple forvetli 4-3-3 oynamak zorunda kalacak gibi görünüyor. Süper Lig’de gol bulma çabası, çoğunlukla “fiziki mücadeleye” dönüşüyor ve rakipler de genelde kalesine yakın savunuyor. Bu durumda Almeida’lı 4-3-3, bu lig için daha uygun diye düşünüyorum.Almeida güçlü bir fizik yapına sahip ve haliyle yeterli çeviklikte değil. Ancak önüne atılan toplarda gayet süratli bir şekilde hareketlenebiliyor. Yani çevik olmamasına rağmen asla “yavaş” bir oyuncu değil… Uzun şutlarda oldukça başarılıdır, sol ayağına güvenir. Genelde kaleciyle birebir pozisyonlarda da; plaseden ziyade “şut atar”, İlhan Mansız misali… En önemli özelliği hava ve kafa hâkimiyetidir. Hava hâkimiyeti olan oyuncu çoktur elbet, ancak buna “kafa hâkimiyetini” eklemeyen fakat havadan etkili zannedilen oyuncular vardır. John Carew gibi… Almeida ise ikisine de sahip; hem oldukça yukarı sıçrayabiliyor, hem de topun “istediği noktaya” gitmesi adına darbeli ve isabetli vurabiliyor… Bu komple forvet stili ve yaşı sebebiyle her zaman alıcı bulabilecek bir oyuncudur, zaten o nedenle 2 milyon Euro’yu peşinen ödeyen yatırım fonu bu riski değer görmüştür…
Hilbert takımın önemli bir dişlisidir artık. Portekizliler’in uğruna, Schuster’in keseceği isim Sivok olacak gibi görünüyor lig maçlarında… Zaten böyle bir seçim, her yabancının sağlıklı ve hazır olması durumunda yapılacaktır ki; böyle bir durumda hücum hattının bu lig için oldukça güçlü kalacağını ve topun savunmaya en asgari şekilde geleceğini düşünebiliriz. O nedenle bu yerli tandemi zorlayıcı unsurlar azalacaktır. İlk yarının son döneminde; hem hücum olarak zayıftı Beşiktaş, hem de böyle bir savunmaya sahipti. Liderle farkın açılması da sürpriz olmadı haliyle… Bir de; Quaresma – Simao gibi kanat oyuncuları ve Ali Kuçik, Nihat gibi “yerli” ikinci forvetler varken, 4-4-2 de seçenekler arasında olacaktır büyük ihtimalle. Ya da biz ona 4-2-4 diyelim, Quaresma ve Simao’nun bağlasan durmaz hücumsal yetenekleri sebebiyle…Gelelim yeni transferlerin Avrupa Ligi’ndeki durumuna: Öncelikle kuralı açıkça ifşa edelim; bir oyuncu daha önce aynı turnuvada oynadıysa, aynı sezonda her hangi başka bir takımda listeye dahil edilemiyor. Yani bu sezon Avrupa Ligi’nde oynayan Simao’nun üstüne bir çizgi çekin… Ayrı turnuvada (Şampiyonlar Ligi) oynamış oyuncular ise Avrupa Ligi’nde oynayabiliyor, fakat ancak bir tane seçim hakkı oluyor. Almeida ve Fernandes arasında seçim yapılacak. Bobo’nun sağlık durumu, bu seçimi netleştirir bana göre… Bobo Kiev maçlarında oynayabilecek duruma gelirse, Fernandes yazılır. Bobo’nun sakatlığı ciddiyse, Almeida yazılır mutemelen…
Fernandes yazılırsa, “sahte 7” rolünde oynayabileceğini düşünüyorum. Ki böyle bir kadro daha sağlıklı duruyor… Almeida ile birlikte daha net bir 4-3-3’e döner Beşiktaş ve Porto maçlarında olduğu gibi sağa Nihat’ı yerleştirmekten başka şansı kalmaz. Malum Holosko sakat, yine tek alternatif Ali Kuçik… Sezer Öztürk muhabbeti var, öyle bir transfer olursa listeye eklenen 3. isim Sezer olabilir. Sezer de sahte 7 oynayabilecek bir oyuncudur… Almeida – Fernandes’ten biri, Sivok ve “olursa” bir yerli transfer listeye eklenen 3 oyuncu olur Avrupa Ligi yolunda. Yeni bir yerli gelmezse, Onur Bayramoğlu bu listeye kapağı atar kanaatindeyim. Hele de Almeida tercihi yapılırsa, ortasahadaki alternatif anlamında Onur seçimi önemli olur…
Ferrari’nin yürürken atan adalesi, Avrupa Ligi’ne saklansın… Her iki Rapid Wien maçında da çok başarılı oynadı. Muhtemelen sezon sonuna kadar da kalacak, Avrupa Ligi'ndeki durumu kendisine piyasa da sağlayacaktır… Ligde Ersan, Kiev ve (inşallah) sonrasında Man City karşısında ise Ferrari. Aurelio’nun da aralarına gireceği bir Sivok – Ferrari tandemini oldukça merak ediyorum… Böyle bir üçlü sayesinde Hilbert ve İsmail’e de sınırsız “çıkış” izni verilebilir…11/11 Sezonuna giriyor Beşiktaş böyle bir transfer bombardımanıyla. Olur da, en azından Şampiyonlar Ligi hakkı kazanılırsa; gelecek sezon sadece “potansiyel yerli oyunulara” göz dikilsin. Bir de Ersan ve" form durumuna göre"Fernandes’in satın alma opsiyonuna tabi… Onun dışında “fon bulduk diye” zırt pırt yabancı değiştirmeye gerek yok artık. Daha kim gelecek ki? Unutmadan; Bobo kalsın, aksi düşünülmesin...
Hayırlı olsun.
Konu ile alakalı: Sahte 7 Fernandes




































