Yeni Buffon: Simone Scuffet



İtalyanlar, artık “Onsuz ne yaparız?” dediği Gianliugi Buffon’un doğum tarihine bakmaktan korkmayacak...

Savunmada Arjantin’in efsanevi liberosu Sensini… Hem Euro 1996’da attığı golle, hem de Euro 2000’de Alpay’ı attırışıyla Türkiye’nin başına dert olan dönemin en çelikten stoperlerinden Fernando Couto… Ve İtalyanların ölümsüz kaptanı Fabio Cannavaro… Hücumda Gianfranco Zola, Filippo Inzaghi, Faustino Asprilla, Hristo Stoichkov; sonraki sezonlarda Hernan Crespo, Enrico Chiesa… Kısacası, 90’larda sokakta top oynayan her çocuğun topa vururken “o” olduğu birçok klas forvetlere sahipti Parma. Ancak namı bugünlere kadar gelecek, o günlerde doğan çocukların bile idolü olacak asıl efsane kaledeydi: Gianliugi Buffon. 

Kendisi Udinese’nin genç takımlarındayken, Samir Handanovic’i izleyerek büyüdüğü için ona “Dünyanın en büyük kalecisi!” diyordu belki de. Ama Buffon efsanesinin doğduğu dönemde, 1996 yılında doğan ve bugünlerde yakaladığı tek fırsata sarılarak Udinese’nin birinci kalecisi haline gelen Simone Scuffet, birçok İtalyan’a göre “Yeni Buffon”. Eğer İtalya sınırları içindeyseniz ve yetenekli bir kaleciyseniz, zaten “Yeni Taffarel” olma şansınız yok. Ancak Scuffet bu lakabı sadece İtalyan oluşuyla değil; kaledeki duruşuyla, fiziğiyle, tekniğiyle birçok anlamda Buffon’a benzediği için hak ediyor.

Çok küçük yaşta oynamaya başladığı amatör takımlarda, yaşına rağmen topu kontrol etme tarzı, çevikliği ve elbette ki kusursuz fiziğiyle, Udinese scoutlarının gözünden kaçmadı. Kısa zamanda U17 İtalya Milli Takımı’na çağırılarak, son 16’da Meksika’ya kaybedilen 2013 U17 Dünya Şampiyonası’nda İtalya kalesini korudu. Simone’nin kendi takımında birinci kaleci olma hikayesi, Engin İpekoğlu – Rüştü Reçber başta olmak üzere birçok efsane kalecinin hikayesiyle örtüşüyor. Udinese’nin as kalecisi Brkic ağır sakatlık yaşadıktan sonra genç yaşında basamakları hızlıca tırmanan Scuffet’e şans verme zamanı gelmişti. İlk lig maçında Genoa’dan 3 gol yemesi bir yıkım değil, sadece istisna olacaktı. Scuffet, geriye kalan 10 maçın 5’inde, kalesinde hiç görmedi. İşte ona Buffon yakıştırmaları, böyle başlayacaktı…
“Buffon’un ayak izlerini takip etmem benim için harika bir duygu ve büyük bir rüya” diyor Simone Scuffet. “Onun Juventus’ta ve İtalya’da yarattığı etkiye, kazandıklarına yaklaşmak bile harika olurdu.” Genç kalecinin hayalleri büyük, ama bu yakıştırmalar ayağını yerden kestirmiyor: “Şuan için çok mutluyum. Gelecek sezon neler olacağını görmek için bekliyorum. Geçtiğimiz sezon başlarken Udinese’nin dördüncü kalecisiydim, bir şeylerin değişebileceğine artık eminim ve daha bu bir başlangıç.”

Simone Scuffet’i bu yaşında büyük hedeflerine erkenden ulaştıran başlıca özelliği, soğukkanlılığı. Pozisyon takibi çok güçlü, bu yüzden yakalayabileceği topları asla sektirmiyor. Uzun boyu ve güçlü fiziğine rağmen oldukça çevik. Zaten 11 maçlık performansıyla, genç yaşın vermiş olduğu güçlü refleksleriyle parlayan sıradan bir kaleci olmadığını kanıtladı. Cesare Prandelli de onu büyük oyuncularla birlikte antrenman yapsın diye İtalya Milli Takımı’na da davet etmeye başladı. Belki onu Brezilya kadrosunda da görüp, bir zamanlar Casillas’da olduğu gibi turnuvanın en genç oyuncusu namzedinin karşısında bir kaleci görürüz, kim bilir…

6 yorum:

beagle dedi ki...

Benim de yeni keşfim West Ham yedek kalecisi Adrian. Geçen bir maçı izlerken fena değil, iyi, yok artık dedikten sonra kimmiş bu diye baktım. 3-4 clean sheet sonrası lokal kahraman olmuş bile ama ilginç olan 27 yaşında kadar doğru dürüst bir kariyeri olmaması.

Betis altyapıdan yetişmiş ve uzun süre B takımda kalmış. Geçen yıl A takımda 30 maçta 11 CS yapmış, kontratı boşta olunca da Sam Allardyce kendisini kapıp getirmiş. Uzun süre değer görmeyince insan ayrılmaya ve kendini kanıtlamaya hevesli oluyor galiba.

"Hero in the making" diyorlar. Göreceğiz.

beagle dedi ki...

Buralar sessiz, ben spekülasyon yapayım: Lescott boğazda balık yemiş. Kılçığı benim boğazıma kaçtı demektir.

Bir city taraftarının sakatlıklardan dolayı Lescott oynamak zorunda olduğunda yorumu: "he is too slow and can't tackle"

Ayakla müdahele yapamayan, ağır bir savunmacı. Tek iyi olduğu kombinasyon çok yönlü kompany'nin yanında oynadığında boy ortalaması yükseltmek.

Dany'den sonra sezon sonu rahatlığında ve yeni stadımızda atak oynacağımız varsayılan bir sezon için Lescott planlanıyorsa Beşiktaş'da bahsettiğimiz "futbol zekası" ya transfere çalışmıyordur ya da otorite boşluğu vardır.

Sempati ile saygıyı ayırmak lazım. Ben maç kaybedip ağlayan çocuklara sempati duysam da maçlar, kupalar kazanıp ağırbaşlı kalan adamlara saygı duyuyorum (Seba-Gordon ikilisi mesela). Bu adamları toplayıp seneye de hakemler diye ağlamanın alemi yok. Pedro ve Lescott'un arkaya sarkan adama yetişmesi için sahada motorla dolaşmaları gerekir.




cochise dedi ki...

@beagle
melo de italya'da altın bidon seçilmişti. aynı oyuncu farklı ülkelerin sistemleri için farklı defolar verebilir. PL gibi hız delisi bir ligde ağır kalan oyuncu burada da ağır kalacak diye bir kural yok. Yani boyu yükseltmek dışında hiç bir artısı olmayan bir adam 26 kez ingiltere milli takımını giydiyse; önce 6 sonra 27 milyon euroluk transfer yaptıysa bu büyücülüğünden dolayı tebrik etmek gerekir. Ben de Lescot'un hedef stoperimiz olması gerektiğinden emin değilim ama kendisi kesinlikle bir Ferrari değil; ve en kötü senaryosu vereceği artı değerin az olması olabilir. Bonservissiz daha uygun bir isim varsa duymak isterim (ironi yok; gerçekten varsa sevinirim.)

beagle dedi ki...

Cochise dostum bir konuda anlaşalım. Elimde kulüp imkanları, scoutlar vb yok, bonservissiz adamı söyledikten sonra kolaysa sen al deme bana. Sadece oyuncu modeli örnekleme yapıyorum. Ayrıca 6 aydır Lescott'a yaltaklandığımız kadar 30 yaşında hangi topçuya yanaşsak bir şansımız olurdu.

Eski Chelsea'li Alex "the tank" ın sözleşmesi bitiyor ve tahminen net maaşı 1- 1,5 milyon Euro.

Lescott'u bir kaç maçında ve onlarca pozisyonda izledikten sonra kendi futbol görüşüme dayalı sitemkar bir yorum yapıyorum. Adama kimin niye o kadar para verdiğini bilemem. Holosko'yu da Burak yılmaz, koray Avcı artı 5 milyon Euro'ya aldık. Euro doların yarısıyken 4 milyon'a sattığımız, yani reelde 2 milyona sattığımız Nihat ile sakatlıktan futbol hayatı bitmiş ve yaşlanmışken yaklaşık 20 milyon euro'luk bir geri alım imzaladık.
Umarım kimin kime wtf bonservis ödediği bir dayanak noktası olarak devam etmez. Vereceğim saçma para harcama örnekleri 3 gün sürer.

Beşiktaş formasıyla Kleberson ve Ricardinho'yu izledikten sonra geçmiş kariyerlerin ne kadar gösterge olduğundan emin olmadığımızı bir kenara yazalım.
Oyuncunun özelliklerinin aldığınız görev ve eksiğiniz için doğru olması gerekir. Adamlar dünya kupasını alıp olgun ama bitik olmayacak yaşta Beşiktaş'a geldi, bidondan beter oldular.

Felipe Melo'nun Türkiye'de iş yapacağını gelmeden tahmin etmiyor muydun? Eski dönemlerde Carsten Jancker ve Julio Baptista diye iki adam vardı, kariyerleri pek de parlak gitmedi, epey dolaştılar. Sence Türkiye'de çok başarılı olmazlar mıydı? 27 yaşına kadar top oynanamış Bursalı Fernandao bile şu anda acaba iyi kariyer yapacak mı listesine giriyor.

Neyse Sezere birkaç milyon euro gömebilen bir kulübün ilk 11'deki lider stoperini niye bedava aradığını hiç anlamıyorum da Kerim frei ve sezer'e bulunan bütçe ile:
Alex, Vidic, Papa Gueye, gibi adamların klübünden kopacak olanını zorlardım. Olmadı İtalya'yı da düşündüğünde muhakkak 1-2 kariyerli 30 yaş civarında hamleli, sert stoper bulurdum. O da olmadı Önder Özen'in güney amerika'dan beğendiği 3-5 Milyon Euro bonservisli adamları alırdım. Zaten bütün bunlara mahal vermez, en başta Egemen korkmaz'ı bırakmaz, Sivok'a 3 yıllık 5 milyon Euro tutarlı kontrat yapmazdım o ayrı.
Hiçbir çözüm bulunamadığında Türkiye liginden Yalçın Ayhan, Selim Ay, Kemal Tokak vb adamları doğru zamanlarda toplardım.

Ağır ve etkisiz bir stoper daha aldığımızda gelecek sene de veli-atiba-jones-necip gibi orta sahaların bir arada oynamasına söylenme hakkımız kalmaz. 7-9 adamı savunma özellikleri için sahaya koyan bir Beşiktaş da büyük takım değildir. Bunu hayal edenler, düşünemeyenler, imzalayanlar da Eziktaş'ın mimarlarıdır.

Herkes bek forvet vb peşinde ya, bütün transfer bütçesi ile 1-2 kariyerli, sert stoper alınsın, kalan takım Oğuzhan'ı MC'ye çekebilsin, ağır şampiyonluk adayıdır Beşiktaş. Seneye zayıf stoperlerle 4-2-3-1 mi? Peh diyorum. Beşiktaş formasını en fazla mahalle maçında giymesi gereken Veli'yi izlemeye, hakemlerden şikayet edip, kenarda zırlamaya devam.

Kusura bakmayın, sinirliyim. Devre arasında opsiyon yokluğundaki transferlere daha anlayışlı bakabiliyorum ama, Nisan-mayıs aylarında gelecek sezonu yakabilecek hareketleri kabul edemiyorum.


planck dedi ki...

Lescott mancini ile çalışırken şapiyon oldukları sene yanılmıyorsam onlibero da oynadı ve ligin en çok tackle yapan adamıydı ve ayğı da çok düzgündü. Fakat bu sene ara ara maçlarını izlediğim adam pl için gerçekten yavaş ve yaşlı. Benim de ilk tercihim olmayacağı kesin. Winner karakteri olan bir adam da değil. 2. olur direk cl'ye gidersek kesinlikle alınmasını istemem. 3. olursa eh hadi madem bir görelim derim.

Fakat gözden kaçan bir nokta var, özellikle Egemen özelinde devamlı yönetime vurma sebebi olan. Takımın top oynma sistemi içinde lescott > egemen. ama fenerin sisteminde egemen > lescott. Takım pas takımı olmaya yöneliyorsa, ön baskı yapmak ilk savunma prensibi ise lescott egemen tipi stoperlerden daha yararlı olur. uzun toplarla fiziki futbol oynamaya çalışacaksan, yılların chelseasi stoke citysi arasında bir takım istiyorsan stoperin egemen tipi olur. bu yüzden aranan oyuncu tipi doğru, seçilen adam yaşlı diyorum.

cochise dedi ki...

sabahtan beri cevapları hazırladım kafamda ama şu anda tamamen fener maçına konstantreyim :)

sadece bir iki şey ekleyeyim; takıma sol kanat lazımken alınan Ricardinho ya da uzun boylu pivotla oynamak isteyen hocaya alınan Ailton, tek yapabildiği kontra atak iken Fener'e alınmış Guiza (yukarıda sayılmamış ama sayılanlara denk) gibi örneklerle kıyaslanmamalı Lescott. Herkes hem fikir tam lazım adam değil gibi ama tekrar yazdığım gibibu soru işaretleri katacağı artı değer ile ilgili. bi de "27 az para değil hacı en azından bir iki olumlu özelliği olmalı"dan kasıtlı idi iğneliyici tarz. yoksa elbette para bir gösterge değil ama bir savunmacıya 27 verilmiş olması için şimdi körelmiş olsa da birşeyler göstermiş olmalı ademoğlu. Misal TFL'nin tarihi bidonu Guiza'nın iyi yaptığı çok şey vardı ama hiçbiri Fener'in işine yaramıyordu o ayrı.

Hoş alınan satılan kimse de yok haracadığımız, ya da harcamayı niyet edip de üşendiğim kelam açıkçası laf-ı güzaf; bi alınsın daha bol bol tartışırız. Şu anda ful konsantre fener maçına kanalize olalım. :)

haydi rastgele