Serie A’da Klinsmann Sesleri: Krzysztof Piatek



1994 Dünya Kupası, ‘90’larda çocuk olanların futbola ilk kez aşkla baktıkları turnuvadır. Köşeden her belirişinde heyecanlandırır, bazen sesini duymak bile yeter. Topun üst ağlarla buluştuğu an çıkarttığı efekt… Artık futbol sadece mahalle arasında iki taş arasında oynanan oyun değil, sayfa boşluklarına yazılan 11’lerde, “en sevdiğiniz 10 numara kim?” gibi sorulara cevap arayışlarında da vardır. Ama yine ‘90’larda çocuk olanlar için en sevilen 10 numaranın cevabı hep aynı olacaktır: Roberto Baggio. Golcü sorulduğunda ise akıl biraz Romario’ya, Klinsmann’a kaysa da yine tek bir isim baskın çıkar, o top ve üst ağlar buluşmasındaki seslerin perde arkasındaki isim: Gabriel Batistuta.

O kupada oldukça etkileyici performans gösteren Batigol, devamında da hız kesmemiş ve 1994/95 Serie A sezonunun ilk 11 maçında da gol atmayı başarmıştı. Bu, Bologna efsanesi Ezio Pascutti’nin 30 yıllık bir rekorun da kırıldığı anlamına geliyordu. Gabriel, Serie A’nın Serie A olduğu o dönemde gerçek anlamda bir imkansızı başarmıştı. O “imkansıza” 24 yıl sonra bir Polonyalı fazlasıyla yaklaştı. Genoa’nın daha birkaç ay evvel sadece 4 milyon Euro karşılığında transfer ettiği Krzysztof Piatek, Serie A’daki ilk 7 maçı da boş geçmeyip, şimdiden 9 golü buldu. Batistuta’dan sonra ilk kez bir oyuncu bu kadar hafta üst üste gol atmayı başarıyordu. Üstelik bu sezonun Piatek’in Çizme futbolundaki ilk sezonu olduğunu düşünürsek, başardığı şeyin değerinin çok daha fazla olduğunu söyleyebiliriz.

“Geçtiğimiz sezon da çok iyi bir performans sergilemiştim, artık yeni bir adım atmam gerektiğini hissediyordum. Bu Genoa oldu. Sadece iki aydır buradayım ve bu kadar kısa zamanda takımıma yardımcı olabildiğim için mutluyum. Ancak gelecek yıl neler olacağını kim bilir…” Krzysztof Piatek

Evet, Piatek eski takımı Cracovia Kraków formasını giydiği sezon sezonunda 20 gol atmıştı. Polonya Ligi için bile oldukça etkileyici bir performans olsa da kimse ondan ilk sezonunda böylesine bir çıkış beklemiyordu. Hatta galiba kendisi de dahil… Polonya Ligi biraz daha belirleyici olsa da genellikle top lig dışındaki seviyelerde çokça gol atmak, yeterince güçlü bir işaret değil. Ancak Piatek’in donanımında gerçek bir golcülük yatıyor. Ve aslında ülkesinin büyük santrforu Lewandowski’den daha çok, Serie A’nın eski büyük golcülerinden Jürgen Klinsmann’ı biraz daha fazla andırıyor sanki.

“Golünüz nasıl olsun istersiniz?”


Krzysztof Piatek’in en büyük farkı, repertuvarında her çeşit gol yeteneğini bulunduruyor olmasıydı. Vuruş açısına göre sert bir şut da çıkarabiliyor, ayağının içiyle köşeye doğru bir plase de… Thierry Henry’nin nirvanaya ulaştığı “stoperi karşısına aldığında, bir anda topu uzak direk dibine gönderme” seçeneği bile mevcut kendisinde. Aynı zamanda aşırı uzun bir oyuncu olmamasına rağmen (1.83), kafa vuruşlarında oldukça etkili bir oyuncu. Ve aslında çok uzun olmaması bir avantaj… Oldukça çevik, topun geliş yönüne doğru hızlıca pozisyon alan ve çok çok iyi sıçrayan bir oyuncu. Asıl önemlisi sıçradıktan sonra topa nasıl vurmak; Piatek bu konuda da fazlasıyla iyi. İşte Klinsmann’a benzetme nedenim de burada yatıyor. Alman efsanenin aklında da her zaman; direkt olarak kaleye inmek, kenar toplarda hızına alarak sıçrayıp, şut gibi kafa şutları çıkarmak vardı.

Çok iyi golcü mü, çok iyi santrfor mu?


Piatek, Polonya Ligi’ndeki golcülüğünün tesadüf olmadığını kanıtladı. Ama karşımızda şöyle bir soru var ve bu bence henüz cevap bulmadı: Piatek aynı zamanda çok iyi bir santrfor mu? “Gol atıyor işte, daha ne” gibi düşünmemek lazım. Golcülükle iyi santrforluk farkını gösterecek bize oldukça yakın bir örnek var: Cenk Tosun. Bir önceki sezonda 20 gol atmıştı ama iyi santrforluk konusunda hala eksikleri vardı. Ancak geçen sezon komple santrforluk konusunda öyle hızlı adımlar attı ki önceki yıla nazaran daha az skorer bir oyuncu olmasına rağmen Premier Lig’in kapılarını kırarak içeri girdi.
Golcü, daha çok kendi istatistiğini değiştirir. İyi bir komple santrfor ise takımın çehresini. Topu sırtı dönük aldığında takımına zaman kazandırarak, attığı kilit paslarla etrafındaki oyuncuları da gol pozisyonunun içine atmak, sık alan değiştirerek rakip defansın denge ayarlarıyla oynamak; bir santrforun attığı goller kadar önemli aksiyonları. Piatek bunları yapabilme potansiyeli var olsa da henüz yan özellikleri golcülüğü kadar tam değil gözüküyor. Mesela ceza sahasında yalnız kalan bir oyuncu değil, Pandev ve büyük potansiyellerden biri olan Christian Kouame, çok iyi koşu atan hücumcular olmasına rağmen Piatek’in henüz asisti yok.

“Barcelona’nın benimle ilgilendiğini duydum. Ama açıkçası buna pek inanasım gelmedi.” Krzysztof Piatek

Tarzına göre en uygun takım: Chelsea


Her şeye rağmen günümüzde böylesi bir golcüyü bulmak kolay değil. Zaten bulan da kolay kolay elden çıkarmak istemiyor. Şu an için üst seviye kulüplerin deneme transferleri bile 30, 40 milyon barajına geldi. O nedenle Piatek’in yakın zaman içinde büyük bir transfer yapması kaçınılmaz. Şu ana kadar Chelsea, Napoli, Juventus ve hatta Barcelona’nın takipte olduğu yazıldı. İçlerinden sadece Napoli tarafı resmi olarak ilgisini açıkladı. Napoli, kariyer planlaması için doğru bir adım gibi gözüküyor. Çok büyük bir kulübe gitmeden önce öyle bir ara dönem geçirirse, gelişimini daha sağlıklı şekilde sürdürebilir. Ama daha üst seviyeye aktarmasız gidecekse onun için en uygun kulüp Chelsea gibi gözüküyor.

En başta Chelsea, 9 numara pozisyonunda tam olarak aradığını bulmuş değil. Özellikle de Sarri için ne Morata ne de Giroud, hareketlilik ve gezginlik olarak istediği tipte oyuncular değiller. Piatek bu boşluktan faydalanarak direkt 11 formasını kapma şansı var. Daha önemlisi tarz olarak Sarri’nin ilgi alanına giriyor. Çünkü hareketli, golcülük çeşitliliğine sahip ve direkt kaleyi düşünen bir oyuncu. Chelsea, genellikle topu önde kazanarak hücum ettiği için rakip savunmayı dengesiz yakalıyor ve bu Piatek için harika bir haber. Çünkü az önce bahsettiğimiz “komple santrforluk” konusunda tam olamama durumu, öyle bir takım içerisinde sırıtmaz. Çünkü Chelsea sıfırdan atak kurgulamak yerine topun kaybedildiği noktada atağını tazeleyen bir takım; haliyle Piatek’in hızlı düşünmesi ve uygulaması şimdilik yeterli olabilir.

Hiç yorum yok: