Öne Çıkanlar: Mehdi Taremi



İran’ın Dünya Kupası’ndaki sert, hatlarını yakın tutan takım savunmasına dayalı sisteminde özellikle sivrilen bir oyuncu var: Mehdi Taremi. 1992 doğumlu oyuncu, takımının kaleden gayet uzakta bir konum olmasına rağmen bir şekilde hücum etme özelliğine sahip. İspanya karşısında gole iki kez çok yaklaşan oyuncu İtalyan sağ kanat Ezequiel Schelotto’yu andırıyor.

Nasıl bir oyuncu?


Aslında Schelotto da “Ben sağ açık mıyım, bek miyim?” sorunsalı arasında neredeyse futbol hayatını bitirdi. Cesena’da parlayan oyuncu Inter, Sporting transferlerini yaptı ama net bir patlama gerçekleştiremedi. Taremi de tıpkı onun gibi sağ çizginin her bölgesinde oynayabilecek oyuncu. 187’lik boyuyla fiziki olarak da fark yaratıyor.

İran’ın derin savunmaya yönelik 4-5-1’inde sağ kanatta rol alan Taremi, top kendi takımına geçince hızlıca hücuma destek veren ve boyunun da avantajıyla ters kanattan gelen ortalara cevap olabilen bir oyuncu. Zaten İspanya’ya da iki kez kafa vuruşlarıyla gole yaklaşmıştı. Aslında kendisi Al Gharafa’da bir forvet oyuncusu. Golcülük sezgilerini kenardayken de iyi kullanıyor.

Topla dripling özelliği de ortalama. Aslında en önemli özelliği “her özellikten az az” kendinden barındırması. Tek başına çözüm üretecek kadar yetenekli değil ancak takım oyunu içerisinde fazlaca sivriliyor.

Geleceği ne olur?


Dünya Kupası’ndaki performansından sonra Avrupa liglerinin orta düzey takımlarından teklif 
gelecektir. 26 yaşında ve hala pozisyonunu net belirlemesi adına geç değil. Avrupa’da forvet oyuncusu olarak fark yaratamaz ancak 5’li orta sahanın sağına ve hatta 4’lü savunmanın sağ bekine evirilirse oldukça ideal bir sağ kenar oyuncusu ortaya çıkabilir.

Öne Çıkanlar: Christian Cueva (Peru)


2018 Dünya Kupası’nda oynanan maçlarda şu ana kadar iki tane “güzel kaybeden” ülke gördük. Onlardan biri Fas, diğeri de Peru. Danimarka’ya karşı her yönden üstün oynamalarına rağmen topu bir türlü içeriye atmayı başaramamış ve Poulsen’in golüyle 1-0 kaybetmişlerdi. Peru’nun o akıcı oyununun en önemli parçalarından biri ve hatta birincisi Christian Cueva’ydı. Her ne kadar penaltıyı kaçırmış olsa da…

Nasıl bir oyuncu? 


Peru’nun 4-2-3-1’inde forvet arkasında rol alan Cueva, Talisca tipi golcü 10 numaralardan değil de daha çok orta saha özellikli bir 10 numara. Zaten takımı Sao Paolo’da daha çok ikili orta sahanın önünde oynatılıyor ve 10 numaradan ziyade “orta saha” havası veriyor. Ancak Peru’nun sistemindeki rolü, tam olarak özelliklerini ön plana çıkarabilecek nitelikte. Cueva en başta oldukça hareketli, sahanın her bölgesini kullanıyor ve en önemlisi hareket halindeyken kilit paslar çıkarabiliyor. Peru’nun her iki kanadında da topsuz oyunda etkili oyuncular mevcut: Carillo ve Flores. Bununla birlikte Farfan da yıllardır olduğu gibi hala gezgin forvet rolünde fark yaratıyor. Bu üçlüyü maç boyunca müthiş besledi ki, sahada kaldığı sürede 6 başarılı kilit pas attı; bunlardan en az üçü direkt olarak gollük pastı. Bir orta saha oyuncusu için dripling özelliği de oldukça iyi.

Geleceği ne olur? 


Christian Cueva 1991 doğumlu ve artık üst seviye takımlar için treni kaçırmış durumda, çünkü varıp varabileceği potansiyel bu. Ancak Serie A ve La Liga’nın baş altı takımlarında rahatlıkla kilit oyuncu olabilecek özellikte. Dünya Kupası’nın devamında piyasasını daha da artırması muhtemel… Tek başına çözüm üretebilecek bir tarzı yok ancak takım halinde hareket eden bir sistemin arasında harika işler çıkarabilecek bir oyuncu.

Bir Baggio İsyanı: Cristiano Ronaldo



İzlediği ilk Dünya Kupası, Amerika 94 olan futbolseverler için kaçınılmaz bir şey vardır: İflah olmaz şekilde Baggio hayranlığı. Elbette topla olan ayrı estetiği, benzersiz imajı da bunda etkendir ancak o turnuvada asıl farkını “tek adamlık” gösterisiyle yaratmıştı Roberto Baggio. İtalya’nın finale yürüyüşündeki hikayenin neredeyse tamamında o vardı, özellikle grup aşamasından sonra finale kadar atılan 6 golün 5’ini bizzat kendisi atarken…

Aslında Brezilya’yla oynanan finalde kaçırdığı penaltı kadar, sonrasında sarf ettiği sözüyle de damga vurmuştu: “Penaltıyı, ancak onu atmaya cesaret edebilenler kaçırır.” Evet, Roberto Baggio takımının en kritik penaltı atışında topun başına geçebildiği için, öncesindeki o muhteşem hikayeyi yazmıştı. Bundan 24 yıl sonra, aynı sorumluğu alan ve aldıkça daha da büyüyen başka bir oyuncu izledik. Ve galiba devamını getirecek ve 2000’lerde doğan çocuklar, gençlerin gözünde daha da silinmez bir kahraman olacak: Cristiano Ronaldo.


İspanya – Portekiz maçı, muhtemelen 2018 Dünya Kupası’nın en iyi üç maçı arasına girdi bile. Dereyi geçerken teknik direktör değiştirse dahi İspanya, bu kupanın en büyük favorilerinden biriydi. Cristiano’nun bireysel performansının arkasında sıkı duran bir takım oyunuyla Avrupa Şampiyonu olan Portekiz de, favoriler arasında görülmese de maçları her zaman merak uyandıran takımlardan. İki takım da beklentilere karşılık verince, ortaya muhteşem bir maç çıktı.

Cristiano Ronaldo'yla gezgin forvet tarifi


Cristiano, yaş aldıkça daha da santrforlaşmaya başlamıştı. Ancak dün akşam daha farklı bir rolde izledik. Yanındaki forvet partneri Guedes’in gezgin oynaması beklenirken, bizzat o görevi Cristiano üstlendi. 5 başarılı dripling girişimi yaptı, attığı 38 pastan sadece birisi isabetsizdi. O paslardan birçoğu, kilit pastı. Özellikle Guedes’e ilk yarıda tek pasla bıraktığı top, lezizdi. Yani, attığı 3 golün dışında da oyunun hep içindeydi Cristiano. O nedenle “yahu gollerden biri penaltı, biri De Gea ikramı” deyip geçmemek lazım.

Del Piero usulü ölü yaprak vuruşu


Cristiano Ronaldo'nun kullandığı frikiklerin gol olma ortalaması, son yıllarda oldukça düşmüştü. Hatta bunun istatistiki bir gerçeği var: Ronaldo, Real Madrid formasıyla kullandığı 407 frikikten 30’unu gol yapabilmişti. Yani ortaya frikiklerinin gol olma oranı %7.3 çıkıyor ki bu veri gayet düşük. Yine de o dakikada topun başına geçmek ve kendisine has bir tarzla ağları bulmak, tam 1994 model Roberto Baggio işiydi. Aslında tam ölü yaprak vuruşu değil, ayağının üstüyle değil de baş parmağının solunda kalan kısmıyla vurdu. Alessandro Del Piero dokunuşuydu daha çok…

İspanya’nın orta 4’lüsü



Elbette bu maç Cristiano üzerinden yazılır, ancak İspanya’nın Diego Costa’nın ardında gezgin oynayan Isco, Iniesta, Koke ve David Silva dörtlüsüne de ayrı parantez. Yani öyle bir oluşum ki, top kimin ayağına gelse sürprizli bir şey çıkıyor ve içinden hep “bu atak sakat…” diyorsun. Gerçekten de her atağı etkili şekilde resmedebiliyorlar. Bu maçta Ronaldo duvarına toslamaları bir şeyi değiştirmez, sahaya koydukları “net futbolla” hala kupanın en büyük favorisiler bana göre.

Dünya Kupası Fikstüründe Dikkat Çeken 5 Maç


Dünya Kupalarında yapılan en büyük hata, şöyle fikstüre bakıldığında pek de önemli görülmeyen ama aslında gayet efsane geçen maçları kaçırmak oluyor. Ben de yapmadım değil. 98 Dünya Kupası’nda Bakırköy’de okul çıkışı gittiğim kahvehanede Norveç – Fas maçı vardı. Ancak etrafta oturan esnaf için gündem, daha çok o gün Halis Karataş’ın kaç koşuyu kazanabileceğiydi. Yarış koştuğu zaman da kanal değişiyordu. Haliyle, televizyona pek konsantre olamayacağım için çıkmıştım ama sonrasında izlediğim özetlerde baya baya akan bir maçı kaçırdığımı fark etmiştim.

Bu kez öyle bir hata yapmayacağım. Artık telefondan bile televizyon izlemenin avantajıyla hiçbir maçı kaçırmayı düşünmüyor, bu sıvı tüketerek günde üç maça da kitlenmeyi düşünüyorum. Ve özellikle aşağıda bahsedeceğim maçların çok özel geçeceğini tahmin ediyorum. O yüzden, bence siz de kaçırmayız.

MISIR – URUGUAY: 15 HAZİRAN, 15:00


15 Haziran’da saatleri 15’i gösterdiğinde Ramos’un kulağını biraz daha çınlatacağız çünkü son haberlere göre Cuper’in hazır olmayan Salah’ı hemen oynatmaya niyeti yok. Neyse, muhtemelen Mısır’da delicilik rolü daha çok bizim Kasımpaşalı Trezeguet’in üzerinde olacak. Normalde onun ilk 11 çıkma ihtimali düşüktü ama Salah’sız Mısır’da oklar onu gösteriyor. Sol kanatta Stoke City’li Sobhi’nin yer aldığından muhtemelen kendisi sağ kanada kayacak.
Aslında Cuper de Uruguay’ın hocası Tabarez’de oyun içinde baskı kurma anlamında pek aceleci değiller. Yani, oyun teknik adamların istediği gibi giderse temposuz bir maç izleyebiliriz. Ben yine de, her iki takımda da bireysel olarak ön plana çıkmak isteyecek birçok oyuncu olduğunu düşünüyorum ve maçın bir anda, bambaşka bir hikayeye dönüşmesini umut ediyorum. Aynı zamanda Uruguay’da Suarez, Cavani gibi süperstarların yanında “Değerine Değer Katabilecek 10 Oyuncu” listesinde yer verdiği Lucas Torreira’yı da izlemek için bir fırsat.

PERU – DANİMARKA: 16 HAZİRAN, 19:00

Peru, bu kupanın Kolombiya’sı (2014’teki performansından kasıtla) olabilir. Bireysel olarak hiç de hafife alınmayacak oyunculara sahipler ve takım olarak gayet birlikte hareket edebiliyorlar. Yaptıkları son 4 hazırlık maçını kazandılar ve onlardan biri Hırvatistan. Yanlış anlamayın, Hırvatlar baya Modric’le, Rakitic’le falan çıkmıştı o maça. Yılların eskitemediği seyyah golcü Paolo Guerrero hala takımın golcüsü ve hala atıyor. Kral, “hareketli pivot santrfor” tanımının en iyi karşılıklarından biriydi, pek bir şey kaybetmedi.
Onun haricinde Benfica’lı Carrillo da çok iyi bir hücumcu. Farfan da eski formundan pek uzakta değil. Son olarak, Belçika’da golcü 10 numara pozisyonunda baya fark yaratan Cristian Benavente’nin de performansını merak ediyorum. Sözün özü, Peru maçlarını kaçırmayalım. Özellikle de Pione Sisto’nun parıl parıl parlamasını beklediğim Danimarka’ya karşı olan maçlarını. Bu arada bu maçı kazanan, Fransa’nın peşinden gruptan çıkan takım olacak. O bakımdan da önemli.

İSVEÇ – GÜNEY KORE: 18 HAZİRAN, 15:00

İsveç’te çok değişen bir şey yok, genelde tanıdığımız, bildiğimiz isimlerle kadro oluşturulmuş. Forvet ikilisinde Marcus Berg, Ola Toivonen var mesela. Ama RB Leipzig’in önemli dişlilerinden Forsbeg’in neler yapabileceğini merak etmiyor değilim. Bu maçın kaçırılmamasının asıl sebebi ise Güney Kore.

Uzak Doğu ekibi aslında bu kupada her zaman var ama bana göre ilk kez bu kadar güçlüler. O güç barını en çok yükselten isim ise Tottenham’ın sol kanattaki makinesi Heung-min Son. Bir oyuncu her şeyi mi yapar? Vallahi yapıyor… Şu sıralar Avrupa’nın en underrated oyuncularından bana göre. Adının en azından Hazard’dan daha sık dolaşması gerekiyor yüz milyonluk transfer haberlerinde. RB Salzburg’un Avrupa Ligi’nde yarı finale çıkasında büyük pay sahibi genç forvet Hee-chan Hwang için de büyük vitrin olacak bu maçlar.

KOLOMBİYA – JAPONYA: 19 HAZİRAN, 15:00

Her ne kadar Groningen’de yaptıklarıyla peşine Manchester City’i takan Ritsu Doan’ı kadroya almamış olsalar da Japonya, her zaman olduğu gibi bu turnuvada da “güzel futbol” vadediyor. 2014’de hemen hemen her maçları baya hareketli geçmişti. Özellikle Getafe’nin orta sahası Gaku Shibasaki’nin süre alması durumunda ciddi piyasa yapmasını bekliyorum.
Kolombiya adına da aslında Radamel Falcao’nun ilk Dünya Kupası gibi bir durum var. Geçtiğimiz turnuvada sakattı ve tekrar kendine gelip, golcülüğünü hatırlaması baya uzun sürmüştü. Şimdi eskisi kadar formda olmasa da en azından karşımızda tam bir 9 numara kıvamında bir Falcao var. 2014’ün yıldızı James, o turnuvada Real Madrid kapılarını açmıştı. Bu turnuvayla da “beni gözden çıkarma konusunda emin misiniz?” mesajı verebilir. Bayern Münih üzerinden baya formda geliyor. Ayrıca, ben 2013’teki U20 Dünya Kupası’nda harikalar yaratan Quintero’dan da bir geri dönüş bekliyorum. Yani, bu maç da kaçmaz.

NİJERYA – İZLANDA: 22 HAZİRAN, 18:00


Doğrusunu söylemek gerekirse futbol namına çok bilinmezli bir maç değil. İzlanda, milli takım bazında sanki yıllarca bir arada oynamış kulüp takımı gibi sahada doğru duran bir ekip. Bakkala bile tahinli helva almak için 10 kişi beraber gidiyorlar (bu tahinli helva sadece bakkallarda satılan bir ürünmüş gibi geliyor bana). Takım kurgusunun bu kadar sağlam olduğu bir ekibe karşı Nijerya’nın çok şansı yok. İzlanda “bir şey oynamıyormuş gibi” gözükecek, Nijerya Moses’ıyla, Ihenacho’suyla, Iwobi’siyle rakip savunmayı dövecek ama maç bir şekilde İzlanda’ya dönecek gibi. Asıl hikaye, tribünlerde…
Nijerya taraftarları her zaman büyük renk katmıştır Dünya Kupaları’na. Müzikleri ve maçta ne olup bittiğine aldanmadan sürekli tribünde bir oraya, bir buraya koşuşturan grupları… E diğer tarafta da meşhur balina çağırma ritüeli var. Sırf o oluşacak atmosfer bile “ulan ne maç oluyor be!” dedirtir.

DÜNYA KUPASI 2018 FİKSTÜRÜ:

Dünya Kupası'nda oynanacak tüm maçları da buraya yazalım, sonradan kolayca ulaşalım madem.

Perşembe 14 Haziran 2018
A Grubu
18:00 Rusya - Suudi Arabistan
Cuma 15 Haziran 2018
A Grubu
15:00 Mısır - Uruguay
B Grubu
18:00 Fas - İran
21:00 Portekiz - İspanya
Cumartesi 16 Haziran 2018
C Grubu
13:00 Fransa - Avustralya
19:00 Peru - Danimarka
D Grubu
16:00 Arjantin - İzlanda
22:00 Hırvatistan - Nijerya
Pazar 17 Haziran 2018
E Grubu
15:00 Kosta Rika - Sırbistan
21:00 Brezilya - İsviçre
F Grubu
18:00 Almanya - Meksika
Pazartesi 18 Haziran 2018
F Grubu
15:00 İsveç - Güney Kore
G Grubu
18:00 Belçika - Panama
21:00 Tunus - İngiltere
Salı 19 Haziran 2018
A Grubu
21:00 Rusya - Mısır
H Grubu
15:00 Kolombiya - Japonya
18:00 Polonya - Senegal
Çarşamba 20 Haziran 2018
A Grubu
18:00 Uruguay - Suudi Arabistan
B Grubu
15:00 Portekiz - Fas
21:00 İran - İspanya
Perşembe 21 Haziran 2018
C Grubu
15:00 Danimarka - Avustralya
18:00 Fransa - Peru
D Grubu
21:00 Arjantin - Hırvatistan
Cuma 22 Haziran 2018
D Grubu
18:00 Nijerya - İzlanda
E Grubu
15:00 Brezilya - Kosta Rika
21:00 Sırbistan - İsviçre
Cumartesi 23 Haziran 2018
F Grubu
18:00 Güney Kore - Meksika
21:00 Almanya - İsveç
G Grubu
15:00 Belçika - Tunus
Pazar 24 Haziran 2018
G Grubu
15:00 İngiltere - Panama
H Grubu
18:00 Japonya - Senegal
21:00 Polonya - Kolombiya
Pazartesi 25 Haziran 2018
A Grubu
17:00 Suudi Arabistan - Mısır
17:00 Uruguay - Rusya
B Grubu
21:00 İran - Portekiz
21:00 İspanya - Fas
Salı 26 Haziran 2018
C Grubu
17:00 Avustralya - Peru
17:00 Danimarka - Fransa
D Grubu
21:00 Nijerya - Arjantin
21:00 İzlanda - Hırvatistan
Çarşamba 27 Haziran 2018
E Grubu
21:00 Sırbistan - Brezilya
21:00 İsviçre - Kosta Rika
F Grubu
17:00 Güney Kore - Almanya
17:00 Meksika - İsveç
Perşembe 28 Haziran 2018
G Grubu
21:00 Panama - Tunus
21:00 İngiltere - Belçika
H Grubu
17:00 Japonya - Polonya
17:00 Senegal - Kolombiya
Cumartesi 30 Haziran 2018
Eleme turu
17:00 C Grubu birincisi - D Grubu ikincisi
21:00 A Grubu birincisi - B Grubu ikincisi
Pazar 1 Temmuz 2018
Eleme turu
17:00 B Grubu birincisi - A Grubu ikincisi
21:00 D Grubu birincisi - C Grubu ikincisi
Pazartesi 2 Temmuz 2018
Eleme turu
17:00 E Grubu birincisi - F Grubu ikincisi
21:00 G GRUBU 1.'Sİ - H GRUBU 2.'Sİ
Salı 3 Temmuz 2018
Eleme turu
17:00 F Grubu birincisi - E Grubu ikincisi
21:00 H GRUBU 1.'Sİ - G GRUBU 2.'Sİ
Cuma 6 Temmuz 2018
Eleme turu
17:00 1. Çeyrek finalist - 2. Çeyrek finalist
21:00 5. Çeyrek finalist - 6. Çeyrek finalist
Cumartesi 7 Temmuz 2018
Eleme turu
17:00 7. Çeyrek finalist - 8. Çeyrek finalist
21:00 3. Çeyrek finalist - 4. Çeyrek finalist
Salı 10 Temmuz 2018
Eleme turu
21:00 Yarı Finalist 1 - Yarı Finalist 2
Çarşamba 11 Temmuz 2018
Eleme turu
21:00 Yarı Finalist 3 - Yarı Finalist 4
Cumartesi 14 Temmuz 2018
Eleme turu
17:00 1. Yarı final mağlubu - 2. Yarı final mağlubu
Pazar 15 Temmuz 2018
Final
18:00 1. Yarı final galibi - 2. Yarı final galibi