Ajax 2 - Beşiktaş 1 (1993)

Türk futbolu kendini ispat etme çabalarındadır... Milli Takım, son torbadan 5. torbaya sıçrmamış, averaj takımı olmaktan "yeniliriz ama terletiriz!" mertebesine erişmiştir... Ümit Milli Takımı, Akdeniz Oyunları'nda altın madalya alıp gelmiştir yine bu dönemde... Bir sonbahar gecesi iki takım dişli Avrupa deplasmanlarındadır. Beşiktaş, Ajax ile karşılaşırken, aynı saatlerde Galatasaray da Manchester United karşısındadır. Beşiktaş, Kupa Galipleri Kupası'nda tur peşindeyken, Galatasaray da bir mucizeyi gerçekleştirip Şampiyonlar Ligi Grupları'na kalmayı arzulamaktadır...
Beşiktaş maçını Ercan Taner'in anlatımıyla Show TV veriyordu yanılmıyorsam... Galatasaray maçını ise Ümit Aktan'la TGRT Televizyonu yayınlıyordu. Beşiktaşlı olmayanların tercihi Old Trafford oluyorken, bizler tabi ki Ercan Taner'in sesine kulak veriyorduk... Ajax, kadrosunda Van der Sar, Finidi, Seedorf, De Boer kardeşler, Litmanen, Rijkaard, Overmars gibi isimleri barındırıyordu.... Maçın henüz başlarında Beşiktaş, Akdeniz Oyunları'nın yıldızı Sergen'in müthiş ara pasıyla bir pozisyon buluyor, "kritik maçların golcüsü" Şifo Mehmet affetmiyordu... O gün sahada 20 yaşındaki Sergen'le birlikte, 17 yaşındaki Oktay da şans buluyordu... Beşiktaş maçı önde götürürken, Galatasaray'ın da 0-2 mağlup duruma düştüğü haberini alıyor, inceden "helal bize!" etkisi uyanıyordu içimizde... Ajax oyun üstünlüğünü alıp, 1-1'i de yakalayınca bu kez gol sesleri Galatasaray'dan geliyor, ister istemez diğer kanala göz atma gereği duyuyorduk... Ve Galatasaray maçına döndüğümüzde de, Ümit Aktan'ın dillere pelesenk olan sözlerini duymuş oluyorduk: "Arif köşedeki örümcek ağlarını alıyor..." "Değil Şımaykıl, bütün Maykıllar gelse o topu ordan alamaz..." " Ağlamak istiyorum..."

Ajax, Frank Rijkaard'ın çaprazdan tavana vurduğu topuyla 2-1 öne geçiyor ve maç da bu skorla bitiyordu. Ercan Taner'in son düdükle beraber "bitirdiea! bitirdiea! bitirdieaa!" diye sevinç naralarını atınca "çocuk aklımla" düşünüp bir sonuca varamamıştım... "Ulan yenildik bu adam neye seviniyor?" diye düşünsek de, deplasman golünün mühimmiyetini ve de "1-0cık" skorun bile Beşiktaş'a yeteceğini idrak etmemiz uzun sürmüyordu... Lakin 15 gün sonra başka bir olayı idrak ediyorduk: Rakip Avrupalı ve de güçlü olunca avantaj mavantaj dinlemiyordu... Nitekim Beşiktaş, numaralı köşeden gelen " OoOOo Litmanen!! " sesleriyle 4-0 mağlup oluyordu İstanbul'da...Ama yine de akıllarda "Ah Oktay 5 dakikada o golü kaçırmasaydı..." serzenişleri ve de "mor forma" kalıyordu bu eşleşmeden hatıra...

Galatasaray, 3-3'ün rövanşında İstanbul'da 0-0 berabere kalarak, Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkını kazanırken, o Ajax da bir kaç yıl sonra Şampiyonlar Ligi Şampiyon'u oluyor hatta bir dönem Juventus'la birlikte "en güçlü takım" ünvanını kazanıyordu... Milli Takım ise, San Marino'ya önce Samiyen'de ilk korner akabinde ilk gol apoletlerini takıp, deplasmanda da itfayeci, postacı, pizzacı, zerzevatçıdan oluşan rakibine ilk puanını kazandırdığı grubun son maçlarında, Norveç ve Polonya'yı mağlup ederek "Euro96'ya adayız beyler..." diyordu Avrupa'ya...

2 yorum:

stalker dedi ki...

0-4'lük maçta staddaydım. ajax'ın oynadığı şahane futbolu çocuk gözümle izlemiş olmama rağmen unutamam. hani takır takır derler ya, aynen öyleydi. zaten ertesi yıl birkaç değişiklikle şampiyon kulüpler kupasını almışlardı.

Gurbet Kartalı dedi ki...

ayni mactaydik demekki... 30bin bayrak dagitmislardi, litmanen recebi darmaduman etmisti.. ben hicbir zaman recep cetini bu sekilde hic bir macta bu kadar calim yedigini hatirlamam... ah o mor forma... nereden bulnurki...