Beklemeyen Bek... İK-3

Dünya futbolu, kanat ve bek kavramlarında çeşitli yollar almıştır zamanla... Bir dönem herkesin kabul ettiği 3-5-2 sistemiyle tek bir kenar oyuncusunun ayağına bakılırdı. Savunma futbolunun ön plana çıktığı 90'lar sonunda ise, hemen hemen her oyuncunun öncelikle birer "savunmacı" kimliğinde isimlerden oluşan "4'lü defans çizgisi" kabulleniliyordu. Bugünlerde "modern futbol" olarak tanımlanan, futbolda nirvana sayılacak düzeye ulaşmak isteyen takımlar ise, 4'lü savunmanın kenarlarındaki bek oyuncularıyla "ofansif fark yaratma" peşine düştüler... Normalde, en azından beklerden birini stoper görünümlü oyunculardan seçemeye çalışan bu takımlar, artık her iki bekiyle de topa hakim olarak, rakiplerini mahkum oynatmayı başarıyolar. Barcelona, Alves transferiyle çok büyük bir fark attı diğer rakiplerine. Zaten ortasaha ve forvetsel olarak "uykusunda bile pas yapan" oyunculardan oluşan Barca, bek bölgesinde de teknik olarak üst düzey bir isme kavuşunca, ortaya böylesine bir rüya takım çıkmış oldu... Hatta ve hatta son sezonda Abidal'dan da vazgeçerek, Maxwell transferi yaptılar ve "iki ofansif bek" olgusunda çok az taviz verdiler sezon boyunca... Bununla birlikte Inter, Maicon'la bir çok gidiyor denen maçı çevirdi bu sezon, hatta bazı maçlarda solbekte Zanetti gibi bir ismi de kullandılar. Chelsea, çoğunlukla Cole-Ivanovic dengesini kursa da, oyunu açmak adına bazı zamanlar Belletti faktörünü de es geçmedi... Keza Real Madrid'in de bu sezonki "rekor ikicilik" yolunda Marcelo ve Ramos'un ofansif katkılarını unutmamak gerekiyor...
"Yetenekli bek" kavramı öylesine gelişti ki, "sıkışan oyunu açmak" adına pivot santrafor tipine bile gerek kalmadı son dönemlerde... Bugün modern futbol oynayan bir çok takım, bünyesinde "pivot santrafor" tanımlı bir ismi barındırmamaya başladı. Artık farkı, oyun kaderini beklerinin katkılarına bırakarak yaratıyorlar... Bunun nedeni de çok açık aslında. Alan savunmasını "mükemmel" yapabilen bir rakip bile, mutlaka karşısındaki bekleri "demarke" durmunda bırakabiliyor. Daha doğrusu bırakmak zorunda kalıyor... Çünkü rakip bekler pozisyon durumuna göre ya aklını "ön kenar oyuncusuna" veriyor, ya da ters kademeyle cezasahası içine girebiliyor. Bu durumda hücum yapan bek oyuncularını durdurmak, sadece karşı takımın "ön kanat oyuncularına" kalıyor... Ki onların da yapabilceği savunmanın bir sınırı olduğundan, kolaylıkla ekarte edilebiliyorlar... İşte tam da burada Mourinho gibi bir teknik direktör, önde oynayan kanat oyuncularına bile "bek savunması" öğrettiği için, kırılması zor bir catenaccio oluşturabiliyor...

Beşiktaş'ın 4-2-3-1 sistemini baz alarak, hücum esnasında solbekin konumunu örnekleyelim;
Beşiktaş'ın atağı soldan gelişme eğiliminde, rakip iyi bir "alan savunması" örneği sunuyor. Rakibin 8 numarası, Beşiktaş'ın 10 numarasını (Delgado), 6 numarası ise Beşiktaş'ın 8 numarasını (Ernst) kontrol ediyor... Beşiktaş'ın sol forveti (11 numara) ise, içeri katederek, rakip sağbekini beraberinde getiriyor... Rakibin 7 numarası burada ya topa sahip olan Beşiktaş'ın 6 numarasına (Necip) basarak, alanını boşaltacak; ya da Beşiktaş'ın 3 numarasını kontrol etmeye devam ederek, 6 numaranın topu "rahat kullanmasına" olanak sağlayacak. Burada 7 numaraların hamlesi "basmak" oluyor genellike ve solbekin önünde güzel bir koridor kalıyor... Kaldı ki, genelde rakiplerin bu kadar iyi alan savunması yapabildiğini söyleyemeyiz. Rakibin sağ beki ya da ön kanat oyuncusu kadraj dışında kalbiliyor çoğunlukla...
Böyle bir ortamda top, ortasahada çabuk bir şekilde sol bekin önüne atılırsa muazzam bir boşluk yakalanabilir. Beşiktaş'ın İnönü'de, CSKA karşısında gelen beraberlik golü, böyle bir atak neticesinde ortaya çıkmıştı...

Bu kez atağın ters taraftan geliştiğini düşünerek, solbekin durumunu değerlendirelim;
Burada rakibin, 11 ve 3 numarasıyla sağ kanadı tamamen kapattığını görüyoruz... Burada iki türlü çözüm var; ya sağbek "şapkadan tavşan çıkararak" rakibin 11 numarasını ekarte edecek, ya da cepheye dönecek... Beşiktaş'ın şuanki idealinde, sağbekin Toraman olacağını düşünürsek, burada cepheye dönmesi daha makul bir seçenek olarak gözüküyor... İşte tam burada da, Beşiktaş'ın 8-6 veya 10 numarasının topu çabucak, ters kanada havale etmesiyle, yine bir diğer bek yani Beşiktaş'ın 3 numarası, takımdaki en "demarke" oyuncu olarak ortaya çıkabiliyor... Ernst ve Necip, bu tip topları atabilen oyunculardır. Delgado da, "ortasahanın içinden" bir bölgede değil de, iki savaşkan ortasahanın önünde serbest adam pozisyonunda oynadığı zaman, bu tip toplarla daha rahat buluşabiliyor ve kanatlarda kendini boşa çıkaran oyuncuları daha rahat görebiliyor... Basel'de, tıpkı bu şekilde sağbek Degen'i meşur etti diyebilirim...

Yine aynı şablonları göz önünde bulundursak bir gerçek daha ortaya çıkıyor... Ülkemizde bir mantık vardır, biraz topla yetenekli bir adam bek oynatılınca "yahu yazık oluyor bu kadar kabiliyetli adam önde kullanılmalı!" gibi bir serzeniş ortaya çıkıyor. Ama görülüyor ki, böyle adamlar asıl rakip savunmanın kucağına atılarak yazık ediliyor... Bekte oynadığı zaman, çoğunlukla demarke olacakken, yeteneklerini daha yüksek yüzdeyle ortaya koyabilecekken, alan savunmasının göbeğine atmak, ya da öyle öngörmek nedendir? Beşiktaş'ın son dönemde en büyük yanlışlarından biriydi bu da aslında; kenar forvetleri "idare edilebilir" görmek, orada Ekrem'i, İsmail'i falan değerlendirmek... Oysaki, o bölgede etkili olabilmek için, kullanılan isimlerin ya Eto'o, Kuyt gibi hem birer santrafor özelliği taşıyıp, hem de topsuz oyunda "yamyam" olması gerekiyor. Ya da Quaresma gibi her iki tarafa da çalım yapabilen, teknik özellikleriyle markajdan sıyrılabilen oyuncuların ortaya çıkması gerekiyor... Nihayet Beşiktaş, bu sezon hem Quaresma hamlesi, hem de Volkan - Ozan'dan birini alma adına transfer çabası, hem de Erkan Kaş ve Ali Kuçik gibi isimleri kampa götürecek olmasıyla bir yanlıştan dönüyor...
Sonuç olarak her halukarda görünen şudur ki; Beşiktaş, tıpkı diğer modern futbol oynayan takımlarda olduğu gibi, ofansif farkı beklerde de yaratmak zorundadır... İbrahim Üzülmez, yaşına nazaran çokca "bindirme" yapıyor... Ama ofansif katkı demek "sadece bindirme yapmak" değildir aslında... Tıpkı İsmail Köybaşı'nın yaptığı gibi; bindirmeleri çoğunlukla iyi sonuçlamak, gerekirse şut atmak, gerekirse oyuna tek yönden bakmayıp, topu paralel pasla ters kanada yönlendirmek, gerekirse çalım yapmak, gerekirse önündeki kenar forvetiyle ikili oyuna girmek gerekir... İsmail, bu ülkenin en iyi bek oyuncusudur, hatta belki de böylesi hiç gelmemiştir. Çizgiye inip, nokta ortalar yapabilmenin dışında, bir "play maker" ayağına sahiptir... Kadıköy deplasmanında penaltıyla sonuçlanan atağı yönlendirmesi, Old Trafford'da Tello'ya attığı paralel uzun topu, Manisa maçında Nihat'ın önüne attığı öldürücü lob pası yapabilecek "benim diyen ortasaha" bile çok azdır... İbrahim Üzülmez candır, kaptandır, fenomendir de, artık bir yedektir... Kendisine her zaman olması gereken sevgiyi ve saygıyı duyacağız. Ama aynı saygıyı, futbola ve Beşiktaş'ın menfaatlerine gösterecek olursak, İsmail Köybaşı çok çok fazla öne çıkıyor...

İK-3 tabiriyle ve de yazı içeriğiyle "bırakın Quaresma'yı, kendi değerlemize bakın!" gibi bir izlenim bırakma güdüsünü taşımıyorum. Ben de salyalar akıtarak bekliyorum kendisini. Ancak şunu söyleyebilirim: Quaresma 7 numara bölgesinde neyse, İsmail de 3 numarada odur! Gözümde en az Quaresma kadar değerlidir, Beşiktaş'ın sınıf atlatma hususunda en az o kadar, belki de daha fazla katkı yapabilecek bir oyuncudur. O nedenle benim için Quaresma'yı kesmek neyse, önümüzdeki sezon solbekte İsmail'i görmemek o olacaktır...
Hatta ve hatta, sağbekte de İsmail etkisi yaratacak bir oyuncu olsa, takımın tüm çehresi değişebilirdi... Rıdvan sakatlanmasaydı, ihtiyaca göre nispeten bu görevi alabilirdi. Amma velakin, şimdi bir şekilde sağ beke de "yetenekli bek" opsiyonunu oluşturacak bir isim bulmak gerekiyor...

4 yorum:

Furkan Elkatmış dedi ki...

Mustafa abi öncelikle yazı çok güzel olmuş.

İsmail gerçekten önümüzdeki yıl çok iş yapacak gibi yanlız benim 2 bek içinde ismail tarzı oyuncaların oynaması konusunda bazı çekincelerim var. mesela stoperde nekadar yüreğiyle oynasada bazı zaafları olan ibrahim toroman sağ bekte oynasa ismailde solda daha dengeli bir defans olur gibime geliyor. ibrahim çok fazla bindirme yapacak çalım atacak asist yapacak bir oyuncu değil ama İsmail'in ileri çıkışlarında açık kapatabilecek bir yapısı var. bir defansif bek(toroman) bir ofans gücü yüksek bek(ismail) çok uyumlu olabilir. ama şu varki bu senenin tersi topa çok hakim olan bir takım olursak belki 2 teknik ofansif bekle de rahatlıkla oynayabilir.

Cartalete dedi ki...

Evet Furkan, zaten ideali de Toraman - İsmail olacaktır bek bölgesinde.
Fakat benim sağbeke de bu tarz bir oyuncu isteğim, yukarıda da belirttiğim gibi "opsiyon" açısındandır. Yani, ihtiyaç duyulabilir böyle bir sağbeke de... Özellikle Süper Lig'de 34 maçın, en az 25'inde iki ofansif bek zarardan çok yarar getirir. Rakibin gömüldüğü anlarda toplar mutlaka ve mutlaka beklerin ayağına gidiyor. O toplar, bek bölgesine yöneldiğinde "yetenekli oyuncuları" bulduğu zaman, Beşiktaş kurdeşen döktürmeden maçları çevirebilir..

i.meric dedi ki...

fener takiminin alexten sonra en etkili hucum silahi gokhan gonulse bizim ne yapip ne edip ismaili sol beke monte etmemiz gerekiyor, ismailin gokhana oranla bir cok avantajida var, ondan genc, gokhan gibi ikinci ligde uzun yillar oynamadi bu yasina ragmen super lig ve sampiyonlar ligi tecrubesi var, uzaktan sutlari cogu forvete gore daha iyi, ankaragucune golunu ve bursa macindaki 90a giden fuzesini hatirlayin..kaledeki sorunuda goz ardi etmememiz gerekiyor rustuden sonra hakana guvenemiyorum,yabanci kontenjanimizida yabanci kaleciye ayirmamaliyiz, onur kivrak bu takima kazandirilmali. ismail volkan senden olusan bir sol kanat hatti bu ligi rahatlikla kaldirir.. ama hala sag kanatta buyuk eksikliklerimiz var..ibrahim toraman idare eder, ridvan sakat, ekrem saatli bomba, kas gitti, tandogan gonderilmemeliydi!

Adsız dedi ki...

bence iki ofansif bek olması hücum orgaizasyonlarında daha yararlı olur.böylece hem ki kanadıda kullanırız hemde kanat oyunclarımız oyun içinde yer değişebilir.ama bunun için defansif ortasaha oyuncumuzun(bence ernst çünkü necip ofansa yönelik olmalı) takım hücum yaparken stoperlerin arasına gelip defansı üçlemesi gerekir.bunu için toroman yada sivk tekrar ön liberoda denenebilir bence.