Genoa İçin Büyüme Vakti...

Takımların yavaş yavaş şekillenmeye başlamasıyla, önümüzdeki sezonun Seria A'sı hakkında yazılara başlamak gerekiyor sanırım. Son hafta yaptığı iki "büyüme" transferiyle, bu konunun ilk sırasını hakeden takımı Genoa ile başlayalım...
Serie A'ya yükseldikleri dönem, scout ekiplerinin başarısıyla "ucuza al, pahalıya sat" mantığını benimseyen ve bunu iyi yapan kulüpler arasında gözüküyordu Genoa. Bunu yaparken de; her zaman iyi bir takım kuran, kendilerini Serie A'ya çıkaran hocaları Gasperini ile istikrar sağlayan bir oluşum yakaladılar ve hiç bir zaman küme düşme korkusu yaşamadılar... Ancak son iki sezona bakıldığında, Genoa için "büyüme" hamleleri belirmeye başlandı... Artık "ucuza al, pahalıya sat" prensiplerini bırakıp bir tık öne geçerek; "pahalıya al - daha pahalıya sat" gibi Lyon ve Porto'da gördüğümüz modeli benimsediler...
Genoa'nın bu "büyüme hamlesi" 2008/2009 sezonuyla resmen start alıyor; Motta, Milito, Palladino, Ferrari, Sokratis, Gasbarroni ve Criscito transferiyle iddialı bir takım kuruluyor, sezonun en ofansif ve tempolu oynayan takımı olarak dikkat çekerek, 5.'lik gibi iyi bir pozisyonda ligi bitiriyorlardı... Ancak takip eden sezonda, 3 bölgesinin en önemli isimlerini kaybettiler... Gasperini'nin 3-4-3'ünde, modern libero gibi gözüken ve sistemin yürümesinde çok etkin rol oynayan Matteo Ferrari Beşiktaş'ın; takımın ortasahasını mücadelesiyle dolduran, gerekli zamanda süpriz ve kritik goller atan Motta ile birlikte, takımın büyük golcüsü Milito Inter'in yolunu tutuyordu...Genoa, bu 3 transferin sonunda kasasına 40 milyon Euro koymuştu koymasına, ama takımın "büyümesine" sekte vurulmuştu...

Ne daha sonra yapılan "70 milyon Euro'ya vuracak" transferler, ne de Gasperini'nin 3-4-3 istikrarı, takımın olumlu sonuçlar almasını sağlayamadı. Ferrari'nin rolü, normalde sol stoper oynayan Bocchetti'ye verildi. Bir önceki sezon Mourinho'lu Inter'den sadece 7 gol fazla yiyen takım, artık bahis severleri "4-6 gol ya da 7+" seçeneklerine iten bir hal alıyordu... Büyük yatırım yapılan takım ligi -4 averajla ancak 9. bitirebildi...
Bu sezona döndüğümüzde ise; Genoa'nın parayı artık daha mantıklı kullandığını görüyoruz... Veloso ve Rafinha gibi hem yetenekli, hem de takım oyuncusu olma anlamında, kendi bölgesinde "en iyiler" kategorisinde koyabileceğimiz isimleri aldılar... Ondan önce, ne olursa olsun Serie A'nın "temiz golcülerinden" Luca Toni'yi bonservissiz elde ettiler... Barcelona alt yapısı olan, geçtiğimiz sezon Almeria'da istikrarlı ve önemli bir performans sergileyen Chico da, savunma anlamında bir diğer önemli transfer oldu... Bununla birlikte kaybettikleri oyuncular ise; Milan'a sattıkları Sokratis ve Velosa'ya takas karşılığında giden Zapater... Muhtemelen Chico, geçtiğimiz sezon Sokratis'in oynadığı "sağ stoper" bölgesinde yer alacak. Rafinha 3-4-3'ün sağında, Veloso sol ortasahada, Luca Toni de santrafor bölgesinde oynayacaktır...
Her ne kadar Bielsa, Dünya Kupası'ndaki Şili'si ile bizlere 3'lü savunmayı yeniden sevdirse de, 3-4-3 gibi bir sistemin sadece "futbol izleyicisine" yarayacağını, bir takımı alıp uzaklara götüremeyeceğini düşünüyorum... Aslında Criscito - Rafinha gibi iki tarafa da harika bekler yakalamışken, 4'lü savunmaya geçmenin tam zamanı olduğunu düşünsem de; 6 yıllık geleneğini bozmayacağını da biliyorum Gasperini'nin... Önümüzdeki sezonun Genoa 3-4-3'ü böyle gözüküyor, ama sonuç ne olur onu zaman belirleyecek. Ama şunu biliyorum; maç yayınında sıra ne zaman Genoa'ya gelse ekran karşısında olacağım, hatta "temposuz futbol" diye düşünerek Serie A'ya burun kıvıran futbolseverlere de tavsiye ederim, çünkü başka birşey oynuyorlar her zaman...

5 yorum:

Serkan İncekara dedi ki...

Merhaba Mustafa Demirtaş;
Ben yazılarınızı yazbaşından beri severek takip ediyorum.Merak ettiğim bir soru var.Yazbaşı olduğundan bilmiyor olabilirim,kusura bakmayın...İtalya'da Udinese-Palermo-(Genoa) dan başka sempati duyduğunuz takımlar var mı?

Cartalete dedi ki...

Merhaba,
Aslında pek ayrım yapmıyorum. Genel olarak İtalya futboluna sempatim var, o nedenle her takımın iyi durumda olmasını istiyorum açıkcası.

Ama özel olanları var elbette, Palermo başta olmak üzere. Büyükler arasında ise Juventus... Daha sonra, tribünleri açısından da potansiyel olan bazı Güney İtalya takımları; Napoli, Catania, Avellino vs... Onun dışında Genoa, Cesena.. Cesena'yı da uzun zamandır bekliyordum Serie A'ya, ayrı bir gözle takip edeceğim onları da. Bir de Roberto Baggio hatrına, Vicenza'yı da beklemekteyim artık yukarılara.
Liste uzun yani :)
Udinese'nin daha çok, arama-tarama-yetiştirme ekolüne ilgi duyuyorum.
Takip için teşekkürler.

Levent Kömürkara dedi ki...

Gian Piero gibi adamlar futbolun geleceğidir. Romantiklik kalmasa da Prekazi'nin dediği gibi yine de barındırmak gerekiyor benliğinde biraz güzellik. Canım sıkıldıça iki yıl önceki Milan-Genoa maçını izliyorum. Bünyeye iyi geliyor.

Cartalete dedi ki...

Evet, zaten benim de İtalya'dan vazgeçememe nedenimdir belki de. Futbolu da, tribünlerin eylemleri de hala romantiktir orada.

Cartalete dedi ki...

Acele ettik galiba.

Boateng (Gana'da oynayanı) ve Insua (Liverpool'lu sol bek/kanat)adları da geçiyor Genoa semalarında...