Mola... Trabzonspor 1 : Beşiktaş 0

Trabzonspor maçın başından itibaren, Beşiktaş’la oynadığının farkındaydı. Top Guti ve Ernst’in ayağındayken sıkı pres yaptılar, bir sonraki adımda da pas yollarını kapattılar, Kuddusi Müftüoğlu’nun da hakem olmamasından faydalandılar. Hakem, Trabzonspor’un yanındaydı diyemem, ama kısaca “hakem değildi” diyebilirim, zaten hep öyleydi… Egemen Guti’nin sol dizine krampon izini çıkarttı, kartsız geçildi; Hilbert direkt bileğe girdi, kartsız geçildi; Engin faul beklediği bir pozisyon sonrası “puuuh! Ulan senin gibi!” diye söze başladı, kalaylayarak devam etti “duyulmadı!”; Teofilo önce gardını alıp, sonra Toraman’ın suratına sol kroşesini indirdi, ikinci sarıdan! “bi’ zahmet” atıldı… Maç boyunca verip, vermediği bir çok yanlış faul ve kart kararları vardı ama hakem olmayışıyla alakalı olarak en bariz hatalar bunlardı. Tempolu geçeceği çok muhtemel bir maçta, böyle ortamlar için son derece zayıf halka kalacak bir hakemin atanması, çok yanlıştı. Açıkçası korktuğum başıma geldi…

Schuster’in oyuna müdahale etme konusunda en “eylemsiz” kaldığı maçtı diyebilirim. Çıkan 11, çok itiraz edilecek bir 11 değildi, ancak diziliş bir hayli sıkıntılıydı… Çünkü Holosko ikinci forvet değil, sol kanat oynuyordu; Tabata forvet arkası değil, yine “içe kaçan sağ kanattı”; haliyle Nobre de tek forvetti. Kaleden uzak kalındığı, Nobre’nin de savunmayı zorlayan tek hücumcu gibi gözüktüğü birçok maçı yaşamıştık geçmişten, hemen hepsi “yaşlandırma” etkisi yaratıyordu Beşiktaşlı’da. Bugün yine öyle oldu. Tayfur Hoca niye tribünde diye soruluyor da, bana Tayfur Hoca “maç öncesinde” lazım aslında… Nobre ancak ve ancak Ankaragücü maçında olduğu gibi, etrafında mutlaka bir “ikinci forvetin” var olduğu ve baskı kurulan maçlarda iş gördüğünü, aksi halde orta forvet olarak oynadığı bir çok maçta Beşiktaş’ı daha da “kısırlaştırdığını” Schuster’e sunacağı raporlarda belirtmeliydi. Ya da Holosko’nun en formda döneminde bile “solda oynadığı zaman” futbolu unuttuğunu… Belki söylemiştir, Schuster bir de ben göreyim demiştir, bilemeyiz…Beşiktaş maçın büyük çoğunluğunda ortada sıkışmışken, Hilbert’in “tek adamlı” kanat oyunlarında Trabzonspor savunmasını zorlaması, bir ışık yakması gerekirdi aslında Schuster’in kafasında. Nispeten “içe hareketlenme” özelliği olan Tabata’yı sola, Holosko’yu da en azından "az biraz olan" dışa çalım yeteneğini gösterebileceği sağ kulvara alabilirdi. Bu durum; Holosko’nun Serkan’dan kurtulması, Hilbert’ten bile kolay çalım yiyen Cale’den faydalanması anlamını taşıyabilirdi…

Fenerbahçe maçının aldatıcı olduğunu ve Bobo’nun bir ortasahanın yerine oyuna dahil olacağını "yapma hocam" diye iç geçrisem de, tahmin edebiliyordum. Oldu da... Ernst çıktı Bobo girdi. Ama bir sorun vardı; Trabzonspor 3’lü ortasahaya karşın bile baskın oynuyordu ve ikinci yarıda o ortasahaya Ceyhun da dahil olmuştu. İşler kötüye gidebilirdi, gitti de… O andan itibaren maç 1-1'den çok 2-0'a daha yaklaşmıştı. Necip’in yorulan Guti’nin yerine ortasahaya dahil oluşu, bir nebze fiziki dengelemeyi sağladı. Ancak herşeyden önce benim Scuster’den umut ettiğim bazı değişiklikler vardı: Tabata <-> Bobo ve Nobre <-> Necip... Ernst, Aurelio ve oyuna yeni girmiş bir Necip’le ortasaha direnci yeniden kazanılabilir, Necip taze enerjisiyle İsmail'in hücumlara daha çok katılmasını sağlayabilir, Guti daha önde kullanabilirdi böyle bir düzende. Holosko da, sağa açılan bir ikinci forvet rolünü üstlenir; Guti’nin ara toplarına olacak sağlayacak “genişlemeyi” yaratabilirdi. Kısacası daha esnek bir hücum hattı olurdu, ama olmadı… Nobre sağa geçti, Holosko yine solda kaldı. Onur Zapo’nun yerine girdi, tek stopere düşüldü. Bu dakikadan itibaren, Beşiktaş da Trabzonspor’la oynadığının farkına vardı, daha sıkı top dolaştırdı ve cezasahasını daha fazla zorladı. Tabata; 7 metrelik kalede, ayağının içiyle çizgide bekleyen Ceyhun’u bulmasa, maç berabere de bitebilir, “vay be! yine yenilmedi Beşiktaş!” diyebilirdik, olmadı… Nobre, ilk yarıda 50 santim mesafeden kafayı vurabilse, belki de maçı alacaktı Beşiktaş; Trabzonspor golden sonra kontraları değerlendirse belki farka gidecekti; belki Beşiktaş bu bitkin ve “sakat” haliyle her hangi bir deplasmana çıksa, yine puan kaybedilecekti, en azından aradan Trabzon deplasmanı çıkmış oldu… Belkiler çok, yine hayra yormak en iyisi. Bu takım zamanla iyi olacak o belli. Bu maç ayakların biraz yere basması açısından, Schuster’in yeni bir testten daha geçmesi bakımından güzel oldu. Bu takım, 3 gün önce daha önemli bir maçı kazandı. Enseyi karartmaya gerek yok. Da… Bir daha herhangi bir deplasmanda “Nobre’li tek forvet” gibi bir takım görürsem, ciddi ciddi maçın skorunu livescoredan öğrenmeyi düşünmüyor da değilim.

Takımın ciddi şekilde “molaya” ihtiyacı vardı; milli maç arası yine tam zamanında geldi…Unutmadan; bu testten biri sağlam çıktıysa o da Hilbert'tir. Böylesine sıkı bir maçta da ayakta kaldı, takımda "net bir sağbek" vardı, hücumlarda da gayet etkili oldu. Evet, Beşiktaş sağbekini gökte ararken "önünde" bulmuştur...

15 yorum:

Gökhan dedi ki...

ben yenilgide neredeyse en büyük payın yorgunluk olduğunu düşünüyorum. antalya ve rapid maçlarında gerekirse bir kaç oyuncu bu maç düşünülerek dinlendirilebilirdi olmadı, bari milli maç arasından sonraki manisa-porto-kayseri üçlemesinde yedekler kayseri değil manisa maçında oynasa.

oyuncu değişikliklerine gelince, bobo 0-0'ken girse nobre çıksın derdim ben de, ama 1-0 olunca holosko'nun çıkmasını bekliyordum. holosko da nobre de hiç katkı sağlayamadılar neredeyse. necip'in de aurelio'nun yerine girmesini beklerdim.

trabzon bizden daha çok istedi, bence de sıkıntı yapacak bir durum yok ortada, trabzon'da puan kaybı zaten normal.

hakemin de kontrolü kaçıracağı daha egemen'in guti'ye yaptığı faule kart vermeyince belli olmuştu.

zapo bu sene beklediğimden çok daha iyi şu ana kadar, bir de fatih tekke'nin bir an önce gelmesi lazım.

turkkant dedi ki...

Maçı çok güzel yorumlamışsın. Ben de Holosko'yu Serkan illetinden kurtarıp neden öbür tarafa atmadı diye soruyordum aynen. Üstüne bir de İsmail'in de önünü kesti, muhtemelen öbür yana geçse bu sefer Hilbert'in önünü kesecekti.

Schuster bence maç öncesi tarafından bakarsak vasattı.

Bir kere rotasyon, rotasyon diyor devamlı da, elinde 5 orta saha oyuncusu var. En yaşlı üçü çarş-pazar oynadı; Necip hatta Fink hiç nerdeyse hiç oynamadı. Bu nasıl iştir? Takım yoruluyor diyorsun, yaş ortalaması 33 olan bir üçlüuü 3 gün arayla 90ar dakika oynatıyorsun? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

İsmail-Üzülmez rotasyonu da bence ters olmalıydı. Bu maçta Üzülmez Wien'de İsmail oynamalıydı. Sahada sinmeyen, rakiple, hakemle dalaşabilen Üzülmez bu gün olmalıydı.

Bobo dinlenmeli diyor Schuster. O zaman Antalya maçında dinlendirseydin. Hangisi daha önemli maç?? Nobre tahliline de yüzde bir milyon katılıyorum.

Bir de herkes her fırsatta, her hatada Toraman'a giydiriyor. Saklanarak oynayan, ikili mücadeleden kaçan tembel stoperler arada kaynıyor. Zamanında Zan çok kaçak güreşirdi. Zapo da aynı ayak. Herkes adamına yapışmış, boğaz boğaza... Zapo efendi Mustafa'nın iki metre gerisinde, e o tuttuğun adamın 2 metre gerisinde kalırsan sen ne iş yaparsın? Yerim ben öyle, derinlik yapıp topları toplayan soğukkanlı stoperi. Sonra neymiş Zapo iyiymiş, açsınlar gole bir daha baksınlar. Bir Toraman'ın adam adamasına baksınlar bir de Zapo efendinin arkadan golü seyredişine.

Bir de golde faul orta sahaya yakın oluyor, adamlar en az 2-3 metre önden kullanıyor serbest vuruşu. İşte konsantre takım orta sahadaki faülde hemen topun dibine gelir, o atışı yakınlaştırmaz. O top 2-3 metre önden kesilse, o pozisyon da yüzde 90 gol olmazdı. Ama işte böyle detaylı es geçersen, stoperin adamının 2 metre arkasında kalırsa golü de böyle yersin.

Bukan dedi ki...

Schuster'e birinin tayfur mu olur bir başkası mı artık sıkıldım bazı şeyleri söylmesi lazım.Forvette Bobo oynayacak arkadaş ayağında top tutan pozisyon hazırlayan tek adam o iki örnek vereyim maçla ilgili ilk yarı tabata vurdu karambol oldu nobre araya girdi Holosko arkada bekliyor ki top ona gelsin. Başka bir pozisyonda Onur'dan döndü Bobo çevirdi Tabata plase yerine abansa idi maç 1 1 bitiyordu. Oyun zekası olmayan adamla maç kazanamazsın. Holosko Nobre zeki oyuncular değil nerde ne yapcaklarını bilmiyorlar. Top ayağına yakışan Guti Ersnt Queresma Necip Bobo var bu adamlardan sadece Bobo forvet oynuyor geri kalanı arasında rotasyon yap ama Bobo oynuycak. Holosko Nobre'nin de devre arası Nihat'ı da yanlarına alınıp postalanması lazım. Ayrıca Mustafa Türk futbolculardan maalesef bir şey olmuyor kolay kolay. Hırs namına bir şey yok İsmail'de istediği kadar yetenekli olsun Üzülmez'i tercih ederim İsmail'in yerine.20 yaşındasın yüz ifadesine tavrına hareketlerine bakıyorum sanki futbolun sonlarına gelmiş paraya pula doymuş bir topçu izlenimi veriyor hırsı olmayan topçudan bir şey olmaz İsmail böyle giderse 1 sene sonra yolcudur söyliyim

bora dedi ki...

Cartalete konuyu guzel ozetlemissin...

Once genel olarak birseyler soyleyeyim. Eger Trabzon ilk yaridaki kadrosu ile devam etseydi, bence ciddi sikintilar yasayacakti. Maca sert basladilar, Egemen'in yaptigi fauller filan. Hatta bir pozisyon vardi, tabanini kaldirdigi, bence direk kirmizi kartti. Bizimkiler ondan sonra sertlige basladi. Bu surecte iki gol pozisyonu buldular ama Tabata, Guti ve Ernst'in pas trafigi, Hilbert'in sagdan akmasi ile oyun yavas yavas dengelendi ve sonrasinda insiyatifi ele aldik. Hele Nobre'nin ayagi yerine kafasiyla vurmaya calistigi pozisyon gol olsa bugun farkli seyleri konusuyor olurduk. Dun Chelsea-Arsenal macinda Cole soldan ilk dalisinda Drogba golu yapti. Biz Hilbert ile ilk yarida o kanattan iyi geldik ama bir turlu ya final pasi gelmedi ya ceza sahasindaki oyuncular dogru pozisyonda degildi ya da ceza sahasinda yeterince adam yoktu. Aslinda bunlardan pekala bir gol cikarabilirdik...

Ikinci yarida Ceyhun oyuna girince aklima su geldi: Bobo oyuna girene kadar gol yemezsek bir sekilde maci aliriz ya da en kotu berabere biter. Hatta golun hemen oncesinde, normalde faul olmayan Burak'in sari kart gormesi gereken faul atisinin oncesinde, babama "Trabzon duran top disinda gol atamaz" demistim fakat tam da o faul atisinda gol geldi. Bunu soylemistim cunku Ceyhun oyuna girdi, iyi guzel de Trabzon bu seferde ileride cogalamiyordu. Burak, Teo ve Engin; bunlari sinirlamak bence cok zor olmazdi. TS'un degisikligi tam da istenilen ortamin uzerine gelmis gibi oldu. 0 - 0 devam eden bir oyunda TS Ceyhun takviyeli orta saha ile Hilbert'in sagdan akislarina cozum bulabilirdi ama bence pozisyon bulma sansi da cok duserdi. Bence Gunes sansini duran toplara birakmisti ve bunu da ilk buldugu firsatta her ne kadar hem faul hem de gol dogru olmasa da iyi degerlendirdiler. O pozisyonda Ernst'in Ceyhun ile eslesmesi hic iyi olmadi.

Su yorumculari biraz dinleyeyim dedim ama yani dinlenecek gibi degiller. TR'de futbolun ileri gitmesi icin bu yorumcularin hepsinin saf disi kalmasi lazim.

Bence macin hakki Schuster'in dedigi gibi beraberlikti.

Q7 ve Bobo ile maca baslayabilseydik bence bu maci ozellikle ilk yarida 2 veya daha farkli skora tasiyabilirdik. Takim iyi yolda. Schuster bence bu macta hata yapmistir ama takimi tanimaya devam ediyor, hersey guzel olacak :)

Cartalete dedi ki...

Gökhan;
Manisa - Porto - Kayseri 3'lemesinde, Kayseri maçına kadar en azından "seyahat" yaşanmayacak olması güzel. Milli aradan sonra Manisa maçında kritik adamları oturtmamız doğru mu olur yanlış mı bilemiyorum. Porto maçına kadar bu sefer biraz fazla maç temposundan uzak kalırlar sanki.
O 3'lemeden sonra iki İnönü maçı var ligte ve nistepen hafif sikletli: Sivas, Kasımpaşa... Bakalım.

turkkant;
Ben de Schuster'in Finki biraz fazla "sildiğini" düşünmekteyim. Bu maçta Aurelio yerine Fink, Ernst yerine Necip olmuş olsa belki Trabzon'a karşılık daha bir direnç gösterilirdi ortasahada. Hatta skor yakalanılsaydı; Guti'nin yerine Onur da girerdi. Böyle bir ortasahanın önünde Bobo'lu hücum hattı, işleri değiştirirdi. Tekke iyileşene kadar Bobo dişini sıkmalı, ki zaten sezon boyunca öyle sık da oynatılmadı.
Faul öncesi Beşiktaşlı oyuncuların hal ve tavırlarını iyi yakalamışsın. Aslında ben de "Trabzon Beşiktaş'la oynadığının farkındaydı, Beşiktaş Trabzon'la oynadığının farkında değildi." derken bunlardan bahsediyordum. Maçtan kopuk kalındı biraz...

Bukan;
Hırs derken, bence bir futbolcuda kazanma güdüsü önemlidir. Ben İsmail'de bunu görüyorum, geçen sezon Bursa deplasmanında da bunu gösterdi aslında.
Genel olarak kendini ağır geliştirmesinden dem vurulabilir. Ancak bu maçlık eleştirilecek pek bir şeyi yoktu, aslında öyle bir ortam yoktu... turkkant'ın değindiği üzere; önde Holosko varken bindirme şansı da azalıyordu. Çünkü Holosko ne top tutabiliyor, ne de içe hareketlenebiliyordu. Yani İsmail'in hücuma destek verebilmesi için gerekli zamanı, alanı kazandıramıyordu...

bora ;
Yorumcuların aslında nasıl bir sığ pencereden baktıklarına, Schuster'in bu maçı "rotasyon yaptığı için" verdiği konusunda söz birliği etmelerinden anlaşılıyordu. Bakıldığı zaman sadece Bobo rotasyona uğradı, diğerleri sezon boyu ideal adamlardı, sakat oyuncuları dışarıda tutarsak.
Hatta, belki de gerekli rotasyon sağlanmadığı için bu maçta reaksiyon verme süresi biraz gecikti...

Ama dediğin gibi; maçın başlarında İsmail'in iki kez ofsaytı bozduğu pozisyonlar dışında, Trabzon'un öyle söylenildiği gibi bir üstünlüğü yoktu bence de. Bir ara işler duran toplara kaldı iki takım adına da; Nobre vuramadı direkten döndü, Mustaf Yumlu sağlam yükseldi gol oldu, maç Trabzon'a döndü...
Gollerin tarafını değiştirsek, maçın rengi de değişirdi. Sonuçta böyle dengede giden maçlar "kelebek etkileriyle" sonuçlanıyor bir bakıma... İşte bu sebeple de, bu maçın hakemi asla Müftüoğlu olmamalıydı.

bora dedi ki...

Macin genel taktigi ile ornegin soyle degil de boyle oynasaydik ve ona gore personel secimi yapsaydik gibi toplara girmek yerine bu ve gecmis maclara bakarak bazi oyuncularin gorev aldiklari bolgelerdeki etkinlikleri ile ilgili fikirlerimi paylasmak istiyorum...

Bu takimin top tasiyabilecek, oyunun rakip alana yikilmasini saglayacak iki hucum oyuncusu var: Bobo ve Q7. Bu ikisinin hedef maclarda eger sakatlik, ceza gibi bir problem yoksa mutlaka oynatilmalari gerekiyor. Zaten rotasyonun amaci ideal sayilacak oyunculari hedef maclara hazir tutmak degil midir? Holosko ve Nobre tek bir top tutamadilar. Bizim gibi bir takimin seviyesinde bu isi yapamayacagi ayan beyan ortada olan begenmedigim Tabata olmasa dunku musabaka tenis macina donerdi. Nobre'ye ve Holosko'ya kizamiyorum; cunku yapamayacaklari birseyi istemenin bir manasi yok. Bence sezon basi Delgado sorunu neyse bugunku Holosko ve Nobre sorunu aynidir...

Nobre konusunda Tavsan 1 Fener maciydi, tavsan 2 TS maci oldu. Umarim hedef maclarda "tek forvet" Nobre tercihini bir daha gormeyiz. Bobo''nun "tek forvet olarak alternatifi" Nobre degildir. Eger Nobre tek forvet olarak degerlendirilecekse takimdan ayrilmasi herkesin hayrina olur. Neyse ki son donemlerde ne yaptigi mechul olsa da Fatih alindi. Schuster tek forvet tercihi yapacaksa; Bobo butun hedef maclarda bir sakatligi, cezasi, sikintisi vs. yoksa hic tartismasiz oynamali, oynayamiyorsa Fatih oynamali, yok ona da birsey olmussa veya hurda hali buraya gelmisse o zaman son tercih Nobre olmak uzere daha farkli bir yapilanma dusunulmeli..

Holosko konusunda da ayni fikirdeyim. Holosko'nun solda oynadigi 3. mac oldu. Sofya macinda etkisizdi cunku rakip arkada bosluk birakmadi. Rapid macinda etkiliydi cunku rakip arkada bosluk ve orta saha oyuncularinin oraya top atabilmesi icin yeterli zamani birakmisti. TS macinda etkisizdi cunku ya savunmanin arkasinda bosluk yoktu ya da o bolgeye top atacak orta saha adamlarina yeterince zaman taninmadi. Ozet; Holosko "TAMAMLAYICI" tipte bir oyuncu. Ne oyunun merkezi olabilir, ne calim atabilir, ne top tasiyabilir. Bunlari zaten daha once de yapamiyordu, ne degisti de simdi yapabilsin! O yuzden Holosko'yu elestirmek istemiyorum. Serkan ile birbirlerini sifirladilar, hos Serkan'i sifirlasa ne olur diyeceksiniz :) Holosko'yu hala Guti'nin icinde oldugu bir orta saha ve onde Bobo, Q7 ikilisini sagdan tamamlayan bir uzak forvet olarak goremedik. Bence 4.3.3'un sag bolge icin ideal uzak forveti hala Holosko'dur, ne Nihat ne de Hilbert. Ha Schuster bazi maclarda Ekrem'i defansif forvet olarak kullanir ona birsey diyemem ya da Tabata ve Nobre gibi daha ice kat etme egilimleri olan oyuncular kullanir, ayri...

Umarim Schuster buradan bir ders cikarmistir...

Cartalete dedi ki...

Bora;
Aslında Hilbert'i sağbekte kabul ettiğimiz vakit, sağda Holosko'yu oynatma lüksümüz olmuyor kontenjan adına. Quaresma'nın da döndüğünü varsayarsak tabii..
Hem buradan, hem de Trabzon maçından esinlenerek bir üstteki konuyu açmış bulundum.

Diğer husularda da katılıyorum. Nobre, hemen yanında tamamlayıcı forvet olmadığı vakit anlamsız. Holosko, solda olduğu hele de kalden uzak oynanan ve rakibin de "derin savunduğu" bir ortamda tamamen anlamsız.

Umarım Quaresma'sız günlerde yeniden baklava düzenine geçilir, öteki çözüm: Onur :)

Yeri gelmişken; herkese yorum, fikir katkısı için teşekkürler.

bora dedi ki...

Cartalete;

Aslinda genel bir mac taktigi ve ona gore personel seciminden bahsetmek istemedim. Sadece Holosko'nun "sol cizgide", Nobre'nin de "izole edilmis tek forvet" rolunu yapamadiginin artik Schuster icin de yeteri kadar kanitlanmis olmasi gerektigini anlatmaya calisiyordum...

Q7-Bobo-Holosko kontenjan sorunu olmayan bir Avrupa Kupasi macinda denenebilir veyahutta ligdeki bir macta Guti ve Ernst'den birini dinlendirir, Necip ve Aurelio'yu orta sahada oynatirsin, bir de yerli stoperle, Schuster'in su anda 1 numarali favorisinin Tor oldugu dusunulurse, bu duzenek kurulabilir, cok zor degil yani denemesi...

Cartalete dedi ki...

Evet kesinlikle öyle, Holosko rotasyonda kullanılacaksa; 4-3-3'ün sağı, başka bir bölge denenmesin artık yani.
Belki baklava düzeninde 2. forvet de olabilir.
Nobre ise yine baklava düzeninde hedef santrafor olabilir, bazı İnönü maçlarında, rakip gömülü oynayan bir takımsa; senin de üzerinde durduğun üzere 4-3-3'ün sağında Kuyt modeli takılabilir. Ama solda Quaresma'nın olması kaydıyla..

bora dedi ki...

Cartalete;

Ayni fikirdeyim yanliz bazi noktalar biraz muglak geldi, o yuzden daha acik bir sekilde vurgulamak istedim ki ayni dusunce ekseninde mi takiliyoruz gorelim :)

Holosko hucumsal anlamda 4.3.3'un saginda Q7 veya o tipte bir oyuncu varken daha faydali olur, eger yoksa cok verimli olabilecegini dusunmuyorum yani kendisi oyunun merkezi olacak bir kanat oyuncusundan ziyade onu tamamlayacak bir oyuncu profilinde ya da rakibin sol beki cok hucuma cikan bir tiptir, mesela Patrice Evra ya da Ashley Cole gibi, onu takip etmesi icin asli gorevi defansif sorumluluklar (bu isi ne kadar iyi yapabilir muallak ama gorev bilinci var gorunuyor) olan bir rol ustlenir... Nobre icin de aynini dusunuyorum. Solda Q7 veya o tipte bir oyuncu oynar, o da sag bolgede takilir... Yalniz Q7'nin ters kanadinda Holosko ve Nobre tercihleri tamamen farkli taktiksel amaclara hizmet eden secimler, bunu da unutmamak lazim...

Ben de Holosko'nun baklavamsi yapinin onunde ikinci bir forvet olarak degerlendirilebilecegini, kimi durumlarda verimli olabilecegini dusunuyorum. Nobre hususunda da ayni fikirdeyim...

Bence rakip gomulu oynasa bile Nobre'yi en ondeki forvet olarak dusunmek zor... Bobo'nun alternatifi birinci planda o olmamali...

Baklavamsi orta saha ve cift forvet tercihi konusunda bir iki sey daha soyleyerek konuyu kapatayim. Burada bunu ifade ederken klasik anlamda baklava orta saha ve cift forvet demek istemiyorum. On alanda yogun presin yapildigi, ondeki cift forvetin statik kalmadiklari saga ve sola beklerin ve stoperlerin arasina, derinlere cekilebildigi, tercihen ikiliden birinin sirayla en ondeki hedef oyuncu pozisyonuna geldigi, hucumsal sorumluluklari kadar defansif olarakta roller ustlenebildikleri, baklavanin tepesindeki oyuncunun "gizlenmis sahte dokuz" rolu oynadigi bir oyun kurgusundan bahsediyorum...

Cartalete dedi ki...

Bora;

Aynı frekanstayız. "Holosko'nun en iyi performansı?" diye bir soru sorulsa, çoğu Beşiktaşlı; Servet'e kramplar yaşattığı Galatasaray maçını söyler heralde. Holosko, o maçta ikinci forvetti, önemli toplar taşımıştı.
Ben Nihat'ın da baklavalı düzende 2. forvet olarak kullanılabileceğini düşünüyorum.

bora dedi ki...

Cartalete;

Guzel :)

Hatta su anki goruntuye gore "Nihat sadece bu oyun planinda 2. forvet olarak" dusunulmeli. Q7'nin ters kanadinda uzak forvet rolunde su ana kadar cok silik gorundu. Schuster baklavanin tepesinde kullanarak, Anragucu lig maci, oyun zekasindan yararlanmak istedi ama orada da vasati asamadi demek yanlis olmaz...

bora dedi ki...

Hilbert;

Hilbert onemli bir testten daha gecti ve bence siritmadi. Hafizamda onemli bir pozisyon hatasi yapmadi diye kalmis, ama maci sonradan tekrar seyredenler ilk yarida soldan gelisen ataklarda bir yanlisinin olup olmadigini daha iyi tespit etmislerdir. Sadece Engin'in geriye cikardigi bir pozisyon vardi, sanki orada hata yapmis olabilir diye aklimda kalmis ama ondan da emin degilim.

Bir pozisyonda Yattara'ya cok iyi savunma yapti ve bence Yattara'ya nasil savunma yapilacagini dosta dusmana gosterdi. Yattara sadece disa calim atabilen, ice calim atamayan bir oyuncu. Ice calim atsa bile genelde tekrar disa doner. Eger bire bir savunmasini bilen, hantal olmayan bir oyuncu Yattara'nin karsisina ciksin, eminim verimi cok duser, hatta o oyuncu bir de ileri cikiyorsa bence Yattara bulunmaz bir hint kumasi olur. Bir de hareketlenmesine iyi motive olmak lazim, kendini guzel bos alana cikariyor. Yalniz o topu aldiktan sonra agirlikla calimi denedigi icin telafisi bazi pozisyonlarda mumkun...

Yalniz Hilbert'in ortalari, top kesmeleri zayif, begenmedim. Bence Ridvan, sadece birkac kez orta kesisini gordugum halde, Hilbert'ten daha iyi, bunu iddia etmekten cekinmiyorum cunku topa vurusundan belli :)

Onur;

Bence dunku macin bizim adimiza en onemli ismi. Zaten Cartalete'de bunu bildigi icin hemen baska bir basliga tasimis :)

Serkan İncekara dedi ki...

Önde basan savunmamız diyeceğim çünkü ofsayt taktiğine Mustafa abi çok sinirlenir :) benim merak ettiğim bir şey var..

Bizim defans oyuncularımız mı gerçekten bu oyunu mükemmel oynuyor yoksa bariz bir şansımızın yaverliği mi var anlamadım? Ts maçında da 2 pozisyon dışında (Burak'ın bencilliğini de es geçmeyelim) ve bunun gibi birçok maçta rakip takım oyuncularını hep ofsaytta bırakmayı başardık.Biraz da bu konuyu irdeleyelim abiler!

Cartalete dedi ki...

Bora;

Evet, Nihat'ın forvet arkasında oynatılması da hataydı, çünkü orada oynayan bir oyuncunun "geriden de" top alması gerekiyor zamanla, Nihat'ın stili bu değil. O maç sıkıntıya girebilirdi, Ankaragücü'nün stopersiz kalması, Bobo ve Nobre'nin inanılmaz formu belirleyici olmuştu. Hatılarsan, Tabata oyuna dahil olduğunda, Beşiktaş iyice oyunu domine etti. Bu tarzda oynadığımızda; baklavanın en ucundaki ideal isimler sırayla: Guti - Tabata - Onur

Serkan;

Ofsayt taktiği diye bir şey var elbet, ama Beşiktaş'ın "amacına" ofsayt taktiği denmesine çok kızıyorum evet :)
Amaç: Oyunu önde oynamak, rakibe baskı kurmak. Bu da ancak, çizgi savunma oynamakla olabiliyor, bu savunmanında en önemli gerekliliği ofsayt taktiği. Yani, araçtır ofsayt taktiği, bu savunmanın bir gereksinimidir. Bir "plan" değil.

Ve evet haklısın, savunmacılar zamanla bu çizgiye alışıyor, gün geçtikçe daha az gedik veriliyor. Maçın başında İsmail 2 kez bozdu, birini hakem kesti; diğeri pozisyon oldu. Onun haricinde arkaya adam kaçırılmadı.

Aslında, bu bağlamda Ferrari gibi pozisyon bilgisine sahip oyuncular da önemli oluyor. Yani çabuk adam lazım deniyor da, eğer o çabuk adamın pozisyon bilgisi yoksa; çizgiyi bozar, arkaya adam kaçırır, o saatten sonra da Usain Bolt olsa bile para etmez...
Birinci özellik "pozisyon bilgisi" olması gerekiyor bu savunmada. Bu da atlanan bir konu aslında.