25 Dakikada Beşiktaş...

Schuster’in bariz şekilde maça özgü stratejisinin olduğu bir maçtı. 65 dakika topu rakibine verdi, 25 dakika kendisi oynadı diyebilirim Beşiktaş için. “Bu doğru bir plan mıydı?” Sorusuna verecek cevabımız; “kazanan haklıdır” olabilir. Hem de 8 senedir beraberliğin dahi lüks olarak bakıldığı bir deplasmanda kazanıldıysa…

Holosko penaltı pozisyonuna doğru topu sürmeden önce, hangi şartlarda topun kazanıldığına bakalım. Aurelio’nun pres boyu ortasahaya kadar uzamıştı; yani maçın başındaki strateji “genelinde” olduğu gibi derinde savunmak ve ani çıkmak değildi. Ancak 8. dakikada genel penaltı golü Beşiktaş’ı böyle bir anlayışa itti.

Schuster’in bu kez rakibi çalıştığını tahmin ediyorum; çünkü derinde savunmak düz mantıkla Galatasaray’ı durdurmak anlamına gelebilirdi. Çünkü eldeki tek merkez hücumcusu Pino’ydu Galatasaray’ın. Pino; çabuk kaleye inen ve adam eksiltme özelliği iyi olan, fakat mevzu santrafor oyununa gelince biraz bocalaması muhtemel bir oyuncudur. Çünkü sırtı dönük top almaz, hava toplarına kalkmaz ve en önemlisi golcü zekâsındaki ara koşuları denemez, hızlı bir oyuncu olmasına rağmen. Tüm bunlar Beşiktaş’ın savunmasını derine çekmesini mantıklı kılan durumlardı.Ancak kısa zamanda görüldü ki; Beşiktaş’ın tandemi kaleye yanaştıkça daha tehlikeli bir hal alıyor, hem Toraman hem de Ersan topu bomba sanan adamlara dönüşüyorlardı. Zaten Galatasaray’ın bulduğu her pozisyonda, mutlaka Beşiktaş stoperlerinin yaptığı hatalar temel oluşturuyordu. Neyse ki Cenk her zamanki gibi iyi günündeydi, çok zeki çıkışlar yaptı. Bununla beraber Ersan her ne kadar ilk yarıda saçmaladığı pozisyonlar olsa da, ikinci yarıda toparlandı; çok iyi pozisyonlar alarak, kritik yerlerde çalım yemeyerek ve de şişirilen bir çok topa karşılık vererek önemli katkılar sağladı.

Ama en önemlisi Aurelio’ydu. Üstelik de savunma derine çekildiğinde, Aurelio’nun stoperin arasına sızdırdığı “ek savunma katkıları” önem taşıyordu. Bununla beraber Hilbert, hem Toraman’ın yerini kaybettiği sıralar aldığı stoper pozisyonuyla, hem de ters kademelerde önemli işler yaptı. Kısacası savunma olarak ilk yarıdaki ufak saçmalamalar hariç, Beşiktaş’ın istediği oluyordu. Ancak asıl mesele top kazanıldıktan sonra yatıyordu…

Holosko her ne kadar penaltı yaptırdıysa da, harika bir plasesi çatalda patladıysa da; genel olarak geçmiş maçlardaki performansından iyi değildi. Yine sahada çok dalgındı, hep bir kararsızlık vardı. Zaten iyi bir Holosko, Galatasaray’ın savunması öne çıktığında daha sık görünmeliydi. Ancak penaltı pozisyonu dışında hiçbir dribling ya da topsuz koşuda bulunmadı. İsmail’e yaptığı savunma yardımları iyiydi ama o zaten standardıydı.

Tabata son maçlarda kıpırdanmaya başlamıştı ama yine merkezden biraz uzak, tamamen kanat oyuncusu gibi kalınca yeniden silik günlerini hatırladı. Sabri’ye gösterdiği sarı kart pozisyonu öncesi yaptıkları gibi; merkeze yakın olduğunda hareketliği ve mücadeleci yapısı işe yarıyor. Ancak kanat oyuncusu olacak kadar ne bir topsuz koşuşu var, ne de bir driblingi… En uçta da klasik Nobre olunca, Beşiktaş’ın hücumsal anlamda her yolu tıkanmıştı. Ve bu da Galatasaray’a üst üste atak yapma imkanını veriyordu… Neyse ki; tüm bu yaşananlara rağmen Beşiktaş, “Hagi’nin Schuster tuzağına” düşeceği ana kadar golü yemedi…

Tuzak dakikaları 60’ların ortalarında başladı Hagi için. Önce Servet’i çıkartıp, Barışı soktu ve Cana’yı stopere çekti. Sonra da, geriden top alacak yegane hücumcusunu yani Elano’yu çıkarıp, hazır olmayan Baros’u sahaya sürdü. Galatasaray, 4-4-2 görünümlü ancak kenarlarında Pino ve yorulmuş Kewell’ın varlığını hesaba katarsak, aslında 4-2-4’e geçiş yaptı. Üstelik de stoperlerden biri Cana’ydı ve bu takımın hücum yapmaktan, savunmasını öne çıkarmaktan başka hiçbir çaresi yoktu…Ancak o ana kadar derinde savunan Beşiktaş’ın oyuncu yapısı, her an şekil değiştirebilecek durumdaydı. Öyle de oldu; direnci düşen ve yorulan Galatasaray’ın üstüne bu kez Beşiktaş gitmeye başladı ve ağırlığını hissettirdi. Bu anlarda Holosko’nun bir topu direkten döndü, Nobre’nin kafa golü sayılmadı. Üzerine bir de Necip hamlesi gelirken, Schuster Guti’yi yamacına çağırdı…

Necip ile ortasaha direnç kazanacak, Guti merkeze ve Nobre de uzak forvete geçecekti. Bu değişiklikten sonra top daha fazla Beşiktaş’ta kalmaya başladı. Sadece 4 dakika sonra, harika paslaşmalar sonucu Nobre’nin golü geldi… Guti'nin pasını bir başkası atsa başlık sebebi olurdu, ama o attığı için normal karşılıyorum. Yine maç içinde oynadıkça açılan İsmail'in de goldeki katkısını es geçmemek gerek... Nobre, bu kısacık anda ideal bir 4-3-3’ün uzak forveti olabileceğini gösterdi aslında. Kafa şutlarında %66 oranında gol isabetiyle oynadı, savunmaya yardımları gayet iyiydi. Sağ forvet Nobre’nin, tek forvet Nobre ile arasında siyahla beyaz farkı vardı. Bu fark, Beşiktaş’ı daha fazla sıkıntıya sokmadan maçı getirdi.

Golden hemen sonra Ali Kuçik hamlesi yapılmalıydı, tam ona göre bir ortam oluşmuştu. Sabri’den “bana göre” nizami omuz darbesiyle topu alıp, umut vadeden bir atak girişimine yönelecek olması bu tezi doğruluyordu aslında. O pozisyondan önce kendisinden daha avantajlı olan ve de çabuk bir oyuncu olan Sabri’yle koşu yarışını kazanmıştı… Umarım bundan sonra daha sık şekilde kadroya girer, elde böyle çabuk ve taktik oyuncusu olacak çok fazla forvet yok… Hatta Holosko’nun ruh halini göz önünde bulundurursak “hiç yok” da diyebiliriz…Nobre’nin golüyle yerinden fırlayan ve İspanyolca bir şeyler mırıldanan Schuster sevinmekte haklıdır. Bir strateji düşünmüştür, uygulamıştır ve kazanmıştır. Molaya 3 maç kaldı. 3 maç sonra sakatlar dönüyor, bazı yeni transferler ekleniyor. Beşiktaş’ın bundan daha iyi duruma geleceği kesin gibi… İyi duruma gelecek de, yarıştaki durumu parlak olacak mı? O hala çözülmüş bir soru değil. Pazar günü Premier Leauge saatinde oynanacak Bursaspor maçıyla beraber bu sorunun da cevabı ufak ufak netleşecek…

Ateşli bir soğuk algınlık eşliğinde yazdım yazıyı, tekrar kontrol edemedim. Sürç-ü lisan affı diliyorum… Yazıyı da çok fazla yaklaşarak okumayın, size de bulaşmasın diyerek bir Alpay Özalan esprisiyle sözlerimi noktalayayım.

Galatasaray 1 - Beşiktaş 2

21 yorum:

Adsız dedi ki...

Geçmiş olsun Mustafa abi.Yorumların herzaman ki gibi harika ellerine,aklına sağlık.
Deniz ATAY

Cartalete dedi ki...

Teşekkürler Deniz.

tearkan dedi ki...

Abi geçmiş olsun. Bu arada ben espriye güldüm. Korkuyorum. :)

Ali Kuçik'in pozisyonunda asıl darbeyi vurmaya çalışan, sonrasında tutturamayınca dengesini kaybedip düşen Sabri'ydi. Üstüne faulü alan da Sabri oldu maalesef. Geriden gelip süratiyle Sabri'nin önüne geçen ve kendisine avataj sağlayan Ali, çelimsiz görüntüsüne rağmen o omuz darbesiyle yıkılmayarak dengeli de (fm tabiriyle balance) bir oyuncu olduğunu görtermiş oldu. (balance 14, strenght 8 :) )

Hafta içi bir çok yerde okuduğum üzere Schuster de ciddi anlamda dersine çalışmıştı bu maç öncesinde. Bu maç için özel olarak hazırlandığı belliydi.

Toraman yine sakarlıklarıyla aleyhimize gelişen pozisyonların başrolündeydi. Onu sağ bekte görmek aşkların en güzeli olurdu; tabi Hilbert böyle yardırıyor olmasa.

Guti'yi de Allah nazarlardan ve kasapların tekmelerinden saklasın. Fernandez transferi sonrası durum nasıl olur abi? Ne düşünüyorsun?

Erdal dedi ki...

Öncelikle geçmiş olsun. Yazının diğer yazılarınızdan eksik kalır yanı yok, merak etmeyin.

Ben bugünkü gazetelere ve spor yazarlarına henüz bakmadım ama maçı izlerken "Beşiktaş kazanırsa yarın gazeteler kesin 1960 model futbol sözüne gönderme yaparlar" diye düşündüm. Doğrusu bu kadar derinde kalarak oynadığımız bir maç ben hatırlamıyorum doğrusu. İlk yarıda bir ara doğru pas sayısı G.Saray: 202 Beşiktaş: 150 şeklindeydi.

Ancak oyunun merkezini bu kadar derinde kurmadığımız maçlarda da golü çok kolay yiyoruz. Örneğin G.Saray maçında ikinci yarıda bir ara sazı elimize aldığımız anlarda, maçı beraber seyrettiğimiz arkadaşım "işte gerçek Beşiktaş geri döndü" tarzı birşey dedi, 1 dk. geçmeden Toraman'ın yine bildik pozisyon hatalarından biri geldi ve pozisyon verdik. Dolayısıyla bu stoper yapısıyla açık alan futbolu oynamak çok büyük risk olduğundan (Sivok nerelerdesin), takımın kendine güveninin geri gelmesi için bu tür bir futbol kabul edilebilir diye düşünüyorum. Muhakkak ki Schuster'in oynatmak istediği oyun bu değil.

Kalan 3 maçtan 9 puan alırsak mükemmel olur, 7 puan da bizi ikinci yarı için umutlu yapmaya yeter diye dşünüyorum.

mustafa dedi ki...

Mustafa kardeşim geçmiş olsun ellerine kalemine sağlık .

Cartalete dedi ki...

Öncelikle geçmiş olsun dilekleriniz için çok teşekkürler. An itibariyle geçiyor gibi zaten..

Tearkan;

Gerçekten Sabri o pozisyonda faulu yedirdi, bana göre Nobre'nin sayılmayan golünde de yedirdi. Ama Ali'nin pozisyonuna daha çok üzüldüm, çok iyi sonlandırabilirdi o atağı...

İlginç olan ise şuydu aslında; bu takımda Guti sayesinde gol ya da asist yapan oyuncular var. Ama bunlar genelde sadece Guti'nin insiyatifi ve oyun zekası ile geliyor genelde. O pozisyonda Ali Kuçik, net bir şekilde Guti'yi "kullandı" ya da faydalandı diyebiliriz...

Taç çizgisinde topu aldı, Guti'yi aradı ve buldu; hemen topu verip boşa hareketlendi. O topun önüne geleceğini biliyordu mesela.
Bizim dalgın Holosko bunları hiç denemez, o yüzden ona çok kızıyorum.

Dünkü Ernst'in halleri, Fernandes transferini mantıklı kılan bir görüntüydü aslında. Detaylı bir yazı yazmayı düşünüyorum bugünlerde.

Erdal;

Aslında savunmacılarımız ya da kısaca Toraman, her türlü savunma anlayışında kolay gol yedirtebilecek bir oyuncu.
Bahsettiğin pozisyon sanırım, topu uzaklaştırayım derken Kewell'ın göğsüne abandığı andı. İşte bunları derindeyken de yapıyor, hatırlarsan 8'lik Liverpool maçında da aynen o şekilde gol yedirmişti. Halı sahada top uzaklaştırır gibi çevre kontrolü yapmadan arkaya doğru abanmış, top pres yapan Babel'e çarpıp girmişti.

Mevcutlar dahilinde Toraman ilk seçeneklerden biri Schuster'in gözünde. Artık 3 maçı kazasız belasız atlatmayı ve Sivok'un dönüşünü beklemekten başka çare yok.

borasahin dedi ki...

Bence bu galibiyeti cok abartmamak lazim. Gercekten kotu bir GS karsisinda bile takim aciz durumlara dustu, her zaman olmayan sans bugun yanimizdaydi diyebiliriz :) ; diger yandan 8 yildir ASY'de yapamadigini yapip derbiyi kazanmis olmak onumuzdeki maclara tasinabilecek guven acisindan onemli. Kalan 3 mactan 9 puan alinamazsa bence sampiyonluk yarisinin icinde olmak kolay degil. Acaba 7 puan kurtarir mi diye dusunuyorum, ama zor gorunuyor, Bursa ve ozellikle Kayseri puan kaybedebilir ama su an icin TS ve FB one cikmis durumda ve maclari gorece kolay, o yuzden 9 lazim, olabilir mi(!), kolay gorunmedigi asikar, hedefi vurmamiz benim acimdan surpriz olur!

Cartalete dedi ki...

Bora;

Bence de büyütmemek, bu maça sevinmekle sınırlı kalmak lazım. Schuster de öyle yapacaktır umuyorum. Ancak çok fazla seçeneğin olmadığı bir kadroyla alınmış bir Galatasaray galibiyeti baya artı puandır. Ve en önemlisi özgüvendir. Bursa galibiyeti bu güveni perçinler, yoksa anlık bir başarı olarak kalır bu derbi galibiyeti.

Bu arada Ali Kuçik A2 maçında oynamamış ve A Takım'la çalışmaya devam etmiş. Sofya'da da sahada görürüz umarım.

ederlezi12 dedi ki...

Maç öncesi Schuster ve Guti faktörlerinin , Quaresma , Bobo'dan yoksun Beşiktaş'ın birinci silahları olacağını ve bu silahların bize maçı getireceğini düşünüyordum . Ve öyle olduğu için çok mutluyum :) Deplasmanda alınan bir derbi galibiyeti , hafta içi gelebilecek bir CKSA galibiyeti sıkıntılı bir süreç geçiren takımımızı çok rahatlatır.

CKSA maçında Toraman cezalı yerine Zapo oynayacak. Bence bu maçta Ernst - Necip rotasyonu olmalı ki Bursa maçı da çok önemli . Hem Ernst'e güvendiğimiz kadar Necip'e de güveniyoruz. Teknik heyet de güveniyordur muhakkak.

Sanırım Ali Kuçik'i Nihat , Bobo , Fatih Tekke yokluğunda daha çok 18 de ve ilerleyen dakikaların 11'nde görebiliriz .

-- Bu arada geçmiş olsun Mustafa Abi --

borasahin dedi ki...

Ersan ilk yari felaketti, iki tane cok kritik hatasini Cenk bertaraf etti, onun disinda Pino'dan yedigi bir calim vardi ki hic hos olmadi, bu kadar aceleci, panik-atak olmasina gerek yok, sakin kalmali, mesela Konya macinda yaptigi cansiparane mudahalede ayni cins bir dusuncenin urunu, o kadar canhiras bir sekilde topa gelmesine luzum yoktu. Ayaklari Turk stoper ortalamasinin oldukca uzerinde ama Avrupa duzeyinde orta derecede kalir, mesela uzun top isabeti cok yuksek degil ama sifir da diyemezsin! Bunlari bu maca gore yazmiyorum! Daha once de Ersan'i pirpir ve kendisinden kalipli oyunculara karsi gormek lazim demistim, dun iki tanesi ile karsilasti, birinde sinifta kaldi, digerinde gecti; daha iyi oyunculara karsi gormek lazim. Yine de Ersan konusundaki pozisyonumu koruyorum. Bence sezon sonuna kadar sans taninmali, yalniz o da futbolunu gelistirmeli!

Toraman konusunda yorum yapmaya luzum bile yok. Tekerlegi yeniden kesfetmeye calisiyoruz!

Hilbert pozisyon savunmasinda iyiydi, Baros'un arka direk kafa vurusunda dogru yerdeydi, ayni zamanda cusse avantajindan da faydalandi, mesela Ridvan ayni yerde olsa bile cusse dezavantaji vardi. Bunlarin disinda Kewell ile ikili mucadelelerde bence yetersiz kaldi, yaptigi fauller kritikti, kirmizi kart alabilirdi; ozetle bu tip pozisyonlarda sallandi. Hucumda yine bal yapmayan ari modeliydi. Acikcasi ne zaman iyi orta yapacagini mac seyrederken tahmin edebiliyorum, sadece bazi durumlarda mesela Nobre'ye attigi top gibi basarili bir islem yapiyor, ama ortalamasi kotu, hatta cok kotu bile denebilir. Yani... Mevcutlarin icinde iyisi, yerine transfer dusunulebilir ama baska pozisyonlarda sikintilar oldugu icin ne kadar acil bilemiyorum. Onde oynarsa silik kalacagini dusunuyorum; Tabata, Nobre ve Holosko'dan bir artisi olmaz.

borasahin dedi ki...

Ismail Elano karsisinda Uzulmez yerine daha dogru bir tercih olur diye dusunuyordum; cunku Elano karsisina oyuncuyu alip gecmek isteyen turde bir yapiya sahip degil, o yuzden Uzulmez atil kalabilir, Ismail'in orta saha ozellikleri var, hem oradan atak yapariz, hem de Ismail biraz unusual bir sekilde orta sahaya filan cikabilir diye dusunuyordum, (Schuster boyle bir gorev vermemis olabilir tabii) ilk yari cok kotuydu; ikinci yari karsisina Pino gelince rahatladi. Bence dun su gozuktu: Ismail Pino'ya kuvvet konusunda baskin cikti, daha onceleri hep tersi oluyordu, iste surekli kuvvet eksigi diye vurguladigimiz sey buydu! Ismail biraz guclenmeli. Cartalete topa gudumlu bir adam ariyorsan bence Toraman'a degil, Ismail'e bak :) Bence Ismail orta sahada bir ic olarak, mesela Seydou Keita tarzinda, is yapabilir. Alan bilgisini gormek lazim. Fernandes yerine al sana bir ic transfer!

Nobre bir orta forvet olarak "cok cok silik" bir oyuncu! Turk diye ona verilen 2 milyon avro bence tam anlamiyla bir skandaldir, hatta kufur gibi birsey! Umit Karan, Necati bunlarin hepsi o kadar silik kalip daha az paraya oynayabilirler, nokta!

Amma velakin sag forvet olarak Nobre is yapar, ozellikle hucumcu bir bek varsa onun korumasi olabilir, gerektiginde arka direk kosusu yapar, gerektiginde orta sahaya gelip pas ve mucadele ortaya koyar. O zaman tamam ama yine de 2 milyon Avro bu is icin buyuk para. Fener'de iken su kadar gol atmis, ee kardesim kac senedir bizde, bir numarasini goremedik, bir sezondur yok diye Holosko'yu sutlayan adam, Nobre'ye niye bakmiyor!

Cartalete dedi ki...

ederlezi12;

Teşekkürler :)

Sofya'da kesinlikle Ernst hatta Guti rotasyonu gelmeli. Necip ve Tabata ortasahada oynayabilirler. Bence Tabata'nın da en etkin olabileceği yer ortasahanın içleri.

Bora;

Her konuda katılıyorum diyebilirim. Hilbert müdahale yapmayı bilen bir oyuncu değil, genelde kartlık faullerle rakibi durduruyor. Ancak bir beke göre fiziği çok iyi ve pozisyon bilgisi gayet sağlam. Bu sebeple derin savunmada iş yaptı. Şayet Ekrem ya da Rıdvan bugün bekte olsaydı, skor bu kadar zaman korunamayabilinirdi.

Eldeki beklerden Hilbert hariç, derin savunmada iş yapacak oyuncular değiller bence de. İsmail'in de alan kontrolü yapmayan bir savunmacı olduğu gerçek. O da, savunmanın öne çıktığı maçlarda daha az sırıtır.

İç oyuncusu olabilir, hatta baklavamsı bir düzende gayet sıkı bir soliç olur bence de. Üzülmez de ilk o bölgelerde parlamıştı. İsmail'in Üzülmez'e artısı olarak çok düzgün bir sol ayağı ve hücum anlamında oyun zekası var.
Ancak şuan solbek olarak lazım bize, Hasan Ali'yi makul fiyata getir, İsmail'i içe çekeyim :)

Bukan dedi ki...

2 hafta önce dediğim gibi Mustafa Schuster'in dersine çalışması lazım demiştim. Çünkü burası farklı bir ülke farklı bir oyun tarzı sistemi var. Sistemi oturtmak istiyorsan en azından kredi kazanman gerekir o kredi içinde sonuç olarak başarılı olmak lazım. Bu ülkede yönetimler için en kolay iş işler kötü gittiğinde 2 3 kadro dışı oyuncu bırakmak ve hocayı göndermektir. Hiçbir zaman suç yönetimlerde değildir. Bunu da bir hocanın yıkabilmesi ipleri eline alması için sahada başarılı sonuçlar alması şarttır. Schuster de kızdığım nokta şu idi elindeki kadro belli sezon başında gelmişsin topu topu 2 bilemedin 3 transfer yapmışsın. Bu oynayan adamların da 2 tanesi de bir çok maç takımda sakatlıktan yer alamamışsa senin de ona göre sistem kurman gerekir. İlerde baskı kurmak çağdaş futbol oynamak güzel birşey ama bu işten anlayan topçularla olur. Futbol da en önemli mesele şudur ne kadar yetenekli olursan ol oyun zekası çok önemlidir. Maalesef bizim takımda oyun zekası yüksek olan oyuncu sayısı 3 4 kişiden ibaret. Geri kalanların bir çoğu hem oyun zekası yok hemde yeteneği bunu da aşmanın yolu şudur oyunu kendi sahanda kabullenip oyun zekası olan oyuncuların maç içinde skoru değiştirmesi ile 10 maç yapsan 7 8 tanesini aşarsın bu da seni şampiyon yapar. Schusterin sisteminin de oturması için önce skor da başarı sonra zaten kredisi yükseldikçe istediğini yapar. Bu arada Schuster'in en çok hoşuma giden olayı da Fatih Tekke olayında gösterdiği tavırdır ki bunu bu kadar zor bir dönemde yapmak ders niteliğindedir. Şimdi önümüzde lig için şu var devre arasına kadar kayıpsız geçersek 3 iyi transfer ile ligi alabora ederiz. Bursa maçında da sakin bir oyun ile maçı çevirebiliriz yeterki çok açık oynamayalım

borasahin dedi ki...

Toraman ve Ekrem kimi rakiplere ve oyun durumlarina karsi daha basarili olabilirler ama genel anlamda bence de Hilbert su an eldeki en iyi sagbek. Schuster Erhan'i bir kere daha denedi, olmadi; Ekrem gelince onu tekrar beke alacaktir, bakalim o zaman ne olacak!

Simdi Hurma'yi ariyorum, hurma ister gibi yapip Hasan Ali'yi alacagim :)

Ismail icte oynamali derken cizgide kalmasini kast etmiyorum. Hani bazen Ismail Holosko'nun pozisyonunda oynasin yorumlari geliyor ya, o sekilde degil, o bir taktik tercihtir, rakip sagbek cok cikiyordur filan, gerci Holosko'da masallah dun kaldigi dakika itibariyle en cok kosan oyuncudur herhalde, Sabri'yi hic cikartmadi.

Barca'da Keita, Chelsea'deki Zhirkov, Ramires, eski GS'deki Okan tarzi diyelim. Ilk toplara cok iyi basiyor, manevra kabiliyeti var, sahanin kendisine ters gelen bolgelerine bile gitse, hareketliligi ile is yapar, takip etmekte zorlanirsin, sol ayagi duzgun, sut atabilir, mezili degismekle birlikte pas verebilir, kosu yapar, kosu kapasitesi var, hatta ara pasi bile birakabilir. En buyuk sikinti alan bilgisinin ne duzeyde oldugu! Ilk basta yapisal bir uclu orta sahada baslasa daha iyi olur. Ismail---Aurelio,Ernst---Ernst,Onur,Necip mesela...

Uzulmez solbekte su an kiviriyor, Ismail'i deneyebilirsin :) Hasan Ali'yi cok seyredemedim, tam emin degilim acikcasi. Bu arada IBB-Fener macinin ilk 18 dakikasina baktim, senin Mahmut bayagi zorlaniyordu, bir tane cok kritik pas hatasi yapti, Niang kaleciyle karsi karsiya atamadi. Top alis sekli, sahadaki durusu, fizigi bana cok mobil bir oyuncu izlenimi vermedi, atletik olmayan hantal bir yapisi var gibi.

Eee altyapida Caner Turp yok mu? Bu cocukta iyi fizik var gorunuyor. Onu denesinler, Aykut Gokay'i iki mactir 90 dakika oynatiyor.

borasahin dedi ki...

Cenk'in yaptigi hata kotuydu ama bu cocukta bence is var, kesinlikle uzerinde durulmali. Bir gun kaleyi alacak ama ne zaman olur emin degilim. Rustu dondugunde tekrar kaleyi alabilir ama hemen ensesinde.

Necip yine orta sahada gereksiz bir pas hatasi yapti. Bana biraz Khedira'yi animsatiyor, bitmis hali o olabilir gibi bir izlenimim var :)

Ali Kucik konusunda sizlerle tam olarak hem fikir degilim :) Ali geriden baslayinca biraz tempoyu arttirdi, bir iki adim once cikinca bakti pabuc pahali Sabri de hizi arttirdi, bir sure sonra hatta yolunu kesmeye calisti ve sonucundaki 'clash' meydana geldi. Fauldu veya degildi, bence Ali Kucik Sabri'yi kosu yarisinda mat etmistiri net olarak soyleyemeyiz. Uzun mesafede Holosko ve Sercan sanki Ali Kucik'den daha hizli kalirlar gibi bir izlenim olustu bende fakat sahadaki durusuyla Ali Holosko'dan daha esnek bir oyuncu izlenimi veriyor, sanki sahanin her yerinde birseyler uretebilecek cinsten!

Fernandes konusundaki durusumu hala devam ettiriyorum :), mesele oyle bir oyuncuya ihtiyac olup olmasindan ziyade bakis acisi ile ilgili diyorum. Yoksa tabii ki boyle bir oyuncuya ihtiyac var! Orta sahanin islevsiz oldugunu belki de ilk iddia edenlerden biri benim fakat cozumu nerede ariyacaginiz onemli!

Cartalete dedi ki...

Anladım İsmail'i görmek istediğin yeri zaten, ama işte 4-3-1-2 gibi bir sistemde daha anlamlı olur onun içte oynaması.
Bu sistemde 3'lünün kenarlarında oynayan oyuncular; yarı kanat, yarı ortasaha gibiler çünkü.

Ama işte solbek yok başka, Üzülmez dersen benim canım sıkılır :) Caner dersen, kötü bir sakatlık geçirdi. Dizden ameliyat oldu sanırım, 3-4 ay yok. Maalesef bu durum, onun profesyonel sözleşme yapılması konusunda olumsuz bir durum teşkil ediyor.

Ali Kuçik'in farkı dediğin gibi daha esnek oluşu, haliyle bir çok bölgede etkin olabileceği; bir de Guti ile verkaçında olduğu gibi bir çok deneme yapması maç içinde... Bunun yanında gol vuruşları da temizdir, bir fırsatı olursa gösterir.

Fernandes konusundaki görüşlerimi açacağım konuya saklıyorum :)

Cartalete dedi ki...

Bu arada evet, Mahmut Fenerbahçe maçında stoperde patladı. Aslında savunma yetersizliğinden değil, maç içinde güzel kademeler yaptı, önsezileri iyiydi. Bir çok pas arasında bulundu vesaire.
Ama tıpkı dün Beşiktaş stoperlerinin yaptığı gibi, topla acemilikler yaptı. Stoperde oynarken, ortasaha rahatlığında topla oynadı ve sonucu kötü oldu.
Niang'ın önüne topu yuvarladın, gol olmadı. Tekrar niye aynı hatayı yaparsın?
Affedilmez bir durum gerçekten.

Ama bence yerli oyuncusu standartlarına göre, özellikle de defansif ortasaha için futbolu bilen ve yetenekli genç bir oyuncu. Aşacağı eksikler de "aşılabilir" vaziyette bence.

Tabi ondan önce yatırım yapılacak oyuncular bulunur, iyi araştırılırsa.

borasahin dedi ki...

4-3-1-2'nin 3'u ile 4-3-3'un 3'u birbirinden cok farkli sayilmaz, bence dogru zamanda dogru oyuncularla tercih edilebilir. Mesela Guti yokken B planinin bir parcasi olabilir, nasil dersen "onde pres yapan bir orta saha" grubu dusun. Solda Ismail, sagda Necip ya da Ernst ya da Onur (Necip daha uygun gibi sanki) gerilerinde onlari supuren Aurelio ya da Ernst ya da Onur. Ayrica Guti ile birlikte de denenebilir. Ismail-Guti-Ernst mesela...

Nobre'nin sag forvet olmasi gibi bu konuda da israrciyim, tek suphelendigim nokta alan bilgisi ne duzeyde, hic gormeden de birseyler soylemek kolay olmuyor!

Solbekte "simdilik" Uzulmez kalsin diyorum, su anda Ismail ile Uzulmez arasinda buyuk bir fark yok, var mi?

Caner iyilesir sonucta, yetenekliyse niye sozlesme yapmasinlar ki? Milli takima da cagirilan bir oyuncu, demek ki pozisyonunun iyilerinden.

Fransa genc milli takiminlarindan birinde, U17 olabilir, oynayan bir Turk solbek varmis galiba, bence Hasan Ali yerine onu transfer etsinler :) Bir ara Isvicre'de Kamber diye bir oyuncu duymustum, solbek 92'li galiba. Yani ararsan bulursun gibi bir izlenim var.

Schuster Ali Kucik'e sans vermekte biraz gec kaldi, bence Sofya macinda sans vermeli. Oyuna baslamaktan ziyade, tum bir ikinci yari ya da son yarim saat oynamasi iyidir. Boylelikle Bursa maci icin bir hamle sansin olur, Bursa'nin bekleri cok iyi oyuncular degil.

Uğur dedi ki...

Bugün habertürk'ün internet sitesinde gidecekler arasında Rıdvan'ıda görünce sol tarafımda bir sıkışma hissettim. Rıdvan-Oğuz ikilisi sağ tarafta İsmail-Caner ikilisi sol tarafta 10 yıl sıkıntı yaşatmaz bence ama.. neyse..

Cartalete dedi ki...

Rıdvan'a bir sebepten Schuster'in kızdığını biliyordum. İfşa etmek istememem ama haklılık payı var..
Tabi direk gözden çıkarmak doğru mu tartışılır. Bek haricinde açıkta da oynayabilecek bir taktik oyuncusudur, yaşı daha 19.

Elden çıkarsa bile değersizleştirilmesin. Serdar Kesimal sağbek görülüyor mesela Kayseri'de, olumlu bir takas olabilir Beşiktaş için...

Uğur dedi ki...

Takasta Kayseri(s.hurma) bizden Quaresma ve bir miktar(!) para isterse bu olumlu bir takas olmaz bence:)

Rıdvan'a abi tavsiyesi, gitsin Schuster'in elini öpsün, özür dilesin, çalışıp formasını alsın..
Seviyorum çocuğu napiyim..