Bu Mağlubiyeti Takmayabilirdim

Vasıfsız olduğu hemen her maç belgelenen, ya da güvenini kaybetmiş oyuncular yerine; bir umutla baktığımız, en ufak hareketinde heyecan duyduğumuz genç oyuncular oynasaydı. Gerekirse Fink’in “yapamadıklarını”, Emir Alagöz yapamasaydı… Holosko’nun yerine, Ali Kuçik topu kaval kemiğine vurdurup auta çıksaydı… “Duran” ve işgüzarca kullanılan toplara Caner vursaydı… Rotasyon sebebiyle Fenerbahçe’ye karşı oynatılmayan, asıl soluklanması gerektiği zaman Antep’e götürülen ve her topu dağa taşa vuran Bobo’nun yerine, Kemal Akbaba gol arasaydı… Önüne atılan topu tutayım derken, kasığını tutan Nihat’ın yerine Hasan Türk deparlara kalksaydı… Futbol oynaması için artık gerçekten “telefon kulübesi” kadar bir alana ihtiyaç duyan Yusuf’un yerine, Erkan Kaş kurtarıcı olarak girseydi… Daha doğrusu, Quaresma’nın dışında net kanat oyuncusu diyebileceğimiz bir oyuncu yokken, Erkan Kaş hiç kiraya verilmeseydi… Hatta, Quaresma’nın ağzından topu alan Erkam Reşmen, Erhan’ın yerine kulübede oturuyor olsaydı… Hilbert’in yerine, Oğuz Ceylan’ı bindirme yaparken görseydik… Toraman’ın muhtemel hatalarından ürkeceğimize, Furkan’ın, Atınç’ın son durumundan haber alsaydık…

Bu mağlubiyeti takmayabilirdim. Hatta, hiç takmazdım… Zaten bundan kötüsü olmazdı, daha iyi olması yüksek ihtimaldi. Ama bu mağlubiyete “taktım”… Olmayacağı görülen, gelecek planlamasında var olmayacağını bildiğimiz oyuncuları görerek maç kaybetmekten sıkıldım, itiraf edeyim…

Benim istediğim şey fazlasıyla ütopik, onu da itiraf edeyim… Zaten saydığım isimlerin bir kaçı, henüz profesyonel bile yapılmamış durumda. Afaki şekilde biçimlendirdiğim öyle bir mağlubiyeti, ben kabul ederdim. Edebilecek insanların olduğunu da biliyorum. Ama o kesim, “çoğunluk” mu? Ondan emin değilim… Tabata yerine Onur saçmalasaydı, Holosko yerine Ali Kuçik “aut” olsaydı; kredisini tüketmiş isimlerin kredisini “dibe” vurdurmaktansa, kredisi henüz başlamamış gençlere “futbolcu değilmiş” kanısı koyulur muydu? Yoksa Schuster’e “fantezi insanı” tanımlaması mı yapılırdı? Bilemiyorum… Belki de böylesi hayırlıdır, geleceği olmayan insanlarla kaybetmek…Zaten bir bakıyorsun; maç boyunca 3 tane sonuç pası var, ikisi Necip’ten. İkinci yarıda bir şey heyecan verdiyse, o da Onur’un futbolu. Hücuma katılma dersen, gelen insan İsmail. Defansta kritik müdahale desen, ayak koyan Ersan… Yani ne varsa yine gençlerde vardı. Kanserli bölge ise hala aynı…

Taktiksel açıdan bir iki cümle edeyim oyun hakkında. Beşiktaş 4-2-3-1 oynamak istedi, bu 4-1-1-1-3'e döndü... Mesafe yine uzadı, kaleye gitmek Quaresma'nın vites attırmasına kaldı... Niye böyle oldu? Sorusuna en net cevaplarım şöyle; ortasahanın 1-1-1 gibi kalması ve iki tarafada "faydasız" olması Fink ve Tabata'nın "vasıfsızlığından" ileri geldi. Nihat'ın artık net bir kenar adamı olmayışı ve de Quaresma'nın geriden top alacak tempoyu ya da morali bulamadığı için de böyle bir kopukluk yaşandı.

Bu mağlubiyeti hala takmayabilirim. Schuster’in, Rijkaard’ın yapmadığını yapması, neşterin ucunu artık yavaş yavaş göstermesiyle olur o da… Gençlerbirliği maçı çok garip bir hal aldı. İlk elden, şu kornerlere çözüm bulmak gerek. Zirve takımlarına bakıyorsun, korner hatta genel olarak duran toplar her şeyleri… Beşiktaş için ise, sokakta bulunmuş 5 kuruş misali; “at gitsin ne olacak?”… Normalde oyuncular depar atar, hani top kornere gitmesin de “taca çıksın” diye kasığını yırtma pahasına kayarlar ya topa… Yakında Beşiktaş’ın rakipleri tam tersini yapabilir. “Maazallah, tacı kısa kullanıp Quaresma’yı bulurlar falan, tehlikeli olabilir” gibisinden…

Karışık bir maç yazısı oldu, tıpkı maçın ta kendisi gibi… E ne anlatsaydım ki ben şimdi?


Gaziantep B.B. 1 - Beşiktaş 0

27 yorum:

leventpolat dedi ki...

İnan Schuster tamamen gençlerle oynasaydı sırf Schuster'e vurmak adına Türkiye Kupası müthiş bir önem arz ederdi.

Onur'u 30 dakikalık oyun ile değerlendiren, boyu kilosundan 10 fazla diye bundan futbolcu olmaz diyen taraftar yapısı keşke azınlıkta olsaydı. Ama değil işte.

bacon1903 dedi ki...

Ben kendi adima onur ali kucik atinc oynasa bu kadar isyanlarda olmazdim.Hatta hocayi takdir bile ederdim rotasyon oyle degil boyle olur diye ama kendi adima tabi!!!!Necip belli iyi oyuncu bugunde bence yirtindi.Ama onur kayseri macindada baya sure aldi.Benim acikcasi ilk intiba pek iyi degil.Ama bu demek degilki bi dahaki macta onu oynatsa isyanlari oynarim.Hatta tabata yerine onu denerse anlayisla karsilarim.Tabatayi biliyoruz onuru daha yeni tanimaya basliyoruz!!!!

Cartalete dedi ki...

Bu arada maç yazısında eklemeyi unuttum da, Beşiktaş'ın oyunu yetmiyormuş gibi bir de Ömer Üründül'ün çelişkisi yeterince sinir bozucuyu.

İbrahim Akın konusunda Ömer Üründül;

"Ama İbrahim Akın, Büyükşehir Belediye'nin iyi takım olmasından dolayı etkili gözüküyor. Mesela şu Beşiktaş'ta olsa hiç bir şey yapamazdı. Belli bir sistem olmayınca böyle oyuncular...vs.vs."

Konu Bobo, aynı maç bir kaç dakika sonra, aynı isimden şöyle bir yorum;

"Bobo iyi golcü de, yani günümüz futbolda pek yeterli değil..."

Spiker; "Fakat bugün doğru pas da alamadı pek..."

"Yae tamam Beşiktaş da iyi değil bugün takım olarak da, yine de Bobo'nun etkili olması gerekiyor.."

???

Adsız dedi ki...

Tabata alındığı gün isyan etmiştim böylesi bir aptallığa, pervasızlığa..ama gerçkçi olmak gerekirse bügünkü futbolla sahikasına ulaşan oyun tabata sorununu da aşıyor bence...Geçen maç sonunda bu iş taktik diziliş meselesi değil gibiime geliyor demiştim hala aynı fikirdeyim...bu ınanılmaz çöküş bana çok daha kötü olasılıkları düşündürüyor...Kadro uyumsuzluğu, iç huzursuzluk, belki mali sıkıntı...bilemiyorum... Yorgunluk bu kadar bir takımı esir alır mı..aklım almıyor...Korkum schuster in türk futbol ilahlarına kurban verilmesi...Bu seninin değil, gelecek senenin de kaybedilmesi... siyah beyaz ölüm yaşam

ederlezi12 dedi ki...

Şu vizelerim bitsin de ben de bir kaç kelam etmek istiyorum .

tannhauser dedi ki...

Bu maç üzerine oturup akıllı başlı yorum yapılır mı bilemiyorum. Söylemek istediğim bir iki husus var, bunları en azından boş bir kâğıda yazıp denize fırlatmazsam kafayı yiyeceğim. Hiçbir şeye konsantre olamıyorum. İlk söylemek istediğim bu takımın üç tane as oyuncusu var: Ernst, Guti ve Quaresma. Bu adamların ikisi kadroda yoktu. Biri ise sahadaki eski coşkusundan uzaktı. Bu üç kişi iyi oynuyor demiyorum. Zaten sorun artık iyi oyun kötü oyun sorunu değil. Sorun coşku sorunu, kazanma arzusu, hırsı sorunu… Bu üç oyuncuda arzu, coşku, hırs vardı. Bunları takımdaki oyunculara ne kadar çok sirayet ettirebilirlerse takım o kadar güzel görünüyordu. Dün akşamın Beşiktaş’ında bir oyuncuya paye verilecekse o da oyunu iki yönlü oynamak için çaba gösteren, bunu da başaran ve salgıladığı adrenalinin kokusu tv ekranından duyulan Necip’tir. Hüsn-i talil yapalım. Schuster’in sene başında göndermek istediği, dünkü maçta ise “Benim oynama iştahım yok” dediği daha maçın ilk on dakikasında belli olan Fink yerine Necip’i oyundan almasının sebebi olsa olsa takımdakilerin ruhsuzluğunun ona bulaşmasından korkması olabilir. Necip Fink’in işini ondan daha iyi yapabilirdi. Onur da hücuma Necip’ten daha fazla katkı verirken savunmada onun kadar direnç gösteremese de daha fazlasını kaybetmezdik.
Aslında ilk etapta kendime bakmam lazım. Sezon başladığından beri eski ritüellere geri dönmüştüm. Akşam iş çıkışı eve gelince çalışma odama kapanıp marş dinleyerek birkaç bira parlatıyor. Televizyon başına öyle geçiyordum. Kayseri maçından sonra geçen seneki durumuma dönmeye başladım. Hatta değişimi şöyle açıklayayım; sekiz aylık bir oğlum var. Sezon başında maç günleri Beşiktaş’a dair bir şeyler giydiriyordum uğur olsun diye. Onu bıraktım. Daha da vahimi oğlumu geceleri uyuturken kulağına “Ne Fener ne Cim Bom ne de Trabzon bu sene sensin Şampiyon” diye başlayan tezahüratı ritmini düşürerek söylüyordum. Birkaç haftadır aynı melodiden “Ne zaman şampiyonluk diye bağırsak, kursağımızda kalıyor”u söylüyorum. Ben ezayı seven bir taraftarım. Kazanmak benim için elzem olmadı hiçbir zaman. Ama böyle kaybetmek değil. Böylesi değil.

tannhauser dedi ki...

Birayla rakıdan başka içki sevmiyorum. Birayla içilecek müzikle rakıyla içilecek müzik de ayrı benim için. Beşiktaş sene başında bira içirtecek, gaz müzik yapan bir rock grubuyken şimdi ince saza, uzun ney taksimlerine bağladı.
Beşiktaş adına hafızamda yer eden en trajik görüntü çoğunuzun da iyi hatırlayacağı, Valerenga maçı sonrası bir abimizin Şifo Mehmet’ten nazik ve acı dolu hesap soruşuydu. Hani devre arasında “Bu maçı aldık oğlum, sen uyu” deyip oğlunu yatırmıştı. Ertesi gün oğluna ne diyeceğinin hesabını soruyordu. Birilerinin futbolculara kaybederken bile başımızı önümüze eğdirmeyecebileceklerini bu dille anlatması gerek. Bizim gönlümüzü almak çok kolay. Bazen yetişemeyeceğini bildiğin halde ciğerini paralayarak topun arkasından koşarsın. Tüm çabana rağmen yetişemeyince panoları tekmelersin. Bir yerimize dokunur illa…
Son olarak Beşiktaş iyiydi, kötüydü. Bunları bir yana koyarsak. Antep Belediye şu ana kadar bizi yenen takımlar içerisinde, en temiz futbolu oynadı. Faulle rakip yıldırmaya çalışmadılar. Sadece bir golle önde olmalarına rağmen, tahrik edici bir şekilde oyun durdurmaya çalışmadılar. Bizim Chelsea maçında yattığımızın dörtte birini yatmadılar mesela. Böyle oynayan bir takımı yürekten tebrik ederim.
Doksan dakikaya yayılan hırsla, mücadeleyle kazanılmış net bir maç olmadan bu takım kendine gelemeyecek. Teknik, taktik bitmiştir artık…

suspicious1903 dedi ki...

artık bu takımdaki kanserli hücreleri kasıtlı oynattığını düşünüyorum hocanın.. bence delgado'yu istemediği için belediye maçında ortasahaya koydu, şimdi de tabata,nihat,holosko da ısrar ediyo..

bora dedi ki...

Schuster'e guven skalam %60 olumsuz, %40 olumlu. Dunku macin sonucu ile yakinen iliskili degil. Gencler macinin sonucu da cok etkilemez fekat genc oyunculara bakisi ve ara transfer donemindeki Bobo ve genel transfer zihniyeti benim icin Schuster hakkinda esik noktasi olacak.

orion dedi ki...

"Schuster’in, Rijkaard’ın yapmadığını yapması, neşterin ucunu artık yavaş yavaş göstermesiyle olur o da..."

Açıkçası yazıdaki en önemli cümlelerin başında bu cümlenin geldiğini düşünüyorum. Öyle "o gitsin, bu gelsin" demek, çok adetim değildir ancak iş o sınıra geldi, dayandı artık. Rijkaard bu kangrenli bölgeleri Barcelona'da da kesip atamamıştı (Ronaldinho, Deco, Etoo vb.); Galatasaray'da da atamadı (Servet, Ayhan, Mustafa Sarp vb). Bu "basiretsizlik" Rijkaard'ın her iki kulüpte de sonunu getirdi. Barcelona'da yerine gelen Guardiola teknik-taktik açısından çok önemli değişiklikler yapmadan, sadece bu sorunları çözerek başarıya ulaştı.

Aynı sorun Schuster'in de başında ve aynı akibete uğramasından korkuyorum. Gerçi Beşiktaş taraftarı, Galatasaray taraftarına göre teknik direktörünün daha sağlam arkasında duruyor, ancak her şeyin ne kadar hızlı değiştiğini kendi gözlerimizle gördük.

Aslında Schuster'in işi, Rijkaard'a göre daha kolay gibi duruyor. Hem Barcelona'da hem Galatasaray'da asıl sorun, futbolcuların takım içinde futbol dışı sorunlar çıkarmalarıydı (ayrımcılık, kasıtlı olarak düşük performans iddiaları, gruplaşmalar vb.). Ancak Beşiktaş'taki sorun bu değil. Hiç kimse "takımdaki oyuncular kasıtlı olarak, hocaya karşı cephe aldıkları için kötü oynuyorlar, yabancıları dışlıyorlar, gruplaşma yapıyorlar" diyemez. Beşiktaş'ın sorunu tamamen saha içinde, futbol ile ilgili. Oyuncular yapmak istiyor; ancak yetenekleri, fizikleri, altyapı eğitimleri, fundamentalleri vs. yetmiyor. Dolayısıyla Schuster, eğer bu oyuncuları göndermek isterse bahane bulmasına, soyut gerekçeler üretmesine gerek yok. "Bu takımda oynayacak yeterlilikte değiller" dediği zaman iş biter. Bunun kanıtlanması da, diğer ihtimale göre (futbol dışı sorunlar) çok daha kolay. Objetif kriterler var. Oyuncuların somut performansını herkes görüyor.

Bu konuda yönetimin de çok sorun çıkaracağını sanmıyorum. Yönetim, hem maddi açıdan (çok eleştirilen oyuncular, aynı zamanda takımın en çok kazanan oyuncularından bir kaçı), hem de üzerindeki medya ve taraftar baskısını atmak için böyle bir operasyona onay verecektir. Bana göre gitmesi gereken oyuncuların (Nihat, Holosko, Nobre, Tabata, Hilbert, Fink, Yusuf, Rüştü, Ferrari ve Zapo) yıllık ücretleri ve satışlarından elde edilebilecek muhtemel bonservislerin yaklaşık 30-35 milyon euro olacağı kanaatindeyim. Dolayısıyla yönetimin eli, hem maddi yönden hem de taraftar ve medya yönünden sağlam olacaktır.

Bu kadar uzattıktan sonra, sizin yazınızda yaptığınız gibi bir gelecek projeksiyonu yaparak bitireyim. Sakatların dönmesinden sonra (Sezonun ikinci yarısı) şöyle bir kadronun sahaya çıkabileceğini ve gelecek için de umut verici olabileceğini düşünüyorum:

Cenk-İsmail, Ersan, Sivok, Rıdvan-Ernst, Necip-Quaresma, Guti, Onur (Ali Kucik)-Bobo.

Fazla uzattım, yazının sonunda bir özet geçelim.

Özet: Schuster, cesur olmalı, Rijkaard örneğini iyi okumalı.

Cartalete dedi ki...

Ellerinize sağlık...

--

Hakikaten şöyle düşünüyorum da; genelde insanların yenilmekten çok, takımdaki zihin kopukluğuna, maç için kavga etmemelerine takmış durumda.

O isimler de belli; yarın kadrodan kesintiye uğrasalar hiç bir olumsuzluk da yaşanmaz taksiksel açıdan. Zaten şuana kadar oldukça faydasızlar...
Bir FM 2011 oynayayım dedim, bir ton adamı transfler listesine koydum, teklif bile gelmedi... Sıfıra öneriyorum uğrayan yok. En sonunda sıkıldım kapattım. Buradan bile belli aslında, senelerdir yapılan gereksiz transferler ve onun sonuçlarının ne olduğu.

Adsız dedi ki...

A, A2 milli ve Ümit milli takım kadroları açıklanmış.Orhan Gülle a milli takımda.Onur bayramoğlu ümit milli takımda, Necip uysal 3 takımda da yok.Afedersiniz ama bizim sahada izlediğimiz ile Hiddink ve oğuz çetininki arasında dağlar kadar fark var galiba.Sadece dün yenildiğimiz maçı izleyen biri bile Necipin nasıl fark yarattığını anlayabilirdi.Şu an Beşiktaştaki en iyi adam eksilten oyuncudur ayrıca.

Cartalete dedi ki...

Ersan'a çok sevindim. Bu performansının A Milli ile ödüllendirilmesi, iştahını daha da kabartacaktır.

Ancak aynı etkinin tersi Necip'te olur mu acaba diye korkmuyor değilim...

Belki de denemediklerini görmek istiyor diyeceğim de, Necip'i de almasına rağmen hiç denemedi...

Alınan genç ortsahaların hepsinden 3-4 gömlek üstün Necip.

bora dedi ki...

Biraz daha detay vereyim...

Kadro kalite olarak cok ust duzey olmayabilir ama TR ligi icin gayet yeterli ve alternatifli. Ornegin Trabzon'un kadrosundan kotu bir kadro degil, fark teknik direktorde. Un var, seker var, yag var fakat Schuster bundan su ana kadar bir helva yapmayi basaramadi. Tabii henuz ligde hic birsey bitmis degil, ama Gencler maci neredeyse ya tamam ya da devam macina dondu. Gorunenler de pek umut vermiyor, yine de yaristan kopup kopmama isi bitene kadar net birsey soylememek lazim...

Schuster daha imzayi atar atmaz hucum futbolu oynayacagim dedi, benim bildigim once malzeme esastir, ondan sonra ne oynayacaginiza bakarsiniz, yoksa herkes Barca olmak ister. Bu da onemli degil, benim oyun anlayisim boyle argumanini da gecerli kabul ediyorum. Mevcutlardan -bence TR'de sampiyon olmak icin yeterliden de ote- bir helva da yapamamis olabilir ona da kabul fakat bundan sonra ne olacak? Burada Luce ve Wenger'in olaya bakislari ile ilgili alintilar yapilmisti.

Link = http://www.guardian.co.uk/football/blog/2010/nov/03/mircea-lucescu-shakhtar-wenger-arsenal

Orion'a katiliyorum, ozellikle sampiyonluk yarisi icinde kalamazsak ya da uzaktan takip ediyor olsak dahi bazi adimlar bekliyorum. Genc oyunculara bakisin ve ara transfer donemindeki genel transfer politikasi ve ozelinde Bobo ile ilgili tasarruflar benim acimdan cok onemli. Schuster hakkindaki fikriyatim icin esik noktasi diyebilirim...

Kadroyu soyle yorumluyorum: Cenk, Ersan, Ismail, Necip, Onur, Bobo, Ernst, Q7, Guti'den olusan 9 kisilik tim benim icin cekirdek kadro. Geri kalan butun oyuncular degistirilebilir. Yine de onlarin icerisinde soyle bir ayrim gozetiyorum: Sivok ve sagbek oynayan Hilbert (onde oynayan Hilbert bence oldukca vasat bir oyuncu) B kalite ama faydali oyuncular. Rustu, Uzulmez, Aurelio veteran oyuncular, zaten biraksan bir piyasa degeri yok, ayrica bu oyuncular genc oyunculara paratoner islevi gorebilirler, o yuzden kalmalarinda bir sakinca yok, gerekiyorsa kontratlari 1'er senelik olmaz uzere uzatilir. Bir de Ridvan ve Ekrem var. Ridvan'i tanimiyorum, Ekrem ise cok versatil bir oyuncu yani kaleci ve stoper haric neredeyse her bolgede oynayabilecek bir tarzi var. Ne yapti: 9 + 2 + 3 + 2 = 16. Geri kalan; Hakan, Erhan, Toraman, Ferrari, Zapo, Fink, Tabata, Yusuf, Holosko, Nihat, Tekke, Nobre bence "performanslari en fazla vasati" bulan oyuncular ve gonderilmelerinde bir sakinca yok. Tabii bu isi akillica yapmak lazim. Bazilarinin piyasa degerleri var, onu dusurmeden sirayla gozden cikarilmalari gerekiyor. Belki iclerinden taktiksel olarak ise yarayan birkaci surec icerisinde kalmayi basarabilir.

Cartalete dedi ki...

Katılıyorum.

O saydığın 9 çekirdek oyuncunun 8'i sahada olsa, bu takım bir şekilde maçlarını kazanır bu ligte.

Ancak şöyle bir sıkıntı var, Avrupa Ligi'nde de iddialı gözüküyoruz bu sezon. Ve gelecek yıllarda CL playoffları gibi kritik dönemeçlerde, bu sezon alınacak puan çok önemli.

Durum böyle olunca, bazı maçlarda bu çekirdek kadrodan tasarruf yapılıyor ve ortaya sorun çıkıyor. Çünkü geriye kalan oyuncular hemen hepsi atıl, dediğin gibi maksimumu bile vasata varan oyuncular.

Bu adamlardan kurtulup, yerlerini a2'den takviye veya Anadolu'dan iyi taranıp, bulunmuş oyuncularla doldursak; her sene +10 milyon Euro gibi bir maaş kârıyla karşılaşırız. Performans olarak da hiç birşey kaybedilmez, belki kazanılır...

Maç kaybedilince bu kadar infial olmaz diye düşünüyorum.

bora dedi ki...

Cartalete %100 katiliyorum, gercekten kalanlari atil oyuncular, en iyi performanslari vasata ancak yaklasiyor, o derece yani...

Avrupa kupalari konusunda haklisin, o noktaya deginecegim, dedigim gibi biraz akilli olmak lazim, o oyuncularin da bir piyasa degeri var, onu bulunca 3'e 5'e bakmadan hemen gondermek gerekiyor.

Devam ediyorum... :)

bora dedi ki...

Cartalete burada altyapi oyunculari hakkinda bize bir suru bilgiler verdi. Sunu biliyoruz ki altyapida onemli oyuncular var, sans verilmeyi bekliyorlar. Bugun ulusal takima cagirilan Batuhan ve Orhan bizim altyapidan yetisme. Batuhan icin sorunlu deniyor ama Gunes psikopat denen Engin'den verim almayi basariyor, bugun onu da cagirmislar. Neyse...

Altyapidan pozisyonu geregi yeterli kalitede oyuncu gelmeyen ve/veya daha kaliteli bazi genc oyuncularin takima kazandirilmalari lazim...

- Bende dunku macta soyle bir izlenim olustu: Sadece Bobo'yla bu is yurumez. Son maclarda cok formsuz, yorgunlugundan olsa gerek ama benim gecmisten hatirladigim kadariyla bazen Bobo gercekten cekilmez hale gelebiliyor. Yanlis anlasilmasin, bana Adebayor mu Bobo mu deseler Bobo'yu tercih ederim; cunku kulubun futbolda icinde bulundugu yere "cuk" oturuyor. 10 uzerinden 6 puan alacak bir kulup icin 10 uzerinden 6 numara bir oyuncu. Adebayor gibi isimleri yonetmek ve verim almak kolay degil. O yuzden Bobo'dan daha iyi bir oyuncu bulmaya calismak "Dimyat'a giderken evdeki bulgurdan olmak" hesabinda bir is olur. O zaman buna baska bir cozum bulmak lazim. Ya hiyerarsik bir yapi olacak ya da esitlikci bir paylasim :) Aslinda yonetim Bobo - veteran oyuncu ile hiyerarsik yapi uzerinden bir alternatif uretti ama Schuster Tekke ile sorun yasadi, bu saatten sonra teknik direktore kafa atmaya calisan birine takimda yer olmamali diye dusunuyorum. Sezon basinda Necati olabilirdi, yanilmiyorsam serbestti, devre arasinda bence gereksiz olur, ozellikle takim sampiyonluga yurumuyorsa, o yuzden Bobo - genc oyuncu ikilisi bence daha tercih edilebilir duruyor, aklima Mustafa Pektemek ve Muhammet Demir geliyor, Pektemek'i pek tanimiyorum, zaten sakat, Muhammet su an icin bence bulunmaz bir nimet, benim seyrettigim bir Dunya Gencler Sampiyonasi macinda Orhan ve Sezer ile birlikte en cok dikkatimi ceken 3 oyuncudan biriydi, fizik olarak hazir, bir tek forvetin gerektirdigi her turlu ozellik kendisinde var, su anda sadece yetistirme bedeli ile almamiz mumkun. Bulunmaz bir firsat diyorum. Bunlarin disinda aklima bir alternatif gelmiyor. Batuhan'i sattik. Carew filan hic akildan bile gecirilmemesi gereken kabiz bir oyuncu. Santa Cruz'u ismen taniyorum ama cismen pek tanimiyorum. Bobo ile benzer kalibrede bir oyuncu, bu durumda forma paylasimi nasil olacak? Ikisinden ayni anda iyi verim almak kolay degil. Bunu pek uygulanabilir bulmuyorum.

Cartalete dedi ki...

Altyapıda hazır veya hazıra yakın ciddi potansiyelli çocuklar var. Ancak içlerinde hiç biri santrafor değil... Nasıl ki sana Kesimal'i aşıladım, aynı şeyi bana Muhammed Demir konusunda yapmak üzeresin :)

O şampiyonayı izleyemedim, askerde olduğumdan dolayı. Şayet, İlhan Parlak örneğinde olduğu gibi; yaş grubu içersinde tekniği sebebiyle parlayan ve şişirilmiş bir oyuncu değil de, cidden gelecekte "komple forvet" kıvamına gelecek bir oyuncuysa yatırım yapmakta kesinlikle fayda var. Zaten ihtiyaç da var...

Carew'e hiç gerek yok. Santa Cruz, Bobo modeli. Herşeyi yapan fakat bir konuda zirve yapmayan bir oyuncu.. Bobo'nun 10 üzerinden 6 olduğu konular da, Cruz da 10 üzerinden 7'dir.
Ama öyle bir maliyete gerek yok. Potansiyeli olan genç bir yabancı transferi beni daha çok heyecanlandırır... Muhammed Demir düşünülmüyorsa tabi...

bora dedi ki...

- Pek sanmasam da belki forvet icin ayni kalitede iki oyuncunun forma paylasimi ise yarayabilir ama kale icin kesinlikle hiyerarsik bir yapi kurulmali. Rustu yaslanmis durumda, Hakan baski altinda eziliyor, ayrica bende komple bir kaleci olmadigina dair bir izlenim olustu. Cenk oyle bir performans sergiledi ki hem Rustu'nun hem de Hakan'in aklini aldi, bazi hatalar yapmis olsa da bazen muazzam kurtarislar yapmisti. Mental olarak saglam gorunuyor, bir sefer mac sonu toplantisina denk gelmistim, onun kurdugu cumleleri, sectigi kelimeleri futbolculari gectim, bugun bana misin diyen universite mezunu adam zor kurar, zaten kendisi de universite mezunuymus ya da okuyor sanirim. Ayrica komple bir kaleci olma ihtimali Hakan'dan daha yuksek, kendisini Casilllas'a benzetiyorum zaten. Diyecegim o ki bu takim ligin en iyi kaleci rotasyonuna sahip gorunse de bu pozisyonda ciddi sikintilar yasadi, Antalya macindaki gol, Kasimpasa macindaki gol, her iki Porto macindaki ilk gol gercekten yenecek gibi degil. O yuzden artik birinci kaleci acikca beyan edilmeli ve sonuna kadar arkasinda durulmali, bu isim de Cenk'den baskasi olamaz. Her turlu musait durumda, Trabzon'dan Onur da 88'li. Atletico Madrid'den De Gea daha bile genc, mutlaka hatalar yapacaktir ama hep destek tam destek verilmeli. Yedegi de duruma gore Rustu ya da Hakan olur. Surekli butun maclarda sans taninmali, rotasyona filan gerek yok, zaten yas kemale ermemisse, bakiniz Van Der Saar, kalede rotasyona ihtiyac da yok, benim bildigim kadariyla Valdes, Casillas her mac sahadalar.

Bu arada Cenk yerine Ufuk'un ulusal takima alinmasi bence hatali bir secim. Cenk Ufuk'tan cok daha iyi bir kaleci bence, Ufuk bana agir gorundu. Cenk su kurtarislarini devam ettirip biraz istikrar kazanirsa bence Volkan'i bile zorlayabilir, sadece kendini kabul ettirmesi gerekiyor, bunun icinde Schuster surekli ona sans vermeli.

bora dedi ki...

Muhammet Demir'i bir kere seyretme sansim oldu. Tarz olarak Sercan'dan farkli, bir kere o kadar hizli degil, bana biraz Fatih Tekke'yi animsatiyor ama onun kadar ayaklarina hakim degil gibime geldi. Cok uzun boylu degil, orta boylu diyebiliriz, buna ragmen golu bir duran toptan kafayla atmisti, yani orta boylu olmasina ragmen kafa toplarinda etkili, baska pozisyonlarda da kafa topu almayi basardi, ayrica hareketli bir oyuncu ve kalcasini iyi kullaniyor, yani sirti donuk top alip arkadaslarina servis edebilme yetenegi var, vucud vucuda carpismalardan kacmiyor, cabuklugu ve hizi Bobo ile benzer, sutu hakkinda net bir fikrim yok acikcasi, boyle bir pozisyon oldu mu hatirlamiyorum, ama gole yakin bir oyuncu, Av. ve Dunya gencler sampiyonasinda ciddi skorlar yaptigi oldu. Genc takimda da tek forvet oynuyordu. Bence su an icin ideal bir oyuncu, daha iyisini genc olarak bulamayiz, farkli oyuncular tabii ama Sercan'dan daha iyi bile diyebilirim, cunku Sercan biraz zorlu bir oyuncu, eger oyunu boyut atlarsa TR sinirlari icerisinde durmaz, ama obur turlu taraftar icin tam bir iskence de olabilir.

Ayrica Muhammet'i transfer ettiginde kaybedecegin birsey yok, bedava gelmis oyuncu, yetersiz kalirsa yerine yine birini alma sansin var; cunku bu is bir tek Bobo ile gitmez. Nobre adama nobran getirir, tek forvet olarak kesinlikle Bobo'nun yedegi dahi olamaz, Tekke zaten kafayi topa degil Schuster'e yonledirmis, ayrica 33 yasinda. Dedigine katiliyorum, 8'den sonraki ikiden biri yabanci, genc ve potansiyeli olan bir oyuncu icin kullanilabilir ama bize su anda biri lazim, o yuzden yineliyorum, Muhammet su anda bicilmis kaftan, ben olsam hic kacirmam, simdi gider anlasirim :)

bora dedi ki...

Ilhan'a benzemiyor, bu eleman tek forvet tipinde, hic birseyde uzman olmayan ama herseyden birseyin oldugu bir oyuncuya benziyor, modern uc forvet, Bobo gibi yani. Bana Tekke'yi animsatmisti, sadece onun kadar estetik bir stili yok, bir de ayaklarina onun kadar hakim olmayabilir.

bora dedi ki...

Suna aciklik getireyim, Muhammet'in donusleri yani manevra kabiliyeti, Bobo'dan daha iyi diye dusunuyorum, top surebilmek ozelligi var, uzun mesafede benzerlerdir. Bobo'nun sol tarafta derine cekilip bir kanat oyuncusu tadinda yaptigi hareketleri Muhammet'den gormedim.

Adsız dedi ki...

Muhammet aslında forvet arkasında oynuyor benim bildiğim.Ama son vuruşları iyi olduğu için ve oyun kurma görevini engin ve orhan yapabileceği için forvete yakın oynamıştı şampiyonada.Mesela İnönüdeki a2 maçında forvet arkasındaydı galiba.Aslında Türkiyede Muhammet özelliklerine sahip çok fazla oyuncu var.Ama tabiki alınabilir bir risk olur transferi.Bir de o takım yavaş yavaş gündeme gelmeye başladı.Orhan a milli oldu.Sezer bank asyada maçın adamı:).gökayla okanda fenerbahçe adına oldukça popülerler şu sıralar.Türkiyenin yeni altın jenerasyonu bu grup olucak galiba.Bu oyuncular genelde u-19 milli takımda devam ediyorlar ve bence şuanki ümit milli takımdan daha iyi bir takım.
Konuya dönersekde bence yerli kontenjanı olması için bir gurbetçi oyuncu düşünülebilir.Özelliklede gurbetçilerin fizik düzeyi bizim gençlerimizden çok daha iyi olunca.Portsmouth dan nadir,bayernden deniz, frankfurt dan cenk tosun olabilir.Cenk tosunun koyu bir beşiktaşlı olduğunu okumuştum forzada.Almanya paf ligindede krallığa oynuyordu en son.

bora dedi ki...

Bayern'den Deniz Nuri'lerin takim arkadasi olan ise, o bir uc forvet degil, uzak forvet tadinda, bizim genc takimda da saga yakin oynuyordu, solda Caner, ortada Nuri, ben de bir ara onu gundeme getirmistim ama Bobo'nun alternatifi olarak degil, sagda aradigimiz uzak forvet olarak, bu sene sozlesmesi de bitiyormus, bence hic dusunulmeden getirilebilir. Sercan'a o kadar para dokmeye gerek yok.

Muhammet'in forvet arkasi olarak oynayip oynamadigini bilmiyorum, benim seyrettigim Kolombiya ceyrek final macinda direk olarak en uctaki oyuncuydu. Konya'dan Hasan Ali saga yakin oynuyordu, Engin ve Berkin, ortada ve solda biraz daha geride. Genc Milli takimlarda da takip edebildigim kadariyla surekli en uc forveti oynuyor. Okan ve Gokay'dan da fizik olarak daha hazir durumda, Sezer gibi.

TR'de o tarz oyuncularin cok oldugunu dusunmuyorum, kendisi zaten yabanci kaynakli sitelerde de bahsi gecen onemli bir oyuncu.

Yurt disindan "iyi gurbetci" getirmek artik o kadar kolay bir is degil. Bir projeksiyon sunmaniz lazim, eger Bobo'ya alternatif olabilecek bir oyuncu varsa niye olmasin, ama su anda gozumuzun onunde Muhammet var, kendi yas grubunun pozisyonunda TR'de yetisenleri icinde en iyisi, beles, bizim takimin tam da o bolgede eksigi var, niye degerlendirmeyelim?

pclion dedi ki...

Burada Muhammet'e çok sulanan olmuş. :)) Tek taliplisi siz değilsiniz ama, onu bilin. Galatasaray'a aldıracağım inşallah "40 kere söyleyince" düsturundan...

Cartalete dedi ki...

Şimdi tüm bunların üstüne, bir de Uğur'un böyle demesiyle; pek aklımda olmamasına rağmen iyice Muhammed iştahına kapıldım. Nasıl yapacağız şimdi ? :)

Eğer forvet arkası da oynayabiliyorsa önemli referans. 4-3-3'ün orta forvetinde bu tip oyun kurma özellikleri de gerekiyor. Bobo'nun Rapid Wien deplasmanında yaptıkları gibi örneğin...

Mesela İBB'yi de bu sene sıkı takip ediyorum, ortaforvette Tevfik Köse oynayınca 4-3-3'leri bir başka işliyor. Bu sistemin hücumunda bulunan insanlar, ne kadar ortasaha özellikliyse bir o kadar etki sağlarlar sistemin işleyişinde.

bora dedi ki...

Aklin yolun birdir derler :)

Anladigim kadariyla cezasahasi blog da ona talip, hem Trazbonlu hem de futbolculugundan hareketle sanirim :)

Link play dediklerini oyunu yapabiliyor, oyle ileride oturup servis bekleyen bir oyuncu degil.

Walla surasi acik Bobo'nun bir alternatifi olmali, ne bileyim sezonda 50 mac oynayacaksak yedegi sonradan oyuna girmelerle birlikte 20 mac filan oynayabilmeli. Veteran oyuncu kullandik olmadi, bu saatten sonra bence yeni bir tanesine gerek yok, genc bir oyuncu olmali, onumuzde bedava bir alternatif var, degerlendirmemek buyuk ayip olur :)

Dun Kayseri - Konya macinin 55'den sonrasina bakabildim, Kayseri'yi begendim, iyi top cevirdiler, defans guvenliklerini neredeyse hic birakmiyorlar, golu de yine bir duran toptan attilar, Kasimpasa macindaki golleri gormedim ama onlarda duran toptan gelmis, gecen hafta Gencler'e attiklari gol zaten 10 kere vursan 1 kere olur cinsten klas bir goldu. Pozisyon yaratmakta sikintilari var ama cok sabirli oynuyorlar, eger Cangele olsaydi, bence cok tehlikeli olurlardi. Yerden paslasmalarla cikmaya calisiyorlar, uzun oynamiyorlar. Sota'yi tebrik ediyorum.

Kesimal dun golden sonra bir pas hatasi yapti, rakip ciddi bir pozisyon yakaladik, ama o durumda bile Kayseri'li oyuncularin pozisyonun netligini azaltmak icin gosterdikleri mucadele takdire sayandi.

Acikcasi Kesimal'den net bir stoper cikar mi emin degilim, mesela Ersan kadar net bir stoper izlenimi vermiyor. Ersan'dan daha hareketli ve orta, uzun mesafede daha hizli gibime geldi. Topla cikislari yine etkileyici, topu ayagina aldiginda balta olmadigi cok acik, top kontrolu ve paslari guven verici, onun ayagina geldi mi rahatliyorsunuz, bazi topcular vardir, top ayagina geldi mi ne yapacagini bilemezsiniz, bir bakmissiniz cok iyi, bir bakmissiniz cok kotu bir hareket yapmis, o konuda tutarli. Bence bir sagbek olarakta bizim takimda su an is yapabilir, ama onu almanin tek yolu bence Toraman'la takas etmek.