Kelebek Etkileri

Çok tuhaf bir maç oldu… Guti’siz oynanan Antalyaspor maçına taktiksel olarak benzeyecek dedik ama o gün “direkten dönen” maçın kaderi bugünküne benzedi. İki pozisyonu olan Konyaspor %100’le oynadı ve iki pozisyonda da ciddi şekilde bireysel hatalar vardı. Hani Rıza Hoca basit gol kavramını makara malzemesine çevirmese, hakikaten “Beşiktaş çok basit goller yedi” diyeceğim…İlk goldeki hatayı açıklarken, öncelikle Grajciar'ın gol anlatımından not düşeyim: “Topla driblinge kalktığımda aklımdaki düşünce; uygun zamanda pas vermekti. Ancak beni savunan oyuncu önümü boşalttı, ben de şutuma güvenirim ve vurdum, gol oldu…” İbrahim Üzülmez 40’ına dayandı ama hala enerjik. Fakat aynı istikrarı, taktiksel anlamda savunma futbolunu öğrenememesinde de gösteriyor… O pozisyonda tam zamanında cepheye yönelmişti aslında. Grajciar topu Montano’ya verirse açı daralacaktı, tabi ofsayda düşmezse! Ancak İbrahim tekrar karar değiştirip, kenara yöneldi. Sonucu malum, topa vurmasını bilen adam Grajciar hata affetmedi.

İkinci golde gözlerim önce Toraman’ı aradı. Yine sağ stoperin yerinde yeller esiyordu… Sonra Erhan’ı aradı, o da gereksiz bir bölgeye kaymıştı. Tamam, sağ stoper oyunda yoksa bek içeri kaçar futbolun basit kurallarında, fakat Ernst zaten cepheyi doldurmuştu, Erhan kulvarını boşuna boşaltmış oldu… Sonra Hilbert’i aradı gözler. Geçen hafta, hemen her yazıda eleştirdiğimiz Tabata’nın yaptığı gibi bir kademe yapar mı diye… Ağır çekimde dikkat ettim, pozisyonu görmesine rağmen gitmemişti. Beşiktaş’ta yapılan bir hata yine kapanmamış, ikincil hatalarla süslenmişti. Ve ortaya kel alaka bir gol daha çıktı…

Aslında yenilen ilk gol sonrası Beşiktaş tam da arzu edildiği gibi oynuyordu. Aurelio derinde kalmıyor, önde yapılan baskıya destek veriyordu. Konyaspor daha savunmasından çıkmadan baskı görüyordu. Bununla beraber üst üste kornerler, ortalar maçın beraberlik golünü getirdi. Sahte 9 oynayan Nobre gayet iyi bir direnç katmıştı, Tabata ise bana göre Beşiktaş’taki en iyi oyununu oynuyordu… Sürpriz iki performans vardı fakat kendi standardının gerisinde oynayan oyuncular da mevcuttu… Buna Quaresma sakatlığı da eklenince, 2-1’in korunması hakkında insan şüphelere düşüyordu…Beşiktaş’ın hücum hattı gayet hareketli ve sürprizliydi. Hemen herkes serbest oynuyor gibiydi ve sürekli pozisyonlar değişiyordu. Topun olduğu yere baskı yapıldığından dolayı, böyle bir şey de gerekiyordu zaten. Ancak Quaresma’nın sakatlanışı sonrası kalkan tabela, Beşiktaş’ı yeniden “statikliğe” iten bir değişikliği gösteriyordu… Erhan sağbeke geçecekti, Hilbert öne atılacaktı. Nobre bağımsızlığını kaybedip, yeniden orta forvet olacaktı ve Holosko’da sol çizgide kalacaktı… Yani Beşiktaş, ilk yarıda olduğu kadar sürprizsiz olmayacaktı.

Erhan’ın yetersizliğinden Schuster de haberdar aslında… Alınan haberlere göre devre arası için kendisine “kulüp bul” denmiş. Ancak şuan eldekilerle hareket ediliyor ve hala 18’de yer alıyor. Fatih Tekke ile durumu farklı… Birisi yaptığı saygısızlıktan düşünülmüyor, diğeri belki daha pek çok oyuncu gibi “performansından” memnun kalınmadığı için gönderilmesi düşünülüyor, fakat transfer dönemine kadar kullanılıyor… Savunmada sürekli yerini kaybeden Toraman'a bakıyoruz; stoper ama "iyi iş" dediğimiz hareketleri hep topla ani çıkışları, hücum katkıları. Gol haricinde savunma anlamında kötü olmayan Erhan'a bakıyoruz; eleştrilen en bariz noktası topla yeteneksizliği... Ve maça bakıyoruz; topla en çok buluşması gereken adam sağ bek, yenilen gol savunmadaki kademe aksaklığı... Diyeceğim odur ki; şu maçta Toraman'la Erhan'ın sadece mevkileri bile değişse, Beşiktaş'ın 2 puanı uçmayabilirdi... Böyle bir kelebek etkisidir bazen futbol... Örneğin Holosko; 3-1 yapacakken 10 santimle auta vurmasa, ya da attığı golde biri ofsaydı bozsa; yarın "Geri döndü!" manşetlerini görebilirdik. Ama bugün sinkafla soyunma odasına girdi... O'na bir hava değişimi şart. Burada olmayacak artık, belli oldu... Aynı hava değişimi taraftara da şart; ıslık olmaz dedik küfüre dönmüş. Artık hiç bir şey demiyorum...Maça dönelim... Erhan’ın yerine Onur gibi bir isim girse, Beşiktaş’ın hücumda hareketli ve sürprizli oyunu devam edebilir, Hilbert de sağbekte kalabilirdi. Ancak Schuster, Quaresma’sız bir takımla macera aramaktansa, topsuz oyun anlamında kuvvetlenme yolunu seçmişti belli ki… Sonuçta takım ikinci yarıya girerken öndeydi, savunma anlamında güçlü olup; ani çıkışlarla maçı bitiren golü arayacaktı. Bana göre yanlış bir seçimdi ama “seçimdi”… Çok da itiraz edilemezdi. Zaten Konyaspor’a pek aman verilmeden, “maçı bitiren gol” yolunda üç adet çok önemli pozisyon yakalanmıştı, girmedi… Aslında Schuster’in planı kağıt üstünde tutmuştu, ancak yine “kelebek etkileri” buna izin vermedi. Yukarıda bahsedilen zincirleme hatalarla Grajciar, topu boş kaleye “vuramadı”, o yüzden gol oldu… İyi vursa gol olmayabilirdi, Ersan sıkı kapatıyordu…

Sonuç olarak hayal kırıklığı, zirve uzaklığı ve zihin boşalmasıyla maç bitti… Bir de üzerine Quaresma’nın ilk yarı için şalteri kapattığı haber geldi. Bizlere de artık sadece “beklemekten” başka çare kalmadı. Bekleyelim bakalım…

Beşiktaş 2 - Konyaspor 2

13 yorum:

enorton dedi ki...

Gençlere verdiğin önemi bildiğim için öncelikle gençlerden başlayayım;

Guti'nin yokluğunda Necip'in ilk 11 de olmamasını gerçekten çok yadırgadım. Bir çok defansif eksikliği olmasına rağmen milli takımda sol bek oynayan İsmail in hala Üzülmezi kesememesi de ilginç, Konya gibi bir rakibe karşı üstelik. Kayseri maçında ilk 11 oynayan Onur'un oyuna hiç alınmaması ve Ali Kuçik2in kadroda dahi olmaması da çok ilginç.

Tekke'yi silmiş belli ama hala fiziksel durumu iyi değil diyor hoca. Türkiye'de 60 lı yılların futbolu oynanıyormuş, kusura bakmasında o da Beşiktaş'a 70lerin futbolunu oynatıyor. Kasımpaşa ve bu maçın sonunda hakemi suçladı, oysaki bu iki maçta da hakemler çok iyiydi.

Maç ile ilgili analizine girecek olursam Erhan konusunda sene başında Ekrem iyiyken bile Erhan sakatlanana kadar Erhan'ı oynattı sağ bekte. Toraman'ı hiç denemiyor nedense... Biz kolay goller yedik doğrudur ama Konya'nın yediği goller neydi? Birisi kendi kalesine, diğeri kalecinin hatası. Bunlar basit değil mi? 45-60 dk arası hariç oyunun hiçbir döneminde iyi oynadığımızı düşünmüyorum.

Ben GS ve Bursa maçını da kaybedeceğimizi düşünüyorum. Bu sene gitti geçmiş olsun, hocanın da artık takıma negatif etki yaptığını düşünmeye başladım. Gençler konusunda çok güveniyorum gençleri oynatmıyor artık. Takım saldırıyor diyorduk, takım bitik durumda. Ersnt bile döküldü bugün, kondisyona moral - motivasyon yerlerde...

Cartalete dedi ki...

Necip'sizliği anlamıyorum zaten. Hadi İsmail milli maç oynadı da oturdu diyelim de, bu maçta ortasahada daha çok 2-1 gibi dizilişmişken Necip'in oynamaması düşündürücü.

Bilemiyorum, Fink ve İnceman'ı gözden çıkarıp; Onur'u öne atan da kendisi. Necip'e çoğu kesim kadro oyuncusu derken, 11 adamı muamalesi yapan da kendisi sene başlarında.

Günü kurtarırken, "harcanabilir adamları" mı kullanıyor anlamadım ki...

Schuster için net kanıya varmayacağım yine de, bekleyeceğim.

Atılan gollerin hata olduğuna pek katılıyorum. Kendi kalelerine attığı golde rakip sarsılmıştı, üst üste ataklar ve duran toplar geliyordu. Ayrıca orada Tabata "çarpsa girecek" bir orta kesti...
İkinci golde ise top ancak çelinebilirdi bence, elden kaçırılmayacak bir top değildi. Hatta Gökhan, Tabata'nın vuracağı köşeyi tahmin edip, erken hamle yapmasa; direk gol bile olabilirdi.

Herşeyden öte; bence mevcut kadroyla bundan daha iyi bir oyun oynanamazdı.

enorton dedi ki...

"Herşeyden öte; bence mevcut kadroyla bundan daha iyi bir oyun oynanamazdı."

Sevgili cartelete inan bu son cümlene hiç katılmıyorum, sanıyorum bu cümleni hücum olarak yorumladın. Yani bu kadroyla ancak bu kadar hücum edilebilirdi şeklinde ama ya savunma? Bu kadronun oynayacağı en iyi savunma oyunu bu mudur? Kornerden gol atmaya gidip gol yiyen kaç takım vardır, hem de Konya gibi bir takımdan? yediğimiz 2. gol de resmen komedi...

Neyse şunu söyleyeceğim, Antalya'yı 2-1 yendik 90+ da rakip boş kaleye dışarı attı. sivası 2-1 yendik rakip 90+ da topu direkten döndü. Geçen hafta nasıl zorlanarak kazandığımızı, Rüştü'nün çıkardığı topları herkes gördü. Yani "oyun" derken hem savunma hem hücum anlamalıyız diye düşünüyorum. Geçen sene Beşiktaş gol yememeye oynuyor ve nasılsa bir tane atarım diyordu. İlkini başardık ama gol atamayınca başarılı olamadık. Bu sene ise savunma hiç önemli değil, takım sadece hücum çalışıyor anlaşılan ve ben 1 tane fazla atarım diyor hoca kafasında. Ama olmuyor, her geçen bize bir tane kesin atıyor ama biz yine gol atamıyoruz. Geçen sene 2 yönün sadece birini yapıyorken bu sene ikisini de yapamıyoruz.

Sonuç olarak defansif olarak mevcut kadroyla bundan çok daha iyisini yapabilirdik diye düşünüyorum. Beşiktaş bu kadar kolay gol yiyerek kazanamaz.

Cartalete dedi ki...

Evet daha çok hucümsal olarak değerlendirdim, yenilen kötü goller dışında eldeki defans da bu kadarını oynayabilirdi.

Ancak, daha iyisi olabilirdi demekte haklısınız. Toraman'ı oynatmak zorunda değil mesela, daha bir pozisyon bilgisi olan Zapo'yu koy...
Kornerde de zaten başarısız bir takımken, bir de çok adamla hücum yapmak mantıksızdı. Holosko daha geride kalabilirdi. Zaten duran topta kafa vurduğunu hatıramıyorum onun.

Adsız dedi ki...

Futbol maçı üzerine, sonrasında yazmak,çizmek, yorum yapmak tıpkı tarih üzenie konuşmak gibi ex post bir iş..Bitmiş ,sonuçlanmış olaylar dizisi üzerine konuşuyoruz ve bu anda durduğunuz noktadan geçmişe bakıyorsuz.Bu kaçınılmaz bir dilemma tabii..Bir taraftan hataları ,eksiklikleri daha iyi görmemizi ,yorumlamamızı sağlıyor ama öte yandan olaylar yaşanırken var olan şartları ıskalamazı beraberinde getiriyor.Çubuğu bir yana büktüğümüzde her şey simsiyah gözükebiliyor ama öte yana çok büktüğünüzde de kendimzi her türlü kötülüğe, yanlışa bir mazeret üretirken bulabiliyoruz...hele futbol yorumunda...Her maç sonrası kenarda oturan oyuncu kahraman olabiliyor örneğin...Yenildiğinizde denenmemiş her taktik, oynamamış her oyuncu doğru tercih gibi gözükebiliyor...Maçlar üzerine kelam ederken bu açmazı olabildiğince aklımda tutmaya çabalıyorum...Kimi zaman yok yok hoca hata yaptı demekte ısrar ediyorum ,kimi zaman da o an için ben de öyle düşünmüştüm deyip eleştiriden sarfı nazar ediyorum...

Bu gün maçı izlerken holosko nun neciple değişmesini, tabatanın kanada çekilmesi gerektiğini düşünmüştüm ama erhan değişikliğinin de kendi içinde tutarlı bir plan olduğunu kabul etmiştim...Yürümedi ...Olabilir...Bence sorun orada değil zaten...Ya da onunla sınırlı değil...Bu kategori de bir takımın böylesi vahim pozisyon hataları yapıp goller yemesinde....18 yaş altı kategorisinde bile görülmeyecek/görülmemesi gereken temel oyun bilgisi eksiklikleri sergilemesinde..Onlarca korneri adeta rakibe avantaj sağlar biçimde kullanmasında...Demek istediğim o oynadı ,bu oynadıdan öte, çok daha derin ,temelli ,işin alfabesine ilişkin eksiklerimiz var ne yazık ki...kariyerlerini, yabancı hoca kötülemeye adayan futbol yorumcularının gevezelikleri nden daha ciddi problemlerimiz var maalesef...Boyacı küpünün örtemeyeceği eksiklikler...siyah beyaz ölüm yaşam...

Hakan dedi ki...

Maç kazanmak için gol atmak şart ama Beşiktaş'ın gole en yakın futbolcuları Nobre, Holosko ve Tabata. Nobre'nin bugün BJK'nın en iyilerinden olduğu konusunda herkes hemfikir ama gole yaklaştığı veya şöyle söyliyeyim şut attığı tek bir pozisyon bile yok! Tabata ise tamamen asisti düşünen, Beşiktaş formasıyla 2 yılda 2 veya 3 gol atmış bir adam! Holosko bugün boş goleye golünü attı ve bu 220 gün sonra attığı ilk gol! Yani Quaresma-Guti-Bobo üçlüsü hakikaten yokluğunda ağlanacak bir üçlü kabul ama diğer hücumcularının hiçbirinde gol mahareti olmaması yanlış bir planlama değil mi ?

http://hagininkosani.blogspot.com/2010/11/quaresma-yoksa-kartal-da-yok.html

Cartalete dedi ki...

Sorun da orada zaten. Yanlış planlama ama bir senelik değil, yılların yanlış planlanması... İyi kadro var deniyor ama 3 oyuncu dışında Beşiktaş'ta tabela değiştirecek oyuncu yok. Bobo Quaresma Guti. Ve bunlar en son Rapid Wien maçında bir arada maça başlamış, aradan 11 maç geçmiş ve hala toparlanamamışlar.
Geriye kalanlar atıl ve yardımcı oyuncular. Ama hata sadece bu senenin değil, senelerin...
Bu senenin en bariz hatası; hücumsal anlamda iyi bir seçenek olan Delgado'yu yalan etmekti.

mustafa dedi ki...

Bencede sorun yılların birikimi , salt bu sezonun değil gerilere gittikçe gider , Ertuğrul sağlamdan başlarsak salt sezon başı Cisse , Tello gelmişken alınabilecek Carlton Cole ve Logratelli yerine Diatta ve Higuanin alınması arkasından Burak , Koray ve para verilip holoskonun alınması , hadi Koray sakattı Burak formsuzdu tamam aldın Holoskoyu ama o dönem bir defansif orta saha alınsa şampiyon oluması işten bile değildi.Sonrasında iki kupalı şampiyonluk dönemi Delgadonun zamanında tedavi ettirilmemesi , Belinden sakatlanmış Nobreye ederinden çok fazla para verilip dengelerin bozulması , Caner , Sezer Öztürk ,Nizamettin tarzı bir oyuncu alınıp Delgado dönünce takıma monte edilmesi yerine Tabataya 8 mil euro verilmesi bu sene başı tamda döndü derken Delgadonun gönderelip Tabatanın kalması uzayıp gidiyor . Bundan sonra oturup iyice düşünmeli , maliyeti yüksek verimi düşük adamlara yol verip gençlerle takviye edilmeli takım. sezon sonunda kadroda 6 kaliteli yabancı artı 2 gelecek vadeden genç yabancı tutup yerlilerde gurbetçi gençlere , altyapıya ve ligde mental yönden sağlam iş ahlakına sahip kaliteli yerli oyunculara yönelinmeli . gerekirse bir sezon heba oldu bir yenisi daha olsun ama sonrası aydınlık olsun.

Hakan dedi ki...

Delgado giderken hiçte hatalı bir karar gibi görünmemişti bana ama zaman bir kez daha bizi yanılttı. En iyi oynadığı maçta bile; duran topu iyi kullandı veya 5m yanına pas atabildi diye beğendiğimiz Tabata yerine, şuan sakatlığının etkilerini tamamen atmış bir Delgado, bu dizilişle kesinlikle çok çok daha faydalı olurdu.

mustafa dedi ki...

@Hakan Delgado hiç Necip Ernst gibi Dirençli orta sahaların önünde oynama şansı bulamadı yuhalanıp çıktığı belediye maçında şayet bir Necip Nihat değişikliği yapılıp Delgado Nihatın yerine geçse idi o mçaıda muhtemelen kaybetmez kazanırdık yuhlanmamış olurdu. Delgado ceza alanında son derece etkili bir oyuncu idi üstelikte takımdaki bir çok oyuncu ona alışkın , artı sezon başı görünen görüntü Q7 ile iyi anlaşıyordu , ne yazıkki tabatanın bonservis bedelinin ağırlığı ve paragöz babası yüzünden gitti. keşke siz bana geçen yıl oynamadığım halde paramı verdiniz bu yıl ücretimin yarısını almayacağım dese idi . keşke kalsaydı şimdi eminin çok daha iyi pozisyonda olurduk ligde.

borasahin dedi ki...

Yavas yavas zurnanin zirt dedigi yere dogru geliyoruz, bundan sonra yarisin icinde olmak pek kolay olmayacak, rakiplerin durumuna gore 9-12 puan almamiz durumunda dahi belki kiyisinda kosesinde olabiliriz.

Gecen seneye gore 6 puan az toplamisiz ve ayrica yine gecen sene ustumuzdeki iki rakibimiz ile aradaki toplam puan acigi 13. haftalar itibariyle 6'ymis (4 FB + 2 GS). Bence Denizli'ye biraz haksizlik yaptigimiz yavas yavas daha cok ortaya cikiyor, Schuster'in elinde ayni iskeletin uzerinde daha iyi ve genis bir kadro var; en basitinden Yusuf yerine Q7, Delgado yerine Guti. Ayrica Denizli kalsaydi belki Delgado da kalirdi. Her neyse...

Gencler macinda takimin yas ortalamasi 30, Konya macinda 28.5. Rustu ve Guti olsa o da 30 olur. Hani birseyler oturtulmaya calisiliyor desek, yas ortalamasindan kurtarmiyor, ayrica kendi adima farkli birseyler yapmaya calisan bir takim da goremiyorum. Hoca kafasinda bir fikirle geldi, onu uygulamaya calisiyor, o fikrin burada bir karsiligi var mi ona bakmadi, gerci son zamanlarda bunlari dikkate almaya basladi ama is isten gecmek uzere, yoksa normalinde Konya maci diger maclarla mesela bir Manisa ya da Kayseri maciyla karsilastirildiginda bir kaza fakat bizim pek kredimiz kalmadi, 2-1'den sonra maci oldurmeliydik, gecen sene bu tip zorluk derecesi yuksek olmayan maclari daha yuksek bir yuzde ile bitiriyorduk.

Van Gaal gelse dersiniz ki kendisi egiticidir, belki simdi 20 puan toplarsin ama yerlestirmeye calistigi bir oyun plani vardir, ayni seyler Del Bosque icin de gecerli. Tigana'nin genc oyuncularin gelisimine yaptigi katki ortada. Schuster'in boyle bir gecmisi var mi, yok mu belli degil! Bence supheli, pek olumlu gorunmuyor, fakat sans vermeden de gorebilmek mumkun degil, o yuzden hocaya sans verilmeye devam edilecektir. Ozetle, Schuster henuz bir helva yapmayi beceremedi, bakalim kalan 4 mac ne gosterecek? Ilerleyen surecte transfer politakasi, hangi oyunculara sans verilecegi benim acimdan belirleyici olacak. Bu 1 yillik surecte bence Schuster kendini belli eder.

Bu arada gollerde Cenk'in ozel bir hatasi yok.

Ze1903 dedi ki...

Takımda bir kalite sorunu olduğu kesin ama Schuster ile ilgilide sorun var.Q7 sakatlandığında benim aklıma gelen ilk hamle Zapo'nun oyuna alınıp Toramanın sağ beke çekilmesiydi ama bence schuster Toramanın zaman zaman sağ kanattada oynayadığını bile bilmiyor.Erhan tercihinin tek açıklaması bu olsa gerek.Erhanın oyuna girmesi,kasımpaşa maçında Aurelio'yu çıkarıp ortasahayı boşaltması.. gibi değişiklikler yapıyor ve bu oyuncu değişikliklerinin hepsi maçı Beşiktaş aleyhine etkiliyor.4 ay olmasına rağmen hala bu acemilikleri yapıyor olması bana hala takım,oyuncular,rakipler hakkında bir bilgisi olmadığını düşündürüyor .Bu sene ligden beklentisi kalan biri olduğunu sanmıyorum ve insanlar bekliyorlar ki Erhanı oyuna girerken görmeyelim bu takım bu futbolu oynayacaksa seneyede bu takımda olacak oyuncularla oynasın.Necip,İsmail,Onur girsin oyuna...Schusterin gönderilmeside zor görünüyor taraftarda sıkıldı artık kalitesiz oyuncuların kalıp hocaların gönderilmesine.Umarım devre arasına az kayıpla ulaşır ve bilinçli bir transfer dönemi yaşarız.Bu sene olan oldu artık cesur olma zamanı.

gökhan dedi ki...

belki hakerete girecek ama takımda ciddi bir iq problemi var. yada yumuşatalım, oyuncuların futbol zekası yerlerde. nobre, holosko, tabata, toraman, üzülmez ve erhanın saha içinde yaptığı yada yapmaya çalıştığı işlere akıl sır erdiremiyorum. yetenek olarak aynı standartta ama daha zeki futbolcularımız olsa inanıyorum bi 6-7 puan daha fazla almıştık. hani yerli oyuncuların kötü eğitim aldığı konuşulur ama işin kötüsü bizdeki asıl problem yabancılarda. yani holosko yerine aynı yeteneklere sahip, zeki bir italyanımız olsa işler çok değişir.

şu maçı kazansak gs ve bursa maçlarından alınacak 4 puan bizi düzlüğe çıkartırdı ama şimdi yetmiyor. 2 galibiyet şart gibi yoksa lig çok büyük ihtimalle gidecek.