Hilbert’in Günü

Cuma akşamı İtalya’dan bir zirve maçı izledik. Sezonun sürpriz şampiyon adayı Lazio ile, son yılların ambargocusu Inter karşılaşıyordu. Maicon’un yokluğunda; yaşı, Zanetti’nin profesyonel futbol hayatına eşit olan Natalino şans bulmuştu sağbekte. Natalino, hemen her İtalyan bek gibi stoper de oynayabilen bir oyuncu, fiziki özellikleri de buna son derece müsait. Bir dönem özellikle de Mourinho’nun Chelsea’si sayesinde bu tip bekler moda olmuştu. Ancak artık yavaş yavaş bu bek kuralı değişiyor…

Beklere artık hücum silahı olarak bakılmaya başlandı ciddi anlamda. Çünkü hemen her takım artık iyi alan savunması yapıyor ve sadece bekler gerekli boş alanı bulabiliyor. Buralarda devamlılığı olan ve topla ilişkisi fena olmayan bir bek oyuncusu, takımı fazlasıyla değiştirir… Hilbert değiştirdi mesela. Neleri değiştirdiğini; Erhan’la 75 dakika bulunamayan pozisyonların, Hilbert’in girişiyle 15 dakikada üst üste bulunmasıyla anlamıştık Kasımpaşa maçında.

Hücum katkılarının dışında, savunma olarak da şuan Beşiktaş’ın elindeki en iyi bek oyuncusudur şüphesiz. Ozan İpek, tıpkı geçen yıl olduğu gibi uzak direk koşularıyla 2 gol atabilirdi bugün. Ancak Hilbert, taktik savunma becerileriyle, harika ters kademeler yaparak bu tehlikeleri önledi… Ancak bu pozisyonlardan daha basitiyle karşılaşan Üzülmez, rahat pozisyonda Volkan’a vurdurmuştu mesela yine ilk yarıda… Ortalama bir Alman açık oyuncusu, yıllarca bek oynayan Türk oyunculara nazaran daha fazla savunma bilgisine sahip. Taktik futbol diyebileceğimiz, basit kavramlar bile öğretilmiyor oyuncular yetişirken. Attıkları iki çalıma tav olup, topçuya “futbolcu” diyoruz. Beşiktaş öz kaynağı bu konuda bir hayli yol aldı ama açıkça söylemek gerekirse…“Ali Kuçik istediğimiz her şeyi yaptı. Bulduğu şansı mükemmel değerlendirdi. Onun hızından ve hareketliliğinden faydalanmak istiyorduk, başardık.” Bu sözler maçtan sonra Ömer Güvenç’in “hocam Ali Kuçik’i oynatmak risk değil miydi?” sorusuna cevap veren Schuster’den geldi. Hakikaten, Nobre’nin yerine Ali Kuçik’le hücumunu şenlendiren Beşiktaş, bugün dönem dönem İspanyol takımı gibiydi. Alan değiştiren ortasahalar, sürekli deplase olan hareketli forvetler… Guti’nin en uçta olduğu bir 4-3-1-2 sisteminde oldukça denge bozdular. Hatta ben İbrahim Öztürk’ün sakatlanışını da, bu hareketli hücum hattına bağlıyorum. Nobre’yi savunmak, insanın adalesini zorlayan bir etken değildir. Ama Ali Kuçik – Holosko ikilisi varsa, ne olursa olsun her zaman tetikte olmalıdır stoperler.

İbrahim savunma becerisini, atletik yapısıyla harmanlayan nadir yerli stoperlerdendir. Bugün onun çıkışı, Mexes Serdar’ın girişi maçı Beşiktaş’a getiren etkenlerden biriydi. Serdar, tip olarak daha doğrusu saç olarak benzediği Mexes’ten çabukluğunu almış ama daha çok “sakarlığından” nem kapmış. Kolayca penaltı yaptıracak, kart alacak savruk bir oyuncudur kendisi. Ancak beklediğim kadar sırıtmadı oyunda, iyi idare etti açıkçası…

Bana göre Hilbert’ten sonra sahanın en iyisi olan Necip, ikinci yarıda yerini Tabata’ya bırakıyordu. Bu değişiklikten hiç hoşlanmadığımı söyleyebilirim, ama aldığı darbe dolayısıyla maça devam edemediyse bilemem tabii… Oyuna giren Tabata’yla, Holosko’nun ortada yer alacağı bir 3’lü hücum hattına geçildi, Guti tekrar arkada oynamaya başladı. Hadi Tabata, Necip’ten daha yaratıcı bir oyuncu olduğu için sahaya girdi diyelim; öyle olsa dahi Necip’in takıma kattığı direnç, ekstra hücumları beraberinde getiriyordu. Aynı zamanda da, Bursaspor’un gelişme eğiliminde olan ataklarının sönmesinde çok etkiliydi…
Zaten Beşiktaş bu maçta yaratıcılıktan ziyade, “tempo yaparak” gol atacaktı, bu her halinden belliydi. Nitekim öyle de oldu; Ersan’ın hücumda kaybettiği topa, hemen olay yerinde tekrar basması, akabinde Aurelio’nun desteği, Hilbert’in tek pasla Holosko’yu buluşturması ve gol. “Pres yapıyorum, koru beni!” konusunda bahsettiğimiz üzere, hücum yapmak isteyen bir takımın asla vazgeçmemesi gereken “topun kaybedildiği yere, şok pres” olayıyla gol gelmiş oldu.

Necip sahada kalsaydı bu tip ataklar daha sık gelişirdi, hem de skoru korumak adına takım daha ciddi bir direnç koyardı. Zaten Tabata’dan, Holosko’yu kaçırdığı bir top dışında pek “ofansif” katkı da göremedik. Kim bilir, belki de Necip sahada kalsa, Guti önde oynamaya devam edecek ve o derin pasları daha sık yapacaktı…

Çok kritik bir dönem 6 puanla atlatılarak, gereksiz kayıplar bir nebze affedildi. Ancak bir o kadar da, özellikle İnönü'de kaçan fırsatlara daha fazla yanmamızı sağladı bu galibiyetler… 5 gün sonra Eskişehir deplasmanı var, çıkışı perçinlemek için iyi bir fırsat.

Bugün ilk yarıdaki şablonu ve oyunu çok beğendim açıkçası. Fernandes, öyle bir sisteme dâhil olursa fazlasıyla etkili olur gibi duruyor. Böylelikle Guti de forvetlere yakın kalabiliyor… Ancak o zaman alınacak santraforun stili bir hayli önem taşır. Almeida tarzı bir oyuncu gelirse; A Planı yine 4-3-3 olarak kalır. Ancak süratli, akıcı oyunu seven bir forvet gelirse, bu plan tutabilir.

Beşiktaş 1 - Bursaspor 0

16 yorum:

enorton dedi ki...

İlk yarı sonunda Üzülmez - İsmail değişikliği bekliyordum açıksası. Volkan Şen oyundan atılmış, sol bekin defansif yükü azalmıştı. Hücumcu bir sol bek daha çok iş yapabilirdi. Ancak hiç beklemediğim bir şey oldu Necip çıktı Tabata girdi. Gerçekten şok oldum, çünkü son 15-20 dk Ernst - Guti - Mehmet A. oyundan düşecekti ve öyle de oldu. Burda Necip oyunda kalmalıydı bence, Tabata zaten fizik gücü düşük bir futbolcu...

Allahtan golü tam zamanında bulduk ve rakip de 10 kişiydi de son dakikaları iyi atlattık. yoksa işimiz çok zordu... Buarada yine rakibin bir topu direkten döndü, dönen top Bursalının önünden geçti, futbol şansı bizden yanaydı Allahtan. İlk yarıda ise herşey mükemmeldi, bu kadronun oynayabileceği en iyi futbol oynandı diye düşünüyorum.

disappeared dedi ki...

Almeida pek hareketli bir oyuncu sayılmaz evet, ama özellikle Diego zamanında 4-3-1-2'de yer aldığı olmuştu yanlış hatırlamıyorsam. Ne kadar etkili oldu, onu da Borges'a sormak lazım sanırım.

Adsız dedi ki...

Barcelona bile ortaya messi yi koyarak daha hareketli oyuna dönüyor.Mesela bizim a2 takımımızda öyle 4-6-0 gibi oynuyorlar ama öndeki 6 oyuncuda gole yaklaşabiliyor.Hatta altyapımızda şu ana kadar izlediğim tüm takımlar yaklaşık olarak bu düzendeydi.Bugün holosko ve ali yeteri kadar rakibi yorarken aynı tipte 3. ve iyi bir oyuncu çok fazla boşluk bularak pozisyona girebilir.En önemlisi dinamik ve zevkli maçlar izleriz.Bu arada Ali kuçiği çok fazla eleştiren olmuş.Bence bu çocuğun iyi gelişirse bir agüero olmaması için hiçbir sebep yok.
Bugün Rize maçında(kısa süre izledim) Sezer iyiydi yine.Daha çok bek gibi göründü bana.Bence seneye a takıma çıkarsa sezer solbek oynamalı.Böylece hem Ersanıda oynatmış oluruz.Mesela Barcelona bence solbekde abidal varken çok daha iyi oynuyor.Belki soldan pek bek çıkışı yapmıyor ama onun yerine sol iç oyuncusu kanata daha çok yaklaşıyor.Eğer böyle oynarsak Aurelio gibi bir ortasahaya ihtiyacımız kalmaz.Üç ortasahamızda gole daha yakın oyuncular olabilir.

ALAZ dedi ki...

Arkadaşım "adsız" aracılığıyla blogla tanistim ve begeniyle izliyorum. yazıya cogunlukla katiliyorum. sadece birkac kisa kisisel degerlendirme:

1-"Guti'nin Gunu"

2-Ali Kucik ilk yarida iyi niyetli ama etkisiz, 60.dakikadan sonra ise 3 hafta oncesinin "bitik Holosko"su veya sezon başından beri dumenden koşan ama aslen "emekli olmuş olan nobre" gibiydi

3-Holosko golü attı, ligin ikinci yarisında da kalmayi garantiledi AMA bu adamin ipiyle kuyuya inilmez, "striker" sart.

4-Sezonun değil belki de son 1,5 sezonun en iyi, bilincli ve akilci oyununu oynadi takim... tesekkurler....

Adsız dedi ki...

Bence en iyisi Emenikeyi almak.Az önce fb maçının özetlerini izledim.Yobo,Lugano, Neill...Hiç biri onun kadar hızlıda güçlüde değil.Bitiriciliğide oldukça iyi.Hem sanrafor hem de sağ forvet oynayabilir.Ben takas ve para karşılığında alınabiliyorsa çok yararlı olur.Hatta bence Emenike world-class bir oyunncu olma yolunda ilerliyor.

Cartalete dedi ki...

enerton;

Tamamen katılıyorum. Fizik olarak düşen ortasaha ile bu maçı lehe çevirmek gittikçe zorlaşacaktı. Neyseki gol fazla gecikmedi.
Ben de İsmail'in girmesini bekliyordum, Bursa'nın sol ayaklı beki Keçeli'den başka hücum opsiyonu kalmamıştı orada.

disappeared;

Almeida, Werder Bremen'in 4-3-1-2'inde yer almıştı evet. Ancak bugün sayısal olarak sistem bu olsa da, görüntü biraz farklıydı.
Hemen altta "adsız" arkadaşımızın yaptığı yorumda olduğu gibi, topsuz oyunda forvetler hemen kanat savunmasına geçip, 4-6-0 halini aldılar. Topa sahip olununca da, içe-dışa deplase oldular. Almeida bu akışkan düzene ayak uydurabilir mi bilemiyorum. Ama komple forvet bakımından gözümde ilk 10'a girebilecek bir isimdir. Olmaz da diyemiyorum ama 4-3-3'ün orta forvetinde asıl faydasını verir.

Adsız;

Sezer, soliçte ekstra ofansif bir oyuncu kullanıldığında, taktiksel olarak solbekte oynayabilir. Ancak bu tarz beklerin futbol hayatı pek uzun olmuyor büyük kulüplerde. Stoper kılıklı beklerin hemen hepsi bir süre sonra homurtuya uğradı.
O yüzden onun önünü kapatmamak açısından stoper rotasyonunda kullanmak daha akılcıl olur. Yerine göre bek de oynayabilir elbet.

ALAZ;

Bize her gün Guti günü zaten :) Ona zaten alıştık, daha underrated oyuncuların üzerinde durup, değerlendirme yapıyorum genelde yazılarda.

Ali Kuçik'ten aşırı beklentim yoktu, taktiksel anlamda bence olumlu katkı yaptı. Sol çizgiden üç kişi arasından kurtarıp, Guti'ye aktardığı top takımın bulduğu ilk pozisyon oldu. Bir topu da direkten döndü. Sonuç anlamında da didindi aslında, şimdilik yeterlidir. 11 başladığı ilk resmi maçı.
Muhtemelen Eskişehir ve Wien maçlarında da oynayacaktır.

Holosko kadro oyuncusu olarak kalabilir, iyi bir taktik forvet. Kendine gelirse tabii.. Ama onun dışında A Planı'nda düşünülmez bence de.

4. şıkka tamamen katılıyorum, özelllikle ilk yarıda oldukça Avrupai bir takım izledik.

Adsız;

Emenike futbolculuk anlamında ben de çok beğeniyor ve yakın zamanda yükselmesini bekliyorum. Yanlız kafa olarak çabuk sıyıracak bir oyuncu gibi duruyor. Her pozisyonda itiraz falan. GS maçında da oyuna falan küsmüştü.

Özellikle bugünkü düzen içersinde önemli bir silah olabilir Emenike. Ama aşırı bir değerle alınmasını istemem. Takasla falan bir orta yol bulunursa, kadroda olsun isterim.

Adsız dedi ki...

Bir tamam ya da devam maçını hele Bursa ya karşı kazanmak,liderin yanıbaşında nefesini hissetirmek her taraftar gibi beni de delicesine mutlu etti elbet...Yaşıma başıma bakmadan ses tellerimi tarumar etmeme sebeb oldu..Uzun süredir yaşamadığım bir çoşku yaşattı.ama bu sadece tabela da yazan skorla da ilgili değil- en azından benim için...İdealden uzak bir tertiple yeni bir formatı başarıyla uygulayabilmekle, belki bir 55 dakika çağdaş futbol dediğimiz- hani şu televizyonda izlediğimiz yabancı maçlar gibi- bir şeyi ortaya koyabilmekle, mücadele azmiyle de ilgili...

Tıkız, zoraki bulunan raslantı bir golle kazanılmış maç değildi Bursa maçı..Tv den hele özet seyreden arkadaşlar belki ıskalayabilir çünkü bu gün bir kez daha fark ettim ki tv de gösterilen maç tıpkı belgesel film gibi gerçekliği yeniden üretiyor...Kimi zaman canlı tanık olamadığımız ayrıntılar yakalanabiliyor tv den ama pek çok şey de ıskalanabiliyor çünkü...

Bugün, bu sezon bir tek çok daha zayıf bir olan Fin takımına karşı seygileyebildiği oyunu hatta belki de daha olgununu ortaya koydu takım...Pas yapabildi, oyunun yönünü değiştirebildi, bekleri çıkarabildi, önde baskı yapıp ikinci topları kazanabildi...Büyük mesafeler bırakmadan hucuma çıkıp, savunmada büzülebildi...Dediğim gibi bu gün ilk kez bir avrupa takımı gibi oynadı...ilerisi için pusulanın gösterdiği menzile ilerleyebileceğini gösterdi..marco necip erns orta sahası ,guti takviyesiyle bu ligin standartığının üzerinde olduğunu ispatladı....

Tabata secimi benim için de tercih edilir değildi ama on kişi kalmış bursaya karşı anlayışabildi ..Nitekim holosko'ya yaptığı akim kalan asist gol olsa bu kadar sırıtmayabilirdi üstelik...
Guti ye bir paragraf ayırmamak kıymet bilmezlik olur..ustalık ne demektir gösteriyor bence...İlk yarıda saklı forvet olarak da ikinci yarıda orta sahanın içinde de attığı toplarla, oyunu yönlendirmesiyle, gençlere taş çıkarır temposuyla alt yapılara, bak oğlum böyle oyuncu olmalısın dersine bir bölüm yazdı...Bu takıma çok sey kattığı, hatta level atlattığı apaçık ....

İleriye yönelik umutların yeşerdiği bir gündü kısacası...Maç öncesi çirkinliklerine rağmen havanın kasvetini dağıtan bir maçtı...
siyah beyaz ölüm yaşam..

borasahin dedi ki...

Guzel bir yazi olmus, tumuyle katiliyorum, tebrikler, arkadaslar da guzel yorumlar yapmis :)

Ali Kucik icin daha erken, 11'de basladigi ilk mac. Bence bu arkadasin uzerinde durmak lazim, Sercan kadar suratli degil ama daha dengeli, ne yaptigini bilen bir tarzi var, top kontrolunu de begendim, yalniz bir eksigi var, daha agresif ve enerjik olmasi lazim, ayrica daha cok kosmali, Holosko surekli kosu halinde mesela, yanilmiyorsam Ali de daha cok kosmam gerek gibisinden birseyler soyledi. Eger bu sekilde oynamak istiyorsa, hem topla daha iyi olmasi gerekir, hem de oyun zekasinin geliskin olmasi.

Ilk yaridaki duzenek gercekten etkileyiciydi, 4.3.1.2 gibi gorunuyor ama aslinda 4.6.0. Cartalete'ye katiliyorum, Bobo bu tarz bir oyunda siritir. Emenike sag forvet, Q7 sol forvet olarak iyi is cikarirlar. Yalniz Emenike sadece sagda etkili olabiliyorsa, kanat degistirme isi yatar, bu da takimin esnekligini bozar. Ayrica boyle bir takimin galibiyeti korumasi icin iyi kapanabilmesi lazim, sonucta hicbir zaman Barca gibi surekli topa sahip olamayiz, bir noktada topu vermek zorunda kalirsin, bu durumda iyi defans ve hizli kontra lazim. Emenike varsa kontra sorun olmayabilir de iyi defans konusundan emin degilim.

Bukan dedi ki...

Dün Ali Kuçik izlerken seneler öncesi 0 0 biten bir maç aklıma gelmişti o da gündüz maçı idi ve takımda önde oynayan oyuncu Nihat'tı.Ali Kuçik izlerken koşu stili çalımı bana Nihat'ın paftan çıktığı seneyi hatırlattı. Ama Ali Kuçik Nihat'ın daha az koşanı gibi idi. Kaleci konusunda takımın birinci kalecisi Cenk dedik ama Cenk ben oldum tavrına girmemeli iki haftadır öyle hatalar yapıyor ki kaleciler gol yer ama bu tarz hatalar yapmamalı çünkü maçı kaybedersin veya berabere biterse senin kaleciliğin de biter Fevzi gibi Korcan gibi. Güven ile lakayıt olmak arasında ince çizgi vardır o çizgiyi aşmamalı hele ki daha kendini tam olarak ispatlamadı isen. Mustafa bu takımda senelerce Üzülmez'e çok kızdım ettim ama sana şunu söyliyim Üzülmez olduğu sürece Köybaşı yedeği olur. Dün az kalsın gol yediriyordu ve bir atakta da sağ tarafında adama vericeğine sol tarafa verdi yüzde yüz akını heba etti. Tamam Üzülmez çok üst düzey oyuncu değil ama Köybaşı da en basit işleri bile eline yüzüne bulaştırıyor akıllanmıyor da. Hollanda maçında gitti kaptırdı gol oldu dünde kaptırdı adam düzgün atsa yine gol olacaktı. Gençlerden en çok beğendiğim Ersan ile Necip hele ilk yarı öyle bir baskı oluştu ki rakip ne yapıcağını şaşırdı. Sene başında bu takım 3 ön libero ile oynamalı zor maçlarda demiştim çünkü bu devirde orta sahayı kaparsan zaten maçı da kapıyorsun. Tabata konusunda ise Gaziantep'e heykeli dikilmeli bu kadar sıradan olup bu paraları kazandırdığı için

Cartalete dedi ki...

siyahbeyaz ölümyaşam;
Güzel bir maç değerlendirmesi olmuş, oldukça içten yazdığınız çok açık :) Eyvallah...

Bora;
Katılıyorum, ekleyebileceğim bir şey yok açıkçası 4-3-1-2 kıstasların konusunda :)

Yanlızca şunu sorabilirim; Bobo ya da Almeida'yı bu düzenekte kullanmak için, sistemin daha bir "sahte 7 Fernandes" konusunda belirttiğim gibi olması gerek sanki. Quaresma daha kenara açılan, Almeida daha bir ortada kalan, Fernandes'in daha bir kanatlara yardımcı olduğu, diğer iç oyuncusunun Quaresma'ın arkasında daha bir merkezi oyun oynadığı düzenek...

Bukan;
Nihat'ı hatırlarım o günlerde, ilk resmi golünü de Trabzon'a atmıştı sanırım. 3-0'ı 3-1 yapmıştı son dakikalarda.
Kuçik, dün daha güzel bir resmi gol açılışı yapabilirdi. Kritik bir maçta atacağı golle. Ama işte şans, top 2 cm altına gelse direğin, çizginin içine düşerdi.

Kuçik, o günkü Nihat'a göre daha kıvrak ve gol vuruşları daha iyi olan bir oyuncu. Ama Nihat inanılmaz çalışıyordu, 2 sene içinde harika bir oyuncu oluvermişti. Aynı gelişimi Ali de gösterir umarım.

Cenk'e 1. kaleci olsun derken, hata yapmayacağı için demiyorduk zaten. Mevcutlar içersinde daha bir komple kalecidir ve umut veriyor. Hiç bir kaleci hata yapmayarak bir yere gelmiş değil, ısrar gerek. Cenk de ısrara değer bir kaleci.

İsmail'e boş pozisyonda giderken, topu ölü bölgeye çekişinde bende kızmıştım. Zaten o yüzden bu çocuğa "önkanat" oyuncusu olarak bakılmamalı. Çünkü boş alanı iyi değerlendirecek bir mentale sahip değil, tekniği olsa da stili bu değil. Fener maçında da gidememişti mesela kaleye.
O yüzden bek ya da Bora'nın burada önerdiği üzere soliç gibi bir bölgede değerlendirilmeli.
Taksiksel olarak, takım defansa çekilmişken önde de oynayabilir tabi dün olduğu gibi. Ama mevkisi o değil, öyle görülmemeli.

Basit oynaması gereken yerlerde yaptığı top kayıpları en önemli eksiği.
Yine de Üzülmez'in önündedir gözümde, o ayrıdır tabi :)



Teşekkürler arkadaşlar.

borasahin dedi ki...

Cartalete,

Bence santraforlu ve santraforsuz duzenek diye iki sekilde bakmak lazim.

Bobo ya da Almedia ortada olursa burada artik merkez forvet soz konusu, yaniliyor muyum? Kenarlarda iki farkli alternatif olabilir:
1. Q7'nin tersinde gercek anlamda bir uzak forvet.
2. Q7'nin tersinde Fernandes ya da Tabata gibi orta saha karakterli bir oyuncu. Defansta bekin onune gelir, hucumda ortaya yonelir. Skor sikintisi ortaklasa payda uzerinden cozulur.

Bu ikisi birbirinden farkli, dogru mu?

3. Santraforsuz. Dunku 4.6.0 olarak adlandirilabilecek yorumda Guti ortadaydi, yani merkez bir forvetten bahsedemeyiz, hatirlarsan kimi zaman Q7, Tabata, Nobre, Nihat hepsi sirayla denendi. Boyle bir duzenekte iki forvet savunmada bekleri alir, hucuma katilirken birbirlerine yakinlasirlar. Sikinti hucumdan savunmaya donuslerde olusabilecek zaman dilimlerinde rakibin hizlica oynayarak kanattan inmesidir. Mesela Barca'da buna benzer bir yapilanma var, hucumda David Villa, Pedro ve Messi birbirine cok yakin oynuyor, savunmaya gectiklerinde de Pedro (ozellikle) ve Villa bekleri aliyorlar ama orada top surekli Barca'nin kontrolunde, dolayisiyla bu oyuncular birbirlerine yakinlar, takim disjointed kalmiyor hicbir zaman, ufak bir fark, fekat etkisi cok cok buyuk :) Bizim takim hicbir zaman topa o kadar cok sahip olamaz, mumkun degil, tartismak bile anlamsiz, o zaman bu oyuncular hucumda birbirlerinden uzakta kalirlar, disjointed bir goruntu ortaya cikar. Bizim icin su an Noat'in da soyledigi gibi bir savunma modeli. Mevcut oyuncularla hucum modeli olabilir mi bilemiyorum. Holosko ve Ali yerine daha hazir ve yetenekli oyuncular gelirse tabii daha kolay sonuc alinabilir. Bence Bobo ve Almeida bu duzenekte siritirlar. Emenike buraya uyar mi bilemiyorum, dogru duzgun bir 90 dakikasini seyretmedim, aklimdaki gollerinde hep rakibin sol stoperine yakin pozisyon aliyor. Bu tarz bir oyunda bekin onune gecmesi gerekecek, daha cok taktik disiplin ve kosu ister ya da hoca sen bekin onune cok gecme ileride pozisyon al da diyebilir, o zaman daha farkli bir yorum olur, bu durumda defansif yuk sagbek ve sag ic orta sahaya biner. Q7'de boyle bir oyun icin ideal bir kenar forver mi tartisilir, bence Robinho mesela daha ideal gorunuyor, daha sonuca yonelik ve forvetimsi. Savunmaya yaslanmak zorunda kalindiginda Q7'nin beki ne kadar takip edecegini bile bilemeyiz. Ali Kucik dahi ikinci yarida sos vermeye basladi. Bu tip bir oyun Besiktas ozelinde iki kenar forvetten bayagi bir fitness, mobilite, bitiricilik, taktik disiplin vs. istiyor. Ideal olarak is yapmasi icin Muller gibi iki tane oyuncun olmasi lazim :)

Guzel bir yazi tavsiye ederim: http://timhi.wordpress.com/2010/11/25/dissection-of-dortmund/

Son zamanlarda Almanya'dan ilginc oyuncular cikiyor gercekten, biraz oraya bakmak lazim, sen de bir tanesine isaret etmistin...

O yuzden benim nacizane onerim once 1. numarali sorunu cozmek yonunde, 2 numara ikinci sirada, 3 numara duruma gore farkli oyuncularla denenebilir, A plani olur mu bilemiyorum, zor gorunuyor.

Cartalete dedi ki...

Katılıyorum. İşte o yüzden Fernandes'ten sonra gelecek sonraki yabancı transferleri, Beşiktaş'ın oluşturabileceği düzen açısından daha iyi bir fikir sahibi olmamızı sağlayacak.

Almeida ya da Bobo ile en uygunu sahte 7'li düzen gibi duruyor mevcutlarla.

Bu arada Quaresma'dan söz açılmışken, bence bu devre artık oynamasın. Adelesi tamamen düzelsin.

borasahin dedi ki...

Fernandes ve bir santrafordan sonra yabanci gelecek diyorsun yani, hmmm...

Merkez forvetle acikcasi 1'i oynamak daha kolay bence, ben onu tercih ediyorum :)

Evet, Q7'nin ikinci yariya fit girmesi en iyisi, gereksiz bir zorlamaya luzum yok.

Adsız dedi ki...

Yıldırım Demirören ligtv röportajında oğuzla furkanın a takıma alınacağını söylemiş.Geçen sergenin anlattığına göre orhan gülleyi tanımıyormuş geçen sene.Demekki cidden bir ilerleme var yönetiminde.
Ayrıca bugün anıl,umut ve mertcan a takımla antremana çıkmış.Anıl ve Umut kaleci bildiğim kadarıylada mertcan nasıl bir oyuncu.Hücumcu galiba.Schusterin kemal akbabayı geri gönderip onu alması ilginç.Eğer kadroya almayı düşünüyorsa hasanada bir şans vermeli bence.

Cartalete dedi ki...

Evet, Furkan ve Oğuz planlarda vardı, dışındakiler kiralanacaktı. Ama Ali kurtarabilir paçayı :)
Mertcan önceki sene daha alt yaş gruplarında oynuyordu sanırım. Pek bilgim yok hakkında, forvet olması muhtemel.

borasahin dedi ki...

Yeni gidecekler, gelecekler hakkindaki yorumum su sekilde...

Yusuf, Erhan gider.

Fink gider, Fernandes kiralik gelir.

Ferrari gider, Sivok gelir.

Zapo gider, Furkan gelir.

Tekke gider, yeni bir yabanci santrafor (Almeida) gelir.

Ridvan (kiralik) gider, Oguz gelir.

Bobo'nun ayrilma olasiligi > kalma olasiligi

Ekstra olarak eger Bobo giderse yerine yeni bir yabanci gelebilir, olmazsa Holosko iceride bir takas isleminde degerlendirilebilir.

Tabata 8 milyon avroluk ucretiyle(!) %95 takimda kalir ama aslinda gitmesi gereken ilk oyuncu, ozellikle Fernandes'i hoca onde kullanirsa ve bir de oraya ekstra transfer olursa forma bulabilecegini hic sanmiyorum, sezon sonunda degeri daha dusuk olur.

Eger ekstra bir transfer gelmezse hoca Bobo'yu uzak forvet olarak dusunuyor olabilir.