FM’ci misin Birader?

Biraz teknik, taktik konuşunca “acaba bu soru gelir mi?” diye çekinirdim bir dönemler. Özellikle eskiden sıkça yardırdığım forum ortamlarında. Hatta itiraf edeyim; oradan buradan izleyip, “gelecek gördüğüm” futbolcular hakkındaki yazıları topladığım “Saklı Yetenekler” etiketine “Wonderkids” diyecektim. Kaldı ki; orada bahsi geçecek oyuncuların birçoğu, FM’de potansiyel bile değildi, tamamen kendi gözlemlerimdi… Fakat yine de aynı soruyla karşılaşmamak için vazgeçtim. Çünkü harbiden Football Manager denen illet hastalığa yakalanmış ve her hastadaşım gibi bırakamaz hale gelmiş bir FM’ciydim. İş yerinde ofisin bilgisayarına, hatta askerde muhabere odasındaki bilgisayara FM yükleyecek kadar ileri gittiğim zamanlar da oldu. Ancak hiçbir zaman bu oyunu, gerçek hayattaki futbolla karıştırmadım. Zaten nasıl olurdu ki? Ne kadar gerçekçi olursa olsun, en nihayetinde bir oyundu.

Nasıl ki; Grand Theft Auto oynadıktan sonra mahalleye çıkıp terör estirmiyorsan, Football Manager oynadıktan sonra da, “ulan iki günde takımı şampiyon yaptık, teknik direktörler boşa para alıyor şerefsizim” demek de mantıksızdı. Hiçbir zaman da demedim zaten… Diyeni ya da “böyleymişim” gibi lanse edeni de pek dikkate almadım, sadece yanlış bir intiba bırakmamak için “FM’ci” gibi görünmek istemediğim zamanlar oldu. Kendime gösterdiğim “anlayışı”, başkası için de gösterdim. Konu futbol olunca, ne kadar ütopik bir öneri olursa olsun; oturup dinledim, okudum… Belki katıldım, belki katılmadım ama “git menajerlik oyna len” diye iç geçirmedim hiçbir zaman…

FM bir oyundur, kendi çapında bambaşka bir futbol dünyasıdır. Benim gibi “aşırı futbolseverler” için tek oyun seçeneğidir… Ama dediğim gibi, dünyası farklıdır. Her sürümünde, farklı taktiklere zorlar insanı. O taktikler de, genelde “gerçek dünyada” savunduğun futbol normlarına tezat oluşturur. Örneğin; FM 2011’de, bek oyuncularının defansif olarak pek bir işe yaramadığını, ancak hücumsal anlamda en önemli bölge olduğunu çözüp; bunun üzerine Mehmet Ekici’yi getirtip, sol bek çalıştıracak kadar da çakal bir menajerimdir. Ama gerçek hayatta, “hacı, aslında şu Mehmet Ekici’yi alsak, İsmail’e güzel alternatif olur…” demem... Olabilir mi acaba ya? Neyse, olsa bile bunu oyunda gördüm diye demem yani…

Haa, oyunu gerçeğe değil de, gerçeği oyuna yansıttığım olmuştur çoğunlukla. Mesela Beşiktaş’ı son aldığımda; aklıselim her FM’ci gibi, transfer bütçesine, maaş dengesine, taktiğe, koçlara, antrenmanlara bakmadan; direkt olarak Tabata dengesizini satış listesine koyup, u18’e göndermişliğim vardır… Hatta yalnızlıktan kendini vursun diye, diğer u18 oyuncularını da bir üst kategoriye, yani reserve’e çıkarmıştım…

Görünen o ki; FM 2012’de de Tabata karşımıza çıkacak, o zaman daha hunharca planlarım olacak... Bu kez sözleşmesini uzatarak U18’e atacağım ve sadece strength & aerobic antrenmanları vereceğim. Türk vatandaşlığı için gününü doldurduğunda, 60 kiloda “milli judocu” olarak olimpiyatlara göndereceğim kendisini…

Neyse, FM böyledir işte aslında sadece FM’de değil, tüm menajerlik oyunları diyelim… Çocuk yaşlarda tanıştığım Premier Manager 98’den bu yana (oyun oldukça kolaydı: Bütün takımı satıp para biriktirdikten sonra Ronaldo’yu alıyordun; sana sezonda 80 gol atıyordu, keyfine bakıyordun…) başka türde bir oyun oynayamadım doğru dürüst. Oynasam da “amaç dışı” oynadım, öyle bitirmeye yönelik değil. Mesela; Midtown Madness’da otobüsle şehri dolaşıyordum boş boş, bir de cd takıyordum çalıyordu, öyle bir özelliği vardı. “Şoförsem günahım ne?” modunda iki tur attıktan sonra kapatıyordum.Zaten oldum olası “şu oyunu bitirdim aga” diyen tipleri kıskanmışımdır, çünkü bende hiç öyle bir sabır olamadı. Ama Football Manager’da “oyun bitti” tadında kariyerlerim vardır. FM 2006’da, İngiltere Konferans 2. Ligi’nden (sıralasan 6. lig oluyor: Premier - Championship - League One - League Two - Conferance National - Conferance North/South) Stafford Rangers’ı alıp, birer birer lig basamaklarını atlamış; 19. sene sonunda da Şampiyonlar Ligi’ni almıştım. Vakti zamanında o kariyerin hikayesini de yazmıştım, Turksportal.com’da hala durur. Hele o oyunda, Premier League’e henüz yükselmişken, kupada Manchester United’a 9 atmışlığım vardı ki, maçtan sonra son ses "haydi hisset"i dinlemiştim. Ama gelin görün ki, kariyeri paylaştığım yazıda caps koymuş yine de kimseye inandıramamıştık.

Velhasıl-ı kelâm; Football Manager, bir futbolsever için oyundan fazlasıdır. Ancak o fazlalık, kendi dünyasının dışına çıkmaz. Gerçek hayattaki futbola bakan gözler, farklı görünmelidir. Ama heyecanı, zevki aynıdır bazen. Hele de; 20 yıllık arkadaşın, hem apartman hem de ağ komşun bir de üzerine “fanatik bir Fenerbahçeli” ise ve onunla “Beşiktaş – Fenerbahçe” kapışmasını FM’ye taşıdıysan, tadından yenmez. Hatta “adrenalin ölçer” diye bir şey olsa; oyundaki derbilerle, gerçek derbilerin verdiği heyecan ve stresin neredeyse aynı olduğu görülür… Sonuç olarak; “FM’ciyim birader…” yapacak bir şey yok…

9 yorum:

Adsız dedi ki...

ben sizin gibi değilim.arada bir gerçek dünya ile oyunu karıştırıyorum.keşke şunu yapsalar diyorum.

bu oyunlara başlarken top takımlardan birini alıp gitmek en fazla 2 sezon götürüyor beni.düşük seviyeli bir takım alıp gitmek daha heyecan verici.benim de bir çaykur rize maceram var cm 03-04'te.6,5 senede 3 şampiyonluk 2 uefa'dan sonra bilgisayar çökmüştü:)adu o zamanlar wonderkid idi hala.oyuna başlarken direk aldığım biriydi.bedavaya alınıyordu.oyun ile gerçek dünyayı da rizespor'da karıştırmaya başladım, rize'de göreve başlayınca kadrosunda quintana isimli biri vardı.4-4-2'nin sağında, solunda ve forvette oynuyordu.sende 10-15 asist ve gol yapıyordu.çok şaşırıyordum oynayamamasına kendi takımında.hatta oyunun hatası falan sanıyordum kendisini.az önce tff'den baktım, koca sezonda 2 maç oynamış sadece.tsigalko kadar da olmasa bir efsane benim için:)

bilbao ile şampiyon olarak fm kariyerimi bitirme hedefim var ama bir türlü yapamıyorum.barça ve real doğru düzgün puan kaybetmedikleri için şansım kalmıyor:)bir gün yapacağım bunu ama:))

murat

Cartalete dedi ki...

Zaten örneğini verdiğim tarzda, online bir "ezeli rekabet" yaşanmayacaksa, bence de alt liglerden öte zevk yok :)

Ayrıca, oyunun iyi adamlarını "acaba gerçekte nasıl?" diye düşünmek, oyunu gerçeğe yansıtmak sayılmaz çok fazla.

Çünkü oradaki oyuncu değerlerini, potansiyellerini; her ülkenin futbolunu bilen, scout tadındaki insanlar veriyor. O yüzden doğru çıkma olasılığı fazla. . Zaten bilindiği gibi; Everton FM veritabanı ile transfer yapmak için, oyun yapımcılarıyla anlaşma yaptı.

Ben daha çok teknik & taktik anlamda dedim. Tabi o anlamda da yeterince iyi bir simulasyon görevi görüyor aslında. Ama yine de ayrı gözlerle bakmak daha sağlıklıdır diye düşünüyorum :)

Bilbao ile iyi bir transfer politikası eşliğinde, 5 yıl içinde falan şampiyon olmak çok zor olmasa gerek :)

Batistuta35 dedi ki...

Ben bunu değil de fifa manager oynuyorum.O daha zevkli geliyor bana,stadyum,club facilities,yurt dışında store açma ve futbol okulları,oyuncu menejerliği falan eklenince daha çok keyif alıyorum.Öbür türlü sadece taktik,maç olunca sıkıyor beni:)

Adsız dedi ki...

3 sezonda da 3. oldum.bir iki yerde eksik var, basklı oyuncu da var ama kulüpleri ne yapsam da bırakmıyor.artık bulucağım bir çaresini:)

oyundaki oyuncuların potansiyeli dediğiniz gibi gerçekten çok iyi değerlendiriliyor, fm'de 15-16 yaşında gördüğümüz oyuncuların belki %70-80'i fm'nin dediği gibi çıkıyor ama özellikle türkiye'deki oyuncuların çok overrated olduklarını gözlemledim son oyunlarda.herhangi bir vasat oyuncunun değeri ve özellikleri olduğundan çok fazla.fm 2006 ya da 2007'de gs altyapısında forvette cem sultan vardı.finishing 20 heading 20 idi.şimdi adını a2 maçlarından duyuyoruz hala.bir de türkiye'deki takımların reputation değerleri çok abartılmış.serdal adalı ve schusterin bile ikna edemeyeceği(:)) oyuncular 1-2 sezon içinde türkiye'ye geliyorlar.

oyunun son yıllardaki sorunlarından biri bu bence.türk takımları ve oyuncuları çok abartılıyor.karşımıza değişik transferler çıkabiliyor.recep biler'i barcelona'da gördüğümü bilirim:)

taktiksel açıdan şili teknik direktörü gibi arkadan oyunu kursun diye sol bekte amc oynatmışımdır ama pek bir faydasını görmedim:)arsenal'de de 3-2-3-2(dc-dc-dc-wbl-wbr-mc-mc-mc-fc-fc) oynatmıştım ki 75 gol atıp 15 gol yiyerek sezonu bitirmiştim.gerçekte ne olur bilmem tabi:)bir de ortasaha oyuncularını sağ bekte oynatmışlığım var ama essien ile mourinho yapmıştı sanırım bunu.

hani aslında ibb gibi taraftar ve yönetim baskısı olmayan bir takımı yöneteceksin.fm'de deneyip başardığın taktikleri gerçek hayatta takımın üzerinde uygulayacaksın.o zaman heralde oyun ile gerçek birbirine karışır:)

murat

rivaldo dedi ki...

Son Beşiktaş kariyerimde tabatayı genoa hakan arıkanı barcelona aldı.Oyunda bazı sorunlar olsada fm her zaman zevk verir bana.
Ben biraz daha farklı oynuyorum oyunu ilk sezon takıma 15-20 tane scout alıp 1-2 sene içerisinde yaş ortalaması 21-22 olan bir takım oluşturuyorum ve 7-8 sezon boyunca mevcut kadroyu koruyarak o oyuncuların performans ve özelliklerindeki artışı takip ediyorum.Kazandığım kupalardan çok çıkardığım gol kralları ya da dünya yıldızı olabilecek oyuncular sevindiriyor beni.Bir de tabi altyapı tesislerimi en üst düzeye çıkarıp sağlam youth coachlarla destekliyorum.Hatta altyapıdaki oyuncularımı bir pilot kulübe yollayıp o kulübün başarılarını takip ediyorum.(Mesela bir kaç dışardan oyuncuyla şuanki a2 takımımız İstanbulsporu süper lige çıkardı.)Gerçek hayattada genç oyunculardan oldukça heyecan duyan biriyimdir zaten.

Cartalete dedi ki...

Batistuta;

Ben o oyunun 2005 versiyonunu oynamıştım. Gerçekten saha dışı özellikleri çok iyiydi. Stadı büyütürken, maç yaptığında inşaatı görüyordun :) Keza futbol okulları açıp, oradan wonderkidler çıkartmak da zevkliydi.
Ama futbolu kötüydü, hep aynı gol oluyordu 3d maçta.

Murat;

Beşiktaş'ın editörü ile tanışma imkanım oldu. Zaten zamanında verdikleri uçuk özellikler sebebiyle, artık potansiyel verirken iki kez düşünüyorlar. Muhammed'e bile -9 verirken tereddüt yaşadılar yani :)
Artık o konuda düzelme var.

Rivaldo;

Gerçekten satarken saçma olaylar oluyor, ama sonra özüne dönüyor o topçular. Mesela ben de 2010'da Batuhan'ı Barcelona'ya sattım, ama çok geçmeden Adanaspor'a kadar indi ve oradan çıkamadı...

Genç oyuncu konusu, tamamen benim de oynama sebebimdir. Hatta gerçek hayattaki "paf takımdan oyuncu çıkarma" hazzımı, oyunda gideriyorum diyebilirim. Bir oyuncunun gelişimini izlemek, hatta farklı mevkileri çalıştırmak zevkli gerçekten.

Batistuta35 dedi ki...

Evet aynen eski versiyonlarında 3d maçlarda atılan goller hep benzerdi ama düzeltildi şimdiki oyunda.bir de 11 versiyonunda pc de fifa 11 yüklüyse maçları kendin oynayabiliyorsun fifa 11in motoruyla:) Oyunda fmye göre daha geniş hareket alanı olduğu için hoşuma gidiyor.Misal dil okulu kuruyorum ben gelen topçu 2-3 ayda türkçeyi söküyor,dersi kötü olan altyapı topçusu için özel hoca falan tutuyorum,yatılı okul inşa ediyorum falan:)

disappeared dedi ki...

Çok güzel bir yazı öncelikle. (Bu cümleyi bir gün benim de kullanacağım aklıma gelmezdi ya neyse.)

"FM'ci misin?" bilgisayar oyunları ve futbolun kesişimindeki insanların çok sık işittiği bir soru. Bu soru tribünde sorulsa belki anlaşılabilir de ortam internetse abes kaçtığını düşünmüşümdür hep.

Milyonlarca insanın her pazar TV karşısında teknik direktörcülük oynayan adamları izlediği bir ülkede biraz "FMcilik" de hoşgörüyle karşılanmalı diye düşünüyorum. Kaldı ki FM'yi hazırlayan ekibin futbolu Ahmet Çakar'dan daha iyi bilip bilmediği belki tartışılır ama olaya çok daha ciddi ve bilimsel yaklaştıkları bir gerçek.

disappeared dedi ki...

@murat

Bilbao'yu cm 02/03 versiyonunda şampiyon yapmıştım. O sürümdeki amc bug'ı sayesinde guerrero gol kralı olmuştu sen de dene istersen. :)