Manisa'nın "Yiğit"leri

Digiturk’un bu sezon 9 lig maçını birden 90 dakika yayınlaması birçok konuda faydalı oldu. Bunlardan biri; “gözden ırak” ve yetenekli oyuncular hakkında daha iyi fikir edinmemizdir herhalde. Eski şartlarda; ya özet görüntüleriyle ya da büyüklere karşı gösterdikleri “anlık” performanslara tav olma durumu yaşanıyordu… Ancak şimdilerde bu tip oyuncuların; takımlarına nasıl bir ivme kazandırdığını, futbollarındaki istikrarı gözlemleyebiliyoruz.

Hikmet Karaman’ın Manisa’sı, ligin “seyirlik” takımlarından biri şüphesiz… Hücumda hızlı ve çabuk çoğalan, önde basan nadir Anadolu takımlarından biridir. İlk yarıda Trabzonspor, Galatasaray ve Beşiktaş deplasmanlarında galip çıkmaları, kâğıt üstünde “sürpriz” sayılsa da, oyun anlamında pek de öyle değildi. İyi bir takımın elbette öne çıkaracağı oyuncular vardı; ben bu yazıda sadece ikisinden bahsetmek istiyorum, iki Yiğit’ten…

Yiğit Gökoğlan; ilk yarı boyunca çoğunlukla “kenarda duran bir taktik oyuncusu” konumundaydı. Oyunun son bölümlerinde, kendisini kafakola alan Hikmet Karaman’ın jest ve mimiklerinden nasiplenerek sahaya giriyordu. Yine böyle bir görevle, Beşiktaş’a karşı takımının 3. golünü atmıştı… O gol, ilk bakışta “kolay” gibi görünüyordu ama verkaçla etkin alana girişi ve dar açıdan net gol vuruşu gayet güzel, aynı zamanda “zordu”…

Gökoğlan, ikinci yarıdan itibaren takımının 1. adamı olma yolunda ilerliyor. Sürekli 11 başladığı 2011 yılında, son Karabükspor maçı performansıyla da yerini sağlamlaştırdı gibi… Her iki asisti de çok iyiydi, golü zaten “haftanın golü” olabilir… Forvet özellikli bir kanat oyuncusu için, ortalamanın üzerinde boya ve kuvvete sahip diyebiliriz. Bunun yanında hızlı ve topla da yetenekli olması, kendisini baya değerli kılıyor…

Ülkemiz futbolda, belki de en fazla “yetenekli oyuncu” yetiştirilen bölgedir kanatlar… Bu bölgenin oyuncusu olup, adından hızla ve sıkça bahsettiren, ancak aynı zamanda “aynı hızla” kaybolan birçok oyuncu vardır. Yiğit Gökoğlan için de “onlardan biri olur mu?” korkusu yaşanabilir elbette. Saha dışında nasıl bir karakterde olduğunu bilmem, ama futbolculuğu açısından “onlardan biri olmaz” diyebilirim.

Bunun için iki donem var; birincisi Gökoğlan’ın standart bir kanat oyuncusuna göre “fazla” olan fiziği ve forvet özelikleri. İkincisi ve “en önemlisi” ise; yetenekli bir oyuncu olmasının yanında, “takım oyunu içersinde de” gayet etkin görünecek yapısıdır. Topla iyi olmasına rağmen her pozisyonu zorlamıyor, kısa ve uzun paslarla çıktığı da oluyor. Bu özelliği, onu “yardımlaşmalarla” rakip kaleye daha etkili gitmesini de sağlayabiliyor… Fazla yetenekli olmamasına rağmen, takım oyunu içersinde etkili olup, değerli kılınan bir çok kanat oyuncusu vardır. Yiğit Gökoğlan, bunların aynı zamanda “topla yetenekli” ve süratli olanıdır diyebiliriz. 1989 doğumlu oyuncunun ciddi bir geleceği var, son dönemde sürekli Ümit Milli Takım formasını da giymişliği vardır. Arayışlarda bulunan Hiddink’in de gözüne girmesi çok uzun sürmeyebilir…

Hiddink’in birkaç ay evvel farkına varıp, “yeni” Türk Milli Takımı’na davet ettiği Yiğit İncedemir’e geçelim… Uzun zamandır adını duyduğumuz, hatta büyüklere transfer olacağı da söylenmiş bir oyuncu. Zaten bir diğer Yiğit kadar genç değil, 85 doğumlu… Ancak, oynadığı mevki itibariyle kendisine “genç” tanımlaması yapılabilir rahatlıkla. Defansif ortasaha bölgesi; fiziki ve mental “olgunluk” gerektiren bir yerdir. Bu mevkinin başarılı oyuncuları, genellikle 25 ve üstü yaşlarda sivrilmişlerdir…Yiğit İncedemir; ilk dönemlerde, bir ortasaha oyuncusuna göre uzun boylu ve güçlü fizik yapısıyla, tam bir “Premier League ortasahası” izlenimini sunuyordu. Hatta yüz şekli ve saç rengi de bunu tamamlıyordu. Ara ara Roy Keane “dalmalarını” da yapan, sık kart gören bir yapıya bürününce evrim tamamlandı…

Her ne kadar “pozisyon bilgisi” bakımından zayıf olsa da; mücadeleci ve hırsını pozitife çevirecek güçlü fiziğiyle, defansif anlamda ortasahayı dolduran bir oyuncuydu İncedemir. Ancak “fark yaratması” için, fazla bir şeyler daha yapması gerekiyordu. Bugünlerde, Yiğit İncedemir klasik oyun tarzına “fazlalıklar” eklemiş görünüyor. En önemlisi de, hücuma katılmaları ve katıldığı zaman “etkin” olması… Beşiktaş’la oynanan kupa maçında, takımına ilk golü bu özelliği ile kazandırmıştı. Manisa için “öldü” denen atağın devamında, ön tarafa doğru ani bir pres yaparak topu tekrar kazanmış, defansın arasından müthiş bir zamanlamayla, Simpson’ı topla buluşturmuştu. Böylesine bir asistin, bu yapıdaki oyuncular için “ekstra katkı” anlamını taşıdığını, maç yazısında da belirtmiştim.

Son oynanan Karabük maçında ise İncedemir, o asistin rastlantıdan çok “gelişmenin bir getirisi” olduğunu kanıtlar gibiydi. O maçta da, çok kez hücum katılımlarında bulundu ve bir de gol attı… Attığı golde, dağılan rakip defansın boş bıraktığı alana sızması ve şutu çok güzeldi. Ancak, rakip henüz “dağılmamışken” yarattığı akınlar daha değerliydi. Böyle bir pozisyonda; ortasahada kazandığı topu kanada aktarıp, rakip ceza sahası içine kadar koşusunu devam ettirmiş ve net bir gol şansı yakalamış ancak atamamıştı. O ataktaki hücuma katılma iştahı ve doğru koşusu, gelişiminin bir işaretiydi…

Genç oyuncular ve Beşiktaş ağırlıklı bir blog karaladığımızdan, “Yiğit’ler ve Beşiktaş” açılımını da yapmadan olmaz tabii… Açıkçası iki oyuncunun da Beşiktaş’a alternatif anlamında ciddi katkılar yapabileceğini düşünüyorum. Hatta Yiğit Gökoğlan’ın, kontenjan sıkıntısından dolayı direkt oynayacağı maçlar da olurdu, hatta sayısı hiç az olmazdı… Yiğit İncedemir’in bölgesinde ise “şimdilik” Aurelio var fakat çok fazla zamanı olmayacak gibi. Alt yapıda da, tam olarak İncedemir tarzında bir oyuncu göremedim. Yetenekli ortasaha oyuncuları var ama bu fizikte değiller. Hüseyin Cankurt Atasoy tam bu işlerin adamı “olacak” hatta fazlasını yapacak gibi ama 94 doğumlu… Yani daha çok zamanı var gibi.

Gökoğlan’ın bölgesinde ise bir çok genç oyuncu var alt yapıdan. Ali Kuçik o bölgenin adamı sayılır, keza Rize’ye kiralanan Erkan Kaş var. Ancak Yiğit Gökoğlan birçok konuda daha hazır görünüyor ve Schuster’in sistemine daha yatkın gibi duruyor. İkisini de isterdim maliyetleri uygun olsaydı, ille de bir tercih yapacak olursam; Yiğit Gökoğlan derdim… Bakalım; kalan zamanda bu oyuncuların hatırına, Manisa maçlarını mümkün olduğunca 90 dakika izlemeye çalışacağım.

Fotoğraflar: TFF, Ajansspor

7 yorum:

raison dedi ki...

Bu güzel yazı için teşekkürler

Maçı izlerken Yiğit Gökoğlan ın golünü görünce bende haftanın gölü olarak düşünmüştüm ama arkasından diğer takımlardan da güzel goller geldi.

Oldukça iyi kumaşı var. Attığı gol yeteneğini ortaya çıkarıyor. Asistlerinde genelde türk kanat oyuncularında fazla görmediğimiz ama çok önemli bir özelliği var. Topu ceza alanına şişirmiyor. Görerek ve bilerek atıyor. Nihat bile bu özelliğini İspanya da kazanabilmişti. Bu yaştaki oyuncu için önemli bir artı.

Korkumuz malum bizim futbolcularda istikrar sorunu vardır. Bu formunu sürdürüp sürdüremeyeceğini bilemiyoruz. Sezon sonuna kadar takip etmek lazım.

hmm dedi ki...

yanlis hatirlamiyorsam gecen sezon da bazi maclarda sonradan oyuna giriyordu yigit gokoglan. o zaman radarima almistim ben de merakla gelisimini takip ediyordum ki bizle(besiktas) ilk yarida oynadiklari macta sonradan girip etkili olmustu. karabuk ile oynadiklari macin ise sadece gollerini gordum ve haftaya ozel olarak onu izlicem. yaptigi 2 asist ve attigi gol gercekten cok iyiydi. hikmet karamanin onu ozel hazirladigi cok belli. umarim gelisimini basarili bir sekilde tamamlar da ulkemizde yetismis kaliteli bir kanat adamini izleriz uzun sure.

WiLdHoney dedi ki...

Yiğit'lerin her ikisinide Manisa tribunlerinden bir kaç kez izlemiş biri olarak diyebilirimki, her ikiside adam akıllı topçulardır. Özellikle Gökoğlan olanın Beşiktaş'ta bu kadroda bile ciddi bir rotasyon oyuncusu olacağına eminim.(Q7, Simao olsa bile)
Gökoğlan'a dikkat derken, tek ihtiyacı olan oyun içindeki gelgit'lerini azaltması. Bazen oyun içinde kaybolabiliyor, gerçi bunda oynadığı takımında etkisi olabilir belki, daha hedefli bir takımda performansını bir seviye yukarı çekebileceğine inanmak istiyorum açıkçası.
Son olarak sevmediğim bir figür olsada, enkaz olarak aldığı Manisa'yı ayağa kaldırmakla kalmayıp, çok tehlikeli bir takım haline getiren ve bu oyuncuları sivrilten Hikmet Karaman'a hakkını teslim etmek gerek sanırım.

JimmyLue dedi ki...

Ben Yiğit'in bahsettiğiniz golünü izlemedim fakat Gökhan Gönül'ün golünü izledikten sonra haftanın golü'ne karşı biraz daha dar görüşlü-muhafazakar davranmalıyım..

Akşam izleyip kararımı vereceğim.
Ayrıca gazetelerde 'Haftanın Analizi'
günü olduğundan haftanın golünü de ayrıca araştıracağım..

Cartalete dedi ki...

Arkadaşlar, Yiğit'in golüne "haftanın golü olabilir" derken, güzelliğine dem vurmak içindi birazda. Kesin olarak bir kanı değil yani :)

Gökhan Gönül'ün golü ile arasında biraz tarz farkı var. Ama o tip vuruşları çok az gördüğümüzden, Gökhan'ın golü haftanın golüdür bence.
Gökoğlan da adaydır en azından diyelim.

Ayrıca her Fener maçı sonrasında olduğu gibi, yine aynı soruyu sordum kendime. Gökhan Gönül nasıl hala Avrupa'nın kafa takımlarında radara girmez, anlayamıyorum. İlk 5'de bence sağbek için..

asvalttaicenler dedi ki...

@cartalete
bir ara ben de çok şaşırıyordum Gökhan Gönül gibi bir adamın nasıl olur da hala Avrupa'nın devleri tarafından keşfedilmediğine, sanırım cevabı zaman içinde buldum, Mantalite. Türk futbolcusunun sorunu aslında bu, Gökhan fenerbahçede kazandığı parayı Avrupanın bir kaç kulübü dışında kazanamaz, hal böyle olunca gelen teklifler değerlendirilmiyor bile..

Adsız dedi ki...

abi incedemir'e sözüm yok ama gökoğlanın ayağı çok kötü... nobreden kurtardığımız iki tel saçı bence bunda harcamayalım :)))