Necieap !!

Maçla ilgili konuşacak çok şey olmasına rağmen, yaşanan hayal kırıklığıyla bir müddet yazacak heves bulamadığım gibi; yazının başlığını da bulamadım. O nedenle maç içindeki ruh halimi yansıtmaya karar verdim ve yazıyı da Necip üzerinden götürmek istiyorum en başta... Zaten Ferrari’nin yaptığına yorum bile getiremiyorum…

Fenerbahçe presiyle ve düzenli ataklarıyla başlanan ilk yarıda, Beşiktaş’ın ayakta kalmasında önemli bir isim vardı. Yanında “ k.k.” yazmasına rağmen bu isim Necip’ti… Beşiktaş’ta dönen topları alan yegâne oyuncuydu ortasahada. Bir ara saymaya kalktım yaptığı kritik top kazanmalarını, ancak vazgeçmem uzun sürmedi. Şevket’in “Yedi Bela Hüsnü”ye dediği gibi, “yumruklarını sayamadım, matematik profesörünü getir anında tırtlar!”İkinci golde kazanılan frikik de, Necip’in yine önde basarak kazandığı top sonucunda olmuştu… Bugün maçın adamı olabilirdi, bizim kavruk İtalyan sabote etti…

Şimdi bu yoldan Schuster’e de pek vurasım gelmiyor. Neden 18’de yok diyebiliriz ama “neden Sivok değil de Ferrari? diye de kızamıyorum… Maç içinde sordum bunu çünkü. Ama ne yalan söyleyeyim Ferrari gerçekten çok iyi oynuyordu. Pozisyon bilgisiyle tek başına kotardığı anlar oldu savunmada…

Normalde hiç bu taraklarda bezi olmayan adamın, dirsek sallayacak duruma gelmesi ilginç. Keşke ceza daha önceki penaltı pozisyonunda kesilseydi, silkelenip kendine geldiği zaman halen oyunda olurdu en azından… Hatta ondan önceki itişmelerde, uyarı & kart alsaydı ikisi de. Böyle bir patlama ya da vurdum duymazlık olmazdı belki de…

Sonuç olarak; Beşiktaş bundan tam 12 yıl evvel son dakika Şifo’nun kafasıyla kazandığı maç sonrası, ilk kez İnönü’de geriden gelerek bir Fenerbahçe derbisini kazanıyordu. Çok da yaklaşmıştı… Olmadı Ferrari, tamamen yırttım gönlümdeki kontratını.

Ama 10 kişi kalındı diye de, rakibine teslim olan bir Beşiktaş’ı da kabullenemiyorum. Fenerbahçe güle oynaya 3’ü, 4’ü buldu, bu kadar kolay olmamsı lazımdı. Bunu sadece morale bağlamıyorum ve Schuster’i en net hatasını ifşa ediyorum; her zaman yaptığı gibi, eksilen takımından fedakarlığı yine ortasahadan beklemesi ve sadece topu geri alma işini Ernst’e bırakması…

Dönen topları alan adam Necip çıktı… Savunmada başarıyla oynayan stoper kızardı… Böylelikle Toraman’ın pozisyon hataları da saklanamaz hale geldi ve üst üste pozisyonlar, goller… Ayrıca Alex’in kırmızıdan sonra sazı eline alması, o dakikaya kadar ortasahada ilk toplara basıp, kendisine pek top aldırmayan; kenar akınlarında da kendisinden önde pozisyon alan Necip’in oyundan çıkmış olması birebir etkili…

Böyle bir “eksik kalma” durumda hücumculardan feragat etmek gerekirdi diye düşünüyorum. Zaten topa rakip sahip olacaksa, ilerideki forvet sayısının ne anlamı vardı ki?Bence Almeida kenara gelmeli, Aurelio onun yerine girmeliydi; Necip de sarı kart görmesine rağmen ortasahada kalmalıydı, zaten 20 dakika vardı ve Cüneyt Çakır’ın bugünkü standartlarına göre “sarıyı gören kuruluyordu!”…

Bir diğer değişiklikler de; topsuz oyun pek umurunda olmayan Quaresma – Fernandes ve sararmış, yorulmuş Ekrem - Hilbert olabilirdi… Guti de öne geçer; 4-5-0 tadındaki bir formasyonla, en azından oyun halen dengede gitmeye devam eder ve takımın gol bulma şansı artar, yeme şansı daha aza inerdi diye düşünüyorum… Böyle bir şeyi Gençlerbirliği karşısında yapmıştı fakat Schuster de kırmızı sonrası oyundan düştü resmen.

Maç sonunda “artık radikal değişiklikler gerekecek” demiş kendisi. Umarım Necip bu değişiklikler sonrası artık baş aktör olur. Daha çok maç var fakat az hedef var… Artık “geleceği olan oyuncularla” denemeler yapılması tek seçenektir…

Ekrem’e seri şekilde sallarken, Van Persie’ye bağladı. Bunu totem haline getirebilirim ama Tabata’yı hatırladım. Ona da sallıyordum ama Tabata geldi, Tabata gitti… Bu arada; artık Hilbert ve Ekrem beraber oynayacaksa, Ekrem önde, Hilbert yine bekte oynasın… Hilbert aynı zamanda bir sağ stoperdir savunma becerisiyle. Napoli’de Campagnaro neyse, Beşiktaş’ta Hilbert odur bir yerde…

Almeida'ya da çok kızamıyorum, çünkü böyle bir oyuncu... Cüssesine rağmen, önüne aldığı topla hızlanması; 40 metrelik mesafede arkasına rakip savunmacıları pek yaklaştırmadan kaleciyle birebir kalması önemli bir "artısı". "Eksisi" de, bu tip anlarda pek yüzdeli bitiremiyor oluşu... Ancak kadroda bitireni de, sırtı dönük oynayanı da, boş alanlara hareketleneni de; kısacası "yapılmışı" var: Bobo.

Neyse, başladığımız gibi bitirelim. Yine yeniden: Necip Beşiktaş'tır.

38 yorum:

Gökhan dedi ki...

beşiktaş kanseri böyle bir şey olsa gerek. kötü başlayan bir maçta fark atabilecekken son 25 dakika madara olmak...

almeida'ya kaçırdığı golden dolayı çok fazla bir şey söylemiyorum, gol kaçabilir sonuçta ama bizim ihtiyacımız olan forvet olup olmadığı konusunda ciddi şüphe içindeyim. bir kere gol yüzdesi her zaman düşük olan bir forvetti, onun dışında kenarlara da çok kaçıyor, doğru yerde olamıyor bir türlü pozisyonlarda. bobo için de sezon sonu gideceğini tahmin ettiğim için bir şey demiyorum, artık onsuz plan yapmak lazım bence.

necip için zaten her şeyi söylemişsin, ama ernst'in 2.yaırdaki düşüşünü anlamıyorum. gerçi bu maç kötü değildi ama genel olarak söylüyorum, yedek kalmasıyla alakalı olsa bile, ernst gibi bir adam, bunu en son bekleyeceğim futbolcu olurdu.

ekrem, özellikle maçın başında bek olamayacağını belli etti, ne olursa olsun hilbert'i oynatıp, başka bir yabancıyı oynatmazdım ben olsam. aurelio'yu stoperde başlatmak olabilirdi mesela.

fernandes'in de kesinlikle oyuna girmesi gerekirdi, bu gidişle sezon sonunda alıp almayacağımıza nasıl karar vereceğiz fernandes'i, onu da anlamış değilim, kiralık alınan adamın oynatılmamasını, bir gs'li insua'da görmüştüm, bi de şimdi fernandes'te görüyorum.

artık önümüzdeki sezonun kadrosunu düşünüyorum, cenk-ismail-ersan-necip dışında bence elimizde ilk 11'e koyulacak tek bir yerli yok.

sence yerli transferi için hangi bölge ön planda olmalı, stoper, orta saha, açık, forvet?

bana kalırsa, orta saha için şartlar zorlanmalı. hamit, g.inler veya varsa başka bir türk.

Cartalete dedi ki...

Bu sene de CL geliri olmayacak, transferde bonservis vermek zor. İşte Quaresma'ya bahsedildiği gibi yine 20 milyon gibi bir teklif gelirse ben olsam kabul ederdim. O mebla ile; Cenk Tosun, Kesimal, hatta Gökhan İnler transferi bitirilebilir.

Buradan da nereye yerli istediğim belli oluyor gibi :)

Bence santrafor alternatifi olarak Mustafa Pektemek alınabilir. Cenk Tosun da hem santrafor, hem de kenar forvet oynayabilir. Bence ideal bir 11 için, 3'lü forvetten bir bölge yerli olmalı. Bobo Türk olsa herşey çözülüyor tabi...

Veysel dedi ki...

Hayalımde soyle bır takım var benım cogunlugu turk olan bı kadro kale Cenk-Hakan-Rustu-Umut defans sag bek Hasan Ali-Erkam Resmen-Hilbert sol bek İsmail K-Caner Turp-Dogukan Pala stoperler Serdal Kesımal-Ersan Gulum-Sezer Özmen-Furkan Şeker-Serdar Azız orta saha ön libero Necip Uysal-Fernandes-Ernst-Onur kanatlarımız Quaresma-Simao-Ali Kucık-Yigit Gökoğlan Oyun Kurucular Guti-Sezer Öztürk Forvetlerimiz Almeida-Bobo-Cenk Tosun Bol alternatifli bi kadro Erkam ve Dogukan formadan dusmemek ıcın A2 takımdada oynayabılırler ama seneye kesınlıkle genıs ve alternatıflı bı kadromuz olmalı ve genc olmalı oyundan cabuk dusmemelı ama dedıgım gıbı bu hayalımdekı kadrodur schusterın Ekrem-Ferrari-Sivok-Aurelıo-İ.Toraman-Nihat-Nobre bı anda gonderıcegını zannetmem ama ben olsam bunları gonderırdım zaten bu oyuncuların yıllık gelırlerı 12 mılyon avro gonderırsen 12 mılyon avrodan kurtulursun hadı gonderırken tazmınat ver de dıyelım en kotu 6 mılyon kara gecersın ustune bırazda klup ekleyıp 15-20 mılyonluk bı gıderle boyle cok saglam bı kadro kurarsın zaten 6 yerlı oyuncu yazdım buraya alınmasını ıstedıgım Cenk Tosun-Hasan Ali-Serdal K-Sezer Öztürk-Yigit G-Serdar A Serdar Azız olmassa Ömer Toprakta olabılır eger bu yerlıler alınırsa zamanla alt yapıdan adamlarda cıkartılırsa gelecegı cok saglam bı takım olusur bence

Kakashev dedi ki...

6 ay önce 300 bin euroya alınmış bi Cenk Tosun'a 5 milyon euro artı kadroda şans bulan bir genç oyuncuyu vererek transfer edeceklerini sanmıyorum. Serdar Kesimal da çok pahalı olacaktır. Zaten her yabancıya neredeyse ortalama 2.5 milyon euro veriliyor. G.Antep nasıl cenk tosun'u bulduysa Almanya'da, Belçika'da, Hollanda'da mevkisindeki oyuncuların çokluğundan dolayı forma şansı bulamayan potansiyeli yüksek genç oyuncular vardır. Onlar bulunup çıkarılmalı. quaresma'ya da iyi bir teklif gelirse satılsın. Simao, Guti, quaresma aynı anda oynayınca defansif anlamda ciddi sıkıntı oluyor. Fenerbahçe bunu stoch yerine topuz'u oynatarak çözdü. İbrahim Toraman'ın değeri de transfer markt gibi sitelerde 7.5 milyon euro gözüküyor. 2.5 veren çıkarsa satılsın. 30 yaşına geldi hala kademe nedir bilmiyor. Alex'in 3. golünden sonra zaten bende olmayan kredisi 0ın altına düşmüştür. Sadede gelecek olursak bizim yabancıya ihtiyacımız yok.Hatta iyi teklif gelirse 1-2 tanesi satılabilir. Kadroya alamadığın 2 oyuncaya yıllık 5 milyon euro vermek büyük bi külfet. Kadrodaki çok yetersiz birkaç yerli(Toraman, Erhan, Nobre) gönderilip onların yerine 4-5 tane yerli oyuncu alınmalı.Bu yerli oyuncular da Türkiye'nin uyanık süper lig takımlarından alınmamalı(Kayseri, G.Antep) Ersan'ın bonservisi alınıp Bobo da T.C vatndşı yapılmalı. Seneye tadından yenmez bir takım ortaya çıkacaktır.

JimmyLue dedi ki...

Eyvallah pek de umutlu değildim maçtan evvel,fakat kadroyu gördüğüm vakit beklentilerim artmıştı.
Ferrari-Sivok yahut Almeida-Bobo tercihtir,saygı duyulur.

Anlayamadığım nokta kulübede 2 adet kanat beki otururken bir tane defansın olmayışıdır.
3. gol Aurelio'nun defans orjinli bir adam olmaması nedeniyle gelmiştir ve bunun sorumlusu Schuster'dir.

Kırmızı karttan sonraki oyun gerçek anlamda 'teslimiyetçi'idi.Schuster krizi yönetemiyor.Sezon başından beri maç içinde fazlasıyla 'seyirci' kalıyor ve heyecanını kaybetmiş görünüyor.

Bundan sonra yapılması gerekenler hakkında en ufak bir fikrim yok ama benim hayal ettiğim,istediğim Beşiktaş'ta Quaresma'ya ne yazık ki yer yok.
İnsanların onu neden sevdiklerini anlayabiliyorum ama maç içinde yaptıkları öncelikle takım arkadaşlarının ,sonrasında taraftarın şevkini kırıyor.

Güzeldi,heyecanlanmış-umutlanmıştık..

İmkansızı başaracaktık ki fazlasıyla yeterli sayılırdık.

Olmadı.Herkes suçlu.
Yönetim,taraftar,futbolcular,Schuster..

Fm'de yaptığımız gibi,şimdiden kağıt kalem alalım elimize,bir şablon oluşturalım,isim yazalım,gelecek-gidecek isimleri belirleyelim;bir defalığına lütfen planlı olmayı deneyelim.

deniz dedi ki...

Şu saatten sonra Schuster'den tek beklentim artık kaybedecek bir şeyimizin kalmadığını tam olarak idrak etmesi ve bunu alternatifsiz bölgelere (sol bek, stoper) altyapıdan birilerini monte ederek değerlendirmesi. Aslında sadece alternatifsiz bölgelerde de değil beklentim, Necip ortasahanın demirbaşı olsun, Onur da kulübede oturmaktan kurtulsun. Bunları yaparsa tüm hatalarını unutmaya hazırım. Tabi bi de Bobo var, ama daha fazla üzülmemek için o konuda beklenti içine girmemeye çalışıyorum.

Jig§aW dedi ki...

hoca değişikliğine soğuk bakıyorum. ancak burası beşiktaş. hiçbir şey belli olmuyor ne yazıkki. olası bir hoca değişikliğinde, şu ülkemizi tanıyan hoca klişesi içinde pozitif futbol oynattığına inandığım, oyuncularıyla arasında kurduğu sevgi bağı ve klübüdeki heyecanıyla eric gerets düşünülemez mi?

tannhauser dedi ki...

schuster'in radikal değişikliklerini merak ediyorum.

fenerbahçe'den başka kimsenin umrunda olmayan türkiye kupası'nı bari alalım.

@veysel: bol alternatifli kadro schuster'e yaramıyor be abi. adamcağızın kafası karışıyor. o yüzden her bölgede maksimum bir alternatif olsun :)

Celal Abbas dedi ki...

tahmin ediyorduk beşiktaş dezavantajlı duruma düştüğünde depresyona gireceğine ,çok olay kırılganlaşacağına. ilk dezavantajda bi şekilde ayağa kalktı ama 2.si çok ağırdı ve artık depresyondan çıkması çok zordu.

Schusterde depresyonda ve dinlenmeye ihtiyacı var.

Depresyonun ne olduğunu bilenler bunun o kadar kolay olmadığını bilirler. Bir İnsanın Depresyondan çıkmasının yolu etrafındaki insanların her türlü yardımı esirgememesi gerekir. İnsan harcamak kolaydır ama insanları kazanmak zordur.

Beşiktaşın bundan sonraki amacı Ruhunu sahaya yansıtacak oyuncularla devam etmeli. Bu oyuncuların eksikleri ne olursa olsun eksiklerini giderecek çalışmalr yapılmalı. Necip ve onun gibi yetenkeler ne hatalar yaparsa yapsın desteklenmeli ve özel çalışmalarla açıklarını kapatmalıdır. ama burası türkiye nerdeeee.

turkkant dedi ki...

Bence bu maçla ilgili net tespitler var,

- Aurelio'nun kırmızı kartıyla Ferrari'ninki bence yanlış yönetimin sonucudur. Normalde hırçın olmayan iki oyuncu nasıl böyle kırmızı kart görür. Aurelio 3 adamla uğraşırken beynine oksijen gitmedi, Ferrari de bütün sene oturdu oturdu, sonra sezonun en önemli iki maçında, hem de üç gün arayla, ilk onbire konuldu. Futbol oynayan bilir, fiziksel olarak tam hazır olmadın mı, hırçınlaşırsın... O yüzden Sivok-Ferrari hamlesi bence skandal bir hoca hatası. Ha, illa koyacaksan, önceki maçlardan adamı bu maça hazırlamalıydı.

- Almeiada'nın kaçırdığı kaçabilir, ama bence bu adam kesinlikle yanlış transfer. Beşiktaş'ın elinde iki tane (Nobre, Bobo) uç oyuncusu varken, esas ihtiyacı, Niang gibi, Nihat'ın eski hali gibi, daha çabuk, hareketli bir forvetti. Almedia'ya benzer özellikli oyuncumuz zaten vardı, neden alındı ki?

- Keza Simao. iyi oyuncu mu, iyi oyuncu. Ama iki kanatta da 1.60'lık oyuncunun oynadığı bildiğim tek takım Barcelona. Oraya da kanat özellikli bir forvet lazımdı. Bence Simao da kadro planlamasında yanlış transfer.

- Şeytan ayrıntıda gizlidir. Bence Schuster'in temel sorunu ayrıntılarda hep sınıfta kalması. Gerektiği kadar gerçekçi olamaması. Senin dediğin gibi, 10 kişi kalıp da, bu kadar aciz duruma düşüyorsan, bunda bir sebep illa ki vardır. Bu da, hocanın (eğer ki meziyetsiz demeyeceksek) fazla romantik olması...

borasahin dedi ki...

Daha genis deginmeye calisacagim ama bu saatten sonra Schuster'in onumuzdeki sene burada olmak icin kalan zamanda birseyler gostermesi gerekir diye dusunuyorum. Su ana kadar ki karnesi hic de ic acici degil. Tabii ki sezon sonuna kadar kalsin ama sonrasi icin iyi dusunmek lazim.

10 kisi sonrasi yine skandal bir yonetim gosterdi. 10 kisi kalan bir takimda ilk cikmasi gereken oyuncu Guti'dir. Yapilacak sey de basit: Cift dortlu hat olusturmak, yaziyla 4.4.1. Merkezdeki iki orta saha cok onemli. Guti burada yapamaz, kanatlarda ve en onde de olmaz, cikar yav. Her zaman diyorum, tamamen Guti'nin uzerine takim kurulmaz -fiziksel yeteneklerinin yetersizliginden dolayi, 19 yasinda da ayni sorun vardi-. Necip'in sari karti varsa, Aurelio ya da Fernandes'den birini stopere koyarsin. Q7 bekini hic kovalamiyorsa onu en one yerlestirirsin (bir sonuc cikmasi zor ama ya tutarsa!). Almeida Ismail'in onune gecer, Simao da Santos'un. Hatta Ekrem yerine Hilbert'i bile oyuna alma sansin var. Bunu gorebilmek bu kadar zor mu? Almeida'nin oyun olarak cikmasi lazimdi ama duran top savunmasi hayrina kalmasi iyi olurdu. Ha oyunu tutabilir misin veya sonuc degisir mi, belki degismez ama en azindan 10 dakikada kraker gibi dagilmazsin!

Almeida'nin ne oldugunu hala anlamadim. 2 TK, 1 Avrupa Ligi, 5 TR Ligi toplam 8 macta 1 gol, gol pozisyonuna giriyor mu o da pek gorunmuyor? Simao ve Q7 gibi iki tane kanat oyuncun varsa, ortadaki oyuncu gol yapabilmeli, bu isim kesinlikle Almeida degil. Bobo'ya cok yazik ediyorlar ve de ayibin en buyugunu. Almeida'nin Bobo'dan daha faydali olacagini hic zannetmiyorum. Sonra da Bobo Kiev macinda kotuydu, o zaman bu oynasin, iste cok secenekli kadrolarla ise baslamak bu yuzden iyi degildir. O olmasin, bu olsun, yok su olsun, bununla bir yere gidilmez, herkes bilir ki Bobo zamanla form tutar, bir mac kotu diye oyuncudan vazgecemezsin, bir sure sonunda iyi gitmiyorsa yedege cekmeyi aklina getirirsin.

Bu arada Q7 varken Simao top goremez, cift taraftan akin yapacagiz diyenler maalesef avuclarini yalarlar :) Boylelikle Simao'nun kanatta pozisyon alan rolu ve takima bu noktadan sagladigi fayda tartismaya acilir...

Cartalete dedi ki...

Hala bir burukluk var içimde, 18 saat geçmesine rağmen.

Ferrari'ye mi daha kızgınım, kırmızıdan sonra bu kadar kolay dağılabilmemize mi?

Kabullenemiyorum, bir takım 10 kişi kaldı diye bu kadar da yelkenleri suya indiremez. Schuster gelecekte oyuncu tercihleri, A Planında ince detaylar vesaire gibi konularda gelişim kaydedebilir.
Ama bu "müdahale" konusundaki olayı nasıl düzelir bilmiyorum.

Yani bu takımın 10 kişi kalacağını ya da geriye düşeceğini gördüğüm zaman, geri dönüşün zor olduğunu artık biliyorum. Bu da hiç hoşuma gitmiyor...

Bora; Almeida, kornerlerde "yarı alan savunması" yapılırken kale alanının önüne geçti ve etkili oldu. Evet sırf bu özelliğiyle kalabilirdi. Guti'nin biraz da hold ball meselesiyle önde kalmasını tercih ettim, bir de geri gelerek Simao ve Fernandes'i boşlara kaçırması babında... G.Saray maçında son dakikalara o bölgede girdi ve iyiydi. Ama en uçta Almeida da kalabilirdi evet..

Adsız dedi ki...

maçla ilgili hiçbir şey yazmak gelmiyor içimden. görünen o ki artık hedef gelecek sezon. içimde schustere olan inanç zaten sıfırlanmıştı ama hep bir ümitle hadi beni yanılt diye ısrar ettiğimde hep hayal kırıklığı yaşatıyor bana. avrupaya tek gidiş bileti kupa kaldı umarım orda bir kaza olmaz. defansif anlamda başlı başına kadro yapılanmasına gidilmeli. ama bu kadar yerli oyuncu kıtlığında nasıl bulunur nasıl edilir bilemiycem. zaten mevcutlarında şartları ortada. artık kesinlikle yerli ya da yabancı kaliteli orjinali sağ bek olan bir oyuncu şart. kiev ve fener maçlarında ne hilbert ne de ekrem o bölgede ne kadar faydalı olabileceklerini gösterdiler. en azından önem düzeyi yüksek maçlarda sözleşmesi sona erecek olan bosingwa diyorum:) bir portekizli de o olsun fenamı :) en iyi türk gökhan gönül ama alternatif deyince sabri geliyor malesef akla başka adam yok o kalibrede şaka gibi. hamit yazıyor bazı arkadaşlar ama kesinlikle bir bek olarak tam randıman alamazsınız hamitten. hatırlayın euro 2008 deki maçlarda kullanmıştı o bölgede ve hamit çok yadırgamıştı. alternatifi rıdvan diyecem ama sanırım schuster pek sıcak bakmıyor. sol taraf içinde bir alternatif şart. aklıma gelen ilk isim kayseriden hasan ali. stoper içinde ilk isim s.kesimal geliyor. ama kayseri yönetimiyle topuz transferinden dolayı gerilen ilişkiler, artan gelirlerinden dolayı kayserinin finansal açıdan rahatlığı ve malum yabancı sınırlamasından ötürü 10m euro çekilen sercan yıldırım ve volkan şen gibi oyuncuların yanında bu iki isim için pekte makul fiyat çekileceğini düşünmüyorum. sonuç olarak arkadaşlarında bahsedildiği gibi yurtdışı altyapısı olan alternatifler değerlendirilmeli.
cenk tosuna ayrı bir paragraf açmak istiyorum. katılırmısınız bilmem ama bu çocuk korunsun, sahip çıkılsın milli takımın bankosu olacak. mental altyapı çok kaliteli. hakan şükürün dripling özelliklisi ve inanılmaz bir top tekniği var. özellikle bursa maçında attığı golü ve ömer erdoğana neler yaptığını en az 20 kez izlemişimdir. tek kelimeyle hayran kaldım. çok büyük bir iş yapmış antep. keşke alınsın ama tabataya 8.5 e (hiçbir zaman inanmadım) veren bir kulüp cenk tosun için herhalde 10 dan aşağı izin verilmez diye düşünüyorum. çok uzun süredir yerli bir oyuncuyu bu kadar çok istememiştim. keşke diyorum.
bu arada stuttgart yine mağlup oldu ve sondan birinci sırada küme düşmeye emin adımlarla ilerliyorlar. serdat taşçı diyorum diğer bir keşke. saygılar herkese...

shuffy

ramram dedi ki...

Maçtan önce demiştim kadro güzel, kazanmak için tek şart kalıyor maçı 11 kişi tamamlamak. Olmayacağını biliyordum ama ben Q7 ve Toraman'dan bekliyordum, Ferrari'den geldi

borasahin dedi ki...

Cartalete,

Guti konusunda hem fikir degilim maalesef. 65'den sonra Guti zaten bitmis, top filan tutamaz diye dusunuyorum, belki ellerini kullanirsa olabilir :) Hic dusunmeden cikarilmasi lazimdi, ne Guti sapkadan tavsan cikaracak bir oyuncu ne de Q7 ve Simao onune top isteyen oyuncular; tek geciyorum :)

Bence Guti bu macta sonra tartisilmali, rol anlaminda. Asset management da buyuk problem var. Q7 en buyuk asset'in gorunuyor, ona gore bir oyun kurman lazim, artik onun bek kovalamayacagi, yaptigi baskinin sporadic oldugunu kabul edip ona gore ayarlamalar yapilmali. Eee bir de Guti var, Simao var, Ismail var. Ismail'i dahil ettim, cunku klasik sol beklik ile ondan maksimum verimi almak mumkun degil. Bunlardan birini veya birkacini feda edeceksin.

Normalde aslinda cikmasi gereken bir diger kisi Q7. Almeida'yi en onde birakmanin avantaji rakip top cikarirken yapabilecegi baski ve derin toplari kovalayabilmesi. Ama Q7'yi cikaramiyorsan o zaman Almeida'yi Ismail onune Simao'nun yerine koymasi gerekirdi, boy avantajindan dolayi, Simao da Q7'nin yerine gecerdi, boylece cift dortlu hatti kurardin, ileride de Q7'nin sapkadan tavsan cikarmasini beklerdik, hatta Almeida'dan arka direk kosulari.

IBB macinda da Schuster aynini yapmisti, fiyasko diyorum, bunu soylememin sebebi cok belirgin oldugundan dolayi. Hadi bir olmadi, ikincisi?

Cartalete dedi ki...

Daha sakin kafaya erişince, düşündüm; hak verdim Bora :)
Guti'nin de çıkması gerekirdi Almeida'dan önce. Hatta dediğin gibi Quaresma en öne geçebilirdi, ama Almeida en önde olsa daha mantıklıydı sanki. Quaresma da önüne top alamıyor çünkü, Almeida cüssesine rağmen bu konuda daha iyi. Topsuz oyunda da zaman kaybetirirdi rakibe.

Önce 2-2 tutulup, buhran atlatılırdı. Sonra da 3. golün yolları aranırdı son 10 dk.

rivaldo dedi ki...

Almeida nın golle ilgili sorunu bence aşılabilecek bir durum değil.Birçok şeyi geliştirebilirsiniz ama gol öncesi soğukkanlılığı korumak tamamen oyuncunun karakteri ile ilgili bir durum.Zaten Almeida topu sürmeye başladığında onu tanıyan birçok kişi plase bir vuruş yapmayacağını tahmin etmiştir.
Ancak Schusterin hatası burda birçok kişinin dediği gibi oyunun kaybedilmesinde hatta ondanda önemlisi son 20 dakikada oynanan oyun sonucu bugünkü moral bozukluğundaki temel sebepti.10 kişi kaldığımızda iyi hamlelerlede skoru koruyamayabilirdik.Ama en azından takıma ve schustere karşı bir umudumuz olurdu.
Necip oyundan çıkmadan 1 dakika önce bir gol pozisyonunu önlemişti.Yüz ifadesi bana sivas maçındaki hatasından sonraki durumunu hatırlattı.Orda neredeyse savunmadaki bütün topları o karşılamıştı.Değişiklikdeki asıl sorunda aurelionun girmesinden çok o an savunmada en çok odaklanmış ismin oyundan çıkmasıydı.
Schuster bende başarılı olmak isteyen bir insan imajı bırakmadı şuana kadar.Daha çok günlük rutin işine giden devlet memuru havası var.Öyle oluncada kendini pek zorlamıyor.Ama en azından klasik kenar hamlelerini yapsa birçok maçtan puan çıkarabilirdik.Mesela Aykut kocaman sadece bu şekilde takım yöneten bir adam.Ama bu bile takımının lider olmasına yetiyor.Kaldıki Schusterin istediği sistemi Beşiktaş gibi bir takımda yerleştirmek çok daha uğraş ve planlama gerektiren bir durum.Schuster pratikte bu kadar yükü kaldıramıyor ne yazıkki.
Son olarak ligtv de ömer güvenç savunmada yerli ve yetenkli oyuncular oynayacak gibi birşey söyledi.Schuster henüz oturmamış bir takım savunmasında genç oyuncu oynatmaya kalkmaz umarım.Bu o oyuncuları taraftarın önüne atmaktan başka bir şeye yaramaz.Ama beklerde ve ilerde teker teker deneyebilir.Hiç değilse ligin geri kalanında heyecanımızı korumamızı sağlar.

Adsız dedi ki...

Cartalete,
Eline sağlık. Dunku mac için yapılabilecek hamleler yeterince yorumlanmış diğer yorumcu arkadaşların da katkılarıyla. Genel bir yaklaşım getirecek olursak ve Schuster dayının tercih hatalarını bir kenara koyacak olursak, takımın başarısızlığının en onemli nedeni kaliteli yerlilerin alternatif oluşturacak seviyede ve sayıda olmamasıdır. Bundan sonrası için dayıdan beklentim gelecek sezonun yerli alternatifleri arasına bir iki yeni özkaynak katmasıdır. Onur ve Necip gibi nadiren kullanılanları da artık 11 oyuncusu haline getirmesidir. Transfer sezonunda her bolgeye yerli alternatifler gerekiyor. Şimdiden maliyet düşürücü çalışmalar yerinde olur. Son not olarak da Necip'i dünkü yerinde de başarılı bulmakla beraber on orta ikili de (sağ iç sol iç) takıma cok daha fazla katkı yapacağını dusunuyorum. Bu fikrimde ısrarcıyım, bu cocuk Ernst'ten daha iyi topla ilişkiler konusunda. Ceza alanına diriplingle girip orayı karıştıracak, ters çalım atacak yetenege de cesarete de sahip. Ernst'in bu konudaki yeteneğini sorgulamak istemiyorum saygımdan ama aynı şeyi cesareti için soyleyemem. Ustunde durulursa Necip bu bolgede uzun yıllar bize cok katkı yapar..(MTG)

borasahin dedi ki...

Aynen senin ifade ettigin gibi dusunuyorum Cartalete abi :)

Kazanamayabilirsin, sorun degil, yenilebilirsin, yine 2-4 olabilir ama o nedir ya, kraker gibi dagilmak? Hic olacak is mi yahu?

Pittsburgh Steelers football team won four Super Bowls. It wasn't just that the Steelers had dominating players at so many positions. It wasn't just that they were well trained and executed brilliantly much of the time and at least competently the rest. It wasn't even that the Steelers were underdogs for the first half of the 1970s. It was that the Steelers were "determined to win". There was a palpable sense about that team that they would face and subdue any challenge that turned up. They would do whatever it took to succeed, and their definition of success was to be the best in the world at what they did.

http://www.amazon.com/Pentium-Chronicles-Politics-Landmark-Practitioners/dp/0471736171

borasahin dedi ki...

Jack Wilshire guzel ifade etmisti:

"We need to get in their faces and win the ball back and, if you like, be a bit nasty with them. There's no point one of us going after them..."

Taraftari arkana almanin en iyi yolu mucadele gucunu arttirmaktir, bir iki rakiple satasma, bir iki top kovalama ve kazanma, bunlar hep seyirciyi galeyana getirecek seyler, sonrasi gelirdi.

IBB macini da ayni sekilde kaybetmistik.

Cartalete dedi ki...

Bir de hafta boyunca Lig TV'de 21 programı olsun, son 10 yılın derbi özetleri olsun, BJK TV olsun; döne döne anıları tazelediler.

Bu takım kaleye Pancu'yu koydu eksik kalmasının dışında, üstelik deplasmandaydı. Son 15 dk pozisyon vermeden maçı aldı geldi yaw, ötesi var mı?

Ferrari'den sonra; dersin ki takım 5 kişi kaldı. Ayağına aldığı her topu pozisyon bularak bitirdi Fener. Ve eminim ki frene basmasalar, bu skor 4'le kalmazdı yani...

Hemen "rüzgar kesecek" hamleler yapması gerekirdi Schuster'in. Zaten topsuz oyunda 10 kişi ile 11 kişinin arasında çok fark yok. Inter iyi bir alan savunmasıyla Barça'dan tur aldı geldi 10 kişiyle...

Rüzgar kesilirdi önce 10 kişi yapılacak iyi bir alan savunmasıyla. Sonra sıradan, cılız bir atak; direkt olarak tribünleri hareketlendirirdi. Fenerbahçe de "adamlar 10 kişi, alalım şu maçı" derken elbet arkada hata yapardı diye düşünüyorum.

İşe yaramasa bile "denendiğini" görürdük.

Futbolda tek kabullenemediğim şey teslim olmaktır.

borasahin dedi ki...

+1.

75'den sonrasini seyretmedim, zaten oraya kadar yetti. Boyle olmamali.

Ben Metin-Ali-Feyyaz-Riza ile buyudum, benim icin en buyuk topcu Riza'dir, baskasini tanimam :) Bir istatistik yapsinlar, takiminin skoruna etkisi %60'in uzerinde cikar. O takim hayatta mac birakmazdi, 2-0'dan 3-2 GS maci alirdi, simdikileri anlayamiyorum.

borasahin dedi ki...

Kusura bakma surekli yaziyorum ama Mourinho Real'de yakin zaman icinde buna benzer bir sorun yasamisti sanirim, adam maci nasil yasiyor yaw :) Dakikalarin, saniyelerin hesabini yapiyor. Hemen skoru yakaladi, oyuna Albiol'u aldiydi.

Cartalete dedi ki...

MTG;

Necip içte çok daha başarılı oyun oynar, kendisinin A Takım'a yükselmeden evvel savunduğum şeydi bu benimde... Hala daha öyle.

Ancak son dönemdeki "süpürücü" performansı da sevindirici, yavaş yavaş komple bir oyuncu olduğunu ispatlıyor.

Gelecek yılın planında 2'li ortasahada Guti - Fernandes düşünülüyor olabilir. Bu bağlamda Necip'in 3'lün derininde de oynayabiliyor oluşu; her şekilde kendisini vazgeçilmez yapar...

Cartalete dedi ki...

Ben Rıza'nın son dönemine yetiştim. 4-0'lık Trabzon maçında, herkesi geçip birine al da at demişti :) Ama o zamanlar futbol aklım, gol ekseninde çalıştığından; adamım Feyyaz'dı, Mrkela'ydı falan :)

"Teslim olmama" bazında, Pancu'ya hayranlığım vardır. Hala daha saygıyla anarım kendisini...

Real, Espanyol'u yendi 2. dk Casillas atıldı, buna rağmen kazandılar. Maç da pis bir deplasmandır yani.. İzlemedim ama dediğin maç bu olabilir.

Mourinho'nun Inter'deyken, henüz ilk yarıda 9 kişi kalıp; 0-0'a bağladığı Bologna maçı da vardır.

O maç takıma ciddi bir güven vermişti, böyle durumlarda o 1 puan; moral olarak 10 puan yükler insan psikolojisine...

Nitekim Pancu'nun kaleye geçtiği sezon; Beşiktaş yine 9 kişi kalarak maç kazanmıştı. Denizli'ya karşı olabilir, Ahmet Yıldırım atmıştı.

albayrak dedi ki...

Schuster dayı İBB maçının devre arasında benim gözümde 100 olan kredi notunu 50ye düşürmüştü zaten Gutinin yerine Ernsti almayarak.Ortasahayı güçlendirmeyerek 10 kişi oynamanın zaafiyetini engelleyememiş, Beşiktaşı bu durumlara kadar getiren şartların temelini atmıştı bir bakıma. Valla yıllar sonra ilk defa bir antrenörün stoperi kırmızı gördükten sonra böyle ahmakça bir hamle yaptığını gördüm. Bana göre kesinlikle çıkacak bir oyuncu vardı o da fiziken bitmiş Guti hazretleriydi aynı İBB maçı gibi. Ama o günkü hatasından ders almayan ve asla almayacak olan Schuster sahanın en iyisini çıkarıp aynı bölgeye oyuncu aldı. Yani değişiklik yapmadı. Gutinin yerine Fernandes alınsa ve Fernandes defalarca oynadığı stopere geçse bana göre dünkü atmosferde BJK oyunu alma şansı en az fener kadar olurdu. Yine de Simao, Q7 ve Almeida kenara alınmalıydı diyen arkadaşlara saygı duyarım; en azından bir mantıkları var fakat değişiklik yapmayan Schuster 10larda 20lerde sürünen kredisini sıfıra düşürmüştür. Dünyada nice kadrolar bu gibi antrenörlerin elinde heba olmuştur. O yüzden antrenör değişmedikten sonra planlama yapmanın ne faydası olacak onu anlayamadım.Ha antrenör değişse, Gökhan İnlerler, Serdar Kesimallar, Cenk Tosunlar alınsa hatta BJK UEFA Şampiyonu olsa ne farkeder ki. BJK büyük bir kulüp büyük bir camio olabilir mi bu yönetim tarzıyla tekrar. Kim bana BJK'nin Avrupa şampiyonu olduğu yılın ertesinde liderden 30 puan fark yemeyeceğini garanti edebilir?

albayrak dedi ki...

Bu arada yönetim kuruluna 98milyon borcu olan bir kulüpten bahsediyoruz ve bu dünyada bir rekor.Üstelik henüz Sivok, Ferrari ve Zaponun bonservisinin yarısı, Tabata, Q7, Simaonun bonservislerinin en ufak bir bölümü ödenmedi. Kulüp gelecek sene Avrupaya gidemeyecek, ligdeki sıralaması da aşağılarda olacağı için gelirlerinde de bir gerileme söz konusu olacak. Çok anormal birşey olmaz ise mesela muhasebe kayıtları oynanmaz, bir devlet desteği filan sözkonusu olmazsa zaten 2 sene sonra Avrupa kupalarına katılma hakkımız elimizden alınacak ve bundan bir BJK'lı olarak büyük keyif alacağım. Bu kulübün bir geri dönüşe ihtiyacı var ve bunun için böyle bir anormal durumun sözkonusu olması lazım. Beşiktaşı Beşiktaş yapan değerleri tekrar hatırlamamız, FB ve GS taklitçiliğini bırakmamız, yediği gollerde hatası olmayan kafası allak bullak olmuş kalecimizi ıslıklamamamız, futbol sahasını kendi oyuncağı zanneden Q7 gibilere hakettiğinden fazla prim vermememiz,Niang ile Dianın neden sağ kanadımızı perişan ettiğini düşünebilmemiz, bir yerlere geleceksek bunun Ernst, Üzülmez, Necip, İsmail, Rıdvan gibilerle olabileceğini anlamamız gerekiyor.
En önemlisi deBeşiktaş güçlenince, aradaki makası biraz açınca İlhan Mansız çok agresif defolsun bu diye seslenip, ortalığı ayağa kaldırıp aynısını Belözoğlu yapınca susan, Nouma elini şortuna sokunca linç etmeye kalkışıp Bilica gibilerini unutan, Lucescunun dünyadaki en iyi 3 teknik direktörden biri olduğunu kabullenmeyip korkak futbol oynatıyor bu deyip BJK'nın gol ve puan rekoru kırdığını unutturmaya çalışan, Bu Beşiktaş ta fazla oluyor ligin zevki kalmadı bir şeyler yapılmalı deyip programlarında hakemlere öğüt veren, BJK geriden gelince öndekiler puan kaybetti ondan şampiyon oldu yoksa haketmedi deyip FB aynısını yapınca susan insanlara benzemememiz; gerçek BJK duruşuna sahip olmayan ve olamayacak olan Yıldırım Demirören, Mete Düren, Serdar Adalı, Serdar Bilgili gibilere fazla inanmadan BJK'ın Necip, Ernst, Feyyaz, Metin, Rıza olduğunu tekrar hatırlamamız gerekiyor.

Müfit dedi ki...

@Bora
Mourinho meselesini Noat'in mac yorumuna yazmistim.
1 degil en az 3 mac oldu bu sezon duruma gore anlik hamleleri.
Eksik kaldiklari, geri dustukleri, geri dusup eksik kaldiklari ornekler oldu. Hamleler hepsinde olumlu sonuclanmadi ama, en azindan taraftara "bu adamin her duruma karsi kafasinda bir plan var" mesajini vermesi bile cok seydir. Biz sezon basindan beri herhangi bir sey ters gitti mi nakavt oluyoruz, kazanmamiz icin her seyin Schuster'in ana planina gore gelismesi gerekiyor.

Noat Samisa dedi ki...

Ferrari'nin kırmızı sonrası için güzel tartışma olmuş.

Maç sırasında ve sonrasında hocanın risk aldığını, şu durumda beraberlikle mağlubiyet arasında pek fark olmadığı gerekçesiyle düşünmüştüm ve Schuster'e bir eksi yazmamıştım.

Gerçi kendisinin Beşiktaş geçmişi eksilerle dolu olduğundan çok önemi yok, bunun da payı var. Bugünse maçın video kaydını edinip 63-75 arasını yeniden izledim.

Videoyu da internete yüklemeyi düşünüyorum aslında, hatta üzerine bir-iki şekil eklesem güzel olur. Şunu kesin olarak ben de söylemeliyim ki net olarak oyuna bakış anlamında bir facia var ortada, Ekrem maç sonu çıldırıp hocaya küfretse hakkıdır. Ama yine de bu durum, İBBSpor'a iki kez aynı şekilde yenilmekten fahiş hata değil bence. Schuster'e dair bir örnek, veri yalnızca. açıkça oyun psikolojikman değil, taktik olarak koptu.

Ha bir de şunu belirteceğim. Nasıl sene başında biz Barça gibi önde basıp, önde presle top kazanıp .... bla bla ... oynayacaktıysak ve olmadıysa, olamaz idiyse, Schuster'i de Mourinho'yla kıyas etmeyelim derim. :) Yakın zamanda blogda Real Madrid yazacağım, o yazıda Mourinho'nun Chelsea'nin başındayken şimdinin Porto hocası Andre Villas-Boas'a yazdırdığı bir maç analinizin pdf dosyasını da ekleyeceğim:

''Solano ve Carr arasındaki alanın kapatılma süresi, geri kalan kademelere göre daha uzun...''

diye bir cümle var analizde ki, boşuna Mourinho olunmuyor. Ben de boşuna kıçımı yırtmıyorum sene başından beri, ''özveri ve rakipler'' diye. Haydi Andre Santos - Dia arası mesafeyi ne kadar hızlı açılıp kapandığını bilmesin hoca, ama Quaresma olunca sağda Ekrem'in elek olacağını da biliversin. Bir zahmet. Yapamıyorsa da gitsin. Yapan gelsin. Çünkü bundan öncekiler, Tigana'sından Del Bosque'sine, E Sağlam'ın Rıza Hoca'sına kadar kendi çaplarında, yeterlilik düzeyleri el verdikçe ortaya özveri koyuyorlardı. Onlara zulmedilmiş olması (ben etmedim), takıma ve bize zulmeden Schuster'i onaylamaz.

Bol keseden istikrar zırvası hariç Schuster'e dair olumlu argümanı olan varsa tartışmaya hala açığım, hocayla aram bozulalı epey zaman olsa da hala açık kapı var. Ama şu önemli: Alex Ferguson Man United'ı 22 takımlı ligin 19. sırasında devralıyor, Galacticos tarzı bir kadro ya da iki sene evvel şampiyon olmuş bir takım olarak değil. İstikrar yalanlarına kananlar bunu bilsin isterim.

Bunları bloga yazsam iyiydi, ama bir başlayınca zehri buraya akıttım. Kusura bakılmasın. :)

Jig§aW dedi ki...

cartalete; yukarılarda sorduğum soruyla alakalı düşünceni merak ediyorum. heleki noat samisa nın hoca ile ilgili haklı yorumlarından sonra :)

BJK4EVER dedi ki...

Abi harfiyen katiliyorum. Rakipleri ve ligi tanimamasi, veya tanimaya caba gostermemesi (2 IBB maci en guzel ornek) disinda oyuncu degisiklikleri, genc oyuncuya bakis acisi, kadro secimleri, taktigi, mac sonrasi aciklamalari, hersey facia. Adamin kariyeri desen zaten vasat, 1 sene R.Madrid (120 milyon dolarlik transferle) disinda basarisi yok, ki bazi arkadaslara gore 2. yilinda cok daha basarili olacak Schuster R.Madrid'de 2. yilinda sicip sivamistir. Bu adamin elle tutulur hicbir yani yok. Schuster'cilerin argumanlari tek tek curuyor. En azindan zevk veriyoruz diyorlardi, bitti. En azindan gencleri oynatiyor dendi, sakatliklar bitince hicbir genc oyuncu oynamiyor. En azindan ofansif oynuyoruz gol atiyoruz dendi, son maclarda o da gitti. Her gecen gun daha iyi olacak dendi, her gecen gun daha kotuye gidiyor, hemde cakiliyoruz resmen. En azindan sivri dilli ve medyaya ayar veriyor dendi, simdi o ayari kendi taraftarina veriyor. Elle tutulur hicbir tarafi yok resmen.
Ama Quaresma onun sayesinde geldi blablbla Ferguson Wenger blablbalbal Milne blablabla disinda hicbir arguman yok, ki bu argumanlar da sacma zaten, biktirdi ayni laflar.

Bu arada notlar Chelsea-Newcastle macindan evvel medya'ya dusmus olan notlar mi? Hani oyun kurma sekilleri soldan Babayaro'yu kullanmak, oraya baski yapmaliyiz vs yazan rapor mu?

Cartalete dedi ki...

Jig§aW;

Hatırladığım kadarıyla Gerets de taktiksel anlamda Schuster'i aratacak bir adam değil :) Bir tek Saidou'yu bırakıp, 5 forvetle falan yükleniyordu.

O zamanın Süper Lig'i için uygun birşeydi aslında, ama devir değişti. Belki Gerets; değişen devirne göre esneklik kazanan bir td'dir, bilemiyorum...

Ama futbolcu ilişkisi ve motivasyon anlamında çok sağlam hocadır.

Aslında Schuster'e gitsin de diyemiyorum, gelenin kim olacağını bilemediğim için.
Ancak bir yandan da; "nereye kadar her eksik kalınan, ya da geriye düşülen maçta karalara bağlayacağız?" diye de soruyorum.

Yani bu takımın A Planı işlemediği zaman, geri dönüş yapamayacağını biliyor ve bu hissi hiç sevmiyorum; tıpkı Noatcan gibi :)

sampi dedi ki...

@ Noatinho:

Schuster'in kalmasina donuk iki arguman var.

1) Su andan itibaren kaldikca sunk cost artacak. Ornegin sene sonunu gorup gelecek senenin transferlerine karar verecek, takimdan gidecekleri belirleyecek. Sonra da tazminat verilecek. Eger kulubun anahtari kendisine verildiyse sozlesmesinin sonu gorulmeli.

2) Yerine gelecek kisi (kosinus egrisine gore camianin evladi, yani sifo mehmet, anormallik olursa yabanci hoca takoz benitez)ondan daha beter olabilir.

Yani iki arguman da Dayi kalsin cunku iyi isler yapiyor manasinda degil, firsat maliyeti daha yuksek olur (beterin beteri var) konseptinde.

Yerine daha iyisi gelsin gelmesine de gelecek sezonun takimini yeni hoca kurmayacaksa verim alinacagini sanmiyorum.

Demem odur ki Dayi ya simdi kovulsun, Bobo/Ernst vs. gonlu alinsin, ya da sozlesmenin sonunu gorsun.

Ama yonetimi yeterince taniyosam maksimum zarar verecek sekilde kovarlar, yeni hoca da enkaz devralir.

rogerio da silva bobo dedi ki...

Schuster başarısız olsa da en azından sezon sonuna kadar dursun mantığını anlayamıyorum.

Eğer yeni hoca gelecekse şimdi gelmesi gerektiğini ve yaz dönemine kadar takımı tanıyıp,transfer döneminde kafasındaki sistemi işletecek transferleri yapmasına olanak sağlanmalı diye düşünüyorum.

Hayır,hoca skor odaklı bir hoca olsa Türkiye Kupası için kalsın diyeceğim de Beşiktaş'ın gelmiş geçmiş en başarısız hocasından bahsediyoruz.Schuster'in şu anda görevde kaldığı her an,yeni hocanın takımı tanıma sürecinden eksiliyor.

Adsız dedi ki...

Bence dayının bundan sonra yapması gereken bol bol alternatif denemek. Gerçi, dayıdan şikayetçi olmamızın ve yukarıdaki yorumların sebebi de bu özveriyi göstermiyor olması ama yine de öyle umalım:) Seçeneklerden biri bence Milan'ın 4-3-2-1'ne geçmek olurdu. Ortadaki üçlünün derininde Fernandes, onun önünde ve daha başarılı olduğu pozisyonda Necip ve Ernst. Bunların önünde de solda Q7(kendi adıma burada ona sezonluk en az 10 gol yazıyorum. En iyi yaptığı şeyi,yani içe kat edip sağ ayağıyla jeneriklik gol vuruşu yapmasını istesek yeter) ve duruma göre sağda eski Nihat ya da Guti. Tabi en önlerinde de Bobo olacak. Beklerimiz de Hilbert ve Iso. Bu durumda Stoperler yerlileşmeli tabi...Bu saatten sonra Schuster keşke denese..Hem bizim için de yorum şenliği olur:) (MTG)

Jig§aW dedi ki...

Didier Deschamps öncesi Marsilya yı çalıştıran Gerets elmize değiştiğine dair bilgi verdi mi peki takip edebildiysen soruyorum :D yanlış hatırlamıyorsam baya iyi grafik çizmişti ama taktiği nasıldı bilmiyorum.

Cartalete dedi ki...

Orada da bir M'Bami'yi bırakıp, yükleniyordu galiba. Ama tabi oradaki hücumcuların topsuz oyun kabiliyetleri de sağlamdı. Cheyrou'su, Valbuena'sı falan. Bu iki oyuncu hem kanatlara açılıyordu, hem de topsuz oyunda 4-5-1 savunması yaptırıyordu diye hatırlıyorum.

MTG'nin dediği gibi, Beşiktaş'ın sıkı rakiplere karşı 4-3-2-1 oynaması gerekiyordu. O nedenle Avrupa maçlarında Necip Aurelio Ernst ve önlerinde Guti - Quaresma'yı önermiştik.

Ama geçti Kiev'in pazarı, sür eşşeğini Antep'e...

borasahin dedi ki...

Noat niyetim Mourinho ile Schuster'i karsilastirmak degildi, o noktada oyuna "mumkunse iyisinden" :) mudahele edilmesi gerekiyordu. Mourinho'nun daha az belirgin durumlarda cok seri bir sekilde hareket ettigini gorup boylesine asikar bir durumda herhangi bir mudahale gorememek acikcasi insani uzuyor, uzdugu kadar sasirtiyor da...

"...Ama yine de bu durum, İBBSpor'a iki kez aynı şekilde yenilmekten fahiş hata değil bence..."

Buna tam olarak katilamiyorum veyahutta ayni noktalari mi konusuyoruz bilemiyorum. IBB macinin ikinci yarisi 10 kisi kalinan durum ile FB macinda 10 kisi kalinan durum bence birbirine oldukca benzer, bu noktadan hareket ediyorum. Her iki mac da buna ragmen kazanilabilirdi, ama sadece hucum agirlikli oyunculari oyunda tutarak degil. Mesela her iki macta da Guti'nin oyunda kalmasini anlamis degilim. Hele Fener macinda zaten dakika olmus 60. Oyunu kazanmak zorunda olman Guti'siz yapamayacagin anlamina gelmiyor. Stoper ikilisinin onunu garantiye almak bence birinci oncelik olmali, bu da Guti ile olmaz, biraz daha hucum aksiyonu dusunuyorsan Fernandes olsun, en azindan uzaktan sut cikarir. Guti ilk yarida sanirim bir top tasidi, onu acikti, cikardigi sut cok zayif kaldi, zaten adamda guc olmadigi belli :) IBB macinda oyuna hareket ve enerji getirmek icin Necip kesinlikle oyuna girmeliydi mesela. Bence 10 kisi kalinan durumda Schuster'in gosterdigi zaafiyet IBB maclarinda (1. mac ve 2. macin ilk yarisi) gosterilenden daha fahis. Ilk macta IBB'yi tanimiyordu, ikinci maca baslarken elinde ilk macta denedigi oyunu daha iyi oynayabilecek personel vardi, yine sansini denedi, hata olarak degerlendirilebilir-Aurelio'nun kirmizi kart gormesine yol actigi icin- ama 10 kisi kalinan durumda gosterilen kadar degil.