Serap Değil, Başlangıç Olsun

99’un Eylül’ü… Beşiktaş tam 6 gol atıyor, üstelik deplasmanda… Gollerin her biri, diğerinden daha güzel; Ahmet Dursun golcülüğüyle, “Ahmet Dursun Seba gitsin” tezahüratına zemin hazırlamaya devam ederken, Toshack’ın “büyük yetenek” kisvesiyle yukarı çıkarttığı Nihat da yavaş yavaş potansiyelini ortaya koyuyor. İki Vansporlu stoperi, kafa kafaya çarpıştırışı hala gözümün önünde…

Ancak o galibiyet sevinci, her zamankinden daha az enjekte oluyordu bünyeye. Çünkü her zamankinden daha “anlıktı”… Gece olunca, yine kendi yatağımızda uyumaya korkar hale gelecek; mutlaka bir ışığı açık bırakacak ve en ufak tereddütte gözümüz “sallanıyor mu?” sorusuyla ahizeye bakacaktı…

O gün, afetin çok çok uzağında olan Van, bugünlerde bize terörden sonra bir ülke gerçeğini daha hatırlattı. Üstelik belli bir bölgesi için değil, altı fay hattıyla döşenmiş ülkemizin tamamını ilgilendiren ve çözümü de imkânsız olan gerçek… Dünya var oldukça, birlikte yaşayacağız bu gerçekle. Alınacak tedbirlerle daha az korkutucu hale gelebilir, o kadar… Dileğim o ki; bir dahaki yaşanacak kaçınılmaz deprem sonrası, halkımızın duyarlılığından, yardım severliğinden daha fazla; depreme alınmış önemlerle ve yaşanan az kayıplarla övünürüz. Giden canlar için zor bir ölüm, kalanlar için zor bir yaşamı beraberinde getirir bu afet… Hele ki, Van gibi bir coğrafyada evsiz kalmak çok güç olsa gerek… Askerken birkaç gün Van’daki birlikte kalmıştım. Ağustos’un ortasında bile, geceleri dışarıda durulmuyordu…

Biraz bu sebeple, biraz da son dönemdeki Beşiktaş görüntüsü nedeniyle; “hissiz” beklediğim nadir maçlardan biriyle karşı karşıyaydım… Bir de üzerine, Carvalhal klasik ezberimsi 11’lerinden birini çıkartsaydı, hiç çekilmez maç olurdu… Ama Fernandes’in İstanbul’da kalması, bu maçta farklı bir şey deneneceğine işaretti. Öyle de oldu; Beşiktaş son galibiyetini aldığı Antalyaspor maçına benzer bir formasyon ve genelde dinamik oyunculardan oluşan 11’le sahadaydı. Bir tek Simao’ya itiraz edebilirdim, ancak Simao – Quaresma ikilisi sahada olacaksa; ancak böyle bir formasyon ve oyun anlayışıyla anlamlı olurdu…

Bugün bariz iki fark vardı takımda. Birincisi; hücumdaki değişken ve hareketli yapı… Pektemek’in arkasındaki 3’lü, kesinlikle durağan değildi. Sürekli alan değiştiren, rakip savunmanın boşalttığı bölgeleri değerlendiren bir mantık vardı. Bu yapıda Pektemek de tehlikeli bir hal aldı, rakip savunmacıların kucağında erimedi bu kez… Hücumdaki çeşitlilik, stoperler için kafa karışması sebebiydi. Bu kafa karışıklığını da, Pektemek gibi iyi pozisyon alan golcüler mutlaka değerlendirir. Öyle de oldu, 1’de 1 yaptı…

İkincisi ise asıl kritik olanı: topun kaybedildiği yere baskı… Gole kadar sürdü, ama maçı getiren etken buydu. Beşiktaş maçın başlamasından itibaren golü aradı, bunun için ataklar geliştirildi; başarısız olunduğunda “geri basmak” yerine topa basıldı, öyle bir zamanda gol de bulundu… Ancak bunu 90 dakikaya yaymak için, Barcelona gibi topu aldığında da aktif dinlenme yapacak pas oyunu da gerekli. Ancak mevcut takımın bunu yürürlüğe sokması zor; ortasaha daha çok adama basmayı bilir, hücumcular da alıp gitmeyi… O yüzden en makul yolu; enerjin varken bas, golü bul. Sonra set savunmasıyla alanına çekil, kontrayı bekle. Beşiktaş da bugün bunu yaptı, Fenerbahçe çok uzun zamandır bunu yapıyor…Aslında savunmanın çok derine çekilmesine karşıyımdır, genelde becerilemediği için. Ama bu kez Beşiktaş derinde alan savunmasını becerdi; neredeyse hiç pozisyon vermedi. Bunun yanı sıra, çok klas kontralara kalktı ve hücumda da yeterli sayıda çoğaldı. Kalenin ağzındaki pozisyonlardan biri gol olsa, Mersin gibi bir deplasmandan farklı da dönülebilirdi… Yenen pozisyonlar ise klasik; duran toplar… Sonuç olarak, bu moralle, bu yorgunlukla bundan iyisi Şam’da kayısı…

Üzerinde durulabilir, geliştirilebilir bir sistemi var artık Beşiktaş’ın. Üstelik kafamda oluşturduğum 5 doğrudan, en azından 4’ü yapıldı. Bunlar; Hilbert – Sivok – Egemen – İsmail dörtlüsüne, barışta ve savaşta dokunmamak; Aurelio – Ernst – Necip 3’lüsünden en azından ikisini sahaya sürmek, eğer 2’li ortasaha oynanacaksa (bugünkü gibi) Ernst – Necip’ten şaşmamak; 2 Portekizli sınırı (bu Noat’tan çıktı aslında) ve Quaresma – Simao’dan yalnızca birine şans vermek… Sadece sonu tutmadı, her zamanki gibi. Ama biraz doğru yapılsa, bu takımın maç kazanamaması için hiçbir nedeni yok. Kayseri maçında bu doğrulardan hiç biri yoktu, dümdüz ettiler…

Şimdi “geliştirilebilir” dedik, onu biraz açalım… Her ne kadar, Simao ve Quaresma’yı aynı anda oynatmak için en ideal sistem desek de; yine bu sistemin de en idealini bulmak için birini oturtmak gerekiyor… Simao bugün topsuz oyunda iyiydi nispeten, ama her zaman böyle olmaz. Beşiktaş, “geriye fazla dönme, ama atıl alana düşen topları al ve yürü git kaleye…” lüksünü sadece Quaresma’ya vermeli. (Bkz: bir önceki konu). Sonrası, kendiliğinden doğruyu bulur zaten… Bu sistemin doğrusu da Holosko’dur. Sırf, topsuz oyun dengesini sağlamak için bile Holosko bu 4-2-3-1’de oynar yani… Fenerbahçe bu dengeyi sağlamak için Mehmet Topuz’u sağa koydu, adam 1 gol attı; gık diyen yok. O yüzden Holosko isterse yine adamın içinden geçsin, boş pozisyonlarda patlasın, fark etmez. Sistemin doğrusu adına oynar, skora katkısı ekstrası olur ki; mutlaka 1 golden çok daha fazlasını da verir zaten…

Hem mücadele olarak, hem de futbol doğruları olarak; Beşiktaş umut vaat ediği bir maçı geride bıraktı… Ancak çoktandır durum böyle; ihtiyaç duyulan anda “serap misali”, böyle bir maç gözümüzün önüne geliyor ve yeniden normale dönüyoruz… Şu maç serap olmaktan çıksın da, bir başlangıç olsun artık. Beşiktaş’ın normali bu olsun, “ne zaman yiyecek?” futbolu değil…

Perşembe günü Fenerbahçe derbisi var. Geçen şöyle bir eskiye döndüm kafamda, en az 8-9 tane İnönü’de yaşanmış Fener mağlubiyeti hatırladım arkadaş… Boliç’le Oğuz’un çılgın attığı maçtan tut, son Ferrari faciasına kadar. Son Beşiktaş görüntüsü, bu geleneği bozacak gibi. Ama aynı şekilde, Carlos da doğru yaptığı şeyi bozacak potansiyele sahip bir hoca… Aynı sistemde, sadece bir oyuncu değişikliğiyle Fenerbahçe maçını getirecek formül bulunur, onu da maç öncesi yazısına bırakayım…

Şu Hilbert’i yeni keşfettin ya, minarenin dibinde “bilader buralarda bi camii varmış?” diye adres soran adamla eş değersin gözümde hocam…


(Dip not: Saha içinde durumlar böyle, bazen "Beşiktaş" görüntüsü veriyor. Ancak saha dışında Beşiktaş, Beşiktaş olmaktan çıkıyor zamanla, çıkarılıyor... Buna karşı mücadele vermek için Önce Beşiktaş oluşumu, kesinlikle denemeye değer bir yöntem bulmuş. En azından ses getirir gözüküyor... Bkz: "Önce Beşiktaş: Haydi Hesap Sormaya")

14 yorum:

asvalttaicenler dedi ki...

Veli'ye ayrica deginmek gerek, Necip ile neredeyse butun donen toplari aldilar, attigi sut girse jeneriklere girecekti, sanssizlik..

Carvalhal'a gelince umarim haftaya Hilbert'i kesip Ekrem'i, Ernst'i kesip Fernades'e sarilmaz..

Simao'dan bahsetmiyorum bile, cunku adamin milletvekili gibi dokunulmazligi var, Ernst'in oldugu yerde Q7, Simao kaptan olarak cikiyor bu takimda..

Necip iyi guzel de biraz daha inceci tarafini gelistirmeli, bugun ilk yarida saniyorum dakika 36 falandi 2 pozisyon ust uste cok basit toplari rakibin 3. bolgesinde ya yavas atti ya da rakibin icinden gecirmeye calisti, oysa biraz daha soguk kanli olsa golu attiracakti.. teknigi uzerine egilip gelistirmeli kendisini..

Ismail'i fizik olarak cok iyi buldum bugun, ikili mucadelelerde ve hava toplarinda cok basariliydi.

Cenk'in de hakkini vermek lazim, o ikinci yaridaki Buffon vari direk dibinden "golu cikartisi" arti 2 puan yazmamiza ve Fenerbahce macinda zirve icin mucadele edecek olmamiza yol acti.

Son olarak takim hakkindaki genel kanimi yazip bitirecegim, bu sezonki Ankaragucu ve bu maci bir kez daha acip izleyin lutfen, bir takim bu kadar basit goller kaciramaz, son final paslarini bu kadar kotu yapamaz, o ankaragucu macindan sonra kendi bloguma bunun nedenini lakayit vuruslar olarak yazmistim, fakat bugun ki mactan sonra bunun lakayitlikla falan ilgisinin olmadigini cok buyuk bir ozguven eksikliginin oldugunun farkina vardim. Takimin cok kirilgan bir yapisi var, daha sezounun ilk yarisinin ortasindayiz ve hala zirveden kopmus degiliz fakat sanki takim "sampiyonluga inanmiyormus" gibi oynuyor..

Sahada direk bir lider yok.. Kulubede lider yok..
Saha disinda lider yok..

Sampiyon oldugumuz sezonlarda sahaya bir bakin, MAF'lar, Rizalar, Sergen, Ilhan, Tumer'ler, Bobo, Yusuf, Ernst ve Tello (son haftalardaki sahiplenisler) kulubeye bakin, sahaya bakin..

Takim kotu giderken "hadi beyler bu sampiyonluk yarisinda biz de variz" diyebilecek adam yok.. Carvalhal gidici, Quaresma hic o lider olmadi olmayacak, Simao'nun lider oldugundan bahsediliyor fakat BEsiktas'a bugune kadar hangi maci kazandirmis ya da ustun bir performans gostermis?

Haftaya Fenerbahce maci bu bakimdan cok onemli, eger bu takim sampiyon olacaksa eger bu mac ile birlikte bir seri yakalamali, simdi fazla zamanim ve keyfim yok fakat birisi acip baksin son 2 sezonda 3 mac ust uste kazanmis miyiz, en azindan 7-8 maclik seri yapmaliyiz yok bir ileri ik geri ile en fazla yine besinci olur, kupaya sariliriz.

helldoradotcom dedi ki...

"Şu Hilbert’i yeni keşfettin ya, minarenin dibinde “bilader buralarda bi camii varmış?” diye adres soran adamla eş değersin gözümde hocam…" 2 mac ustuste oynatti diye kesfetmis sayilmaz :))
Fener macinda da 11'deyse bu is tamamdir.. Mumkunse Ekrem 1. Toraman'da 3. yedek olsun..

alper dedi ki...

O kadar asker selamı veren oldu.en nizamisini Hilbert verdi.Bu almanlar o işide düzgün yapıyor arkadaş.Dünya almanın olsun.

Erdal dedi ki...

Umarım dediğiniz gibi bir başlangıç olur. Dün adeta Tayfur Havutçu takımı izledim sahada. Sistemsel değişikliğin bu kadar çabuk etki etmesini beklemiyordum doğrusu.

Ancak bunda Hakan Bayraktar-Erman ve Zurita'dan oluşan yaşlı Mersin İY orta sahası da etkili olmuş olabilir mi diye içimde bir kurt yok değil hani.

Fener maçıyla ilgili formülün de herhalde Veli-Fernandes değişikliği olacaktır. Rakip kaleye yakın oynayan Fernandes'in hem teknik becerisini efektif kullanma imkanı artar, hem de dediğin gibi ileride basan Fener'e karşı tehlikeli bölgede top kaptırma ihtimali azalır.

Ama bence bir değişiklik daha yapacak Carvalhal: Ernst-Necip yerine muhtemelen Aurelio-Ernst ya da Aurelio-Necip yapacaktır. Aurelio bu sene çok faydalı ama milli maçlar, EL derken yoruldu. Dün dinlenmesi iyi oldu. Bence Perşembe günü de sonradan oyuna girerse yorulan Ernst ya da Necip'in yerine daha doğru olur.

Ayrıca genel olarak defans hattı beğenilmiş ama ben özellikle İsmail'i dün çok beğendim. D. Kiev maçındaki şaşkınlığı üzerinden atmış, yılların deneyimli sol beki gibiydi. İnşallah böyle devam eder.

Ilyas dedi ki...

Dün macin maalesef sadece ikinci yarisini izledim, ama okuduklarima göre tüm Mac icin iyi oynamisiz.
Ilk 11 benim hosuma gitti, simao olmasa dahada direncli bir takim olacaktik. Als bana kalirsa benim tanimaya calistigim Carlos Carvalhal, persembe günü ilk 11 yine degistirir, niye diye sorarsaniz, Almeida sakatliktan cikti ve son maclarda Fernandes oynamadi Salat olmadiklari halde, bence Fener macina hazir tutuyor. Veli'nin yerine Fernandes ve Mustafanin yerine Almeida yazdinmi Hilberti oynatmayabilir. Bu da direncsiz Besiktas demek olur ve bir Inönü-derbisinde daha maglup oluruz.
Bu kadar negatif düsünceli oldugum icin af dilerim

BJK4EVER dedi ki...

2 Portekizli siniri demisken, Almeida donunce ne olacak? Burada 2 sikinti doguyor:
1 Almeida'nin Mustafa'ya nazaran hareketsizligi.
2 Yabanci kontenjani.

Ama bence Almeida'nin en ucta, Pektemek'in de Burak Yilmaz misal serbest sekilde dolandigi ve savunmanin arasina/arkasina sarktigi bir sistem dusunulebilir.

Aslinda her halukarda dunku oyunumuzu ve sistemimizi Trabzonspor'a benzettim, orta sahaya hakimiyet, dinamik ve hakaretli oyuncular ve hizli hucum.

Basit bir Simao-Almeida degisikligi ile daha iyi olabilir bu takim.

Cenk
Hilbert Sivok Egemen Ismail
Ernst Necip
Pektemek Veli Quaresma
Almeida

Simao, Guti, Fernandes ile zengin bir kulube de olusabilir, hatta Holosko daha kadraja girmedi bile, Veli'nin yerine bunlardan biri de girebilir.

Cartalete dedi ki...

Almeida dönünce ne olacak sorusunu kendime sordum, cevabını konuda geçmeyi unutmuşum.

Yine 2 Portekizli sınırına takılacak, Simao ya da Quaresma'dan biri yokken dahil olur takıma işte. Çünkü Simao - Almeida - Quaresma'lı bir hücum hattı, hem yeterli derecede esneklik sağlamıyorken, topsuz oyunda da daha fazla derecede sıkıntı oluşturuyor. Her türlü şey denendi bu üçlüyle, olmadı.

Mersin tipi maçlarda, ben Almeida'yı oynatmazdım. İnönü'de gömülen rakiplere karşı ise, yukarıdaki 11 ideal olabilir. Pektemek daha bir 2. forvet olur, Veli kanatta.

Şu bir gerçek artık, son iki maçtaki savunma hattı bozulmasın; 4 Portekizli + Guti, kısacası İber'den 2 kontenjan konunca diğer herşey kendiliğinden doğruyu bulur zaten. Çünkü böyle olunca, takım bir oyuncu grubunun egemenliğinde olmaktan daha çok takım gibi oynuyor; o an Portekizliler için de olumlu birşey aslında. Mesela dün Quaresma, geçmiş maçlara nazaran çok daha fazla oyun içindeydi. Takım önde oynadığından, attığı çalımlar tehlikeli bölgedeydi, mutlaka boşa çıkan adam buldu vesaire.

forma-aşkı dedi ki...

Fernandes'in olmadığı bir orta saha ne kadar güzel Beşiktaş'ımda..Formanın değerini bilen yetenekleri sınırlı olsa da,çıktıktan sonra kulübede hala nefes alışları düzelmemiş bir topçu görmeyeli uzun zaman oldu.Evet Veli'den bahsediyorum,ve hala Beşiktaş'ı özlenen,istenen yere getiremeyeceğinden emin olsam da,Fernandes,Guti,Simao gibi top ayağında olunca oynamaya çalışan,onu da beceremeyen topçular oldukça formanın sahibi olmalıdır..Hatta Mehmet Akyüz'ü de görmeyi çok istiyorum..

Mersin İdman Yurdu bastırmasına rağmen,araya top bırakamadı,çünkü elini kolunu sallayarak geçemedi orta sahayı..Carvalhal Mustafa-Holosko değil de Simao-Holosko değişikliğini yapabilse 2 yi bulurduk bence..

Çok yazmak istediklerim var ama zamanım az,belki kendi blogumda yazarım..Önümüzde Fenerbahçe derbisi var..Muhtemelen Fernandes 11'de.Almeida da iyileşmesine rağmen oynatılmadığına göre o da 11 de..Carvalhal,bunların üstüne Simao ile başlarsa cuma günü idmana çıkamayabilir..

Ama Simao'yu Mersin'de 90 dakika sahada tutmasının diğer bir sebebi,Fenerbahçe maçının kadrosuna en azından 11'ine almayacağından diye düşünüyorum-umarım yanılmıyorumdur-..

Bu durumda Fernandes'i Veli'nin yerine,Veli'yi de sağ forvet olarak düşünebilir ve arkasına Hilbert'i de koyarsa,Stoch-Ziegler bölgesini koridor yapabiliriz..Hatta Q7'yi olası Gökhan Gönül hapsinden kurtarıp-hem sinirlenme katsayısını azalmış oluruz-Veli'nin tarafına çekebiliriz..Veli'de olası Gökhan Gönül bindirmelerinde İsmail'i 2 ye 1 kalmaktan kurtarır..

Neyse,Carvalhal bunların hepsini düşünüyordur nasılsa!!!

Son olarak eğer Simao 11'de başlarsa önde 4 portekizli,geride Sivok etti 5.Ernst mi Hilbert mi,buyur burdan yak..Gerçi Aurelio'yu dinlendirdiğine ve Hilbert formda olduğuna göre muhtemelen Ernst kulübede olur.Olur da hem bize,hem kendine yazık olur..

Cartalete dedi ki...

"Formanın değerini bilen yetenekleri sınırlı olsa da,çıktıktan sonra kulübede hala nefes alışları düzelmemiş bir topçu görmeyeli uzun zaman oldu.Evet Veli'den bahsediyorum."

Şu yoruma bayıldım. Aslında Kayseri maçından beridir yazılan yazılar, yapılan yorumlarla hep bundan bahsediyorduk. Beşiktaş, böyle adamlarla Beşiktaş oldu; böyle adamlarla başarı kazandı. Ki bu sene de, yine maç kazandıysa böyle adamların sayesinde kazandı...

Aslında yetenekleri sınırlı da değil Veli'nin. Kendisine şut açısı zorlayan, bu uğurda da önünü boşaltmayı becerecek kadar bilek hakimiyeti olan ve iki ayağıyla iyi şut atan bir çocuk. Biraz "sakinlik" problemi var gibi, son hareketlerde patladı hem Antalya hem de bu maçta.

Ama bunu da, "forma şansı buldum, yardırayım" gazıyla yaptığını düşünüyorum. Geçen sene bize attığı gol, son derece sakin bir plaseyle gelmişti çünkü. Bundan sonra daha sık 11'de görebiliriz kendisini, hatta 4-2-3-1 oynayacaksak ilk adı yazılacak adamlardan...

ihsan dedi ki...

A2'de İBB'yi 1 ile geçmişiz. Burak Kaplan 3 gol atmış sanırım. Ben Burak'ı hep merak ediyordum, şimdi iyice merak ettim. Erkut da boş geçmemiş, yönetimde boş geçmese artık , iyi olacak. Maçı yine izlemiş Carvahal. Artık sadece izlemekle kalmasa. Mersin maçına gelince, ters kanattan atak gelişirken, içeri katedecek, oraya koşu yapabilecek bir uzak forvet olsaydı maç ilk yarıda biterdi. Holosko kısmen yaptı bunu. Ama Simao 90 dk oynadıkça, verim almamız imkansız. Bu arada maçın yıldızı bence İsmail idi. Hem savunma hem hucum mükemmeldi. Hava toplarında bile etkindi.

tearkan dedi ki...

A2 takımı 5-1 kazanmış istanbul belediye maçını.

goller: mehmet akyüz, erkut (hala sözleşmesi uzatılmadı di mi bu çocuğun) ve burak kaplan hat-trick.

tanju da kendi isteğiyle, maç ritmini kaybetmemek için oynamış bu maçta.

tannhauser dedi ki...

herkese selamlar, yorumların azlığına bakılırsa taraftar teyakkuzda, galibiyet ve takım oyununun devamı gelecek mi diye bekleniyor. kiev maçıyla beraber schuster'in gelişinden beri yavaş yavaş gerileyen hücum futbolumuz kesin anlamıyla tersine döndü. felsefemiz değişti. görünüşe göre takımın asıl iskeletini oluşturan, beşiktaş felsefesine daha uygun olan oyuncular bu sistemde kendilerini daha iyi ifade etmeye başladılar. bu tarz sistem içerisinde kazanan takım genelde oynamadan kazanmış görüntüsü verir genelde. bu iş benim pek hoşuma gitmiyor aslında ama kazanmamız lazım. kazanmak üzerine son paragrafta yeniden duracağım. kısacası millenium'un gözde dizilişiyle 60'ların futbolunu oynuyoruz. bize bu imkanı sağlayacak oyuncularımız da yok değil. dahası ligin en istikrarlı giden takımları (orduspor ve fenerbahçe) bu şekilde oynuyorlar.

takım son iki maçtır bu sisteme adapte olmaya çalışıyor ve ilkinde futbolcular hakemin elini sıkmaya hazırlanırken kaybettik, ikincisinde ise pozisyonlar vermekle beraber çok net pozisyonları harcayarak farkı kaçırdık. ara ara bocalamaları atarsak bu hocayla beşiktaş'ı şampiyonluk yarışında tutacak sistem bu gibi görünüyor.

kazanmak konusuna gelince, beşiktaş futbol takımının sportif başarısızlığı demirören'in yönetiminin gitmesi için bir etkide bulunabilir mi? mutlaka bir etkisi olacaktır, ama nefret ettiğim demirören'den kurtulma ihtimali bile beşiktaş'ın çaba göstermeden yenilmesinin acısını örtmeye yetmiyor. hükümetten kurtulmak için kriz bekleyen beyinsizler gibi olmak istemiyorum. beşiktaş başarılıyken bu illetten kurtulmalı. oğlum daha iki yaşında be demirören, defol git de kaybederken nasıl sevdiğimi anlayabileyim çocuğa. http://oncebesiktas.com'un önerisinin yakacağı fitil zaten çok da sağlam olmayan demirören yönetiminin gitmesi için ilk ateşi yakar umudundayım. istanbul'da değilim ve bana vekalet edecek birine de hayır demem.

not: forvetsiz fenerbahçe'yi büyük bir kazaya uğramazsak, yeni sistemin de üzerine koyarak geçebileceğimizi umut ediyorum. carvalhal bazı doğruları buldu, devamını getirmesi ümidiyle.

Öğrenci Sırları dedi ki...

99daki 6lık van maçı diyince bi an anılarım canlandı. 9 yaşımdaydım ve o maçta babamla birlikte kapalı tribündeydim :) Yazmasan kesinlikle hatırlayamazdım o maçı. Herzamanki gibi güzel analiz olmuş eline sağlık.

delSolar dedi ki...

van deyince bende sergenin frikiginde vanli defans oyuncusunun elle yaptigi smaci hatirladim, o pozisyona bile penalti calamadilar hakemler.

Mehmet Akyüz,Tanju,Burak artik A takimda sans bulmalilar. A2 takimindaki oyunculardan bahsedince aklima geldi, gecen sene o kadar bekledigimiz oguz siirte kiralanmis, besiktas a2 de döktüren bir oyuncunun 3.ligte ne isi var? hic mi plan program yapilmaz?