Zokora – Colman

Trabzonspor, ilk kez katıldığı ve 4. torbadan girdiği Şampiyonlar Ligi’nde, bir üst tura çıkmaya çok yakın. Daha önce Lucescu ile Galatasaray 2 kez, Fenerbahçe de Zico ile 1 kez bu başarıyı yakalamıştı… Gruptan çıkan ya da çok yaklaşan takımların ortak özelliği; topu en azından rakibi kadar paylaşmayı bilen, hatta daha fazla sahip olan, orta sahada hem topsuz oyunda başarı gösteren hem de topu dolaştırmada sorun çekmeyen, istediği zaman oyunu öldürebilen orta sahalara sahip olunmasıdır. Bugünkü Trabzonspor da öyledir…Zaten şöyle bir bakarsak; Trabzon’un 6 puanında kaleci Tolga hariç hangi mevki etkili oldu? Burak’ın yeni girdiği forvet hattı mı? Pek sayılmaz, zaten düne kadar forvet golü yoktu… Defans desen, önceden Doumbia’nın dün ise Alvarez’in attığı gol gösterdi ki o da pek değil. Yerleşik olmalarına rağmen, alan yerine adam adama oynamaya çalışınca; Alvarez basit bir 2’ye 1 yapıp, bomboş kaldı. Keza CSKA da, genelde rakibe verdikleri topu kaptıklarında, orta sahayı direkt geçtikleri her atakta kaleye kadar inmişlerdi.

Trabzon’a Inter’den 4 puan aldıran, mağlup duruma düşülmesine rağmen Lille maçındaki beraberlik golüne kadar oyunda tutan ana etken orta sahaydı, yani Zokora ve Colman. Müthiş bir ikili oldular. Hatta, Selçuk – Colman ikilisinden çok daha ideal olduğunu söyleyebiliriz… Geçen sezon Selçuk topu 3. bölgeye aktaran orta saha, Colman ise savunma önü süpürücüsü gibiydi. Bu sene ise, savunma önüne Avrupa’nın en iyilerinden biri geldi; Colman da, klasik 10.5’luk özelliğini gösterme fırsatı buldu. Öyle bir orta sahaki, önlerinde Alanzinho'yu kaldırabiliyor hala... Oysa 10 numaramsı bir adam yerine, haftasonu izlediğim bir Bellamy gibi ikinci forvet olsa Burak'ın arkasında; çok daha farklı takım olur Trabzonspor. Jaja biraz öyleydi işte, o açık kapanmadı pek...Şenol Güneş etkisi, daha çok Burak özelinde konuşulur. Ama bana göre Burak’a aşıladığı taktiksel doğrular, motivasyon ve güven olaylarından fazla değil. Asıl büyük etki Colman’da oldu, bambaşka bir futbolcu modeli çıktı çünkü ortaya… Delgado’ya, gelen her teknik direktörün uyguladığı mutasyon deneylerinin bir benzerine, Colman olumlu cevap verdi. Ortaya topla ilişkisi gayet iyi, oyun zekası olan, üstelik pozisyon bilgisine sahip bir orta saha çıktı; yani gerçek bir 10.5 numara… Futbol işiyle uğraşan her spor kulübüne lazım olan bir adam...

Şampiyonlar Ligi’nin, artık NtvSpor spikerlerinden aktarılıyor oluşundan oldukça memnumum. Hele ki Metin Tekin gibi, samimiyet abidesi bir yorumcu da cabası oldu. Evet, 50 mg’lik sakinleştirici edasında ses tonu dışında en büyük farkı bu: samimiyet. Konuşmak için yorum yapmıyor, her cümlesi dolu. Anlık tepkileri de son derece doğal ve güzel… Seneler oldu Güntekin’in anlatımıyla bir Beşiktaş maçı izlemeyeli. Sanırım Tel Aviv maçı da Star’da olacak, Güntekin anlatmazsa olay çıkarırım…

Maçta eksi birşey varsa, o da Trabzonspor taraftarıydı sanki. Dolu olmasına doluydu ama hiç bunu hissettiremediler. Hani, tezahurat bazında da söylemiyorum. Bir tribün hiç tezahurat da yapmayabilir ama o heyecanını, gerilimini sahaya hissettirir en azından. Mesela direkten dönen pozisyondan sonra bari, okkalı bir üçlü patlasa takım hareketlenebilirdi iyice... Bir de Ranocchia’yı görmedim maçta, o canımı sıktı. “Niye Samuel?” diye sorgularken, adam Burak’a bir omuz, daha doğrusu topla Burak arasına bir bariyer koydu ki, cevabımı aldım… Ranocchia da fizik olarak bu seviyeye ulaşırsa, görülmemiş bir stoper izleriz gelecekte.

Twitter’da gecenin mesajı ise okayadelen’den : “Ne biçim Şampiyonlar Ligi anlatımı bu, daha Alvarez’in kaç kardeşi var onu bilmiyorum…”

21 yorum:

Adsız dedi ki...

Boyle bir Trabzona karsi haftasonu mac ne olur?

Adsız dedi ki...

benim hatırladığım 6-0'lık leeds hezimetinden sonra güntekin beşiktaş maçı anlatmadı. ama kaçırmış da olabilirim.

Zaten o maçta ne kadar acı çektiğini unutamıyorum. "90 dakikalık çile sona erdi" demişti bitiş düdüğünde.

ben sabri ugan'a, cem yılmaz'a razıyım ntvspor spikerleri anlatmazsa. Ama ilker yasin, emre tilev hakikaten çekilmiyor. Ertem şener konusunda çekimserim. :D

--Yılmaz--

alper dedi ki...

dün maçı izlerken onu düşündüm ama senden biraz daha ters bir şekilde.ben fitbolu daha defansif sevdiğim içindir belkide.ernst-aurelio-necip-fernandes ortasahasına keşke bir zokora takviyesi yapmış olsaydık sene başında.necipi daha önde kullanabilirdik yada fernandesi böylece diye düşündüm şerefsizim.:))

Cartalete dedi ki...

Adsız,

Trabzon' karşı CSKA'nın yaptığı gibi oynamak lazım. Biraz derinde bir set savunması ve hücumcularla hızlı çıkış. Zaten Beşiktaş da son dönemde böyle oynuyor. Şayet, Pektemek ve Holosko oynasaydı 11'de, çok umutlanırdım maçtan. Ama Simao Almeida Quaresma klasiğiyle ne olur bilemiyorum...

Yılmaz,

Ben o ekipten Gökhan Telkenar dışında pek katlanamıyorum kimseye, ama liste başım Emre Tilev'dir benim de :) Hani, Azeri kanalını tercih ederim.

Alper,

Kesinlike, Zokora çok çok önemli bir transfer olurdu. Savunma önünde oynayan iki oyuncuda da tempo sorunu var. Aurelio zaten çoktandır öyleydi, Ernst de yavaş yavaş o yolda.
Devre arası o tarz bir transfer şart zaten.

tannhauser dedi ki...

Uzun uzun yazacağım, belki de ana yazıdan daha uzun  Sabahın köründe başladığım mesaiden yeni döndüm, bira açtım, Samsun 216’yı da yaktım. Cartelete’nin Trabzon-Inter değerlendirmesi görünümlü Trabzon-Beşiktaş maç önü yazısını okudum (Üstat yemiyoruz, maç önü yazılacak :p ). Gençler felaketinden sonra Galatasaray maçındaki –futbol dışı- saçmalıklar silsilesine şahit olmak ağır geldi. Yıllardır bu kadar kalabalık bir şekilde sahaya madde atıldığını görmemiştim. Ertesi gün bloga baktım hala futbol konuşabilecek metanette bir Cartalete var  Benim adıma Necip’in sakatlanması ve sonradan Veli’nin de bu kervana dahil olması canımı sıkan başka olaylar oldu.
Bir on yıl kadardır tribündeki bozulmadan bahsedilir, yazılır, çizilir. Eskiden Beşiktaşlılar bir örnek olurdu, sanki tornadan çıkmış, ya da sınavla alınmış gibi. Küfür, şiddet yok muydu, alası vardı. Ama bunu meşrulaştırabilecek zemin de vardı. Edebiyatçı İskender Pala şöyle bir sıralamadan bahseder; Kelam, söz ve laf. Bunların da en dibinde küfür varmış. En aşağılığı oymuş ama ekler: “Küfür yerinde kullanıldığı zaman söz mertebesine çıkar.” İşte o mertebede kullanmayı bilen bir taraftar vardı. O zamanında efsanevi bir şekilde bahsedilen sınavı yapan ekibi yeniden göreve çıkarmak lazım. Hayır anlamıyorum, delicesine şampiyonluk serisi yakalayıp, taraftar sayımızı da katlamadık. Nasıl oldu bu?
Her neyse, Trabzon’dan bahsetmek lazım sanırım. Ancak maçın ilk 25 dakikasını izleyebildim. İlk Inter maçını da izlemiştim. Her iki görüntü de beni korkuttu. Fakat bizim Stoke maçı, Fener maçı da göz korkutacak cinstendi. Eğer Trabzon’u yeterli seviyede büyük görürsek neden olmasın? Ancak çok önemli iki kaybımız var. Maalesef “Veli kim yae, Beşiktaş seviyesinde mi? Hani Fernandes!” diyenlerle, “Necip de hiç kendini geliştiremedi, sıradan bir orta saha ne olacak ondan” diyenlerin yanılgıları ortaya çıkacak. Burada Ernst’in her zamankinin biraz üzerine çıkması gerekecek. Ama Colman karşısında bir Veli olmalı yahu.
Spikerlere takılmışsınız. İçinde Beşiktaş olmadığı zaman futbol seyredesim gelmiyor pek ama Ertem Şener’in Beşiktaş maçı olmamak kaydıyla anlattığı maçlarda gayet eğleniyorum ben.
Zokora da hakikaten parıl parıl parlıyor. İlk Inter maçında hayran kalmıştım adama. Aurelio’yu versek verirler mi acep :p Yalnız ilk Inter maçından sonraki maçlarda yerlerdeydi diye kalmış aklımda. Yanlış hatırlıyor da olabilirim.

Cartalete dedi ki...

Güzel bir genel iç dökme olmuş :)
Açıkçası ben futbol dışında gündemden uzağım. Maçı izlerim, sonrasında programlara pek bakmam. Ancak sonlarına bakarım, mesela Telegol'de Gökmen "e amuğaa" konumunu açtıktan sonra keyifli oluyor:) Hatta spor gazetelerini pek açmıyorum nedense. Özellikle bu sene öyle, hatta Veli'nin sakatlığından şimdi sen yazınca haberim oldu. Pehhh yani...
Maç çok zorlaştı, yine de yazarız da maç öncesini... Korkum o ki Kayseri maçına benzer yani.

enorton dedi ki...

Veli yok Necip yok ortasaha nasıl olacak merak ediyorum. Bursa maçındaki 11 e benzer 11 olabilir bence. İsmail sol ilerde Simao forvet arkası. Egemen sol bek. Ya da Simao yine forvet arkasına geçer Pektemek kanada geçer. Her türlü orta sahayı rakibe veririz gibime geliyor. Bence Fernandes bu maçta oynatılmalı QAS dan biri kenarda olmalı. Büyük ihtimal Almeida olur bu Pektemek santrafor olarak başlar.

Ilyas dedi ki...

CC Portekizlilere kiyabilirse iyi kadro kurulabilir. Q7-Simao ikilisinden birini kenarda birakip Burak Kaplan takviyesi olabilir, ona görede göbekte Fernandes oynar, hic olmadi Almeida yerine Mustafa baslayabilir. Yinede CC Almeida-Q7-Simao üclüsünden vazgecmez gibi. Bu duruma bir Erkan Kas ilac gibi olurdu :P

Cartalete dedi ki...

enorton,

Aurelio varken, mutlaka ortasaha sayısı 3'e çıkmalı. Yoksa elder gider. Fernandes'i affetmek, ya da Guti - Kayseri gibi iyice silmek için iyi fırsat...

Ilyas,

Twitterda da muhabbeti döndü; Erkan tamamdır yani, seneye kadro oyuncusu olarak kalmalı. İsmail'den beklenen ofansif kanat rolünü, Erkan üstlenebilir. Özellikle oyun kontralara kalınca.

Celal Abbas dedi ki...

Avrupada uzun süredir umutlu olduğumuz maçlar ve güzel futbol izleyemiyorduk. şampiyonlar liginde Trabzon Avrupa liginde de Beşiktaş bu özlemimizi giderdi. Trabzon oyununu belli bir seviyeye çıkarmış durumda. Yönetim ve teknik kadronun ilk hedefi bu kadroyu bu zihinsel yapıyı ve bu oyun yapısını korumak olmalı. Defansın göbeğine direkt oynayabilcek hızlı iyi bir defans oyuncusu ,kanatlarada adrian ve alanzinhodan çok daha iyi çalışkan bir oyuncu bulmalılar. Halil önüne adam geldiğinde adam geçemiyor hemen geriye dönüyor. Adrianın hiçbir numarasını görmedim. Belki alvarez gibi 2ye 1 taktikler le faydalı olabilir. Türk takımlarının bu yönünü sevmiyorum. Takım belli bir seviyeye geliyor sonra ufak bir sorunda takım dağıtılıyor ve silbaştan tekrar kuruluyor. Oysa şu zihinsel mental yapı her olumsuz şartta korunabilse dayanıklı olunması sağlansa bazı sarsıntılarda yöneticilerimiz sahip çıkıp mental dağılmanın önüne geçseler. yapılan bu inşaatin üzerinede güzel güzel ufakda olsa daha güzel tuğlalar yerleştirlse. böyle bvir planlama yapılsa fenamı olur hani.

Trabzonu şampiyonlar liginde Doumbia ,Lille Presi ve CSKnın derinde boşluk bırakmayan savunması trabzondan puanları aldı bence. Beşiktaş derinde savunmayı iyi yapıyor bana göre. hatta Konsantre olduklarında Türkiye liginin en iyisi diyebilirim. Diğer takımlarımız yapsalarda beceremiyorlar ve hatalar yapıyorlar. Yalnız Trabzonuda zorlayacak bir Doumbia yok Beşiktaşta. CSK ofsayt taktiği uygulamıştı trabzona ve Burak bu tuzağa bol bol düşmüştü. lakin trabzon bu maçtan dersler çıkardı. Böyle bir duruma hazırlıklıdır zihinsel olarak.

Adsız dedi ki...

zokora ayrı ama bu sezon oynadığı oyuna bakınca halil'i almadığımıza da hayıflanıyorum açıkçası...

Adsız dedi ki...

Olcan Adın ismi dolaşıyor.. Ne düşünüyosun Mustafa abi bu konuda? erkan Kaş geri gelse daha yararlı olmaz mı? Hem de öz evladımız..

Cartalete dedi ki...

Şuan Beşiktaş'ın en son ihtiyacı kanattır herhalde. Biz eldeki Simao - Quaresma'dan biri otursun derken, kanat üstüne kanat. İyice Atletico Madrid kafası olduk.

Kaldı ki, Olcan şuan gayet iyi gidiyor ama bunda takımın reyisi havasını alması da büyük etken. Beşiktaş'ta ise, muhtemelen belirli bir görev adamı olur, Mehmet Topuz'un Fenerbahçe'deki devşirilmiş hali gibi. O zaman da ne derece kotarır, bilinmez.
Kısaca: gerek yok.

Adsız dedi ki...

Olcan Adin eskiden 10 numarada oyniyordu diye biliyorum , belkide forvet arkasi icin düsüniyordur Carvarhal .

BenYaptımOldu dedi ki...

Olcan, Simao - Q7 alternatifi olarak düşünülüyor bu kesin. Ancak bir kardeşimizin dediği gibi Erkan Kaş'tan fazlası olduguna inanmıyorum. İlle de bir mevkiiye ihtiyac varsa 1- Rüştü'nün belirsizliğinde bir kaleci 2- Bir adet gerçek sağ bek 3- Çok beğendiğim, hatlar arasında tam anlamıyla bütünleyici bir orta saha "Zenci Guinti" MAVUBA ( Lille ) tarzı biri ve de 4- Cenk Tosun.. Geri kalan tüm mevkiilerimiz bu lige fazla bile. Ha bir de oyuncularının özelliklerine göre en doğru sistemi uygulatacak bir hoca.. Ayrıca uzun vadeli bir proje belirleyerek kulübü babasının çiftliği olmaktan kurtaracak bir başkan.. Çok şey mi istiyorum sevgili Mustafa??

tannhauser dedi ki...

@benyaptımoldu: abi simao - q7'ye neden alternatif arasınlar ki, ikisinden biri ölse mezarları bizim sol veya sağ kanatta olacak. merhuma saygıdan da o kanat emekliye ayrılacak :) bence bütün isteklerin bir yana sonda belirttiğin başkan değişikliği, belirttiğin şekliyle gerçekleşse çok şey değişir diye umuyorum kendi adıma. diğer pek çokları gibi.

Cartalete dedi ki...

Sadece Erkan Kaş da değil, ona gelmeden daha Burak Kaplan örneği var elde. Eski hocası, yetenekleri neredeyse Mesut Özil kadar var dediği adam A2'ye talim ediyor. Keza, yine A2'deki en büyük yıldız namzetleri de kanat & forvet arkası mevkilerinde. Bu ortamda Olcan'a para dökmek çok mantıksız olurdu.

Onun dışında BenYaptımOldu'nun transfer önerilerine mevkisel bazında katılıyorum. Başkan mevzusu, başlı başına bir olay zaten. Lakin sadece "Demirören gitsin"le kısıtlamıyorum, benzer tipteki yönetim anlayışı da uzak olsun.

tannhauser dedi ki...

"kulübü babasının çiftliği olmaktan kurtaracak bir başkan" tamlaması "benzer tipteki yönetim anlayışı"nı da reddetmeyi içeriyor.

Cartalete dedi ki...

Evet haklısın :) Zaten ben oradaki tamlamaya cevaptan ziyade, genel bir görüş olarak belirttim. Çünkü, benzer şekilde başkanlar çıkaracaksak çok şey değişmez. Parasına değil, aklına ve planlarına güvenen başkan adayları çıkar yakında umarım ve kongrede işin bu yüzüne bakar.

enorton dedi ki...

Orelyo ve Simao da maçta yokmuş sakatlık nedeniyle. Maça çıkacak kadroyu çok merak etmeye başladım.

rivaldo dedi ki...

Bu ikili yarın ciddi sorun yaratabilir.Colmana karşı direnç koyabilecek bir ortasaha olmayacak.Oyunu kendi yarısahamıza yığmalarına izin versek de bu pres gücüyle hızlı hücum bulma ihtimalimiz zayıf.Bence tek çıkar yol, Fernandesi kullanarak tempoyu mümkün olduğunca düşürmek.