90+Q7

Bazen çok kötü maç olur, yazmak zorlaşır. Bazen de çok iyi sonlanan bir maç olur, yine yazmak zorlaşır. Çünkü iki halde de, kelimelerle anlatılmayacak anlar yaşanmıştır… Bugün de, tıpkı Dinamo Kiev maçında olduğu gibi ‘anlatılamayacak’ duygular vardı. Neyse ki arada böyle maçlar yaşatıyor Beşiktaş da, hem kendisine hem de soğutulan futbola tekrar çekiyor bizi mıktanıs gibi. Yoksa durum hakikaten vahim…

Maça kazanılan takım bozulmadan başlanıldı. Ekoko – Holosko değişimi olsaydı, fena olmazdı. Neyse… Hilbert’in kaçmasını beklediği bir pozisyonda kendisinden, ‘yere düşerek nasıl perdeleme yapılır?’ dersini almış olduk. Genelde, kendisine atılan toplar ‘top kaybı’ ile eşit derecedeydi maalesef. Bir kenar forvetin hali böyleydi, en uçta yine klasik Almeida vardı. Takım da, son maçlarda örneğini sunduğu üzere; takımca topun arkasına geçip, derinde bir savunma yapıyordu. Bu da, Almeida’nın çeyrek dönümlük arsada başıboş kalması demekti… Kendisinin böyle durumlarda oldukça etkisiz kaldığı tecrübeyle sabitti. Yine öyle oldu, özellikle ilk yarıda. Otopark güvenliği gibi dolandı boş alanda…

Hal böyle olunca, takımın gol hatta rakip kaleye gitme fırsatı sadece Quaresma’ya bağlıydı. Quaresma ise, son maçının aksine tıpkı önceki haftalarda olduğu gibi ‘kenara bağlı’ başladı maça… Yine çalımlarını atıl alanda yapıyor, kaleden oldukça uzak kalıyordu. Çok geçmeden, Carvalhal’den Trabzon maçına benzer hamle geldi; Almeida kenara, Quaresma ortaya geçti… Böylelikle Quaresma hem kaleye yakın olacak, hem de solda topsuz oyunu daha başarılı oynayacak biri olacaktı. Almeida, o bölgedeyken güzel bir şut fırsatı buldu, mükemmel de vurdu. O an aklımdan geçirdim: zaten santrafor olarak kendisinden pek umudum yok, çapı bu olduğu için fazla sallamak da istemiyorum. Ama oynarsa, o bölgede oynasın; hatta Boroswki model soliç takılsın, razıyım. En azından fiziği, uzun şutları anlam taşır…

Neyse… Quaresma cepheye geçtikten sonra toptan önde rakibe vurdu. Aslında vurmuş gibi gözüktü, ama sadece itmiş. Hakeme de vurmuş gibi gözükebilir, kırmızıyı alabilirdi yok yere. Neyse ki sarı gördü ve o andan itibaren hem tribünler, hem de Tel Aviv’li oyuncular üzerine oynamaya başladı… Kendisine yuh çeken tribünlere, bir an önce kapağı takmak için; topu hiç vermemesi, her fırsatta rabonamsı, trivelamsı, makukulamsı aksiyonlar gelmesi muhtemeldi… Yani; Quaresma ya elimizde patlayacaktı, ya da onlara… Ortası yoktu.

Bazı oyuncular nefretle beslenir. Quaresma da onlardan biriymiş… Tepkiler sonrası ikinci sarıyı görecek en ufak hareket yapmadı, önünden sarı sarı Maccabili uçtu, “ya bırak allasen :)” gülüşlerini atmakla yetindi. Oyununa pozitif etki sağladı… Zaten volesinden sonra yuhalamayı da kestiler, ama pek durmadı… İkinci yarıda sadece kendisini değil, takımını da gol pozisyonuna itti. Almeida biraz gününde olsa (hangi günse artık o) 2 gol dışında 2 asist de yazdırabilirdi bir kenara…

Attığı son golle, bizleri makukula teriminin uygulamasıyla tanıştırdı… Yani, mükemmel oynadığı bir maçı ancak böyle sonlandırabilirdi. PES oynayanlar bilir; bakarsın olmaz, takımındaki en yetenekli adamla koşma tuşuna seri şekilde basıp, alıp gidersin ya… Aynen öyle bir goldü. Yarın bu maçı yayınlayacak birçok farklı ülkeden, birçok farklı dille “dikkatle izliyoruz…” denilecek o pozisyon öncesi. Quaresma’nın yeniden farkında olacaklar. Ama bilmiyorlar ki, biz de daha yeni yeni farkındayız… Sistemdeki rolü tamam, ama hani tribün tepkisini hiç sevmem de “gel sen oyna” muhabbetinden sonra adamda ciddi şekilde çıkış var…Carvalhal güzel adam, güzel sonuçlar da alıyor… Lakin tüm dayatmalara rağmen farkında olmalı ki, Beşiktaş Teknik Direktörü kendisi. Yani, şu oyuncu değişikliklerinde biraz erken davransa iyiydi. 2-0’dan sonra Pektemek hamlesi gelebilir, maçın fişi çekilebilirdi mesela… Zira Fernandes ve Ernst de oyundan erken düştü. Hatta Ernst yaptığı asist öncesi attığı deparla, tüm kondisyon kredisini yemişti zaten… Fernandes’in topsuz oyunu, bu alan savunmasına bağlı sistemde sorun yaratır. Ancak, yine aynı sistem içersinde onun atacağı isabetli uzun paslara, himayesine alacağı toplara ihtiyaç var. Keza, kornerlerine de… Yine en iyisi kullanmak, ama ekonomik… Bugün mecburen beraberlerdi, ama idealde Ernst yerine Veli ya da Necip’le oynasa, daha dengeli olur sanki.

Toraman, stoperde olduğundan çok daha fazla geliştiriyor kendisini ortasahada. Üstelik daha az o bölgede oynamasına rağmen… Savunma önüne bağımlı kalmıyor, oyun nereye gerektiriyorsa orada pozisyon alıyor. Dönen topların hemen hepsini aldı, basit oynadı. Böyle giderse, o bölgede 1. seçenek olur… Ama bu sürpriz değil tabi, Del Bosque kendisini yaklaşık 10 yıl evvel o bölgede değerlendirmişti zaten… Zira yine Del Bosque’nin Pancu’yu sol forvet oynatışı vardır, insanlar “Pancu ve kanat???” sorunsalı içine düşmüştü. Zamanla o model oyuncuların; kendilerine daha rahat gol fırsatı bulmaları adına kenarlarda oynatılmaları moda oldu…

Dikkat ederseniz, maçın 2-2’ye geliş hikayesinden hiç bahsetmedim. Çünkü o zaten bir Beşiktaş özelliğidir artık, siyah-beyaz renkleri taşıyan formayla maça çıkılması kadar olağan bir şey. Onun dışında ekleyecek pek bir şey kalmadı sanırım, tekrar maçın keyfini ve huzurunu yaşamaya devam edeyim. Ama unutmadan; Hilbert sen bir güvencesin! Yolda görsem, elinden tutup caddenin karşısına geçirmesini beklerim. O derece.

25 yorum:

The Eagle Abroad dedi ki...

Pektemek hamlesi elbette gelebilirdi ama sanirim hoca onu Ordu macina sakladi. Keza, en son 3 gunde yogun mac temposunda ankaradaki faciayi unutmadik henuz.

Bir pektemek, takimi degistirimi, onu gorecegiz ama aurelio duzelmisse, belkide onu ve Veli'yi de ilk 11'e yazarsa biraz daha dinlenmis bir takim cikabilir Ordu macina. Hos bunlari senin mac oncesi postuna yazmam lazimdi galiba, ama buraya denk geldi.

Maccabi macina gelirsek, kaybedeek birseyi olmayan takimlar her zaman terso sonuclar dogurmaya musaittir. Bunun bir orneginide dun aksam gorduk. Tabi Besiktas'in oldugu her yerde mutlaka bir acaba vardir, orasi ayri ama son macta Stoke'tanda en az bir puan alip artik yolumuza bir ust turdan devam edecegiz gibi geliyor.

merak edilen sorum su aslinda. Devre arasinda bu takima takviye yapilacak mi? bebe ile ersan ne zaman geri gelecekler? A2'de takilip duran, M.Akyuz, Atinç, ve Muhammed ne zaman dakika almaya baslayacak? Yoksa onlarinda sol bacaklarini fona 3'er milyona satmak mi gerek illaki?

Ilk yari bitmeden oynanacak olan son bes mac bence cok zorlu gececek, hem fikstur acisindan hemde bize ters gelen rakiplerle oynama acisindan. hayirlisi artik diyecegiz.

Celal Abbas dedi ki...

İlk sarıdan sonra quarezma kırmızı kart alırmı acaba derken ,bahsettiğin pozisyonda quarezmanın gülüşünü görünce rahatladım bir anda farkındaydı ve dikkatliydi.

Maçı izlerken Almeida gol atmak için nasıl top atılmalı sorusuna cevap bulamadım. çok hareketsiz adamın arkasında kalıyor devamlı. 2 adım geriye ileriye yada öne atsa boşa çıkacxak hani. tamam yanında 2.forvet olur yanındaki defans oyuncularını kendine çekersin boş alan yaratırsında yanında öyle bir forvette yok. mesela qurezmanın ilk golünde koşusu sayesinde 4 tane maccabili oyuncu bir anda Almeidaya yöneldi ve qurezma bomboş kalıp volesi ile golünü attı.birde biraz daha hareketli olsa.

tt dedi ki...

Nefis bir yazı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Analizlerden değil sabah sabah beni gülümseten benzetmelerden bahsediyorum. Zaten güzel bir gün oluşu "default" olarak gelen Cuma'yı, bir futbol yazısının daha da keyifli hale getireceğini düşünemezdim. Ejnebilerin "sense of humour" dedikleri hadiseden yoksun futbol dünyamızda bir çiçek gibi açıyorsun Cartalete. (bu benzetmenin çok hoşuna gitmeyeceğini düşünüyorum ama)

maui dedi ki...

Türkiye'de manyak biri sizi Topkapı Sarayı'nda vurabilir...
Kafanıza medeni yerlerde hiç gelmeyecek şekilde balkon inşaatından beton düşebilir. Ya da bir tabela sizi yaralayabilir.
Baba oğul kendi kullandığınız motosikletlerle ters yönden giderken kafa kafaya çarpışıp ölebilirsiniz...
Akraba düğününde pompalı ile sevinenlerin domdom kurşunlarına hedef olabilirsiniz.
Bu ve buna bağlı olarak birçok anormal şekilde zarar görebilirsiniz.
Herkes kader der bu durumlara...
ama Beşiktaşlıysanız maç izlerken kalpten gitme oranınız trafik kazasıyla eşit olur.
Dün de öyleydi. Hemen havaya girmeyelim ama Q7 bana GS'nin kupa koşusunu başlatan Milan maçını hatırlattı.
Bir iki adam gibi takviye ile arka tarafın oturmuş olmasından hareketle takım yürür gibi geliyor.
Öncelikle Hilbert konusunda sana katılmıyorum. Ben o adamı yolda görsem bin sırtıma taşıyım derim. Zira, adam yıllardır özlediğim sağbek oldu ve takımı sırtında taşıyor. Yaptığı ters kademeler bizi ipten aldı.
Lakin, orta sahadaki Toraman yorumuna/tahminine ise futbol anlamında pek katılmıyorum. Çünkü savaşçı olsa da tekniği çok düşük, bir anlamda Ernst'in koşarak Q7'ye attığı topu durarak bile atamaz. O yüzden bence 1.değil zor zaman tercihi olabilir.
Benim orta saha kurgum Necip/Ernst, Fernandes, Veli'den oluşuyor. Zira, öyle ya da böyle Fernandes'in duran top kullanma ve ince iş kapasitesi yüksek. Diğer iki genç de işin ameleliğini yapar.
Bu orta saha arkaya da 4'lü savunmayı koyunca gayet dişli ve yeterince teknik oluyor.
Sorun diğer 3'ün kim olacağında...
Ben kapanan bir takım örneğin bu haftaki Ordu maçını Almeida-Q7-Pektemek oynardım.
Ama dünkü maçta ise Pektemek-Q7-Holosko yapardım.
Geçen yıldan beri savunuyorum Q7'yi çizgiye hapsetmek bence cinayet. adam ceza sahasına ne kadar yakın olursa, ikinci goldeki gibi mucize yaratmasa da çalım/çelme ikilisiyle her şekilde tehlikeli olacaktır.
Almeida da onun yanında ya top indirecek ki dün ve GS maçlarında yaptığı gibi ya da yine dün ve GS'de yaptığı gibi ani şutlarıyla işe yarayacaktır.
Ben Hugo'nun o kadar kolay vazgeçilecek bir adam olduğunu düşünmüyorum. Sadece onu klasik tek santrafor oynatmak bence hatalı. Senin de belirttiğin gibi sol dışa doğru kaydığında fena işler yapmıyor.
Simao ustayı da yine Q7 ile değiştirerek forvet arkası yedeği yapmak gerekiyor.
Bu arada sen A2'yi de izlediğin için Hilbert önüne gençten birini monte etsek Topuz/Gönül ikili gibi tadından yenmez ama var mı öyle biri ki...
Neyse ben yine tansiyon hapı stoğumu kontrol edip Ordu maçına hazırlanalım...

Bjk_KnightS dedi ki...

Yaa maçta çıldırdım. Almeida'nın o kaçırdığı gollere rağmen değişiklik hamlesinin gelmemesine, mac 2-2yken degisiklik yapmak icin 90.dk'nın beklenilmesine...
hatta son dk golü de beni çıldırttı. odada sandalyeler yerinden kalktı hep. odadakiler sakin falan dedi. ama sakin olunabilecek gibi değildi. zaten çalımları nefesimi tutarak izledim. gol olunca da zaten nefessizlikten gidiyordum. sevindik ama niye bu kadar sıkıntı cekiyoruz yaaa. niye...

Cartalete dedi ki...

The Eagle Abroad,

Olabilir, ama yarım saatten birşey çıkmazdı sanki. Yani Maccabi açılmıştı iyice, pek öyle fiziki keşmekeşte de kalmazdı Pektemek. Savunma arkasına koşular atar, maçı bitirebilirdi sanki. En azından, bu işleri yapma yüzdesi Almeida'dan daha fazlaydı.

Celal Abbas,

Kendisine gol atırmak için, ağzının içine orta yapmak gerekiyor genelde. 2-3 kez oldu da, ama yine atamadı. :) Aslında ben bir oyuncuyu kaçırdığı goller için asla olumsuz değerlendirmem. Benim rahatsızlığım; Almeida'nın genel olarak iyi forvet özelliklerini barındırmaması.

tt,

Çok teşekkürler, o senin güzelliğin.

maui,

Toraman'ın tekniğinden rahatsız olduğun pozisyonu tahmin edeyim mi? Karambol sonrası cezasahası dışında top önüne düştü ilk yarıda, Quaresma solda boştu, direk atıl yere topu attı. :) Evet, öyle sıkıntıları vardır, Ernst gibi o şekil bir orta da yapamayabilir; ama işte Ernst içlerde de oynar bu nedenle, ama Toraman merkeze bağımlı kalır. Zaten ben sadece o bölge için bahsediyorum. Orada dönen topları alıp, basit oynaması yetiyor. Bu konuda Ernst ve Aurelio'dan daha dirençli, en azından oyundan düşmez fiziken.
Zaten devre arası, esaslı bir ortasaha takviyesi şart. 2009 Ernst etkisini yapacak birisi... Tabii bir de Hasan Türk çıksın artık.

A2'de sağda önde oynacak Kadir Ari var, Ali İhsan var. Ama sanırım, Topuz gibi enerjisiyle topsuz oyunda Hilbert'i rahatlatacak birini arıyorsun. O zaman en ideali Mertcan.

Bjk_KnightS,

Bana öyle şeyler olmadı, bağışıklık kazandım. Ama gerek yoktu tabii, şöyle 3 farklı falan kazanılsa dikkatli olunup, averaj da ele geçiriliyordu. Stoke muhtemelen yedek kadroyla gelir, yenip lider çıkmak lazm artık buraya kadar getirmişken.

Levent Kömürkara dedi ki...

monday
tuesday
wednesday
thursday
friday
saturday
sunday
almeiday

o gün Jüpiter'de Mustafa

Cartalete dedi ki...

Bu çok iyiydi Levent :) Ordu maçı Almeiday gününde oynanabilir yalnız. Belki top getirecek adam olmayacak ona ama etrafında daha fazla forvet aksanlı adam olacak. Zaten öyle bir ortamda da iş yapamazsa, daha hiç yapamaz.

Levent Kömürkara dedi ki...

İki maçtır Di Natale siluetinde bir Q7 görüyorum. Ordu'nun dereleri aksa yukarı diyorsun ama Almeida sakatlık öncesinin yarısında bile değil. Ohennenenenenen'i arıyorum.

Cartalete dedi ki...

Evet, hakikaten 2 maçtır Di Natale sürükleyiciliği var. Frikiklerin başına da ondan mı geçiyor acaba? :)
Sorun şu ki, ben Almeida'yı sakatlık öncesi de ideal forvet olarak görmezdim, şimdi içinden hiç çıkılmayacak bir halde maalesef.
Ohen olsa, o kafa toplarının en azından birini içeri atar, istavrozunu çıkarırdı.

BenYaptımOldu dedi ki...

Sevgili Mustafa, galibiyet güzel, Quaresma'nın da, onu eleştirip "Kardeşim yıldız ama hangi maçı aldı?" sorusunu soranlara kapaklarötesi cevabı harika ancak gözden kaçırılmaması gereken 2 şey var: 1- Toraman'ı beğenmişsin ama rakip orta saha ortasından oyun kuran bir takım değil ki Toraman o bölgede kesici ya da markajcı olsun? Adamlar kanattan oynuyorlar sen hala Toraman'da ısrarcısın CC. Oysa o bölgeye hele de skor avantajını ele alınca Alves bile olurdu. Yani top çevirerek vakit geçirecek bir orta saha kurgusu lazımdı. Toraman ne yaptı peki yenen golden sonra? resmen defansa kaçan bir fare gibi etkisiz elemanı oynadı. Yerini terk etti ve tırstı, kayboldu. Ve Maccabi teknik adamı da helal olsun hemen hamleye başladı -gerçi 2 fark ta bunda etken ama ana etken orta sahamızın boşalmasıdır - ve orta saha elemanı aldı zaten golü de boş adam şut deneyerek attı. Ekrem tamamen etkisiz eleman. Ekrem de iyi bir takım oyuncusu ama bu sistemde Ekrem'e yer yok. Dikkatle düşünün bana hak vereceksiniz. "Ne adamı rezil et ne kendini" diyorum Carvalhal'e. Carvalhal demişken, Trabzon maçındaki hamlesiyle alkış almasına rağmen bu maçtaki korkaklığı ile saçmalayıp bize zor anlar yaşatan tek kişidir. HAni son paragrafta diyosun ya alışın bunlara gibisinden. Neden alışayım?? Bu ikinci oldu!! ( bkz Gençler maçı) Bir sezonda bu bir kere olur tesadüftür ama bak ikinci kez az kalsın maçı veriyorduk. Oyuncularda kabahat yok. Tamamen teknik adam hatsaı bu. Carvalhal çalışkan, iyi niyetli vs olabilir ama aklını başını aldıracak bir şekilde kulağı çekilmelidir. BEN BU DURUMDAN ÇOK SIKILMAYA BAŞLADIM!! Sevgilerimle..

Cartalete dedi ki...

İşin "alışın bunlara" kısmı espriden ibaret, gerçek nedenlerini önceki paragraflarda belirttim. Tıpkı senin bahsettiğin üzere, Carvalhal'in oyuna olan tepkisizliğinden ileri geldi.

Trabzon'da 70'de iki forvet hamlesi yapıp maçı getirmişti, burada da yine aynı dakikada hem ortasahayı hem de forveti tazeleştirebilirdi. Mesela Ekrem'den önce ortasahalardan biri çıkmalı, Veli oraya geçmeliydi bence. Ekrem saçmalar, top ezer ama gol yedirmez bari enerjisiyle. Fernandes'le Ernst 55 sonrası resmen düştü, kenar ortasahalar düşünce Toraman'ın da yapacağı pek birşey kalmıyor.
2-0'dan sonra Pektemek - Almeida, Fernandes - Veli değişikliklerini yapardım ben olsam, sonlara doğru da Alves - Ernst. Bence maç sıkıntıya girmezdi, ama afaki tabi bunlar artık...

2 maç 90 dkya yakın süre alan ortasahalar, yine aynı şekilde Ordu maçında ekonomik kullanılmazsa, bir Gençler maçı daha yaşarız.

BenYaptımOldu dedi ki...

Kesinlikle katılıyorum son cümlene. Çok ama çok dikkatle izleyeceğim Ordu maçını. Gene benzer bir yenilgiye tahammülüm yok. Bakalım neler olacak.

maui dedi ki...

Bu arada unuttuğum burada da sadece bir arkadaşın değindiği bir BEBE faktörü var.
Ondan Hilbert'in önünde Q7 ile değişimli yararlanabilirsek muhteşem olur...
Bununla birlikte Ersan da takıma katılırsa arka tarafta Ersan-Egemen yaparak ortada bir yabancı alternatifi daha açabiliriz...
Ben yine Toraman konusundaki ısrarımı sürdürüyorum. Ben yeteneği kısıtlı bir adamın basit oynamasını, yetenekli bir adamın basit oynamasına tercih etmem. O yüzden bizim acilen orta sahaya iki, üç yerliyi monte etmemiz gerekiyor. Ernst, Marco ve Fernandes'ten bunu almamız mümkün değil. Ama elimizde Necip ve Veli varken onların arasına bir de Onur gibi birini yerleştirebilirsek harika olur.
Gençler konusunda ise bence sıkıntı bizim maçı kopartamayışımızda yatıyor. Şöyle bir maçı rahatça 2'ye 3'e taşısak o vakit Akyüz ve diğerleri daha rahat oynar...
Ama bu sözümü Muhammed için söylemiyorum. Eğer söylendiği kadar büyük bir yıldız ise ki ben yıldız doğulduğuna inanıyorum, 17 yaşında ilk 11'de dakika alması gerektiğini ve kendini göstermesi gerektiğini düşünüyorum.
Örneğin, Necip bence candır, olmalırdır, ama Yasin Sülün iyisinden çok da öteye gidemeyecek gibi.
Ama Muhammed'den beklentiler yüksek ve en azından o da bunu biraz göstermeli bence.
"Bir Alex değil":) klişelerine hazır olmakla birlikte o da lütfen bunu kanıtlasın.
Bu arada Ohen'i de hatırlattın ya bitirdin beni...
İzmir'deki Trabzon maçı derim...
Bir de Toshack geliyor aklıma ya o da başka bir hikaye

BenYaptımOldu dedi ki...

Sevgili Maui, Dört gözle Bebe'yi bekleyenlerdenim. Acaba sisteme katkısı ne olacak. Sabırsızlanıyorum şimdiden. Ersan'ım için de aynı şeyler geçerlidir elbette. Gençlerbirliği maçını kopartamamak sebebini iyi analiz etmek lazımdır yoksa Avrupa-lig koşturmacasında benzer saçmalıklarla karşılaşağız gibime geliyor bu mentaliteyle. O maçta şanstan da öte teknik adam sıkıntısı vardı. Kopartamamızın tek nedeni Pektemek'in kaçırdığı gol değil, doğru rotasyon yapamayıştı. Öte yandan Necip ile Yasin Sülün karşılaştırman, hatta Yasin'i geçemeyecek demene asla katılmıyorum. Oyun tarzları o kadar farklı ki. Yasin "inceci" diye tabir ettiğimiz çakma sergen gibi birşeydi. Necip öyle mi? Yapma lütfen be kardeş. Necib'in 2 eksiği kaldı: 1-Sakin ve görerek oynamak 2-Tekniğini geliştirmek. Yasin, Sergen abisini çok izlemişti ama Sergen kadar fizik gücü!!! bile yapamadan kayboldu gitti ve adil olan da oydu. bize Ayhan Akman gibi bir adam lazım aslında. Ya da çok beğendiğim Lille'den Mavuba gibi. Eğer Muhammet'ten Mavuba yaratabilirsek mükemmel ötesi olurdu. Bakınız Alman futbolu Schweinsteiger'den, Ferguson'da Anderson'dan ön libero yaptı ve takır takır işletiyor sistemlerini. Önce ne oynamak istediğini netleştireceksin gerisi laf-ı güzaf.

tearkan dedi ki...

bu sistem oturuyor, beşiktaş böyle oynamaya alışıyor ve topun arkasına güzel geçiyor derken gelen bir beşiktaş klasiği. bu şekilde oynayan bir takımın maçı 2-0'dan 2-2'ye getirmesi ve hocanın da aynı gençler maçında olduğu gibi kenardan sadece seyretmesi cidden düşündürücü.

o maçta da maç 2-1 olduğunda yapılması planlanan değişiklik maç bir anda 2-2 olmasına rağmen yine de yapılmıştı. hatta yine burada acaba hocanın bir b planı yok mu demiştim. dün de 89'a kadar beklemenin sonra da holosko'yu oyuna almanın mantığını anlayan varsa bana da söylesin lütfen. o dakikaya kadar müdahale edilmemesi gidişattan memnun olunduğunu düşündürüyor. eh maden 2-2'den memnunsun o zaman 89'da orta sahadan adam çıkartıp forvet almak niye? yok aga ben galibiyet istiyorum diyorsan niye 89'a kadar bekliyorsun? ayrıca şu 90+ bilmem kaçta yaptığı 'zaman geçirme' değişikliklerinden biri vazgeçirsin artık hocayı. kiev deplasmanında yaptı; uzatmanın uzatmasında gelen bir korner golü yedik. dün yaptı, 3 dakika uzatılan maça ekleme yapıldı ve hakem korneri attırdığı için az daha kiev maçının kopyasını yaşayacaktık. trabzon maçını yaptığı değişikliklerle getiren de aynı adam, bu acemilikleri yapan da aynı adam.

almeida için maç sırasında da çok konuşmuştuk. ben bu kadar kalıplı, boylu poslu olup da hava toplarında bu kadar 'kısalan' bir başka adam daha görmedim. kaleye vururken de, arkadaşlarına aşırtırken de çok beceriksiz. ilk yarıda bir pozisyonda pusuda iki beşiktaşlı varken soldan gelen ortaya geriden gelip kafasını dikine bir vuruş yaptı. hani defans olsa o kadar güzel uzaklaştıramazdı tehlikeyi. ikinci yarıda kaçırdıklarına zaten söyleyecek söz yok. güntekin onay'ın sinir krizi geçirdiği pozisyonda resmen boynunun içine gömdü kafasını. 'korktu, çekindi abi adam ne yapsın?' diyenleri görünce de bir o pozisyondaki almeida'yı getiriyorum gözümün önüne; bir de taffarel'in omzunu göçerterek kafayı vuran pascal'ı. zaten bobo'yu özlüyorum, adam inadına yapıyor sanki.

Adsız dedi ki...

a2 8.hafta gs-besiktas macinin ozeti tff'nin sitesine eklenmis. oradan izlenebilir... atakan

Cartalete dedi ki...

Bebe, sistemdeki boşluğu dolduran özellikleriyle; benim için en çarpıcı transferdi zaten. Ancak nasıl döneceği, dönse bile birkaç ay sonra Beşiktaş'ta kalacağı şüpheli.
Bence, oraya geleceği de olan ve fonsuz, yüzdesiz tamamen Beşiktaş'ın oyuncusu olabilecek, üzerine plan yapılacak bir transfer şart.

tearkan,

Hugo'nun kafa vuruşları öncesi "gözü kapama" problemi var bence. Attığı 3 kafa golünü hatırlıyorum; ön direk koşusuyla attığı kafa (Antep kupa maçı), Fener'e attığı kafa ve Maccabi maçında dönen topu tamamladığı kafa. Hepsinin ortak özelliği, baskı altında olmayışı. Baskı altında, güçlü kafa vuruşları çıkmıyor. Pascal'a bile gitmeden; Nobre gibi, Bobo gibi, savunma arasından yükselip gözünü açarak, net vuruşlar yapamıyor o nedenle.

atakan,

Güzel olmuş kaçıranlar için. Burak'ın B7'lik oyunu dikkat çekebilir özetlerde bile.

Adsız dedi ki...

Bebeyi bilmem de , Erkan Kas tam bizim sisteme uyar.
Rizede daha arkadan topu alip ileriye cok götürüyor .
Hizlandimi zor durduluyorlar. Fizik olarak cok güclü Egemenle kapisir o derece.

Kesici olarak Sezer Özmen nasil olur? Stoper bölgesinde sans bulamicak gibi ama 6 Numara oyuncusu olarak olur bence.
Paslari cok güzel , zaten biraz daha önde oynayinca dahada iyi paslar atiyor.
Gecen Rize macinda cok arkada oynadilar , ama mesela Tavsanliya , Buca maclarinda orta sahaya yakin daha iyi paslar ati. Hata mükemel Paslar ati.
Ceza Sahsina yakin oldumu bile iyi paslarini hatirliyorum , mesela Almanya U19 karsi.

Cartalete dedi ki...

Kesinlike. Zaten 1.5 senedir, Erkan Kaş'ın bu özelliğiyle en azından kadro oyuncusu olarak tutulması taraftarıyım. Onun gibi çizgiye inme odaklı bir oyuncu çok kadroda doğru dürüst, inmekle kalmıyor çoğunlukla iyi sonuçlandırıyor.
Tam 2-0 ya da 1-0'dan sonra oyuna atılacak adam yani. Juventus'un Estigarribia'yı kullandığı gibi.

Sezer'e gelince. Kesinlikle pas yeteneği var. Zamanında Tigana, Çağdaş'ı benzer özellikler nedeniyle ön stoper oynatmıştı. Bazen işe de yaradı, özellikle Zenit maçı çok iyidir. Lakin oyun artık daha da hızlandı, o bölgede sadece fizik pek para etmiyor, hareketlilik de lazım sanki.
Sezer'in oynayabileceği en ideal yer, hatlarını yakın tutan ve mümkün olduğu kadar önde basan bir takımın sol stoperi. Ama orada da rakipleri çok dediğin gibi... En iyisi, Egemen'in etinden sütünden yararlanana kadar kiralanmaya devam edilmesi. Ama Bank Asya yeter, Manisa'ya vermek lazım mesela; hocası da tanıdık ve onu doğru kullanacak modelden.

rivaldo dedi ki...

Ben Almeidanın probleminin daha çok mental olduğunu düşünüyorum.Baskı altında sadece kafa topunda değil, genel olarak karar verememe sorunu yaşıyor, oyuna küsüyor, hava toplarında kendini yere bırakıyor vs.O fizikte bir adam böyle oynuyorsa bence sorun başka yerdedir.Almeida hem pozisyo bilgisi hem de oyun zekası düşük bir oyuncu, buna duygusallığıda etkilenince etkisizliği kaçınılmaz oluyor.Zaman zaman maç içinde parlasada istikrarsızlığı büyük sorun.Bu durum sezon içinde genellenebilir.O yüzden kadroda bulunsa bile alternatif forvet olarak bulunması daha doğru olur.

Şuan ki oyun yapımız için en ideali daha önce değindiğiniz gibi dinamik pres yapan ortasahalar olmalı.Ernst bunun birebir örneği fakat temposu yaşı itibariyle düşüşte.Fernandes bence bu yapıya uygun bir oyuncu değil.Hızlı hücumlarda atacağı paslar işe yarayabilir ama topsuz oyunu ve ara ara kaptırdığı toplar diğer hem tehlikeli ataklara hem de diğer ortasaha oyuncularınında temposunun düşmesine neden oluyor.Şuan için en ideali enst-necip-veli.Devre arasından sonra necip-alper-veli, necip-yabancı-veli şeklinde olmasını isterdim.Ernst ve hasan da rotasyona girmeliler tabi.

Hilbertin önüne holosko bence ideal olan.Ama topuz tarzında sağ iç de oynayabilecek , göbeğe kayıp hilberti besleyebilecek bir oyuncuyla onu daha aktif kullanabiliriz tabi.Hamit bu konuda ilk aklıma gelen.Kendi içimizden Veliyi o bölgeey çekip göbeğe başka transferde yapabiliriz.

Cartalete dedi ki...

Almeida'da sorun sadece teknik değil gerçekten. Geçen yılın sonlarında, en azından özgüveni, maçı alma arzusu vardı. Mesela Eskişehir maçında, kaleye paralel giden topa depar atıp, taç çizgisinde yakalaşıyını hatırlıyorum... Şimdi hiç de öyle "maçı isteme" gibi bir olayı yok sanki.

SonKartallar Blog sormuştu, devre arası sen olsan kimleri transfer yapardın diye. Hem mevki verdim, hem de örnek olarak isim. Racingli Diop ortasahaya, Maiga kenar forvete, Cristian Benitez merkez forvete derim ben. Burada da hemen herkes aynı kanaatte gibi, en azından istenilen oyuncu tarzı konusunda.

Bu arada Necip'in sol hali, Hilbert'i parlatacak bir iç oyuncusu konumunda gibiydi. Hatta o emareleri tavan yapmışken sakatlandı. Veli ve Necip'i işlemek lazım, yaşları itibariyle de üzerlerine plan yapılması konusunda ideal. O yüzden, ben de merkez ortasahaya bir transfer lazım derim. Diop da öyle biri, alınabilir de... Fransa Ligi'nde M', N' ile başlayan, topla arası biraz iyi olan herhangi bir Afrikalıya da razıyım.

Cartalete dedi ki...

Bu arada Almeida'nın psikolojik olarak maça kendini hazırlamamasının ana nedeni de, yerini garanti görüşü olabilir. 3 kuruşluk top oynamıyor sakatlığından bu yana, ama yine tahtaya çıkmaz kalemle adı yazılıyor. Sezonun en berbat takımı içersinde olmasına rağmen, sırf kendi çabasıyla 3-4 pozisyona giren Edu ise haftalardır takım otobüsüne dahi giremiyor. Bu çifte standartlık fazlasıyla rahatsızlık veriyor bana...

Adsız dedi ki...

I.Toramanin savunma onune alternatif olmasi ve Fernandesin yeniden takima donmesiyle ortasahada yeterli derinligi sagladik gibi gozukuyor. Aurelio/I.Toraman - Necip/Veli - Ernst/M.Fernandes ile 2 yerli kullanabilecegimiz bir ortasaha duzenimiz olustu. Aurelio, Toraman ve Ernst varken savunma onune bir yabanci sanki fazla luks olur. En azindan devre arasi icin:) Yeter ki Carvalhal oyunculari dinc tutacak rotasyonu ve mac ici mudahelerini yapabilsin.

Ulas

Ilyas dedi ki...

Orta sahaya takviye demisken, kisa vadeli bir Oguzhan Özyakup kiralik transferi düsünelebilir, cok yetenekli, Nuri Sahin-Fabregas karisimi birsey, yumusak bilekli. Arsenali cok takip ettigim icin söylüyorum. Su anda Arsenal'da A-takimi ve B-takimi arasinda bir Nirvanada dolasip duruyor, iki Kupa macinda oynadi cok iyi isler yapti.
Gecenlerde kiralik gitmeyi düsünüyorum kendimi gelistirmek icin dedi.
Bana kalirsa ilac gibi gelir, tek dezavantaji satin alamamiz, hayatta vermezler, pisdigi halde Fabregasin boslugunu doldurabilecek yetenekte.
Ama kadro genisligi icin düsünelebilir, Necip-Veli(Ernst) ikilisi yaninda iyi isler yapar.
Bende isterim A2-Takimindan oyuncu gelsin (Hasan, Erkut, Mertcan), ama bu isler düzelcegine benzemiyor