El Clasico

Gündüz maçı, zemin kötü, takım yorgun, rakip dirençli, bireysel olarak birden fazla kötü performans, yenilen gol, erkenden başlayan sakatlanmalar… Klasik puan kaybı ortamı vardı; bir tek maçı Öztürk Pekin’in atlatması eksikti… Daha ilk 5 dakikada maçın böyle geçeceği belliydi aslında. İlk yarıda Beşiktaş namına söylenecek pek fazla bir şey yaşanmadı. Sadece şunu söyleyebilirim: Çöpe atılan 45 dakikalardan nefret ediyorum…

Öyle ki; çıkan kadronun skoru elde etmesi için mutlaka önde pres uyguluyor olması gerekirdi, ancak sadece bir kez denendi. Orada da topu kapan Necip, tek pasla 3’e 1 yakalatacağı yerde, şuta davrandı. Pektemek’in yalnız ve güçsüz kaldığı, Holosko’nun solda oynadığı ve pres yapılmayan bir ilk yarıdan gol çıkması mucize olurdu zaten.

Ne zamanki Edu ve Burak Kaplan sahaya girdi, Beşiktaş olgun geliştirilen ataklarda etkili olmaya başladı. Çünkü sahada, topu ve futbolu bilen adam sayısı fazlalaşmıştı… Aslında çoğunlukla sol kanatta takılan Burak, “in çizgiye ortaya yap” model kanattan ziyade, Robben vari bir oyuncudur. Topu alıp içeri kat etmeyi, şut veya derin pası bol bol denemeyi sever… Oynadığı pozisyonda bir kez şut açısı yakaladı, çok etkili vurdu. Aslında çok daha fazla verim alınabilecek bir oyuncudur kendisi…Holosko’yu severiz de, Holosko “kendine güveni olduğu zaman” güzel oluyor. Moralsiz hali pek çekilir gibi değil… Psikolojinin dışında; oyun sıkışıkken Edu ile başlamak, skoru elde ettikten sonra Holosko’ya dönmek teknik-taktik anlamda da doğru olandı. Edu ile top daha fazla rakip alanda kalmaya, ceza sahası daha sık zorlanmaya başladı. Onlardan birinde kendi kazandırdığı penaltıyı gole çevirdi. Henüz üç gün önce temiz bir penaltı atan Fernandes varken topun başına geçişi, oldukça özgüven sahibi bir adam olduğunun da kanıtıydı aslında… 2. gole de yaklaştı, top uzak köşeden girse maçı almak ona yakışırdı.

Alves, masalsı bir gol atmak üzereydi… Salon futbolu çalımlarıyla dalışı ve sol ayağıyla çıkardığı net şut, gayet mükemmeldi. O top içeri girse, devre arası sağ kulağını 500 binden okuturduk… Şaka bir tarafa, topla ilişkisi iyi olan bir oyuncu olduğunu daha 3 dakika süre aldığı Trabzon maçında belli etmişti zaten. Biraz hareketlilik kazansa, çok ideal bir ortasaha oyuncusu çıkabilir kendisinden…

Yine bir Avrupa dönüşü, yine klasik bir kayıp… Denenmiş denendi aslında. Sonradan girenlerin ortaya koyduğu fark gösteriyor ki; böylesi maçlarda kendini gösterme çabasındaki yedekler, yorgun düşmüş ve galibiyet huzurunu üstünden hala atamamış as oyunculara nazaran çok daha makuldür… Neyse, olan oldu zaten artık. Grup maçları bitti, bol keseden ligde puanlar dağıtıldı…

26 yorum:

Kutay Kartoz dedi ki...

Fink ve Kemal Tokak'ın performansı hakkında ne düşünüyorsun?

Cartalete dedi ki...

Samsun'un alan bırakmayan set savunmasında, özellikle Fink ve Kemal ciddi katkı sağladı. Ayrıca Fink, topun hücumla bağlantısını sağlamada da çok başarılıydı.
Egemen'in bu sene yediği en sağlam feykin de sahibi oldu. :)

alper dedi ki...

Köybaşı ve Necip in bir türlü kendilerini geliştirememesi benim için en büyük soru işareti.Ne tam bir hücumcu bek,dafansif bek olabildi ne tam bir orta saha veya iç oyuncusu.
Young Boys tan bildiğimiz Petkoviç in ilk yarılarda sıklıkla gol bulabilen bir takımı oluyor ne hikmetse.Bu açıdan ilk yarıda gol yemezsek maçı atacağımız bir gol ile kazanacağımızı düşünüyordum ama o ilk yarıda yaşlılıktan refleksleri ve yerden gelen toplarda uzanışları çekingenleşmiş Rüştü hediyesi gol 3 puanı zora soktu zaten.Çünkü kim ne derse desin puan tablosu ne derse desin bu takımın gol sıkıntısı var.Ne Almeida ne Edu ve ne Pektemek bu takımı şampiyon yapacak ve sınıf atlatacak golcüler değil en azından şuan.
Burak Kaplan sırf o şutu o mesafeden o sertlik ve isabette çıkarabilecek kapasitede olduğu için bile bu rotasyonda kendine yer bulması gereken bir oyuncu olduğunu gösterdi.Umarım daha sık kullanırız.Ki Carlos ta maçtan sonra beğendiğini söylemiş.Necip veya Veli den birinin yerine şu sakatlık ortamında kullanılabilir rahatlıkla.
Pektemek için ise şimdilik sadece şunu söyleyeceğim Üründül tabiriyle sırtı dönük oynayabilmek konusunda bayağı bir fırın ekmek yemesi lazım bence.Şutu zayıf,pas kalitesi zayıf ve bu maçta top kontrolü konusunda da bende soru işaretleri oluşturdu ama hayırlısı bakalım.
Kaybedilecek puanlar değildi vesselam son iki haftada ki puanlar ama 14 şubata dek sadece lige yoğunlaşıp artık 5 maçlık seriler yakalamalıyız hemde bir an önce.Yoksa zaten gerek medya gerek federasyon tarafından destekleneceği aşikar olan GS karşısında play off larda içeride dışarıda kazanmamız gereken maçlar olacak önümüzde.O maçların hakemlerinin de Cüneyt Çakır olacağı belli olduğuna göre fazlada açtırmamak lazım puan farkını.

rivaldo dedi ki...

Carvalhal sakatlıklarında etkisiyle yanlışlarını çabuk düzeltti.Bugün Burak ve edunun performanslarıda rotasyonun çok fazla kayıp olmayacağını göstermiştir umarım.Bugün ve geçen hafta ibb maçlarında yorgunluk belirtileri vardı.Bunun önüne en azından bu şekilde geçmek gerek.

Alvesin izlediğim 4 ya da 5. maçı bu.Şu ana kadar vasat hızda bir deparını görmedim.Bu hantallıkla iyi bir ortasaha olması için ya çok yüksek bir oyun zekasına ya da 10 numara oynayabilecek tekniğe sahip olmalı.Takım gerideyken savunma yapabilir belki,ancak birebirde ciddi sıkıntı yaşar.

Burak potansiyeli çok yüksek bir oyuncu.En önemlisi gol ve ya asist yapma olasılığının yüksek olması.Stochun bu kadar etkili olduğu bir ligde bu özellikteki yerli bir oyuncuya sahip olmak önemli.Umarım kaybetmeyiz.

Tanju ve Akyüzün ben pek süre alabileceklerini düşünmüyorum.A2 maçlarında bile vasat oynadılar bu sene.Benim savruk olduğunu düşündüğüm Kadir bile Mehmet Akyüze göre daha bilinçli oynuyor.Aynı şekilde Tanjunun da fiziği dışında ekstra bir özelliği yok gibi.Tarafsız biri herhangi bir A2 maçını izlese başta Hasan olmak üzere A2 oyuncularını rotasyonda daha öne koyardı bence.
Bir de Onurdan ben çok ümitliyim bu sezon.Biraz şans bulsa en azından bu sezon 18 e yerleşeceğini düşünüyorum.

Ilyas dedi ki...

ne diyebilirimki. "Çöpe atılan 45 dakikalardan nefret ediyorum…" cümlesi herseyi anlatiyor aslinda, ilk 10 dakikadan sonra cöp olacagi belliydi. Cok asiri derecede top kayiplari yasandi, nedenini anlayamadim, zeminden dolayimiydi acaba?
Ilk XI ve Samsuna getirilen bir sey belliydi, CC Samsunu biraz kücümsemis, yoksa neden tas gibi defansimizi bozdu anlamadim. Bu takimda rotasyonda uygulanamiyor anladigim kadariyla, Sidnei'ye bakiyorum, her ikili mücadelede Zenkeden daha yavasdi, golde öyle geldi zaten, yoksa ben mi abartiyorum acaba? Yani Sidnei kalitesindeki bir futbolcu kendini fit tutmasi lazim. Degilmi?

Holoska hakkimdaki düsüncelerim dogrulandi nitekim, keske dogrulanmasaydi. Seninde dedigin gibi ilk XI oyuncusu degil.

Bana kalirsa sahanin en kötüsü Hilbert'ti. Öne gidip geri gelmedi, Sidnei'de bu durumda baya zorlandi. Orta desen, Hilbert'in hicbir ortasi adama gelmedi, bence bu sezonun en kötü maciydi kendisi icin.


Burak'i nihayet görebildi Besiktas taraftari ve iyide oldu. Cocuk resmen potansiyel fiskiriyor. CC mactan sonra aciklamalari biraz garibime gitti, Burak'i A-Takim oyuncusu olarak görmüyor demekki, bu cocuk Leverkusenle Avrupa Liginde oynamis bir oyuncu, A2 oyuncusu olarak görmesi biraz yazik.

Play-Off'lara ilk basta tepki götermistim, ama aslinda tam Besiktaslik bir sistemmis, bu sayede bu puan kayiplari fazla can yakmiyor, bu yogun mac trafigi icin en ideal sistem, aslinda Avrupa kupalarina 6-7 Takim yollayan ülkeler icin dahada mantikli bir sistem. Su an bir tek bizim ve Es-Es ve IBB gibi takimlarin isine geliyor.

Son olarak,bazi kisilerin Necip'e gösterdigi tepkiyi ve elestirileri anlayamiyorum, cocuk iyi yolda, dikkat edilirse son maclarda ofansif yönünü gelistermeye calisiyor en azindan, defansif olarak zaten iyi. Simdi bir tek pas oyununu ve ortalarini gelistirmesi gerekiyor. Sut olarak aslinda iyi bir altyapisi var, Milli maclarda bunu belli etmisti. Yani biraz sabir gösterilmesi gerekiyor, su anlik hic birisi bir Lampard beklemesin. Sonucta ilk XI oyuncusu olarak ilk sezonu, yolu acik olsun :)

box2boxMC dedi ki...

Sistemin işlemeyişi Necip ve Veli'dir bence. Sırf onların önde baskı ve boş buldukları her bölgeyi doldurma özelliğinden Q7 ve Simao'lu kanatlardan vazgeçip ortasahadan devşirme iki tane wide midfielder kullanmayı herkes kabullendi. Ama bugün o kadar bitiklerdi ki ben Ernst'in yerinde olsam ikisininde kulaklarından tutar atardım sahadan dışarı ki Carvalhal bi şekilde dışarı aldı. Fernandes ve Ernst'te yorgunluk beklerken bu iki gençte bu bitikliği görmek düşündürücü açıkcası. Özellikle Necip her pas verdikten sonra boşa kaçıp arkadaşlarına pas opsiyonu oluşturmak yerine hep rakibin arkasında yalancı koşular yaptı. Önde presten hiç bahsetmiyorum zaten. Birde Sidnei ye değinmek isterim ki Sivok'un değerini daha iyi anlamışızdır bence. Genelde Sivok-Egemen oynayınca Sivok biraz daha önce basıp Egemen onu cover ederdi ama bu maç ikisi birden geri çekile çekile bi hal oldular.
Her ne kadar panaltının asistini yapmış olsada Sidnei hiç beğenmedim, sağlam bi Ersan'ın dönüşünden sonra pek şansı kalmaz herhalde.
Alves ve Burak gelecek için olumlu sinyaller verdi :))

planck dedi ki...

Olur böyle vakkalar diyip bu sefer çok fazla üstünde durmamak gerekiyor bence. mükemmeli istemek biraz ayıp olcak gibi geliyor bana :) hoca nasılsa geliştiriyor kendini.

Cartalete dedi ki...

alper,

Aslında bizim gençler ( Veli, Necip, İsmail, Pektemek vs) alınamayacak özelliklere zaten sahipler bence. Eksik oldukları noktalar zamanla doldurulacak cinsten. Özellikle fizik ve doğru karar alma gibi özellikler...
Bunun için de İlyas'ın dediği gibi sabretmek lazım, henüz ilk sezonu sayılır hepsinin.

rivaldo,

Bu yıl pek izleyemedim A2'yi. Galatasaray maçında gördüğüm Tanju hakikaten çok eksik. Yani, alternatif olması bile çok güç. Sadece kuvvetli, o kadar. Mehmet Akyüz'den beklentim vardı, onun olumsuz görüntü vermesi üzücü olmuş.
Dediğin gibi, asıl rotasyonda kullanılması gereken adam Hasan Türk, en çok derinlik isteyen bölge de ortasaha zaten...

İlyas,

Sırf Edu ve Burak'la başlansa bile, 45 dakika çöp olmayabilirdi aslında. Sidnei hamlesi ilginçti, Sivok'tan mı öyle bir talep geldi bilemiyorum. Ama pek sanmıyorum... Aslında topu oyuna sokuşuyla, daha az zorlu maçlarda değerlendirilebilecek bir oyuncu Sidnei. Ama box2boxMC 'nin üzerinde durduğu gibi, Sivok'un topu önde karşılama gibi bir artısı var ki; o da otomatikman ofasif bir katkı oluyor.
Bence de, play-off işimize gelecek. Final maçlarını iyi oynuyoruz zaten, Avrupa maçlarında ve derbilerde belli oldu bu.

box2boxMC,

Kesinlikle katılıyorum. Ortasahadaki baskı düşünce, takımın boyu da uzuyor otomatikman. Bekler de yorgun olunca, işin içinden çıkılmaz bir hal alınıyor; bugün olduğu gibi... O yüzden, numunelik olarak birini ön plana çıkarıp eleştirmemek gerek. Takımca yorgunduk, kötüydük açıkçası.

planck,

Öyle diyoruz zaten. :) Açıkça söylemek gerekirse, ben bile hala Stoke City maçının keyfini üstümden atamadım. Oyuncuların konsantre olamaması normal.

The Eagle Abroad dedi ki...

Seninde dedigin gibi olan oldu ve aslinda üzerinde çok konusulacak birsey yok ama insan yinede duramiyor iste bir türlü...

Holosko konusunda tamamen katilmakla beraber, Holoskoyu eger ilk 11 baslatacaksan kesinlike en uctan baska bir yerde baslatmayacaksin, kendisi bile en ucta en rahat oldugu bolge oldugunu defalarca soyledi. Ayrica skor acisindan denge varkende sahada olmamasi gereken ilk isimdir kendisi, ama 1-0 one gectiginde daha rakip santra yapmadan oyuna girmelidir kontralar icin orasi ayri tabi...

Bence yorgunluk falan tamamda, cok fazla tasin yeriylede oynandi dun aksam. mesela, Ernst cok geriye gomulup, bir bakima Aurelio gibi, ortasahada dun aksamki oyunlariyla verimsiz olan necip ve veli'den medet umuldu. hadi veli'yi surpriz sutlari icin sahada tuttun, ama necip gibi bos alan buldugunda daha rahat oynayan, olmadigindada evlere senlik bir cocuk yerine bence Toraman hamlesi cok daha iyi olurdu. Her ne kadar Toramani tutmasamda, ortasahada kesici olrak gorev verildiginde daha verimli oluyor bana kalirsa. Ustelik Ernst de biraz daha on tarafa cikip Fernandes'in yukunu hafifletebilirdi bu sayede.

Pektemek'i en ucta baslatmak, elindeki altin madeninden hic anlamamaktir bana gore. Ben uzak forvetim diye bagira bagira goller atan bu cocuktan bir gecede Almeidanin yapabilecegi pivot santrfor olmasini beklemek sacmaliktan baska birsey degil.

Ha bu kadar yanlisin uzerine gelen hamleler oyunu birazcikda olsa bize cevirdi mi? Edu dogru hamleydi, keza Burak Kaplanda cok dogru bir hamleydi cunku hem rakip onun ne yapabilecegini bilmiyordu, hemde basariya daha ac bir oyuncu. Alves belki biraz daha erken alinabilirdi, keza Veli oyundan cikarken bile adeta surunuyordu... Kisacasi gelen hamleler dogru fakat bir o kadarda gec idi. Carvahalin en sevdigim ve sevmedigim yanlarini bir arada gorduk kisacasi, yanlis kadro secim ve dizilisi ve ardindan gelen dogru hamleler...

Rustu bence hic ilk 11 baslamasin artik. Sirf saygi diye bunu yapiyorlarsa da yapmasinlar, hem one hem takima yazik. Hem bos toplara cikiyor, hem hava toplarini kaciriyor, ki gozume isik geldi bahanesi ile az kaldi mac kopuyordu orada, hemde saga sola firca cekerek, takimin ozguveninide sarsiyor gibime geliyor. geri dortluden firca yemeyen kalmadi herhalde dun gece.

Gecen sene kasimpasa ve konya beraberlikleri ile lige havlu atmistik. ikiside dusme hattindaydi ve dusmustu. Simdide gelenegi bozmuyoruz ve once samsunla berabere kaldik. Bakalim persembenin gelisi bugunden belli oldu mu yoksa olmadimi?

Ocak ayinda 21 puandan en cok pastayi kapan ligi onde goturur gibi. Biz biraz daha alistik sanki, haftada iki mac yapmaya, bakalim digerleri nasil yapacaklar? Ocak sonuna dogru daha saglam adimlarla ligi domine etmemizi bekliyorum. Insallah bir terslik olmazsa tabi...

box2boxMC dedi ki...

üstad bu maçı burda bırakıp önümüzdeki maçlara bakalım ama öncesinde senden Tayfur Havutçu-Carlos Carvalhal son durumuyla ilgili bir post bekliyorum...

Pamukk dedi ki...

sivok un agrıları varmış, zenke fln hızlı adam ağır sidnei patladı orda.toraman olsa napardı bilinmez tabi.
hilbert yorgun keşke dinleneydi. edu 11 başlayaydı, holosko sonradan gireydi, taraftar her fırsatta tayfur havutçu diye bağırmayaydı falan filan işte.

BenYaptımOldu dedi ki...

Bir haftadır basını takip ediyorum. T.D kim olacağı belirsizliği üzerinden bir kesim ciddi ciddi kaşımaya başlıyor. Sanki Tayfur hoca ile Carlos hoca aralarında problem varmış ya da futbolcular Tayfur hoca çıkınca onu daha çok istiyorlarmış gibi. ( Üşenmeyen açın baksın Hoca çıktıktan sonraki haberleri..) Bu konu bir an önce çözülmeli. Bir basın toplantısı yapılmalıdır. Neyse ki ligin devre arası geldi ve son maç nispeten zayıf bir takım Karabük ile ve muhtemelen de kazanılacaktır. Bu hoca karmaşası konusunda sen ne düşünüyorsun Mustafa?

Cartalete dedi ki...

The Eagle Abroad ,

Çok hücumculu ve yakın oynamadıktan sonra Pektemek'i merkezde oynatmak hayalcilik gerçekten. Top kontrolünden hemen sonra yakınında birileri olursa, sırtı dönük oyunu da oynar da; dün o zeminde, 5 Samsunlu'nun kuçağında Drogba olmasını bekledik...

Devre arası merkezi oyunun hakkını verecek bir santrafor gelir de, Pektemek Uruguay'daki Suarez model takılırsa çok faydalı olacaktır.

--

Havutçu - Carvalhal konusunda tavrım belli aslında, maç öncesi yazısında da üzerinde durdum biraz.

Bu kolayın en güzel çözümü; Tayfur Havutçu'nun çıkıp "takım gayet güzel gidiyor, sayın Carvalhal'in teknik direktörlüğe devamını daha uygun buluyorum. Ben de hem mahkeme hem de dinlenme sürecini atlattıktan sonra, Beşiktaş'a ne zaman ve nerede bana ihtiyaç duyarsa, o zaman göreve hazırım" gibisinden bir açıklama yapması gerekiyor. Neyi bekliyorsak?

mufittezel dedi ki...

Sağda solda Tayfur Havutçu'nun Futbol Genel Direktörü olacağı, Carlos Carvalhal'in de Teknik Direktörlüğe devam edeceği yazılıp çiziliyor. Makul bir çözüm, ama yine de Tayfur Havutçu'ya mahkeme sonucunu beklemeden -verilen görevden bağımsız olarak - görev vermek bana da anlamlı gelmiyor. İlla birisi futbol genel direktörü olacaksa Mustafa Denizli olsun :)

Adsız dedi ki...

Tayfur Havutçunun Genel Direktör ve Carvalhal'inde Teknik Direktör olduğu açıklanmış klüp tarafından.

Bence Tayfur Hoca bu sene takımdan tamamen uzak kalmalıydı.Carlos Carvalhal rahat bir çalışma ortamı bulamayacak galiba.

Ayrıca İskender ve İ. Akın'ı Beşiktaşa yakıştıracak kadar küçük düşünen bir futbol adamının Genel Direktörlüğüde bana hiç güven vermiyor.


Serdar

Cartalete dedi ki...

Zaten süreç yaşanmasa, şuan çoktan teknik direktörlük koltuğu da sallanıyordu ya neyse...

En makul yol bulunmuş. Tayfur Hoca işsiz kalmadı, Carvalhal'in önü açıldı. Sportif direktörlük göstermelik birşey zaten.

ELpiR dedi ki...

Merhaba :)

Malum şuanda sakatlık nedeniyle fernandes dışında yaratıcı oyuncularından yoksun bir Beşiktaş izliyoruz.Simao ve Quaresma'nın olmayışında ataklar orta alandan gerçekleştirilmeye çalışılıyor, kanat organizasyonları olmuyor.Sizce simao'nun ve quaresma'nın iyileşmesi durumunda bu iki oyuncuyu aynı anda sahaya sürmek mantıklı olur mu ? bu iki oyuncudan birini kulübeye koymak zor iş ama bunu yapmayınca da sonuçlar ortada.. Bu konu hakkında fikirlerinizi merak ediyorum. Teşekkürler.

Cartalete dedi ki...

Merhaba,

Aslında bu konu çok sık geçiyor burada ama girişten de anlaşıldığı üzere yenisiniz sanırım. :)

Şöyle özet geçeyim: Beşiktaş'ın mücadelci futbol ve yetenek karmasını, takriben Simao sakatlığından sonra gerçekleştirmeye başladı ve seri galibiyetler geldi. Quaresma daha fazla kaleyi zorlamaya başladı, dönen toplar Beşiktaş'ta daha fazla kaldı.

Bu düzenin devam etmesi, "kim oturacak" tereddütüne düşmemek gerekiyor. Aksi halde, Quaresma - Simao'lu iyi bir futbol sisteminin çıkacağına pek inancım yok. Hele de ortada Almeida olunca, iyice çekilmez hale gelebiliyor takım.

Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarında bu sistemle birlikte yine de iyi oynuyor görünmemiz, direkt olarak ortasahadaki mücadelenin (özellikle Veli'nin) bir artısıydı.

Adsız dedi ki...

Quaresma ve Simao ikilisinin aynı anda kullanılmaması fikrine bende katılıyorum.

Fakat ikisinin birlikte olacağı 11'i görmemiz çok yakın gözüküyor(sakatlıkları bitince)


Bu durumda ortadaki isim kesinlikle Edu olmalı ki daha tolere edilebilir bir takım yapısı olsun

Serdar

BJK4EVER dedi ki...

Ben kesinlikle katilmiyorum.

Oncelikle belirteyim, Mersin macindan itibaren uygulmadigimiz 4 mucadeleci orta sahali, rakibe rakip yari alanda basan, surekli bosa cikan oyuncularla dolu, bol pas yapan ve rakibe yuzunu dondurmeyen BJK'dan sikayetci degilim. Ama bu sekilde olunca hucum anlaminda tamamen Quaresma'nin ayagina bakiyoruz ve takim kisirlasiyor, hele Quaresma olmayinca, hele Simao da olmayinca.

Avrupa ligini kenarda tutuyorum, ama BJK Samsunspor karsisina boyle bir takimla cikarsa ikina sikina gol atmasi dogal. Dun yine penaltidan attik, onun disinda pozisyon yok gibi, Stoke macinda ilk gol penalti 2. gol duran top 3. gol Edu'nun klasi, IBB macinda gol yine duran toptan. Takim olarak organize olup oyun icerisinde gol attik mi hic? Hatirlamiyorum.

Elimizde Quaresma, Simao, M.Pektemek ve Almeida var. Boylesine 4 oyuncu varken bunlardan 2 tanesini kullanmak bana mantikli gelmiyor. Fernandes, Ernst ve Necip bu ligin en iyi orta saha oyunculari, durum boyleyken 2 kisi bile orta sahada her rakibe ustunluk kurabilecekken 3, hatta 4 kisi ile orta sahayi parsellemek mantikli gelmiyor.

Hucum hattinin kalitesi bizim yarimiz olmayan GS bile 2 forvet 2 ofansif kanat ile oynuyorsa sapkayi onumuze koyup dusunmek lazim. Ki onlardaki 4 oyuncu mucadele ve defans konusunda bizdekinden farksiz, Elmander ne kadar defans yapiyorsa Almeida da yapar, digerleri zaten ayni tarz.

Ben daha ziyade 2 kisi ile orta sahayi tutup 4 yetenegi yuksek adami sahaya surup maci erkenden kopartma taraftariyim, overload taktigi yani.

Senin kulubende backup olarak Edu, Holosko, Veli, Necip varken daha korkusuz olup rakibi yormayi dusunmeliyiz.

-------------Cenk----------

Toraman--Sivok--Egemen--Ismail

Quaresma-Ferdi--Ernst--Simao

------Pektemek--Almeida-------

Cartalete dedi ki...

ASlında Galatasaray da önde basmaya başladığı için çift forvetleri anlamlı oldu. Yoksa sadece çifte döndüler de, seri geldi diye birşey yok bence.
Ama şansları, bizim kadar üst üste maç binmiyor oluşu. Böylelikle baskılı oynamak daha kolay olabiliyor, forvetler de anlamlı oluyor.

Mesela onların da Ocak ayında elbet ortasahaların yorulacağı, takım boyunun uzayacağı zaman gelecek. O zaman bakıcaz durumlara...

Ben de çift forvet aksanlı oyuncuyla çıkma taraftarıyım ama bunun için Quaresma ve Simao'dan birinin oturması gerektiği kanaatindeyim. Yoksa, onların da anlamı azalıyor. Çünkü öylesi bir sistemde çok kenarlarda oluyorlar. Çizgi üstünde adam eksilten Quaresma'dansa, Simao'suz bir takım ama kaleye yakın oynayan Quaresma'yı tercih ederim.

Ayrıca bu maç temposunda, ligde bir de Simao - Quaresma'lı 4-4-2'ler dönseydik, daha vahim skorlarla da karşılaşabilirdik.

BJK4EVER dedi ki...

1 yildir 4-3-3 oynuyoruz ama yine de verim alamiyoruz Simao ve Quaresma'dan? Quaresma adamini gecti, orta yapti, ancak ceza alanindaki Almeida ile top bulusmadi, bu senaryoyu kac kere gorduk? Simao Ath Madrid'de 4-4-2'nin solunda baya sivrildi. Bu tarz oyuncular cizgide de basarili olurlar, backini eksilttigi an pozisyon buluyor cunku.

Serbest Q7 son 3-4 mac iyi katki verdi ama sadece Quaresma'nin ayagina bakan bir takim olduk.

Cartalete dedi ki...

4-4-2'de de Quaresma'nın ayağına bakılacak, öyle oluyordu zaten Simao varken de. Çift taraflı gelmiyorduk, Simao denge açısından biraz ortaya ve geriye katkı veriyordu.
Tabi, Quaresma orta yaptığı zaman toplar daha az paralel gider ama aynı durum kenar forvetli 4-3-3 için de geçerli. Şuana kadar halen o tarz bir sistemle oynamadık tam olarak.
Quaresma son dönemde 2. forvet gibi oynadı, yine 4 ortasaha ve tek santraforduk. Oysa maçına göre;

Pektemek Almeida Quaresma
Holosko Pektemek Quaresma
Quaresma Almeida Edu
Pektemek Quaresma Edu/Almeida

gibi seçenekler kullanılabilir.

Adsız dedi ki...

Galatasaray bizim girdiğimiz tempoda maç yapsaydı şimdiye kadar çoktan yarış dışında kalmıştı.

Defanslarında Semih ve Ujfalasiden başka oynatacak oyuncuları yok.Çok beğenilen Selçuk'un milli maçlar oynandığı zamanki halini hep beraber gördük.

Birde bizim gibi 3 günde bir maç yapsalar sahada bırak koşmayı yürüyemez bile.

İddia ediyorum Semih ve Selçuk bu tempoya 3 maç bile dayanamaz.Sadece ikisi bile takım dışı kalsa Fatih Terim'in maç sonu mazeretlerini duyar gibiyim.

Serdar

WiLdHoney dedi ki...

Malesef bizim oynadığımız bu tempoda Fenerbahçe yada Galatasaray oynamak zorunda kalsa, bütün medya ve o takım yöneticileri federasyonu topa tutardı ve bu trafikte en az 2 yada3 maçlarını boş bir zamana aldırmayı becerirdi. Ama bizim yönetimin bunun gibi şeyler pek akıllarına gelmez. R. Koch etkisi olsa gerek diyorum, 3 güne 1 maç ve her maç en üst düzeyde fiziki güç harcanarak oynanıyor. Galatasaray ve Fenerbahçe böyle bir süreçten bu kadar az hasarla geçemezdi cidden.
Herşeye rağmen, takımı oluşturma yolunda en zor kısmı bence atlattı CC. Bundan sonra daha başarılı olacağını düşünüyorum. Son sınavı ise sağlam Simao ve Q7'yle ne yapacağıdır ki, bu zaten bizim bu sezonki geleceğimizi belirleyecektir.

Adsız dedi ki...

A2 maçı bugün saat 17.00 da bjk tv de yayınlaancamış.