Besiktas Winger & Striker 2012

Uzun zaman oldu. Bu uzun zamanda gereğinden fazla şey yaşandı hem futbolda hem Beşiktaş’ta. Dertler benzer şeyler aslında, nereden başlasam; nasıl dalsam konuya bilmiyorum. Biraz Bilal Meşe vari bir yazı olabilir o açıdan, çok karışık haldeyiz malum.

Bilal Meşe tarzına örnek vermem gerekirse; bir Beşiktaş maçı öncesi stada canlı bağlanılır, spikerin yanında yorumlarda bulunması adına Bilal Abi vardır… “Evet Sayın Meşe, Beşiktaş zor bir deplasmana daha çıkıyor. Neler bekliyorsunuz maçtan?”. “Şimdi Sevgili Hakan. Artık Beşiktaş için her maç zor. Çünkü kadro kalitesi alt seviyede ve rotasyon yapılmıyor. Ben bazen Schuster’i anlamıyorum ki aslında kendi görüşümdür, ülkemizde bana göre yerli teknik direktörlere dönülmeli. O nasıl olacak bilmiyorum sonuçta A Milli Takım’da da Hiddink var… Şimdi Hiddink de yabancı ve ne gariptir ki İsmail’i bir türlü oynatmıyor ama İsmail de artık kendini biraz geliştirmeli. Ofansif olarak iyi ama defansif açıdan zaafları var. Ha keza bugün de onun için zorlu bir maç, pardon kimle oynuyor Beşiktaş?”. Güzel insandır…

Sene 1993 denince aklıma 3 şey gelir. Birincisi, artık 10 yaşındayım (çift hanelere giriş) havasını basma dönemim başlamıştır. “Olm bak bu tipleri maça çağırmayın, 10 yaşında adamız. Çoluk çocukla muhatap ettirmeyin bizi.” Evet, bu gibi tripler başlamıştır o yaşta. İkincisi, Terminatör 2 ülkemiz televizyonlarında yayınlanmaya başlamıştır. Üçüncüsü ise, Trabzonspor’a Beşiktaş 7 atmıştır…

Ve ne tesadüftür ki, o maçtan önce de yine bir Galatasaray derbisi vardı. Tugay’ın penaltısıyla 1-0 yenilmiştik, takım da pek iyi görüntü çizmiyordu sanki. Öyle olmalı ki, apartmandan Fenerli bir arkadaş, Trabzon’dan epey umutlanmış ve benimle iddiaya girmişti. Çerezzasına… Çerezza da, çerezza yani o zamanlar; özellikle kolayla tüketildiğinde kısa bir süreliğine dünyadan soyutlanma ihtimali vardı… Velhasıl, yine bugünkü gibi Beşiktaş’ın kazanma ihtimali bile güç gözükürken (o zaman Şota falan da leblebi gibi atıyordu yani, Burak’tan aşağı kalır yanı yoktu), o maçtan tarihi fark çıkmıştı. Ve ben cesaret ederek girdiğim iddiayı kazanmıştım. Amma velakin, geçtiğimiz maç öncesi “tek maçtan yüklü yapışayım mı Beşiktaş’a?” diye soran ağabeyime kem küm ettim. Güvenemedim, çünkü artık “sağı solu belli olmayan kötü Beşiktaş” bile değildik…

Evet, bu özelliği kaybetmek kötü… Kadro eksik hatta berbatsa, o 7-1’lik maçta da pekiyi sayılmazdık. Nartallo vardı yani forvette, 93 doğumluların bile “yahu neydi o Nartallo” diye tiye aldığı bir adam… Ama her oyuncunun, her maç her şeyini vereceğini biliyorduk. O yüzden, özellikle büyük maçlarda “sağı solu belli olmayan kötü Beşiktaş” hep umut verirdi. Ne bileyim; Galatasaray’ın en iyi zamanında, Sami Yen’de müzmin yedek Yusuf, Rui Costa’ya bağlar; Şifo 2 gol atar, o takıma gayet rezil oğlu rezil bir takımla güç bela yenilirdik falan. Bazen sansasyonel skorlar da çıkardı. Ama artık büyük maçlardaki kaderimiz belli gibi; kolay sinen ve geri dönüşü zor Beşiktaş…

İşin en başında, nasıl hücum edeceğimiz belli zaten. 90’lı yıllarda çıkan futbol oyunlarında, hücumların belli bir standardı vardı. Mesela World Cup 98’de, W ile koşarken, kayan adamın üstünden Q iler atlardık. Yemedi mi? Tekrar Q’ya bas, dal gitsin en fazla kırmızı yersin… Eeee bu bizim Beşiktaş da öyle olmadı mı? Q7 diye bir winger var. Her top onda buluşur, çizgiden akar gider. Sonra, ufukta gözüken kalıplı arkadaşa bir orta keser, yoksa kaleye vurur… Olmuyor mu? Q’yla dalar adama, en fazla kırmızı görür…

Velhasıl, arada sırada ağza bal çalsa da (hele şu ilk Braga maçı nasıl 0-2 biter, izlemedim maçı ve sanki o maç feykmiş gibi geliyor bana.) genel olarak sevimsiz bir takımız. Çünkü takım değiliz. Burada arada bir, Edu lakırdıları yapardım. Adama bayıldığımdan değil; unutulmaması gereken bir felsefenin üstünde durmak içindi aslında o. “Sahaya çıktığında elinden geleni yapacağına emin olduğun adamın arkasında durmak” mesele bu … İşte, arada bu yapıya uymayanlar çıkınca, her şey bozuluyor. Suya düşen yağ damlası gibi... “Besiktas Winger & Striker 2012” adında bir oyunun maçını yaşıyoruz hal böyle olunca. Oysa, 1 ay öncesine kadar sahada çalım atmayı bilen adam bile olmadan; az biraz toplu presle, az biraz istemekle alınan seri galibiyetler döneminde mutluyduk değil mi? Gelen başkan, Mendes’e “tayfanı al git” desin; sonrası kolay.

Çok konuştum, özlemişim yazmayı. Futbolu yazmayı da özledim ve hala özlüyorum. Umarım Perşembe Gecesi, takım futbolu yazma hevesini verir tekrar. Maç kimleydi ya? Ha Atletico Madrid. Tehlikeli takım... Bu arada Demirören de gitti yahu, hala inanamasam da. Sanki her an çıkıp, "Nuno Gomes'in %20'nini 8 milyona aldık" diyecekmiş gibi geliyor. Korku filmlerinde ambulansda canlanan seri katil hesabı... Şimdi TFF başında, batarsak hep beraber batarız, yeter dersek hep beraber deriz bari. Mesela, "UEFA bizi küçümsüyor, biz de artık Asya Kupaları'na katılacağız. Hem rakipler de pert..." gibi bir çözüm bekliyorum. Bir de çevrede "gelen gideni aratır" korkusu var Beşiktaş başkanlığı adına. Y.D.'yi aratmak... Direkt kulübü kapatıp rahat ederiz, Wimbledon FC gibi sıfırdan başlarız amatörden ne güzel...

25 yorum:

Ege Sezen dedi ki...

Cartelete,

Konuyu dağıtıyorum ancak Tugay'ın penaltısıyla yenildiğimz maçta yenilgiden çok başka bir şeye üzüldüm ben. O maçı İlker Yasin anlatıyordu ve Tugay bir keresinde korner kullanacak iken "Hadi Tugay" demişti. Maçı annemle birlikte izliyordum ve bir süre şaşkınlıktan kendimize gelemediğimizi hatırlıyorum.

Böyle adamların para kazandığı, yıllardır televizyon kanallarında maç anlatıp spor müdürlüğü yaptığı bir ortamda yaşamak insana koyuyor. Nasıl bir Beşiktaş düşmanı, daha doğrusu işini nasıl yapamadığını özetleyen bir anıdır. Tabii ki, Türkiye'de insanların özür dileme gibi huyları yoktur.

Cartalete dedi ki...

İlker Yasin'in öyle bir repliğini anımsıyordum da, meğer o maçtaymış... Benim de Sergen'in 90. dakika frikiğinde "çok enterasan bir gol" diyişi tuhafıma gitmişti. Çoh enterasan tabii...

fkerim dedi ki...

bizde seni okumayı özledik abi:) inşallah sen yazdıkça takımda kendine gelir...

Kutay Kartoz dedi ki...

daha iyisindir inşallah. mahrum bırakma artık bizi yazılarından üstad. ziyadesiyle özledik. zaten spor sayfalarını okuduğum da yok. öyle ya da böyle yıldırım demirörenin gidişi ve tff başkanlığı ile ilgili de 2 kelam etseydin keşke.

Cartalete dedi ki...

Eyvallah arkadaşlar. "Hiç birşey eskisi gibi olmayacak" olayını yaşıyorum ama iyi sayılırım artık.

Demirören - TFF olayına giremedim, hala inanamyor oluşumdan olabilir. :) Neyse, bir kaç cümle ekledim yazının sonuna şimdilik.

Bjk_KnightS dedi ki...

tekrar başsağlığı dileyerek söze başlıyorum. her maç öncesi ve maç sonrası yazılarını uzun zamandır bekliyorum. uzun zaman oldu cidden. neyse artık tekrar aramızdasın. yazına gelince artık takımda istek yok gibi yaa. ama biraz da yonetime suc bulmadan kendimiedemiyorum. para alamayan oyunculardan da birşey beklemiyorum. haa ernst gibi, egemen gibi parayı sonra verseniz de oynarım diyen insanların da onunde saygıyla egilirim...

The Eagle Abroad dedi ki...

Suç aslında bizde be Mustafa... Daha dogrusu 80'lerin ortasindan 90'larin ortasindaki kusaktan sonra gelen jenerasyonda demek daha dogru olur sanirim. Tamam bu taraftar yeri geldi kendi baskani tarafindan dovduruldu, hor goruldu ama aynen su bahsettigin bugunun Besiktasi gibi cabuk sindi, hemen boyun egdi. Iki tane tribun lideri satin alininca taraftar falanda kalmadi ortada. Elin oglu stadi göle çevirdi, digeri stadını yaktı ama istedigini elde etti. Ya biz? Halen daha bogalarla falan ugrasan bir güruhtan medet umuyoruz.

Futbol asla sadece futbol demis ya hani o ünlü ingiliz abimiz, iste aynen oyle kardesim. O 90 dakikaya gelene kadar camia olarak butunlesemezsen, icindeki curuk elmalari ayirmamazsan, sonra sahandaki onemli bir macta kaptanin oyundan cikarken kaptanlik pazubandini kime takacagini bilemezsin. Sivok yada Ernst duruken Sirk Cambazi takar koluna hemde umursamaz bir tavirla... Senin Mehmetin gecenin ikisinde tesiste gozu yasli bir babaya hesap verirken, elin ciganosu sadece aldigi paraya bakar. Bunun en kotu yanida bunlarin hepsinin diger takimlarda daha once ayni sekilde oldugunu ve yasandigini gorup, yinede ders almamis bir ahmak goruntusunde olmak zaten. Simdi sezon bitecek ve yeniden takim kurulacak. VE belkide o en tuttugumuz adamlar Ernst ve Sivok gonderilecek, takima yine bek alinmayacak. Neden? Cunku futbolu futbolcuyu bilen adamlar degil, cebi siskin adamlar ariyoruz da ondan... Biz daha cooook diz doveriz... Neyse Mustafa, kafani sisirdim gelir gelmez, hakkini helal edersin artik bu seferlik... Biliyorum mecburiyettendi ama ozletme kendini artik...

Cartalete dedi ki...

Kesinlikle, kabahatin çoğunluğu bizde zaten. Özellikle 2000 sonrası akla mantığa değil, direkt olarak gaza geldik. YD'nin ilk gününden zaten hiç bir planı yoktu. "Yıkacam ulen locaları" dedi, uzak ara geldi. Ha keza son gün de hibe gazıyla ibra edildi ki, o da traş çıktı sonra. Senet, menet yapmış meğer.

Birçok konuda kopukluk var, taraftar da bunların arasında. Ve ne istediğimizi bilmiyoruz, en fenası bu. "Yeter YD, bitsin artık bu borçlar" diyip, sonrasında Tevez gelsin diye bekliyoruz yani.

Bakalım, hakkımızda hayırlısı.

forma-aşkı dedi ki...

İşi gücü bıraktım
45 dakika yazı yazdım,kopyala da yapmamışım hata verdi.Herşey ters mi gider arkadaş.

Cartalete dedi ki...

Ah be abi. Boşuna mı tepeye uyarı bıraktık, hem de bold yazıyla. Neyse, sağlık olsun. :)

tannhauser dedi ki...

hoşgeldin.

hüsnü güreli'nin "o sene kulübün transfer için ayıracağı paranın karşısına sıfır yazdık" deyişini hatırlayan var mı?

bilmiyorum, belki de fırsattır. bir kaç paralı futbolcu satışı yapmak, yerlerini gençlerle doldurmak. orta sıralarda sürünmek. "şımart bizi başkan çıkart bizi baştan"cıların azalarak tükenmesi. kırmızıyı pascal gibi gören, hırsı ilhan gibi yaşayan, mücadeleyi üzülmez gibi bırakmayan, adamlığı şifo gibi yaşayan oyunculardan kurulu bir beşiktaş. bu arada şifo dedim de, orada burada onlarca kez tekrarladım bir daha tekrarlamaktan bir şey çıkmaz. ben sergen'i hiç sevemedim. benim için önce metin, ardından şifo geldi. şifo'yu kesen adamı sevecek halim yoktu. artık sırf beşiktaş'ın çocuğu filan diye değil, antalya'da yaptıklarıyla şifo gelsin takıma, mehmet hoca olsun, yine bizim mehmet olsun. yenildikçe çıksın karşımıza, malum amcayı teskin ettiği gibi bizi de teskin etsin.

son olarak, kendime bir takvim belirlemiştim. demirören ibra edilirse maç izlemeyecektim. gs maçını izlemedim. ertesinde istifa geldi. tekrar izlemeye başladım. şimdi kıvanç oktayvari bir adam gelip, yd'nin alias'ı olarak devam edecekse yönetime, benden (dayanabildiğim kadar) paydos. yok "transfer bütçesi sıfır, önce beşiktaş" diyecek cesur adamlar gelirse bank asya'ya ve ötesine razıyım.

forma-aşkı dedi ki...

Hırs yaptım yine yazacağım:)

Maçın son 10 dakikasını kahkalarla izleyecek kadar ruh sağlığım bozuktu.Bu nasıl takım arkadaş,bu siyah beyaz formanın içinde bulunan vücutların çoğu, benim aşık aldığım formanın içinde olmamalı.Kaybetmeyi bu kadar kolay kabul eden bir takım olamaz.Bir tarafta trabzonspor’un yardımlaşmalı,hızlı,agresif oyunu diğer tarafta top ayağında iken uyuşuk,yürüyerek top süren,aman top bana gelmesin diyen Beşiktaş futbolcuları.

Bütün suç tabii ki futbolcularda değil,sene başından beri destek verdiğimiz Carvalhal’in sene başından beri sadece Galatasaray maçı hariç top oynatamaması,ezbere değişikliklerin ötesine gidememesi de can sıkıcı.Takımı sadece defansif bir anlayış üzerine kurup başarıya ulaşacağını sanması,takıma hücüm zenginliği anlamında bir şey verememesi,zenginliği geçtim hücumsal anlamda bir şey verememesi daha da can sıkıcı.

Çok açık ve net;Almeida,Simao ve Sidnei bu takımdan gönderilmeli.Querasma için iyi bir fiyat alındığı an gönderilmeli.Fernandes’e görevinin sadece duran toplarda iyi kesmek olmadığı,ondan çok şey daha beklendiği anlatılmalı,Portekiz grubu dağıtıldıktan sonra performansına bakılmalıdır.

Necip Uysal’a bu blog sahibinin ve bizlerin ne kadar fazla destek verdiği aşikar.Necip Beşiktaş’dır dedik durduk,yine deriz ama sahada her gün geriye giden bir Necip izlemek oldukça üzücü,umarım buna bir dur der.

İbrahim Toraman ile ilgili bir çok arkadaşımla defalarca tartıştım yine tartışırım.Bu adamı nasıl göklere çıkarıyoruz anlamıyorum.Doğru unutmuşum hırslıydı bu adam!!Galatasaray maçında yaptığı gizli asisti,Riera’yı futbola döndürmesini,Trabzonspor maçında Karadeniz sahil yolundan bile daha hızlı hizmete sunduğu otobanı,her maçta defalarca yaptığı,rakibe!!kafayla ceza sahasına ve öldürücü noktalara indirdiği topları,yaptığı komik pas hatalarını aklı selim,futboldan anlayan herkesle sabaha kadar tartışırım.Diyeceksiniz ki İbrahim Toraman’a gelene kadar neler var.Yok arkadaş ben bıktım artık bu adamın hatalarından,maç içinde yalandan millete bağırmalarından,bir de maçtan sonra kötü oynadık falan filan diyor,hadi canım,ciddi olamazsın.Toraman takımda tutulursa tek vasfı Pazar günü Sidnei’in yaptığı –yapamadığı- görev olmalı.Acil durum halinde camı kırınız.

Bir de işin faklı bir boyutu var tabi,gelecek sezon ne olacak.Borçlar,yeni yönetim vs vs hep bir sorun.Öncelikle Mehmet Akyüz,Burak Kaplan ve Alves bu takımda ilk 11 zorlayabilecek adamlar mı koca bir sezon geçmesine rağmen bunun cevabını ben bir taraftar olarak bulamadım,bulabilen varsa,beri gelsin.

Önümüzdeki sezon olmazsa olmaz 4 transfer yapmamız şart.Birincisi çok iyi bir sağbek.İkincisi 1-1’e giden,adam eksiltebilen,güçlü bir forvet.Üçüncü olarak Selçuk İnan tarzı bir orta saha ve son olarak iki kanattan en az birine fuleli bir kanat oyuncusu.Bunlar olmazsa sonuç yine hüsran olur.Umudun var mı derseniz,hiç yok.

Cenk’e sonuna kadar destek verilmeli,İsmail bir basamak yukarı taşınmalı.Ernst,Egemen ve Sivok’a milyonlarca kez teşekkür edilmeli.Ben ve benim gibi düşünen taraftarların,hala sahada istediklerini görebilmelerini sağladıkları için.

Bu başı boşluk gerçekten çok üzücü,özellikle taraftar profilimizin geldiği son durum daha da üzücü.Açıp açıp 4-3’lük Fenerbahçe maçını izliyorum,o maçta yaşadıklarımı,hissettiklerimi düşünüyorum.Sanırım ben Beşiktaş’ı en son orada gördüm,teşekkürler Atom Karınca.Son gole bakıyorum kalede kaleci yok,takım eksik üstelik yenik durumda bile değilsin.Koray topa vurduğu anda tam 5 siyah-beyaz nostalji forması sayıyorum.

Son olarak hep atlıyoruz.Şenol Güneş bana göre bu ülkede futboldan,futbolcu psikolojisinden anlayan en değerli teknik direktörlerden biridir.Geçmişte de hep hakkı yendi,dünya 3.lüğü bile gölgelenmeye çalışıldı.Tebrikler hocam,ülke futbolunun senin gibilere ihtiyacı var.

Unknown dedi ki...

çok özlemişiz yazılarını mustafa kardeşim. uzun zamandır hergün blogu açıp yeni yazı var mı diye bakıyordum bugün bu yazıyı görünce çok mutlu hissettim kendimi. maç önccesi ve sonrası senin yazılarını okumak ayrı bir keyif benim için.

yazı yine müthiş olmuş. ernst'İn son iki maçtır "yeter ulen bütün buraları ben tek başıma nasıl toparlayım" bakışlarını görüp kahroluyorum. bu adamı bu noktya getiren "winger ve striker"larımız sağolsunlar.

neyse tek ümidimiz doğru düzgün ödeme planları yapıp, akıllıca adımlar atacak bir yönetimin gelmesi. dilerim daha da kötüye gitmeden toparlanırız.

Cartalete dedi ki...

tannhauser,

Hoş bulduk. Evet tam fırsatı aslında. Y.D bildiğin gitti, hani başka adayın "yahu zaten satın alır üyeleri, biz hava alırız" gibi bir bahanesi de yok. Keza kısıtlanmalara gidilmesi için de tam fırsatı. Madrid'e gidecek yol parası kalmamışken, kimse oturup yıldız demez herhalde. Diyen de, dediğin gibi azalarak tükenir.

Kaldı ki, kısıtlanmaya gittik diye hedef yapamayacağız diye birşey de yok. Bence daha iyi olur. Quaresma ve Simao'nun olmadığı maçlarda namağlubuz. (5 galibiyet 2 beraberlik). Sorsan iki yıldızı bu takımın yani.

100. yılda hala dillere pelesenk olan o takım da, aslında kemer sıkma politikasıyla kurulmuştu.

forma-aşkı,

İyi ki yazmışsın tekrar, eline sağlık. Nickine uygun bir konsept olmuş yazı da zaten. Bu teslimiyetçiliği felaket rahatsız oluyorum zaten. Dün Noatsamisayla konuşuyorduk. "Yahu bunlar, play-offda 2 maç kaybedip hedeften koparsa; gidip 5 beş yerler şimdi." dedik. Harbiden de öyle... O zamana kadar birşeyler değişse bari.

Unknown,

Eyvallah, ben de özlemişim hem yazmayı hem de buraya düşen yorumları okumayı. Hatta gittim demin, iyi çıkarttığımız maçlar sonrasındaki bazi yorumları okudum blog arşivinde (1-0'lık Dinamo Kiev mesela). Ne güzel muhabbetlermiş, yine öyle bir takım hüvviyetine bürünürüz umarım.

aquila dedi ki...

senin tekrar yazdığını görmek sevindirici, hoşgeldin.

son zamanlarda takımda portekiz esintileri (11'de sayısal olarak) yeniden artarak başlayınca, aynı oranda benimde Beşiktaş maçlarını izleme hevesim azaldı. hatta uzun bir aradan sonra trabzon maçını seyretmek yerine başka aktivitelere yöneldim. geçen sene puan farkı 20-30 olduğunda bile bu kadar uzaklaşamamıştım. zaten isimleri yaldızlı yıldız statüsünde bize gelen hangi futbolcudan verim aldık ki, ben hatırlamıyorum. ya özkaynaktan ya da düşük profilli aldığımız isimlerin futbol adına daha fazla etkisi olmuştu ve ben onları daha çok sevmiştim. münch, pancu, ilhan, tümer, guinti...

ayrıca cenk, ismail ve necip umutlu olduğum isimlerdi. ama pek umduğum gibi gelişmedi oynadıkları futbol. yabancı sınırlamasından dolayı sanırım bu isimler belli bir standart yakalayamadıkça takımın şuanda bulunduğu yerden daha ileri gitmesi de pek mümkün değil.

Uğur dedi ki...

Özlemişiz seni, yazıya katılıyorum ama ilginç bişey de var, son iki maçta atılan üç golde de Quaresmanın payı var, hatta gs maçında Almeida'nın atamadı golün ortasını da o yapmıştı.
Ömer Üründül mode on "futbol çok enteresan bir oyun."

Basar dedi ki...

Hoşgeldin, hoşgeldin, hoşgeldin...

Senin "üst ağların sesi" isimli yazından beri neredeyse maç kazanamıyoruz. Ligde 7 haftada 1 beraberlik, 1 galibiyet, birde çok önemli Braga galibiyeti.

Herkesin bir uğuru var, ben de senin yazmamana bağlıyorum yukarıdaki durumu ve Atletico maçı için çocuksu bir umudum var şimdi! (lütfen yanlış anlama tekrardan Allah rahmet eylesin, tabi ki de yazmayacaktın. Benimki sadece çocuksu bir bencillik)

Senin dönüşünle birlikte inşallah ideal defan 4lümüz de geri dönüş yapar. Pektemek'i forvette, (Simao + Q7)-1'i sahada görmek istiyoruz! Hayırlı olsun, Allah sana ve ailene başka acılar yaşatmasın.

Cartalete dedi ki...

aquila,

Hoş bulduk. Bahsettiğin "düşük profilli oyuncuların, genellikle takımın esas oğlanı olması" durumu, çarpıcı bir Beşiktaş gerçeğidir. Aksini beceremiyoruz. Yani, aslında daralma adı altında bir transfer politikasıyla; sportif açıdan da başarıya daha yakın oluruz bence.

Uğur,

Esas sorun tam da bu zaten. Takımın başka hiç bir hücum planı olmayışı can sıkıcı. Quaresma 2 kişi arasından kurtulsun da, orta kessin de, biri tamamlasa da gol bulsak beklentisi... Arada da, "inşallah sinirlenmez de kırmızı görmez" diye bekleme durumu var. Haliyle tüm asistler onda toplanıyor.

Bu Quaresma'nın suçu da değil tabi. Ya da bu konuda en az suçlu o belki de. Ama can sıkıcı bir durum ve kısa vadede, bu kolaycılığın bir şekilde halledilmesi gerekiyor.

Basar,

Hoş bulduk. Olur da, Madrid'den iyi sonuç çıkarsa yazısız bırakmam blogu o halde. :) Son cümlendeki duana kocaman bir amin! diyor ve teşekkür ediyorum.

ERKUT dedi ki...

Güzel ve özlenen bir yazı olmuş Bir küçük düzeltme Şota 7-1'lik maçta ilk kez Trabzonspor forması giymiş ve Trabzonspor'un tek gölünü kafa ile atmıştı.

Cartalete dedi ki...

Evet, baktım şimdi ben de. O sene devre arası gelip, sene sonuna kadar 15 gol atmış. Sonrasındaki golleri aklımda kalmış demek ki.

enorton dedi ki...

Önce hoşgeldin diyorum sevgili Mustafa, inan maçlardan sonra buraya girip yazmak adet olmuş 2-3 maçtır her maçtan sonra içimdekileri dökmek istiyordum. Tam kendi blogumu açacaktım ki sen yetiştin :)

Biraz uzun ve karışık yazabilirim öncelikle özür diliyorum. Aklıma gelen ne varsa ufak ufak paylaşmak istiyorum. Öcelikle bugün forzanın girişini gördüm ve beğendim, hocanın arkasında durulması çok güzel. Hoca oyuncular arasında resmen eşitsizlik yapsa da, göz göre göre yanlışlarını tekrarlasa da, Beşiktaş'ı ligden erken koparsa da güzel. Zaten geçen sene taraftar hep Schuster'in de arkasındaydı, onca kötü sonuca rağmen. Bu taraftara bir tek Mustafa Denizli yaranamadı. Nedenini bilmiyorum ama ona en küçük jest bile yapılmadı. oysaki çifte kupalı şampiyonluk geldi döneminde. Ertesi yıl kadıköydeki FB maçına kadar lig yarışının içersindeydik. CL de deplasmanda Manuyu yendik, ligde FB ye 3 attık. Ama o zaman forumları okuyordum Denizli savunma oynatıyor yae, Denizli gençleri oynatmıyor yae. Evet şimdi Carlos, gençleri oynatıyor değil mi :) Savunma da oynatmıyor, daha doğrusu hiçbişey oynatmıyor. Ama çok iyi adam çok sempatik. Denizli çok kötüydü, hiç de sempatik değildi pis pis sırıtıyordu. Ameliyattan sonra koşa koşa Antepte takımın başına geçmişti. Acısı yüzüne yansıyordu, ilk kez kulubeden maç izlemişti. İnönüde kendisini tribune çağırıp "yeterki korkak oynatma" diyen taraftara göğsündeki BJK armasını okşayarak cevap veriyordu. Beğenmeyen gelmesin, çok da pepino demek yerine... Neyse Denizli hala içimdeki yaradır. Metin Keçelinin "onun kovulup Schusterin geldiğini TV den öğrendim" açıklamasını okuyunca aklıma geldi birden Büyük Mustafa.

Aynı Keçeli Gs maçından sonra ERNST Q7 kavga ettiler de dedi. Nasıl etmesinler ki, bir tarafta 2 senedir parasını alamadığı halde her maç aslanlar gibi oynayan ERsnt. Diğer tarafta tıkır tıkır parasını aldığı halde kafasına göre oynayan, bir maç oynayıp diğer maç kırmızı gören 2-3 maç oyanmayan, sonra sakatlanıp ülkesine giden 1 ay sonra göbekli halde geri dönen ve gelir gelmez 11 başlayan, maçlarda savunmaya yardıma gelmek ne kelime kendi kaptırdığı topu bile kovalamayan Q7. Ama açın bakın haber1903 deki yorumlara büyüksün q7, abimizsin, süperstarsın... Bize herşey müstehak.

Edu hocayla konuşmuş, hoca senden çok memnunum demiş. Q7 gelmiş hemen 11 başlayınca Edu şok olmuş, ogün çalışmayı bıraktım diyor. Atakan Kurt twitterda yazdı bunları. Sen Edu deyince aklıma geldi.

yılda 60 milyon Avro ödeniyormuş şuanda futbolcu maaşlarına. Peki karşılığı nedir? ligde 4. olmak mı? Bir derbi bile kazanamamak mı? Böyle rezalet olamaz. Sene başında elimizde Atınç varken Sezer Özmen varken, Toraman, Ersan, Sivok un yanına gittik bir de Sidnei kiraladık. Sonra gittik Pektemek ve Mehmet Akyüz varken Eduyu kiraladık, A2 ye Alvesi aldık. Böyle saçmalık olabilir mi?

Şuanda bek yok takımda Doğukan Adanaya kiralanmış devre arası, 1000 tonluk Sidnei oynuyor Atınç oturuyor insan kafayı yiyecek. Simao- Q7- Almeida üçlüsünün toplanmının getiridği katkı Yusuf- bobo- Tello üçsünün 4 te 1 değil. Oysaki bu adamları karşılamak için kafamıza huni takıp havaalanına koşmuştuk. Denizli olsa bu adamlar gelmezdi yae, Schusterin ismine geldiler demiştik. Geldiler de ne oldu? Derbilerde esip gürledik mi, şampiyon mu olduk, yarıştan mı kopmadık?

4-3-3, 4-2-3-1, 4-4-2 bunları sabahtan akşama kadar tartışırız olay bu değil bence. Ben bu çeteden artık tiksinmeye başladım. Bir takımda her hafta oynayan adam parasını alamıyorsa, arada bir oynayan parasını alıp bir de el üstünde tutuluyorsa o takımdan hayır gelmez. Tabi hoca da buna çanak tutuyorsa o hocadan da hayır gelmez.

Atletico Madrid maçlarından hiç umudum yok, İnşallah yanılırım. Sene sonu Fernandes, Ersnt, Hilbert, Sivok dışındaki tüm yabancılardan kurtulup adaletli bir hoca ile yola çıkıp yeni bir başlangıç yaparız inşallah.

ihsan dedi ki...

Abi hoşgeldin öncelikle :)
Takıma diyeceklerimin çoğunu söylemiş arkadaşlar. Tekrara gerek yok. Benim şikayetçi olduğum nokta; rotasyon. Tamam takımı çok bozmamak gerek, istikrar falan. Ama biz sürekli kaybeden takımı bozmuyoruz. "Acaba" dedirtecek isimlere hiç şans vermiyoruz. Veli, sene başında gayet normal başlamış, 18 oyuncusu izlenimi verirken bugün takımın en verimli 2 yerli oyuncusundan biri.(diğeri Egemen). Bunu sürekli süre alarak, maç oynayarak yaptı. Ki artık direk 11 oyuncusu. Benim a2'den izlediğim kadarıyla Burak Kaplan'da bu etkiyi yaratabilecek bi isimdi. Ama kaybolup gidiyor gün geçtikçe. M.Demirci A2 beni kesmiyor dercesine goller atıyordu oynadığı maçlarda. Bu sene aldığı süre sıfır, bildiğin 0. Ki bunlar olurken en çok maç oynayan takım unvanı sırtımıza yapıştı 3 yıldır.

Başkanlık için gönlümden geçen Sinan Vardar'dır. Tabi bu gönlümden geçen isim. Çünkü reel politikaları, ekonomik durumu düşündükçe içim içimi yiyor. Sonumuzu iyi görmüyorum. En çokta bugün Antalya deplasmanını 4 golle geçen şu jenerasyonu kaybedeceğimize üzülüyorum.

rivaldo dedi ki...

Öncelikle hoşgeldiniz.İnşallah şu sıkıntılı günlerde Beşiktaş hayatınıza biraz keyif katar, biz de yazılarınızdan mahrum kalmayız.

Herhalde sürekli konuşulan dibi görme durumu yakında gerçekleşecek kulüp adına.Bu durumdan Beşiktaşın tek kurtuluş yolu kendi özdeğerlerine dönmek gibi görünüyor.Yeni yönetimde kim olursa olsun bir yerde bunu gerçekleştirmeye mecbur kalacak.Bu süreçte taraftarında biraz sabır göstermesi ve takımın arkasında olması gerekli tabi.

Dünkü A2 maçının gollerini youtube a yükledim.Bilgisayardaki bir sorundan dolayı görüntü biraz kalitesiz oldu.Bundan sonra da ara ara hem maçlarla hem de oyuncularla ilgili video yüklemeye çalışıcam.Belki bu oyuncuları tanıdıkça taraftar bu konuda daha fazla destek olmaya başlar.

http://www.youtube.com/watch?v=IcgF3mZ6AfQ&feature=youtu.be

SYLPHYSTERIA dedi ki...

mustafa başkan olsana be aga

Cartalete dedi ki...

Hoş bulduk arkadaşlar.

rivaldo,

Eline sağlık, çok hayra geçti. Merak ediyordum golleri. Ali İhsan yine 3 metre olmuş kafa vuruş anında :) E artık bekleriz düzenli şekilde gol görüntülerini, BJK TV'si olmayanlar için.