Değişim?

Futbol basit bir oyundur. Yeni bir teknik direktör gelir, ama transferlerden pek haberi olmaz ya da transferlerin üzerine gelmiş olur. Çarpık bir kadro kurulur, “al götür” denir. Kısa bir dönem de olsa işler iyi gidiyor gibi gözükür… Hatta Avrupa’da da başarılı olunur. Ancak sadece maaş anlamında zengin olan dar kadro, biraz sakatlık yaşayınca hemen tepe taklak olur. Hedefler bir bir yitirilirken, sezon mutlaka Tayfur Havutçu ile bitirilir…

Beşiktaş için iki senedir futbolun tanımı böyle. İki sezon da birbiriyle benzerlikler taşıdı, arada bir tek kupa farkı olacak gibi. Ki, belki bu sene de Bolu maçından önce teknik direktör değişseydi, kupada da devam ediliyor olabilirdi. Hatta play-off’un avantajından faydalanılıp, Süper Final’e de daha iddialı olunabilecek puan farkıyla gidilebilirdi…Dünya’nın her yerinde olduğu gibi, Beşiktaş’ta da böyle bir kan değişimi kısa vadede sonuç getirecektir. Zaten yönetim de ilk etapta bunu planlıyordur. Seneye devam etmeyeceği belli olan bir hoca ile play-off’ları riske atmak istememiş olmaları doğal. Lakin yerine gelen teknik direktörle, bu değişimin adı ne kadar “değişim!” oldu, orası tartışılır. Hatta tartışılmaz!

Varsayalım o tape’ler hiç ortaya çıkmadı. Tayfur Havutçu, elindeki oyuncuları Beşiktaş’a kakalamaya çalışan bir menajer ile yaptığı muhabbette; İbrahim Akın’a izafeten “söyle, iyi oynarsa gelemezsin de hehe” gibi bir diyalog yaşanmadı. Beşiktaş’ı şike tartışmaların kucağına hiç atmadı hatta Guti ve Ersan’a ibne demedi… Bu takımın düşüş yaşadığı, oyuncuların antrenöre ana-avrat sövmeye başladığı dönem, Tayfur Havutçu’nun “futbol genel direktörlüğü” zamanına denk gelmedi mi? Sonuçta, kötü giden bir süreç de o da vardı ve bu değişim sonucunda gitmesi gerekenler arasında onun da olması gerekiyordu.

Velhasıl, Beşiktaş’ta “kan değişimi” adıyla yaşanan bu olay, benim gözümde “hatalı kan nakli” niteliğini taşıyor. Elbette takım skor anlamında bir ivme yakalayacaktır, futbol doğasının kanunu budur. Ancak benim play-off hevesim ve derbi zevkim, tedaviye yanıt vermeyecektir. Gönlüm bu işe hiç razı değildir…

Kendi adıma yapılması gereken neydi, onu da söyleyeyim. Carlos Carvalhal’le ayrılık kararını pek yanlış bulmuyorum açıkçası. Fikret Orman, ilk paragraftaki alışılmış düzeni bozmak adına, çalışacağı teknik direktörle uzun vadeli düşüneceğini söylemişti. Bu Cavalhal olamazdı bana göre, öyle bir emare vermedi açıkçası. Hal böyleyken, git gide kötü giden takımı, bol derbi yaşanacak sürece aynı motivasyonla atmak olmazdı.

Ama gelen Tayfur Havutçu olmamalıydı işte… A2 hocası Metin Uzun olurdu mesela, nam-ı diğer Metin 3. Büyük Metin, Küçük Metin kontenjanının dolmasıyla, adam yıllarca cyborg modeli gibi “Metin 3” adıyla anıldı. Sırf bu nedenle çocukluk kahramanlarımdan biriydi, benim için camiaya geçen hakkı Tayfur Havutçu’dan daha fazladır.

Hazır, yeni yönetimin alt yapıya da merakı var iken; böyle bir hamle daha samimi olurdu diye düşünüyorum. Mesela her maçta en azından 1-2 genç oyuncunun formaya ısıtılması talimatı verilebilirdi. A2 oyuncularının hangisinin üzerinde durmak gerektiğini, hangisinin A Takım’a daha hazır olduğunu, ondan daha iyi bilen yoktu nihayetinde…

Hiç olmadı Ernst olsaydı geçici teknik direktör. Rüştü olsaydı, hazır saç uzatmışken Aurelio olsaydı, ama Tayfur Havutçu olmasaydı yahu… Carvalhal’i umarım bu ligde tekrar görürüz ki Anadolu’da görev alması çok muhtemeldir. Gideceği takım da sempatimi kazanacaktır, orası kesin.

Not:Daha teknik ağırlıklı olacak olan, Carvalhal’li sezon geçmişi ve play-off öncesi takımın durumunu, Hayatım Futbol dergisine yazacağım bu hafta. Onun da haberini vereyim, yayınlandığı anda tekrar bilgi veririm.

35 yorum:

Unknown dedi ki...

Aslında Beşiktaş’ın bu sezonu iki şekilde analiz edilmesi lazım. Birincisi Aralık-Ocak ayı dönemleri, ikincisi de sonraki dönem. İlk dönemlerde Beşiktaş UEFA’da kendi tarihinin en iyi ikinci dönemini elde ederken, ligde de iyi bir seri yakalamışken tabiki aynı hoca ve aynı hocalar vardı. Tabiki sonra bazı şeyler iyi gitmedi, bunun değerlendirmesini sizlere bırakıyorum.”

carvalhal burda açıkça tayfur'u işaret ediyor. takımın düşüşe eçmesi ile tayfrun'un içerden çıkmasının aynı döneme denk gelmesi tesadüf olamaz bence. neyse konu zaten yeteri kadar sıkıcı yazası gelmiyor insanın

yolun açık olsun güzel adam carvalhal, hayat boyu antep maçındaki gibi mutlu olursun inş.

ceyhun dedi ki...

üstad bana kalırsa imkansızı istemişsin yönetimden. eski yönetim tayfur'u oraya dikmişken, hoca anlamında kan değişimine ihtiyaç varken tayfur'u değil de A2 hocasını getirmek hiçbir yönetimin bu piyasa ortamında yapabileceği şey değil.

gazetelerde yazan televizyonlarda yorum yapanların hallerine, hedef gösterme alışkanlıklarına -alçaklıklarına- bakılırsa yönetimin bu ateşten gömleği giymesi çok zor olurdu. hele ki daha iş başı yapalı bir hafta olmamış, eşe dosta güven aşılama şansını daha yakalayamamış bir yönetim bunu yapamazdı. tayfur ve A2 hocası dışında 3 haftalık hocalık yapacak başka biri de yok. ya carvalhal kalacaktı ya tayfur gelecekti.

tamam içimize sinmiyor tayfur'un gelişi ama bence en mümkününü yaptı yönetim. eleştiremiyorum o açıdan. yeni yönetim geldiği gibi ya tayfur'u gönderecekti(tapelerde çıkanlar yüzünden) ya da suların durulmasını bekleyecek, güven ortamının oluşması adına gerilim yaratmayacaktı. mantıksız gelmiyor bana bu eylem.

Cartalete dedi ki...

Hem bir üstteki yorumda, hem de Carvalhal'in belirttiği gibi, takım düşüşe Şubat'la birlikte başladı. O zamanlar Tayfur Havutçu da vardı ve görevdeydi. Teknik heyet görevinden alınıyorsa, ikisi de alınmalıydı.

Hiç olmadı, Havutçu mevcut görevinde kalır, A2 hocası takımı 7 maç idare ederdi.

Neyse, hayırlısı artık.

enorton dedi ki...

@ceyhun +1

Aynen ben de sana katılıyorum. Tayfur'u hiç istemesem de Carvalhal yerine şu aşamada en doğru tercih o gözüküyor yönetim açısından. Takımın hocasıyken haklı ve ya haksız 6 ay tutuklandı, yerine geçici hoca geldi. Geçici hoca koculunca asıl hoca tekrar göreve geldi. Bence de doğrsu budur. Tayfur'a ikinci bir şans verilmiş oldu. Zaten bu ortamda daha lig bitmemişken başka hoca da getirilemezdi. Ya Metin 3 gibi alt yapı hocası ya da Tayfur tekrar gelecekti. Senin de dediğin gibi Metin hoca falan getirilse, basın Tayfuru yediler cart curt diyerek bir sürü iş çıkarırdı. Yeni yönetimin bu riskleri alamaz. Tayfur Havutçu playoffları çıkarsın sonra bence büyük ihtimal yolcu zaten.

enorton dedi ki...

Bu arada hoca bence Tayfurun hapisten çıkmasını değil, Tüpçünün kulubu boşlayıp TFF ye kaçmasını işaret de ediyor olabilir. Neyse güzel adamdı bu Carlos, onu hep iyi anılarla hatırlayacağız. Liderin 20 puan gerisinde kalmak da dert değil ama sırf şu gençlere bakış açısı yüzünden bile gitmesi hayırlı oldu.

box2boxMC dedi ki...

@ceyhun +1
Her ne kadar Tayfur'u hic sevmesemde yonetimin yapacagi tek hamle buydu. A2 nin basinda daha parlak ve basarili biri olsa (sergen mesela) dusunulebilirdi belki ama malesef su an tek care bu.
Tabi simdi sezon sonuna kadar ki surec onemli. Herkes Tayfur basarili olursa kalir diyor. Hangisini sececez? 2. Olup sampiyonlar ligine gidip onumuzdeki senede capsiz Tayfurla devam etmek mi ? Iyicene dibe vurup Bilic vs tarzi daha vizyon sahibi bir TD mi? Valla zor.

alper dedi ki...

Neden illa Şubatta birinin dışarı çıkması yada birinin TFF ye kaçması konuşuluyor ki.Simao iyileştikten sonra Q7 ve Simao ikilisini tekrar oynatmaya başladığı döneme denk gelmedimi bu düşüş.Onun hesabı neden sorulmuyor.Eğrisi doğrusuna denk gelmiş Simao sakatlanmış ve mevcut kadrodan iyi bir 11 çıkmıştı Carlosa rağmen.Simao iyileşti Carlos çomağı soktu dönen tekere.
Güzel insan da safsatadan ibaret bana kalırsa.Gençlere kurabiye verir gibi forma diyemem adam Antep Belediye ve Bolu maçlarında tek bir gence forma vermemiş adam tam kendisine sövülmeye başlanacağı zaman Muhammed hamlesi yapıyor.Güzel insan değil Çakal Carlos olur onun adı.Bu sene açın bakın yaptığımız 50 ye yakın maçta kaç oyuncu değişikliği ortalaması ile bitirmiş maçları bu güzel insan.Bu yazdıklarımdan sonra Carlosu kötülüyor Tayfurcu bu adam diye anılmakta istemem.Tayfurdan fitbolculuğu zamanında da hazzetmezdim hala hazzetmiyorum.Ne Tayfur ne Carlos bu takımın hocası olmaz olamaz.

Belki alakasız gelecek ama bana göre Carlos daha ilk gün bir kaybeden olduğunu göstermişti.Hatırlarmısınız bilmem ama lig tv de tüm teknik direktörlerin katıldığı programda Sayın Karaman Sayın Özat Sayın Bakkal Sayın ildiz denirken Bana Carlos deyin yeter diyen bir adam bana ilk 4 yeter dedi bugün.Neden şaşırdınız ki?

Cartalete dedi ki...

ceyhun,

Bence de rasyon bakışla haklısın. Ama düzeni bir yerden itibaren çevirmek gerekiyor. Hani, "basın çullanmasın, Tayfur gelsin" mantığından ziyade, "Beşiktaşlı çullanmasın, topçusuna küfreden adamı hoca yapmayalım" mantığı ağır bassın artık.

O yüzden her ne kadar gerçekdışı görülse de, biz doğru bildiğimizi söyleyelim derim.

sezmik dedi ki...

http://sairlerparki.blogspot.fr/2011/12/besiktasn-cakma-evlatlar.html

...

planck dedi ki...

Metin Hocayı kimse sallamazdı ama Koch gelseydi bence tayfura kıysala çok daha iyi bir iş yapmış olurdu yönetim. Tabi Koch'un Metin'nin veya bu mevkilerden birinin seçilmeme sebebi olur da hiç maç kazanamazsak "bu adamla olmaz tabi yönetim ilk sınavından sınıfta kaldı" türünden yorumların ortaya çıkmasını önlemek olabilir.

Celal Abbas dedi ki...

Bir hayalim var. Belli bir değerleri olan bir kulüp. Hayalim var hiçbir futbolcu bu değerlerin üzerinde kendini görmeyeceği. Bir hayalim var Futbolcuların tüm verimlerini vermek zorunda hissedecekleri bir kulüp değerleri olan. Bir hayalim var Kulübün futbolcularının ve teknik direktörünün tam bir profesyonelce çalışıp tüm emeklerini verdikleri.

Bir şeyi değerli kılan sahip olduğu değerlerdir. Bu değerlere sahip çıkılmasıdır. Eğer bu değerler eğilip bükülmeye başlandımı artık herkes futbolcusuda teknik direktörüde bu değerlerin bir yerini eğip büker ve kendini kulübün üzerinde görmeye başlar. İstikrarsızlık başlar.

Değerler bize kim olduğumuzu ve hedeflerimizi gösterir.

ceyhun dedi ki...

tabi tabi, doğru olan her zaman söylenmeli. Ama kimseden yapamayacağı şeyi de beklemeyelim derim ben. Altınsay yönetimi başta olup bunu yapsaydı saygınlığını kaybederdi gözümüzde ama bu yönetimden bu kadar.

Dedikleri gibi işleri profesyonellere bırakacakları sözlerini tutsalar o bile yeter.

Bu arada koch önerisi iyiymiş o daha mantıklı bir çıkış yolu olurdu bu problemden.

Basar dedi ki...

Beşiktaş'ın emanetçi hocası Carvalhal değil Tayfur Havutçudur!

Kendisi Seba kıyağı ile senelerdir Beşiktaş'ta yancılık görevi yapmaktadır! Şu an Beşiktaş'a verdiği zarar, neredeyse Demirören'in zararı ile eşit. Arkadaş yüzünden şike davasında yagılanmaktayız. Ocak ayında hapisten çıktıktan sonra Beşiktaş'ın nereden nereye geldiği de belli!

Ayrıca Beşiktaş teknik direktörü ADAM olur! Oyuncusuna "ibne" diyecekse yüzüne söyler, arkasından menejer bozuntularına söylemez.

Kısaca, Tayfur Havutçu Beşiktaş'ın değil Seba'nın çocuğudur. Torpillidir. Hadi Seba'nın hatrına olabilir diyelim... Ama Seba kültüründe menejerler ile abuk subuk muhabbetlere girmek var mıdır? Oyuncusun arkasından küfür, dedikodu yapmak var mıdır?

Sayın Seba, Beşiktaş'ı böyle birine emanet etmekten yüreğin sızlamıyor mu? Artık yeğenine "çekil kenara" demenin zamanı gelmedi mi?

Bunlar işin ahlaki boyutu. Bunun yanı sıra bu arkadaşın doğru düzgün bir teknik direktörlük kariyeri yok. Karakter ve duruş olarak Beşiktaş'ı taşıyamadığı gibi bilgi ve birikim olarak da Beşiktaş'ı taşıyabilecek kapasitede değil!

Eğer "Beşiktaş'ın çocuğu" Tayfur Havutçu olacaksa ben bundan sonra Beşiktaşlı değilim! Ben Küçük Metin,Recep, Ulvi,Gökhan,Kadir, Şifo, Şenol,Zeki,Rıza Kaptan,Metin,Ali,Feyyaz kültürü ile büyüdüm. Bu adamların hepsi hala adam gibi adam! Hiçbiri ne Beşiktaş'ta aldıkları görevlerde ne de dışarıda yaptıkları görevlerde Beşiktaş'ı utandırmadı! Tayfur yüzünden resmen yerin dibine göçtük!

Yeter artık Beşiktaş'ın sırtından geçindiğin. Allah rızası için git ve bir daha da gözümüze gözükme!

orkhon dedi ki...

Havutçu ilk iş olarak Hasan Türk'ü a takıma çıkarmış.

Cartalete dedi ki...

Evet öyle haberler var ama eleman Gençler deplasmanında oynadı A2 ile, hatta kırmızı gördü.
Karabük kadrosuna alındı diyorlar, nasıl oluyor o iş bilmiyorum.

box2boxMC dedi ki...

benim yine kadro yapasım geldi..

cenk

hilbert-sivok-egemen-ismail

transfer-h.türk-ferdy-erkut

bobo-pektemek

şu erkutla h.türk galatasaraydaki semih ve emre çolak gibi cuk die otursa takıma keşke...bobo'yu da sıkıştırdım araya...1-1,5 m a ondan iyisini bulamayız bence..

WiLdHoney dedi ki...

Cezalı oyuncu oynatmaktan bir 3 puan sildirelim tam olsun artık.

rivaldo dedi ki...

Carvalhalin özellikle son dönemde takımda kalmayı amaç haline getirdiğini düşünüyorum.Yönetim değişimi sonrası Burak hamlesi, kadroda bile yokken yoldan çevrilen Muhammedi ilk süper lig maçına alakasız bir zamanda çıkarması.Ama son 16 maçlık performansı hiçbir mazaretle geçiştirilemezdi.Gidişi bence de doğru oldu.Ama madem sezon başı başka görevler için düşünülmüştü, o görevde devam edebilirdi.Tayfur Havutçu'nun gelişinin pek yorumlanabilir bir tarafı yok zaten.Benim için orda karakterli insanların oluşu Beşiktaşın başarısından öncedir her zaman.(Anlaşma sonraki sezonu da kapsıyormuş.)

Hasanı kadroya alamıyor, tekrar bakındım Tff de U-18 dahil 7 Nisana kadar Beşiktaşın katıldığı herhangi bir resmi müsabakada oynayamıyor.Anlamadığım madem gençlerbirliği maçında oynayamıyor, o zaman kartalspor A2 maçında oynasın.Ya da A-A2 takımda düzenli maça çıkan bir oyuncunun A takımdaki cezası A2 takımına nasıl ansır? TFF bu kuralları daha açık bir şekilde yayınlamalı.

Ayrıca bu hafta sonu oynanacak Aegon kupası var.Grup sonrası maçları Eurospor ayınlıyormuş.Grup maçları da internet üzerinden yayınlanacak.(Ajax Facebook sayfasında link var).Muhammed de giderse, Ümit, Fevzican falan güzel bir kadroda oluşur.

enorton dedi ki...

Şirketimiz ile Tayfur Havutçu arasında yürürlükte olan Beşiktaş JK Futbol Takımları Genel Direktörlüğü sözleşmesi feshedilmiş olup, Havutçu'nun 2012-2013 sezon sonuna kadar Futbol A Takımı Teknik Direktörlük görevine getirilmesi konusunda anlaşma sağlanmıştır. Anlaşma karşılığında Tayfur Havutçu'ya 2011-2012 sezonu için 585.000 TL, 2012-2013 sezonu için ise 1.500.000 TL ödenecektir.

Basar dedi ki...

Sinsi Tayfur hadi gözün aydın!

Sana Sivok'un sözleşmesini devam ettirmeyip, "ibne" Ersan'ı satıp, Kemal Tokak'ı Beşiktaş'a kazandırmak yakışır!

Sayın Fikret Orman siz bu kulübü yönetemezsiniz, 1 haftada belli oldu!

Sayın Süleyman Seba siz artık benim Onursal Başkanım değilsiniz!

Fly like an eagle dedi ki...

Sevgili Mustafa kardeşim.. Senden şu Tayfur'un oynatması muhtemel futbol ve takımın futbol geleceğine dair sağlam bir analiz bekliyorum.. Şimdiden kolay gelsin..

enorton dedi ki...

Carlos'un Güntekin Onayla yaptığı söyleşiyi dinledim ve çıkardığım sonuç şu; Carlos ciddi olarak seneye de kalacağını düşünüyormuş. Gönderildiğine şaşırmış.

Sanırım ona sene başında hoca sen playofflara kalsan yeterli demişler, o da kendini başarılı görüyor haliyle. Beşiktaş'ın büyüklüğünü kavrayamamış bence, yani şöyle söyleyeyim bakmış son 10 yıla 2 şampiyonluk var. Geçen sene 5., ondan önceki sene 4. olmuş bir takım. Bu takım zaten bu demiş anlaşılan, 4. olduk playoffa kaldık, UEFA da belli bir yere geldik ben başarılıyım diyor. Beşiktaş'ı İspanyadaki Real- Barçadan sonra gelen Valencia, A. Madrid gibi düşünüyor sanırım.

Neyse hayırlısı olsun. Beşiktaş'ın büyüklüğünü içselleştirebilen hoca lazım bize öncelikle. Taktik, sistem, oyuncu seçimi falan sonraki işler.

Fly like an eagle dedi ki...

Epeyden beri paylaşmak istediğim bir gözlemimi aktarmak istiyorum. Spor basınının haber yapmaktaki üslubu malumunuz çok önemli. Camiamıza dair olanlarıyla alakalı ise - sağolsun eski başkan - son 10 yılda özellikle Beşiktaşımızla yanyana kullanmak zorunda oldukları kelimeler dikkat edin şunlar: Şok, çılgınlık, skandal, fiyasko, kriz, sıkıntı, taraftarları üzücek haber, çete, coşmak, olağanüstü, itiraf, kırgın, son şans, huzursuzluk vs vs .. Sanki bir departman var basında ve Beşiktaşımız sürekli olarak negatiften, sorundan sıkıntıdan, çözümsüzlükten, huzursuzluktan beslenen ve kaderi bu olmak zorunda bir kurum gibi gösterilmekte. İşte çözülmesi gereken temel sorunlardan belki de en önemlisi budur aslında. Kamuoyu oluşturmak konusunda maalesef yıllardır hep üzerimize oynandı , oynanıyor ve oynanacak.Daha beteri bu tarz haberlerin kaynağı da bizim takım muhabiri geçinen tipler olduğunun artık aşikar olması. Son 10 senede ortaya çıkan gazlı taraftarın ortaya çıkmasının temel sebebi de bu tarz habercilik zaten. Çözüm mü? Sanki bu nefret, iftira, düzen yapan departmanlara en az onlar kadar sistemle cevap verecek bir basın departmanı kurulup atağa karşı atak şeklinde bir çözüm geçiyor aklımdan.. Sen ne dersin Mustafa kardeşim?

Cartalete dedi ki...

Beşiktaş muhabiri diye yıllarca gezinen adamın, Aziz Yıldırım köstebeği çıkması ve buna rağmen hala daha provokatif sorularıyla birlikte görevine devam edebilmesi: "basının Beşiktaş'ı dış kapının mandalı görmesi - buna ses çıkaracak gücün olmaması" dengesini açıklıyor zaten.

orkhon dedi ki...

Yeni sezon için Yasin Öztekin ile prensipte anlaşılmış. Uğur Boral söylentileri de var. Simao'dan sonra sola iki yerli alternatif hiç fena olmaz.

Fly like an eagle dedi ki...

Yasin , Erkan Kaş'tan daha iyi midir ?

Cartalete dedi ki...

Yasin hakkında çok fazla fikrim olmamakla birlikte, yeni yönetim de alt yapıdan doldurabilecek alternatif boşluklarını, vasat yerlilerle donatırsa işimiz var demektir.

rivaldo dedi ki...

Bazen konu dışı oluyor ama buraya yorum yazanların çoğu altyapıyı da merak ettikleri için burada paylaşıyorum.Umarım kızmıyorsunuzdur :).

Turnuva kadromuz
http://www.ajax.nl/Nieuws/Nieuwsarchief/Nieuws-artikel/Uitgelicht-Man-United-Besiktas.htm

Yayın linki :
http://www.facebook.com/afcajax/app_219123628185431

Yarın ki(12:30) ajax maçımızı yayın programına almışlar.Artık gruptaki duruma görede sıralama maçı yayınlanır.Eurosportu olanlar ordan türkçe olarak izleyebilir.

Cartalete dedi ki...

Estağfurrullah, söz konusu Beşiktaş'sa alt yapı her zaman konu içidir. :)

Hadi bakalım, Ümit Karaal'ı izlemek için iyi fırsat. Paylaşım için teşekkürler, hiç haberimiz olmazdı yoksa netten izlenme hususu.

rivaldo dedi ki...

Turnuvada beklediğim oldu denebilir.Bizim çocuklar alışık değil tabi böyle durumlara.Ajaxın 3 forveti bizde olsa belki biz atardık o farkı.Beklediğim gibi Alperen ve Ümit biraz daha göze battılar.Fevzicanın ise bir problemi var galiba.Bugün Manchestera karşı daha üstün oynamışız , bir top da direkten dönmüş.Ama 2 hata yine 2 gol olarak dönmüş.Türk futbolunun genel problemi galiba bu.
Maç özeti http://www.ajax.nl/Ajax-TV/Man-United-naar-halve-finale.htm
11 numara Alperen Doğan.

rivaldo dedi ki...

Milanı 2-1 yenmişiz.Maç özeti burda var.
http://www.ajax.nl/Ajax-TV/Besiktas-verslaat-Milan-en-eindigt-7e.htm

u-16 6-1 lik Gs maçı
http://www.youtube.com/watch?v=zVfgECUqJGE&feature=youtu.be

A2 de Muhammedin golünüde akşam eklerim artık.17.25 de maç yayını varmış.

Cartalete dedi ki...

Eyvallah Rivaldo.

Bu Furkan tam bir italyan striker. Direkt gole meyilli çocuk. Hakkında yazı yazmak şart oldu artık.

ramon sanchez pizjuan dedi ki...

Carvalhal'ın gidip, Tayfur Hoca'nın takımın başına gelmesi son birkaç yıldır alışılagelen sezon finali oldu bizim için. "İyi" ama "başarısız" "adam" gidince seyirciler bu sefer televizyon başından mutlu kalktı. Yalnız bu seneyi diğerlerinden ayıran fark, sezon başında kimsenin-görece iyi kadroya rağmen- şampiyonluk için heyecan duymamasıydı. Bunda federasyonun ligin tadının kaçması için yapmadık şey bırakmaması da etkili oldu.

Sezonu bir kenara bırakırsak, Beşiktaşlı'nın konuşması gereken çok daha önemli sorunları olduğu bir gerçek. Hala Yıldırım Demirören'in hükümdarlık koltuğundan inmesinin şaşkınlığını üzerinden atamadık. Yeni başkan, yeni heyecanlar yerine gerçekleri koyunca karşımıza "delirt bizi başkandan", "öz kaynak- alt yapı- şampiyonluk üçgeni " noktasına geldik.

Daha önce değinmiştim; ben bir futbol organizasyonunda teknik adamların payının en az %40-50 olduğuna inanırım. Kısa dönemlerde bu katkı %50’nin de üzerine çıkabilir. Bu yüzden takımların oyunculardan çok teknik adamlarının karakteri ve futbol görüşünün daha önemli olduğuna inanırım.

Beşiktaş, Fikret Orman’ın değimiyle “küçülmeye” gidecek. Mali anlamda küçülme, sahada yer alan formaların arkasındaki isimlere de yansıyacak, görünen o. Hoş Holoşko-Orelyo-Rüştü “futbol silindirinin” yıllık 10 trilyon kazandığı bir takımda, yıldızlardan çok yıldızsızları göndererek mali anlamda rahatlamanın sağlanması futbol takımının başarısı ve devamlılığı için daha mantıklı gözüküyor.

Beşiktaş bir değişimin içine giriyor. Biz küçülüyoruz derken, tribüne gelen insanları Ekrem Dağları, Eduları,Orelyoları izlemeye mecbur bırakılacaksa, futbol takımın kapısına kilidi vurmak daha faydalı olur. O yüzden Beşiktaş Kulübü bu süreci iyi yönetmek zorunda. Bunun en önemli noktası da sahada futbolcuların ortaya koyduğu futbol anlayışıyla başlamalıdır.

Bu bağlamda Tayfur Hoca’nın takımın başına getirilmesi benim bir üst paragrafta değindiğim olay ile tamamen zıt bir durum yaratıyor. Tayfur Hoca’nın oynattığı futbolu geçen sene seyrettik. Benim gördüğüm, Tayfur Hoca’nın futbol anlayışı, Carvalhal’den en ufak bir şekilde farklı olmadığıdır. Mersin maçında bize bunu tekrar göstermiş oldu. Eğer taraftardan bir şeyler istenecekse bu tek taraflı olamaz. Biz küçülüyoruzun karşılığında, Tayfur Hocanın oynattığı futbolu izlemek için kimse tribüne gitmez.

Sözün özü, Beşiktaş bu değişimi yaşarken futbol takımı sahaya karakterli bir oyun koymak, tribüne gelen adamı memnun etmek zorundadır. Beşiktaş teknik direktörlük stajı yapılacak bir takım değildir. Son 17 sezonda 2 şampiyonluk görmüş “sevinmek için sevmedik” diyen taraftara bir şeyler izletmeye mecburdur. Bunun içinde futbol takımının oynadığı futbolun bir mantalitesinin olması zorundadır. Bunun da Tayfur Hoca ile olmasının imkanı yoktur. Eğer Eylül 2012’de takımın başında Tayfur Hoca kalırsa, 2013 Nisan’ı diğer sezon finallerinden farksız olur. Hatta reytinglerin az olmasından Ocak döneminde yayından kaldırır.

Beşiktaş bir yola başlıyor. Umarım ilk adımı yanlış atarak başlamaz.

Biraz uzun oldu, affola.

rivaldo dedi ki...

Bu da Muhammedşn golü
http://www.youtube.com/watch?v=MIgXmxHa5GY&feature=youtu.be

ihsan dedi ki...

Rivaldo, 11 numara kaç doğumlu ? Fiziği u17'nin üstünde gibi sanki. Tüm gollerimizi o atmış galiba :) Yalnız ben kaleciyi de beğendim.