Batuhan’ı Kurtarmak


Maçı çok dikkatli gözlerle izlediğim söylenemez. Hem sahadaki oyunculardaki rahatlık vardı, hem de ortam nedeniyle muhabbet arası maç gibi bir durum söz konusuydu. Bir gözüm de kapıdaydı zira; maç boyunca her an yorumcunun içeriye girip “ne biçim maç izliyorsunuz kardeşim siz!” diyecekmişçesine bir tedirginlik hâkimdi.

O yüzden şöyle aklımda kalan notlar şeklinde gideceğim. Zaten sanki moral bulsun diye “Batuhan’ı Kurtarmak” adlı, senaryosu önceden yazılmış ve ona göre oynanmış maç oldu. Eğer bu turu getiren gol ona güven ve çalışma çalışma azmi aşılarsa iyi de olur; zira Almeida’dan sonra o yükü kaldırabilecek tek alternatif her şeye rağmen kendisi.

Muhammed’i 11’de görmek heyecanlandırdı. Ama onu genel hatlarla acemi ve konsantrasyon açısından kopuk maçlarda izlemek, tam anlamıyla fikir vermez. Orta sahada onu odak noktası haline getirmek de şuan için çok erken. Oynayacaksa Fernandes veya Oğuzhan gibi, top kullanma görevi daha fazla dağılmış bir takımın merkezinde ya da kenar forvetinde oynatmak gerekiyor sanki. Zira bu tip yetenekli oyuncular, evvela kenarlarda daha rahat top alıp, kat edeceği bölgelerde oynatılarak; orta sahadaki keşmekeşten uzak tutuluyor. En bariz örnek Iniesta…

Moralli bir Holosko’yu, mahalle maçında bile izlerim, orası ayrı… Ama bugün onu yormak ve riske atmak biraz gereksizdi sanki. Gerçi Samet Hoca, Almeida’nın olası yokluğunda onun santrafor performansını da görmek istemiş olabilir. Özellikle prese dayalı oyunda oldukça ters işler çıkarabileceğe benzer o pozisyonda da…

Uğur Boral sol bek değil ama cami avlusuna bırakılacak bir oyuncu da değil sanki; kanat performansı -A Planı olmamak şartıyla- o bölgede denemeye değer olduğunu gösterdi. Ki bu yeni bir şey de değildi zaten… Bu maçın adına, rakibine bakmaksızın; kendisini daha fazla gösterme zorunluluğu olan oyuncuların başını Emre Özkan çekiyordu. Ama fazla tutuk kaldı. Sol bek transferi yapmadan bir devre arası geçirmek; sezonu oldukça riske atan etken olacaktır. O yüzden en azından İsmail’in sağlıklı dönüşüne kadar orayı layıkıyla kaldıracak ve direkt oynayacak bir oyuncu şart görünüyor.

Erkan Kaş ise bir kanattan ziyade direkt olarak sol kanattır. Başka bir bölgede oynaması sorun yaratır. Çünkü Hazard, Mertens, Stoch gibi içe çalım atmada başarılı bir oyuncu değil; genellikle sağ ayağıyla feyk yuvarlağı çizip, soluyla topu rakibin dışından atıp gitmeyi sever. O yüzden ters kanatta verimi %80 oranında düşer.

Hilbert’in “Alman usulü penaltısı”, şu günlerde net bir penaltıcısının bulunmadığı Beşiktaş’ta o eksikliği giderebilir. Nadiren yakaladığı gol fırsatlarında olduğu gibi, orada da net bir vuruş yaptı.

Bunların dışında, özellikle olumsuz taraflardan; maçın düşük konsantrasyonu sebebiyle pek ölçü alınacak argümanlar olmadığını düşünüyorum. Veli’ye “eh be abi…” demek dışında tabi…

19 yorum:

tannhauser dedi ki...

abi bugün ekşi'deki başlığına yazdığımı kopyalayarak başlayayım:
"yüksek beklentiden dolayı gereksiz eleştiriler almasından endişe ettiğim beşiktaşlı oyuncu. adama turkish messi denip duruyor. bir kere baştan söyleyelim, turkish messi olması (bana göre) messi'yle benzer bir tedavi süreci geçirmesinden ötürü. hani şu boy meselesi. stil olarak benzetilecekse, bence iniesta daha doğru bir benzetme olur. zaten mevkii de messi ile değil iniesta'yla örtüşüyor. bu ifade dolayısıyla iniesta'yla karşılaştırdığımı iddia eden, sen ne malsın ya.

şimdiye kadar gördüğümüz as sayıda maçından anlaşılan, şimdiki beşiktaş orta sahasında oğuzhan özyakup ve manuel fernandes arasında bir yerde. fernandes'in bir-e-birleri, topla ilişkisi ve oğuzhan'ın saha görüşü ve karar alma becerisine sahip. elbette bu ikisinin de birer tık altında. eleman 17 yaşında be yau, olsun o kadar. geçen sene izlediğimiz bir yarım saati var ki, tek top oynama hevesinde bir oyuncu. topla yetenekleri o kadar üst düzey bir elemanın tek top oynayacak kadar olgunlaşması zor oluyor. mesela q7 sadece doğru zamanda tek top oynayabilseydi, tüm eksikleri içerisinden sadece bunu değiştirebilseydi, oynadığı takımlara felaket katkı yapardı.

sütten [serdar özkan (ki kendisi bir önceki turkish messi idi, batuhan karadeniz(batugol)] ağzı yanan beşiktaşlılar olarak mami'yle ilgili bir şeyler demeye tırsıyoruz. ulan lanet bizde mi acaba? eğer böyle bir şey varsa, yani altyapı oyuncuları bizim nazarımızdan ötürü potansiyellerini gösteremiyorlarsa, sergen'de nasıl bir potansiyel varmış aga. şu anda atletico madrid'de oynayan, son dönemde türk altyapısından yetişen en önemli oyuncu olan arda turan serdar özkan üzerine güzellemeler yapardı hatırlarsanız. şimdi nerede kendisi? o potansiyelin tamamını nazarla harcadık. işte sergen'deki potansiyelden alabildiklerimize rağmen eleman sergen olabildi. bir de beşiktaşlı nazarı olmasa büyük oyuncuların formalarını emekliye ayırma muhabbeti gibi, komple futbol oyununu emekliye ayırırlardı ellaam.

neyse mami'ye selam 3'e 5'e devam işalla."

yorumcu (turgay demir denilen gereksiz adamdı sanırım) ilk gol için sürekli "holosko'nun kişisel bla bla" filan dedi. evet golün %70'i holosko'nun gücü ve hızı sayesinde geldi ama 17 yaşında bir çocuğun tek topla o pası atmayı düşünmesi de biraz bahsedilmeyi hak ediyordu sanki. onun haricinde maalesef yılların beklentisini karşılayamadı. insan açıklamaktan çekinse de sergen'in ilk zamanında bıraktığı etkiyi bekliyor açıkçası. kendi yazdığım gibi beklenti büyük olunca da...

tannhauser dedi ki...

maça gelince. kadrodan ziyade teknik mentalite açısından bakmaya çalıştım ben maça. zira niğde belediye ve ofspor maçlarında neden o kadar kötü oynadığımıza dair bir düşüncem vardı. aga biz an itibariyle topu rakibe vermeden oynayamayan bir takım olmuşuz. top rakipte olacak, sürekli boğucu pres, hızlı gelişen ataklar üzerine kurgulanmış takım. kadrodaki her oyuncu bu şablonu kafasına kazımış, bu büyük bir artı aslında. biraz mourinho takımlarını andırıyor.

yalnız bazı sıkıntılar var. böyle düşük profilli, topla oynamak istemeyen takımlara hücum yapmak için bir stratejimiz yok. top çevirerek organize olamıyoruz. bunun çözülmesi lazım. haydi bunu yapamıyoruz, tamam, eyvalah. böyle maçlarda da bir şekilde gol bulmayı beceriyoruz. gol sonrası oyunu tutma, soğutma becerisi kalmamış takımın. sen golü atmışsın rakip takım daha bastırarak gelecek, bu belli. kaleye doğru itiyor seni, kafası kesilmiş tavuklara dönüyor takım savunması, herkes bir an önce topu kapma peşinde, top kapılıyor ama yapılamıyor. samet aybaba buna bi' şey yapması lazım. oyuncu transferleri vs. ikinci planda, takımın bu sorunun çözülmesi ilk planda. daha da yazacağım da hala iş yerindeyim, çalışmak lazım.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...


Maç seçmek, futbolda en hoşuma gitmeyen durumların başında geliyor. Özellikle ilk 11 'de süre alamayan oyuncuların hele de Ankaragücü gibi resmen "A2 tadında" bir takıma karşı daha arzulu olmalarını beklemek büyük bir beklenti olarak değerlendirilmemeli. Fakat yedek olan oyuncu grubu ellerini ( bu durumda ayaklarını ) taşın altına sokmaları gereken en lokum gibi maçta hala zombi adımı tarzında bir oyunu tercih ediyorsa iki seçenek var:

1- Ortada takımın ezberine aldığı bir sistem yok. Bundan dolayı bocaladılar. ( Kısmen evet kısmen hayır)

2- Başta mesleklerine, sonra onlara şans verip hala destek olan teknik direktörlerine ve daha önemlisi o saatte oraya güç bela giden insanlara saygıları yok.

Peki isim vereyim. Başta Erkan Kaş sonra Veli ve Escude. Hadi Escude'ye Çin bileti alıp fedasını veda yaparsınız ancak Erkan Kaş ve Veli'deki bu amaaan sendecilik beni deli ediyor! Umuyorum bu duruma dair kendilerine bir takım sorular sorar ve cevaplarını onlardan beklenen futbol olarak verirler. Yoksa bu duruşlarıyla kusura bakmasınlar ama yedek kulübesini boşa işgal etmekteler. Hakikaten ayıp oluyor.

Batuhan hala istenen seviyede değil ve bence böyle oyuncular tüm eksikliklerini daha fazla şans bularak giderirler. Uğur'a verilen sabrın yarısı yeterli. Cidden özel oyuncu aslında. Tek eksiği şımartılmadan onun bir organizasyonun bir parçası olduğuna inandırmak. Herşey onun elinde. İnşallah attığı bu gol onda Temel reis'in ıspanağı etkisi yapar ve kendine gelir artık.

Muhammed için çok erken. Fizik olarak düşük. Skor avantajı olan maçlarda süre verilebilir. Ama daha var.

Son olarak evinin önünde top oynayan çocukların takımına versek aynı ciddiyetle işini yapacağına inandığım Holosko'ya helal olsun.



james sneijder dedi ki...

@Eralp

Öncelikle, hiç hazzetmediğim yorumcunun maç içinde söylediklerinin % 80'ine katıldığımı görerek dumura uğradığımı belirtmeliyim.

Sonrasında, -aynen yorumcunun da belirttiği gibi- E.Kaş'tan sağaçık yaratma çabası nereden çıktı bilader. Tamam, baştan eksik kadroyla çıkmaya karar vermişsin. Ama futbolu izleyen herkes az çok bilir ki, genç bir oyuncuyu kontrada kalacağı bir bölgede oynatmak sadece kafasına silah dayamakla eşdeğer tutulabilir. Hani kazanıyorduk onları, filan.

Muhammed'e gelince. Bu arkadaşımıza hem daha 17 yaşında diyip, sonrasında bir de fizik olarak hazır değil, dersek biraz garip oluyor. Sorunu bana göre fiziksel değil, mental. İçindeki bir ses sürekli tek başına fark yaratabileceğini söyleyip duruyor. Fakat trajik olan, basit bir futbol görüşüne sahip olmadığı için de -bunu pozitif anlamda söylüyorum- takımı en az 2 basamak geriden takip ediyor. Düşünün, iyi bir orta sahadan beklenen iyi performans olduğunda uyum sağlaması, üstüne kötü performans olduğunda ortalığı derleyip toplaması. Biz daha ilkine gelemedik ki bu şekilde. Kısacası sorunun kendisi kolay, ama mevcut durum bir hayli geride.

Holosko'ya gerçekten helal, o ayrı mesele.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

Sevgili @james sneijder;

Erkan Kaş'ı beğenirim ben. Artı futbolda sağ/sol ayaklı oyuncu kendi kanadının karşı kanadından hücum yapmamalı diye bir kural da yok. Aksine gayet iyi bilirsin ki çok önemli taktik opsiyonlarından biridir sağ/ sol ayaklı kanat oyuncusunu ters kanatta oynatmak. Yani ben yorumcuya katılmıyorum. Derdim Erkan'ın hani amiyane tabirle "ısırmaması". "Maç bitse de gitsek" oyunu. Genç oyuncu hele de kanat hücumcusu ise hele de "fark yaratacak" kıvama gelmişse her iki kanatta oynamalıdır. Bence de Erkan fark yaratacak kıvama gelmektedir. Bahanesi yok kısacası. Erkan ile alakalı kısımla alakalı umarım anlaşılır olmuşumdur.


Muhammed ile alakalı da evet onu o kadar büyüttüler ki gerçekten de kendisini bu ligin üstünde görme hatasına düşebilir. Fizik olarak hala toy. Ama bu da bahane değil. Emre Belözoglu ondan daha ufakken ( 16 yasında) fizik olarak ezilmiyordu. Taktik bilgi olarak ta Cartalete haklı. Yanındaki adamlar önemli Mami'nin. Emre'nın yanında Hagi vardı. Sanki Mami'de ustaların yanında parlayacak gibi duruyor. Takımı geriden takip etmesi de gayet doğal çünkü FM agzıyla Mami aslında AMC. Doğru yerde de oynamadı bu maçta. Bu "Oyunu benim üstüme yıkın." oyunu için fizik olarak erken. 3-4 pozisyonda orta şiddette bir omuz darbesiyle bıraktı topu. İşte fizikten kastım bu. Mental olarak ise dediğim gibi pas oyunu daha efektif olan takımda yavaş yavaş süre alması daha dogrudur. Muhammed ve potansiyeli olan diğer genç arkadaşlarımızın bahsettiğin sorunlarının çözümü henüz daha genç olan takım kurgusunun zamanla olgunlaşması ile çözülecektir diye düşünüyorum. Yeter ki işlerini Holoskovari ciddiye alsınlar. İşte Türk futbolunun en büyük sorun bu basit detaydadır zaten..

Sevgiler.

Cartalete dedi ki...

Yorumcu eğer Erkan Kaş'ın karakteristik yapısına göre "sağda oynamaz" dediyse haklı ama bana pek öyle gelmedi. Sanki sol ayaklı hiç bir oyuncu, sağda oynamamalı gibi bir kanısı vardı ki bu yanlış.

Ama Erkan Kaş bir kanattan ziyade direkt olarak sol kanattır. Başka bir bölgede oynaması sorun yaratır. Çünkü Hazard, Martens, Stoch gibi içe çalım atmada başarılı bir oyuncu değil; genellikle sağ ayağıyla feyk yuvarlağı çizip, soluyla topu rakibin dışından atıp gitmeyi sever. O yüzden ters kanatta verimi %80 oranında düşer. (Bu kısmı ana yazıya ekleyecektim ki, unutmuşum)

O nedenle ilk yarı performansını ölçü almak lazım ki; iyi değildi ama fena da değildi.

Övünç dedi ki...

Aga A2 'den hallice takımla oynuyoruz yaw ... hoca bu maçta görmeyecekse Erkan'ın sağ kanat performansını hangi maçta görecek ?

Skor böyle olduğu için eleştirisel yaklaşılıyor sadece bence . Denedi olmadı , Mehmet Akyüz'ü hızlı diye bekte denedi olmadı.En azından bu tarz hatalarda ısrar etmiyor abi.Bu maçta yapamayan adam ligde hiç yapamaz diyor direkt olarak.

Samet Aybaba'nın bu maçlarda fantaziye kaçabilecek kredisi de olsun artık.

Ben Muhammed ile ilgili daha 17 yaşında muhabbetine de hiç katılmıyorum.

Hazard 17 yaşındaydı Fransa'da en iyi yabancı genç oyuncu seçildiğinde.

Iniesta 18 yaşındaydı Barcelona gibi bir takımda süre almaya başladığında.

Xavi 18 yaşındaydı Guardiola'nın yerine monte edilmeye başlandığında.

Wayne Rooney 17 yaşındaydı İngiltere milli takımına girdiğinde.

Lionel Messi 17 yaşında bas bas bağırıyordu "ben ortalığı yıkacağım" diye.

Yani bu 17 muhabbetini bırakalım abi. Muhammed'in bırak 20-21'i , 17 yaşındaki bir oyuncuya göre bile çok fazla eksiği var.

Teknik olarak , oyun görüşü olarak çok çok iyi olduğu ortada.Artık bir an önce fiziğini ve devamlılığını arttırmaya başlaması lazım.

Keşke Barcelona'ya gitseydi.Şu anda Xavi'nin yerine monte edilmeye başlanmış bile olabilirdi.

Kimse kusura bakmasın bizim bu işi kotaramayacağımız gün gibi ortada ...

İnşalla yanılırım.

Basar dedi ki...

Oyuncular gibi ben de maç seçti ve maçı izlemedim. Sadece Mami özelinde yazmak istiyorum. Bunun dışında genel olarak bir konu daha yazacağım.

Bence bu arkadaşımız ile ilgili gereksiz bir beklenti içerisindeyiz. Bence fiziksel eksikliği yaşı ilerledikçe daha da sırıtacak. Alt yapı hocaları da bu düzelmeyecek soruna dem vuruyor zaten.

Bunun dşında, devre arası Ozan İpek'i almaktan gerçekten korkuyorum. Orada, Olcay, Erkan ve Uğur oynar. Şu an belkide en dolu pozisyonumuz orası. Oraya bir oyuncu daha eklemek, geçmiş senelerdeki transfer yanlışlarını çağrıştırıyor bana!

Halbuki beklerimiz inanılmaz sıkıntıda. 2 adet devşirme bek ile oynuyoruz şu anda.

planck dedi ki...

Benim aklımda kalanlar Cenk'in ikinci gol öncesi yaptığı saçma sapan hareket (gol olmasa 10 kişi kalıcaz), tribünlerin gereksiz küfretmesi ve Mami ile geçen konusu geçen Emre Can arasındaki fiziksel farklılık. Zamanında gitseydi barçaya herhalde şimdi 80den sonra oyuna girenlerden olurdu. Yabancı sayısını kısıtlamadan önce adam gibi altyapı hocası yetiştirilmesi, doğru dürüst sismin programın oturtulması gerekiyor.

oguzk dedi ki...

Gündemdeki Milevskiy hakkında ne düşünüyorsunuz? Şahsen ben sadece bizim maçlardan biliyorum Dinamo Kiev'siz avrupa olmaz bizim için tabi

Halet Rezaki BJK dedi ki...

Gerçekçilige Davet

Yedek bekleyen hatta ilk 18e giremeyen oyuncu hele de gençse, gözlerden ıraksa, taraftarın gözünde dagın ardındaki kurtarıcıdır,kadri kıymeti bilinmeyen potansiyeldir,hocanın iş bilmezliginin kanıtıdır...Yedek kaldıgı sürece de öyle kalacaktır yeter ki sahaya adım atmaya görsün ...Bir kez adımını attıgında ,Yer Demir Gök Bakır da kerameti kendinden menkul dervişin/meczubun sihirinin olmadıgı anlaşılınca düştügü yerde bulur kendini...Hayel kırıklıgının ve onun besledigi öfkenin hedefi ,kurbanıdır artık.

Bu tür maçlar, müzmin yedeklerin,genç potansiyellerin şansı oldugu kadar kabusudur aynı zamanda...Taraftarı atilmış gerçekçilige davet mektuplarıdır...

Dünkü mektupta; teknik adamların kolaylıkla gider yaptıgımız gibi, ayagına kurşun sıkacak kadar inatçı,kör ya da futbol cahili olmadıgı,genç oyuncuların forma için önlerinde epey uzun ,engebeli bir yol oldugunu yazıyordu...Umarım bu yolu katedecek azme ve çalışkanlıga sahiptirler....Hiçbirisi ilk 11 için adaylık statüsünü kaznamamış gözüküyor..Şimdilik aday adayıdırlar... siyah beyaz ölüm yasam

beagle dedi ki...

Şu maçı izlerken yaşadığım iç sıkıntısı neden kaynaklanıyor diye düşündüğümde konu hep tek yerde odaklanıyor. Teknik direktörün tuttuğum takımı kepaze etmesi. Tayfur mu, Carvalhal mı, Samet mi derseniz en azından yatanları göndermesi, 4-4-2'den bahsetmesi gibi sebeplerden Samet derim. Peki sorun bende mi, yani hocanın muhakkak kafamdaki sistemi oynatmasını şart mı koşuyorum? Doğrusu Rasim Kara, Lucescu ve Daum'da (bir kaç maçlığına Feldkamp da) benim tercihim birşey oynatmıyorlardı ama bu şekilde hissetmiyordum. Sanırım 25-30 senelik futbol izleyiciliğinin getirdiği tecrübi mide/kalp sıkışması ve taraftarlık isyanı bu... En vahim mesele genç babası diye adlandırılan Samet'in gençlere yaklaşımının, seçimlerinin vb oldukça başarısız olması. Maç kurtarmaya Kadir'i, formsuz Batuhan'ı, Hasan'ı sokmaları sonra da bu gençlere küsmesi inanılmaz bir zaaf. Dün Muhammed'i kendi kızdırdığı bir kazana attı. Doğrusu bir yanında Veli, diğer yanında orta saha olcay???, arkasında Velili Necip(veli çıktığında başka adam oluyor) önünde ise tek santrafor Holosko olan bir adamın futbol zevki kalmaz, 30. dakikada jübile ister. Yazıyı uzatmamak için doğru adamları yazmayacağım da 11 kişilik kadroda Samet 5-6 yanlış yerleşim nasıl yapıyor? Stankoviç'den az birşey öğrenmiş olsaydı keşke. Şu anda Velinin cezası, Necip'in sakatlığı sayesinde oynattığı Oğuzhan lüksünü yaşıyor Samet, aklını başına devşirmesinin zamanıdır. Veli Beşiktaş'ın yeni problem sembolü olarak tüm iyi niyetine rağmen bayrağı Baki ve İbrahim Üzülmez'den devraldı. Öncelikli görüşüm yarattığı gereksiz kalabalık ile hem savunmacıları hem de diğer orta sahaları, özellikle de Necip'i bozuyor olduğu. Gittiği yerlerde doğru bir müdahelesi pek olmadığından rakipten çok bizi dağıtıyor. İkinci kısım ise top ayağımıza geldiğinde orta saha yayı civarında kanatlara giden pas kanallarını tıkaması. Hem kendi, hem de o an üzerine gölge baskı yapan adamı kanala getirip, duruyor. Bu durumda Necip ne top sürebiliyor ve iyi bir pas verebiliyor, top geriye hooop şişirelim... Bu faktör yetmezmiş gibi sıkıntılı bir maç berabere giderken ve zaten adam biçerek aldığı bir sarı kart varken yanından geçen bir rakibi iki eliyle durdurmayı, çekmeyi deniyor. Rakip amatör ve iyi niyetli olduğundan yere düşmedi de 11 kişi devam ettik. Herhalde maçı izleyen herkes söylediğim pozisyonda "aman!!!" dedi ve hem Cenk'in hem de Veli'nin akılsızlıklarından ucuz kurtulduğumuzu biliyordur. Yediğimiz bir gole bu kadar sevindiğimi bilmiyorum. Havadaki top kalemize girsin diye yalvarıyordum. Yoksa 11 kişi zor yendiğimiz takıma 60 dakika 10 kişi ne yapacaktık bakalım...
Şimdi bu teknik facia altında Muhammed'in ne iki pas yapabilmesi mümkündü ne de rakip ceza yayı etrafında topla birşeyler yapması. Herşeye rağmen bir pozisyona girdi, bir yarım gol hazırladı, bir kere de taç çizgisinde Fernandezseverlere şov yaptı ve ben buradayım ama yanlış kullanırsanız kırılır, kullanmazsanız çürürüm işaretini verdi... Acaba takımı kurtaran golleri attığında Batuhan'ı FB maçına Higuain gibi bir kapasitesize yedek değil de ilk 11 koyma cesareti olsaydı bugünkü halinde olur muydu? Herkeste hasletler olmak zorunda değil. Biraz da yönetenler marifetli olmak zorunda. Göz görüyorki Muhammed yeteneksiz adamlarla dolu takımımıza gereken bir katkı. Hocanın ona ders vermek veya aforizmalar üretmek yerine 25-30 dakika sahaya, takımda top akışı devam edecek durumdayken sürmesi gerekli. Hatta bir kaç maça ilk 11 çıkarıp sorgulamadan bırakması da düşünülebilir. Fernandez ve Oğuzhan'ı çıkarıp Veli ve Muhammed'i sürersen yapamadıklarından Muhammed sorumlu olmaz...

Cartalete dedi ki...

Muhammed meselesi fazla kafaya takılıyor bence. 95 doğumlu ve düzensiz Türk alt yapısında yetiştirildiğini unutmamak gerek. Burada oyuncular A takıma çıkmadan önce hiç bir şekilde profesyonel antrenman, beslenme, taktik bilgisi almıyorlar.

Her şeye rağmen doğru saha içi organizasyonu olan bir takımda etkileyici oynayabilir; dünkü görüntü feyk yani.

Milevsky hem santrafor hem de kenar forvete alternatif diye düşünülüyor sanırım. Ama o normlara daha uygun ve daha formda, futbol dışı sorunları az olan biri bulunabilirdi. Çok sıcak bakmıyorum.

~Poseidon~ dedi ki...

Tepki görebilirim sorun değil açıkçası ama Serdar Özkan'ın genç hali bana Muhammet'ten daha fazla ümit veriyordu.
Ama o kendini geliştirmek yerine İstanbul bataklığının kurbanı oldu.

Bu sebepten takılmamak lazım aslında Muhammed'in en büyük laneti daha 7-8 yaşındayken StarTV'ye servis edilen meşhur Ronaldinhovari maç görüntüleriydi.

http://www.youtube.com/watch?v=cmOuFHikGY8

Altyapıyı takip eden 5-10 kişi kendisinden ümitli olacakken, milyonlarca kişi kendisini bekler hale geldi. Bu baskı bile bir çocuğun kariyerini başlamadan bitirebilir aslında. Özellike bu yarım yamalak idare edilen altyapı düzeninde.


Eralp Türkmenoğlu dedi ki...


Arkadaşlar, Muhammed'i günah keçisi yapmaya gerek yok. Takımın dünkü durağan oyununun tek müsebbibi olarak sadece onu göstermek acımasızca üstelik. Takımın, taktik kısmı ezbere almasından sonra Muhammed'in o taktik içinde ne kadar verimli olacağını görmek daha doğru. Ancak daha henüz gerçekleştiğini göremediğimiz o ve potansiyeli olan diğer genç oyuncuların kişisel koçların yönlendirmesiyle bu eksikliklerini gidermeye çalışması umuyorum 6 Aralık'ta açıklanacağı haberini aldığımız yeni yapılanmada es geçilmez.


Ülke genelinde futbol altyapılarımızın bir oyuncuya mevkii eğitimi dışında futbolun temel ilkeleri eğitimi vermesi konusundaki yetersizliği bu kadar netken ve ayrıca bir oyuncunun bir maçı tek başına alma istatistiği her sene ciddi bir düşüş içindeyken sanıyorum biz taraftarların da iki hareket yaparak maç alan oyuncu beğenme opsiyonu yerine mesela Dortmund takımı gibi takımın birlikte hareket ederek maç alma kısmı üzerinde odaklanması, izleyen ve izletenin bu etkileşimle beraber ilerleyeceği bir futbol yapısının oluşturulmasını hızlandıracaktır diye düşünüyorum.

borasahin dedi ki...


Dun Fener macina ara ara baktim, bu sayede Salih Ucan"i da ilk defa seyretme sansim oldu, gercekten onemli bir yetenek. Su an bizim A2'den gelme genclerle kiyaslarsak Aybaba'nin sans verdiklerinin hepsinden daha hazir. Buyuk bir yetenek kacirmisiz gibi gorunuyor, eger bizde olsaydi cok daha fazla sans bulmustu, hatta belki oynuyor olurdu...

james sneijder dedi ki...

Eralp'in söyledikleri bakımından, daha önce gmail account'suz veya account'lu yazdığım bir şeyi tekrarlayayım.

Halen emekli olan oyuncular açısından, mesela ve eğitime en çok gereksinim duyan defans bölgesi için, elde ön plana çıkan kimler var? Bana göre öncelikli İtalyanlar; stoper Bergomi, Baresi, Maldini, vs. Bu adamlar halen ya tv yorumcusu olarak çalışıyorlar, ya da aktifken uzun yıllar oynadıkları takımların altyapısında görevliler. İşin özeti: her türlü bağımsız sözleşmeye açıklar.

Ben bu tür işlerde hesap olayına inanırım. Örneğin haftalık 10bin avro böyle veteranlar için gayet iyi bir rakamdır. Biri sürekli 3 ay gelse ödeyeceğin 120bin avro. Diğer oyun bölgelerini de düşünürsek ve süreyi 6 aya çıkarırsak (ara ara veya sürekli, fark etmez) 4-5 eğitmen için ödeyeceğin 1 milyon avro.

Düşünsenize Özkaynak ve A2 kadronuzda bulunan oyuncularınıza böyle ustalar futbol öğretiyor, daha doğrusu asıl gerekli olan inceliklerini. Hem de yıllık 1 milyon avroya.

Neden olmasın.

Celal Abbas dedi ki...

Maçı izlemeden bu maç ve önceki maçların skorları ve zorlanma durumları gözönüne alınarak düşünüldüğünde takımın defansif organizasyonu SOS veriyor bence. ben bu maçı SOS sinyali olaral algılıyorum. bireysel performanslardan bağımsız organizasyon anlamında bişilerden kaynaklandığını işaret ediyor gibi.

planck dedi ki...

Yarın toraman, oğuzhan, necip 3lüsünü görmüş olucaz, hadi bakalım..