Oğuzhan Özyakup Etkisi


Arsenal’in eski ‘Yeni Fabregas’ı Oğuzhan Özyakup, siyah-beyazlılar için gelecek vaat eden transfer konumundaydı belki de. Ancak o, ilk 11 fırsatını bulduğu Trabzonspor maçından bu yana kısa zamanda çok şeyi değiştirdi. Onunla Beşiktaş, başka bir takım oluverdi!
Bir futbolcunun doğuştan gelen top yeteneği işlenmemiş elmas gibidir. Yine değerlidir elbet, ama vitrine çıktığında olması gerektiği kadar dikkat çekmez. AZ Alkmaar ve Arsenal, o elmasları işletecek en doğru fabrikalardır şüphesiz; bilhassa Arsenal… Oralara uğrayan “yetenekli futbolcular” belli bir zaman sonra o yeteneğinin farkında değilmiş gibi oynarlar. Basit oynanması gereken yerde eksantrik hareketlere girişmezler, aynı adamı üç kez çalımlamaya çalışmazlar; kısacası seyirciye sevimli gelmek yerine, takım için en doğrusu neyse onu yapmayı tercih ederler. Futbolun sadece topla değil, “topsuz zamanlarda da” oynanan bir oyun olduğunu unutmazlar. Oğuzhan’a da, Gunners altyapısında olan şey tam da budur.

Sistem anahtarı

Bu sezon ‘daha sade ama daha takım’ olma yoluna giren Beşiktaş’ta, hemen her oyuncu gücü yettiğince özverili oynuyor; savunma hücum, hücum ise savunma desteğini unutmuyor çoğunlukla. Ancak futbol “topa hükmetme” oyunu olduğu için, Oğuzhan öncesinde Beşiktaş bir nevi langırt takımı havasını veriyordu. Sahada 11 adet Ekrem Dağ olsa, belki fır-fır yapma şansı olurdu ama mevcut halde çoğunlukla iki seçenek kalıyordu: Fernandes görünür bir yerdeyse ver, yoksa Almeida’ya şişir!

 Hayatım Futbol 57. sayısında Oğuzhan'ı yazdım; 

Arka sayfalardan: Eski "Yeni Fabregas"


49 yorum:

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...


Son maçtas sakatlığından dolayı fizik gücü yeterli olmamasına rağmen sadece pozisyon bilgisinden dolayı en az 4-5 top çaldı. Bence Antrenmanlarda Necip'e nerede durması gerektiğine dair açıklamalar yapmalı. Necip orayı dolduramıyor çünkü. Öte yandan futbol zekası ve oyunu okuma özelliği Ferdiden üstün bence. Onun kadar teknik değil ancak modern futbolun bu takımdaki belki de tek temsilcisi.

3 sene içerisindeki her transfer döneminde kendi mevkisinin Oğuzhan'ını bulmalıyız diyor ve Beşiktaşımızdaki futbol hayatında başarılar diliyorum.

İbrahim Altınsay'e teşekkürler..

oguzk dedi ki...

Sanırım içten içe çoğu kişi Fernandes'ten daha etkili görmeye başladı ama bunu itiraf edebilmemiz çok uzun zaman alıcak :)

box2boxMC dedi ki...

@oguzk
Fernandes'siz oynadığımız ilk maç sonunda herkes itiraf edecek bence.
Ciddi anlamda oyunu yavaşlatıyor Fernandes, bütün maç top kaybediyor, oyunu yavaşlatıyor, 1-2 tane spektaküler hareket yapıyor milletin dibi düşüyor. Samet Fernandes'i forvet gibi oynatmaya başladığından beri oyuna yöne verme özelliğide gitti.

boboo dedi ki...

Oğuzhan'ın "vision ve positioning" olayı gerçekten çok üst düzeyde.Zaten topu ilk kontrol ettiği an oyunun boyutunu bambaşka bir yöne taşıyor.Pas ve çalım tercihlerinde son derece kararlı ve doğru.Tek dileğim Oğuzhan'ın ikinci bir Fernandes olmaya çalışmadan,oyun tarzını bozmadan devam etmesi.Zaten O bu şekilde oynamaya devam ettikçe inanıyorumki Fernandes'te kendisine bazı dersler çıkaracaktır.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

Oğuzhan hakkındaki ilk yorumda bence haddinden fazla övülen Fernandes ile oyun stiil farklılıklarına hafifçe vurgu yapmıştım. Ve güneş balçıkla sıvanmaz. Fernandes'in kalitesi asla tartışılmaz ve Cartalete'nin dediği gibi özelliklerini modern futbola adapte edebildiğinde onu satın alacak para yok zaten. Ancak hepimiz de biliyoruz ki Oğuzhan yavaş yavaş ağanın fötr şapkasına talip marabadan ağa olmaya doğru hızla ilerliyor ve bu Ferdi gözümden düşüyor anlamına da gelmesin. Herşey onun elinde aslında. Oğuzhan'ın modern futbolcu tipini temsil ettiği bu kadar açıkken ve bunu takıma her maçında ispat etmesine rağmen Ferdi'ye de şöyle bir opsiyon düşünülebilir..

Örneğin G.antep deplasmanında Almeida'ya verdiği ya da Antalya deplasmanındaki hiçbir defansın durduramayacağı öldürücü asistlerini Ordu deplasmanında verip "gerçek ağa benim!" diyebilir. Böylelikle iç sahada yavaş yavaş edinmeye başladığı yardımcı rol, deplasmanlarda "esasoğlan" olarak telafi edilebilir ki bu da bu takımın şampiyonluk yolunda en durdurulamaz taktiği olur bence.

İhtiyacımız olan da bu tatlı rekabettir zaten..

BJK4EVER dedi ki...

Bizim taraftardaki su kaliteli oyuncuyu yavas yavas yerip ondan asagidaki oyuncuyu yuceltme huyunu anlamiyorum. Once quaresma yerin dibine sokuldu fernandes yuceltildi simdi fernandes yavas yavas sanki arka plana atiliyor umarim onun da sonu quaresma gibi olmaz.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

Değerli @BJK4EVER;

Takımımızda ve camiamızda ilk cümleni kurmana sebep olacak bir durum var mıdır?

Kimse Fernandes'i yerin dibine sokmuyor. Bence Fernandes profesyonel futbola yaklaşımları açısından q7'den fersahlarca öndedir. Ancak kusura bakma ama evet fernandes bağıra bağıra kendi istemiyle ikinci plana doğru gitmekte şu son maçtaki vurdum duymazlığı ile. Antalya maçında da o asist kurtardı bence onu. Gene kaçak oynadı. Bu takım artık adı yeteneği kim olursa olsun oyundan düşme, oyunda saklanma gibi lüksleri kaldıramayacak bir takımdır. Mücadelede istikrar anlayışı esas alınarak kuruldu bu takım. Benim için oyunda canını dişine takıp saklanmayan Holosko ondan daha yetenekli olsa bile oyundan düşen adı sanı ne olursa herhangi bir futbolcudan daha değerlidir.


Olaya bu açıdan bakarsan ne demek istediğimi umarım daha iyi anlarsın değerli kardeşim.

Sevgiler.

tibet kutman dedi ki...

BJK4EVER'ın çekincesini korkarak paylaşmakla birlikte ben de eralp dostumuzun görüşüne katılıyorum...

oğuzhan'ın parlaması ve takıma böylesine çabuk adapte olması; fernandes'in yükünü hafiflettiği gibi aslında yeteneklerini ve oyun zekasını göstermesi açısından büyük fırsat...asıl liderliğini oğuzhan ve necip gibi yükselişe geçen iki yeteneği bir maestro gibi yöneterek perçinleyebilir...ancak bazen öylesine gereksiz bireyselleşiyor ve spektaküler oyuna kendisini kaptırıyor ki, belki topla oyunda kat be kat iyi olmasına rağmen hayranı olduğunu belirttiği iniesta'nın düzeyine neden erişemediğini/erişemeyeceğini gözümüze gözümüze sokuyor...

tüm pasların toplandığı karadeliklikten yavaş yavaş sıyrıldığı ve latin hastalığı olan pervasızlık nöbetlerinden kurtulmayı başardığı anda gerçekten de kaç milyon euro değer biçebiliriz ben de bilmiyorum...

ama oğuzhan'la birlikte adeta karanlık bulutlar dağıldı beşiktaş'ın üzerinden...bu vasat ve langırt kollarını andıran kadro futbol oynamaya başladı...en azından, çok ihtiyacımız duyduğumuz 'umut'u aşılar hale geldi...yine ve ben de tekrarlıyorum; teşekkürler ibrahim altınsay...

ayrıca cartalete'ten beklediğim oğuzhan yazısı da bence tam zamanında gelmiş...güzel olmuş, hoş gelmiş :)

nkonrat dedi ki...

Bence Oğuzhan'ın Real Madrid'li Mesut Özil'den fazlası var ama eksiği yok. Onca yeteneğine rağmen ezik kişiliği dolayısıyla asla lider bir oyuncu olamayacak izlenimi veren Özil'in tersine Oğuzhan bu özelliğe de sahip. Çünkü durup dururken kimseyi Hollanda U-17 kaptanı yapmazlar.

box2boxMC dedi ki...

Ankaragücü maçında Hasan Türk, Necip ve Oğuzhan'dan oluşacak ortasahayı izleriz umarım. Samet Aybaba Muhammed'in de oynayacağını söylemiş. Şuan ki Fernandes'in rolünü rahatça yapabilir.

Övünç dedi ki...

Antalya maçı sonrası yazmıştım aynı şeyleri.

Bunun böyle olmasını isteyen Fernandes.Akhisar maçında geldiğinden beri en kötü maçlarından birini oynadı.Formsuzluk veya hastalık filan mı bilemeyeceğim ama çok bariz bir isteksizlik ve umursamazlık sezdim bende.

Antalya maçı sonrası yazdığım gibi bence Oğuzhan olmadan Ferdi ne kadar zorlanıyorsa aynısı Oğuzhan için de geçerli.

Fernandes'in çıktığı ve Oğuzhan'ın oyunda kaldığı süreçte Oğuzhan'ı daha dikkatli takip etmeye çalıştım . Genelde en doğru kararları veren bir adamken , hem isabetli pas sayısı hem de karar mekanizması Fernandes'in ona açtığı boşluklar olmayınca etkileniyor gibi geldi bana.

Bununla birlikte Fernandes'in formsuzluğundan veya geri planda kalmasından çok daha büyük problemlerimiz var saha içinde o bakımdan bunlar o kadar konuşulmaya değecek şeyler değil gibi ?

Basar dedi ki...

@BJK4EVER

Değerli kardeşim sadece ve sadece Q7'yi yerin dibine sokuyoruz ki kendisi gözümüzdeki ufak kredisini taa Atletico Madrid maçında yitirmişti. Kendisi hem egoist, hem karaktersiz, hem koşmuyor, hem de takım oyunculuğundan uzak. Sadece bizler değil, takım arkadaşları da kendisini sevmiyor.

Fernandes'i ise hala çok seviyoruz. Ama eleştireceğizde... Maçta 11 kilometre koşup (Q7 hayatında herhangi bir maçta acaba bu mesafeyi koşmuş mu)dilin sarkmışken abuk subuk 3 kişiyi çalımlamaya gerek yok. Veya takım 5 kişi kontraya kalkmışken ve maç daha kopmamışken önündeki adamı 3 kere üst üste çalışmlamaya gerek yok!

Bunları yazmakta, "birilerini yerip, diğerini yüceltmek" değil. Sonuçta biz Quaresma'yı, Fernandes'i, Oğuzhan'ı tutmuyoruz, Beşiktaş'ı tutuyoruz. Oynayan herkes övgüye ve yergiye açıktır.

Son olarak, Fernandes ve Oğuzhan sezon sonuna kadar inşallah sakatlanmadan basit top oynasınlar, iddia ediyorum hem Beşiktaş açık ara şampiyon olur hem de bu iki topçu Avrupa'nın çok önemli kulüplerine transfer olur. Böyle bir ikili şu an Türkiye'de hiçbir takımda yok.

Cartalete dedi ki...

Arkadaşlar gerçekten gündem olacak mevzu değil bu ya :)

Oğuzhan Fernandes'le, Fernandes de Oğuzhan'la rahat ediyor sahada; bu çok açık. Ben Oğuzhan'ın bazı özelliklerini överken "Fernandes'te bile yok" dememin sebebi aslında Fernandes'i ne kadar büyük oyuncu olarak görüyor oluşumdandır.

Son maçta kaçak oynasa da (sakat sakat oynuyordu ne zamandır zaten) son zamanların en basit oyunlarından birini oynadı gibi geldi bana Ferdi. Bunu iyi oynadığı maçlarda da gelenek haline getirirse, çok komple tehditkar bir orta sahaya kavruşuruz.

Basar dedi ki...

Nasıl bazı arkadaşlar maç sonucunu biliyor, sende haftanın hat-trick yapacak oyuncusunu biliyorsun.

Hadi Oğuzhan gol atmıyor, attırıyor diyelim, bu durumda h.sonu 3 asist bekliyorum ondan :))

box2boxMC dedi ki...

Ankaragücü tahminim 2-0, iddiacılara duyurulur :))

ery dedi ki...

Akhisar maçında Fernandes' in geri planda kalmayı "tercih ettiğine" inanıyorum şahsen:

Zaten maç daha 10. dakikada 2-0' a gelmiş, karşısında futbol oynamaktan çok kendisine top oynatmamak için sahaya çıkmış süper lig kasapları defanslar var, hakem de bu kasapları durdurmak için hiç bir çaba göstermediği gibi Beşiktaş' ı frenlemek istermişçesine Hilbert, Emre ve Almeida' ya daha 10 dk. dolmadan sarı kartları gösteriyor... Fernandes de bu durumda oyununu rölantiye aldı sakatlanmamak (ya da sinirlenip kart görmemek) adına... Hatırlarsanız geçen sezon kendisi sinirlenip isyan etme sonucu Kayserispor maçında kart görüp, bir sonraki hafta oynanacak olan GS derbisinde cezalı duruma düşmüştü... Aklıma gelmeyen başka örnekleri de geçen sezon yaşandı bu durumun...

Nitekim Almeida bu hafta bu tuzağa düştü, Uğur' un tahriklerine, ve hakemin buna kayıtsız kalmasına daha fazla dayanamadı ve sinirlerine hakim olamayarak ikinci sarıdan kırmızıyı gördü...

Bi takım spor yazarları da bu bahsettiğim konuları görmezden gelip, Almeida ve Fernandes' in isteksiz olduğunu iddia ediyorlar, o da ayrı konu:

---büyük Türk düşünürü E.T.' nin yazısından alıntıdır---

“Seyretmeyenler 3-1′i görünce “Helal olsun Beşiktaş’a döktürdü herhalde yine diyecekler. Beşiktaş dün gece döktürmedi. Döktürmediği gibi ikinci yarıda döküldü. Siyah Beyazlı seyirci eski başkanlarına “Yeter Demirören” diye bağırıyor ama sahada dün geceki takım, sanki “bana da yeter, benden bu kadar gibi oynuyor ve mücadele ediyor”. Almeida ve Fernandes’teki istekizlik, tesadüfse tamam. Yok eğer profesyonelce tepkiyse, o zaman durup düşünmek lazım”.

---büyük Türk düşünürü E.T.' nin yazısından alıntıdır---

Cartalete dedi ki...

Keşke Beşiktaş her maçı 10 dakikada koparsa da, sonraki oyunuyla "skora aldanmayın beyler!!" görüşlerini hafif sırıtarak okumaya devam etsek. :) Evet skora aldanmamak gerek; zira o tempo 45 dakika sürse, minimum 5-0'la içeri girerdi Beşiktaş.

E.T.'yi tanımlayamadım ama.

HarunEverBanega dedi ki...

Eger ben bir teknik direktör olsam takimimi kurarken Banega yada Ilkay Gündogan hata Modric üclüsünden bir oyuncu almak isterdim. Ben bu oyuncular icin almancada hep "Balance Mittelfeldspieler" derim.
Bu oyuncularda savunma ve hücüm dengesi cok iyi.
Ikisinide yapabiliyorlar. Yani cidden tam bir allrounder ortasaha oyunculari.
10 numara olarak oynarlar , oyunu arkadan yönlendiren playmaker rolünü üstlenirler , 2-3 kisiye calim atarlar, uzun pas atar , top kaparlar ... .
Iste Oguzhanda böyle bir oyuncu olabilir. Pozisyon alma , tackling falan baya iyi.

Bir Besiktasli olarak bize gelmesinden dolayi seviniyorum ama kendisi hata yapmis. Mesela Leitner yerine Dortmunda oynardi.

d.amokachi dedi ki...

ET Erman Toroglu. Canlı ızleyınce Oguzhanın ne kadar ıyı bır altyapısı oldugu hemen anlasılıyor. Ilk yarıda 15 dakıka sırf onu takıp ettım. Dogru yerde topla bulusuyor dogru pası dogru zamanda verıyor bu kadar dogruda sonuca goturuyor dogal olarak. Yalnız ıkıncı yarıda bır pozısyonda nıye bana atmadın dıye serzenıste bulunan Almeıdaya pekte hos olmayan el hareketıyle hadı be sende gıbılerınden hareket yaptı hos degıldı. Maca gelınce 2-0 da resmen bıraktı bızımkıler yoksa Mustafa kardesımın dedıgı gıbı 5 bıterdı ılk yarı. En cok dıkkat ceken ıse bence Olcayın oyunuydu. Tum takımı rahatlatan topsuz kosuları muthıs. Hep pas opsıyonu yaratıyor arkadaslarına cok cok faydalıydı. Yanı su formuyla Tunaydan ve Sararerden cok daha mıllı takım formasını hakedıyor.

box2boxMC dedi ki...

@d.amokachi

şu olcay'ın milli takım olayı ne zamandır aklıma. Bu adam Beşiktaş'a gelmeden önce milli takımda oynamıyormuydu, ee nooldu da şimdi adam hiç seçilmiyor. Ben bu grubetçilerin Almanya'dayken milli takıma seçilirken Türkiye'ye gelince seçilmemesi olayını platonik aşk sendromuna benzetiyorum.
Bi kızı görürsün, tutulursun, aşık olursun, bi türlü yanına gidip konuşamazsın, kızı adeta tanrıça seviyesine getirirsin kafanda, sonra bi sonraki dönem senin sınıfa düşer, aa normalmiş dersin, sonra birden arkadaşın olur, ee bu muydu dersin. Hah işte tamda bu gurbetçi olayı böyle bişey.

Uzakta olunca artık 3 dakkalık özetlerden mi izliyorlar napıyorlar, dünya starı gibi geliyor gurbetçiler, içimizden biri olunca bütün defolarını gördüklerinden çağırmıyorlar milli takıma ya da Beşiktaş'tan adam çağırmak yeteri kadar havalı değil.

Abdullah Avcı, tüken ve yok ol mümkünse...

Cartalete dedi ki...

Platonic aşk örneği tam oturmuş :) Birçok oyuncu sırf Bundesliga'da diye göze bir acayip geliyor gerçekten. Zaten en kralları Almanya'yı tercih ediyor. İlkay gibi, Tolgay gibi... Geriye kalanların da Bundesliga'da kaldıkça A milli 23 kişilik kadrosu garanti.

borasahin dedi ki...


Fernandes yapamadigi isleri yapsa zaten Cartelete'nin de dedigi gibi burada olmazdi. Biz Ferno'ya hakkini verelim, ama hakkindan fazlasini ya da azini degil. Boyle yaparsak oyuncuya ve takima haksizlik yapmis oluruz.

Ferno ve Oguzhan birbirlerini onunu kapatmiyorlar, aksine tamamliyorlar. Oguzhan daha genc ve ne olacagi daha belirsiz bir oyuncu, potanyisel goruntusunde. Ferno'ya gore ondan daha cok emek isteyen isleri bekliyoruz, bu ayni zamanda onu daha da iyi kilacaktir...

Akhisar macinin en iyi tarafi bir buyuk takim gibi baslamak ve skoru almak oldu. Ondan sonrasini bende begenmedim ve Ovunc'e benzer dusunuyorum. Oyunu gercekten olduremedik ve cok gereksiz bos alan verdik. Bir mac olsa sorun degil, ama bir suredir bu goruntu devam ediyor ve Akhisar gibi capi belli bir takima karsi bile boyle bir goruntu sergilenmesi hos olmadi.

Onumuzdeki 4 mac bence gercek bir sinav olacak. Dogru taktik kurgulanir ve sans yanimizda olursa 12 puan yapabiliriz ama ilk yariyi 30 puanda bitirmekte bence basaridir.





borasahin dedi ki...


Takimimiz adina gercek manada "title contender" iddiasinin somutlastigi kanisi henuz bende olusmadi, acikcasi GS ve FB seviyesinde gorunmuyoruz. Dolayisiyla sezon basinda ucunculugu ve 60+ puani iyi, 65+'yi ise cok iyi goren biri olarak bu fikrimi hala korudugumu soylemek isterim. Tabii ki iddiamiz her zaman sampiyonluk ama iskelet kadro olusumunda yer alabilecek kimi isimlerin kazanilmasi da bence yeterli olacaktir.

Samet Aybaba gecen senden farkli birsey yapti, cok bariz ve net bir sekilde ortada. Iyidir ya da kotudur, ayri bir konu. Bence umitkar fakat buraya kadar ki kisim zannimca en zor olani degildi. Asil zor olanin simdi basladigini dusunuyorum. Bircok Turk antrenor de bu duruma denk geliniyor, birseyler yapiliyor, tamam baslangicta umut vaat ediyor, ama sonra bir turlu seviye atlanamiyor, ayni genc oyuncularda yasadigimiz problem gibi, ilk cikisinda albenisi yuksek, sonra bakiyorsun hala ayni yerde sayiyor. Dolayisiyla simdiki soru su: Bu yapilan seyi nasil daha iyi hale getirir, ortalama seviyesini yukseltiriz? Title contender seviyesine gelebilemek icin bunun min 1 hatta belki de 2 tik yukariya cekilmesi lazim. Bu kadro bunu yapabilir mi? Bence dogru organizasyon, dogru calisma (hatalarin tespit edilip uzerlerinde calisma yapilmasi) ve taktik uygulamalarla yapilabilir ama tabii sansin da yanimizda olmasi gerekiyor. Hic transfer dahi yapmadan mumkun olabilir, ama kadro dar oldugu icin fazla sakatlik yasanmamasi gerekiyor. Tabii bir belki iki iyi transfer olmasi mutlaka ki iyi olacaktir ama daha onemlisi o transferlerin arkasindaki strateji nedir?

Soyle teorik olarak dusunursek, mevcut kadronun hucum / savunma dengesinde bir arti gorunmesine ragmen makasi

- savunmayi mevcut seviyesinde tutarken hucum organizasyonunu daha da gelistirerek

- hucum gucunu mevcut seviyesinde tutarak ya da az bir kayipla savunma organizasyonunu daha da iyilestirerek

arttirmak dusunulebilir.

Akla gelen bazi sorular,

- Orta sahada Ferno - Oguzhan'la oynuyorsak 3'lu oynamamiz garanti. Diger oyuncu tiplemesi hangi durumda nasil olmali?

- Ferno - Oguzhan orta sahada ise bu oyuncularin onundeki toplam oyuncu sayisi ne olmali? 3'mu 2'mi? Uclu olursa tiplemeler nasil olabilir, 2'li olursa nasil olur?

- Yine benzer sekilde Ferno - Oguzhan orta sahada ise arkalarinda toplam oyuncu sayisi ne olmali? 3'mu 4'mu? Tiplemeler nasil olur? Mac mac ve mac icinde degismeli mi?

- Savunma guvencesi icin 3'lu savunma bir alternatif olabilir mi?

- Ferno ve Oguzhan orta sahada ise ve onde de 3 forvet varsa kanatlardaki oyuncularin ne tipte olmasi daha faydali olur? Topla iyi oyuncular mu, yoksa zaten Ferno ve Oguzhan'in becerisi yeterli de bize daha fazla sertlik kazandiracak, isin emek tarafinda daha cok var olan, taktik ve gorev disiplini yuksek, bek-stoper arasini kollayan ve kosu kapasitesi geliskin, 10+ gol yapabilecek tipte oyuncular mi? Bakiniz: Dortmund kenar forvetleri. Bakiniz: Umut Bulut.

- Brezilyavari 4-2-2-2-2 bizim icin bir secenek olabilir mi? Olursa orta saha ve forvetteki ikinci oyuncu karakteri nasil olmali?

- Ferno'nun sol kenarda oldugu bir oyun duzeni dusunulebilir mi?

sorular cogaltilabilir :)

Basar dedi ki...

@Cartalete
Bence Olcay Şahan da Oğuzhan kadar taktire şayan bir oyuncu ve hakkında bir yazıyı hak ediyor.

ne dersin?

Cartalete dedi ki...

İyi fikir.

james sneijder dedi ki...

Öncelikle, Fernandes'in Oğuzhan'dan önce çok öne çıkmasının nedeni, orta alanda ciddi iş yapan tek oyuncu olmasındandı. Fakat öte yandan, Oğuzhan'ın bu kadar öne çıkmasının nedeni de yine Fernandes'in varlığı.

Maradona dönemini hatırlayan fosillerden biri olarak, yanında Careca (tavşan) ile nasıl performansını 2 katına çıkardığını bilen bilir. Bu benzetme ile aynı bölgelerden bahsetmiyor olsak bile, bu açıdan bana göre Beşiktaş taraftarı şunu asla unutmamalı: henüz tam uyumlu bir Fernandes-Oğuzhan ikilisi izlemiyoruz. Başarılabildiğinde böyle bir kıyaslamanın gereksiz değil ama çok da anlamlı olmadığı ortaya çıkacak buna emin olun.

Ligimizin tartışmasız en iyi orta sahasına sahibiz. Bunu beksel anlamda defans ve kanatsal anlamda forvet bölgelerine de yayabilirsek inanılmaz bir takım olabiliriz. Zamanla diyelim.

planck dedi ki...

Ligin en iyi ortasahasına sahip olmayabiliriz ama hücum futbolu için (şansımıza) en uyumlu olanına sahip olduk diyelim bence..

Bu arada takımın ve oyuncuların performanslarını yukarıya çekmeleri gitgide zorlaşıcak bu yüzden ben daha iyi performanstan ziyade daha stabil performans peşinde olsak daha iyi olur diye düşünüyorum.

james sneijder dedi ki...

@planck

Tersine, oyuncular bağlamında en iyi orta sahaya sahip olduğumuzu, ancak henüz oturmayan defans-hücum sistemi nedeniyle tam performans gösterilemediğini düşünenlerdenim. Dersen ki bunun bir de bench'i var, yedekler yeterli değil, onu anlarım. Ama ilk 11 açısından çok yetenekli ve dengeli bir orta saha.

Banko diyebileceğim Fernandes, Oğuzhan ve Necip bana göre çok üst düzey oyuncular. Sorun, takımın sadece hücumsal anlamda değil, kesinlikle ayrı bir şekilde değerlendirmeden, defans anlamında da nasıl oynayacaklarının hesap edilmesi. 4-3-3 oyununda bu diğer formasyonlara göre daha zor, ancak imkansız değil.

Madem sistemden bahsediyorum, neden transfer ihtiyacı var dediğime gelirse; Bazen bazı oyuncuları görürsün ve dersin ki takımı nasıl oynatırsan oynat onlarla olmuyor. Çoğunluğun olduğu gibi ilk örnek Uğur mesela.

planck dedi ki...

@ james,
En az bir sezonda 30 maç performansını görmeden hiçbir oyuncuya - haliyle ortasaha bütününe - en iyi diyemem ben malesef :)

james sneijder dedi ki...

@planck

Sen de haklısın. Henüz 13 hafta geçti haliyle. Ama aynı formasyonda oynamasak da, FB'deki Baroni-Meireles-Topal üçlüsüyle GS'deki Melo-Selçuk-Emre orta sahasını kıyaslayınca bizimkisi bayağı iddialı duruyor. Fakat dediğin gibi lig sonunu bir görelim hele (Umutlarımdan birisi Terim'in Engin'i oynatmaya başlaması).

FB'nin Meireles'i paso yanlış yerde oynatması da ayrı bir konu. Mesela Meireles-Oğuzhan-Fernandes orta sahasını düşünmek bile istemem, hele ki bir de yedekte Necip varsa.

Cartalete dedi ki...

Şu solbeke İsmail dönseydi; savunma önüne yedek ciğerli, mümkünse Fransa'dan, adı M' ya da N'le başlayan bir arkadaşa kontenjan ayrılsaydı, benchle birlikte en iyi orta saha Beşiktaş'ta olurdu bana göre de. Şuan da da öyle sanki ama öyle bir oyuncu tam toparlardı işi.

beagle dedi ki...

Dostlar Oğuzhan'ın ortaya çıkışının Fernandez'i sorgulanabilir hale getirmesini büyük mutlulukla yaşıyorum. Sene başında çok iddialı olarak Fernandez ve Sivok gitmeden bu takım toparlanmaz diyen biri olarak şu anda radikal görüşümü tekrarlıyorum. Fernandez 11 kişilik koca sahada oynanan futbol oyununun değil salon futbolu, kumsal futbolu veya ligi olmasada halı saha futbolunun yıldız tiplemesidir. Eğer biz şampiyonluk adayı bir takım olmak istemiyorsak o zaman bu tip oyuncu faydalıdır. 8 savunmacı ile oynarsan bu tip adam şapkadan tavşan çıkarır diye bekler ve her topu verebilirsin. Gol atamasada topu oyaladığından zaman kazandırır, faul alır vb. Ama her oyuncudan katkı alması gereken, maçtan düşmemesi, her gol her puan için savaşması gereken bir "büyük takım" olacaksan bu kadar eksiği olan bir "Yıldız"ın olamaz. Plase atamaz, vasat bir şutör, ceza alanında etkili hiç değil, sıfıra pek inmez, sol ayak yok, savunma yok, tek pas yok, üstelik tüm iddia edilen yeteneğine karşın son savunmacıya karşı takım 3'e 1 iken topları abuk subuk paslarla öldüren bir oyuncu. Ya açın gözlerinizi, bu adam ilk geldiğinde orta sahada bir kenarda vasat bir görevi vardı ve savunma yapardı. Aslında bizden önceki futbol kariyeri Cristian Baroni tarzı olan bir adam. Sakatlanmış, kilo almış hali bize geldi ve meydanı boş bulunca 10 numara diye dolaşıyor. Fernandez orta sahada kenarda falan oynaması ve savunma yapması gereken bir adamken, şu anda kafi gelmediği bir pozisyonda şişiriliyor. Dünyanın en iyi 10 orta saha oyuncusundan diye dolaşan arkadaşlar var ortada. Taraftarlık güzel şey de, az gözünüzü açın. Oğuzhanın tecrübe eksiği, fizik eksiği ve en önemlisi şut eksiği var. Bütün bunlara karşın takıma girdiği an verdiği paslar ile etrafındaki tüm oyuncuların performansını artırdı. Özellikle Holosko ve Olcay gibi koşan adamların. Ki bunu da teorilerimde yazmıştım. Şu anda son teorim de acaba Fernandez'i Holosko ile duruma göre değişmeli kullanıp Mehmet Akyüz'ü Almeida yanına monte etsek, 4-4-2 ye geçsek ve Akyüzün hücum presine Oğuzhanın pasları eklense bu takım 1 kademe daha atlamaz mı? Daha gol atamamış Akyüz2e bu kadar güvenilir mi derseniz, ona değil sisteme güveniyorum. Berbat Holosko'yu Kral yapan da doğru pasları atan bir adamın girmesi oldu...

james sneijder dedi ki...

@Cartalete

Yönetimin Nene konusunda hala ciddi şekilde ilgilendiği konusunda duyumlar var. Hücum anlamında sol kanata müthiş ilaç olur. Ama savunma anlamında yanında en az Köybaşı kadar defansif yönü olan bir oyuncu olması kaydıyla. Bu yüzden ara transferde Nene alınırsa bir de az biraz vasat üstü bile olsa bir solbek kesin lazım diyorum hep. Bu iki transferle bile bayağı uçarız.

Cartalete dedi ki...

sneijder,

Mevcut durumda en akıllıca transfer hamlesi o olur zaten. Hatta Ersan'ın böyle döneceği bilinseydi; Escude yerine yine o tarz hazır bir sol bek alınabilirdi takıma daha en baştan.

beagle,

Son bölümde bahsettiğin oyun formatı kağıt üstünde iyi dursa da; Oğuzhan'ı rakip orta sahaya karşı çok fazla yalnız bırakıp, odak noktası haline getirir. Yani ondan bugünlerdeki performansı göremeyebiliriz.

Fernandes'in eleştirilecek yanları var elbet; ancak sırf o okları kendi üstüne çekişiyle birlikte Oğuzhan'a rahat ortam sağlamasıyla bile şuan çok değerli oyuncu. Bence de mental eksikliklerden dolayı top clas orta sahalar arasında yer almaz ama değerlidir yine de, fazla yüklenme derim.

james sneijder dedi ki...

@beagle

Fernandes hakkındaki eleştirilerinin çoğuna katılmakla birlikte, çok önemli bir noktayı göz ardı ettiğine inanıyorum: Oğuzhan takıma katılmadan ve bu üçlü oluşmadan önce Necip'in performansı vasatken orta alandaki Fernandes ne yapacaktı? insiyatif almak. Bunu ligimizde vasatın üstünde gayet iyi yaptı ve bu Fernandes repütasyonu doğdu.

Fernandes'in en büyük artısı, takım oyununda 10 numara olup da o hüla-op pası da atabilir, ya da 9 numara rolüne girip rakip kaleciyi Almeida ile karşı karşıya bırakan pası da verebilir. Beşiktaş için temel sorun onun Oğuzhan ile anlaşabilme durumudur. Ki Fernandes orta alandan yaptığı hamlelerle gol attırdığını, hatta daha önemlisi asist yapabileceklere imkan hazırlayabildiğini şimdiye kadar gayet güzel gösterdi.

Sorun gereksiz top tutmasıysa ki, bunu son maçlarda bir hayli yaptı, ben gayet eminim Samet Hoca böyle oynama desin o da öyle oynamaz. Bunu Oğuzhan veya iyi bir Necip olmadığında yaptıklarıyla gösterdi zaten.

Dediğim gibi, zamanla takımla birlikte çok daha performanslı olacak. En büyük özelliği asla kişisel pozisyonlar için tepki göstermemek zaten.

borasahin dedi ki...


@Plank

+1. Besiktas taraftarlari icinde senin gibi rasyonel dusunen insanlar gormek umut verici. 3 maca degil, daha cok mac bakmali ve karsilastirmali kiyas yapmaliyiz.

@james sneijder

Yorumlarina genelde katiliyorum ama "Ligimizin tartışmasız en iyi orta sahasına sahibiz." cok iddiali olmus. FB ve GS'nin orta sahasi gercekten iyi ve kendini kanitlamis oyunculardan kurulu. Sadece sertlik seviyesi olarak bile bizden ustunler. Bizim takim yeni yeni kuruluyor. Ayrica bu tip karsilastirmalari daha dogru bir context icinde yapmak lazim. Butune bakmadan cok degerli olmaz.

beagle dedi ki...

:) Söylediğim gibi en azından artık tartışılabiliyor.

@cartalete
Doğrusu kafamdaki 4-4-2'de Necip'in sağ taraftaki enfes performansı, Oğuzhanın yanında ise Paul İnce tadında bir adam, veya en azından bizim eski Cisse'nin biraz daha hızlısı(yani senin Nli Mli Fransızın) var. Bu adam belki Mertcanlarımızdan biri olabilir bir süre sonra. Şut olayının büyük ölçüde küçükken belli olan bir yetenek olduğunu düşünürsek, şu yaştan sonra bir Sergen veya Lincoln şutörlüğü gelmeyeceğine göre Oğuzhan bir Attacking midfielder değil, Central Midfielder olmak zorunda. Yani yanında daha defansif bir adamla Selçuk inan'ın daha kötü şutör, daha iyi çalımcı ve pasör versiyonu olmak durumunda. Çift ciğerli bir forvetin hücum presini unutalı çok oldu. Geçen yıl GS'nin FB'yi 3 golle yendiği maçta Elmander ve Baros ikilisin koyduğu pres perfomansına ve bunun derbi etksine bakarsanız, 20 sene önceki Beşiktaş'ın normal oyununu görebilirsiniz. 4-4-2 pres yapan bir forvet, çabuk pas dağıtan orta saha merkez (tavşan çıkarması gerekmiyor)ile yapılabilir. Bence orta saha merkez ikiliyi (bugün Oğuzhan-Necip idare edebilir.) ve pres yapabilen forveti (Akyüz) bulduktan sonra vasat 4-4-2 vasat 4-3-3 den 10-15 puan fazla kazandırır ve derbi kazandırabilir. Zaten FB ye 3-0 yenilmiş bir takım 4-4-2 deki riskleri de alsa 5 tane yemez...

@James Sneijder
Dostum gözardı etmiyorum. Ben çabasına laf etmiyorum. Veli Kavlakla oynatırsan adam tabi topu ezecekti. Ama ben Fernandez'in potansiyeline inanmıyorum. Kaptırdığı top, yavaşlattığı oyun sayılarının attırdığı gole oranının çok düşük olduğunu düşünüyorum. O oynarken kaybettiğimiz puanlar ve yakınından bile geçemediğimiz kupalar da bununla ilgili. Hızlı top oynamayı bilmediğine, sol ayağını basit bir pas için devreye sokamadığına, mental eksiklikleri sebebiyle son gol pasını doğru zaman ve şiddette atamadığına, gol poziyonlarına çok az girdiğine ve girdiğinde düşük oranda değerlendirdiğine, umut verecek bir plase veya şut stili olmadığına inanıyorum. Gene iddialı laf edeyim, 5-6 maç Fernandez serbestisi ve toleransında oynatılmaları durumunda Burak Kaplan ve Muhammed Demirci'nin skor üzerinde daha etkili olacaklarına inanıyorum. Fernandez sadece topu 2-3 kişiye kaptırmama çabasını izlemesi eğlenceli bir adam. Ama 2-3 kişiyi geçtikten sonrası bir sonuç getirmiyor. Necip'in sağ kanatta yaptığı işler bana Fernandez'den çok daha etkileyici geldi. Keşke önlibero yerine kanatta biraz zorlasak da sıfırdan ortalar gelse, rakibi kalesine yaslasak ve santrafor golleri görmeye başlasak.

Sonuç mu? Yarım bir futbolcu ve savunma yapmayan, çok top kullanan biri için kabul edilemez derecede skor üzerinde etkisiz. Yerine Veli Kavlak oynamayacak da Muhammed, veya 2. forvet oynayacaksa, derhal kesilebilir, kesilmeli... Aklını başına alırsa oynayacağı tek yer orta saha kanat kısmıdır...


james sneijder dedi ki...

@borasahin

Biraz kolayına kaçıp istatistikle yazayım.

Beşiktaş halen ligin 30 golle en çok gol atan takımı. En yakın rakibi GS 28, sonraki Antalya 24 gol. FB ise 20 gol atabilmiş. Bu rakamların ilginç tarafı, lig başlarken hepimizin dile getirdiği bir konu olan Beşiktaş'ın golcü sorunu. GS iddialı bir şekilde Burak-Umut-Elmander üçlüsüne sahipken Beşiktaş'tan az gol atmasına tek neden orta sahası. Nitekim attıkları gollere bakılırsa GS orta sahası ceza alanına 2-3 metre uzakta durup Burak-Umut ikilisine top indirirken, bu durum Beşiktaş'ta tam tersi şekilde işliyor ve orta saha bir maçta LigTv spikerinin dediği gibi neredeyse "kalenin içinde pas yapacak durumda". Peki bunu kimlerle başarıyor? Henüz 10 maç birlikte oynayan Fernandes-Olcay-Oğuzhan-Necip kadrosuyla. Aslında kapasitesinin ne olduğunu gayet iyi bildiğimiz Holosko yine aynı, Almeida da öyle. Üstüne üstlük Holosko yapısıyla gayet uyumlu şekilde neredeyse hiç kanat/sağ iç özellikleri göstermemeye devam ederken.

Tabii işin bir de defansif yönü var ki, takım olma açısından ofanstan daha büyük bir gösterge, çünkü sezgilerden daha çok bilinçli ve daha çok çalışılmış/alışılmış bir işbirliği gerektiriyor. Bu açıdan bakıldığında Beşiktaş ilk 12 takım arasında en çok gol yiyen ekip. Oysa Fernandes ve Necip'in müthiş defansif kapasiteleri var, Olcay her maç ofans ve defans anlamında 4 ciğerli koşuyor, eh Oğuzhan'ın defansı da az buz değil.

Peki sorun ne? Sorun şu: Bir takımı ofansı iyi ama defansı kötü diye ayırıp sadece defansa yönelirseniz hata yaparsınız. Maalesef Samet Hoca da -şimdilik- bu şekilde davranıyor. Oysa yapması gereken ofansı da hesaba katıp total bir şekilde takım defansı kurmak. Bu eksikliğin üzerine yetersiz bekleri de eklerseniz (ki 4-3-3 oynayacaksanız bekler kesin vasat üstü olmak zorunda) yenilen goller gayet anlaşılır. Peki orta alan dedik, onların hiç mi suçu yok. Bu total oyun denenmeyince Fernandes'in kaptırdığı toplar Melo'nunkilerden daha fazla da gözükür, Necip'in defansa gelmediği anlar Baroni'den daha fazla da göze batar. Nitekim F.Terim Melo'yu 10 dakikada 6 top kaptırınca yedeğe çekmişti.

İddiamda ısrarlıyım. Beşiktaş'ın orta sahası ligin en iyisidir. Çünkü maçı kazanan da, kaybeden de tümüyle takım ve teknik yönetimdir.

james sneijder dedi ki...

@beagle

Fernandes'i çok dikkatli izleyen biri olarak (cidden merak ettiğimden, yoksa hayranı değilim) oynadığı oyunun tamamen gidişat üzerine olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Şöyle yanlış bir algı var; Oğuzhan gerçekten kaliteli ama henüz toy bir orta alan olarak doğru işler yaptığında bunu tek başına yapıyor gibi görüyoruz, çünkü becerdiği güzel işler gerçekten yetenek gerektiriyor. Oysa her ne kadar pozisyon zekası ve yer tutması üst düzey olsa da (bu bakımlardan Sergen'den bile iyi, iddia ediyorum) takımın kendisini bu bölgelere sokabilmesi şans eseri değil ve bu büyük oranda Fernandes-Necip ikilisine bağlı. Hangi maçtı hatırlamıyorum, Oğuzhan Fernandes'siz oynadığında bir zamanların forvet arkası Ceyhun formatının % 60'ı kadar performans sergileyebilmişti ki bu tesadüf değildi.

Ama Fernandes bazen kafasını kaldırmadan içeriye dalmaya çalışıyor. Kafasını kaldırmadan, çünkü kaldırsa inanılmaz pas yeteneğine sahip bir oyuncu. Bunu da her maç bir defayla yapmaktan başlayıp 3-4 defa yapar hale geldi. Burada ilk aşamada bir faktör devreye giriyor: defansın top çıkarma sorunsalı. Dikkat edilirse asıl görev yeri olarak belirlenen bölgeden daha geride Necip'ten daha çok defanstan top alıyor.

Zira takımın bırakın bilinçli bir düşen topu alma stratejisini, aldıktan sonra dahi yapabildiği hamle oranı sınırlı. Ne stoperler ne de bekler bu kapasiteye sahip. Bu şekilde atağa çıkıldığındaysa (çoğunlukla rakip yerleşmişken) Fernandes topu boş alana taşımayı bazen abartıyor. İkinci aşama olan hücumda bunun bana göre 2 nedeni var: tek olduğu zamanlardan kalan alışkanlık ve hocanın kendisine olan aşırı güveninden kaynaklanan serbesti. Yoksa stoper oyna deyin onu da yapar. Bireysel hırsı çok az çünkü.

Bariz örneği şut oranlarında. Eskiden kaleyi gördüğünde şutu basardı. Şimdi Samet Hoca bunu kısıtlamış olmalı ki artık neredeyse hiç kullanmıyor.

Nasıl mı optimum oynar? Öncelikle Necip defansla arasındaki ilişkinin sadece onlara yardım olmadığını anladığında. Rakip hücumu kesip kazandığı topu boş arkadaşına atmak çok önemli, ama aynı şekilde defanstan aldığı topu kapanan rakip içinde uygun arkadaşına atmak da o derece önemli (dikkat edilirse son 1,5 maçtır bu Necip neymiş be dediğimiz fark yaratan tek artısı bu). İkincil olarak, rakibin dengesini tüm takım olarak bozabilecek seviyeye gelmemiz lazım. Bu bakımdan defansla orta alan arasında müthiş bir boşluk var ve normalde defansın hücuma katkısı sadece kafa golleri atmak değil. Gerçi kızamazsın, bekler ciddi çalışmayınca 2 stopere 40 metrelik alan kalıyor, vs.

Netice olarak takım oturdukça Fernandes performansını 2'ye katlayabilecek ilk oyuncu.

planck dedi ki...

@Beagle,
Fernoyu savunmak istemezdim, Baroni ile kıyaslamana tamam hadi olur öyle şeyler dedim ama skor üzerinde kabul edilemez derecede etkisiz diyince artık dayanamadım :) Doğrudur, tamam çok top tutuyor son maçlarda kaybediyor, takımı yavaşlatıyor ama el-insaf yahu sanki q7'den bahsediyoruz :) İddia eden sen olduğun için senden bir ricam var, bu sene attığımız golleri gol/asist/asist öncesi pas olarak listeyelebilir misin? Böyle bir listenin en azından 1/3ünde onun adı geçmeyecek mi? Yani öyle şeyler söylemişsin ki karşılık bile veremiyorum, anca maçları beraber oturup baştan seyrederken dediklerini çürütebilirim :) Premier Ligde oynamıyoruz ki yahu..

Övünç dedi ki...

Fernandes bence şu an oynadığımız 4-2-3-1 de 3 'ün ortasında serbest oynamak yerine 4-3-3 versiyonu 4-1-2-2-1'de orta 2 liden biri olup , daha fazla tek top ve takım oyununa dahil edildiğinde çok daha etkili olur.

Şu anda ona tanınan serbestlik takım bütünlüğünü etkilemeye başladı zira artık sadece ona bağımlı bir hücum stratejimiz yok.Artık bütün öldürücü pasları atmak , ileri de 3-4 kişi çalımlayıp top tutarak takıma zaman kazandırmak zorunda değil.Tam tersine artık alan daraltıp takım savunmasına destek vermeli ve ekstra yetenekleri sayesinde Oğuzhan ile birlikte bazen onun açığını kapatan bazen ona boş alan açan bir adama dönmeli.

Kısaca Fernandes'e verilen özgürlüğün biraz alınması lazım.Yine takımın lider oyuncusu olsun , ki zaten yetenek açısından yanına yaklaşacak adam yok , amma velakin takımdan ayrı bir lider olmasın.

Kendisi istemiyor olsa bile bu şekilde çok fazla toleranslı durumda.Bu top kayıpları devam ettikçe geçen sene ki Quaresma-Ernst kavgasına bir adım daha yaklaşacak her maçta ki bu maç çok net bir biçimde Necip'in 1-2 defa el kol yaptığını gördüm ben hızlı atakları kestiğinde ve verdiği topu boşa kaçmış olmasına rağmen geri alamadığında.

Bu takım Samet Aybaba'nın olduğu kadar Fernandes'in de takımı . Şimdiye kadar maç içinde en çok koşanlardan biri olarak liderliği ne kadar istediğini gösterdi bence.

Bir de Beagle'ın söylediği Fernandes'in özellikle kontralardaki yanlış tercihleri benim de gözüme batıyor.Tekniği çok çok iyi bir adamın futbol zekasındaki iniş çıkışlar gerçekten çok enteresan.

MEsela son Antalya maçına bakıyoruz.5. gol de 4'e 1 geldik.İsteyen tekrar açıp bakabilir.Sadece 1 tane Antalya'lı oyuncu varken pozisyonun içinde Olcay , Necip , Fernandes ve Almeida vardı.Fernandes Almeida'dan aldığı topu ceza sahası çizgisinden öküz gibi abanıp gole çevirdi çevirmesine de , o pozisyon öyle mi kullanılır hacı ? O topu kaleci bir şekilde çıkarabilir , top direkten dönebilir veya bir şekilde bir Antalya'lıya gidebilir ve biz o topun dönüşünde 7'ye 9 şeklinde yakalanabilirdik.

Zaten herkes söylüyor bu defoları olmasa bizim takımda olmaz filan diye doğrudur.Bence Fernandes'i adam edebileceğine inansa Alex Ferguson mutlaka alırdı zaten.Bu adamı böyle kabul etmek lazım .

O sebepten belki de herkesin teorilerinde yer alan kanat oyunu belki daha uygun olacak onun için.

beagle dedi ki...

Okuma sabrı gösterip tartıştığınız için teşekkürler :)

@James Sneijder
Aslında ben senin söylediklerinin herhalde %99'una katılıyorum. Tek farkımız benim saydığım eksikliklerinden dolayı Fernandez'in optimum bir sistemde yeri olmadığını düşünmem ve bu yaştan sonra bazı şeyleri daha iyi yapacağına inanmamam. Çok net olarak gol noktalarında doğru karar verme, aşırtma, plase çalım ne gerekiyorsa doğrusunu yapamadığını, tersine Muhammed, Burak gibi ayağı topa yatkın gençlerin bu açıdan daha çok umut verdiklerini düşünüyorum. Oğuzhan onun bir alternatifi falan da demiyorum. Oğuzhan yetişmekte olan ve etrafındaki oyunculara pasları güzel dağıtan, rakibin açığını yakaladıysak ise güzel pasla bunu kullandıran bir oyuncu. Daha çok fırın ekmek yemesi de gerekiyor.

@planck
Senle çok farklı bakıyoruz. Ama çok nazikçe ifade ettiğin için açıklamaya epey emek haracayacağım. Bence Baroni Fernandez'den daha iyi bir oyuncu çünkü iki yönlü oynuyor ve şutu pası her şeyi belli oranda var. Baroni oynayınca açığını kapatmak için 1 oyuncu daha koymak, yani 1 forvet eksiltmek gerekmiyor. Fernandez kontenjanının adamı değil. Tabiki 15-20 maçlık istatistiği oturup çıkaracak bir arşivim yok. Ama bu cinsten konuşabiliriz.Fernandez bütün duran topları kullandığı için bu açıdan rakamları yüksek görünüyor. Bana göre yarısı asist falan değil. Şu anda toplamda 13-14 gol ve gol öncesi etkisinden bahsetmek lazım ki duran topları düştüğünde 6-8 arası golden bahsediyoruz. Kendi başarısızlığı ile kaçırttığı son pozisyonları düşünürsen en az iki katı fazladır ve bu eksiği onu oynama amacını yetersiz gerçekleştiren bir serbest adam kılar. Yani savunma yapmayan bir adam, rakip ceza alanında da yok, uzaktan şut etkisi yok, gol öncesi pozisyonlarda ise sakar. Onun eksiklerini kapatmak için takım Veli Kavlak'a muhtaç... Keşke fırsat olsa beraber maç izlesek ve topu ayağında tutma becerisini değil de takıma el freni olmasını, riskli top kullanması ve çok kayıp yapmasını, üstelik bu kadar yatıştan sonra pozisyonlardaki beceriksizliğini(yeteneksizliğini) konuşabilsek. Premier lig de değil, Bank Asya'da sorgularsın bu adamın yerine başkasını oynatsam olmaz mı diye.

Kısa vadede haklı olduğunuz, kötü günler ile edinilen tecrübe; Fernandez berbat bir takım için en azından bir umuttu. Guti, Simao gibi yatışçıların topu anında kaybettikleri takımda top Fernandeze gelince rahatlıyorduk.
Ama bu sevda Stockholm sendromu gibi birşeydi. Hapisten çıktıktan sonra arkada kalması gerekiyor. Bugün Necip ve Oğuzhan orta saha için güzel alternatifler oluşturup bizi mahkumiyetten kurtardığına göre, konu derbi ve kupa kazanacak bir takımın nasıl kurulacağı oldu. Yani sonraki seviyeyi konuşuyoruz. Bunun için eksik iş yapan birinden kurtulmak ve sahaya oyundan pek düşmeyen bir golcü sokmak lazım. Üstelik Fernandez'den kurtulmak demek bonus olarak Veli Kavlak'ı da yanında götürüyor :) Transfer sezonu yaklaşırken Djurdici düşünmeli veya Peter Beardsley misali bir adam aramalıyız. Yetenekleri kötü olmamasına karşın Nene veya Milevsky bizim açmazlarımızı daha da büyütecek, alınmasalar daha iyi cinsinden iki korkunç ihtimal olarak orada duruyorlar.
Son olarak itiraf ediyorumki sahadan bonus jokeri çıkardığımızda beklerin, Holosko ve Olcay'ın eksiklikleri çok daha fazla gözümüze batacak ve eğer Oğuzhan ve yeni girecek kişi yüksek direnç göstermezlerse işler kötü gidebilecektir. Evet, yama çözümle, Almeida sakatlanırsa yanarız korkusu ile sistem böyle işleyeceğine, Muhammed'e, Djurdice, Furkan'a şans veren, yani bizi kupaya doğru götürebilecek bileşimle risk alalım. Yoksa şampiyonluk ancak 4 sene önceki gibi herkesin 70 puan altında kalmasına bağlı olur...

ceyhun dedi ki...

fernandes'e kızdığım çook pozisyon oldu. Ama biraz daha üzerine gidersek yukarıdan "şüphesiz ki verilen nimetlere şükür etmeyenlere ızdırap kapıdadır" şeklinde bir şerh konabilir. Dikkat etmek lazım:)

james sneijder dedi ki...

Futbolda ben demiştim demek kadar saçma başka bir durum olmaz. Ancak itiraf edeyim, Fernandes'le ilgili söylediğim şeyler A.Gücü maçının ilk yarısında kabak gibi görüldü.

Fernandes yokken orta alan zorlanıyor. Sorun asla kadronun yetersiz olması değil. Yukarıdaki bir mesajda söylediğim gibi orta alanın istediği oyunu oynayabilmesi için gereken alanları Fernandes yaratıyor.

Diğer bir konu da bu bölgenin dengesiz oynaması. Özellikle geriden çıkışlarda Fernandes iyi bir vizyona sahip. Konuştuğumuz o kendi kendine gitmeye çalıştığı anlar dışında defansla orta saha arasında gerçek bir bağ kurabilen tek oyuncumuz. Ha, o topu kendi kendine alıp gittiği anların bazıları da işe yarayabiliyor ve oyun kilitlendiğinde fark yaratabiliyor, ama bence bu kısmi faydalarına rağmen elbette gereksiz driblinglerin savunulacak bir tarafı yok o ayrı.

Ben Necip'in yerinde olsam, paso Xavi'nin maçlarını izlerim. Bu maç harici genel bir yorum olarak da, Oğuzhan'ın yerinde olsam zor olanı yapıp kolay olanda zorlandığımı görmeye çalışırım. Çünkü takım hareket halinde hücum ederken inanılmaz işler yapan böyle bir yetenek geriden al gülümlerle top çıkarmayı haydi haydi yapabilir.

İlk yarı itibariyle gördüğüm, Muhammed'in sorunu çabası veya tekniği değil (her zamanki gibi). Çocuk kritik anlarda başka bir alemde oynuyor, takım oyununa yatkınlığı kritik derecede az. Bu geliştirilebilir bir konu ve eğer geçmişte elindeki imkanı tepmeyip La Masia'da devam etseydi inanın bugün top 10'da bir oyuncu izliyor olabilirdik.

Tahminim Samet Hoca 2 değişiklik yapıp maça asılır ve Beşiktaş turu götürür. Yanarım Erkan Kaş'ın çabasına yanarım. Takım biraz ayak uydurabilse iş yapar bu çocuk.

borasahin dedi ki...


The Question: is Cristiano Ronaldo a strength or a weakness to a team?

http://www.guardian.co.uk/sport/blog/2012/nov/28/cristiano-ronaldo-strength-weakness

Okumali, okutmali, bir daha bir daha okutmali... :) Tam dusundugum ve kimi zaman yeterli zaman olmadigindan dilim dondugunce anlatmaga gayret ettigim konu... Bazi satir baslari:

"the basic point remains: the team is a system that is at its best when compact"

"Those sides, who stand as the greatest club teams there have been in the past 40 years, share the fact that they were about the collective rather than the individual."

80'ler ve 90'lar Besiktasi da boyleydi, yine bu sekilde bir takim kurgulanmali.

Bize ozeline gelirsek... Bence beagle'in hakli oldugu noktalar var. Q7'de bunu hep ifade etmeye calismistik. Tamam tek basina takil da faydan ve bunun terazideki dengesi nedir? Ferno Q7'ye gore daha takim icinde ama hala en yuksek verimi aldigimizi dusunmuyorum ya da baska bir acidan bakarsak, en cok verimi nasil aliriz, alirsak getirisi goturusu ne olur? Sahsi dusuncem eger mevcut durumun otesinde birsey goremezsek Ferno gecis donemi oyuncusu, optimum noktada 10>=M Euro'ya okutmak buyuk basari...

borasahin dedi ki...


Nene'yi tanimiyorum ama gorev disiplini eksik, gorece tembel, isin emek tarafini istikrarli olarak yapmakta cekingen, topla oynamayi seven bir oyuncu su asamada luks olabilir. Zaten Ferno var, Oguzhan var. Avrupa'da yokuz, yeni kurulan bir takim. Her zaman ifade etmeye calistigim gibi yeni kurulan kadrolarin cok genis olmasi avantaj degil daha cok dezavantajdir. Kendi kendimize denklemi daha karmasik yapmanin bir anlami yok. Sezon basinda durum daha farkliydi, su an daha degisik, bunu da goz onunde bulundurmak gerekiyor...

Milevsky benim hatirladigim iyi bir uc forvet. Tek forvet de oynayabildigini animsiyorum ama bizim elimizde Pektemek var. Almeida-Pektemek-Milevsky su asamada luks olabilir.

james sneijder dedi ki...

@borasahin

Özellikle Ronaldo'nun takım oyunu içindeki rolü açısından muazzam bir link. Dediğin gibi herkes okumalı.

Fakat aynen Real'de olduğu gibi soru şurada kitleniyor: böyle oyuncuları yok sayacak kadar takım oyunu oynayabilir miyiz. Bana sorarsanız Beşiktaş için şu an erken. O halde hemen diğer sorular ortaya çıkıyor: şimdi değilse ne zaman, bu Beşiktaş yönetimi değilse kim.

İşte tam da burada o malum kongre üyeleri devreye giriyor. Hiçbir ciddi adayın çıkamadığı bir yarışta başa gelen bu yönetim dahi Altınsay'ın söylediklerine sabredemedi. Ama işin fırsatçılığını da unutmadı, Oğuzhan'ı bir güzel alıverdiler mesela. Olay tabii ki Altınsay kalsaydı daha ne Oğuzhan'lar gelirdi meselesi değil. Aslında, biraz trajikomik olur ama, çoğunluğun düşündüğünün aksine tam tersi.

İşi yere oturtacak örnekler açısından belki de en iyi misal Fink olurdu. Altınsay halen tam yetki ile devam etseydi büyük olasılıkla Fink ve benzeri 3-4 oyuncuyu bu ilk sezonda izliyor olurduk. Bunu sakın eleştiriyorum diye algılamayın. Bana kalsa da aynen böyle olmalıydı. Çünkü sadece futbolda değil her alanda, kısa vadede yeni bir sistem oturtacaksanız elinizde iki seçenek vardır: Ya herkesten daha ileride gördüğünüz adamları her sezon tekrar edip sabır beklersiniz, ya da düz veya değil, profesyonel oyuncuları koyup altyapıya örnek tutarsınız. İstisnası mı: 3. yol olan bu istisnayı halen dünya alemde herkesin bildiği tek bir takım yapıyor zaten.

Bu memlekette sistem adına adam akıllı en iyi iş yapan şahıslar Derwall ve Serpil Hamdi Tüzün'dür. Derwall de ikincisini seçti. Bunu yaparken de kendi bildiği ekolün temsilcilerini kadroya aldırdı. Herkes ilkini seçtiğini, yani bu adamlarla sabredip sonuca gideceğini sandı. Oysa yaptığı GS camiasını bugüne getiren bir sistem oturtmaktı.

Serpil Hoca ise 3. yol oldu. Tıpkı La Masia'da olduğu gibi bu ikilemin dışına çıkmayı başarabildi. Akıllı bir yol izleyip gölge bir altyapı takımı kurarak olmayan bir şeyi yarattı.

Şimdi kökten yapılması gereken işlere bakarsak hangisi iyi bir seçenek olabilir. Bana sorarsanız hem Derwall sistemi hem de Serpil Hamdi hocanın uyguladıkları bir arada olmalı. Çünkü hem beklentiler için vitrinde bir takım yaratıyor, hem de Akdeniz kanlı olarak taraftarın yetişen fidanları harcamasına engel oluyor.

Başa dönersem, zaten Altınsay'ın söylediklerinin özü de budur. Bakınız: hem göreve gelirken hem de görevden alınırken söyledikleri.

borasahin dedi ki...


@james sneijder

Aslinda ayni dusunuyoruz, sanirim birbirimizi yeterince tanimamamizdan kaynaklandi. Bir anda homojen bir takim kurgusu olmasini beklemiyorum. Ferno gecis sureci oyuncusu derken onu kast etmistim. Sezon basinda da Ferno'yu yuceltecek bir duzenek bizim icin en iyisi diyordum, sebebi de satarken daha iyi kazanmak icindi. Su anda da ana arter Oguzhan-Ferno gozukuyor. Ayrica Orman'in ilk 2 senesinde bence anca toparlanma olur. Pragmatik bir yonetim tarzi siimdilik en uygunu gorunuyor. Altinsay bence onumuzdeki donemde kadroya dahil olsa daha iyi olur.

james sneijder dedi ki...

@borasahin

Aynen coni waynen, yani aynı şeyleri söylüyoruz. Mevcut pragmatik ruh hali bahsettiğin gibi 2. senede de devam etmeli. Fakat Altınsay'ın yapmaya çalıştığı şeyi de anlamak gerekli.

Hani vardır ya. İşin bir ucundan tutar diğerini ihmal edersin, sonra da insanlar buna bakarak tüm işi eleştirir. Altınsay geçiş dönemleriyle ilgili olarak şunu demişti: "Ümraniye'de ve maçta ciddi çaba sarf etmeyenlerle yollarımızı ayıracağız, onları A2'ye yollayacağız". Şu anda bu oluyor zaten.

Üstüne üstlük, yapılmasını önerdiği devrim niteliğinde adımlar şu anki yönetimce de dile getiriliyor. O halde neydi Altınsay ile olan sıkıntı. Ben görünenlere göre söyleyeyim, yönetimde olanlar futbol işlerini tamamen dışarıdan olan birine vermek istemedi. Hoş yönetim içinde olsaydı da bu değişmezdi. Senin ve benim egom anlayamaz, çünkü sendeki ve bendeki ego ancak sabah kahve var mı yoksa yok mu sorusu kadardır.

Maalesef, ki benim inancım budur, her ne kadar bugüne kadar doğruları yanlışlarını örtecek kadar çok olsa da, mevcut yönetim yapısında bu tür bir devrimin tam olarak gerçekleşebileceğini sanmıyorum. Ha mevcut gidişat ayrı, ama uzun vadeli işlerin doğru şekilde olabileceğine inanmıyorum. Çünkü Adorno'nun da dediği gibi: "yanlış bir hayatta doğru bir şey olmaz".

Radikal miyim? Her alanda değil. Ama müsaade edin futbol gibi herşeyin kabak gibi yansıdığı bir alanda da radikal olayım. Dilerim beni haksız çıkarırlar.