Adamlar Yapmış!


Maç öncesi heyecanınız üstünüzdedir, birkaç saat sonra sahaya çıkacak olan rakip ne kadar güçlü olursa olsun umutlusunuzdur. Santraya daha çok vardır ama enerjinizi boşaltacak yer arasınız, bu sebeple takımdan kim o koridordan dışarı kafayı uzatsa kısa bir süreliğine “Messi ilgisiyle” karşılaşır. Bu, genellikle yedek kaleci olur… Rakip sahaya çıkar, yükselen şey ıslık değildir de sanki İsrafil sur’u üflemiş sanırsınız, kıyamet yakındır…

Maç başlar… İlk 5 dakikada o umutlar tazedir, 10. dakikada “yok, olmayacak galiba…” dersiniz, zaten 15 dakika dolmadan da ilk gol gelir. Sonrasının da geleceği bellidir, arada fark vardır. Finalde “neyse, adamlar yapmış abi… kemik gibi takım” der evlere dağılırsınız… Birkaç beden büyük gelen Avrupa takımları, bizlere birçok buna benzer rituel yaşatmıştır. Bu gece Bursa için o Avrupa takımı, Beşiktaş’tı…

Normalde milli maç araları formda takımlar için ritim kaybı olabiliyor. Bu tehlike Beşiktaş için de geçerliydi. Ama o arada hızlandırılmış bir Borussia Dortmund kursu geçirilmiş gibi… Maçın başından, 3-0’la girilen son 10 dakikaya kadar; rakibine ne koşu ne de pas atma fırsatı tanımayan, takım olarak önde baskılarla ve kararlı şekilde tüm kanalları kapatan, kaptığı toplarla da yine aynı kararlılıkla hücuma çıkan Beşiktaş… Bazen yapılan pas hatası bile, sanki bir sonraki perde için kurulmuş tuzak anlamı taşıyordu. Öylesine “bütün” oynayan bir takım söz konusu. Bireysel olarak kötü oynamanın çok zor olacağı bir takım oyunu…

Şu saatlerde yine takımı için gece taksiye çıktığı söylenen Atiba Hutchinson mesela. Başta Serdar Kurtuluş’un sağ bek pozisyonu olmak üzere dört farklı mevkide kademe alırken görüldü. Beşiktaş 4-5 adamla ön alan baskısı yaparken, oradan çıkan birçok topu tek başına süpürdü… Zaten bir gün “büyük takım olan” veya o hedefe yürüyen herkesin baş vuracağı o “topun kaybedildiği yerde baskı” stratejisiyle, Oğuzhan da gayet savunmacı orta saha Fernandes de… Böyle oyunculara “30-40 metre geri koş, savunma yap” demeyince enerjileri de üzerlerinde kalıyor.

Aslında o önde baskı, savunmadan daha çok bir hücum sanatıdır. Çünkü rakip atak eğilimindeyken, dengesiz şekilde topu kaybetmiş olabiliyor; tıpkı ilk gol öncesinde olduğu gibi… Bursaspor savunması ani bir atak yediği için ofsayt çizgisine dikkat edemedi. Orada Gökhan Töre’nin asist öncesi pası da mükemmel. İçe kat ettiği toplarla şut veya ara pası atarak etkili olmaya başlamıştı. Menüsüne, bu tip çaprazdaki boşluğa atılacak pasları da ekleyecek olursa; Beşiktaş’ın da milli takımın da sağ kenarı 10 yıllığına kiralanmış demektir.

Beşiktaş, bu sezon ilk 11’ine yaptığı hiçbir transferde ıskalamamış gözüküyor. Onların sonuncusu Ramon Motta… Öncelikle savunmadaki atletlik sorununu tek başına tolere edecek gibi… Takım önde bastığı zaman arkada o çabukluğuyla sigorta görevi üstleniyor. En önemlisi de ayağının düzgün olması. Attığı hiçbir top ezbere değil, derinden içe doğru pas atıp, tekrar boşa hareketleniyor. O topu hiç geri alamasa bile, önde yarattığı sayısal çoğunluk rakip savunma dengesini bozması için yeterli.

Bugün Beşiktaş için görünen tek sorun, hızlı hücumların çok basitçe heba edilmesiydi. Duran toplar olmasaydı, bu kadar üstünlüğe rağmen bir farklı skor uzun süre devam edecekti. Böylesi durumlarda 111’i arayıp Mustafa Pektemek’i daha acilinden çağrılması gerekiyor galiba… Ama lafın kısası; Bilic haklı. Bu maçta Beşiktaş, 10 üzerinden 10 olacak bir futbol oynamıştır. Ve şu dakikalarda, yaşadığı keyiften evlerinin tapusunu istesiniz hayır cevabını alamayacağınız Beşiktaşlılar için 12  puandan daha güzel bir şey vardır; 80. dakikada 3-0 önde olan Beşiktaş'ın, hala Frey'e 10 metre uzaklıkta topa basması... Oyuna giren her oyuncunun, o topa dokunmak için bir uçağı kaldıracak kadar benzin yakması...

26 yorum:

planck dedi ki...

ŞL maçlarına kadar takımın şurası eksik burası böyle falan yazmıycam sanırım. Şimdiye kadarki teknik kadrolar bize göre bariz olan bazı durumları göremiyorlardı, biz de (veya tekil olsun ben de diyeyim) bu yüzden bunları yazıyordum ve tartışıyorduk. Fakat şu anda klübedeki -popüler deyimle- "fubol aklı" benim futbol aklımın üstünde açıkcası. Benim görüp de onların göremeyeceği birşey olamayacağı kanısına vardım. Ben geçen seneki kaos futbolunu oynayan adamları alıp da nasıl bu kadar dengeli ve özellikle bilinçli bir takım oyunu -özellikle topsuz alanda- oynatılabilir açıkcası bilmiyorum. Yani olay çok koşmayla, takımın boyunu kısa tutmayla falan sınırlı değil, gerçekten teknik olaylar var. Ama adamlar takımı bunu 4. haftada en zor deplasmanlardan birinde pozisyo vermeden yapacak hale getirdiler. Kısacası geçen senelerde teknik ekipten birini görsem "abi şurası şöyle burası böyle bence şöyle şöyle yapın" diye dert yanıp akıl verecekken bu sene ancak "saygılar abi" diyip rahat bırakırım sanırım :)

babilazizi dedi ki...

maç 2-0 olmuş, rakibi her kategoride eziyoruz ama biz arkadaşlarla acaba diyerek izliyoruz... aslında aklımız maçı rahat rahat kazanacağımızı söylüyor ama yüreğimiz tedirgin... geçen bir kaç yılın bizdeki etkileri bunlar işte, uzun bir sakatlık sonrası oynamaya başlayan futbolcu tedirginliğini biz henüz atlatamadık.. (6-7 yıldır beraber maç izlediğimiz arkadaşlar adına)... o sebeble "çok rahattım, sırtımı yaslayıp izledim" diyen arkadaşlara gıpta ediyorum ve rehabilatasyon sürecini nasıl atlattıklarını merak ediyorum.

maça gelince;
bende artık herkesin beşiktaşı anlatırken başlangıç cümlesi olan "takım boyu kısaldı" ile olaya gireyim... bide takımın topa doğru kayması olayı var.
yıllar önce kadınlar futbolunun yeni yeni palazlandığı dönemler; bakalım ne yapacaklar deyip bir maçı izledim. maç başladı topu diktiler ve topun düştüğü yerin etrafında 20 kişi toplanıverdi, kırlangıçlar gibi top nereye gitse bir kırlangıç sürüsü gibi arkasından gidiyorlardı... daha fazla izleyemedim zaten.
o gün çok dalga geçtiğim olay günümüz futbolunun en önemli sistemi haline geldi ama içgüdüsel ve kaotik bir sekilde değil de, mesafelerin doğru ayarlandığı planlı programlı bir şekilde...beşiktaşın bu sene yaptığı en iyi şey bu aslında topun olduğu yerin etrafına yoğunlaşıp, rakibi boğuyor, her pozisyonda beşiktaşın bir kaç adam fazla görünme sebebi de budur... bu sistemin tek dezavantajı; teknik kapasitesi yüksek olan rakiplerin ters toplarının boş bırakılan alanda tehlike yaratmasıdır... muhtemelen bu olasılık düşünülmüştür. ana baskı grubunun gerisine bir emniyet timi konuşlandırarak, baskıdan çıkan topa müdahale edilecek yada takım dönene kadar rakib oyalanacaktır. daha yeni başladık, gün geçtikçe takım oturacak, takım zekası ve refleksi gelişecektir.
sezon başında önder özen "ilk 3 maç için 7 puan hedefliyoruz" demişti. hedefin çok ilerisindeyiz. galatasaray maçını kaybedersek "olur böyle en azından ayağımızı yere bastık" deriz. ama galatasaray için öyle değil. kaybederlerse kıyamet kopar, hele ki real maçından alınacak ağır bir mağlubiyet bizim maçı çok enteresan hale getirir.
bi de fenerbahçe var. bu akşam puan kaybı yaşarlarsa ve biz gs maçını alırsak, şenlik var beyler.

beagle dedi ki...

Özetleri izlerken bir de Bülent Yıldırım art niyetlisi aklıma geldi. 2 net penaltı, bir kırmızı, aynı çalınmayan bir sürü faul ile aslında standart Beşiktaş maçı yönetti. Aynı pozisyonlar bizim ceza sahasında olsa kırmızı ve penaltı gelirdi.

Takım iyi olunca işte hakemi de kaleye sokuyorsun. Önümüzdeki Oğuzhansız aylarda Veli-Necip-Atiba orta sahasına dönmememizi diliyorum. Yoksa Hakemler bizi top yapar oynar.

Nerdesin Sebastian ? dedi ki...

Tıklanma rekorunu memleketimizde elinde tutan Google Türkiye'nin çok genç bir CEO su vardı sanırım. ( İşe başlangış tarihi yaşı )

Az adamla çok iş yaptılar, İskelet sağlam yerine oturdu, Beşiktaşın bir İSKELETİ var, Töre futbola döndü ( + Milletimize Milli fayda da getirdi ), Escude geri kazanıldı ve Adamcılık: Toraman = Samet kavramı net ortaya çıktı, "Bu takımda daha oynamamış şunlar var kardeşim" konusu olası sakatlıklarda teknik ekbin elini kuvvetlendirdi ve Aralık'ta Uğur + İsmail + Holosko gibi fayda sağlayabilecek adamların dönüşü var. Eldeki en zayıf halkalar Süzen + Akgün iyi Anadolu takımların ilk 11 i oyuncular ve gayette faydalı kullanılabilirler. Töre'nin serbest atışı birazda bana bıraaak konuşması Fernandese !... Bunlar sahalarımızda görmek istediğimiz şeyler

Geçen maçların birinde bi sahnede Oğuzhan Mami ye şuraya git diye işaret yapmıştı, sene başı hazırlık kampında Olcay-Veli kavgasında 20 yaşı ile kavga ayırmıştı."Usta" Toraman sadece izlemişti. Serdar Özkan'ı prim toplantısında "ama haksızlık bu" diyen "çok konuşma" diye tokatlayan Rüştü ve türevleri takımdan uzaklaştıkça gizli liderler Oğzuhan'ların sayısı arttıkça başka bir kuvvetimiz de ortaya çıkmaya başladı ki bunu ciddi destekleyen bir Özen var !...

Gizli liderlerimiz var Töre - Oğuzhan.

Oğuzhan maalesef 2 ay yok . Başımıza gelen en kötü şey bu oldu bu dönemde.

Bu güzel futbola yedek kalan sonradan oyuna giren Ersan+Mustafa +Necip+Muhammed çok hızlı+ verimli uyum sağlarlar. Yavaş olsun derinden olsun.

Sezer + Eneramo + Kerim Frei Webo'nun ara transferdeki katkısının yarısını sağlasalar öpüp başımıza koyarız ki herkes fazlası ile olacağına inanıyor !...

Yönetimin Fernandes + Töre konusunda artık somut hareket etmesi gerekiyor. Olmıyorsa B planlanını A planı yapmaları için şimdiden Deep Search ŞART !... "İnanında Fernandes'siz olur" gözle maç izliyorum ancak ZOR gibi. Adam biraz gevşiyor diyoruz buna kalmayız yaaa body yapmış - şişmiş ağarlaşmış vb diyoruz .... AMA sonra topumuzla dalga geçiyor siz Türkiye'de daha FUTBOL izlemişsiniz diyor...

Almeida evet oynayınca çok iyi ama dün arkasından gelen oyuncu önce onu geçti sonra koştuğu topunu ondan kaptı. Kendisi bu ligde olmaz, Eneramo'nun İngiltere görmüşü gerek NET. Başka LİG te olmaz İngiltere olmalı, boylu poslu geniş omuzlu olmalı üstüne bide hızlı olmalı. Aniden önüne gelen topu da JARDEL refleksi ile karşılamalı. Takım içinde ücret dengeleri böyle bir adam bozulmaz kimse merak etmesin. Doğum gününde takım arkadaşlaro ona Lacoste da en pahalı gömlekleri maç kazanım primleri ile seve seve alır hatta yakışmı yiğidime der. Dün kaçanlarda bir anda 2-1 olsaydı ve ardından maç kaybedilseydi soyunma odasında önce Fernandes ona girebilirdi :)

Berke Onay dedi ki...

Sevgili Mustafa (aslında abi demem daha bir doğru geliyor sanki ama herkes "Mustafa" deyince ben de öyle hitap edeyim dedim, affet diyeyim),

Öncelikle oldukça klişe bir başlangıç yapıvereyim, blogunu uzun suredir takip ediyorum. Takip etme süreci en keyifli eğitim sürecini oluşturdu şahsım adına, okurken büyük zevk almanın yanında blogun sayesinde futbola bakış açım oldukça gelişti. Hiçbir zaman kör bir taraftar olmadım ama blogun sayesinde bilinçli bir futbol seyircisi olma yolunda emin adımlarla ilerliyorum. Okuduğum zaman boyunca çok sevdiğim futbolun seyir zevkinden, estetik yanından ve Beşiktaş aşkından daha farklı bir boyutuyla tanıştım. Bir maçta takımın yaptığı şeyleri analiz etme konusunda kendimi geliştirdim diyeyim, sen anlayıver. Takım nasıl sonuca gider, hatalar nelerdir, iyi bir oyun varsa nedenler nelerdir, bunları artık maçı izlerken söyleyebilir oldum. Bu nedenle sana teşekkürü borç bilirim, eskiden yazılarında yaptığın analizin yüzde 10'unu tahmin edebilirken su an bu oran yüzde 90'a varmış durumda. Bu istatistikle teşekkürümün altını doldurup istikrarı yakaladığıma inandığım için bir yorum düşmeye karar verdiğimi söylemeliyim.

Dün oynanan Bursaspor maçını izlerken herkesçe dile getirildiği gibi Beşiktaş'ın bu sezon ilk defa iyi bir rakiple kendisini test etmesi hususunun heyecanı vardı bende de. Takım kendini test ederken biz de televizyon başında takımı test ediyorduk ve takım Bilic'in deyimiyle bu testi 10 üzerinden 10 ile geçmeyi başardı. Kusursuza yakın bir oyun izledik demek pek yanlış olmayacaktır. Bu maçta Beşiktaş'ın güzel oyununun yanında mutlu eden ve değinilmediğine inandığım bir nokta var, bence bu sezon Beşiktaş'ın en önemli silahı olacaktır. Beşiktaş Bursaspor karşısında daha önce yapmadığı kadar sağlam bir pres yaptı, defansta ise gördüğüm en başarılı ofsayt taktiklerinden biri uygulandı. Bu durum elbet kalıcı bir etkidir, takımın gelişimini gösterir, gelecek maçlarda umuyorum ki bizlere yine gösterilecektir ancak bence bu durumun özel yanlarından biri de yapılanların Bursaspor gibi zor bir deplasman maçında rakibi çözmek için tam ihtiyaç duyulan şeyler olması. Ben takımın genel olarak oturttuğu oyun felsefesinin yanında rakiplerin oldukça iyi analiz edildiğine ve belli bir temel üzerine yapılan küçük ama değerli rötuşlarla Beşiktaş'ın maçlara çıktığını düşünüyorum. Her zaman analiz vardır belki ama bu sezon gördüğümüz analiz çok daha farklı bir noktaya taşıyor takımı. Oyun üzerine bir şeyler söylemek zor, zaten çoğu söylenmiş, belki de her şey. Bu durumda iyi oynanan oyunda yorum yapılacak şeylerin çemberi daralıyor, benzer yorumlar olası oluyor denebilir, varsın Beşiktaş hep bize az yorum yaptırabilsin.

Söyleyeceklerim uzun da olsa bu kadar, bol bol sevgiler…

Cartalete dedi ki...

Berke, ne güzel sözler bunlar. Çok teşekkür ederim.

Övünç dedi ki...

Sonunda biri Fernandes'i dürtmüş hocam bu çok netti dünkü maçta.

TV'den izleyerek bu konuda bir şey söylemek zor ama ben görebildiğim 4-5 pozisyonda Fernandes'in boşa çıkıp top aldığını gördüm.Zaten maçın en fazla koşan adamı olarak taçlandırdı off the ball gelişimini.Alan daraltma konusunda özellikle rakip yarı sahada baya takımla birlikte hareket etti bu sefer.

İşler iyi giderken sürekli Fernandes'i tokatlıyormuşum gibi oluyor ama bu arkadaşın bir sorunu da boş koşu atmayı sevmemesi.Dün gözünüzde canlanmıştır bahsettiğim pozisyon Töre sağdan yine içeri doğru katetti , Fernandes merkezden Töre'nin önündeki boşluğa doğru iyi bir depar atıp 2 kişiyi kendine doğru çekti ama Töre içeri katedip 1 çalımla pozisyonunun kaybeder gibi olduktan sonra sol çaprazda Almeida'yı gördü onun sert şutu Frey'den döndü.

O pozisyonda Fernandes'in "napıyon la sen " dediğini ben buradan hissettim.

Boş koşu işi Fernandes'in sorunu değil aslında komik bir şekilde.Ronaldo'dan tut Nani'ye kadar bütün Portekizlilerde böyle bir olay var.Bunu bir çeşit angarya olarak görüyorlar sanırım.Halbuki en temel görevlerden biridir pası alsan da almasan da o koşuyu sürekli yapmak elzemdir.

Bu arada Töre'nin 60 metrelik efsanevi ters toplarına hayran kaldım.Adam ben top taşımaktan ibaret değilim diyor resmen.

turkkant dedi ki...

Birkaç ilave tespitim.

Oğuzhan (ve tabi Motta) ile oyunumuz çok daha akışkan. İlk yarı solda kurulan üçgenlerle adamların sağ kanadını sürklase ettik. Muhtemelen bu maçtan önce analiz edilip, planlanmmış bir aksiyondu. Bu da teknik ekibin işini ne kadar ciddiyetle yaptığını gösteriyor.

4-2-3-1 için çok ideal iki kanat oyuncumuz var. Bekiyle dönebilen, pas trafiğine katılan ve adam geçebilme özelliği olan. O GS'deki, Fener'deki sistem sorunları Beşiktaş'ta hiç yok. Tek eksik Mustafa'nın bahsettiği ön üçlünün gol yapma yüzdesinin düşük olmaması.

Töre, Olcay, Ferdi, Oğuzhan dördü de asist özellikleri gelişmiş oyuncular. Almeida sakatlanmasın, bunu kenara yazın, arkasında bu dörtlüyle bu sezon 20 gole ulaşır.

Takım bu kadar birbirine yakın oynayınca, Oğuzhan müthiş bir CM haline geliyor. Bu maçta ben tam bir box2box orta saha oyuncusu gördüm. Driblingi, pası, ani presleri çok iyi. Sakatlaması çok çok yazık.

Bence lig boyunca yedeklerine nazaran farklı (yani yokluğunu aratacak) dört oyuncu var. Fernandes, Almeida, Oğuzhan ve Atiba. Diğer oyuncuların yeri doldurulur.

Önde şok presleri çok iyi uygulamaya başladık. Tabi henüz pas yapma becerisi yüksek bir GS ile, FB ile oynamadık. Ama sonuçta ligde o seviyede toplamda 4 maç var. Gerisinden puanları toplarsan çok da sorun değil...


Nurettin İnce dedi ki...

Özellikle gaziantep ve bursa maçlarında muhammedi biraz daha dikkatli takip etmeye çalıştım. Muhammed sanki kendini ispatlamaya çalışan, bulduğu kısıtlı zamanlarda canını dişine takıp exstra performans sergilemeye çalışan genç futbolcu profilinden çok sergen yalçın son zamanlarında ki (kilolu) haline benzer bir hal içinde. Malum bu yıl takım galatasarayın uefa yı aldığı yıllarda ki gibi bir pres anlayışı içinde. O zamanlar hakan şükür ilerde prese başlayınca takım herkes bölgesinde ki rakibe basıp rakibin pas opsiyonlarını kapatıyorlardı (bursa maçında yaptığımız gibi ) konumuza dönecek olursak muhammedde oyuna girince ne diğerleri gibi pres yapayım anlayışı var ne de koşayım alan kapatayım pas opsiyonu yaratayım anlayışı var. Sanki takımın abisi rolünde sahaya çıkmış göbekli futbolcu gibi hareket ediyor (Tarsus idmanyurdun da bizim efsane hikmet çapanoğlu oynardı da beşiktaşlı da olduğumuzdan ayrı bir gözle ve sevgiyle izlerdim. Muhammed te tabiri caizse daha bu yaşında bana onu hatırlattı :) )..
Muhammedi bu anlayışla ilk onbire koysan bile takımın bu oyun anlayışını sekteye uğratır bence. Sahada lakayt ve mücadele etmeden topu ayağına beklemeyi, pres yapmadan rakibini kovalamadan gezinmeyi bırakmalı artık...

Basar dedi ki...

Milla maçtan önceki hafta yazmıştım. Oğuzhan ile Fernandes beraber oynar. Büyük takım büyük oyuncularla oynar diye.

Oynadılar, çokta iyi oldu. Malesef hevesimiz kursağımızda kaldı. Hoca mı getirecez, papaz, haham mı bulacaz bilemiyorum ama nefesi çok kuvvetli birkaç arkadaşa ihtiyaç var. Bu nedir arkadaş, ha bire adamımız sakatlanıyor!

Takım her hafta üstüne koyuyor. Bu hafta da öyle oldu. Her ne kadar Bursa çok kötü gözükse de bu görüntüye bizim oyun yapımız katkı sağladı.

GS maçı gerçek seviyemizi tartmak için çok iyi bir test olacak. Muhtemelen Pazar akşamından sonra da "takım bu sene iyi abi" demeye devam edeceğiz.

Ben güç dengesi olarak iki takımı da eşit görüyorum. Aradaki bariz fark muhtemelen kondüsyon farkı olacakdır. GS hem yorgun gelecek, hem 30 yaş üstü oyuncu adeti fazla hem de genel olarak Beşiktaş'ın kondüsyonu üst düzeyde.

İlk 60 dakika oyunu tutarsak sanıyorum maç sonu pozitif tamamlanır.

EC dedi ki...

BJK ye nazar degmesin..
suan da hersey istim ustunde.. bu Futbol Mafyasinin isine gelmeyecektir.

Erman Toroglu surekli soyluyordu son iki gundur.. Futbol Mafyasi BJK nin yoluna tas koyacaktir. nasil oldugunu da aksam soyledi.. senaryo aynen Cem Papila senaryosu.. Fernandes zaten ofkeli adam, Almeida da oyle.. Ramon un da biraz tuzu fazla.. Turkiye nin en iyi hakemi bile bu ( C Cakir) hafta 80 bin kisi onunde dograyabilir..

takim in sogukkanli kalmasi sart, umarim Sn Onder ozen bunu Bilic e ve de takima anlatir.. lider olmak, lider kalabilmek icin top yekun bu sinir savasini dogru vermek gerek..

verecek akil var.. direnc varmi gorecegiz..

Turkiye de pislik cok maalesef..

selamlar

ECO - Luksemburg

Övünç dedi ki...

Beşiktaş'ın hafta sonu kazanma şansı Selçuk-Burak bağlantısını kesmekten ve Bursa'ya yaptırmadığı ön alan presini Gs'ye yaptırmamaktan geçiyor.

Teknik kapasitesi yüksek bir takımla ilk defa oynayacağız.Hücum yönünü çok çabuk değiştirebilecek kapasitede bir takım Galatasaray.Bu da alan daraltarak oynayacak BJK için risk olabilir.Stoperlerimizin atletik yetersizlikleri handikap.

Beşiktaş'ın en kırılgan olduğu nokta ön ala presine maruz kaldığında bağlantıların çok çabuk kopmasıydı ki hafta sonu Bursa benzer bir sıkıntıyı çok net yaşadı.Şimdiye kadar yapabilen çıkmadı ama Gs'nin yapabilme olasılığı yüksek.

Bununla birlikte Biliç'in Türkiye-Hırvatistan maçlarındaki senaryoyu uygulaması da olası.Normalde 3-4 ayda olacak bir şey değil elbette ama şu ana kadar aldığımız mesafe yapılabilirlik anlamında olumlu göstergelerle dolu.

Berke Onay dedi ki...

Konuya alakasız da olsa Beşiktaş taraftarının neden bu kadar ümitli olduğunu görmek için okunması gereken, gördüğüm en leziz röportajlardan biri;http://t24.com.tr/haber/slaven-bilic-besiktas-iron-maiden-gibi-bir-takim/239697

tibet kutman dedi ki...

''adamlar yapmış abi'' :)
pazar akşamı sahada gördüğüm takım sanırım daha iyi anlatılamazdı. eline sağlık, çok hoş bir yazı olmuş. inan maçtan sonra eve geldiğimde doğrudan blogu açtım, lezzetli bir analiz geleceğini tahmin ederek :)

olumlu açıdan bakıldığında hemen her şey yazılmış ama ben halen gökhan töre ve serdar kurtuluş konusunda ciddi endişelere sahibim. gökhan hemen hemen her maçta nerden baksanız 20 dakika oyun disiplininden kopuyor ve çok fazla bireyselleşiyor. bu sıralar göze batmasa da rakipler form tutup bu denli topla oynama özgürlüğü tanımadıkları zaman ciddi sıkıntılara yol açacağı kanaatindeyim. bu işin daha galatasaray'ı fenerbahçe'si var. serdar ise çok yavaş kalıyor. sneijder ve caner gibi hem teknik hem de çabuk oyuncular karşısındaki performansını çok merak ediyorum. umarım yerim bu lafı ama özellikle bire bir pozisyonlarda/verkaçlarda fena çuvallayacak gibime geliyor. özellikle bu hafta...

oğuzhan'ın yokluğunda, ki sanırım gs karşısında savunma güvenliği açısından yedek soyunacaktı, veli yerine necip'i deneme vaktidir. çünkü veli faul yapmadan top çalamıyor ve (galatasarayda bolca bulunduğu üzere) teknik kapasitesi yüksek oyunculara karşı gerçekten sefilleri oynayabiliyor. pas yüzdesi, ki varsa da ben bilmiyorum, başımızı ağrıtabilir.

kazanır mıyız ? real madrid'e yenilirse galatasaray, var gücüyle üstümüze gelecektir. düşük ihtimal ama real'i yenerlerse de havaya gireceklerdir. beraberlik alsınlar, bize yeter :)

en çok ihtiyacımız olan maçta oğuzhan yok, çok zorlanacağız ama açıkçası iki yıldır ilk kez bir derbi maçtan umutluyum..bu bile yeter şimdilik...

Cartalete dedi ki...

Bu takım yapan "adamlar" perde arkasındakiler dahil Berke'nin paylaştığı Ali Ece röportajında leziz konuşmuş. Az ama öz :)

beagle dedi ki...

Geçen yıl ilk haftalarda dağılan bir takıma 3 atmıştık. Taraftarda şampiyonluk şarkıları, menemen aşağı, veli, olcay yukarı gidiyordu. Halbuki dağılmış 6-7 atmamız gereken bir rakibe deneyip de atamadığımız bal gibi ortadaydı. Beyni olan ayaklarına hakim kimsemiz yoktu. Oğuzhan,Atiba,G.Töre,Motta ve Escude'nin katılımları beyin ve top tekniği kapasitelerimizi çokça yükselttiği için bu güzel maçı yaşadık.

Ama maçta Gökhan'ın top kullanmadaki form düşüklüğü, Olcay'ın bomboş pozisyonlarda savrukluğu, Fernandez'in duran toptan başka ceza alanı ile ilgilisi olmaması ve Almeida'nın malum kazmalığı görünür haldeydi. Oğuzhansız GS maçına çok endişeli bakıyorum. Bizim gücümüzden çok onların durumu sonucu belirleyecek.

Bu proje henüz çok başta ve çok güzel birkaç sahne izlememize rağmen sorunlar çözülmedi. Pres biraz aksasa ki porteziklerle aksar, savunma peynir olur.

Bu sene gibi bazı dönemler rakiplerin çok iyi olmadığı, fikstürün fena olmadığı şartlarda galibiyetler, kupalar gelebilir. Ancak bu 10 yılda bir oluyor ve bizi tatmin etmiyor. Gerçekleri görmeye ve söylemeye devam edelim. Henüz çok güçlü bir takım değiliz. Savunma göbeğimiz ve forvetimiz oldukça zayıf ve sahada 10 numara olmayan bir 10 numaramız var.

planck dedi ki...

Abi oldukça zayıf derken kişisel bazda mı bakıyorsun, takıma katkı olarak mı bakıyorsun yoksa premier ligle mi karşılaştırıyorsun ben çözemedim :)

beagle dedi ki...

Almeida+G.Töre+Olcay+Fernandez'in yıllık gol ortalaması < Alex de Souza. Hatta Alex de souza / 2.

Son maçta bulduğumuz 10 pozisyonun 2sini stoperler değerlendirdi. O goller olmadan bir daha maçı gözünüzün önünden geçirin, ah vah çekersiniz. O maçtan Oğuzhan'ı çıkarın, tırnakları yersiniz.

Aşama katetmesini umduğum tek kişi Gökhan Töre, ondan da son iki maça bakınca çok hızlı bir dönüşm beklemiyorum. Eli ayağı düzgün tek forvetimiz Mustafa Pektemek ki oda çok golcü değil ama takımın oyununu düzeltiyor. Tek forvete uygun değil, çift forvet için de girişimimiz yok. Eneramo,Ömer falan bu adamları niye aldık bu sistemde? Holosko kanatta hepsinden iyi.

Atiba ile gelen sakinlik, Biliç ile gelen çaba bu forvet yapısı ile heba olabilir.

Basar dedi ki...

@beagle
Abi takım 10 üzerinden 7 ise sen 10 üzerinden 3 vermişsin ;)

beagle dedi ki...

:) Oğuzhanlı 5 falan oluyor. Kalan ofansif adamlara boşuna güvenmeyin, üzülürsünüz. Ne ayaklarının ayarı var, ne de zekaları.(Töre'yi umutla hariç tutuyorum)

Basar dedi ki...

Oğuzhan'ın +2 puan kattığında hem fikirim ama yemin ederim blogun sıfırcı hocasısın :))

Evet en iyi kadro bizde değil. En pahallı oyuncular da bizde değil. Fener'de Sow 18'e giremiyor, bu lüksleri var, Galatasaray Elmander'i yollama lüksüne sahipti...

Kabul ama bazı gerçeklere de bakalım:
1) Beşiktaş en takım gibi oynayan takım.
2) Beşiktaş en fazla koşan takım. (istatistikle sabittir)
3) Beşiktaş en iyi teknik ekibe sahip takım (Terzic vs. Hasan Şaş)
4) Beşiktaş en fazla yerli alternatife sahip takım.
5) Beşiktaş lige en iyi giriş yapan, rüzgarı arkasına alan, en fazla taraftar önünde oynayan, kamuoyundan en fazla destek alan takım.

Evet eksiklikler var ama "rüya kadro" denilen GS'nin de eksiklikleri var. Dün geceki maça resmen kanat adamsız çıktılar. Fener'de de keza benzer sorun var. Kısaca kadro sorunu olmayan takım yok, sorunları yönetebilen hocalar var.

beagle dedi ki...

Hmmm. Sıfırcı işini düşüneceğim. Hatta örnekleyeceğim de konunun aslı daha önemli.

1. katılıyorum
2. çok önemli değil. portezikler dengesiz koşuyor. Fli olan orta sahada gereksiz yere 4-5 adamla top mücadelesine giriyor.Kondisyonunu 2-3 dakikalığına bitiriyor. Hatta bazı maçlarda gol yediriyor. Millet alkışlıyor ben kızıyorum.

3. Özen bende ağır basıyor. Biliç medyaya fazla içini açıyor. İlk fırsatta yıpratırlar. Takımın sahaya yayılımı ve iş disiplini çok arttı ama krizler ile test edilmedi. Ayrıca Almeida tek santrafordan başka sistem denemedik. Opsiyon yaratma ve eldeki kadrodan maksimum yararlanma konusunda en iyi ekip olmayabilirler.

4. Hiç katılamıyorum. Semihi duman etmesine rağmen hala Fenerbahçe bu konuda önde. arka sağlam yerli 5li artı alper-emre-topuz-caner-salih var. yerli forvetleri yok da kontenjan açısından sıkıntı değil. GS de yekta hatta ceyhun konusunda çok hatalı olmasaydı sıkıntı yaşamazdı. Fatih Terim ve yönetimin iyi kadroya Sneijder, ambrabat eklemeleriyle sıkıntı yarattığını düşünüyorum. Katkısı çok maliyeti büyük adamlar yüzünden katkısı daha çok olan yerliler de kesik yedi.

5. evet ama 1 maçta silerler.

6. Beşiktaş en kötü gol pozisyonu değerlendirme yetenekli ofansa sahip. yaratıcı(!) oyuncusu ise gol pozisyonu hazırlama, gol atma ve ceza alanına girme konusunda çok eksik. Aksini söyleyebilir misiniz?

7. Kalburüstü takımlar arasında fiziken en zayıf savunma merkezi bizde. Kalecimiz iyi ama trabzonun kalecisinin yedeği. Yani sıralamada 4. falan.

8. Atan ve tutan kısımda önde olmayan bir takım olduğumuza itiraz yoksa, sadece koşan takımla bu iş olur diyorsanız anlarım. Ama ben henüz o koşunun bile her maç olacağına güvenemiyorum.

Sıfır konusu ileride :)

james sneijder dedi ki...

"Kalburüstü takımlar arasında fiziken en zayıf savunma merkezi bizde"

Bu kıyaslamayı yaparken eğer Sivok-Escude ile yapıyorsak sadece hayret ederim.

FB'ye bakalım; yedekler dahil: Egemen, Bekir, Yobo, Alves. Deneyimi ile Alves'i bir kenara bırakacak olursak, şu oyuncu bizdeki ikiliden daha iyi denilecek biri yok. FB'deki bu isimlerin hemen hepsi önemli derece süre aldılar. En az süre alanı bile 90 dakikadan fazla. Birincisi bu henüz ideal bir ikilinin bulunmamış olduğunu gösteriyor. İkincisi ise istatistik: 4 maçta 7 gol yiyen bir FB defansı söz konusu. Üstelik bekte bir tarafında G.Gönül dururken. FB'deki stoperlerin ofansa katkısı ise 2 gol.

GS'ye bakalım. G.Zan, Dany, Chedjou, Semih. GS teknik yönetiminin bile güvenmediği ilk 3'ü haricinde sağlam duran tek isim Semih. Kaç gol yemişler: çok değil, 3. Peki ofansa katkıları: 0. Üstelik istikrar açısından FB'den daha sorunlular. En istikrarlı oyuncuları Chedjou o da 3 maç.

Sivok-Escude'ye bakalım: yenilen gol 2. hücum performansı: 3 gol 1 asist. Aldıkları süre: 4 maç toplam 360 dakika.

Beşiktaşlıların bu günlerdeki en büyük sorunu, uzun yıllardır malum medya tarafından yönlendirme sonucu bazı isimleri sadece isim olarak abartmaları. Escude deneyimiyle elinden geleni yapıyor ve bence -şimdilik- hiç sırıtmıyor. Ancak özellikle Sivok gibi bir stoper ligimizde kimsede yok.

james sneijder dedi ki...

"Atan ve tutan kısımda önde olmayan bir takım olduğumuza itiraz yoksa, sadece koşan takımla bu iş olur diyorsanız anlarım. Ama ben henüz o koşunun bile her maç olacağına güvenemiyorum."

Sadece 4 maç üzerinden attığı-yediği şeklinde, meşhur bir deyimimiz olan "tabela"ya bakalım.

GS: 4-3
FB: 11-7
BJK: 11-2

Şimdi denebilir ki, sadece tabelaya ergen bile bakar. O halde bunu şu ifade ile birleştirelim:

"Beşiktaş en kötü gol pozisyonu değerlendirme yetenekli ofansa sahip. yaratıcı(!) oyuncusu ise gol pozisyonu hazırlama, gol atma ve ceza alanına girme konusunda çok eksik. Aksini söyleyebilir misiniz?"

Demek ki "bayağı" gol pozisyonuna giriyoruz çok şükür.

beagle dedi ki...

James saat 22 den yasak artık ya.

Fiziken en zayıf demek, boy,kilo, mücadele gücü, hız açısından en zayıf demek. Alves,Egemen - G.zan, Semih,Chedjou - Sivok-Escude... Göremiyorsan hayret etmende sorun bende değil.

Sivok ligin en iyi stoperi diyorsan özür dilerim ama ya çok gençsin yeterince futbol izlemedin ya da bir kaç galibiyetten duyduğumuz sevinç farklı bir etki yaptı. 2010, 2011 derbi maçlarının özetlerini bir yerden bul izle. Bir de takımın deli gibi pres yaptığı son 3-4 maça değil sivokun oynamaya başladığı 2010 sonrası gol yeme istatistiklerine bak. Yediğimiz goller benim toplama yeteneğimi aşıyor.

Çok şükür (!) Almeida'nın kaleci ile karşı karşıya kaldığında neler yapabildiğini çoğumuz biliyor. Olcay da bunun bir benzeri. E sen niye bilmiyorsun, ben onu bilemedim de benim fikirlerim seni bu kadar kızdırmasın. Maçları izle takımı destekle. İyi başlayan sezondan keyif almaya devam. Sağlıcakla.

james sneijder dedi ki...

Neyse ne. Ne zaman bir Beşiktaşlıyla hararetli futbol tartışsam o hafta puan kaybederiz. Bu sezon susacam.

1-0 olsun bizim olsun.