Hugo'nun Hakkı Hugo'ya

Beşiktaş’ın göze hitap etmeyen ama perde arkasında olumlu anlamda dengeleri bozan Portekizlisi Hugo Almeida... Artık galiba hakkını vermek gerekiyor, zira onunla ve onsuz Beşiktaş’ın arasında belirgin bir fark söz konusu.
Beşiktaşlının aklında, hayalinde çizdiği bir golcü modeli vardır; yırtıcı, arzulu, güçlü ve en önemlisi yakaladığı fırsatlarda daha topa vurmadan “gol!” hissini verecek kadar bitirici. Yıllardır kavuşulamayan, ismi saklı bir 9 numara... Hugo Almeida’nın bu tarife bir türlü uyum sağlamadığı bir gerçek. Son dönemlerde kıpırdanma yaşasa da o arzulanan düzeyde bitirici bir golcü olamadı, keza yaşadığı sakatlıklar, her deparında korkutan arka adalesi cabası...  Ancak şu gerçeği de unutmamak, Hugo’nun hakkını Hugo’ya vermek gerekiyor. O, güçlü şekilde sahadaysa Beşiktaş, rakipler için çok daha fazla tehditkar oluyor ve takım olarak “daha golcü” kimliğine bürünebiliyor.
Şimdi sizlere Almeida’nın perde arkasındaki faydaları sıralamadan önce, geçtiğimiz sezondan bu sezonun ilk 4 haftasına kadar “Almeidalı ve Almeida’sız Beşiktaş’ın” farkını rakamlara dökelim.  (Not: Çok erken sakatlanıp çıktığı Karabükspor ve Mersin İdman Yurdu maçlarında ‘oynamamış’ kabul edilmiştir.)

Almeidalı Beşiktaş: 18 maçta 40 gol (2.22 ortalama)

Beşiktaş, Almeida’yla sahadayken maç başına 2’den fazla gol atma ortalaması tutturmuş gözüküyor ki bu oldukça çarpıcı bir rakam. Hugo’nun, ceza sahasına attığı koşularda tüm savunmayı kendi üzerine çekmesi ve Olcay, Holosko başta olmak üzere kendisi dışında yine kale etrafına koşu atan oyunculara boş alan bırakması, bu istatisiğin en büyük nedeni. Yine aynı sebeplerle en formsuz zamanında bile Portekiz milli takımınca vaz geçilmiyor. Euro 2012’de Portekiz Ronaldo’nun kafasıyla Çek Cumhuriyeti’ni 1-0’la geçerken, Almeida her zamanki gibi iki stoperi üzerine çekmiş ve o dakikaya kadar açılamayan boşluğu, fırsatı yaratmıştı (Buraya tıklayarak golü izleyebilirsiniz). Bazen hiç topa dokunmamasına rağmen atılan gollere dolaylı yoldan etki sağlayan bir oyuncu olabiliyor.

Almeidasız Beşiktaş: 16 maçta 28 gol (1.75 ortalama)

Görülüyor ki Beşiktaş’ın Almeida olmadığı zamanlar gol atma ihtimali ciddi bir oranla düşüyor. Ayrıca Beşiktaş’ın gol atma şansı dışında, ileride Almeida’sı olmadığı zamanlar topu hücum alanında tutamam sorunları yaşadığı da bir gerçek. Hugo, hava toplarından stoperlerden bolca şarj, dirsek yemesine rağmen çoğunlukla o topları karşılıyor ve kendi kalesine çabucak geri dönmemesini sağlıyor. Hatta onun sahada olmadığı zamanlar takımın gol yeme ortalamasının da artması, Önder Özen planlamasını Pedro Franco gibi "topu pivot santrfora şişirmeden de çözüm üretecek stoper" arayışına itmişti... Bu sezonun Beşiktaş’ı her ne kadar topa hakim olmayı hedeflese de yine stoperlerinin uzun topa zorlandığı anlarda Almeida’nın varlığı önem kazanıyor.

Ayrıca bu istatistiklerde yer almayan ve Hugo Almeida’nın sonradan dahil olduğu 4 maç söz konusu. O 4 maçta Beşiktaş, Almeida’nın oyunda olmadığı zamanda 1 gole sahipken, Almeida oyuna girdikten sonra 5 gol atmış gözüküyor.

Hugo Almeida, her ne kadar bu sezon golleriyle de ön plana çıkıyor olsa da (11’de sahaya çıktığı 5 resmi maçta 6 gol) biraz arzulu ve güçlü olduğu zamanlar tabelaya direkt etki etmese bile Beşiktaş için durdurulması güç bir silaha dönüşmekte. O nedenle -ben de dahil- Beşiktaşlının hayallerindeki golcünün karşılığı olmasa bile, şu haliyle gerçekçiliğin ve rakamların ışığında bir tutam saygıyı hak ediyor.

5 yorum:

Godspeed dedi ki...

Bu adamin topsuz oyundaki marifetini geldigi ve futbol kafasini ilk sezonda gordukten beri girdigim onlarca Almeida savunmasindan sonra 3 senedir ilk defa hakliya hakkini veren bir yazi yazilmasina sevindim.

Saha icinde cok isteksiz, mutsuz, neden surati asik gibi tribunden yapilan psikolojik tahminlerin otesine gecebildik sonunda.

Isin asli o kadar istekli o kadar hevesli ki gorevini yapmaya, bunu yapamadigi zaman veya buna yapmasina diger takim arkadaslari yardim etmedigi zaman demoralize olmaya cok yatkin.

Umarim Bilicin elinde o da kendi cevherini daha da gelistirir ve Besiktasa hizmete devam eder.

Nurettin İnce dedi ki...

işin açığı zaten bitirici özelliği de olsa bugün beşiktaşta olmazdı..

Ama yine de bu seviyede bir adamın karşı karşıya pozisyonları amatörce nasıl bu kadar kötü harcıyor hala anlayamıyorum..

Basar dedi ki...

Abi maçtan önce yazdığında kazanıyoruz. 1 satır bile olsa yaz... Kendiniz olun yeter! :))

Övünç dedi ki...

Burada bir Önder ÖZen klasiği ile girmek istiyorum " Katılmıyorum " :)

Abi Portekiz'in vazgeçilmezi diyebilmen için en azından maçların %80 ininde oynaması gerekmez mi ?

Pauleta'dan beri Forvetsizlikten kırılan Portekiz'de Almeida son 3 senede 33 maçın 15'inde oynamış. % 50 bile değil.

Uzun süredir sürekli arka direk koşusu yapan bir adamdan hedef santrafor olmayacağını yazıyorum zaten.Bu fikrimde de bir değişiklik yok.

Bir gün aklen aydınlanır ve daha sık ön direk koşusu yapmaya başlarsa düşüncemi gözden geçiririm ama o gün gelene kadar seni sevmiyorum süt oğlan !

Cartalete dedi ki...

Vazgeçilmez derken kadroda bulundurma açısından demiştim. Yoksa ilk seçeneğin Postiga olduğunu biliyorum.