Cenk Tosun Hakkında Her Şey

2011 kışında Cenk Tosun diye bir çocuğu getiriyordu Gaziantep. Adını daha önce büyüklerin transfer listesinden duymuştuk. “Geleceğin parlak golcüsü” deniyordu. Daha ülkeye adını atar atmaz, hakkında yorum yaptırmadı bile. Çünkü direkt olarak o golcülüğünü çalıştırmaya başlamıştı. Yarım sezonda 12 gol attı. O günlerde hakkında “10 milyon versen Gaziantep satmaz” deniliyordu. Öyleydi de… Sonrasında aynı hızla devam edememişti. Peki, o performans tesadüf müydü?
Asla… Çünkü o 12 gol birbirine hiç benzemiyordu. Kimi “vuruş stilinden çok etkilendim” dediği Batistuta gibi hareketli topa çekilmiş müthiş bir şutla, kimi birebirde rakibini eksilterek alt köşeye bırakılmış bir plaseyle, kimi de kafayla gelmişti o gollerin. Sağ ayağı kadar, solu da çok iyi çalışıyordu ve bunun da bir sebebi vardı.

Çocukken sağ ayağımı kullandığımı gören babam, sol ayağımı çalıştırmam üzerinde çok durdu. Öyle ki, sağ ayağımı kullandığımda bana küçük cezalar verirdi.
O günleri hatırlarken, “İyi ki de öyle yapmış!” diyordu Cenk. Çünkü bugünlerdeki gol vuruşu çeşitliliğini biraz da babasına borçluydu. Özellikle bir forvet oyuncusu için sahada iki ayağını da kullanabiliyor olabilmek, topun her geliş şekline bir cevabın olabilmesi demekti. Cenk Tosun, soluna gelen topu tribünlere vurup “Ne yapayım, ters ayağıma geldi” gibi bahane üretenlerden değil. Belki de onu diğer golcülerden ayıran en büyük farkı bu.

Burak Yılmaz’dan sonra ligin en golcüsü

Kimi zaman düşüş yaşamış gibi gözükse de Cenk Tosun’un etiketinde, 2011’den bu yana attığı toplamda 43, ligde 38 golle Burak Yılmaz’dan sonra en golcü ikinci oyuncu unvanı yazılı. Aynı zamanda 2000’li yıllardan bu yana ligin en golcüleri sıralamasında 17.  sırada. Hatta ilk 20’deki en genç oyuncu. Bu rakamlar, onu kâğıt üzerinde en parıltılı yerli golcü gibi gösteriyor. Ancak kâğıtta yazılı olmayan futbol doğrularına göre de Cenk, golcülüğü dışında da özel bir yetenek.
Güçlü bir oyun zekasına sahip. Sezgileri, duracağı yeri çok iyi bilmesi, şut veya pas zamanlamasını doğru uygulaması… Aslında onun bu özelliği Eintracht Frankfurt’ta da fark edilmiş, hatta kendisinden iki yaş büyük olan kategoride oynatılmıştı.
Oyun zekâm dışında, fiziğimle de üst yaş grubunda oynamama rağmen sivrilmeyi başarıyordum. Ancak tek eksiğim süratti… Üzerinde çalışıyorum ama sonradan geliştirilecek bir özellik değil.”
Evet, Cenk Tosun’un en formda olduğu zamanlarda bile hala eksikliğini çektiği şey biraz çabukluk… Bunun nedeni belki de yine kendi tabiriyle bir “mantı delisi” olmasıdır. Zaten o çabukluğunu biraz geri kazandığı anda, ilk haftalarındaki “canı istediği zaman gol atan adam”a dönüşebilir. Önder Özen’in her seferinde övgüyle bahsettiği Dolu Arslan yönetimindeki Atletik Performans Departmanı, biraz da bunun için var.


Ve Beşiktaş…

Evet, artık resmi olarak da açıklandı. Cenk Tosun, önümüzdeki sezondan itibaren Beşiktaşlı olacak. Peki, onun gelecekteki rolü nasıl çizilecek?
Bülent Uygun’la başlanan sezonda Cenk, 4-2-3-1 sisteminin sağında oynamaya başlamıştı. Fizik olarak da tekrar diri bir hal kazanması onu etkili kılıyordu. Ama en önemlisi, golün kokusunu iki mahalle öteden duyma özelliğine sahip olmasıyla, aynı zamanda gole de yakın kalmasıydı. Yani, bugünün futbolunda sıkça örnekleriyle karşılaştığımız kanat & forvet karışımı, kısacası iyi bir kenar forvet örneği sunmuştu.
Önder Özen’in açıklamaları gösteriyor ki Slaven Bilic, Cenk Tosun’u o dönemde daha da çok beğenmiş. Yani onu sadece en uçtaki santrfor, Almeida bölgesinin yedeği olarak görmüyor; sisteminin hücuma yakın üçlüsünde (forvet, sağ kanat, sol kanat) her yere yazılabilir bir joker olarak kabul ediyor.
Beşiktaş, çoğu zaman sadece Olcay Şahan’ın gole yakın oynadığı, kısır döngüde geçen maçlarla karşılaştı. Oyuna sonradan dahil ettiği yedek hücumcuların da siyah-beyaz farkı yaşattığını daha geçtiğimiz hafta gördü. Böyle bir ortamda değil Türk, Koreli olsa bile Beşiktaş’ın sistemine ve ihtiyaçlarına karşılık verebilecek olan Cenk Tosun’u, gelecek sezon 5+3’e dönecek yabancı kontenjanıyla karşılaşacak kadroya dahil etmek, oldukça başarılı bir hamle.

Peki, ya maaşı?

Beşiktaş şayet zirveye oynayan, rekabetçi bir takım olmak istiyorsa özellikle de yerli transferlerde deneme-yanılma hamlelerinden kaçınmamalı. Bu bakımdan şu sıralar performansıyla ısrarla “olmayacağım!” diyen Mustafa Pektemek’e zamanında 4 milyon Euro verip, transfer etmek bir hata değildi. Aynı şekilde Kerim Frei hamlesi de öyle… Örneğin, Galatasaray’ın kısa zamanda ortaya koyduğu kötü performans, gereksiz kartlarından sonra yüzüne bakmadığı Caner Erkin’le Fenerbahçe bir deneme yaptı. Sabretti ve şu sıralar memleketin en iyi sol bekini kazandı.

Cenk Tosun, bu ligde yaptıklarıyla ve henüz 23 yaşında olmasıyla “denemeye değer” yerli oyuncular listesinin başını çekmekte. Bununla birlikte rakiplerinin de harıl harıl yerli golcü aradığı dönemde Beşiktaş’ın “bonservisi elindeki” Cenk Tosun transferinde şansını zorlamayıp, maaş musluğunu açması çok anormal gözükmüyor. Cenk, 5 yılda ortalama olarak 1.590 milyon euroya oynayacak. Zaten normal koşulllarda da 1 milyonun altına imza atması olanaksız. Kaldı ki koşullar normal değil, bonservisi elinde… “Oğuzhan nasıl o fiyata imzaladı?” diyecek olursanız. O transfer, bonservisiyle, kontratıyla başlı başına gerçek olamayacak kadar mükemmel. Nasıl ki böyle transferlerde Alves, Tabata, iki instagram fotosu çeksin diye kasadan 2 milyon eurodan fazla delik açan Dentinho gibi skandallar emsal teşkil etmezse, mükemmel hamleler de emsal olmamalı. Büyük resme gerçekçi bir bakış atarsak Beşiktaş’ın Cenk Tosun hamlesi, gayet ideal.

13 yorum:

Dt dedi ki...

Öncelikle Cenk hakkında söylediğin her şeye katılıyorum. Beşiktaş'ın şu anda topu ilerde ayağında tutabilecek, hızlı ve fiziği kuvvetli bir yerliye ihtiyacı var. Zaten Beşiktaş kimya olarak yerli golcüleri hep sevmiştir.

Fakat satır arasına yazdığın Caner Erkin konusuna kesinlikle katılmıyorum. Caner'in malum Atletico Madrid maçında kaçırdığı gol, ardından kısa sürede iki sarı karttan gördüğü kırmızı kart hala aklımda. Daha sonrasında Forlan'ın golü ve kupaya uzanan Atletico Madrid de tabi.
Olayı daha derin incelemek istemem ama sezonu sarı ve kırmızı kartlar noktasında rekor seviyelerde tamamlayan bir oyuncuya sabretmek -ki o dönem performansı da sabredilesi değildi- doğru değil.

Cartalete dedi ki...

Orada Galatasaray'ın Caner'i bırakmasının yanlış olduğuna vurgu yapmadım, yanlış anlaşılmasın. O performansa rağmen Caner'in potansiyelini esas alıp "deneyen" Fenerbahçe'ydi mesele.

Cartalete dedi ki...

Şimdi tekrar baktım da öyle bir intiba bırakıyor o cümle hakikaten, biraz daha açtım.

O gün için Caner'e de bir forma değişikliği gerekiyordu zaten. O performanstan sonra baskı altında kalacağından, bu günkü seviyeye gelmesi mümkün değildi. Aynı şey Burak ve Beşiktaş için de geçerli.

Emre Toraman dedi ki...

Haberi okuyunca maaşa oha diyenlerdenim ben de. Bonservis+maaş olsaydı ne olurdu sorusu biraz yumuşattı. Ama hem bu 5 yıl içinde yenilenecek bütün takım içi sözleşmelerde hem de yeni transfer sözleşmelerinde referans olacak olması, ayrıca elden çıkarma zorluğu gibi konularda problem çıkarma ihtimalleri hiç de az değil bence.

İmza parasıyla birlikte daha makul sözleşme daha kabul edilebilir olurdu bana göre ama kısa vadede kulübün kasası için böylesinin daha makul olmasına katlanacağız artık.

Övünç dedi ki...

Kesinlikle denenmeli ama maaş bana yüksek geliyor.€ 'nun 3 Tl'nin üzerinde olduğu bir zamandayız.Bunun baz alınması gerekirdi bence.

İşin ilginç yanı yazının ilk kısmının 2 sene önce bir Mustafa Pektemek yazısından kopyala yapıştır olabilecek kadar 2 adamın temelde birbirlerine benzerliği.

Pektemek Eskişehir'de eski halini bulabilirdi.Zira Ertuğruş Sağlam ziyadesiyle elindekileri parlatmasını iyi beceren bir adam.Kaçan fırsat büyük oldu bence.Şu haliyle Beşiktaş'ta fark yaratması mümkün değil , fark yaratacak hale gelmesi de mümkün değil.

Gerçi Almeida sakatlanmış diyorlar , Pektemek'e yeni şarkılar yazılır artık o yokken ...

Cartalete dedi ki...

Cenk'e her yıl 1 milyon euro garanti, Gaziantep'e 5 yıllık taksitle 3 milyon euro bonservis gibi düşününce normal, aslında aynı şey. Öyle bakmak lazım :) Riskli, tutmaması halinde elden çıkarmak da zorlaşır bu maaşla ama denemeye değer bence.

james sneijder dedi ki...

Bağımsız olarak:

http://www.kartalbakisi.com/gundem/bilicle-dobra-dobra-h28724.html

Daha fazla "Bilic'ci" oldum.

Bu gibi röportajlarda şuna bakarım: edilen her sözün bağımsız değerlendirmesinin ötesinde toplamda verdiği etki ve mesaj. Bana göre "gayet dolgun".

james sneijder dedi ki...

Cenk'in son röportajındaki son iki cümlesi benim için yeterli referans:

http://www.ntvspor.net/haber/futbol/102484/besiktasa-karsi-gerekeni-yapacagim

Bu arada Jones coşmuş:

https://twitter.com/Jermainejunior/status/430719460434255872/photo/1

https://twitter.com/yusufcifci03/status/430670524109570048/photo/1

Eşi de aynı kafadan:

https://twitter.com/sarahjoneslife/status/430634097908928512/photo/1

İşte şimdi: Welcome to Beşiktaş.

Coolio dedi ki...

@ james sneijder

Bilic'in röportajında dikkatimi çeken ilk şey elin gazetecesi ne kadar güzel sorular soruyor. Düşünmeye yönelik, karşındakinin fikirlerini öğrenmeye yönelik, adam gibi sorular.. Dikkatimi çeken diğer şey ise bu kadar aklı başında, kafa yoran, bilgili bir adam ve Önder Özen içinde aynı şeyleri söyleyebiliriz, peki o zaman 5. haftadan beri yaşanan taktiksel zaafiyeti neden aşamıyorlar? Aşamamalarını bırak sahada farklı birşey dahai denenmiyor. Sanki kendiliğinden geçmesi bekleniyor gibi.

Ayrıca Cenk Tosun benim için ikinci bir Pektemek vakasıdır. Elbette başarılı olmasını isterim ama maalesef sonu hüsran olucak gibime geliyor. İlk sezonunda parladıktan sonra milli takıma kadar yükseldi ve ben artık oldum deyip gelişimini kesti. Son 1.5 yıldır bunu görüyoruz. Bu sefer seneye BJK'ya gelince yine ve daha fazla bir şekilde ben artık top seviyedeyim deyip çalışmayı, kendini geliştirmeyi bırakıcak maalesef.. Aldığı ücrette zaten böyle düşünmesi için yardımcı oluyor.

Basar dedi ki...

Yıllardır Antep'e verdiğimiz bonservis paraları aklıma gelince gol atmışız gibi hissediyorum :)

Antep, Süleyman Seba'dan beri altyapımız gibi! Ayhan, Toraman, Üzülmez, Gökhanların Zan'ı Güleç'i, dünyanın en pahallı 10,5 numarası Tabata, sakatlığından dolayı hala parasını çıkartamadığımız İsmail, dağ gibi Ekrem, kurtulamadığımız Serdar. Sırf Dany'i bile Antep'te oynadığı için aldık :)

Malesef Antep'in çok uzun yıllardır dişe dokunur bir başarısı yok. Kısaca vasat bir takımdan birçok adam almışız.

Bu Cenk kötü çıkacak demek değil. İstatistiklerine baktığımda golün yanı sıra asistte yapan bir yapısı var. Umarım bizde daha da üstüne koyar.

Ben bu işlerden iyi anlayanlara şunu sormak istiyorum, acaba Samet Yeşil mi Cenk Tosun mu daha iyi olurdu?

diyagonelpaslar dedi ki...

merhaba.

öncelikle cenk tosun transferi dehşetül vahşet bir transfer bence.lakin bunun farkında değil taraftar doğal olarak.galatasarayın ribery transferi taraftar psikolojisi hakim.ribery transfer edildiğinde de ses getirmemişti.

dediğin gibi çok özellikli bir golcü.büyük takım golcüsü.denemek amaçlı alındığını hiç tahmin etmiyorum.banko 11 oyuncusu.

alamanların biz cenki nasıl kaçırdık dediğini tahmin etmek zor değil.bild de transferden sonra haberini yapmışlar hemen.

ödenen rakamlar yüksek olsada bunun karşılığını alabileceğin bir oyuncu.geri dönüşü var.

oğuzhan gelirken 1 dakika bile bir ligde oynamamış olaraktan geldi.ilk kez ligde beşiktaş ile oynadı!.oğuzhana verilen rakamlarla ligde 38 gol atmış oyuncuyla yapılan sözleşmeler farklı olur tabi.

Aykut Özman dedi ki...

her yazdığının altına attığım gibi bu yazının da altında olur benim imzam, ellerine sağlık.. "umut" zaten son yıllarda evimizdeki balıktan daha fazla beslediğimiz bir kalem halini aldı hayatımızda. günde 2 kere, bazen 3 kere.. varsın "tosun cenk" bunlardan biri olsun, biraz da bunu yeşertelim =) selamlar..

beagle dedi ki...

Gün ilk yarıdaki yersiz güven hatasına düşmemek için dürüst konuşma günü. Fb bir kez daha tökezlerse tekrar maçı ile pota görünür. En azından ikincilik için hava kazanır, 3.lüğü fark açarak alabiliriz. :

- Fernandez bu takıma (oynadığı şekilde) lazım değil, engelmiş nokta!

- G. Töre bir sürü eksiğine rağmen takımın en önemli hücum organizatörü. Parasını şimdiden bulmak lazım.

- Oğuzhan forvet arkası işini kıvıramayabilir gibi, merkez olarak da yetiştirilmezse yitip gider. Bu sezon- kerim ve jones varken pektemek ile değişebilir, yazın ise merkeze doğru zorlanmalı.

- Olcay - Töre özellikler kombinasyonu hiç fena değil, maçlarda 30 dk yer değiştirirlerse kornerler de çalışırsa daha etkili olabiliriz.

- Sivok dönmemeli de, dönerse dany yerine düşünülmeli. Pedro libero işini kıvırıyor, stoper özelliklerimiz ve fiziğimiz hala eksik. Stoper portföyümüzün nerdeyse hepsi yanlış, Lescott da bu işi çözecek adam değil. Hadi Pedro ve Ersan kaldı diyelim, biri "kapı gibi" biri de "yerli milli seviye"de iki adam mutlaka gerekli.

- Takım 11 kişi olunca Almeida da sırıtmaya başladı, ve artık mahkum değiliz. Almeida-Oğuzhan ikilisi yerine arkada Jones, Atiba varken Ömer ile Pektemek veya Kerim Frei beraber kullanılabilir.İkinci bir hücum opsiyonumuz olmalı. Çift forvet ve özellikle Ömer'i kullanmazsak gerekli gol sayısına hayatta ulaşamayız.