Hafifletici Sebepler: Beşiktaş 2 - 3 Manisaspor

Her ne kadar, maç öncesi yazısında da belirttiğimiz üzere, Onur’un oynamasını beklesek de Fink’in yerine; oyuna başlanan 11, Guti ve Quaresma’nın yokluğunda çıkılabilecek “ideal” 11’lerden biriydi... Fink’e yanlış seçimdi diyemeyiz; Ernst – Necip ortasahasının iyi referansları vardı ve Fink de, pekâla “Aurelio” görevini görebilirdi ilk bakışta… Ama pek öyle olmadı maalesef. Hem maç temposundan uzak kalması, hem de bu sisteme uyumsuzluğu sebebiyle bir hayli sırıttı Fink. Ne Aurelio gibi “stoper kademelerinde” yer alabildi, çoğunlukla boşlukları kapatamadı; ne de Ernst gibi hareketli ve baskılı olabildi. Kendisini bu sisteme uygun görmeyen Schuster’i haklı çıkarttı bir nevi… Guti’nin yokluğunda, ortasahada “incelik” eksikliği olduğu bir ortamda, Onur daha uygun bir seçenek olurdu sanki...

Beşiktaş, gol bulma konusunda pek sıkıntı çekmeyecek gibiydi maçın başlarında. Dirençli ortasaha ön baskıyı iyi yapıyor, Nobre – Bobo ikilisi “içeriyi” karıştırıyordu. Ama aynı ortasaha baskısı Manisaspor’da da vardı. Kendi yarı alanlarına kadar Beşiktaş’ın hazırlık pası yapmasına izin veriyorlardı, fakat orta çizgide kademeli ve kalabalık şekilde prese koyuluyorlardı. Öyle bir anda Necip, acemice “riskli” bir paralel pas attı, sonucu gol oldu. Aslında aynısını Rapid Wien maçında Holosko da yapmış, sonra gidip kendi hatasını kapatmıştı. Rakip baskı yaptığı anda yapılabilecek en kötü seçenek; gelişi güzel şekilde atılan bir “paralel” pastır…

Aynı Necip, bu kez rakip kaleye tehlike oluşturacak şekilde “derine” lob bir top attı. Nobre’nin müthiş çabası, Bobo’nun golü… Maç dengelendi. Ancak Beşiktaş’ın gol bulma şansı kadar, gol yeme olasılığı da yüksekti. O olasılıkların, her iki taraf için de en güçlü tarafı “duran toplardı” ve piyango önce Manisa’ya vurdu… Daha sonra Tabata acemice kendini attırdı, akabinde ise Schuster; Holosko’yu oyuna alarak maçı Manisa lehine çeviren bir hamle yaptı .Maç iyice zora girmişti, hatta zora girmekle kalınmadı; Yiğit’in golüyle büyük anlamda “gitti”… Ama yine de son dakikaya kadar “umudu taşıyan” bir takıma dönmüştü Beşiktaş… Sahada iki çocuk skora isyan ediyordu. Biri Makukula’yla omuz omuza girdiği mücadeleden galip çıkıp, atak başlatıyordu. Necip’in bu hareketi, Gattuso “Gattusoyken” Ronaldo’ya omzu koyup, taca attığı pozisyonu gözümün önüne getirdi. San Siro yıkılmıştı o anda… Bir de diğer çocuk; bence maça 11’de başlaması gereken, en kötü; Holosko’nun yerine oyuna dahil olması gereken, sonunda “geç de olsa” Schuster’in bizlerden mahrum bırakmadığı Onur Bayramoğlu. Top taşıdı, cezasahası içine pas attı, yığınlı verkaçlara girdi, itici güç oldu… Bu üç şey, giden 3 puanın acısını hafifletti… Beşiktaş’ın inadı; insana Digiturk menüsünden “new game” seçeneğini arattırıyor, mağlubiyete rağmen “hemen bir dahaki maç gelsin!” arzusunu uyandırıyordu… Bu da bir şeydir…

Zaten 10 kişi kalınmış, 1-3 mağlup duruma düşülmüş bir ortamdan “ayaklanıp” umudu son ana taşıyabilecek takım sayısı çok fazla yok bu ligde… Bu takım hala şampiyonluğun en ciddi adayıdır. Yeter ki, 75. dakikadan sonra kapalı tribününün de belirttiği üzere; futbolcusunu yuhalayan taraftar bi’ “silkinsin” kendine gelsin. Gerisi kolay... Beşiktaş, zamanla "puandan büyük" değerleri olan bir futbol felsefesi ve "güven" aşılanıyor, geleceği olan asıl mesele odur.

Son olarak: Kayseri’de hazır Tabata’da kızarmışken; Onur 11’e…

44 yorum:

Adsız dedi ki...

okurken hafif bir gözlerim yandı. maçın hakkı bu değildi be abi.. sonradan çıkar bende mağlubiyet acısı.. en çok koyanıda acımasızca gelen eleştiriler, yoksa hiç önemli değil biz bu takıma yürekten inanıyoruz...

ah be beşiktaş, hadi yarın yine maç olsun da al hakkını, oynadığın topun hakkını...

sonuçlar ne olursa olsun ben bu takıma ve futbolculara ve hocaya yürekten inanıyorum.

iyi olan, en nihayetinde iyi niyetli olan, HER ZAMAN KAZANIR.

lakerda dedi ki...

Cartalete maç analizlerinin dışında genç futbolcular ile ilgili yazılarını ilgiyle okuyorum. Daha önce de bir yorumda yazmıştım, acaba abartıyor musun diye, sen de güzel bir cevap vermiştin.

Neyse konumuza gelelim, Onur gerçekten kalitesini belli etti. Maça tekrar tutunmamızı sağlayan en önemli etkendi. Onur girdikten sonra, sen ve yazdıkların aklıma geldi ister istemez. Bu çocuğun teknik kapasitesi gerçekten yüksek, uzun boyuna yakışıyor, fakat en önemlisi pozisyon almasını bilen,oyun bilgisi yerinde tecrübeli bir oyuncu izlenimi verdi. 20 dakika gibi kısa bir süre için bazı şeyler söylemek yanlış olabilir ama hani bu adam futbolcu denir ya, bana öyle bir izlenim verdi.

Guti'nin yedeği olabilecek yarım oyuncu Tabata var elimizde. Başka bir oyuncu yok. Onur gerçekten bu açığı kapatabilecek düzeyde. Sonuçta sıkça dillendirilen zayıf fiziğine pek takılmamak lazım. İkili mücadelerde göremediğimden bir şey diyemem, pekala buna katlanılabilir. Ayrıca boyunun uzun olması önemli bir avantajdır. Ayrıca geçen sene başında U-19 turnuvasında ilk kez Necip'i izlemiştim. Sen daha iyi bilirsin tabi de Necip de hız ve güç açısından soru işaretleri taşıyordu bende. Şimdi baktığımızda önemli bir gelişim gösterdiği görülebilir, Makukula'dan omuz mücadelesini kazanan, sert bir necip var. Aynı şekilde onur da böyle bir gelişim gösterebilir. Dediğim gibi boyundan kurtaracaktır şu aşamada yeterki kendisine iyi baksın.

Schuster yeni sezonda eksikleri görüp ona göre hamleleri yapacaktır. Şu takım yüzde yüz schuster'in takımıdır diyemeyiz sonuçta. Beni endişelendiren şey şampiyon olamamamız halinde kellesinin alınma olasılığıdır.
Bir tek Hakan Arıkan ısrarını eleştiriyorum.
Fink,Ferrari(müzmin sakat ve kuvvetsiz olması) ve aralara kaçan çabuk bir forvet konusunda haklı olduğunu görüyoruz.

Adsız dedi ki...

manisa maçı schuster in futbol felsefesini inkar ettiği maç olarak görüyorum sezon başından beri hucum futbolu mantelitesini takıma yerleştirmeye çalışan bir antrenör bu maçta 3 defansif orta saha ile oynamamalıydı fink ferrari hilbert holosko tabata ile kaybetmektense onur necip rıdvan ali kuçik gibi yerli ve genç oyuncularla kaybedelim takıma hiç bir ekstra katkıları yok

Cartalete dedi ki...

Adsız;

Normal şartlarda bu mağlubiyetler sonrası "bi müddet maç izlemeyeyim..." diyordum kendime. Ama şimdi hemen bir sonraki maç günü gelsin diyorum. Takım o güveni veriyor bana, bu yeterli şimdilik.

lakerda;

Necip bu yaz kampında çok güçlenmişti. Onur da aslında hayatında ilk kez profesyonel bir yaz kampı geçirdi. Geçen sene çok sakatlanmıştı, şimdi iyi gidiyor. Zamanla kuvvetlenecektir.
Bir ara BJK TV vardı... 99'da oynana Samsunspor maçının tekrarını izlemiştim orada biraz. İlhan Mansız sonradan oyuna giren 24 yaşında bir oyuncuydu ve rüzgardan resmen uçuyordu... zamanla müthiş kuvvetlendi.

Onur çalışkan bir çocuk ve kafa olarak futbolcu. Bugünkü durumuyla bile önemli işler yapabileceğini gösterdi. Kuvvetlenirse daha da muazzam hale gelir...

Bu sezondan ne koparılsa kardır. Bence asıl Schuster takımını, 2. sezon izleyeceğiz. Yeterki biraz sakin olunsun.

Adsız;

Aslında Beşiktaş defansifti diyemeyiz. Necip ve Ernst'e de defansif ortasaha diyemeyiz...
Takım 2 santraforla içeriyi zorluyordu, bekler özellikle de Hilbert resmen "açık" gibi oynuyordu. Kaliteli ayak sorunu çekildi, bir türlü öne geçilemedi bu maçta. Sorun oydu...
Onur 11 oynamalyıdı bence de. Ama 4-5 genci birden "mutlak galibiyet" beklenen bir maça koymak, onları kazanmak değildir. Birer birer yerleştirmek lazım. Necip, Onur artık A Takım oyuncusu oldular. Türkiye Kupası'yla birlikte bir kaç genç oyuncu daha girebilir. Ali Kuçik başta olmak üzere...

Adsız dedi ki...

acaba hilbert ne zaman adam eksilterek bir orta yapacak merak ediyorum ekrem bile hilbert ten daha teknik ve adam eksiltebiliyor doğru dürüst bir ortasını göremedik henüz

bora dedi ki...

Ilhan Mansiz'in Samsun'daki halini pek hatirlamiyorum ama hakkinda, evet o'dur, kararini verdigim mac Samsun'daki bir Samsun - Trabzon karsilasmasiydi. Yanilmiyorsam TS'u 2-0 veya 2-1 yenmislerdi. Abdullah'i gercekten cok zorlamisti. Bilenler bilir, TR liginde belirli bir sure Abdullah teroru yasanmistir. Cok az ikili mucadele kaybetmistir ve karsisina cikan her sag kanat oyuncusunu bitirmistir....

bora dedi ki...

Once maci kendi adima genel olarak yorumlamaya calisayim...

Karaman basarili bir taktik sinav verdi diyebiliriz. Savunma ve orta saha oyuncularimiza baski yaparak, one cikan savunma hattini cezalandirmayi bildiler. Biraz cesaret isi de diyebiliriz...

Oyun merkeze yigilinca ki oyle olmasini bekliyor ve istiyorduk, enine sikisan oyunu onleri bosalan beklerimize atacagimiz paslarla acma niyetindeydik. Orta sahadaki oyuncularimizin topla iliskilerinin ve pas trafigimizin yeterli seviyede olmamasi sikinti yaratti. Fakat yine de Hilbert - Ernst sag kanadi bence yeterince calisti. Ilk yarida o bolgeden azami derecede atak gerceklestirdik; fakat daha once de belirttigim gibi "Hilbert'in top kesme konusundaki yetersizligi" ve ceza sahasi icerisindeki oyuncularin iyi bloke edilmeleri veyahutta dogru pozisyonlarda olmamalari, Tabata'nin ceza sahasina girmemesi sonucu ise yaramadi. Yine benzer sekilde ikinci yarida bence Hilbert sagdan yapabilecegi kadar atak yapti. Hilbert ile ilgili dikkatimi ceken nokta, Antalya macinda bizim ilk golumuzde Ernst'e verdigi pasin benzerlerini bu macta da yapmasi oldu; yani sagdan one giden yerden capraz paslari cok duzgun cikariyor. Ekrem'in bir tane boyle pas yaptigini hatirlamiyorum. Bence hucumda buna gore bir set gelistirilebilir... Sol kanat hic calismadi. Ernst - Hilbert ortakligina benzer birseyi Necip-Ibrahim'de goremedik. Bunun sebebi Isaac'miydi yoksa Necip, Ibrahim'in uyumsuz ya da yetersizlikleri mi bilemiyorum! Dolayisiyla, is, Cartalete ayni senin dedigin gibi, duran toplar ve sag kanattan gelistirilecek ataklara kaldi...

Manisa iyi top oynadi ama ayni zamanda sansliydi. Bayagi yuzdeli oynadilar. Neredeyse girdikleri butun gol pozisyonlari gol oldu. Bir tek Simpson'un bir pozisyonu vardi kacirdigi, baska var mi hatirlamiyorum...

Bu mac bana IBB macini hatirlatti. Orada da orta sahada sikinti yasamistik. Geriden surekli defans oyunculari uzerinden uzun topla cikmak zorunda kaldigimizi hatirliyorum; cunku orta sahada pas atacak adam yoktu. Dunku macta Hikmet Karaman bizim orta sahadaki 1-2'mize 2-1 ile karsilik verdi. En geride Yigit, onun biraz onunde Mehmet, en onde Murat Erdogan. Makakula da bu baskiya katilinca bosta adam kalmadigi icin orta saha oyunculari baski altinda top almak zorunda kaldilar. Bu da top kaybi ya da defanstan uzun oynamak sonucunu getirdi. Acikcasi Murat Erdogan da oyunu iyi yonlendirdi. Ona bu kadar zaman tanimamamiz lazimdi. Bence Fink ona daha yakin oynamaliydi, iki arada bir derece kaldi, stoperlerin arasina cok girmesi gerekmiyordu, Erdogan'i almaliydi...

Manisa takimi orta saha ve forvetleriyle gercekten iyi. IBB macinda da benzer sikintilar vardi ama o mac ile karsilastirirsak takim yenilse bile daha iyi bir sinav verdigini dusunuyorum. En azindan orta sahada cok ezilmedik, yoksa daha fena olurdu!..

Son olarak bu macta sunu iyi analiz etmek lazim: Manisa savunmadan topla cikarken yeterince baski yapabildik mi, yapamadik mi? Karaman beklerle cikmak gibi bir taktik kurgulamis gibime geldi. Sikisirsaniz uzun vurun, top rakipte kalsa bile o alanda baski yaparim gibi bir dusuncesi vardi ya da bana oyle geldi. Bence Nobre ve Bobo'nun daha cok beke dogru gelmesi lazimdi. Benim baklavamsi dedigim sey biraz da buydu. Ikisi birden cok merkeze yakin kalmamaliydi. Ozellikle sol tarafta Necip-Ibrahim calismiyor iken bence Bobo bekin onune gelip sirti donuk top almali ve orta saha ile (Necip) iletisim kurmaliydi, fazlasiyla sikisik orta sahaya gelmeleri top kaybi ile sonucladi...

albayrak dedi ki...

Schuster'in BJK'ya oynatmak istediği futbol felsefesinin sonuna kadar arkasında olanlardanım.Bu sistemi işletecek oyuncu sayımız cok fazla olmadığı için sakatlar iyileştikten skor anlamında da ilerlemeler kaydedeceğiz. Ancak Beşiktaşın o zaman dahi düzenli olarak bu çağdaş futbolu oynaması mümkün gözükmüyor. Bunun sebebini
bizim maçtan sonra Barca maçını izleyince insan rahatlıkla anlayabiliyor. Schusterli BJK ve Barcelona.Aynı futbol felsefesi aynı taktik.Tabii ki oyuncu kalitesinde Barca cok önemli avantajlara sahip olsa da sadece bir etken onların performansını cok öne taşıyor. Top kaybı yapmamak, yapılsa dahi hemen önde baskı.Dünkü maçta Barcelona kendi kalesine doğru 70 metrede 2 veya 3 top kaybıyla oynadı sadece.Bjk necipin kendi sahasında yaptığı paralel pastan 1. golünü yemiş bulundu bile. Modern futbolu uygulamak isteyenlerin yaptıkları temel prensipler: savunmayı ileri kurup oyunu 40 metre ortalamada oynamak, topa ivedelikle sahip olmak, top kaybında hemen önde basmak ve tempolu oynamak. Bu prensipleri BJK acısından incelediğimizde takım ve hoca yeni olmasına rağmen oyunu 40 metrede oynamak ve özellikle Q7 varken tempolu oynamakta cok önemli mesafeler kaydettiğimizi düşünüyorum. Burada kilit nokta olan topa sahip olmakta ise oyuncu kalitesi öne cıkıyor işte. Tabata, Holosko, Nihat ve Nobre.Bu sistemin yanından, kendi oyun karakterleriyle yanından geçemeyecek 4 oyuncu bunlar. Hepsi dengesiz oyuncu tabirine birebir uygun olan, sürekli ileri oynayıp top kaybına en müsait olan oyuncu profilinde. Bu oyunculardan ne kadar cok ilk 11de oyuncu olursa Bjk'ın Schusterin arzuladığı oyunu uygulaması zorlaşacak.
Asıl önemli sorun ise burada başlıyor. Q7 ve Guti yokken burada bu oyuncular oynamayacaksa kim forma giyecek.Eldeki kadro gençler dışında başka bir seçenek bırakmıyor zaten benim gibi düşünüyorsa eğer Schuster. Ali Küçik, Onur hatta Yusuf mutlaka denenmeli çünkü o 4 oyuncu iyi oynasalar dahi sistemi işletecek yetiye sahip deiller. Sonuç olarak
Bjk bu sene cok sancılı maclar geçirecek, Rıdvan Dilmen gibiler cok eleştirecekler BJk'ı. Bjk'ın sampiyonluk sansının Bursa, Trabzon ve FB'nin cok altında olduğunu düşünüyorum. Lakin, gelecek senelerde bu oyun felsefesini otutrmuş olacağız tam anlamıyla ve o noktada 5 6 tane sistemi işletemeyecek olan oyuncuları gönderip Onur, Ali gibi gençleri takıma monte edip 2 3 doğru oyuncu takviyesiyle BJK tarihinin en iyi takımına ulaşacak buna eminim. Biraz sabır lütfen.

albayrak dedi ki...

Öncelikle şunu belirteyim; sonuna kadar Schuster'in oynatmak istediği oyun felsefesinin arkasında olanlardanım. Kişisel görüşüm Bjk'ın bu sene Bursa, Trabzon ve Fb'nin arkasında kalacağı.Ancak Rıza Çalımbay, Ertuğrul Sağlam ve Mustafa Denizli gibi antrenörlerin felsefesiyle şampiyon olunacağına bu tarz felsefeyle ilk senelerde başarısız olunmasını tercih ederim.Eğer BJK gerçekten Avrupanın sayılı takımlarından birisi olmak istiyorsa Schuster'in sonuna kadar arkasında durmalıdır.
Dün BJK macından sonra Barcelona macının olması bir sanstı aslında hepimiz için. Oyuncu kalitelerinde acık farklar olsa da aynı oyunu oynamaya calışan iki takım BJK ve Barcelona. Peki nedir Barca'nın kusursuzca uygulayıp BJK'nin beceremediği. 4 ana prensip var bu taktik anlayışta.
1- Savunmayı öne çıkarıp oyunu 40 metre ortalamada oynamak.
2- Topa mümkün olduğunca sahip olup özellikle kendi kalenize yakın 70 metrede top kaybı yapmamak.
3- Top rakipteyken önde baskı kurmak.
4- Beklerin de ileri cıkmasıyla tempolu oynamak.
Bu seneki BJK maclarını incelediğimizde 1. ve 4. maddelerde takımımızın büyük gelişmeler kaydettiğini görebiliriz. Hilbertin sağbeke geçmesiyle (herkesin dediğinin aksine ben defansını da beğeniyorum ki Ekreme göre artısı o) BJK defansı ileride kurup hele İ. Üzülmez de varsa tempo da yapabilen bir takım haline dönüşüyor. 2. ve 3. maddelerde işte oyuncu kalitesi veya yapısı diyelim ön plana çıkıyor. Q7, Guti ve Bobo'nun aynı anda sahada olduğu maçlarda BJK topa fazlasıyla sahip olup sistemi işletirken bu oyuncuların olmadığı maçlarda sistem çöküyor. Bunun sebebi kadroda yeralıp bu oyuncuların alternatifi olarak görülen, bazen de bu oyuncularla aynı anda sahada olan 5 oyuncu. Tabata, Holosko,Fink, Nobre ve Nihat. Bu oyuncular oyun karakterleri itibariyle ayağa pastan ziyade tempolu ve öne doğru oynayan, dengesiz dediğimiz, 10 pas verip bunların yarısından çoğu rakibe olan, garanti ve basit oynamayı bilmeyen, teknik olarak da cok kabiliyetli olmayan oyuncular.Tam da Schusterin oynatmak istediği sistemi düşmanı. Bu oyunculardan ne kadar çoğu ilk 11'de olursa Bjk sisteminden uzaklaşıyor. Peki Guti ve Q7 yoksa elde ne gibi bir alternatif kalıyor başka. İşte gençler de burada devreye giriyor. Bana göre Onur ve Ali Küçik kaçınılmaz hale giriyor. Ne kadar fiziksel olarak zayıf olsalar da,
sistemi ağrızaya uğratmamaları dahi bir sebep tercih edilmeleri için. Hatta Yusuf Şimşek ve Fatih Tekke dahi hemen düşünülmeli bu 5 oyuncudan önce.
Sonuç olarak Bjk yöneticisi ve taraftarıyla eğer Schusterin arkasında durursa, Schuster de bu 5oyuncunun yanında bir başka yazıda konuşacağımız Zapo, Ferrari ve Erhan Güven'i gönderip sadece 3 adet ama kaliteli ve sisteme uygun oyuncuyu transfer edip Ali, Onur gibi gençleri monte ederse bence BJK tarihinin en başarılı dönemlerini gelecek seneden itibaren geçirecek buna eminim. Biraz sabır hepimize...

Cartalete dedi ki...

Bora;

Haklısın, Bobo ve Nobre'nin biraz daha beklerin üzerine oynaması gerekirdi. Ankaragücü maçında ikisi de daha fazla kenarlara açılıyordu. Bu maçta özellikle Bobo, biraz merkezde kaldı.

Acaba Nobre'nin yerine Onur ya da Yusuf tercihi yapılsa daha doğru olur muydu, Sevgili Albayrak'ın da bahsettiği üzere "topa sahip olmada" daha başarılı olunur muydu?...

Manisa'nın önde baskısıyla, oyunu merkeze atan ve beklerine fazla yüklenen Beşiktaş'ın B Planı, bu kez çok işe yaramadı. Kanattan yapılacak akışlar rakibi daha fazla bozabilirdi. Hilbert'in önünde Nobre değil de, daha bir çizgi oyuncusu olsa; mesela hiç beğenilmeyen Holosko şu maçta sağforvet olsa, Onur da Tabata'nın yerine sol forvet başlasa daha farklı şeyler yaşanırdı.

Albayrak;

Öncelikle, "Schuster'in felsefesiyle bu sezon puan olarak arkada kalmaya razıyım" demişsin, kesinlikle katılıyorum. Beşiktaş'ı modern futbol oynuyorken görünce maça zaten mutluluk olarak önde başlıyorum...
Kaldı ki, bence zamanla bu takım puan olarak da istediğini almaya başlayacaktır. Bu lig daha çok karışır, ilk devre biterken liderle arada 5 puan gibi bir fark olsa iyidir...

Şahane fikirleriniz, yorumlarınız için teşekkürler.

gökhan dedi ki...

zaten bir takımın başına schuster gibi bir hocayı getiriyorsanız ilk yıldan öte 2. yıldan umutlu olursunuz. rijkaard içinde aynı şey geçerli ama orada başka işler dönüyor. bizim takımda ise bir standart var. dünkü maçın asıl problemi eldeki oyuncuların yetersizliği idi. düşünüyorum da nobre, tabata, fink, zapo şu anki halleri ile holosko ve ferrariyi hikmet karaman takımına almaz mesela.

devre arasında 3-4 gelecek sezon başında da 4-5 oyuncunun yer değiştireceği bir revizyon bekliyorum açıkçası. olması da lazım artık...

bora dedi ki...

Bence B planinin dunku mactaki en buyuk sikintisi merkezdeki oyuncularin "oyun felsefesi" ile uyumsuz olmasinda yatiyor. Mac aslinda Tor-Ferrari/Zapo-Fink-Ernst-Necip ile Makakula-Murat-Mehmet-Yigit arasinda oynandi diyebiliriz. Defanstakilerin super top kontrolunun olmasi gerekmiyor. Aslinda Tor bu konuda fena da degildir hani fakat iyi pas yaptigi soylenemez, keza partneri de. Ondekilere bakiyorum Fink top kontrolu yetersiz, her bolgede top alabilecek, oyunu dikte edecek bir oyuncu degil. Necip acikcasi top kontrolu ve pas yeteneginin yeterliligi konusunda beni hala ikna edebilmis degil, o da Fink gibi bazi bolgelerde topu aldiginda ne yapacagini bilmiyor, fizigine ragmen koruyamiyor ve surekli top kaybi yapiyor. Geriye bir tek Ernst kaldi. O yuzden mac oncesi yorumlarda Fink'i Ernst'in yerinde bekliyordum. En azindan Ernst defanstan topu her pozisyonda daha rahat alir diye dusunuyordum ama Murat tarafindan kontrol edilecegi icin nasil bir fark yaratirdi emin degilim. Yine de daha iyi olur gibi bir izlenimim var:
Ernst; Fink - Necip > Fink; Ernst - Necip
Yalniz bu durumda sagdaki Ernst-Hilbert isbirligi Fink-Hilbert kadar calisir mi, o da bir soru isareti. Enisonu yine de her halikarda ilkini tercih ederdim...

Yalniz hocanin oyuncu tercihlerini sadece yukaridaki elestri ile sinirlandirmak istemiyorum. Simdi onumuzde Porto maci var. Fink listede olmadigi icin zaten oynayamaz. Guti yok, Aurelio yok. Orta sahada 3 tane oyuncu kalmis: Necip, Ernst, Onur. Bence boyle bir macin oncesinde Onur'a daha fazla sure verilmeliydi. Eger Onur'u oynatmayacaksa ne yapacak, Toraman'i mi o bolgeye cekecek? O zaman savunmada kim kaldi? Ferrari'de yok! Zaten sakatliktan yeni cikmis ve 3 kere depar atti mi sorun yasiyor, Ersan degerlendirilemez miydi? Hocanin personel secimi ve yerlesimi konusunda ciddi itirazlarim ve elestrilerim var. Madem felsefeden bir iki mac dahi olsa taviz vermiyorsun, tamam, o zaman personel secimi ve bunlarin dogru yerlesimi ozellikle orta saha oldugunda cok daha kritik bir onem arz ediyor. Bunlara dikkat etmek lazim...

Simdi mac oncesinde hoca B planini sectim dese hic kimse birsey diyemezdi, oyle degil mi? Benim Fink'li kadrolara karsi, ozellikle de derinde oldugunda itirazlarim vardi, zaten bunu burada dile getirdim. O yuzden o topa tekrar girmeyeyim. Sadece hocanin ilk yarida Bobo'yu ozellikle rakip sag bekin onune cekmesini beklerdim. Biraz o bolgeleri karistirmaliydi, merkeze yigilmaya gerek yoktu. Ikinci yarinin basinda, hoca ayni felsefe ile devam edecekse bence degisiklik yapmasi lazimdi.
1. B plani ile gideceksen ve orta ucluyu 1-2 seklinde dusunuyorsan. cikar Fink'i, al Onur'u, cek Ernst'i derine ya da biraz daha bekliyeyim diyorsan o zaman Ernst'i derine al Fink'i sag one yerlestir, bir de oyle gor.
2. Orta sahayi 1-2 tutup, B planindan A planina gecerek oyunun eksenini merkezden kanatlara kaydirayim diyorsan, o zaman sol bolge calismadigi icin oraya bir oyuncu almasi lazimdi, cikar Tabata'yi al Onur'u ya da Yusuf'u. Cek Ernst'i derine, bir de Fink'i Ernst'in yerinde gor.

Acikcasi Holosko'nun bu mac icin sag cizgide ne kadar verimli olabilecegi konusunda suphelerim var. Onun calimci bir oyuncu olmadigini, takima pekte genislik kazandiran bir karakteri olmadigini biliyoruz. Bence 3. oyuncu tercihi olmaliydi.

Schuster'in yerinde olsaydim, Fink'in Porto macinda oynayamayacagini ve Ferrari'nin sakatlandigini da goz onune alarak, hem Onur'u daha cok oyuna isindirmak hem de orta sahadaki pas trafigini daha akiskan bir hale getirmek icin Fink'i cikarir Onur'u oyuna alir, Ernst'i derine cekerken, Onur'u da onun bosalttigi pozisyona alirdim. Sonrasi icin zaten birsey demek zor...

Bu arada Nobre'nin dunku sag kanat performansi o kadar kotu degildi :)

Cartalete dedi ki...

gökhan;

Haklısın. Hedef "sadece" bu sezonun şampiyonluğu olsaydı, çok daha düşük maliyetli ve isimli "kısa vadeli" bir hoca getirilirdi...

Schuster'in bu yılı, yeni felsefe için Beşiktaş'ı restore etme, uyumlu oyuncuları (hem as, hem genç) kazanma, uyumsuzları "uyumlularla" değiştirme yılı...

Asıl Schuster felsefesine yatkın takımı gelecek sezon göreceğiz. Ama bu, içinde bulunduğumuz sezondan kopacağımız anlamını taşımıyor. Galatasaray da yenildi nitekim, Fenerbahçe de eksik ve yarın akibeti ne olur belli değil. Az önce de dediğim gibi, daha çok devran döner bu işte.

Bu sezon gelecek şampiyonluk, gelecek sezonun transferlerinde büyük kolaylık tanır. Hem maddiyat, hemde ŞL'de varolunmasıyla.

Bora;

Porto maçına değinmen yerinde olmuş, ciddi bir ortasaha zaafiyeti var. Onur'un oynama ihtimali yüksek. Kendisinin şimdiye kadar maç temposuna sokulmaması yanlış oldu, doğrudur.

Toraman'ı ön stoper, Onur'u ise bir tık önde oynatmak daha doğru olur sanki...

Hilbert Zapo Ersan İsmail
...Ernst.Toraman.Necip
.....Nobre..Bobo..Onur

gibi... Porto maç öncesi yazısında daha detaylı değiniriz.

Nobre bence de kötü değildi. Bu formsuzluk diyarında ben de kendisini o bölgede tercih edebilirim. Yeterki 4-3-3'ün orta forveti olmasın. :)

Sağforvet Holosko'ya da çok itiraz etmem herşeye rağmen. Bir orda denemediğimiz kaldı.
Orada da olmazsa; bırakın Sercan'ı, 2 kilo domatese takas etmeyecekler artık şu zamanda.

gökhan dedi ki...

yanlış anlaşılmasın benimde ligden umudu kesmişliğim falan yok. zaten kayseri maçı sonrası, gs maçına kadar bir nebzede olsa fikstürümüz kolay. alınacak seri galibiyetler ile bir bakmışsın tepedeyiz. lig bu belli olmaz.

hatta daha da ileri gideyim devre arasında yapılacak 2 transfer ve kura şansı ile avrupa ligine bile göz koyabilirim. ben takımdan da kadronun genelinden de memnunum. manisa maçı birazcık özeldi, herşey ters gitti. sakatlar, bireysel hatayla gelen ilk gol, duran toptan gelen gol akabinde kırmızı kart... yazılabilecek en kötü senaryo yazıldı.

ama herşeye rağmen dediğim gibi beni asıl heyecanlandıran 2. sezon. yeter ki geçmiş yıllarda yaşanan, yönetimin başrolünde olduğu rezillikler yaşanmasın.

sampi dedi ki...

Selamlar,

Bu blogu yeni kesfettim, kesfedis yolum da "Javier Pastore Kaka"yi Google'layip benden evvel bunun farkina ne zaman varildigini merak etmemdi. Demek ki 2 senedir benzetiliyormus ve belki de farkinda olmadan benzetmeyi ozumseyip calmisim.

Sonra bir de baktim genel bir Palermo sempatin var, guzel surpriz oldu.

Neyse cok kaliteli buldum blogu, tebrik etmek istedim.

Tabata/Onur degisiminin yabanci hakki bosaltmak gibi muthis onemli bir boyutu da var. Schuster Dayi bazi sorunlari yavas cozuyor ama nihayetinde cozuyor. Besiktas 6 senedir ilk defa ortasahayi doldurarak oynuyor, gozlerim yasariyor.

bora dedi ki...

Cartalete;

Goruslerini paylasiyorum...

Holosko'nun Manisa macinda sag onde denenmesine ben de birsey demezdim, ama bir macta kotu oynasa bile onu cope atamayiz, cunku elimizde bir referansi var: 2008/2009. O ara yurt disinda oldugum icin cok az mac takip edebildim, sen daha iyi bilirsin ama Holosko o bolgede iyi performans vermedi mi? Tabii daha iyilerini bulursun, o zaman gonderirsin, o ayri! Bence Holosko bu takim icin hala onemli bir taktik oyuncusudur: Defansin arkasina kosu yapar, kosu kapasitesi vardir, capraz kosularla diger oyunculara alan acar, skor yapabilir, defansif farkindaligi vardir. Butun bunlar ve 08/09 performansi ona "dogru sans" verilmesini hak ettigini gosteriyor...

Tabata gibi cok yetersiz, daha birgun iyi oynadigini gormedigimiz, verimli olabilecegi yerlerde oynatilmiyor, o yuzden bu kadar etkisiz gorunuyor diyebilecegimiz maci olmayan, takimimiza dair hicbir gecmis referansi bulunmayan 10.5 numaraya(!) bu kadar sans verilmesini dogru bulmuyorum...

Benim devre arasi "elzem kategorisindeki" recetem su:

1. Gonder Fink, Tabata, Erhan'i, al Hamit Altintop'u. Sag onde, orta sahada sag icte, baklavanin tepesinde, sagbekte her yerde oynar.

2. Altay'dan Okay Yokuslu.

Gokhan;

Bu takimin stoperleri Toraman ve Zapo oldugu muddecte duran toptan gol yeme olasiligi yuksek, bu bir sansizlik degil, realite...

Cartalete dedi ki...

gökhan;

Yok yanlış anlaşılmadı zaten :)
Şu Ze Castro transferinde biraz daha erkan davranılanaydı, iyi olurdu... İlk devrede bile sıralama olarak işler değişirdi olumlu anlamda.

Devre arası bir stoper, potansiyel bir de sağforvet alınırsa çok iyi olur. İBBSporlu Mahmut gibi bir oyuncuya da hayır demem, defansif ortasaha olarak alternatif olması açısından. Üstelik genç bir oyuncu. Hakkında yakın zamanda yazı yazasım var.

sampi;

Selamlar. Çok teşekkür ederim öncelikle. Ben de sizin blogunuzun farkına biraz geç varmıştım maalesef. Bimukabele diyorum...

Pastore hakikaten inanılmaz bir çıkış içersinde. Sicilya transferinin ilk günlerinden beridir takipçisi olarak, benim bile beklemediğim bir noktaya geldi. Tek başına maçı domine edebiliyor...
Tabata 8.5'a düşerken, Pastore'nin aynı günlerde 5.5 milyona Palermo yolunu tutmuş olması, hala içimi acıtır. Scout sistemi ulan! diye haykırtır...
Barcelona transferi söyleniyor ki; öyle bir durumda futbolu çok yakın zamanda Kaka'nın dahi önüne geçer.

Onur, hem kontenjan hem de "kalite açısından" ufak ufak Tabata'nın yerini alması gereken bir oyuncu.
Topla ilişkiler konusunda Tabata'ya nazaran bana daha çok güven veriyor. O'nun gibi, topa 36 kere dokunup, kontrol etmiyor...
Ayrıca Tabata'da ses var görüntü yok gibi. Cezasahasına kadar iyi, güzel hareketli de; ne son pas, ne de son şutta var.
Onur, kısa görüntülerde en azından "son paslarda" daha başarılı olduğunu gösterdi. Ki, kendisinin iyi bir de şutör olduğunu biliyorum...

Çayımı tazeleyip, birazdan seninle devam edeceğim Bora :)

Cartalete dedi ki...

Bora;

Elbette Holosko'nun günbegün "değerinin düşürülmesinde" oynatıldığı pozisyonun da katkısı var; tıpkı Delgado'da olduğu gibi.
Adamı bahsettiğimiz 4-3-3'ün sağ forveti; ya da en kötü "baklavamsının" sağa yakın gezgin forveti konumunda göremedik, bir saniye bile...

Kaldı ki; son maçta da oyunda genel olarak silik kalsa da, Holoskovari tek bir hareket yaptı, orada faul kazandırdı ve o top gol oldu... Aslında öyle sıfır katkıylada tamamladı maçı.

Quaresma'nın yokluk günlerinde; Holosko - Bobo - Onur, bir görülmeli...

Elzem transferlerine katılıyorum.

Okay, daha bugünden "içlerde" alternatif oluşturur. Ancak Fink'i de gönderceğimiz ortadayken, bir de Aurelio'nun da akibeti belli değilken; sanki "derin ortasahaya da" bir alternatif şart gibi. Yerli olsa iyi olur.

Mahmut Tekdemir diyorum ben. 22 yaşında, Toraman'ın topla daha ilişkili olanı ve pozisyon bilgisi daha iyi olanı gibi...

bora dedi ki...

Holosko konusunda hem fikirim. Bence onemli bir taktik oyuncusunun degerini sifirlamak uzereyiz. Q7'nin daha cok solda gezindigini hesaba katarsak diger oyuncunun daha cok sag bolgede bulunmasi gerektigi gorunuyor. Sercan diyoruz, iyi guzel ama Sercan daha cok sol bolgede etkili bir oyuncu, topla Holosko'dan daha iyi ama onun kadar taktik disiplini yok ve Holosko kadar skorer mi bilemiyoruz...

Holosko'yu orta saha ve ondeki yabanci oyuncular baglaminda 7 oyuncu icerisinde 5. goruyorum. Bobo-Q7-Ernst-Guti'nin ardinda. Tabata ve Fink su an icin sadece laf kalabaligi yapan, taktik degerleri dusuk, bir an once gonderilmesi gereken isimler. Yani Yusuf Tabata yerine oynasa daha cok is yapar diyorum. Hic degilse ligde bir referansi var...

Hilbert'i defansa yazdim. Dun bence yine gayet iyi oynadi. Simpson'i bir kere kacirdi, onda da 10 kisi geridesin, topu kazanmak icin risk aldi, normaldir, sonra Nobre gerilerden guzel bir kosu yapip, yerden kayarak topu taca atti. Ridvan'i 5 dakika dinledim, savunmasi olmayan Hilbert diyor, ehh diyorum, baska birsey demiyorum, sikiyorsa git teknik direktorluk yap. Sergen, Ridvan, Mustafa Dogan teknik direktorluk yapamayacak korkak adamlar...

Holoko - Bobo - Onur bence de denenmeli. Onur soldan topu alir, kendisi ice kat ederken, Holosko uzak forvet kosusuna baslar, bir pas, Holosko kaleci ile karsi karsiya :)

Hamit, Okay transferleri ve Onur'un kazanilmasindan sonra orta sahadaki sarkik pozisyonu icin bir oyuncu transfer etmeye gerek var mi? Elinde Guti, Necip, Ernst, Onur, Hamit, Okay gibi alternatifler olacak. Hadi Okay cok genc oynayamaz diyelim, Ernst sarkik pozisyonuna gecse, Hamit onde olsa, geriye Necip, Guti, Onur kaliyor. Yani dedigin gibi olabilir ama bence sezon sonu daha makul. Tabii eger Hamit transferi olmayacaksa, o zaman devre arasi bence de dusunulebilir, tabii eger Tor'dan o pozisyon icin daha iyi oldugunu dusunuyorsan.

Manisa'dan Yigit Incedemir icin ne diyorsun?

Cartalete dedi ki...

Şimdi Fink ve Tabata'ya yol verildiğini ön görürsek;

Guti, Ernst, Necip, Onur, Aurelio kalıyor geriye.

İçler için: Guti, Necip, Onur (opsiyonel Ernst) Okay buraya dahil olabilir rotasyonda.

Def. ortasha için: Ernst, Aurelio...
Aurelio'nun akibet, yaş, olası sakatlık sorunu olduğu için, Ernst'e fazla yüklenilebilinir.

Mahmut'un Yiğit'e ve Toraman'a göre avandaji, defansif olarak onlardan geride olmamasına rağmen; topla ilişkiler konusunda daha iyi olması ve "içlerde de" kullanılabilir olması...

Hamit'e ise çok ihtimal vermiyorum maalesef. Hele ki şu ortamda; Türk futbolundan ne kadar uzak kalsam o kadar iyi diye düşünüyordur :)

bora dedi ki...

Hamit olursa tabii "cok cok iyi" bir transfer olur. Aslinda kariyerinin sonlarina dogru geliyor. Bayern'de cok oynama sansi buldugunu da iddia edemeyiz, belki su an sakatliklardan dolayi daha sik forma yuzu goruyor olsa da Ribery ve Robben varken isi zor. Butun bunlari goz onunde bulundurursak Bayern'den yakin zamanda, belki bu senenin sonunda veya sonraki sene ayrilacak gibi duruyor. Tabii Almanya'dan baska bir takim bulabilir, ona suphe yok, ama TR'ye gelme olasiligi da bence 3 sene oncesine gore daha fazla. Bizim takimin basinda da bir Alman var neticesinde. Yani biraz da olsa umit var diyorum, bence yonetim bu isi zorlamali...

Su Aurelio konusunda da bir iki sey soyleyeyim. Hiddink bile bu adamda keramet goruyorsa bunda bir is var demektir :) Fener SL'de ceyrek final yaparken Aurelio Deniz ve o sakatlandiktan sonra da Maldonado'nun onunde oynuyordu. Tabii artik eski fizik gucu yok fakat Aurelio gavurlarin tabiri ile zamaninda essiz bir tackler idi. Top kontrolu cok iyi olan, baski altinda vucudunu topla rakip arasina iyi yerlestirip pas kayiplarini minimize eden, sahanin her bolgesinde cok rahat top alabilen, kisa paslari basarili bir oyun yapisi vardi. Buyuk bir pasor degildi ve olsaydi zaten baska bir oyuncu olurdu. Ayrica oyunu kontrol eden, kendi oyununu rakibe dikte eden bir yapisi var. O yuzden hala Aurelio TR Milli takiminin oyuncu formati ve yapisi icerisinde tercih ediliyor. Ayni sey bizim icinde gecerli. Bana gore bu takimin ideal orta saha formatinda Aurelio-Guti-Ernst, Ernst-Guti-Necip'in bir adim onunde. Ernst bence derinde Aurelio kadar o kontrolu ve oyunu dikte etme kararliligini veremiyor. Icte yag gibi akan stili ile daha etkili gibi. Tercih edilirse saygim var, hatta bazen edilmeli de... Dolayisiyla bana gore su anda 4 oyunculu bir rotasyonumuz var, dayi bu konudaki rotasyona dikkat etmeli ve yas ortalamalari 32 / 33 olan bu gruba biraz daha insafli davranmali...

Eger Hamit alinamiyorsa Aurelio'nun yasi, Ernst'in hem derinde hem icte oynamak zorunda kalisi dedigin gibi sikintili olacaktir. Hoca, Tor'u bu pozisyon icin pek dusunmuyor galiba. Onur / Busquets donusumu icin de erken olabilir. Tabii eger Onur ic bolgesine ciddi bir alternatif yaratirsa orta bolgede 5 oyuncu olacak, sezon sonuna kadar idare edilebilir. Dedigin gibi Fink gonderildiginde,
1. Hamit alinamayacaksa,
2. Onur 5. oyuncu olarak rotasyona kimi sebeplerden dahil edilemiyorsa,
3. Tor sarkik pozisyonu icin dusunulmuyor ya da dusunulse bile Mahmut Tor'dan net olarak daha onde ise,
4. Altyapidan ileride boyle bir oyuncu cikmayacagi goruntusu var ise,
5. Yuksek bir meblag odenemedin transfer bitirilecekse,
Mahmut transfer edilebilir.

Bu arada Mahmut'in pas yetenegi nasil?

Cartalete dedi ki...

Elbette Hamit ihtimali sıfır değil. Aslında Gökhan İnler'inde aynı derece de ihtimali var gibi. O da artık genç bir oyuncu değil ve Udinese kötü gidiyor.
Sanki daha çok sorun çözer gibi; Aurelio'nun 8 yaş genci ve teknik olarak daha önde olanı...
Bir de Beşiktaşlı olduğu fotoğraflarla belgelenmişti :)

Alttan "derin ortasaha" rolünü üstlenebilecek Emir Alagöz var, fakat çok ağır gelir ona bu sorumluluk. O da ilk başda "içlerde" değerlendirilesi bir çocuk daha çok.

Mahmut daha hazır gibi, o bölgede bir çok sıkı resmi maça çıktı. Stoper oynayacak fiziği var. O nedenle daha makul görünüyor.

Pas yeteneği olarak da; basit toplarda pas hatası yapmıyor. Kısa - paralel paslarda "ayağa" oynamada başarılı. Ancak yeterince ince pasları yok, ama gelecekte geliştirebilir.
Zaten alternatif gördüğümüz bölgede inceciliğe de gerek yok, basit pas hatası yapmaması yeterli...

bora dedi ki...

Medyada cikan haberlerin yalancisiyiz ama Gokhan Inler'in piyasasi var gibi. Ne bileyim Arsenal istiyor deniyor, Italya'dan buyuk kuluplerin dahil oldugu taliplileri var. Bence Hamit Almanya'nin en iddiali takiminda oynadi, yurt disindan bir talibi yok, gene Almanya icinden daha dusuk butceli bir kulube gider. Yani Inler daha buyuk butceli bir kulube gidebilecekken, Hamit icin tersi durum gecerli. Bence bu yuzden Hamit transferi daha olabilir bir transfer gibime geliyor, ayrica Hamit Turk Milli takiminda da oynuyor...

Pozisyonel olarak dersen bence Hamit daha cok yere care olacak gibi duruyor, ama Gokhan Inler de gelse kimse niye getirdin onu diye sormaz herhalde :)

Son olarak Hamit'e verecegimiz bonservis Gokhan'dan az hatta cok daha az olabilir...

Umarim bu Orhan'dan son bahsedisim olur ama bence ayrildigina pismandir. Bu hafta oynadi mi bilemiyorum ama bence su anda bizim takimda en az Antep'teki kadar sans bulabilirdi...

Mahmut'un zaten inceci olmasina gerek yok, top kontrolu iyi olsun, basit paslar yapsin yeter. Baski altinda topu saklama ozelligi ne alemde? Vucudunu topla rakip arasina koyma mesela?

Dedigin gibi bence devre arasi Fink'i gonderip orta sahaya bir takviye yapmak neredeyse sart oldu gibi... Eger Onur'u kazanabilir ve Hamit'i alirsak bence Mahmut'a ne kadar gerek var bilemiyorum ama Hamit gelmeyecek ise Mahmut'un alinmasi faydali olabilir...

Cartalete dedi ki...

Orhan oynamadı. Serdar'a daha çok yanıyorum ben esasında... Tigana dönemindeki kıvama gelmiş durumda.

Mahmut'un top saklama olayını çok fazla görmedim, Aurelio'nun o özelliği muazzam. Mahmut daha çok topu çabuk ayağından çıkartmak istiyor gibi. Ama bunlar kesinlikle bilinçli oluyor...

Bu arada Erkan Kaş nihayet süre aldı 13 dakika, GS maçından sonra TRT'yi açıp denk geldim.
Takımı öndeydi, aldığı her topu ileriye taşıdı, faul aldı... Bir iki tekme yedi, yine de topu almaktan çekinmedi.
Bu performansıyla artık sık sık süre alacak gibi...
Ama Sezer'den ses yok.

bora dedi ki...

Cartalete yarami destin :) Bence Serdar Tigana donemindeki kivamina geldiyse Mahmut'u filan tanimam direk Serdar'i alirim :) Serdar bence eski bildigimiz Aurelio'dan sonra bu ulkenin en iyi sarkik oyuncusu olur. Stoper arasina da girer, ondeki oyuncuyu da alir, gerekirse ic bile oynar, surekli gider gelir, mekik dokur, top kontrolu zayifmis gibi gorunur, kapmaya niyetlenirsin ama bir saniye icinde 3 tane hareket yapacagini bilemedigin icin faul yapmak zorunda kalirsin, bu yuzden darbeye bagli sakatlik yasama olasiligi yuksek bir oyuncudur, ama kesinlikle iyi bir top saklayicidir...

Ertugrul cocugu yedi bitirdi...

Soyle bir dusunursek bu Antep bize cok fazla zarar vermis durumda. Ismail ve Tabata'yi 14/15 milyon Euro'ya bize kakaladilar, karsiliginda ustune ikisinin toplamindan daha iyi olan Serdar ve Orhan'i aldilar. Ne ticaret yapiyormus adamlar kardesim yahu diyesi geliyor insanin...

Bu arada Ismail'i begenmedigim dusunulmesin ama 6.5 milyon Euro'da etmez yani, PSG'den Cissokho'yu mu aliyoruz, alti ustu gelecegi olan bir oyuncu, adi ustune gelecegi olan ama olup olmayacagi muallak...

Erkan haberi sevindirici, Sezer de umarim forma sansi bulur. Bu arada Emre Ozkan ne yapiyor, Ordu'da ismini oynayanlar arasinda goremedim! Gecen sene surekli oynadi diyorlardi...

Cartalete dedi ki...

Malesef Serdar'ı E. Sağlam, Delgado'yu da Denizli yalan etti. Delgado'da Schuster'in de payı var.. İBB maçında kurtlara attı, yem olmasına izin verdi sonra.
Ve bugün ikisi de fazlasıyla lazımdır bu takıma.

İsmail'in değeri, Nobre'nin maaşıyla paralel. Yani yerli olduğu için kabuledilebilinir.
Ancak Tabata olayı tam fiyasko. Hem yabancı, hem 29 yaşında... Hiç bir tutarlı tarafı yoktu o transferin. Antep'i iyi ihya ettik.

Emre, kupa maçında oynadı sadece. Geçen sene bankoydu, bu seneki kesik ilginç...

bora dedi ki...

Dostum, katiliyorum. Gecen Schuster ve Delgado ile ilgili bir haber cikti. Guti'nin yerine Delgado kalsaydi diye... Bence Schuster eger oyle dusunuyorduysa iyi ki gitti. Delgado Guti'nin alternatifi degil. Delgado bence uzerine takim kuramayacagin, zaten bu devirde kurabilecegin oyuncular sinirli, taktik degeri yuksek onemli bir oyuncu...

Mesela sahsen bir oyuncu Messi ya da Ronaldo degilse birilerinin uzerine tum sezonun, takimin kurulmasina karsiyim. Bugun kac tane winger her kosulda cozum uretebiliyor? Manu'ya bakiyorum, Rooney haric tum takimi uzerine kurduklari bir oyuncu yok. Valencia, Nani, Park, Berbatov, Macheda, Owen, Wellbeck, gerektiginde Giggs ve Fletcher. Chelsea'de bence Drogba haric hepsi kesik yiyebilir. Buradan suna gelicem, bence en ondeki forvet haric her oyuncu mac mac degerlendirilmeli, onde guvenilir bir oyuncun yoksa onu da mac mac ele alabilirsin ama tercihen 1., 2., 3. oyuncularin olmasi daha efektif olur. Bir oyuncu yetenekleri icin elverisli bir ortam buluyorsa is yapar, bulamiyorsa yapamaz...

Gecen ligdeki takimlarin hucum kadrolarini dusundum. TS'de mesela iyi alternatifler var ama en ucta tartisilmaz bir oyunculari yok. Oyunu genisletmek istesen Yattara'yi alip koyarsin, savunmanin arkasini sarkmak, rakibi zorlamak istersen Burak oynar, ince isler pesindeysen Alanzinho var, Engin'in agresifligi ve bilinemezligini kullanabilirsin, Umut'un zorlayiciligi, Teofilo'unun golcu kimligi. Burada is Gunes'e dusuyor, her mac ozelinde hangi oyuncuyu kullanacagi ve yapacagi degisiklikler kritik...

Bence Fener on alan konusunda ligde en zengin ve alternatifli kadroya sahip. Niang gibi iyi bir golcu, gerisinde Semih, Guiza, Kazim; kenarlarda Dia, Stoch gibi ice kat ediciler, Dia gibi sagda cizgiye inebilecek oyuncular, Ugur Boral gibi iceri girmek yerine son cizgiye inen, oyuna genislik kazandirici solda gorevlendirebilecegin bir acik, Alex gibi "the hole"da oynayabilecek bir oyuncu...

Bizim takim biraz Barca modeli. Q7 ve Bobo tartismasiz bir sekilde oynar. O yuzden sag kanattaki oyuncunun taktik degeri cok onemli, orada tartismasiz bir ismi gorevlendirmeye gerek yok, zaten oyle birini bulmakta kolay degil, o yuzden mac mac degerlendirmek ve ilgili mac hangi taktiksel yetileri istiyorsa onlara haiz oyunculari kullanmak lazim. Simdi bakiyorum orada kim var: Nihat, Holosko, Hilbert, Nobre, Tabata. Hilbert'in bekte cok daha verimli oldugunu dusunursek, ben diyorum ki Nobre ve Holosko haricinin hicbir taktik degeri yok. Q7 yokken alternatif yaratamiyorsun, niye Delgado'yu gonderdin o zaman, tamamen B planina gecmek zorunda kaldin, nerede senin kadro genisligin? O zaman iste ne bileyim A plani gibi Onur solda - Bobo - Holosko denenebilir, ama henuz bunlari goremedik...

Walla yine cok yazmisiz :)

Cartalete dedi ki...

Delgado; hem A Planı'nın devamını sağlayabilecek bir "alternatif", hem de B Planı'nda işleyecek bir çark olurdu...
Quaresma'ya yakın şut, içe çalım, top taşıma özelliklerine artı olarak "derin pas" olayı da vardı.
B Planı'nda ise kesinlikle Tabata'dan daha önde bir forvet arkasıydı.

Bahsettiğin "maçına göre sağforvet" konusunda ise; sahada Quaresma varken de kullanılabilinirdi...

Ama ne yaptık? Belki de bir daha hiç kullanılmayacak bir sistemin içinde yok ettik.

Acı...

Delgado'ya hayıflanmak, Onur'la avunmak için. En azından şu günden sonra Onur'a yoğunlaşalım.

Necip dedim dedim, çocuk öyle veya böyle A Takım oyuncusu oldu. Sırada Onur var. Sonra Kuçik'ti, Erkan'dı kısmet... :)

bora dedi ki...

Aynen dedigin gibi. Q7'nin alternatifi olabilecek, gerektiginde ters kanadinda is gorecek, "the hole"da oynayacak, butun bu taktiksel degerlere sahip adam tek kalemde silindi...

Evet bundan sonra enerjimize Onur'a yogunlastiralim, herkes gozlerini kapasin :)

bora dedi ki...

Sevgili Cartalete;

Kismetse Porto macinin oncesi ve sonrasinda gorusuruz :)

Cartalete dedi ki...

Mutluluk duyarım Sevgili Bora, görüşürüz :)

Bu vesile ile sana ve diğer arkadaşlarımıza fikir paylaşımı için bir kez daha teşekkür edeyim.

Mağlubiyet sonrası, hala futbola dair birşeyler konuşturabiliyorsa; bu takımda iş var demektir. :)

Sevgiler

ederlezi12 dedi ki...

Güzel muhabbetinize bir not ekleyeyim ki Onur UEFA kadrosunda yok sanırım .

http://www.uefa.com/uefaeuropaleague/clubs/club=50157/index.html

Cartalete dedi ki...

Yokmuş yahu.. Evet, şimdi işler karıştı. Guti yetişse bari...

Aslında Tekke'nin durumu bilineydi; Ali Kuçik yazılır, 4 "home grown" kontenjanı dolardı, Onur'la da 25 kişi tamamlanırdı.

Ya da Hilbert'in beke geçeceği bilinseydi, Erhan fazlalıktı.

Ama ne bileceksin işte...

Adsız dedi ki...

Bu hafta rize maçında erkan oynadı.Sezerse takıma alışamıyor bence.Lig başladığından beri 3 kere milli takım kampına çağırıldı.Şuan yine u19 kampındalar.Bu yüzden haftasonu kadroda değildi.Furkan,caner ve sezer u19 a çağırıldı yine.(Orhan da var tabi).Birde Necip inde daha fazla skora yönelik oynaması gerektiğini düşünüyorum ben.Artık insiyatif alıp şut çekecek,ceza sahasına koşular yapacak durumda.Bunu yapsa aslında gole yatkın bir oyuncu.

Cartalete dedi ki...

Haklısın. Artık klişem haline geldi, sürekli dillendiriyorum ama tekrar söyleyeyim; Necip kendi yaş kategorisinde Quaresma rolünü bile alabiliyordu..
Aslında o özgüveni, yeteneği var. Zaman lazım biraz daha.

Onur sanki "sorumluluk alma" mertebesine daha hızlı ulaşacak gibi. Hiç sakınmadan insiyatif alıyor...

ederlezi12 dedi ki...

Guti'nin sakatlığı için 2 hafta deniliyordu , o süre geçti ve Guti takımdan ayrı düz kouşu yapıyor . Sanırım Porto maçında oynaycak. Ki bize şu an en lazım adamlarsan biri Guti . Porto 'nun hızlı pas trafiğine cevap verebilecek aynı ritmi kendi takımında da sağlayabilecek bir adam . Hızlı olmasa da istenilen pas trafiği ve dikine paslarda Guti başrolde olduğu zaman Porto maçında da oyun felsefesi çok fazla aksamadan gider ev sahibi avantajımız ile de tabiki .

Ben son iki maçında yenilmiş Beşiktaş'ın Porto'ya karşı galip geleceğini hem de üstüne 4-1 lik gibi bir skor bekliyorum. Sanırım skor tahminimin ihtimalden öteye gitmesi için Guti şart :) Q7 de olsa harika olurdu ama sanırum oynayamayacak .

İddaa da süpriz skor oynamak için gayet sürpriz bir seçim olacak ama deneyeceğim :) Ve eğer ki öyle birgalibiyet alınırsa Beşiktaş başkalaşım evresinin kabuklarını kırmak için en önemli adımlarından birini atmış olur .

Hayırlısı

ederlezi12 dedi ki...

'' Lanet olsun dostum '' demek istiyorum ki Guti de anca Kayseri maçına yetişebilirmiş Mete Düren'in açıklamalarına göre. Onur da kadroda değil. Ne yapacağız Mustafa Abi ? :)

Nasıl bir kadro olur ?

Cartalete dedi ki...

Bir kere 4-1 falan yalan olur :) Zaten öyle bir skor olursa; yazının başlığı: "Ederlezi Başgaaan!" olur, onu söyleyeyim.

Ortasahada pek seçim şansı kalmadı.
Bence en doğrusu Toraman'ı önstopere çekmek olurdu.

Hilbert Zapo Ersan İsmail
...Ernst.Toraman.Necip
........Tabata
......Nobre...Bobo

gibi. Ama Toraman'ı öne çeker mi, Ersan'a pat diye güvenir mi bilemem...

Diğer seçenek; Tabata'nın ortasahaya kayıdırlması: Nobre Bobo Holosko üçlüsü.

Bakalım, Porto maçı öncesi yazısına saklayalım.

Adsız dedi ki...

Uefa listesine şöyle bir bakınca eğer kadroya 2 kaleci alınırsa nobre ve fatih tekke dahil oynayabilecek 15 oyuncumuz oluyor.Bu durumda 18 kişili kadroyu çıkarmanın tek yolu varmış.Kurallar gereği maçtan 1 gün öncesine kadar 2 yılını kulübün altyapısında geçirmiş oyuncu alınabiliyormuş kadroya.Yani muhtemelen 2-3 tane a2 den oyuncu göreceğiz kadroda.Bu oyuncularda muhtemelen ortasaha ve hücumcu olur.Stoperde nasıl olsa alternatif olarak ersan var.Rıdvan ve Onur 2 yılı doldurmadılar henüz.Birde 15 kişi olması ve yedekler arasında 1 kaleci 1 stoper bulunması 3 oyuncu değişikliği durumunda(stoper almazsa oyuna) enncusunun oynayacağını gösteriyor. az bir a2 oy

Adsız dedi ki...

Bir de bence sağ kanatta toraman-hilbert olmalı.Sadece Hilbert kalırsa defansif olarak çok fazla aksayabiliriz ordan.Aslında ne hulk ne falcao tek korkum cristian rodriguez.Birde otamendiyi de çıkarmamak lazım tabi bek oynuyorsa.Necip içinde kariyerinin dönüm noktalarından biri olabilir.İlk defa iyi bir ortasahaya karşı mücadele edecek.Benim kadrom:

cenk
toraman zapo ersan üzülmez
hilbert ernst necip ismail
tabata
bobo
Tabata yerine fatih yada nobre girip 4-4-2 ye dönebiliriz.Bir de Ali gibi bir genç oyuncu bu maçta oynarsa çok katkısı olabilir.Belki bu maçı kaldıracak seviyede değil ama karşı defansı yıpratmak için herşeyi yapacaktır.Sonuçta inanılmaz bir şans yakalamış olacak.Bu yüzden oda düşünülebilir.

Cartalete dedi ki...

O kurala göre Ali Kuçik'i maç kadrosuna alabiliyoruz o zaman...

Başka da hem ofansif, hem prof sözleşmesi olan, hem de 2 yıldır altta olan bir oyuncu yok sanırım.

Önerdiğin kadro son derece mantıklı. Ancak Schuste ne şuana kadar Ersan-Zapo tandemini oynattı, ne Toraman'ı sağbek yaptı, ne de Üzülmez ve İsmail'i arkalı önlü oynattı, ne de şuana kadar 4411 ya da 4231 diyebileceğimiz bir sistemle karşımıza çıktı.

Yani bir çok şeyi ilk kez yapmış olur ki, Schuster bir maçta bu kadar radikal değişiklik yapan bir hoca değilmiş gibi durdu.

Bakalım...

Strateji dedi ki...

hakan
hilbert i.toraman zapo ismail
ernst necip
holosko nobre tabata
bobo

Onur listede olmadığına göre, çıkabilecek en iyi kadro bu bence. Tabata sürekli içeri kaçarak İsmail'e koridor açar, tıpkı Trabzon maçında Hilbert'e yaptığı gibi. Nobre ilk yarı oynar, orta sahaya destek verir, skora göre ikinci yarı Nihat'la değişir. Holosko da savunmanın arkasına sarkmaya çalışır Rapid Wien maçında olduğu gibi.

Ama n'olur, büyük ihtimalle kaybederiz. Yine de mevcut durumda, maksimumu verebilecek en iyi kadro budur kanımca.

Cartalete dedi ki...

Bence bu maçta Toraman önstoper olabilir.

Hilbert Zapo Ersan İsmail
........Toraman
Holosko.Ernst.Necip.Tabata
.........Bobo

Ya da baklava oynayacaksak, Deli İbo soliç oynayabilir, yapmadığı iş değil.

Porto normal şartlarda yener. Sonuçta bizim yeni başladığımız felsefede, onlar yıllardır toz yutuyor.
Ama eksiklerle bile bir direniş olacak, felsefeden de ödün vermeden çapımızı göreceğiz.
Sonuç ne olursa olsun, Beşiktaş'ı bu kategoride görmek güzel. Bir Barcelona olmak zor ama bu yolda bir Porto, Lyon olabiliriz.

Adsız dedi ki...

dediğim gibi kadroda 2 kaleci olursa en az 2 oyuncu olucak gibi a2 den.rıza şen,nail tilbac,atınc nukan,ali kuçik,furkan,cumali şeker,erkut,muhammed ve ufuk var kurala uyan muhtemelen rıza,nail yada ali üçlüsünden olur olursa.oğuz 3 rıdvanla onur 6 ayla kaçırıyor kuralı.