Ersan ve Necip: Beşiktaş 2 – Sivasspor 1

Guti’nin zaman ayarlı pası, İbrahim Üzülmez’den gördüğüm en güzel ikinci muz ortası (birincisi; seneler evvel 4-2 biten, Kjaer’in her topu içeri aldığı bir Kocaeli maçında gelmişti. İlhan Mansız’a nefis bir kesme top yollamıştı…) ve Bobo’nun harika arka direk koşuşu… Gerilim filmini, romantik film sandık; gerisinin geleceğini ve günün sonunda “stres atacağımızı” düşündük. Aslında geliyor gibiydi de; ikinci gol de bulunmuştu, hem de Necip atmıştı bireysel çabasıyla…

Tabata’nın bir arkada olduğu ve Guti’nin, forvet ikilisine daha yakın takıldığı bir düzen vardı oyunun başlarında, gayet de iyi işliyordu. Ancak belli bir zaman sonra; yorgun Hilbert’in, geçmiş maçlara nazaran sıkı bindirmeler yapamaması ve Tabata’nın sık top ezmeleriyle beraber; Beşiktaş’ın çeşitliliği sınırlanmaya başlıyor, 3 gün önce 120 dakika oynayan Guti’ye iyice yük biniyordu. Buna; özellikle ikinci yarıda Sivasspor’un “top, bacak, bilek” karışık müdahalelerine Tolga Özkalfa’nın tepkisiz kalmasının eklenmesiyle, maç bir noktadan sonra sinir harbine döndü… Necip’in hatası sonrası gelen golle ise; maç gitme noktasına kadar uzanacaktı…

Her ne kadar yalnız bırakılması ve kendisine en yakın 4 oyuncudan, 3’ünün Sivaslı olması (kendisine yakın olan Beşiktaşlı oyuncu da Ersan'dı ve 1-2 metre gerideydi. Bombayı onun kucağına bırakmaktansa, insiyatif aldı..) sebebiyle “kabul edilebilir” bir hata olarak gözükse de; henüz Manisa maçında yaptığı “riskli paralel pasın” gol olmasından sonra, tekrar aynı gaflete düşmesi, Necip gibi zeki bir oyuncuya yakışmadı. Ama ne var ki; o hatadan sonra sahanın en iyilerinden biri olmaya devam etti, yine çoğunlukla defans bloğunun içinde gözüktü ve bir çok top karşıladı… Attığı gol için değil, “yedirdiği” gol sonrası konsantrasyonunu bozmadığı için büyük futbolcu olacak bu çocuk.Bugünün kazanımı ise Ersan’dı kesinlikle. Bugün iki farklı kitapçıkla test edildi. İlk yarıda savunmasını öne çıkartan “bugünün” Beşiktaş’ı vardı, gayet iyi oynadı. Hele Mehmet Yıldız’a yaptığı net müdahaleye bayıldım bir pozisyonda… İkinci yarının sonlarında ise “eski Beşiktaş’tan” görüntüler vardı. Takım kendisini arkaya atmış, mesafeyi 70’e çıkartmış ve ileride top tutamaz haldeydi. O savunmanın içinde de yine ilk topları karşılayan, hiç pozisyon hatası yapmayan isim yine aynıydı: Ersan… Hataları yapan ise tanıdık bir isimdi: İbrahim Toraman… Direkten dönen pozisyonda; pası verecek oyuncuya hali hazırda iki adam basıyorken, alanını boşaltıp prese katılmaya çalıştı, Cihan’ı kaçırdı… O an; Ersan ise çok doğru bir pozisyon almıştı, hatta Cihan karşı karşıya durumdayken yine adamını kontrol ediyor, Cihan’ın “boş kaleye topu içeri atabilecek” arkadaşı arasındaki pas bağlantısını tıkıyordu. Direkten dönen pozisyondan sonra ise hemen boş kaledeki yerini aldı. Bugün her testten geçti ve Sivok gelene kadar bu takımın tandemi Zapo – Ersan’dır dedirtti. Boşuna dilimize pelesenk etmemişiz… Açıkçası; bugün Toraman "henüz Bank Asya'dan" gelmiş, Ersan ise; 6 yıldır Beşiktaş'ta oynuyormuş gibiydi.

Guti’nin standart ama güzel oyunu, Ersan’ın kendini kabullendirmesi ve tribünlerin Necip’e sahip çıkması günün güzel hareketleriydi. Genel olarak maçtan zevk alsam da “tat” almadığımı söyleyebilirim. Hele son pozisyonda “nefes kesilmesi ne demekmiş” onu anladım. Bir süre nabzım yerine gelmedi… Günün fıkrası ise; Guti’nin kart gördüğü yerde, Keita’nın maçı kartsız tamamlamasıydı.

20 yorum:

Batistuta35 dedi ki...

O değil de zapoda ne buluyrsun anlamıyorum abi:) adam gökhan zanın yabancı pasaportlusu bana göre...

Adsız dedi ki...

o son dakikada direkten dönen top sezonun geri kalanını, gelecek yıl için hazırlık kampına çevirebildi...
Bu sene izlediğim en kötü Beşiktaştı bana göre..Yenildiğimiz maçlarda bile bu kadar çaresizce sallanmamıştık...Ben asıl üzen bu oldu...Yeni filizlenen bir oyun anlayışının üstüne basıldı sanki...Umarım bu fzik ve mental yorgunluk kaynaklıdır ..Bu oyun hoca da ve oyuncularda bir özgüver kaybını işaret ediyorsa asıl o kötü haber olur...Bu karanlık tablonun tek aydınlık kısmı ise Ersandı...Pek az yerli stoperde olan arkadan oyun kurma becerisi var ...Bir iki level atarsa kesinlikle çok önemli bir oyuncu olabilir bence...Benim oyum Ersan'a... Siyah-Beyaz

tannhauser dedi ki...

Sahada bugün iki Beşiktaş vardı. Birinci yarıda; kanatları kırık, biraz sallapati de olsa Schuster'in felsefesini yansıtmaya çalışan Beşiktaş. İkinci yarıda ise Mustafa Hoca'nın defansif Beşiktaş'ının parodisi karşımızdaydı. Ki ben Mustafa Hoca'nın takımının aslını da sevmezdim. Arzu ettiği sonucu aldığında dahi... Bu ikinci yarıdaki Beşiktaş'ı Schuster'in istediğini düşünüyorum. Skoru korumak, bir galibiyetle gelen eleştirileri biraz olsun yumuşatmak vs. Açık futbolunu eleştirmediğim için ikinci yarıdan hoşnut kalmadım.

Holosko yeniden kendini ispatlamak için çabaladıkça batıyor. Takıma zarar veriyor. Birilerinin ona bir maç takımı kurtarmakla büyük oyuncu olamayacağını, her maç belirli bir standartta oynamasının yeterli olduğunu anlatması lazım.

Guti'yi çok kırılgan bilirdik. Adam bizi yanılttı. Ben onu en çok kavga ederken, hakeme itiraz ederken sevdim. Bir iddiası var demek...

Necip'i hata yaptıkça daha çok sevdiğimi daha önce bu blog'taki bir yorumda belirtmiştim. Toplamda üç tane kritik pas hatası yaptı. Biri gol oldu. Bunları çıkardığımız takdirde, on dokuz yaşında bir makine kalır elimizde. Ben makine değil insan istiyorum.

Deli İbo, Guti'nin araya kaçacak adam arayışına son verdi. Bu adamın ciğerleri BJK Müzesi'nde sergilense yeri.

tannhauser dedi ki...

Ernst bu maç her zamanki kadar iyi değildi ama Ernst işte... Holosko'nun ona bakması lazım belli standartın altına düşmemek konusunda.

Tabata'dan bir şey olacak da ne olacak onu bilemiyorum. İkinci yarı Onur'a iyi bir yedek olur, sezon sonunda da takas için eh işte bir futbolcu.

Hilbert zaman zaman aksasa da görevinden fazlasını yapmaya çalıştı. Sağ bek oynamaya devam eder, önünde de kanada açılan iyi bir forvet olursa (kimse o) ondan da iyi bir sürpriz hücumcu olur. Takımdaki pek çok oyuncudan daha fazla para hak ettiği kesin.

Ersan kendisine güvenen blogcuların yüzünü kara çıkarmadı.

Toraman da kendisine güvenmeyen blogçuların yüzünü kara çıkarmadı. Ben Toraman'a halen güveniyorum.

Nihat her zamanki haline göre gayretliydi. Son yarım saat girmesinin etksiyle diriydi. Ancak bir pozisyonda Sivas sağ kanattan atağa kalkarken o bizim yarı sahada dönmüş Necip ve Hilbert'e nerede durmaları gerektiğini işaret ediyordu. Önce kendi görevini yapması lazım. Bu takımda yer gösterecek karizmaya sahip insanlar arasında yerinin bayağı gerilerde olduğunu anlamalı.

Bobo maçın genelinde kötüydü. Top ezdi. Ancak elimizi vicdanımıza koymamız gerekirse Nobre'nin yokluğunda önde baskı yapmak zorunluluğu vardı. Holosko hücuma katkı vermediği gibi topu kendisi kaybetmediği sürece baskı filan da yapmadı. Bobo'nun kendini Porto'ya saklama ihtimalini de göz önünde bulundururarak oyununu çok beğenmediğimi söylemeliyim. Yine de attığı golde oraya koşu yapmayı akıl edemeyecek, etse de o topu kaleye göndermeyi beceremeyecek üç tane forvet oyuncusunu sayabiliriz bu takımda...

Tabata bu takımın öyle ya da böyle oyuncusuysa ve hücum anlamında katkı yapamıyorsa dönüp kendisine bakmalı. Bizim yeni sistemimizde rakip yarı sahada oynayan oyuncuların tek yapmaları gereken ileride ayağa pas yapmak, top saklayıp yerinde ve zamanında gollük paslar atmak değil. En az onun kadar önemli bir başka husus da top rakibe geçtiğinde yıldırıcı bir baskıyla top çalmak ya da rakibin defansta başlayan hücum organizasyonunu bozmak. Tabata isabetli pas atamıyorsa, top saklayıp oyunu rahatlatamıyorsa oyunun bu yönüne ağırlık vermeli. Mesela en çok top çalan hücum oyuncusu olarak istatistik yaparsa takımımıza çok görünmeyen katkısı olur ve bu katkı bizim verdiğimiz gol pozisyonlarının dörtte birini ortadan kaldırır.

Cartalete dedi ki...

Batistuta35;

Zapo'da çok şey bulmuyorum ben de zaten, sadece Toraman'a tercih ediyorum. Sivok dönerse; Sivok - Ersan olur. Nefis de olur...

--

Hakikaten aslında "hazırlık kampından" döndük, direkten değil.. Daha önceki mağlubiyetlere benzemezdi bu beraberlik.
Bana da "tat almadım" dedirten şey, Beşiktaş'ın eski halinden görüntüler vermesiydi...

--

tannhauser, güzel değerlendirmeler. Hemen hepsine katılıyorum diyebilirim. Özellikle "topun kaybedildiği yerde pres" konusunda çok haklısın, bizim önde kurulu savunmada öncelikle bu sorunu halletmemiz gerek.

1 gün önce bu oyunu en uç noktada oynayan Barcelona'yı izledim. Kesinlikle top kaybında geriye basmak yok "topa basmak" var. Oyuncular makina gibi; kimisi pas yollarını tıkıyor, kimisi de topa sahip oyuncuya basıyor... Çok yol var almamız gereken.

bora dedi ki...

Acikcasi yorumcu arkadaslardan farkli dusunuyorum :)

Dun 4.3.3'u 4.2.3.1'e yakinsayan bir sablon vardi, bence Guti - Ernst - Necip ile oynamamiz gereken ideal orta saha kurgusu bu ve buna benzer birsey olmali... Guti'nin onde oldugu, Necip ve Ernst'den birinin sirayla hucuma katildigi bir duzenek, savunmada ise tandem onunde olusturulan bir double pivot...

Sivas Manisa'nin uyguladiginin benzerini yapmaya calisti, onde basarak top kazanmak istediler, kimi zaman basardilar da, benim hatirladigim kadariyla Hilbert'in bir yanlis pasi, Necip'in de 2 hatali pasi vardi, biri zaten gol oldu...

Dun iyi oynamadik kabul ama Sivas'in da cok pozisyon buldugunu soyleyemeyiz. Gol zaten belli, direkten donen topta ise Hilbert'in kontra yapayim derken kaptirdigi top ve sonrasinda yasananlar var, haa bir de Mehmet Yilmaz'in sutunu Rustu'nun kurtardigi bir pozisyon. Biz ise maci kopartabilecek cok pozisyon bulamasakta yine de birkac tane etkili pozisyon bulduk. Dahasi da bulunabilirdi ama iki kenar etkisiz olup bir de Bobo'nun gucsuzlugu ile birlesince fazlasi gelmedi...

Bence bu takim bu oyuncularla onde pres yapamaz. Barca ornegi filan cok uc ornekler. 20 seneden fazladir bu isin uzerinde calisan, 7, 8 tane oyuncusu altyapidan gelmis, artik oynadiklari seyi icsellestirmis bir takimdan bahsediyoruz. Bence yapmamiz gereken bu oyun uzerinden gitmek, topu kaptirdiktan sonra rakibi daha dar bir alanda sikistirarak kapilacak ani toplarla sok kontralar yapmak.

Cartalete dedi ki...

Bora; burada bahsedilen "önde oynayan savunmanın" ne yapmasıyla alakalı. Yani uç noktası; topun olduğu yere pres. Barcelonaya bağlayalım gibi bir arzu yok yani :)

Benim hala as 11'im aynı, Ersan girdi sadece. Herkesin sağlam olduğu bir ortamda, baklavamsı bir düzenek en iyi seçenek.

Hilbert Sivok Ersan İsmail
.....Ernst.Aurelio.Necip
............Guti
.......Bobo....Quaresma

Adsız dedi ki...

Sevgili Cartalete,

Yazilarini cok begenerek okudugum icin genelde dusuncelerin aklimda kaliyor. Elestirmek icin demiyorum, yanlisim varsa lutfen duzelt ama guti-ernst-necip orta uclusu senin surekli benimsedigin ortasahaydi. Arada gutiyi onde kullanma opsiyonundan bahsettin tabi ama ideal 11deki yeri hep orta ucluydu. Son 11ine sonuna kadar katilmakla beraber sanirim ondeki oyuncularin kotu performansi artik sana da pes dedirtti.

bora dedi ki...

Aslinda ben de onu soylemek istiyorum ya da en azindan oyle saniyorum :)

Bu takimin topun kaybedildigi bolgede pres yapmasi o kadar kolay degil. Basit gorunen bir hatanin bir gol pozisyonu haline gelmesi gayet kolay. Yillar suren bir calismanin sonucunda o sekilde onde pres yapmak mumkun. Asagidaki blog'u bilmiyorum daha once duydun mu ama gayet iyi.

http://santapelota.blogspot.com/

Su yazida pres islemine biraz deginilmis: "Villarreal's South American-European fusion"

Ayrica http://santapelota.blogspot.com/search?updated-max=2010-05-15T21%3A37%3A00-03%3A00&max-results=7

"Pellegrini's options"

Mevcut oyuncu yapisiyla onde pres yapalim soylemesi kolay ama yapmasi zor, yillar surecek bir is. Terim GS'sini hatirla. Emre-Suat-Okan uclusu ile bu isin optimumuna Avrupa duzeyinde cikmasi tam 4 yillarini aldi. Bence bu pres ve onde basma isini abartmaya gerek yok. Onun yerine gucunu alanlari kapatmaya dayali defansif anlayistan alan bir oyun tarzi en iyisi. Takim zaman zaman ritm yakaladiginda rakibe onde basar, possession'u domine eder, o ritm kayboldugunda biraz geri cekilir, arkaya yaslanir ve kazandigi toplarla ani kontralar yapar. Bence bizim takimin oyun anlayisi buna benzer birsey olmali...

Ayrica Terim GS'si o yola girene kadar bircok tavizler vermisti... "Sir Alex Ferguson always argues that control is achievable only through success."

asvalttaicenler dedi ki...

Su gol kacirma hastaligindan bahsetmemissin, yada istememissin:D
Besiktasli oyuncularda kronik bir hale geldi, ozellikle bazi oyuncularda. Ligde karsi karsiya en cok gol kaciran takim acik ara biziz, yahu arkadas bu kadarmi zor kalecinin uzanamayacagi koseye topu yuvarlamak. Dun aksam Nihat o golu atsa mac 4-5 olucak, ama bizimki kaleciyi calistiriyor. en sonunda soyledim adini...

asvalttaicenler dedi ki...

Bunu bir elestiri olarak alma, sadece bir dost tavsiyesi olarak dusunebilirsin, yorumlar hemen gozukmeyince okuyucular inanki yorum gondermek istemiyor, sonucta burasi interaktif bir ortam ve bizler hizli bir sekilde fikir alisverisi yapmak istiyoruz, ozellikle kendimden bahsedecek olursam ben senin her postunu okuyorum ama yorum atmiyorum cunku attigim yorumu ertesi gun okuyorum ve bana gelen cevaplari cevaplasamda diger adam cevap vermiyor tartisma yarida sonuca varmadan bitiveriyor. Bilmem anlatabildimmi. Yinede sen bilirsin Cartalete

Cartalete dedi ki...

asvalttaicenler;

Yorum onaylama konusunda haklısın. Ben de isterim akıcı bir tartışma dönsün burda; ama bazen anonim yazan insanlardan çok değerli görüşler geliyor. O şıkkı kapamak istemiyorum.
Hal böyle olunca; yine anonim yazıp istenmeyen mesajda bulunanlar da oluyor. Kendim için değil de, buraya yorum yazan insanın arkasından hakarete varan (bir iki tane denk geldim) bir mesaj görürsem, rahatsız ve mahçup olurum.
O yüzden böyle takılıyoruz şimdilik.

Cartalete dedi ki...

İsim belirtmeyen yorumcu;

Aslında hala ideal ortasaham Guti - Ernst - Necip. Ancak; Quaresma'nın tersinde oynayacak "tartışılmaz" bir oyuncuyu bulamadık. O nedenle; en azından 11 kişi oynamak adına farklı planlara gidilebilir. Yazdığım sistemde ortasaha güçlü ve Guti'yi maç boyunca daha enerjik tutacak, daha serbest oynatacak bir yapı var.

Zor gol yenir, golü de "yetenekler" atar gibi bu takımda.

Bora;

Aslında Beşiktaş için en ideali; İtalya'nın 2006 sistemi. Defans çok arkada değil ama ön pres yok. Takım otamatikman topun arkasına geçiyor ve ortasahada set halini alıyor, alan bırakmıyor...

Beşiktaş da bunu uygulayabilir.

lakerda dedi ki...

Cartalete bence ilk 11'de sağ bek konusunda tekrar düşünmelisin.

Hilbert'in hücuma verdiği destek hoşumuza gidiyor, fakat sağ bek oynadığını unutuyor veya bilmiyor bana göre. İleri çıkışların zamanlamasını ayarlayamıyor. Kayseri maçında da verdiğimiz pozisyonların neredeyse çoğu o kanattan geldi, dün de yediğimiz pozisyonlarda ileride kaldı. Takımın dengesini sarstığını düşünüyorum.

Benim tercihim ekrem olurdu açıkçası. Ekrem ve önünde Hilbert iyi bir ikili olabilir ve takımın dengesini sağlayabilir.

Cartalete dedi ki...

Hilbert çok ideal bir sağbek olmayabilir, ancak eldekiler arasında en ideali bence. Ben Ekrem'in daha denge sarsan bir bek olduğunu düşünüyorum. Özellikle fiziği handikap, Hilbert hem fizik hem de ters kademe olarak daha başarılı. Bir bekin ileride top kaybı yapması normal, böyle bir durumda diğer bekin yerinde olması gerekiyor ve ortasahadan bir oyuncunun kademeye dahil olması şart oluyor.
Solbekin düştüğü pozisyonda, Hilbert bunu yapıyor mesela.

Bukan dedi ki...

Mustafa öncelikle şu var takımda kanatlarda eksik var. Ve bu eksiği kapatmanın iki yolu var devre arasına kadar.Biri senin yazdığın kadro diğeri ise alttaki kadro.

----------Cenk--------------

Toraman--Ferrari--Ersan--Üzülmez
(Rıdvan)

----------Ernst--Necip-------

Hilbert----Guti----Queresma--

-----------Bobo--------------

Eğer devre arası da Bobo Türk olursa işte o zaman çok rahatlarız.
Takım q7 dışında topla hızlı adam yok. Robinho transferi olsa idi bu
takım şu an liderdi.Gol yese bile
en azından daha çok gol atabilirdi.
Atağa hızlı kalkan bir oyuncumuz yok.Defansta da bu sene için değil
ama seneye kalbur üstü bir oyuncu lazım. Ve takımda bir iyi bir de kötü bir tablo var. İyi olan tablo
takımda yaşlı oyuncu çok ama mevcut
kadroda elde tutulur ve üzerine düşülürse

Cenk

Rıdvan--Ersan----İsmail

Necip--Muhammed---Onur

olmak kaydı ile 7 tane sağlam oyuncu var ve alt yapıdan da benim pek takip etmediğim ama senin bildiğin bunlar dışında bir iki oyuncu daha var.Ve bu adamlardan üstte yazdıklarımdan 5 tanesi bu sene diğer 2 tanesi de(Onur Muhammed) seneye banko takımda oynayacak kapasitede.Bunların yanında zaten Guti Ernst Quersma Bobo Sivok koyduğun zaman taş gibi bir takım oluyorsun. Kötü olan kısım ise şu takımda artık kangren olmuş oyuncular var. Holosko Tabata Nobre Nihat gibi takıma faydadan çok zarar getiren oyuncular. Hepsinin senelik ücreti nerden baksan 10 milyon euroya denk gelir. Bu adamların yerine 3 tane daha sağlam transfer yapılıp alt yapıdan da oyuncu takviyesi ile takım daha da oturur. Bu sene yönetimin yaptığı en büyük iş hem aldığı oyuncular kadar takım içinde lüzumsuz adamları da yollaması Delgado hariç. Sanırım seneye de bu adamlar gidip 2 veya 3 tane nokta transfer yapılırsa takım oturur.Ama devre arası olmazsa olmaz kanat oyuncusu şart hızlı ve atik bir de Bobo'nun alternatifi adam. Bobo attıkça mübarek Holosko Nihat kaçırıyor adamın da bir sabrı var o da kaçırınca Mersin maçı gibi maç uzatmalara gidiyor :)

Cartalete dedi ki...

Bukan;

Aslında sakatlıklar yaşanmadan önce, buna benzer birşey A Planı idi. Ekrem bekteyken Hilbert öndeydi vesaire.

Hilbert bekte devam etse iyi olur. Ama önünde oynayabilecek her oyuncuda ciddi bir güven kaybı var. Nihat bu kadar uzun süredir gol orucu tutabilecek, Holosko 1 depar atmadan maçı bitirecek adam değil..

Devre arası Sercan - Holosko takası, iki taraf için de hayırlı olabilir.

bora dedi ki...

Sercan transferinden acikcasi cok emin degilim hem pozisyonu geregi hem de icinde bulundugumuz sartlardan dolayi. Bence onun yerine Bursa'yla papaz olmak pahasina Muhammet Demir'i almak cok daha akillica. Uzak forvet basta takimlarda da var. Kim derseniz:

- Tuncay
- Gokdeniz
- Mevlut
- Bayern'den 88'lik Deniz

Bunlarin hepsi Tuncay haric sag kenarda sivrilmis oyuncular.

Deniz'in sozlesmesi sezon sonu bitiyormus.

Hamit mevkiler ustu bir transfer olur ve su an tam zamani...

Eminim daha baska alternatifler de cikacaktir...

Adsız dedi ki...

Bugün forzada yorumunuzu gördümde,a2 maçını izlemişsiniz.Semih Beyaz nasıl bir oyuncu? Son bir kaç maçtır gol atıyordu fransa kökenli ve fenerbahçeden geldiğini biliyorum ama izleyemedim henüz.
Teşekkürler

Cartalete dedi ki...

Semih Beyaz ortasahada oynadı, gayet iki yönlü ve hareketli göründü. Kesinlikle iş var...

Maçın ve bazı oyuncuların değerlendirmesini yaptığım bir yazı gelecek, fırında şuan :)