Eski Finaller Sonrası, Yeni Final Öncesi Beşiktaş

Hatırladığım ve Beşiktaş’ın taraflardan biri olduğu ilk final heyecanımı 93 yılında yaşadığımı söyleyebilirim… 1-0’ın rövanşında Beşiktaş, 2-0’dan 2-2 yapmış ama elenmişti. “Küçük Büyük Anlamlar” yazısında bahsi geçen “Feyyaz’ın gol yaptıktan sonra, top filelerden alıp santraya yürümesi” bu maçta yaşanmıştı… Lig TV’nin Quiz programında söylediğine göre; o golün Feyyaz için de anlamı farklıymış. Bülent’in dirseklerine çare olarak kickbox hocasından ders alıp, faydasını o gol öncesinde “gardını alarak” görmüş…

Onun dışında yine Galatasaray ve Kocaeli’ne karşı kaybedilen finaller olmak üzere, iki kez daha kupanın son anda gittiğine şahit oldum… Ancak, yaklaşık son 20 yıla baktığımızda; Beşiktaş’ın finale çıktığı vakit yüksek ihtimalle kupayı kazandığını görüyoruz. Benim şahit olduğum 5 kupa var, kronolojik sırayla;93/94: Alpay’ın golüyle kazanılan kupa. O yıl Beşiktaş çok kötü bir sezon geçirmişti. Bu o dönemin Beşiktaş’ı için alışılmışın dışında bir şeydi. Hem bu durum, hem de o dönemler alevli geçen Galatasaray rekabeti; bu kupayı çok değerli kılmıştı…

97/98: Şifo’nun röveşatayla gol attığı; Fevzi’nin kollarını açarak Hagi’nin penaltısını önlediği ve Beşiktaş’ın hiç penaltı kaçırmadan kazandığı kupa. İlk maç Beşiktaş çok iyi oynamış, 1-1 sonlanmıştı. Hatta Ertuğrul’un direkten dönen frikiğine İlker Yasin’in “direğin sesi Taksim’den duydu!” tepkisi vardır… Rövanşta aynı skorla bitmiş ve penaltılara kalınmıştı… Yine Beşiktaş’ın normal sezonda kötü gidip, Galatasaray’ın uçtuğu bir dönemdi. O nedenle değeri çok büyüktü…

05/06: Son kazanılan kupa sonrası iki kez final oynasa da, 8 senelik bir hasreti vardı Beşiktaş’ın. Ancak rakibinin hasreti daha büyüktü: Fenerbahçe… Normal süresi 2-2 bitmiş ve uzatmalarda Tümer’in güzel golüyle kupa kazanılmıştı. Tümer’in Beşiktaş formasıyla en çarpıcı performansı bu maçtır…

06/07: Hemen bir yıl sonra, yine takımın başında Tigana var ve yine kupa Beşiktaş’ın… Bu kez rakip, küme düşen Erciyes’ti. Normalde Fransa’da falan bu tip eşleşmeleri görürdük, o nedenle ilginçti… Uzatmalarda; Serdar Kurtuluş’un ortasına Bobo’nun cevabıyla, kupa Beşiktaş’ın olmuştu.

08/09: Bir hafta önce, bilindik yanlışlarla kaybedilen Fenerbahçe maçı sonrası; Mustafa Denizli ödevini çok iyi yapmış ve olabilecek en ideal takımla sahaya çıkmıştı. Sonuç 4-2… Holosko, Beşiktaş’taki en iyi uzak forvet oyununu sergilemiş, Bobo reyisliğini tescillemişti. Bu sonucun morali lige de yansıdı ve Beşiktaş çifte kupayla sezonu bitirdi…Bu kez rakip İBB… Şu ana kadar İBB ile oynanan 8 lig maçından, yalnızca 2’sinden galip ayrıldı Beşiktaş. Ama Noat Samisa’nın da blogda gayet detaylı değindiği üzere, hemen hemen hepsinde Beşiktaş’ın yanlış oyuncu seçimi ve dizilişlerle maça çıktığını hatırlarız… Ertuğrul Sağlam’ın Serdar Özkan’ı bildiğiniz “önlibero” oynattığı maçla bu hikâye başladı, şuan son sayfasında “Schuster’in Aurelio – Guti ortasahası ve bir erken hüzün daha…” yazıyor.

Bu 8 maçlık seride bir tek 2-0 kazanılan maçta Beşiktaş “ideal bir takımla” sahadaydı ve çok rahat, neredeyse pozisyon vermeden bir galibiyet almıştı… O takımı ve dizilişi hatırlarsak;Necip, henüz toy dönemlerinde yeni yeni takıma giriyordu. Ancak Fink’le birlikte ortasahada ciddi bir baskı unsuru olmuştu… Bununla beraber takım, Ekrem ve Holosko’nun da savunma bilinciyle ortasahada 5’li oluyor ve rakibe set baskı uyguluyordu… İBB’nin normalde Beşiktaş’a yaptığını, bu kez Beşiktaş İBB’ye yapıyor; ortasahada rakibini döndürmeden kazandığı topları, “kendi hücumu” olarak geri çeviriyordu…

Tayfur Hoca’nın döneminde bildiğimiz bir şey var; takımın 11’i ve sistemi belli, her hangi bir eksiklik durumunda yerine oynayacak oyuncularda… Stoperlerden biri yoksa Aurelio geçer, Ernst yoksa Fernandes; Almeida yoksa Bobo oynar… Yani yarınki kadro %99 ihtimalle şu şekilde olacak;Sistem olarak, Mustafa Denizli döneminde 2-0 kazanan takıma oldukça benziyor Beşiktaş. Oyuncu karakterleri olarak bazı bölgelerde farklılıklar var.

Olumlu farklılıklar;
Kanat oyuncuları (Quaresma – Simao) ilk takıma göre çok daha delici… İBB beklerinin de, “delici oyunculara” karşı sorun yaşadığına bu sezon birçok maçta tanık olduk. En son örneğini, içeri kat edip köşeyi bulan Stoch sunmuştu… Bu maçta hem Simao’nun, hem de Quaresma’nın çok etkili olacağını düşünüyorum.

Necip; artık daha olgun, daha güçlü ve daha futbolcu… Bununla beraber; bu kez yanında daha teknik, top dağıtımında başarılı bir isim olan Fernandes oynayacak. Yine Guti’nin, Tello’ya nazaran oyunun içinde daha fazla olan ve pas alışverişi konusunda ortasahada ciddi katkısı olan bir oyuncu olduğunu biliyoruz…

Olumsuz farklılıklar;
İlk takım, “takım savunması” anlamında daha dengeli olabileceğini görüyoruz, ki öyle de oldu… Ancak şimdilerde öndeki kanat oyuncularından yeterli geri koşuları, alan daraltmaları göremiyoruz… Stoperler, o dönemde daha güçlü ve formdaydı; şimdi o konuda da bir sıkıntı olacak. En önemli farklılık ise sağbek mevzusu… İlk takımda bekte Toraman’ı görüyoruz, bu kez Ekrem olacak… İBB ise, sol kanadında “santrafor karakterli” bir oyuncu bulunduruyor mutlaka (Gökhan Ünal ya da İskender Alın). Bu da Beşiktaş için ciddi sıkıntılar yaratabilir…

İBB için o günden bu güne değişen çok şey yok, isimler değişse de takım anlamında bir uçurum olmadı; Holmen dışında… Holmen, Türkiye standartlarına göre çok iyi bir ortasaha oyuncusu, sene başından bu yana İBB’nin çehresini değiştirdi diyebiliriz.

Sonuç olarak, en azından bu kez kadroyu görünce “1-0 mağlup” duruma düşmeyeceğimi biliyor; ve Beşiktaşlı oyuncuların bu maçı çok ciddiye alacaklarını hissediyorum. Bu bağlamda, sezonda iki kez kaybedilen bir takımın rakip olması da aslında “olumlu” oldu… Galiba yukarıdaki “kazanılmış kupalar” listesine “10/11” sezonunu da ekleyeceğim. Peki bu final nasıl hatırlanacak? Onu maçı izleyip yaşayacağız artık… Ama tahminen, o hikayenin içinde bol bol "Necip ve Simao" isimlerini kullanacağız. Bobo'nun da "kendini yeniden Beşiktaş'a kanıtlaması vol.bilmemkaç" maçı olabilir...

3 yorum:

Toprak dedi ki...

İnşallah yarın son 5 senedeki 4. Türkiye Kupamızı alacağız: 2006, 2007, 2009, 2011. Bu 5 sene içinde 1 Şampiyonluk ve 1 Süper Kupa ile toplam 6. kupamız olacak.

2009'da çifte kupayı aldığımızda Süper Kupa'nın da direkt bize verilmesi gerekiyordu o da ayrı bir konu.

Aslında baktığımız zaman bu son 5 seneye 1 şampiyonluk daha sıkıştırabilseymişiz mükemmel bir tablo olacakmış. Ama yine de diğerlerine göre daha iyiyiz son senelerde.

Yarın ki final için ise diyecek fazla birşey yok. Umarım kontrollü bir futbol oynarak maçı kazanır, kupayı alıp avrupa kapısını açarız. Aksini düşünmek bile istemiyorum.

Bu maçtan sonra da transferde hareketli günlere gireceğiz. Özellikle Guti, Nihat, Almeida, Ersan, Bobo gibi oyuncuların durumları artık belli olacak. Forlan veya başka transferler belki açıklanacak.

Mehmet Ekici ile W.Bremen'den sonra Hamburg da ilgilenmeye başlamış. Bu çocuğun ısrarla alınması taraftarıyım.

Real Madrid'e transfer olup göğsümüzü kabartan Nuri Şahin'i tebrik ediyorum ve darısı Hamit Altıntop'un başına diyorum. Yakında zamanda da Hamit'in de Real'e 4 senelik imzaladığının açıklanacağı konuşuluyor ciddi biçimde. Çocukluğumdan beri Barça'ya Real'e göre daha fazla sempati duyuyordum ama artık tabi ki U dönüşü yapma zamanı geldi! :)

Adsız dedi ki...

Eline sağlık Cartalete, 'güzel!' bir nostalji oldu:) Açıkçası maçta 3 tane belirleyici adam olacaktır. 1-Rustu: uzaktan gol yememesi gerekiyor..Belediyenin bu sefer kale ile karşı karşıya gelebileceğini pek sanmıyorum. Son zamanlarda Rustunun uzak sut performansı çok dusuk..Belediyede de iyi sut atan adamlar var...2-Orta ikilideki Fernandes: İleriye doğru iyi bu arkadaş ama defansif anlamda çok ısrarcı değil..Necip işini yapacaktır ama Fernandes haklı olarak(önünü göremediği için sakatlanmamak adına) korkak oynuyor biraz. Çok rahat yetişebileceği toplara dahi, rakip sürünerek geliyor diye korkudan müdehale etmiyor..3-Bobo: Oyuna onunla başlanacağı kesin gibi, biraz kıpırdanıp golü erken bulursa senelerin öcünü farklı şekilde alırız diye düşünüyorum...Haydi kartalım çıldırt bizi..:) Selamlar(MTG)

ederlezi12 dedi ki...

Benim en çok sevdiğim , unutamadığım 2009 Fenerbahçe ile olan final maçı. O maçta harikaydık gerçekten. Zaten kupayı aldıktan sonra Şampiyonluk yüzde 100 bizim demiştim o moralle. Bu akşam 2009 havası olmasa da bende , Fenerbahçe'ye nasıl belli hatalarla yenilip kupada o hataları örtüp maçı aldıysak bu maçta da İBB maçlarında olan hatalar aza indirilip kupa alınacaktır diye düşünüyorum.