Saatlerimiz Hasan Türk’ü Gösterirken

Genç takımlar bazında, Galatasaray – Beşiktaş maçlarının yeri ayrıdır. Öyledir ki, zamanında Mehmet Sedef’e sağ ayağıyla frikik golü yaptıran; Kenan Özer’i kısa metrajlı Aguero’ya bağlatan bir derbi motivasyonu sağlamıştır bu maçlar. Yukarıya verilen oyuncu adedi ne olursa olsun, uzun zamandır her iki kulübün A2 takımları (yada eski adıyla PAF) mutlaka belli bir seviyenin üzerinde oluyorlar. Nitekim bahsi geçen Sedef ve Kenan, şu sıralar Süper Lig’de oynayan takımlarda bulunuyor… Sanırım bu derbiyi alevlendiren en büyük etken bu…

Florya’daki maçlar genelde Beşiktaş için sıkıntılı geçmiştir. Ancak, bugün sahada bariz bir Beşiktaş farkı vardı. Bunun en büyük nedeni orta sahada yatıyordu… Mertcan ve Hasan Türk harika bir ikili olmuşlar. İşin 'Mascherano’luk' tarafını gören Mertcan Demirer, enerjisiyle orta sahayı dolduruyor… Geçen sezon aldığı topları olumlu kullanamama sorunları vardı, ancak bu konuda da gelişmeler kaydetmiş gibi... Topu ayağından çıkarma zamanlaması gayet yerinde ve gelende isabetli oluyor. Hatta bu kategoriye göre çok tecrübeli olan Tanju’dan bile daha önde "doğru karar alma" konusunda… Tanju’nun topla çıkışları oldukça acemiceydi. Bu görüntüsüyle alternatif olması bile zor maalesef.

Bir diğer orta saha Hasan Türk ise, bildiğiniz Cambiasso… Topla yaptıkları zaten tanıdık; burada yazılmış birçok ayrı konuda bahsedildiği üzere, kesinlike takımın en yetenekli oyuncularından birisidir... Topla ilişkisi muazzam, adam eksiltmek onun için pek dert değil, aynı zamanda top sürmek de öyle… Zaten tekniğiyle Galatasaray’ın 10 kişi kalmasını sağladı. Bu işleri kanatta yapıyordu önceleri, ancak geçen sezondan itibaren yavaştan orta sahaya geçiş yaptı ve bu özellikleri daha anlamlı olmaya başladı. Şimdi bir de, nefis uzun toplar atmaya başlamış. Bugün attığı uzun pasların çoğu milimetrikti…

Topsuz oyunda ise Mertcan’ı aratmadı, hatta daha da iyiydi denebilir. Hava toplarını bile karşılıyordu; çok bariz bir gelişme vardı o konuda da… Ama artık yeter sanki, biraz yukarıya tırmanması lazım. Bu kategoride gelebileceği maksimum nokta bu, daha fazlası için; daha profesyonellerle oynayacağı maçlar, daha profesyonel bir kontrat, daha profesyonel yaşam imkanı ve daha profesyonel antrenmanlar görmesi gerekiyor. Bunun için de, öncelikle profesyonel sözleşmeye ihtiyacı var, ancak o konudaki trajikomedya sürmekte… Beşiktaş’ın A Takım’ında, ortasahada bariz şekilde alternatif eksikliği var. Hasan, bu eksikliği giderebilir. Hatta, son sistemde fazlasıyla iş yapar… Topu kazanıp, hızlı çıkmaya endeksli bir takımda bulunmaz bir fırsat… Kısacası, saatlerimiz Hasan Türk’ü gösteriyor artık, vaktidir.

***
Orta sahanın bu iyi oyunu, skora olumlu etki yapamadı. Bununda nedeni, Burak dışındaki hücum oyuncularının biraz sönük kalmasıydı. Galatasaray’ın çok iyi savunma yapması da önemli etken tabii… Özellikle Erkut’u yuttular resmen, o nedenle merkezden hücum bağlantısı kesildi. Ali İhsan’ın ayağına top değmedi… Genelde uzun şutla golü aradı Beşiktaş bu nedenle. Burak ve Mertcan’ın önemli şutları da vardı, ancak kaleci köşelerden çıkardı topları…

Burak ise, hem yetenek hem de takımın tek hücum opsiyonu olarak Quaresma’yı aratmıyordu. Yokuşa sürdüğü toplar da oldu, ama makul pozisyonlarda iyi paslar ve iyi şutlar da çıkardı gayet. Maçı gol veya asistle bitirememesi şanssızlığıydı. Hele de, son dakikada Furkan’a kestiği bir orta vardı ki; kalenin ağzına doğru nefis bir kavis verdi... O pastan önce ise rakibini geçişi muazzamdı, yetenek belirtisiydi… Quaresma’nın yokluğunda “delici kenar forvet” rolünü üstelenebilir. Özellikle sağda oynadığında, Robben vari içe kat edişlerini daha sık yapabilir…Kadir Ari için geçen sene ne dediysek, yine aynı şeyler geçerli. Süratli, gol bölgelerini sezişi güzel… Ancak şeytan taşlar gibi topa vurmaya devam ediyor, şu rastgele gol vuruşlarını düzeltmesi gerek; yoksa çok ciddi adayları var o pozisyonda… Mesela, şuan için en ideal hücum üçlüsü Burak – Ömer Faruk – Ali İhsan gibi duruyor…

Caner Turp dalgın gibiydi, A2’den sıkılmışa benzer. Gözlemlediğim düşüşün nedeni bu olabilir… Keşke oynayabileceği bir takıma kiralansaydı, lig fark etmeksizin. Atınç ise güven vermeye devam ediyor; ancak Ömer Arslan da yakında adından söz ettirebilir. Kaleci Umut için de test edici şutlar olmadı pek. Ancak, yer tutuşları ve kalesini terk etme zamanlamaları çok iyiydi.

Uzun zamandır boşlamıştık A2 yazılarını, böylece takımı hatırlamış olduk. Ama tek hatırladığımız şeyler, oyuncuların yetenekleri olmuyor maalesef… İlgisizlik, belirsizlik; hemen peşin sıra gelip, can sıkıyor.

Arka sayfalardan;
14.12.2010 Tarihli "Hasan Türk" Yazısı

5 yorum:

Adsız dedi ki...

o kadar emek veriyorsun, zaman ayırıyorsun, paylaşıyorsun bizlerle. Allah razı olsun senden ancak pek sayın yöneticilerimiz ne iş yaparlar?

Erkut' un sözleşmesi sezon sonu bitiyor. kim garantisini verebilir erkut' un orhan gülle ile aynı kaderi paylaşmayacağını? abdullah ercan milli takımlardan hocası. kurt gibi bekliyor pusuda. bir kere de şaşırtın be kardeşim....

shuffey

BenYaptımOldu dedi ki...

Shuffley kardeşim, güzel Anadolumuzun ufak bir kasabasında ufak bir saglık ocağını bile yönetemeyecek adamlardan ne bekliyorsun ki? Onlar Tabata, Edu gibi ceplerini doldurma hamleleri yaptıklarını sanıp övünürler. Bunlar defolup yerlerine futbolla haşır neşir ve çağdaş futbolun teml prensiplerini uzun yıllar devam ettirecek ve kulüp kimliği haline getirebilecek ve elbette taş gibi Beşiktaşlı adamlar ya da " Siz kendi işinize bakın futbol benden sorulur!" diyecek bir teknik adam getirilirse devrim işte o zaman olur ve sen her sene en az 3 oyuncu eklersin takımına.. Ama bu adamlar böylebir dam getirseler de dayanamayacaklarını gösterdiler.. Al sana paradoks.. Başka bir arzun var mı? :D:D

Basar dedi ki...

Aurello-Ernst-Simao bu oyuncuların hepsi 35 yaş sınırında. Tüm sezonun yükünü onlara yüklemek, bu oyunculara haksızlık olur. Hele ki Avrupa'da da devam ederken ve play-off yüzünden sık maç yaparken.

Carvalhal'i çok beğenmeme karşın, kendisinde Lucescu sendromu görüyorum. Lucescu da Carvalhal gibi hazır oyuncularla iyi bir taktik disipline bağlı kalarak oynardı. Hatırladığım kadarı ile bulunduğu dönemde alt yapıdan 1 tane bile oyuncu oynatmadı.

Yazındaki tespitler çok doğru olmasına karşı, Carvalhal'in alt yapıyı kullanacağını sanmıyorum. Nitekim son maçta da alt yapıdan oyuncu oynatacağına sakatlıktan yeni çıkan Toraman ve Ekrem oynattı. Bence kadro genişliği alt yapı kullanılarak değil, devre arası Alves ve Sidnei (hatta Bebe) yerine 2-3 tane farklı yabancı transfer edilerek gerçekleşecek. Bir süpriz olursa, Alper-Yiğit'ten biri de alınabilir.

Sanıyorum yazının ana fikrindeki hayal, Schuster ile birlikte hayal oldu...

Cartalete dedi ki...

A2 Teknik Direktörü Metin Hoca, Hasan Türk'ü Carvalhal'e önerdiğini açıklamış. Yakında bir sürpriz olabilir. En azından "haberim yok" diyemez. Carvalhal tecrübeye değil de, dediğiniz gibi direk 'hazır oluşa' bakıyor sanırım. Yani Necip'i Ernst'ten önde tutuyor bu sebeple mesela. Bakalım, zaman neler gösterecek.

BenYaptımOldu dedi ki...

Çok güzel haber Mustafa.. Metin Hocaya nedense içim ısınmış durumda. Futbolculuğu öyle ahım şahım değildi ama süre alabildiği maçlarda - ki onlar da sayılıdır maalesef - canını dişine takardı. Demek ki adam gibi adammış. Helal olsun gerçekten. Öte yandan Hasan Mertcan, Erkut ya da Burak Kaplan orta sahaya yarınki maçta konsalar gene saçmalarlar. Zira Sivok-Egemen tandemi kolay oluşmadı. Bu istikrarın benzeri orta sahada da yakalanmalı ki gerek savunmaya gerekse hücuma olması gerektiği destek veren "nitelikli" bir orta saha oluşsun. Bunun için 2 seçenek var: 1- Nasıl bir orta saha kurgusu isteniyorsa elindeki oyuncuların uygunluğuna göre kurmak. 2- Genç takımda birbiriyle epeyce oynamış gençleri A takıma aynen almak ve belki 2 sene sonra meyvesini toplamak. Bunun karması olamıyor maalesef bizde. O yürekte bir Tigana vardı. Onu da sağolsunlar süper ultra olağanüstü harika futbol için yediler. Neyse, bizde altyapıdan adamı takıma sokma durumu ancak Sergen gibi üst düzey bir yeteneksen gerçekleşebiliyor. Ben 2. seçenekciyim.. Zira bu hamle hem geleceğini kurtarıyor hem de her anlamda kulüp ekonomini rahatlatıyor. Daha ötesi yok.. "O günlerde görüşmek üzere" diyerek yorumuma son veriyorum..