Beşiktaş Seddi

Geçen yıl bu vakitler, savunmasını orta sahaya kadar kurmuş ve modern futbol sanatları sunmaya çalışan bir Beşiktaş izliyorduk. Aslında, zincirleme sakatlıklara kadar güzel skorlar da alınmıyor değildi… Lakin kötü skorlarda da, bu sistemin savunucusu olarak çok kötümser bakmıyordum olaylara; geleceği bu oyun tarzıyla daha parlak görüyordum. Daha doğrusu, Beşiktaş’ın güzel olan ama çok fazla tercih edilmeyen bir sistemi işletiyor olması hoşuma gidiyordu…

Bu dönem ise tam tersi bir oyun oynanıyor. Üstelik hemen hemen aynı oyuncularla… Aslında çok sevdiğim bir sistem değildir bu. Çünkü becerilemediği zaman büyük karın ağrısı yaratıyor, kontrollü oyun ‘teslimiyetçiliğe’ dönüşebiliyordu. Beşiktaş, bunu ilk kez Kiev maçında denedi; iş teslimiyetçilik gibi gözüktü. Ama Mersin maçından bu yana, fazlasıyla kabul edilebilir, hatta göze hoş gelen bir futbol oluştu sahada. Arada Kiev gibi klas bir galibiyet de alındı, şimdi de Trabzon…

Evet, “göze hoş gelen” terimini sıfır promil alkolle kullandım.Çünkü bazen, takım öyle oyun oynar ki taktik disiplini insana haz vermeye başlar… Top rakiptedir, ancak kalende zor pozisyon göreceğini bilirsin. Hatta kapılan bir topla rakip kaleye kadar gidebileceğini de… Dün akşam mahkum oynuyormuş gibi gözüken Beşiktaş’ın, Trabzon’dan 4 kat daha fazla kaleyi bulan şutu var. Yenilen net pozisyonlar ise, Beşiktaş’ın ceza sahası önüne insan örgüsünü kurduğu anlarda değil; ani ataklara geldi. Alanzinho’nun fırsatı, Fernandes’in takım karşı sahaya yerleşmişken kaptırdığı topla başladı mesela. Burak’ın pozisyonda da, savunma ofsayt çizgisinde ilk kez uykuda yakandı. Sayılmayan gol zaten duran top…

Bununla beraber Beşiktaş’ın hücumda etkin görünmesinin iki ana sebebi var. En önemlisi şu; takım derinde ve kalesine yakın savunmasına rağmen, kaptığı topları telaşla uzaklaştırmıyor. Sivok hariç tabi… Geriye kalan oyuncular, mutlaka belli bir mesafeyi topla kat ediyor. Beşiktaş’ın bu kadar fazla karşı atak yakalamasının ana nedeni budur. Özellikle bekler, Hilbert ve İsmail bu konuda mükemmeller. Hilbert, işi iyi sonlandırmada da mükemmele yakın. Ama İsmail’de o konuda halen eksikler var. Topu kaptığında, boş alana harika sürüyor ama ne yapacağına karar verene kadar, başkası onun yerine atağın kaderini çiziyor. Ya topu kaptırıyor, ya da faul alıyor. Eğer bu topları da olumlu kullanmaya başlarsa, Coentrao kıvamında bek olacak zaten…Diğer önemli husus Quaresma’daki değişim. Onu Karabük deplasmanından bu yana ilk kez bu kadar “direk kaleye eğilimli” gördüm… Almeida’yla, Alvarez vari yaptığı 2’ye 1’i görünce, maç öncesi yazısını sonlandırışım aklıma geldi; sesimizi duymuş gibiydi… Muhtemelen, Salı akşamı maçı seyreden Carlos Hoca’dan da aynı telkinler gelmiş. Klasik, kanatta çırpınan, bir beki 3 kere geçen Quaresma yoktu; çok tehlikeli bir ‘ikinci forvet’ vardı sahada… Hele de bahsi geçen atakta topu bir çekişi vardı ki; Serkan’ı Samsun’a, Glowacki’yi Rize’ye elçi olarak gönderdi.

Elbette onu, o bölgeye iten diğer etken Simao’nun olmaması… Bir diğer kanatta denge unsuru bir adam olunca, Quaresma kaleye daha yakın oynar ve etkili olur. Ama sadece bununla sınırlı değildi nedeni, yani saçı 2’ye vurup, pazubandı da çıkarınca futbolculuğunu hatırladı adam. Maça 3 dakika kala oyundan çıkarılışına tripleriyle, yeniden çiftlik sahibi olduğunu hatırladı maalesef… Biz ne hayaller kuruyormuşuz zamanında yahu? ‘İkinci yarıya Quaresma başlamamalıydı’ gibi şeyler… Öyle olsa, direk beylik tabancasını çıkarıp vuracak herhalde Carlos'u.

Pektemek, yine kokusunu aldı ve dolaylı yoldan maçı kazandıran golü getirdi. Zaten, yapılan değişiklikler sonrası maçın geleceğine emin gibiydim. Trabzon da oldukça yorgundu çünkü doğal olarak. Nitekim, Beşiktaş da yaşadı aynı şeyleri; o tecrübeye acıyla sahibiz. Dileğim, Orduspor maçıyla bir yenisinin eklenmemesi...

Velhasıl, Beşiktaş bu düzenle büyük maçlarda sıkı performanslar ortaya koymaya devam eder. Hatta adı Beşiktaş Seddi’ne çıkabilir bu sistemin… İlk 4’e kalındığı takdirde, her maç böyle taktik savaşlarıyla geçeceğinden Beşiktaş için önemli bir avantaj olacak. Ama arada Gençlerbirliği ayarındaki takımlara kaybı sürpriz olmaz. Çünkü tamamen konsantrasyon işidir bu formasyon... Karşındaki forma büyük değilse, gaflette bulunursun. O zaman o sed yıkılır, su almaya başlar; Hurşut gelir, maçın adamı olur... O nedenle, bazen bu savunmanın önde de basabildiğini hatırlamak gerek. Galatasaray maçında dönem dönem yapıldığı gibi… Necip ve Veli döndüğünde, ufak dokunuşlarla bu takım ‘baskı kuran taraf’ da olabilir rahatlıkla. Ki olmalıdır da... Bazen kaleden uzakta savunmak, takımı dinlendirmekle birlikte büyüklük hissi verir. B Planı hazırda olan takım güzeldir...

12 yorum:

Adsız dedi ki...

Sevgili Cartalete,

Play off için ben de seninle hem fikirim. Bence Carvalhal, Lucescu'dan ve Denizli'den sonra son zamanlarda takımımızı yöneten en iyi taktik hocası.

Gel gelelim ki eğer Tayfur play offlara kadar hapisten çıkarsa ne olacak? Bence Tayfur, Beşiktaş'ı yönetecek bir hoca değil. Evet hemen bugün haksız yere girdiği hapisten çıkmasını diliyorum ama Beşiktaş'ı da yönetmesini istemiyorum. Carvalhal başımızda olsada olmasada...

ORKUN dedi ki...

Çaktırmadan Avrupalı gibi oynama başladık. Rakiplerimiz iyi oynadığını düşünürken, etkili pozisyonlara hep biz giriyoruz son maçlarda. Bunda Quaresma'nın kaleye yakın oynamasının da payı büyük. Bitirici bir golcümüz olsaydı evimizdeki iki derbiyi farklı kazanıp liderliğimizin keyfini sürüyor olurduk.

Adsız dedi ki...

Güzel bir maç analizi olmuş. Tebrikler.

Özellikle aynı oyuncularla gecen yılla bu yıl oynanan oyun anlayışının birbirinin zıttı olduğunu vurgulaman çok hoşuma gitti. Bu özellikle takım olabilmek açısından çok önemli. Yani bir takim her sene oyun anlayışını değiştirise nasıl uyumlu bir takım olabilir ki? Dolayısıyla bence Beşiktaş belirli bir oyun anlayışında ısrar etmeli. Sonunda belirli bir oyun anlayışında ısrar ederseniz ve başarılıda olursanız, öyle ya da boyle mutlaka göze hoş gelen bir oyun ortaya koyarsınız.

İsmail konusundaki görüşlerinede sonuna kadar katılıyorum. Çok güzel ileri çıkıyor ama ne yapacağı, nasıl oynayacağı konusunda kararsız. Bu sorununu mutlaka gidermeli, en basitinden yanliş bir tercih bile, ne biliyim mesela etkisiz bir şut çekmek ya da kötü bir orta yapmak gibi, kararsız kalmaktan iyidir. Zira kaptırdığı toplar, atağı öldürmekten ziyade kontra atağa yol açıyor.

Her ne kadar penaltıyı aldıran adam olsada, Pektemek önceki maçlarda olduğu gibi dün çok etkisizdi. Bazı pozisyonlarda ayakta bile kalamaması ve sonradan giren bir oyuncu olmasına rağmen fizik kondusyonunun yetersizliği çok düşündürücü.

Ekrem de malesef yedek olarak bile düşünülmemesi gereken bir futbolcu.

Q7 bence dünkü maçın en iyi oyuncusuydu. Sorumluluk aldı ve tam bir lider futbolcu gibi oynadı.

Fernandes'in ikinci yarıdaki oyununu beğendim.

Carlos Carvalhal'in hem kendisni hemde Beşiktaşı sürekli olarak geliştirdiğini düşünüyorum.

North

BenYaptımOldu dedi ki...

Sadece galibiyet güzel. Yarın babasından yeniden harçlık almak yerine bugünkü paradan diğer cebe koymak kadar garantici bir taktik işte. Şşe yarar mı? Bu ülke futbolunda evet. Maalesef şu hastalıktan ilk kurtulan takım gene ligi forse edecek. ( bkz 90'larda biz, 2000lerde GS) O değil de, gönül nitelikli ve bilinçli organişze hücum futbolu bekleyedursun, bence Carvalhal baba senin bloga dün bir göz atmış :D Sırada başkan var sevgili Mustafa!! Belki o da göz atar da adam olur ve geleceğe yönelik bir projeyle karşımıza çıkar artık!! Yılma, yazmaya devam et arkandayım :D

enorton dedi ki...

bir Denizli hayranı olarak dün geceki takımı çok beğendim. Sahada Denizli'nin takımı vardı sanki. Dirençli bir ortasaha, dikkatli ve top geçirmeyen bir savunma hattı ve kanatlardan gelişen hücumlar.

bu galibiyet tamamen Carlos'un eseridir bana göre. Daha önce de onlarca kez bahsettiğimiz gibi Carlos düşünüyor, emek veriyor, bir şeyleri değiştirmeye çaba gösteriyor. İnter maçını tribunde izlemesi ve rakibi çözmesine şapka çıkarılır ancak. Başka isimli bir hoca olsa bugün yer gök ondan bahsediyor olacaktı. Ama oysaki o bir emanetçi :(

Dün daha önce bloglarda çok defa tartıştığımız şekilde Q7 den en iyi faydalanma yolu olarak Q7 yi en uca koymayı seçti hocamız. oyun içersinde Almeida ile yer değişseler de özellikle to rakipteyken Almeida solda Q7 ortadaydı ve rakip bekleri kavalamaktan kurtulan Q7 kendisini daha özgür hissedip daha özgürce işler yaptı. Ancak ben hayatımda bu kadar rahat adam geçip gol pozisyonlarında bu kadar saçmalayan bir futbolcu daha görmedim :)

Sağ uçta mecburiyetten tercih edilen Ekrem hücumsal anlamda gerekeni veremese de top rakipten gelip orta sahayı 4ledi ve Hilbertin de öne çıkmalarına neden oldu. Bu açıdan başarılıydı.

Maçın aksayan tek adamı ben Almeidaydı ne yapmak istiyor anlamıyorum. Çok isteksiz mücadele etmiyor, ahava topuna çıkmıyor. Penaltı pozisyonun Pektemek yerine o olsaydı topu takip etmek yerine ceza sahası dışından izlerdi. Pektemek biraz iyi olsa Almeida formayı göremez bence.

Maçın adamı bence hilbertti. tolganın topları sektirdiğini göre göre şut çekmeyi akıl eden tek kişiydi :)

Genel olarak takımı beğendim. Bence Fernandes mutlaka kazanılmalı ona ihtiyacımız var. Ersnt eskisi gibi değil oyundan çabuk düşüyor. Önümüzde yoğun bir fikstür var. Ben q7 dün akşam oynatıldığı gibi oynamalı. Merkezde oynayan Almeida ya da Pektemek top rakipteyken kanada geçmeli. O da serbest takılmalı. Keza topu ayağına aldığında geçemeyeceği oyuncu yok. Adamı geçtikten sonra korner direğine değil, direk kaleye gidebileceği bölgede olmalı.

Adsız dedi ki...

Uzun zamandır ilk defa yorum yapıyorum.Ama Mustafa kardeşim seni sürekli takip ediyordum

Takım sevgili Mustafa'nın da söylediği gibi artık sistemini bulmuş gibi ve oldukçada hoş bir oyun ortaya çıkarıyor.
Ama bu arada Pektemekteki fizik kondüsyon eksikliği izah edilebilir gibi gözükmüyor bence.11 hafta oldu ve hala maalesef çok zayıf ve güçsüz ve neyazıkki de ondan başka bu görevi yapabilecek başka bir oyuncuda yok takımda ve takıma çok lazım bir oyuncu.

Bu arada Edu ne oldu acaba ? Son maçlarda 18 'e bile giremiyor.

Son olarak Fernandes mutlaka oynatılmalı en azında 18'de olmalı


Serdar

Adsız dedi ki...

Bu ara bizim Alvesin hareketleri :

http://www.youtube.com/watch?v=__5-cRfXbBg

ozy dedi ki...

Burada da belirtildiği üzere, Ernst eski temposunda değil. Bence mantıklı olan Ernst'i dün Toraman'ın olduğu yerde kullanıp savunma ağırlıklı rol vermek zira oyunu çift yönlü kaldıramıyor gibi artık..
Ayrıca Pektemek'ten cok umutlu birisi olarak onun bu performansları ben cok üzüyor ve sasırtıyor.Umarım toparlar..

Bu takımda özellikle dünkü oyunda Bebe'yi görmeyi çok isterdim ama kısmet olmadı. Umarım 2.yarı faydalanabiliriz ondan.

A2 maclarını takip ettiğiniz bildiğimiz Carvahal artık burak kaplan gibi isimleri de düşünmeli...

Adsız dedi ki...

Bizim için en fazla gereksinim duyalacak alternatif oyuncu kesinlike Alves'tir.

Ernst ve Marco tüm iyi niyetlerine rağmen tempo sorunu yaşayacaklardır bu kaçınılmaz.iyi ve diri bir Alves sistem için çok önemli.

Mehmet Akyüz hakkında ne kadar ısrar etsemde maalesef rotasyon içine sokulamadı bu iki oyuncuda mutlaka rotasyona dahil edilmeli bu uzun maratonda çok gereksinim duyacağız


Serdar

Cartalete dedi ki...

Beşiktaş'ın ortaya koyduğu sistemsel standard, bizlere de etkili olmuş :)Hemen herkesin memnunluk duyduğu ve şikayetçi olduğu noktalar ayrı.

Teşekkürler arkadaşlar yorumlar için.

tearkan dedi ki...

trabzon maçını izlerken 'en kötü yenilmeyiz' düşüncesinden çok emindim. bu sistem üzerimize gelen, en azından kapanmayan, takımlara karşı etkili olur. oluyor da zaten. fener maçı son dakikada gitti. gs maçında ciddi anlamda şanssızdı beşiktaş. ts maçındaysa çekirge üçüncü kez zıplayamadı ve kazandık.

ben asıl bundan sonrasını merak ediyorum. ligde yenildiğimiz maçlar; eskişehir, kayseri ve gençler. kalan maçlarımız da, performansını bir kenara bırakırsak belediye maçı da dahil, aynı şekilde nisbeten 'adı' küçük takımlarla oynanacak maçlar. bakalım beşiktaş sezon başından beri zorlandığı 'bekleyen' takımlara karşı ne yapacak.

WiLdHoney dedi ki...

Bekleyen takımlara karşı durumumuzun o kadar kötü olmadığını düşünüyorum aslında, hücum oynadığımız zamanlarda onları rahat yenebilecek bir kapasiedeyiz. İşin garip yanı, hücum oynamayı istediğimizde ve orta sahadan 1 yada 2 kişi ileriye destek olduğunda gol atma sıkıntısı yaşamıyoruz, sadece fikstür sebebiyle tempo sorunu yaşıyoruz, bkz; Gençler maçı.
Bu sorunuda Veli, Necip, Ernst,Hilbert, Burak, Onur, M.Akyüz, Pektemek, Fernandes ve hatta Alves'i daha çok rotasyona dahil ederek aşabiliriz.
Çokmu iyimser oldum acaba?
Yok yok, uzun zamandan sonra ilk defa sevdiğim tarz bir TD var takımın başında, akıllı, çapını bilen, kendi değerini arttırmanın, takımın iyi olmasından geçtiğini bilen bir adam var, hamleleri zamana yayan, birisi. Umarım yanılmam ve işler iyiye döner...