Olcan, Erkut, Borç…

Geçenlerde bir haber görmüştüm; Makedonya, “ülke ekonomisini canlandırma” amaçlı olarak, Dünya Bankası’ndan 130 milyon Euro talep etmişti… Dün de Beşiktaş’ın borcu açıklandı: 442 milyon TL, Euro’ya vursan yaklaşık 180 milyon ediyor… Gözle görünen ve görünmeyen transfer yanlışları, borç batağını öylesine derinleştirdi ki; orta sınıf bir ülkenin ekonomosini canlandıracak kadar bir meblağ söz konusu...

Kulübü kapatıp gitmeyeceğimize göre, bu işe bir çözüm bulmak gerekiyor. Divan kurulunda da söylenene göre, belli bir plan yapılmış zaten "nihayet". Özellikle oyuncu maaşları dağarcığı kısılacak, alt yapıdan daha sık oyuncu çıkartılacakmış… Zaten ilk elden yapılması gereken iş buydu. Geçen sene kulübeye baktığımızda; takıma hiçbir etkisi olmayan oyuncuların yıllık toplam maaşı 10 milyon Euro’nun üzerine çıkıyordu… Sırf bu konudaki bir disiplinle bile; Beşiktaş borçlarında düzenli şekilde her yıl ortalama -20 milyon TL yazacaktır.İşin bir de transfer konusu var tabi… Beşiktaş’a son dönemde transfer girdisi ile çıktısı, karşılaştırılamayacak düzeyde. Bu açıların biraz daralması için en azından şöyle bir şey yapılabilir; alternatif olacak oyuncular, sürekli alt yapıdan seçilir… Mesela Holosko; belli özelliklere sahip, iyi bir oyuncudur. Lakin çok bariz şekilde kendisi bir 18 adamı, yani sonradan dahil olabilecek bir silah… Takım öndeyken, onun top taşıma özelliğinden oldukça faydalanıyor. Ancak aynı işin yakınını, şu sıralar Rize’de kiralık oynayan Erkan Kaş da yapabilirdi; üstelik senede ‘taş yarılsın’ 200 bin alarak… Holosko ise, 1.8 milyon Euro garanti para alıyor… Kimsenin parasında gözümüz yok elbet, sadece örnek ve çoğaltılabilir bir örnek. En sevdiğim oyunculardan birini ortaya attım ki, subjektif gözükmeyeyim…

Bir de, daha devre arasına çok varken patlayan Olcan haberleriyle birlikte, “bu rüzgara kapılan Beşiktaşlı” gerçeği var. Olcan nasıl Olcan oldu? Öncelikle buna bakmak gerek… Gaziantep’te, zamanla tartışılmaz biri olarak ve topu kullanmada birinci önceliği elde ederek Olcan oldu. Beşiktaş’ta bu tanıma uygun Quaresma ve Simao var, üstelik ideal sistemlerde biri fazla geliyor. Üzerine Olcan? Üstelik, Tabata’yı 8.75 milyona kitlemiş bir başkanın elindeki “en iyi oyuncusu” Olcan…

Bir de işin Erkut Şentürk tarafı var… Bariz şekilde, ülkenin en yetenekli ve en çok gelecek vaat eden oyuncularından biri. Bunu sadece Beşiktaşlı değil, o kategoride eli kulağı olan her futbolsever söylüyor… Mevkisi, hemen hemen Olcan’la paralel. Derdi; Beşiktaş’ta şans bulamayacağına olan inancı… Neyse ki ikna edilmiş sanırım ve büyük ihtimalle 5 yıllık sözleşme imzalayacak, ya da imzalamış.

Şimdi bu durumun da, düz mantıkla Beşiktaş’a sağlayacağı ekonomik artına bir göz atalım: Olcan bonservisiyle birlikte alındı ve 5 yıllık sözleşme imzalandı diyelim. Olcan, şu piyasasında 1.5 milyon Euro’dan aşağı imza atmaz. Min. 7.5 milyon maaş ve bir o kadar da bonservis dersek; Beşiktaş’ın 5 yıl sonunda Olcan için harcadığı para 13 ile 15 milyon Euro arasında olacak.Erkut’un 5 yıllık sözleşme boyunca alabileceği maksimum para; 2 milyon civarında bir şey olur (aslında şu durumda bu para imkansız ama 1-2 yıl sonra oynamaya başlarsa, Necip'te olduğu gibi iyileştirme yapılır sözleşmesinde). Yani arada 10 milyon Euro’nun üzerinde bir fark olacak… Elbette Olcan çok daha hazır oyuncudur; 2-3 yıllık süre içersinde Erkut’a nazaran daha tercih edilebilir biri olacağı gerçek. Ancak, 5 yılın sonunda Erkut’un potansiyelinin, değerinin Olcan’a nazaran daha parlak sayılacağı ve halen 22 yaşında olacağı da bir gerçek… Yani, Erkut’un tekrar paraya çevrilmesi çok daha olasıdır.

Erkut’un gelişimini böyle sürdüreceği kesin değildir elbet, belki Olcan’ın yaptığı lig istatistiklerinin yanına yaklaşamayacak… Ama aynı risk, Olcan’ın Beşiktaş’taki adaptasyonunda, uyumunda da yatıyor… Sonuç olarak; 15 milyonla risk alacağıma (ki, bugün de acil bir ihtiyaç değilken, 11 oynaması şüpheliyken) 2 milyonla risk alırım daha iyi. Birisi Quaresma ve Simao’nun ardında kalacaksa, Beşiktaş’ın çocuğu Erkut Şentürk kalsın; hem maneviyattan, hem de “tamamen duygusal” nedenlerden…

Konuyla alakalı: Sarı Mrkela: Erkut Şentürk

42 yorum:

planck dedi ki...

bir önceki başlıkta anlatmak istediklerimden biri tam olarak buydu :)

olcan açısından düşünecek olursak zaten mesut'tan veya bazen arda'dan başka "topu bana ver, ben hallederim" diyebilecek türk pasaportlu adam yok dünyada. takımda q7 gibi bir adam varken anca kontratı bitiyosa alınabilecek bir adamdır olcan.

artık pektemek gibi potansiyeller hariç tr ligindeki adamlara bonservis ödemeyi lüzumsuz buluyorum. bir de adam yetenekli oluyor, başkası almasın diye alınıyor fakat takımın oynadığı oyuna uymuyor bazen. tabi buradaki genel sorun devamlı td değişmesi gibi faktörler sonucu beşiktaş dendiğinde akla gelicek bir oyun şablo olmamasından da kaynaklı, yöneticilerin td'ye sormadan gidip oyuncuyu alıp gelmesiyle de alakalı vs.

The Eagle Abroad dedi ki...

Bu Olcan haberleri nereden cikti ilk olarak ona bakmak lazim... Kim yazdi cizdi ilk olarak, yada kim yazdirdi? Kimin cikari olacak bu transferden? Olursa tabi... Karli cikacaklari alt alta yazin zaten daha saglikli bir resme bakacaksiniz...

Bu haberleri, kanimca ya olcan'in menejeri, yada Antep hesabina calisan gizli bir menejer cikariyor, Baska da aciklamasi yok. Olcan madem o kadar super bir adam, takim niye nerdeyse kume dusuyor, onu da sorgulamak lazim. Demek ki hep bana hep bana amenna diyen biride olabilir pekala.

Tamam, altyapiyida her zaman seviyoruz ama mali disiplini bahane ederekten bu gencleri vitrine cikarmadan evvel, dejenere olmus ve surekli yildizlara dilenen, havaalani kapilarini kiran taraftar profilmizide degistirmemiz gerekmez mi? Zaten bilinçli bir taraftar kitlesi, takima kimin gelip kimin gitmesini daha iyi bilmez mi? Yada bu olmasin ve belli kisiler belli miktarlardaki paralari cukka etsinler diye bile bile bilinçsiz mi birakiliyor bazi kesimler?

Yani Olcan, Erkut ve borç üçgeni aslinda sadece buzdaginin gorunen kismi gibi geliyor bana. Yoksa bana sorsaniz, Her maç ilk 11'de en az altyapinda minimum 1 sezon oynamis 3 oyuncuyu sahaya surme kuralini getiririm bir gecede. Tabi ac kurt menejerler ve satilik kalemsorler izin verirse..

Hem altyapilarin onemi daha cok artar, hem fiyat politikalari klupler lehine geliisir, hemde turk futbolunun gelecegi kazanir. Bu kadar zor mu bunu yapmak?

Son bir soru:
Mami ile Erkut yanyana oynarmi? :))

Cartalete dedi ki...

Ben böyle bir düzenin oluşması halinde, taraftar profilinin de eski haline dönüşeceğini düşünüyorum. Sonuçta, bu profili de "3. sayfadan 1. sayfaya çıkma" odaklı yöneticiler değiştirdi...

En başta çatlak ses çıkabilir, ancak zamanla insanlar buna alışacaktır. Alışamayan, transfer şampiyonluğuyla tribüne giden adam gitmemeye başlar (ki zaten onların tribün ömrü de kısa oluyor) yerlerine, cuma maçlarını dolduran kemik kitle alır.

Sonuçta direk çekirdek kadro gençlerden olsun demiyoruz; Fernandes'i, Ernst'i yine olsun. Ama 2. planda kalacak oyuncular bari alt yapıdan olsun. İleride, onlardan herhangi biri "kemik oyuncuya" dönüşürse, ne ala...

Buradan son soruya geleyim :)
Eğer ikisi de hücumcu mevkide kalırlarsa; 4-2-3-1 vari sistemlerde oynayabilirler, ancak taktiksel bazda birini tercih etmek durumunda kalınabilir.

O yüzden, onlardan biri; Fernandes'in yaveri olsun, kendisini ortasahadaki oyun kurucu olarak geliştirsin derim ben. O zaman mükemmmel olur, birbiriyle çakışmalar. Bunun için de Muhammed, daha ideal bir aday. Zaten A2'de ortasaha oynuyor...

borasahin dedi ki...

Muhammed yerli Messi olarak piyasaya cikti, ama o tarz bir oyuncu degil diyorsun? Orta sahayi kaldirabilecek fizigi, kosu tempsosu ve hareketliligi var mi?

borasahin dedi ki...

Eger dogru ise yonetim sathindan akli basinda bir aciklama gelmis, en son ne zaman boyle birsey duyduk ben hatirlamiyorum :)

Bu takimin atiyorum 2 adam aliyorsa 8 tane gondermesi lazim.

Bir cirpida gereksiz transferleri sayayim:

- Q7 varken Simao ya da Simao varken Q7

- Almeida, Edu, Pektemek, Akyuz. 4 tane forvet bir takima gereginden fazla. 3 tane idealdir ki aslinda oyuncular multi-functional degilse o bile cok kabul edilebilir.

- Atinc ve Sezer varken Ersan - Egemen transferinden biri bence gereksiz, sol bek oynayabilme kritik konu burada. Bence bu ikisi varken bir solbek aramaya gerek yok. Bir tanesi Ismail'i yedekleyebilir.

- Erkut, Mami, Erkan Kas varken Burak Kaplan da fazla.

- Onur, Hasan Turk varken Alves'e ne gerek vardi?

Bu liste uzar gider...

Bence bir an once eldeki degerlerin farkina varmak lazim, once onlar sans bulmali, sonra baskalari. Mesela bence Furkan orta sahada oynamayi becerebilse Toraman ve Aurelio'yu iskartaya cikarir. Bir oyuncu ile hem stoper, hem savunma onu, hem de sag bek kazaniyorsun vs. vs.

Cartalete dedi ki...

Yok, o tarz değil demiyorum. 4-3-3'ün ileri üçlüsündeki 10 numara (sahte 9 ya da delici kenar forvet gibi) oynaması, yakın vadede daha ideal hatta. Ama uzun vadede, orta sahada bir oyun kurucu olması hem ona hem de takıma daha çok şey kazandırır. Fizik olarak şimdilik eksik yaşı itibariyle, ama bunu kaldıracak oyun zekası fazlasıyla var. Koşu devamlılığı da fena değil.

Iniesta formülü yapmak lazım A Takım'a ısındırırken. Önce kaleye yakın bölgeler, sonra orta saha.

borasahin dedi ki...

Hmmm... :)

Simdi ben kendi dusuncemi soyle ifade edeyim: Barca'da Xavi de, Iniesta da, Busquets de, Fabregas da, Alcantra da, Messi de, Pique de oyun kurucu olarak dusunulebilir ama Xavi bir baska. Xavi o takimin gercek oyun kurucusu, bir numarali vasfi bu, digerlerinin oyun kurucu olarka oynayabilme artilarinin yaninda baska ozellikleri de var, yani oyun kuruculuk yaptiklari islerden biri. Xavi emekli olsa onun rolunu kim ustlenebilir bilmiyorum veya bunlarin icinden yapabilen cikar mi emin degilim.

Soylemek istedigin anladigim kadariyla Mami biraz orta sahada takilarak bu bolgede oynamayi ogrensin. Oyun kuruculuk surekli gol pasi vermek degil bence, hatta gol pasi vermek oyun kurucunun birinci gorevi de degil. Amac takimin genel manada organizasyonunu saglamak. Asist ancak kaleye daha cok yaklasilan durumlarda ortaya cikar, bu da aslinda o oyun kurucunun kemerleri ne kadar elinde tuttugunun bir gostergesi diye dusunuyorum.

Velhasil Muhammet biraz bu bolgede oynamayi ogrense iyi olur tabii :)

planck dedi ki...

Muhammed'in 5 yıl sonunda yapıyor olması gereken iş, fernonun 2. döneminde yaptığı işlerdir bana göre. Yani en basitinden, geri gelip baskı altındayken defanstan top çıkartabilme, oyunun temposunu ayarlayabilme, asisten önceki pasları atabilme (tel aviv maçında q7 golünden önce ernste atılan, son maçta ismaile atılan gibi). bunların yanında zidane gibi akıllara zarar işler de yaparsa zaten elimizi öpene 30a 40a satarız 23üne gelince.

Cartalete dedi ki...

borasahin & planck,

Evet, ideal bir oyun kurucu orta sahanın asli görevi; takımının pas yükünü hafifletmek, ilk dikine hamleyi yapmaktır. Yani, çoğunlukla asist öncesi pas, hatta oyunun atak yönünü çeviren uzun toplar gibi... Zaten bir oyuncu hem orta sahada oynuyor ve de direkt asist olarak da fazlasıyla katkı veriyorsa, çok marjinal biri olmalıdır. Xavi gibi. :)

Muhammed'i de o nedenle orta sahaya aday gösterdim. Oyunun her zaman içinde kalmayı seviyor. Tekniği, baskı görse bile ideal pas çıkarmada ona oldukça yardımcı olacaktır.

Mesela Erkut pek öyle değil; o topu alır almaz uzamayı sever, o yüzden onu kaleye yakın tutmak lazım. Delgado'da yapılan hataya düşmemek lazım yani. :)

kartal efor dedi ki...

yonetim kemer sikma politikasi baslatti. Artik altyapidan daha cok oyuncu cikarilacak ve oyunculara cok para verilmeyecek ve alinirsada genc dusuk maliyetli oyuncular alinacak. bu cok guzel bir haber tabii ki eger yonetim ve teknik ekip uygulayabilirse. Ama sanki bana bir yirtici forvet- calim atacak, bitirici vurusu olacak, ayakta kalacak, ve hizli olacak bir forvet ihtiyaci olabilir gibi geliyor, Emenike tarzi. Birde gole yakin oynayacak orta saha oyuncusu gerekiyor gibi geliyor. Asist yapcak, gol atacak ataklarda destek olcak. Fernandes harika oynuyor ama gol bolgelerine yaklastigi zaman sut falan atmiyor biraz kaciyor gibi. golculere ortak bir orta saha lazim gibi geliyor bana. Sizin yorumlariniz ve dusunceleriniz neler bu konu hakkinda.

borasahin dedi ki...

Eger temposu yeterli ise niye olmasin. Mesela bence Selcuk Inan'in en buyuk artisi bence temposu, tamam pas yetenegi de iyi ama o kadar da buyuk bir pasor degil zannimca. Adam surekli oyunun icinde, hic kaybetmiyorsun, nereye gitti demiyorsun. Futbolu bilen adam top calmasini da bilir, oyle azman fiziginde olmaya gerek yok. Makelele de acayip bir fizik yoktu. Hatirliyorum ilk GS'ye karsi seyretmistim, Nantes da oynuyordu o zaman, sag acik gibi takiliyordu :)

Cartalete dedi ki...

Aynen öyle. Zaten bir takımın ortasahasında 2 adet insan yiyen modelde orta saha yeterlidir. Dediğin gibi, bazen duracağı yerin bilinmesiyle bile 40 kilo da olsan top kazanırsın. Mesela Sergen fit zamanlarında top kazanmayı da beceriyordu, 90'lı yıllarda. Baya baya orta sahaydı diye hatırlıyorum.

kartal efor,

Zaten hiç transfer yapılmasın diye bir şey yok. Borcun kapanması, biraz da düzenli olarak Şampiyonlar Ligi'ne kalınmasıyla bağlantılı daha çok. Mesela en azından 2 yılda 1 ortalaması bile iyidir... Bence de, takım çok net gol vuruşları olan; fiziğini de kullanmayı bilen bir santraforla level atlar. Öncelikle Almeida'nın satılması durumunda bu düşünülmeli tabi...

Ufuk Özkul dedi ki...

Orta sahada sıkışıldığında Onur Bayramoğlu da oynatılabilirdi( Schuster'in gerektiğinde A2 den çat diye Onur'u, Ali Küçik'i ve Doğukan'ı oynatması gibi), malesef onu da benzer bi plansızlıkla gençlerbirliğine kaptırmışız. Alternatif oyuncular altyapıdan rahatlıkla çıkar haldeyken o noktalara büyük meblağlı transferler yapmak Olcan örneğinde olduğu gibi çok anlamsız.

ozy dedi ki...

Olcan cok gerekli bir isim değil ama Alper Potuk'un kaptırılması cok kötü olur. Son haberler FB ile anlaştığı yönünde.. Gelecek 10 yılda ortasaha problemini sıfırlamak varken, kaçırmamak lazımdı. Onun dışında transfere ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum ve ikinci yarıda Bebe'yi izlemeyi umuyorum..

Cartalete dedi ki...

Onur da bu "oyunun her zaman içindeki orta saha" tanımına uyuyor biraz, kaybını istemem. Sanırım bazı çekleri yırtmak için bonservisiyle verilecek. Takas konusunda da sıkıntılar çıkmıştı...

Alper'in potansiyeli Selçuk İnan'dan da çok daha ileride bence. Fenerbahçe, seneye Emre'yi tutmayacak sanırım, o belli oldu. Ancak böyle tolere edilirdi eksikliği. Beşiktaş'ta da Fernandes'in alternatifi olur, yarın bugün o giderse açığı otomatikman kapanırdı. Transfere üzüldüm, yalan yok. Ama çok da hayıflanmıyorum, maliyeti yüksek olur onun da muhtemelen. Okay'a daha çok yanmıştım mesela, 1.5 milyon falan para değildi ona...

rivaldo dedi ki...

Sergende az önce bahsetti.Eskişehirdeki Veysel Sarı bence bize daha maliyetsiz, iyi bir transfer olur.Zaten Sinan Vardar keşfetmiş, Rıza Çalımbaya önermiş.Eskişehir yeni sözleşmesinde istediği parayı vermiyormuş.Yani istenirse gelebilir.Daha dinamik bir oyuncu.Hem Aurelio ve Ernsti yedekler hem de bek ve stoperde alternatif olarak kullanılabilir.Hücuma katkısıda fena değil.Bu sene eskişehirin 2-3 maçını izledim.Veysel bence daha kilit bir role sahip takım içinde.
Tabi Alperin çıkabileceği nokta çok daha ilerde.

BenYaptımOldu dedi ki...

Olcan'a para saçılacağına Erkan kaş derim. Erkan çok daha iyi.. Alper iyi hoş tamam ama sende Muhammet var, Erkut var. Burak ta o bölgede rahat raht oynar. Elimizdeki değerleri parlatacağımıza neden gözümüz hep dışarda?? Buna tahammül edemiyorum. Necib'imi, Muhammed'imi, Erkut'umu hatta Cankurt'umu bireysel koçla çalıştırırsan Alper falan hikaye olur bence.. Kısacası, Alper'i çok abarttığını düşünüyorum Mustafa kardeşim..

Cartalete dedi ki...

rivaldo,

Sergen bir de "şimdi bir de ortasahada oynayan çocuk varmış, çok süper diyorlar. Benim zamanımda yoktu." diye bir şey söyledi. Sanırım Erkut'tan bahsediyordu. :)

BenYaptımOldu,

Yetenek olarak abartmadım, ülkemizde nadir gözüken bir tip de; bizle alakalı ihtiyaç durumunda haklısın. Zaten dedim ya, iyi olurdu öyle bir oyuncunun olması ama arkasından da hayıflanmıyorum.

box2boxMC dedi ki...

beyler Sergen "Tevez" ve "Alex" dedi, önce bi oturduğum yerden kahkahayı patlattım ama sonra düşününce hiçde mantıksız gelmedi. Önümüzdeki sene seçimler var, bu senede şampiyon olamazsak 3. sene olacak, GS ve FB gibi iki güçlü rakip var, Serdar Adalı gibi bir muhalefet kanadı oluşmakta. Bu şartlar altında YD ve Çapsızın kendilerini kurtarmak için tek yapacakları şey transfer olacak. YD bastırır parayı, hem "çıldırt bizi başkancıları" susturur hemde kulübü iyicene kendine borçlandırarak seçimlere rahat girer. Hadi Tevez ve Alex olmasada yukarıda bahsettiğiniz gibi altyapıdan alternatifleri çıkaralım gibi bir mantık olmayacak maalesef.

Bu arada çapsızın ilk icraati Edu ve Holosko'yu yollamak olacakmış. Hadi tamam anladım ikisine birden gerek yokda, şu Samsun ve Karabük maçlarını izledikten sonra hala Edu'yu göndermeyi düşünmek çapsızlıktan başka bişey değil.

2.yarı ideal 11

cenk

hilbert-sivok-egemen-ismail

ernst-necip
fernandes

q7-pektemek-edu

box2boxMC dedi ki...

2015 BJK Kadrosu

Cenk

yabancı-yabancı-Ersan-İsmail

necip-hasan türk
muhammed

yabancı erkut

pektemek

tannhauser dedi ki...

ortaokulda basket takımının sıradan bir oyuncusuydum. sorumluluk almaktan korkar, oyun kurucu bölgesinin gerekliliği bu diye düşünür, topu en iyi şekilde saklayarak getirip, sayıya en yakın elemana aktarmak için uğraşırdım. sayı atmak hiç aklıma gelmezdi. bir gün okul içi, sınıf turnuvası yapıldı. bizim sınıfta takımdan sadece ben vardım. topu da ben getirmeli, savunmayı da yapmalı, takımı da yönetmeli, sayıyı da atmalıydım. diğer takımlardaysa ikişer üçer takım oyuncusu vardı. turnuva başladı, hakemlik yapan takım koçu şoka girdi. harika oynuyordum. finalden bir maç önce gelişen bazı olaylar dolayısıyla turnuva iptal oldu. finale çıkarmıştım takımı. bu oyunun ardından, okul takımında daha çok süre almaya başladım. ama eski sinik oyunuma geri dönmüştüm. basketbol kariyerim de öylece kaldı.

kusura bakmayın uzun uzun anılarımı anlattım ama olcan'a dönük cartelete'nin anlatmak istediği de benim itirazım da bu hikayede gizli sanırım. olcan 4'lük bir takımı 6'lık yapabilir ama 6'lık bir takıma seviye atlatabileceğine inanmıyorum. bu mantık kısmı, bir de duygusal kısmı var. cv'sinde fenerbahçe ya da galatasaray yazan adamları istemiyorum ben takımımda. alışamıyorum arkadaş.

keyifadami dedi ki...

ısrarla onur diyorum. topa yaklaşımı bir bir farklı geliyor bana. belki de tam sevdiğim oyuncu profili olması nedeniyle biraz gözümde büyütüyorum, zira kiminle konuşsam "ondan olmaz" diyor. oysa ben çok özel bir yetenek olduğuna inanıyorum.

Cartalete dedi ki...

box2boxMC,

2012 kadroda aynen katılıyorum, keza 2015 de öyle. Ancak Hilbert halen 31 yaşında olacak o dönem. Böyle giderse kalabilir. :)

tannhauser,

Gayet yerinde bir anektod olmuş, tam anlatmak istediğim şey buydu evet.

keyifadami,

Bence de hiç abartmıyorsun. Olumlu pas ortalaması, bir yerli oyuncuya göre çok muazzam bir çocuk aslında. Dediğin gibi, topu ayağına aldığında da insan güven duyuyor; belli diyor kalite olduğunu. Kaybını istemem.

box2boxMC dedi ki...

inan en çok hilbert'te düşündüm 2015 kadrosunu yazarken, bana kalsa 2020'ye kadar oynatırım ama muhtemelen Mendezvari bir menejer tarafından kendi adamını getirtme projesi içinde sivok'la birlikte ilk gönderileceklerdendir.

keyifadamı,
muhtemelen Onur'un FM2011'de çılgın atıyor olmasından çok seviyorsun, bende çok kısa izledeğim dakikalarda çok ince ayrıntılarda kalitesini ortaya koyduğunu düşünüyorum. Aynı anda topu stop edip önüne açması ya da top ayağına gelmeden ne yapacağına karar vermiş olması gibi yetenekleri var bence. Ama zamanı geçiyor artık, bu sene bişeyler göstermesi gerekiyor artık, bence bu sene kiralık gidip biraz güçlenmesi şart...Esas benim gönlümdeki oyun kurucu Muhammed'den önce Onur ama olmayınca olmuyor işte.

Cartalete dedi ki...

FM2011'deki Beşiktaş A2 oyuncularında fikirler benden oldu çoğunlukla. Editör olan Koray Gür arkadaşımızla iletişim halindeyim.

Zira Muhammedi ısrarla 2012'de uçurtan benim. :) Keza Erkut'a giden -8 pa da öyle. Şu sıralar yeni patch yayınlanacakmış, Mami'yi biraz daha ortasahamsı özelliklere devşirtmeyi düşünüyorum. Orada oynuyor çünkü artık.

keyifadami dedi ki...

fm(cm) database'ini eskiden türker yapardı. en son hiddink'in tercümanlığını yapıyordu. kendisiyle seneler evvel beraber üsküdar anadolu maçını izlemiştim. hatta bana bir mail ile database için gerekli dosyaları göndermişti ama iş için interneti olmayan türkmenistana gidip haftalarca orada kalınca kopmuştum olaydan. demek şimdi başka bir arkadaş yapıyor.


ama benim onur'a dair fikirlerimin sebebi fm değil. hatta tsubasa'ya benzemesi bile değil :) tekniği, sakinliği ve fiziğiyle zidane'vari bir yetenek hissiyatı uyandırması bende. geçen seneydi sanırım, inönü'de bir maçta sonradan girdiğinde kendisine ceza sahası çizgisinde sağ kanatta paralel gelen pası ayağının dışıyla sol kanatta arka çaprasından gelen oyuncunun önüne bırakmıştı.

inönü'ye çıkınca eli ayağı birbirine dolaşmaması bile bir mesele. kale önündeyken arabada dikiz aynasıyla göremeyeceği kör noktaya pas veriyorsa bu adam yeteneklidir, hasılı.

Cartalete dedi ki...

Onur zaten, sonradan girdiği maçlarda bile; o maçta 90 dakika oynayan oyuncu kadar topla buluşan, olumlu pas atan biriydi geçen sene de. Aslında ben fiziğine de çok takmıyorum, tabi geliştirirse güzel olur. Ancak şu haliyle de, Fernandes'in oyundan düştüğü sıralar sahaya atılabilir; takımın top yapma şansını sürdürür.

Dediğin gibi, kendine güveni bile apayrı bir özelliği.

box2boxMC dedi ki...

Hocam o zaman kritik soru geliyor, Mami Onur birlikte oynar mı? :))

Mami'yi FM2012'de ısrarla MC oynatıp acaip verim aldım. Asist ve gol olmasada, asist öncesi paslar ve oyunu yönlendirmede inanılmaz, herkese tavsiye ederim, umarım gerçektede öyledir.

Cartalete dedi ki...

Şimdi şöyle, topa sahip olma öncelikli bir takımda Onur, Busquets model oynar. Hani gidip adamın ağzına basmaz, ama takımının topa sahip olma ortalamasını %10 arttırabilir. Dolaylı yoldan savunma yapar yani.

Muhammed de öyle bir takımın Iniesta'sı olur; hani forvetle bağlantı kısmını görür. Sonuç olarak; oynarlar :) Ama ikisinin de gelişimine ve takımın genel düzeyine, formasyonuna bakar iş. Karabük maçındaki Beşiktaş'ta oynarlar, ama Manisa deplasmanındaki Beşiktaş'ta oynayamazlar mesela.

Ulas dedi ki...

Aurelio ya da Toraman Ernsti, Ekrem ya da yine Toraman Hilberti veya iyilesen Ersan Sivoku kesmeyecekse ki sadece ilkinin olasiligi az da olsa var gibi gozukuyor M.Pektemeke mutlaka bir yerli alternatif yaratmak gerekiyor. Ama bu alternatif Olcan degil tabii. Takim icinde M.Akyuz olabilir mi bu alternatif olamaz mi goremedik malesef ilk yari. Ama gorunen fazla sans bulamayacagi, once kiralanip sonra da yollarin ayrilacagi.

Bu durumda yerli bir transfer gerekiyor bence. Cok alternatif yok gibi gozukuyor ligde de. M.Pektemek ideal duzende ileri ucta dusunuluyorsa antepten Muhammed veya Cenk eger uzak forvette dusunuluyorsa bursadan Turgayi takimda gormek isterim. Ozellikle Turgay cok yonlu oldugunu dusundugum ve begendigim bir oyuncu.

Olcan ya da Ozan da ancak Simao takimdan ayrilirsa Quaresmaya alternatif olarak dusunulebilir.

WiLdHoney dedi ki...

Takımın iyi oynaması kesinlikle istediğim birşey ama Ozan yada Olcan yada Turgay ne bileyim bu adamları ben takımda görmek istemiyorum, realiteden uzak bulunabilir ama Olcan dediğin adam yerine bu sene için olmasa bile alttan gelen adam var, yada Onur, Hasan Türk veya diğerleri en azından bu takımda Alves'in aldığı kadar şansı hakettiklerini düşünüyorum. 5 genç oyuncuyu takıma devre arasında monte edebilsek ve bunlardan 2si 18'de tutunsa bu bile yeterli bir başarıdır.
Ayrıca Olcan yada Ozan geleceğine Holosko kalsın isterim.

box2boxMC dedi ki...

Ozan İpek=Holosko+para bence çok mantıklı olur. Şu an için Beşiktaşın en büyük eksiğini doldurur. Sezon başı Holosko'dan beklediğimiz uzak forvet oyununu layığıyla yapacağını düşünüyorum. Şu an için Q7 nin ters tarafında denge unsuru olabilecek tek adam Edu ama o da yabancı kontenjanından zor. Veli bu işi yapmaya çalışıyor ama o da bi yere kadar. Olcan desen Q7 nin kötü bir kopyası bence oyun tarzı olarak. Burak ya da alt yapıdaki diğer elemanlarda aynı şekilde. Ozan güçlü fiziği ve savaşçı yapısıyla sezon öncesi burun kıvırılan Egemen etkisi yapar BJK'de. Hadi bakalım "adam gibi adam Ertuğrul Sağlam" yap şu takasıda bi işe yara artık. Ozan gelmesi durumunda Edu ve Holosko'da gider, takımda yabancı bakımından biraz rahatlar.

Cartalete dedi ki...

Ozan gelirse şöyle birşey olur (şayet 11 düşünülüyorsa) Quaresma sağa bağımlı kalır; ya da ortada oynar sahte 9 gibi. Yani pek kanat değiştirme gibi bir lüks olmaz.

Ama son Edu pozisyonunda faydalı olur. Ama çizgiye bağımlı bir oyuncu, bilemiyorum... Edu kadar oyunun içinde kalmayabilir. Edu'nun cepheye gelip sırtı dönük aldığı toplar çok faydalı oluyor, keza lazım geldiğinde ortada da oynayabiliyor.

Bence oradan alınacak adam (illa Holosko'nun 1.8'lik maaşından kurtulup, Bursa'lı bir yerliyle değiştireceksek) Turgay olmalı. Bizim yapıya daha çok uyacağını düşünüyorum. Daha bilinmezli, gole daha yakın bir oyuncu. Gerekirse ortada olduğu kadar kenar forvet de oynar.

box2boxMC dedi ki...

Özellikle Kayseri döneminden beri Turgay'ı çok beğenirim ama son iki senedir eski formunda olmadığını düşünüyorum. Haklısın Ozan Edu'nun yaptıklarını yapamayabilir ama gerektiğinde ortasahayı 4 ler, 4-4-2 ye döneriz, gerektiğinde forveti 2 ler 4-3-1-2 ye döneriz, bu da Q7 ye baya bi serbestlik sağlayabilir. Q7 nin zirve yaptığı maçlarda Edu yoktu, sol tarafta Veli vardı genelde. Şu an ki formuyla Ozan'ı tercih ederim ama Turgay'da gelirse hayır demem açıkcası.

BJK4EVER dedi ki...

Benim izledigim kadariyla Ozan Ipek kesinlikle cizgiye bagimli kalan bir oyuncu degil, tam tersine bol bol ceza alanina kosu yapan, uzak forvet bile diyebilecegimiz bir adam.

Cartalete dedi ki...

Evet, ters kanattaki ataklarda iyi gol koşuları yapıyor. Bize de uçarak kafayı atmıştı yağmurlu bir günde.

Ben tam anlatamadım, normal oyun seyrinden bahsediyorum. O konuda da bir Veli olsa, tadından yenmez topçu da; genelde çizgiye yakın top alıyor. Mesela Edu, Karabük maçında hangi alan boş kaldıysa oraya gitti; takıma bütünlük kazandırdı.

forma-aşkı dedi ki...

Cartalete seninle alt yapıdan oyuncu oynatma konusunda neredeyse her oyuncu için fikirlerimiz aynı,fakat 6-7 kere izlediğim ve hiçbirinde beğenemediğim Onur için bu kadar olumlu konuşman açıkçası beni şaşırtıyor:)Umarım yanılan ben olurum,hiç sorun değil:)

planck dedi ki...

pardon ama bu nasıl bir olay?
"Beşiktaş Kulübü'nün İMKB'ye gönderdiği, Kamuyu Aydınlatma Platformunda da (KAP) yayımlanan açıklamada, ''Profesyonel futbolcularımızdan Onur Bayramoğlu ile aramızdaki mevcut sözleşme, futbolcunun Gençlerbirliği Spor Kulübü ile serbestçe sözleşme imzalayabilmesinin sağlanması amacıyla, karşılıklı anlaşılarak feshedilmiştir. Futbolcu fesih sonrası herhangi başka bir kulüp ile sözleşme imzalar ise şirketimize 1 milyon Avro tazminat ödeyecektir'' denildi."

Cartalete dedi ki...

Sanırım şöyle bir olay;

- Seni Gençler'e veriyoruz Onur...
- Ama ben gitmek istemiyorum.
- Al hadi şimdi gitme bakalım!!

planck dedi ki...

Bu işi yapan adamların telefonlarını bulup gece gündüz sövesim geliyor..

Atakan Uslu dedi ki...

ben de onur'u bir turlu begenmedim. ali'nin yerine onur'un gitmesine sevindim.

cagatay dedi ki...

yazıyı önceden hatırlıyorum. erkut eskişehir sporda haberini duyunca tekrar okudum. ne olacak hocam bu beşiktaşın hali?