Sağın Muhafızı

Luce’nin yeğeni Pancu, 1.5 senedir top oynamamış Guinti, ihtiyar Zago gibi Kaan Dobra da; 100. yılın Beşiktaş'ına son derece “beklentisiz” şekilde transfer olup, rekor puanla şampiyon olan takımın önemli çarklarından biri haline gelmişti… Belki de o sezonun başında 5’lik AEK faciası yaşanmasaydı; Luce 3-5-2 varyasyonlarına geçmeyecek, Kaan Dobra da kendisini böylesine öne çıkaracak bir sisteme hiç kavuşamayacak, şimdilerde adı en fazla Niyazi kadar anılacaktı…

Bazen bir oyuncu gelir; asıl mevkisine artı olarak başka pozisyonlarda da oynayabilir. Üstelik o ekstra mevki özelliği; takımdaki büyük bir eksiği giderecek niteliktedir… Böyle durumlarda sıradan, beklentisiz bir transfer; birden takımın en değerli oyuncusu haline gelebilir. Tıpkı 100. yılda Kaan Dobra da ve tıpkı şimdilerde; bundan 1.5 yıl önce Quaresma’nın yancısı gözüyle bakılan Hilbert de olduğu gibi…

Geceleri uyurken bile “sağbek” sayıkladığım dönemde gelmişti Hilbert… Arka direğe kesilen her ortanın tehlikeyle sonlandığı bir sezon geçirilmesine rağmen; hala bir sağbek adı geçmiyordu. Oraya namzet iki savunmacının ise (Toraman, Erhan) hücumsal bazda takımın kırık dişi olabilirlerdi… Roberto Hilbert’le Beşiktaş yazısını yazarken; “Alman’dır, onların en vasat ortasahası bile; bu topraklarda yetişmiş defanslardan daha fazla savunma bilgisi vardır. Üzerine bir de hücum yetenekleri derken, aranan sağbek olabilir mi?” tarzında kısa bir not düşmüştüm. Temiz kalpliymişiz vesselam…

Ama doğrusunu söylemek gerekirse, bu kadarını da beklemiyordum. Hani Football Manager tabiriyle, sağbek ışığı en kötü turuncudur diye düşünürken; adam direk yemyeşil çıktı… Öncelikle işin savunma kısmında, mükemmele yakın bir sağbektir Hilbert. O sağbeke geçtiğinden bu yana, ters kademe eksikliğinden bir gol yediğini hatırlamıyorum Beşiktaş’ın. Geçen sene belki atladığım vardır da, bu sene Hilbert sağbek pozisyonuna geçtiğinden beri; sağ direk etrafındaki bir kademesizlikten dolayı gol yemedi Beşiktaş. Bir tane var: İBB’den Tevfik’in golü. Ama orada da hatırlanacağı üzere Hilbert, taktiksel bir hamleyle ön tarafa atılmış; beke Toraman kaydırılmıştı…

İşin hücumsam tarafında ise sayısal verileri şöyledir: 2 gol, 1 asist, 2 asist öncesi pas… Sonuçlar bir sağbeke göre fena değil, ama özellikle asist bazına daha iyisi olabilirdi. Bunun iki nedeni var. Birincisi: Hilbert’in direkt pas ya da ortalardaki isabetsizliği. İkincisi ise; Beşiktaş’ın takım olarak hücumsal çoğalmaları daha yeni yeni kavramaya başlaması… Nitekim, son Karabük maçındaki Beşiktaş buna benzer performansları sürdürecek olursa; bu durum Hilbert’in istatistiklerine de büyük etki sağlayacaktır. Zaten, Veli bir metreden kafayı içeri atsaydı; asist sayısını 2’lemişti bile…Hilbert’in bir sağbek olarak savunmadaki başarısı, topla ileriye kat edişleri, önsezileriyle yakaladığı topları direkt orta sahaya kullanarak, yeni atak başlangıçlarını oluşturması tamamdı. Kaleye yakın bölgelerdeki “son pas” eksikliği söz konusuydu, ancak son dönemde o konuda da gelişmeler kaydettiğini görüyoruz… Mesela artık “gelişi güzel” ortalardan sakınıyor; şayet içeride boşta birini görmezse, cepheye doğru ölümcül “yerden paslar” bırakmayı yeğliyor… Kısacası, artık hücumda da en az savunmadaki kadar sakin ve kararlı gözüküyor.

2012’nin ilk yazısı, benim için 2011’in en iyi çıkış yapan oyuncusu hakkında olsun istedim. Bedelsiz, sıfır beklentisiz geldi… Haliyle cebinde de sıfır krediyle forma giymeye başladı. Sırf bu nedenle, iyi bir sezon geçirmesine rağmen adı gönderilecekler listesinden düşmedi… Buna rağmen şu sıralar, takımda adı direkt yazılacak hatta ve hatta Avrupa’da sağbek denince akla düşecek biri haline geldiyse; bu tamamen kendi çabası ve iş ahlakı sebebiyledir. Game of Thrones’u aratmayacak şekilde dönen futbol dışı etkenlere rağmen; Robb Stark gibi kendini kabullendirmiş, Beşiktaş’ta Sağın Muhafızı olmuştur Hilbert…Böyle giderse, o tahtan kalkacağa da pek benzemiyor...

Arka Sayfalardan;
10 Haziran 2010 Tarihli Yazı: Roberto Hilbert'le Beşiktaş



2. fotoğraf; TribunDergi.com Futbolcular Serisi'nden...

19 yorum:

cha dedi ki...

defans konusunda ofsayt çizgisini sürekli bozması sadece benim mi dikkatimi çekiyor?

Cartalete dedi ki...

İsmail'de daha çok dikkat çekiyor o eksiklik ama Hilbert'in bariz ofsayt bozmalarına pek tanık olmadım, ya da dikkat etmedim.
Ama öyle bir durum da normaldir, arka 4'lüde oynayalı 1 yıl bile olmadı sonuçta.

BenYaptımOldu dedi ki...

Gene de bir adet alternatif gereklidir. Hem ona hem de İsmail'e..

tannhauser dedi ki...

selamlar,

geçen sene açıkta oynarken, savunmaya dönüp bek kovaladığında çizgi bozmaları meşhurdu. ama olgun ataklarda oluyordu genelde. beke geçtiği dönemde çok dikkat etmedim ben de ama son karabük maçında savunma yaparken başını çevirip çizgi kontrolü yapması dikkatimi çekmişti. araba kullanmak gibi bir şey olsa gerek, ilk başlarda sürekli dikkat ederek yaptıklarınızı bir süre sonra hissen, otomatikman yapıyorsunuz. hilbert hem şu andaki performansıyla, bir bek olarak oldukça etkili hem de öğrenmeye çok açık bir oyuncu. çirkin oyuncu kontenjanımızı onun kadar "güzel" dolduracak, kalplerimizi ısıtacak başka kim olur bilmiyorum. şu takımı tutup da recep çetin'e içli içli sevgi duymayan kimse var mıdır acaba? benim için yokluğunu dolduruyor. ayrıca yazılarının çevirilerini de okuyorum. tespitleri çok yerinde. akıllı bir adam olduğu belli. "3 puanlı sistemde her şey mümkün", "derbi maçlarının sonucunu önceden kestirmek güç" tarzı bir insan değil gibi. böyle aklı başınde konuşan bir de cenk var takımda. ikisi de kalıcı olur umarım.

enorton dedi ki...

Mustafa Denizli'nin son kazığı (!)

The Eagle Abroad dedi ki...

Daha evveldende belirtmistim, bir takimda genelde forma alindiginda arkasina isim yazdirabilecegin, -hani su hazir yazilmi solanlar disinda- nadir adamlardan biridir Hilbert. Su devre arasi donemde yine klasik yonetim kazigi, kirmizi forma cikmadi ve benimde Bu formadan alip Hilbertin ismini yazdirma haylim suya dustu. Buna ragmen o nasil yilmadan calistiysa bende yilmadan bir firsatini bulup bir uzun kollu forma alip Hilbert'in ismini de yazdiracagim. Tabi bu belki tek kisilik bir hamle ama, Ernst ve Necip formalarindan sonra, Hilbert ile uclemem tamamlanmis olacak.

box2boxMC dedi ki...

Çok değil 3-4 sene evveline kadar
rüştü-ekrem-toraman-zan-üzülmez-holosko-tabata gibi saha içi "intelligence" (tam karşılığını bulamadım) 20 üzerinden 0 olan adamları izlerken
cenk-hilbert-sivok-egemen-ernst-simao-edu gibi adamlar sayesinde sahada aklıyla oynayan, verilen taktiği uygulayabilen, nerede duracağını bilen bir takım haline gelebildik. Burda en büyük etki net bi şekilde Ernst ve Hilbert'tir kanımca. Bu ikiliye biraz hakkının yendiğini düşündüğüm Fink'in de katılmasını çok isterdim.

Bu kadar aklı başında adam olmasına rağmen hala FB seviyesine gelememizdeki sebepte saha içi lideri Alex'in intelligence 20 üzerinde 50-60 civarındayken bizim saha içi liderimiz Q7 0-5 arası bi yerlerde. Umarım 2. yarı saha içi liderimiz Fernandes olur, Q7'de evin şımarık çocuğu misali kafasına göre serbest dolaşır ileride.

mustafa dedi ki...

Bu arada Hilbert yılbaşı akşamı parti vermiş partiye katılan futbolcuların hiçbiri gram alkol almamış hatta Ersanın 2230da uykuda olduğunu söylüyorlar.

BenYaptımOldu dedi ki...

@mustafa;
İtiraf et , yoksa sen de o partide miydin ???? :D:D:D

Pamukk dedi ki...

pu pu pu maşallah diyelim

isaac newton dedi ki...

ilk geldiginde de lisansı yabancı kısıtlaması nedenîyle gec cıkartılmıs hatta gönderilmesi bile gündeme gelmis birinden bahsediyoruz. Tek kelimeyle muhtesem bi profesyonel muhtesem bi yürek. Sen cok yasa Hilbert

Cartalete dedi ki...

Bu arada Football Manager oynayanlara iyi haber; dün Beşiktaş editörüyle birlikte 5 saate yakın istişare yaptık, özellikle Fernandes ve Hilbert'in hakkını teslim ettik. Mesela Hilbert sağbeki yeşertti. Yeni patchte güzel bir takım olacak Beşiktaş.

box2boxMC dedi ki...

Q7'ye AMC/FC ekleseydiniz bari, son sistemde öyle oynuyor.

Bu arada Hilbert Alman milli takımıyla Euro 2012'e gitse ne güzel olur. Löw efendi duy sesimizi...

helldoradotcom dedi ki...

Tum yazilanlara katilmakla birlikte IBB macinda yenen golun buyuk olcude solbek hatasindan geldigini dusunuyorum. Yazinin iceriginden bagimsiz, ismail'in ters kademelerdeki ekstra isleri birincil gorevi olan kendi kanadi icin de gostermesi gerekiyor. Sagdan gelen ataklarda cok fazla ice gomulup arkasina adam kacirma problemi bu sezonun kangreni. Genc yasiyla bu sorunu da halledecegini dusunuyorum... umarim oyle olur..

Cartalete dedi ki...

Quaresma'ya daha orda oynamadan, geçen sene falan ST özelliğine 13 falan vermiştik 20 üzerinden. Hani turuncu şuanda zaten o özelliği.

İsmail'de pozisyon anlamında bariz bir gelişme olmasına rağmen, bunu yaparken biraz içe kayma handikapı halen duruyor evet. Ama sık oynamaya başladıktan sonra, kuvvetle birlikte pozisyon alma konusunda da gelişim kaydettiği bir gerçek.

Kutay Kartoz dedi ki...

"Böyle giderse, o tahtan kalkacağa da pek benzemiyor..."

Kalkmasın da zaten

planck dedi ki...

bu da nazar başlığı oldu herhalde. allahtan fernandez için yazı asmamışsın :)

Pamukk dedi ki...

şom ağızlı.:(

Cartalete dedi ki...

Fernandes için de yazı asılı da, ne yapalım hakkını teslim etmeyelim mi adamların? :)