Beşiktaş Mücadeledir


Özlemişiz galibiyeti diyeceğim ama aslında direkt unutmuşuz sanırım. Ciddi ciddi maç öncesinde “en son ne zaman kazandık?” sorusu problem yarattı zihnimde. Egemen’in uzatma golü, Braga deplasmanı derken;  4-1’lik Manisa maçını anımsadım nihayet. Neyse, kazanıp 3 puanla tanışmak güzel. (Üçtü değil mi? Yarıya falan bölmek yok sonra…) Maç kaybedip, üzerine normalce kabullenmek; bana çok dokunmaya başlamıştı. Ne olursa olsun, Beşiktaş kaybetmeyi alışkanlık haline getirmemelidir. Umarım Pazar günü de aynı şekilde olur… Olur da… Tayfur Havutçu giderayak (bu bir duadır) sadece şu maçtan elde edeceği çıkarımları kullansın yeter. Ya da bugünkü gibi spontane gelişsin…
“Beşiktaş nasıl kazandı?” sorusunun cevabı basit. Kalecisi dahil olmak üzere savunması ve orta sahadaki Veli – Ernst mücadelesiyle. Bu sezon; bu gruba Fernandes ve tek forvet bölgesindeki oyuncunun az biraz katkıları eklenince, Beşiktaş genelde kazanıyordu zaten. Kendine oynayan (Quaresma) ve artık fiziki bitikliğiyle oyunun sadece defansif kısmını gerçekleştirmeye çalışan (Simao) Portekizli winger’larına rağmen…

“Tribünlerde kız görünce şahsiye bağlayan bir halı saha topçusu” modelini izledik bugün Quaresma ile. Çalımlayıp, oyundan düşürdüğü adamı geri dönerek tekrar çalımlamaya kalkması başka şekilde açıklanamaz. Maç sonunda duşunu yapıp, baklavasını yiyip, “ayağınıza sağlık beyler!!!” dedikten sonra karanlığa karışsa konsept tamamlanırdı.. Maç içinde etkili olduğu anlar, yine topu cepheden aldığı pozisyonlarda gelişti. Acaba hoca hamlesi mi dedim ama; işin spontane geliştiğini çözmem uzun sürmedi… Bugün, geçen maçlara nazaran daha fazla adam takibi yapsa da; kanattaki Quaresma çok can sıkıcı, merkezdeki Quaresma daha çekilebilir olabiliyor.
Golde “kafa şutu” terimini gerçekleştiren ve maç boyu iyi bir tek forvet oyunu oynayan Almeida; beklediğimden fazla diri döndü. Kaçırdığı pozisyon öncesinde mükemmel bir hücum presi yaptı; uyguladığı adam da Yobo’ydu hani… Bu özelliği, fiziğine rağmen hızlı oluşu vesaire; kendisine “güzel adam” ya da “güzel futbolcu” dedirtebiliyor. Ama “güzel santrafor” değil işte, o pek değişmez. (Quaresma için "güzel topçu ama futbolcu değil" meselesinde olduğu gibi.) Sebebi kaçırdığı goldeki tercihinde saklı… Orada forvet, kalecinin yatış yönüne doğru topu atıp, geçmeye çalışır; kaçırırsa da öyle kaçırır (artık nasıl kaçacaksa). Pektemek öyle yapardı mesela… Sahi neredeydi o? İşte, iki maçtır şu Fenerbahçe’ye “kontra gol” atamıyor oluşumuzla bile; “Tayfur Havutçu hoca değil…” sonucu çıkabilir.

Yine de, bu kez golü beklemeden hamleler gerçekleştirdi. Aurelio dokunuşu, skorun Beşiktaş’ta kalmasında büyük etkendi mesela. Keza Ekrem’le bir kanatın doldurulması da öyle. Ama çıkan adam kanat savunması yapıyordu zaten, Quaresma yine çizgide kaldı sonuç olarak. Hilbert çoğunlukla tek adam kaldı ama yine Stoch gibi bir oyuncuyu bezdirdi… Sonra, Beşiktaş lehine maçın en güzel hamlesi geldi zaten: Stoch kenara alındı… O dakikkadan sonra Fenerbahçe’nin maçı şutsuz bitirmesi, bir tek Aykut Kocaman için sürpriz olmuş olsa gerek…

Aurelio saçı da amerikan tıraşlamış… “Ben gencim” ayağına yatıp, sözleşme yenileme oyunları söz konusu. Bu oyuna… gelelim aslında; yılda 750 bin alan ve böylesine “maçı tutma” hamlesine imkan tanıyan bir orta saha pek bulunmaz, hele de yerli statüsünde. Furkan Şeker, Denizli’de sağbek oynadı sezon boyunca. Aurelio ile birlikte 1 yıl alternatif kalıp, süpürücü orta saha inceliklerini öğrenebilir…
Tamer Kıran, maç sonu küçülme sorusuna cevap olarak: “Küçülme yok, Beşiktaş bugün sahadaki ‘bazı oyuncularda olduğu gibi’ mücadeleyi ve takım oyununu öncelikli tutan isimlere yönelecek.” gibi şeyler söyledi. Güzeldi… Şanlı Beşiktaş’a Dönüş Yolu’yla örtüşüyordu… Ernst maaşı almayan Ernst'lerle Beşiktaş yola devam edecektir; bunun adı küçülme değildirdir zaten "Beşiktaş" olmaktır. Beşiktaş mücalediiiğrrr!! nitekim... Zaten "isimlilerden" şuana dek bir fayda görmemiştir Beşiktaş. 

Tribünler küfür-müfür dışında güzeldi. Aslında küfür-müfür de doğal; oradaki insanlar cinsiyetinden önce “taraftar” olduğu için orada. Taraftar da küfür ediyor işte arada bir, bunun cinsiyeti ve bu şekilde ayrımcı bir cezası olmaz… Destek çok iyiydi, belki ses gür çıkmıyordu ama o gür sesten Beşiktaşlı futbolcu da nasibini almıyor; Cenk, İsmail falan rahat maç çıkarıyordu en azından… Stoch’un pozisyonda kalkan bayrakla birlikte yuhalamayı kesince, Baki Tuncay Akkın’dan daha fazla ofsayt bilgisi olduğunu da gösterdiler. Sahi, hakem de güzeldi bugün. Zaten Türkiye sınırları içindeki performanslara bakarsak, tek güzel hakem: Fırat Aydınus. Cüney Çakır olsa, Alex’in pozisyonda “yakaladımmm” havasına girip, düdüğü ciğerine kaçırırdı kuşku yok ki…

14 yorum:

Celal Abbas dedi ki...

Küfür olayı için yorumum ,bayanlar maç izlemeyi çok sevdiler. Hep izlemek istiyorlar. Maçları izlemek içinde bir akıl oyunu gibi geldi bana :)

Fly like an eagle dedi ki...

Galibiyet .. Hele de epeyce bir süre sonra gelmesi.. Hele de şu bize karşı hafta içi küstahlığa varan açıklamaları yapan Fenerbahçe hocasına karşı.. Ama sadece galibiyet.. Ve Slaven Bilic.. Okuyor, araştırıyorum hakkında.. Eğer gelirse gerçekten inanılmaz bir "ten ve gen" uyumu olacağa benziyor.. Sen bu konuda ne düşünüyorsun Sevgili Mustafa?

Cartalete dedi ki...

Yaşı, karizması, söylemleri; yeni planlamanın hoca yapısına gayet uyuyor. Tabi kulüp takımı çalıştırmadığı için iş biraz zar atmak gibi ama uluslar arası tecrübesi ve iyi taktiksey olduğunu biliyoruz. Ben iyi hissediyorum hakkında, sevinirim.

ramon sanchez pizjuan dedi ki...

Her yorumda Tayfur Havutçu'nun hoca olmadığında bahsetmekten yoruldum ama öyle bariz şeyler yapıyor ki söylemeden edemiyor insan. Carvalhal'e, Schuster'e, Mustafa Denizli'ye söylediklerim yüzümü kızartıyor.

İlk maça dönelim. Fenerbahçe'den baya baya baskı yedik. Orta sahada top tutmakta zorlandık. Fenerbahçe orta sahası Selçuk-M.Topuz-Baroni gibi top yapma özellikleri çok sınırlı olan 3 adama rahat rahat pas yaptırdık. Eğer bu üç isimden ikisine markaj uygulansaydı, pazar günü de o maçtan galip gelebilirdik.

Bir diğer ikincisi Volkan sakatlandıktan sonra en az 10 kere geri pas yaptılar Volkan'a. ve hiçbirinde hücum oyuncuları volkan'ın üzerine gitmeyi denemedi. Adam 20 metre vuramaz halde ama Tayfur Havutçu akıl edip, basın demedi.

Bunun gibi 40 tane şey sayabilirim. Tayfur Havutçu ile bu iş olmayacak. Boşuna zaman, para kaybı. Onları geçtim bizlerin heyecanı kayboluyor. Onun geri getirmek çok daha zor.

Bukan dedi ki...

Sondan başlayalım hakem cüneyt olsa kesin queresmayı atar Alex'in pozisyonuna kırmızı gösterir ondan sonra da geri çekilirdi.Eyyam yapmayan bir hakemle biz bu ligte derbilerde kafa kafaya oynarız.Maça gelicek olursak 6 net pozisyona girip son dakikaya kadar Beşiktaş kanserini yaşatan topçulara selam olsun.

planck dedi ki...

Maçla ilgili benim dikkatimi çeken şeylerden biri de fenerin bu sene haftada bir maç yapmaya alışık olması ve bizim 15 günde 5 maç yaptığımız periotlardan çıkmamız sonucunda geçen maçla bu maç arasındaki 4 günlük zaman bize gayet yeterli gelirken fener için hiç de yeterli gelmiş görüntüsüydü. Daha 70. dakika artık beyne gitmeyen oksijen sonucu fenerliler ayağa pas yapamamaya başladılar. Bizim savunma da gömülmeyince işimiz kolay oldu.
Tabi maçta en çok dikkat çeken detay ilk dakikadan itibaren barça tipi topu kaptırınca geriye çekilmeyen savunma ve kendi yarısahamızın ortasında çekilen defans hattı anlaşılıydı ki biz bunu senelerdir dile getiriyoruz, şusterli ilk haftalarda gaza gelmemizin de sebebi buydu. Yani kısaca modern bi şekilde alan daraltmak. Sahayı iyi parsellediğimiz söylenemez ama fenere fazla top kullandırtmayacak son çizgiye fazla indirmeyecek kadar iyiydik. Öne çıkan savunmada alexin ne kadar etkisiz kaldığını gördük, her ne kadar sakatlıktan çıkmış da olsa ceza sahası civarında topu aldığında tehlike olur her zaman. Tabi ikinci yarı savunma biraz gömülür gibi oldu, zaman zaman ernst toparlayıp ileri çıkartmaya çalıştı ama fenerin de hali olmadığı için fazla tehlike yaşamadan bitirdik maçı.

Fly like an eagle dedi ki...

Benden de size bir istatistik o zaman.. " Fenerbahçe bu sene hafta içi oynadığı hiçbir maçı kazanamadı." Bu istatistik bile yeterli olsun işte .. :D

Cartalete dedi ki...

Özellikle ikinci maçta farkın açılmamasındaki temel sebebinin başında; o önde basıp oyunu bozma eyleminin daha ileride yapılmayışıydı... Sonrası belli: Quaresma'nın şahsi oyunu ve kontratakların oyun zekası fakiri oyuncuların eline (Holosko - Ekrem)geçmiş olması.

Holosko madem merkezde olacaktı, neden tercih Pektemek değildi? T.H.'nin hocalığı konusunda sorulması gereken "turnusol" kanulardan sadece biri.

planck dedi ki...

Mantık şu abi:
Ne yapmak lazım?
Kontra..
En iyi kontracılar kimlerdir?
Hızlı koşanlar!?
Kim olabilir yani?
Holosko, Ekrem?
Evet. Tamam girsinler oyuna..

Tayfur'un hocalığı yok ki üstüne soru sorulsun be abi..

Bu arada Bebe hala kadro dışı mı?

Cartalete dedi ki...

Aynen öyle. Şu da var;
Defansif bir adam almamız lazım, kim? Aurelio...
O zaman ofansif adam çıksın, kim? Fernandes...

Bence Fernandes'in çıkması da "yorumlasına rağmen" büyük hataydı. Quaresma'nın yerine sol forvet yap, yine de çıkmaz. Pas olmazsa kontra olmaz.

Bebe affedildi de, babasını kaybettiği için izin verilmişti sanırım.

Uğur dedi ki...

Bu postun konusu değil ama yazmadan duramadım. Erkut serbest kalmış galiba. Vatan gazetesinde çıkan habere göre Erkut la eski yönetimin yaptığı 5 yıllık sözleşme yeni yönetim tarafından iptal edilmiş. G.s, antalya falan bisürü takım ilgileniyomuş kendisiyle. bu ne iş şimdi yaa??

Cartalete dedi ki...

Öyle birşey olacağını sanmıyorum. Erkut ve Kadir'in sözleşmeleri Haziran'dan itibaren geçerli olacaktı zaten. Yeni yönetimin ana prensiplerinden biri, alttaki her yetenekli oyuncudan faydalanmak.

Yani umuyorum öyledir.

Fly like an eagle dedi ki...

Rahat ol Uğur.. Mustafa'nın dediği gibi Hazirandan itibaren geçerli.. Ayrıca yeni yönetimin hele de Erkutu bu kadar boş bırakacağına da inanma sakın. Ama daha önemli olan şu ve asıl buna kafa yor ugurcum : Nicedir takipteyim. Haberi yapan gazete ve sahibi aynı diğer eski büyük gazete kalleşçe haberlerine devam etmekteler.. Esas bunu sorgulamak ve gereken tepkiyi vermek lazım.

Uğur dedi ki...

inşallah öyledir.