Rashidi Yekini


Her çocuğun mutlaka insanları şaşırtacak cinsten farklı bir özelliği vardır. En “olmamış çocuklar” bile bu kategoriye dâhildir. Benim 11 yaş civarına geldiğimde iki özelliğim vardı mesela… İlki, üçtaş denen oyunun Kasparov’u olmamdı. Her hamleyi ezberlemiştim, adımı duyup başka mahalleden beni yenmeye gelenleri de denize döküyordum. Geleceğim için pek bir faydası olmadı ama yine de kısa süreliğine “Barça kafası” yaşatmıştı bana, güzeldi...
Diğeri ise futbol tutkum… Futbolla ilgili çocuktan öte, “futbolsever” bir insandım direkt olarak. Şimdilerde gidip sorun Beşiktaşlı bir çocuğa “en sevdiğin oyuncular kimlerdir?” diye, hemen “kuyarejjmea” liste başı olur. O zaman bana sorsanız, Zeki derdim mesela… Neyse abartmayayım, Feyyaz derdim elbet ama Zeki’nin de öneminin farkındaydım, severdim de.

Futbolseverliğim Beşiktaş’la sınırlı değildi, sanırım burada ayrılıyordum. Kenardaki ufak tanımımda yazıldığı üzere, USA 94’de 03:15 gibi oynanan maçları da saati kurar, sahura kalkar gibi yataktan zıplayıp, izlerdim. Çocuk olduğum da buradan belli zaten, şimdilerde normal yatış saatimiz o olmuş, alarma ne hacet…

Roberto Baggio’dan ötürü İtalya’yı tuttuğum, “bu muymuş?” bakışları arasında Brezilya’yı pek beğenmediğim o turnuvada, aklımda kalıcı izler bırakan “lezzetli futbolu” Nijerya oynuyordu. Sıcakların da etkisiyle, 50 dakikada bir pozisyon bulunan turnuvada; Amokachi’li, Yekini’li, Siasia’lı, Finidi’li, Oliseh’li, Amuneke’li Nijerya, zamanımızın tiki-taka’sına benzer bir futboluyla çok farklı görünüyordu.
Takımın 9 numarası Yekini, Nijerya’nın turnuvadaki ilk golüne imzasını Bulgaristan karşısında atıyor ve ağları kucaklayarak yaşadığı, “içtenlik akan” gol sevinciyle; o turnuvadan geriye akılda kalacak sahnelerden birini canlandırıyordu. Caniggia’nın birbirinin kopyası ve ardı ardına gelen iki gölüyle sadece Arjantin’e yenilerek gruptan 6 puanla çıksalar da; bir üst turda Roberto Baggio gerçeğiyle tanışarak ve de çok güzel şeyler bırakarak, ülkelerine dönüyorlardı.

Çocukken futbola bakış çok daha farklıdır, futbolculara insan gözüyle bakılmaz, hepsi birer süper kahramandır. 90 kuşağı için onlardan biri olan Yekini, hayatını kaybetmiş. 80 yaşındaki insana da sorsan “hayat çok çabuk geçti” der… O yüzden ölümün geçi yoktur, her ölüm erken ölümdür ancak 48 yaşındaki Yekini, gerçekten çok erken ayrıldı dünyadan. Mekânın cennet olsun Raşit.

6 yorum:

planck dedi ki...

tiki-taka'ya benzer bir oyun oynamalarının nedeni Clemens Westerhof adında hollandalı bir teknik direktörlerinin olmasından dolayıdır herhalde :) fakat adam ortadan kaybolmuş ilginç bir şekilde. halbuki klüp takımlarının hemen kapmaları gerekirdi bu adamı.

Cartalete dedi ki...

Olabilir. :) Afrika futbolu ve Avrupalı hoca mentali birleşince güzel şeyler çıkabiliyor. 2002'nin Senegali, 2010'nun Gana'sı falan.

planck dedi ki...

Direk fransa'nın kendisi bile diyebiliriz :D

borasahin dedi ki...

Yekini'yi Milne doneminde bir ara Besiktas'da almak istemisti. Hatta Afrika Kupasina gidilip maclarin izlendigini hatirliyorum fakat fiyati pahali gelmisti. O donem Besiktas'in bir topcuya verecegi ucret senelik 500K USD idi. Sanirim bonservis filan dahil.

keyifadami dedi ki...

yekini'ye gerçekten üzüldüm. 94 dünya kupası en keyif aldığım futbol organizasyonuydu sanırım. türkiye'nin katılmadıkları içinde en azından öyledir.

ama benim için nijerya 2 numaradaydı o turnuvada. 1 numara açık ara romanya'dır. çok heyecan veridi oynayıp, şanssız şekilde elenmişlerdi...

Uğur dedi ki...

Yanlış hatırlamıyorsam biz Amokachi'yi 5 milyon Alman Markı'na almıştık. Hatta şaşırmıştım İngiliz takımından Nijeryalı futbolcuya Alman markı veriyoruz ne alaka diye :)