Adını Feriha Koydum: Fernandes’in Yolu


Pek takip ettiğim bir dizi sayılmaz. Lakin aile izleyince ister istemez müdahil oluyorsun. Zaten konu da klasik; biri zengin biri fakir olmak üzere iki aşık... Bunlardan Bank Asya’da, pardon Yeşilçam’da ikiyüzelli tane vardır. En güzelleri de Ediz Hun'un fakir, Filiz Akın'ın zengin olanlarıdır... Bir kere Ayhan Işık'ı fakir yapmışlardı, hiç inandırıcı değildi. Ayhan Işık fakir olur mu yahu? O karizmayla her hangi bir kredi talebinde "ne kadar bir meblağ arzu ediyorsunuz?"dan başka bir ikinci soru gelmez bir kere...

Neyse... İkinci sezonun başlarına bakmıştım da işler karışıktı. Feriha ölmüş, Emir de ekşınlı yoldan intiharlara kalkışıyordu. Yangına yürüme, Beyoğlu’nun arka sokaklarında kendini dövdürme gibi… Madem öyle; kendisine bir Beşiktaş maçında Fernandes’in kılığına girmesini öneriyorum.  Zira onunla “bir adam nasıl linç edilir?” sorusunun cevabını alıyoruz hemen her maç, üstelik canlı yayınla.


Artık hemen her takımın uyguladığı “Fernandes’e 2-3 adamla sert baskı uygulama” taktiği, Beşiktaş’ı tamamen sahadan silen bir etken olmaya başladı; ikinci bir plan yok gibi… Kaldı ki; baskı altında kalmasa bile Fernandes’in ideal bir ‘merkez orta saha’ olmadığını düşünüyorum. Çünkü pas değil, çalım yeteneğini seviyor en başta. O nedenle hiçbir zaman tek pasa yönelmiyor; etrafında pas opsiyonu olsun, olmasın… Mutlaka sırtını rakibe dayayacak ve iki üç kişiden sıyrılacak; öyle bir refleks geliştirmiş kendisine.
Mevcut sistemde ne bir Delgado kadar forvet arkası, ne de savunmadan top alıp oyunu açan bir Kleberson…  Ciddi şekilde mevkisiz kalıyor. Oyun merkezinde olan bir oyuncunun mevkisiz kalışı ve üzerine sürekli baskı yemesi; sistemi iyice çalışmaz hale getirdi. Ama yine de takım bir çıkış yakalayacaksa da bu Fernandes’le olacaktır. Şu günlerde, 'onun yeteneklerinden nasıl ve nerede kullanılırsa maksimum verim alınır' sorusu sorulmalı. Sonucunda da Fernandes’in yolunu, oraya sürmeli…

Beşiktaş’ın mevcut santraforları Almeida ve Batuhan. Bu tip santraforların anlamlı olması için mutlaka etraflarında bir 'ikinci forvet' gerekiyor. Çünkü onlar savunma arasına, arkasına koşu atmayan; çalımla veya driplingle ekmeğini taştan çıkararak kaleye gitmeyen; daha az esnek ve ne yapacağı belli olan oyunculardır. Kendilerini değil, indireceği toplarla, stoperlerin dikkatini üzerine çekmeleriyle ‘yanındakini’ yüceltir; yine kendilerinin değil ama takımının gol ortalamasını yükseltirler. Beşiktaş ve ikinci forvet denince de ne olursa olsun akla tek adam gelir şu sıralar: Filip Holosko.

Fernandes’in öyle bir sistemde ikili orta sahada olamayacağına göre (üçlü orta sahadayken bile kaptırdığı toplar telafi edilemiyor) oynayabileceği en ideal pozisyon “sahte 7”dir. Sneijder’in Ajax ve Schuster zamanında Real Madrid’de olduğu gibi; kanatta ama içe de kat eden, serbestlik tanınmış bir rol… Böylelikle rakipler artık ona 2’li, 3’lü baskı uygulayamazlar; çünkü bu kez takım savunmasını sekteye uğratmış, orta alanı boş bırakmış olurlar. Ayrıca Fernandes’in topla oynama sevdasıyla kaptırdığı toplar daha az tehlikeli olur. Çünkü öyle bir pozisyonda ondan topu alan Meireles gibi takımını hızlıca atağa kaldıracak orta sahalar değil de; rakibin sağ bek oyuncuları olur en fazla.

8 maçı geride bıraktık. Fernandes’in merkezden topu alıp, takımının ufkunu açan bir oyun, bir pas uyguladığını gördünüz mü? Zaten duran toplar dışında tek asisti var; o da sol kanatta aldığı topla Almeida’nın kafasına kargoyla gönderdiği pas… Ben Fernandes’in öyle bir bölgede, bu kenar paslardan (orta değil) daha sık atabileceğini; ayrıca iç kat etme özelliğiyle cepheden daha rahat adam kaçırıp, daha rahat şut pozisyonları bulabileceğini düşünüyorum.
Ama yap-boz bununla da sınırlı olmuyor elbet. Beşiktaş’ın Fernandes’siz orta sahasında, topu çekinmeden verebileceğin bir ayağa ihtiyacı doğacaktır.  Bu durumda Hasan Türk ve Oğuzhan’dan birini, yine Necip ve Veli’den birinin seçileceği ikiliye dahil etmek şart oluyor. Zaten Necip – Veli orta sahası takımı geriye iten etkenlerden biri olmaya başladı.

Şuan benim tercihim Hasan Türk olurdu. Çünkü onun topsuz oyun zekası da, en az topla olan yetenekleri kadar üst düzeye yakın. Örneğin Fenerbahçe maçında aldığı süre içersinde herkes attığı müthiş şuta takıldı. Ama benim için, 3’e 2 yakalanan bir kontra pozisyonda arka direkte kademe alarak savuşturduğu atak daha önemli bir gelişmeydi…

Ben böyle bir sistemin; biraz kanat biraz da orta saha olan Olcay’ın oyununu da olumlu yönde etkileyeceğini düşünüyorum. Çünkü bulunacağı mevki de biraz kanat, biraz da orta saha olacak… Zaten 4-4-2 görünse de, 4-2-2-2’dir bu sistemin asıl adı. Hatırlanırsa Tigana da; Ricardinho ve Delgado’yu aynı anda kullanacağı bir sistem ararken kendini 4-2-2-2’de bulmuş ve o takımı şampiyonluk yarışına sokan süreci başlatmıştı.

Savunmaya gelecek olursak; Ersan hem kontenjandan, hem de agresif yapısıyla sisteme uyumundan dolayı adını yazdırdı. Zira böyle bir sistemin ön alanda nefes aldırmaması gerekiyor. Şuan kadroda ön alan presine en yakın stoper tipi de Ersan Adem Gülüm’dür. Fizik olarak epey toparladığını da hissediyorum açıkçası. Elbette 'Almeida yerine Batuhan' gibi kontenjan açıcı durumlarda Escude de tercih edilebilir.

Değil İbrahim Üzülmez, Zekeriya Alp’in bile arandığı sol bek bölgesinde; hoca asıl elde kalan seçimler için "vay halimize!" demiş olacak ki nihayet Emre Özkan tekrar A takıma alınmış. Emre de belki o bölge için yeterince atlet değil. Ancak pozisyon bilgisi, soğukkanlılığı ve agresif oyunuyla; dereyi geçene kadar (İsmail'in dönüşü) eldeki tüm seçeneklerden daha ideal şekilde o bölgeyi kotaracaktır.
Velhasılı kelam; öyle veya böyle bu takıma “şok” etkisi yaratacak bazı taktiksel hamlelerde bulunmak şart oldu. Zira ortada yürümeyen bir şey var. Yürümeyen bir şeyde ısrar, emre itaatsizlikte ısrardan daha fena bir şeydir.  Askerlik yapanlar bilir… “Ama komutanım…” “Yaz, emre itaatsizlikte ısrar!!”

Ayrıca her an malum ilan olup; Quaresma’nın da dönüşü söz konusu olabilir. Öyle bir durumda da; yine aynı sistem içersinde Quaresma’yı Holosko’nun yerine ikinci forvet oynatmaktan başka daha makul bir taktiksel çözüm yoktur bence. Aslında ideal bir futbol takımı Fernandes ve Quaresma’dan ancak birini kaldırabilir. Çünkü bu oyuncular belli bir süre sonra “jenerik kavgasına” girişebilirler, takım oyunu pek umurlarında olmaz. Bunu yaparken arada Manisa maçındaki gibi resital de yaşanır ama sonra gidip Bolu’ya da elenebilirsin…

Zaten söz konusu Manisa maçında Quaresma forvet bölgesindeydi, Fernandes de o harika golünü sol kanattan aldığı topla attı. Dönüp dolaşıp bizim 4-2-2-2’ye hoş geliyoruz... Bu sistemde bu oyuncular hem rakip kaleye yakın, hem de olası savunma zaaflarında, 'umursuzluğunda' kendi kalesinden uzakta olacaklar. Özetle “şimdi onlar düşünsün!” taktiğini buldum galiba. Samet Hoca gidip Mourinho’yla bir demlik çay atıp, arada 3-5 Beşiktaş maçını izletseydi ancak böyle bir öneri gelirdi sanıyorum. Ben kısa yoldan verdim, gidip çayımı da kendim demleyeyim; FEDA olsun…

34 yorum:

Celal Abbas dedi ki...

Cartalete devamlı yazılarında hasan Türkten bahsediyorsun. özelliklerini vurguluyorsun. Hocam mesela çok merak ediyorum Beşiktaş yönetimi ve Teknik ekip Hasan türk için ne düşünüyor. Onun gelişimi için nasıl bir plan yapılmış. Mesela Almanya liginde bir takımda olsa özellikle Jurgen Klopp un elinde olsa hasan Türk için onun gelişimine yönelik özel antrenmanlar yaptırırlardı. kafalarında Bir hasan Türk projesi olurdu. Dortmundda İlkay Gündoğan mesela ilk geldiğinde o pozisyonun hakkını veremedi ve sonradan kesik bile yedi. Bu sezon bu pozisyonun artık hakkını vermeye başladı ilkay gündoğan. peki bu nasıl oldu. Gökten vahiymi indi ,Yoksa Matriks kasetlerimi beynine yüklendi hayır. Planı yapılmış özel çalışmalar ve oyuncununda olumlu yaklaşımı ile bu iş gerçekleştirildi. Biliyorum devamlı bu tarz yorumlarda bulunuyorum ama bence işlerin can alıcı noktası bu. yoksa 3 sene sonrada Hasan Türk potansiyeli olan ama 3 sene boyunca bir gıdım ileri gidememiş sadece çok koşan birazda fazla top kapan bir oyuncu olup çıkacak. tipik türk tipi boxtobox olacak. mevkisiz bir oyuncu olacak. Geçmişte ilk çıktıklarında övdüğümüz Murat Ceylanlar Konyasporlu Sedat Yeşiller böyle olmadımı bundan 4 5 sene önce. Teknik direktörlerde kusura bakmasınlar ama 4231 in merkez orta saha ikilisini nasıl yetiştirecekelrini geliştireceklerini bilmiyorlar. yada diğer sistemlerin gerektirdiği oyuncu özeklliklerini.

Bizim bu hocalara pişmemiş genç messiyi yani " Guordiola öncesi Messiyi " verseydik ellerine inanıyorumki ya türk tipi bir boxtobox yaparlardı yada tipik bir kanat oyuncusu olurdu. bir gıdımda ileri gidemezdi. Türk futbolunda altyapı sisteminde falan sorun var diyoruz ama bence Hocalarda teknik direktörlerde sorun var. sorunu altyapıya atıp sıyrılıyorlar işin içinden. Allah Aşkına 30 yıldır teknik direktörlük yapan bir hoca kaç tane oyuncuyu bir üst seviyeye çıkarmışlar. oyuncularına hangi futbol özelliklerini kazandırmış.

Fernandes olayına birazda bu açıdan bakıyorum. hoca kafasında fernandesi en verimli şekilde nasıl bir sistemde nasıl oynatacağına Cevap bulamıyor gibi. birde işin şu yönü var. Hoca kafasında fernandes için bir plan yaptı şöyle oynatmayı düşünüyorum dedi. peki fernandes buna olumlu tepki verecekmi ,kabullenecekmi. valenciada bildiğim kadarıyla bu gerçekleşmedi. Sonunda valenciadan yolladılar Yolu beşiktaşa düştü. fernandesin oyununu değiştirilmesine fernandes sanki olumlu cevap vermiyor gibi.

Bjk_KnightS dedi ki...

Çok güzel bir taktik analiz olmuş. Birinin bunu Samet Hoca'ya iletmesi lazım. Varsa ona ulaşabilecek biri hemen fakslasın yani. Artık holosko'yu kanat olarak kullanmaktan vazgecmek lazım. Her ne kadar almeida'nın gol atması için sadece yüksek top alternatif gibi görülse de atmasından vazgecip artırması için uğraşmak daha mantıklı.
Hala hocanın tanju ve burak'a bu kadar soğuk olmasını anlamıyorum. Yani elimizde sanki roberto carlos var da tanju'yu beğenmiyoruz. Ya da messi var da burak'ı beğenmiyoruz. Bu taktikte gerektiğinde fernandes'in bölgesinde gayet oynayabilir. Hatta süpriz şutlarından 1'i gol olsa tadından da yenmez.

Ve her ne kadar Veli'yi seven çok taraftar olsa da ben hiç beğenmiyorum. Yani koşmaktan başka hiçbir işe yaramayan bir adamı göklere çıkarıyoruz. Eğer sadece koşmak yetiyorsa Sabri süper oyuncu yani. Veli yerine o mevki de oğuzhan ya da hasan oynamalı. Son maçlarda anladık ki sadece koşmak yetmiyor. Akıllı koşmak gerekiyor.

Off Off. Çok dertleniyorum Bjk için.

EC dedi ki...

Tesekkurler cok detayli degerlendirmelerin icin..
gercekten all made sense..

benim asil anlamakta zorlandigim Teknik Direktorler bu degerlendirmeleri okuyor mu?

Yada Baskan goz atiyor mu? bugun Guntekin Onay Uzerinden belki Baskana sorular yonlendirilebilir..

Bir suru haber giriyor cikiyor.. en son duydugum Emre Ozkan in Antalya Kampina katilacagi seklindeydi.. belki onu koyar Sol Bek e..?

ben acikcasi Takimdan Umitli -eger Genclere yeterince sans verilirse- ama maalesef Samet den umitli degilim.. icine kapanik anadolu koylusu halinde ve herhangi bir terslikde hemen yol arkadaslarindan sikayet eder konumda..

Metin yada Sergen gelse keske..

Ilginc olan diger sey ise, tum Turkiye Alex ve Quaresma yuzunden Milli Takim i unuttu , Romanya bizi yenecek Istanbul da.. sonra futbolcularin dedigi gibi o avantajli fikstur hic bir ise yaramayacak..

Baskan a sorular yada Teknik Direktore sorular diye bir sayfa acsan ve saygi cercevesinde oneriler ve sorular sorulsa nasil olur?

ECO - Luksemburg

cagatay dedi ki...

Aynı yorumu ev arkadaşımla geleneksel beşiktaş nasıl kurtulur söyleşilerimizden birini yaparken ben söylemiştim olm 40 senelik defansif orta saha oyuncusunu kanat yaptın ya bir şey demiyorum sana demişti. nitekim fernandesin ortasahadan ziyade kanat oyunlarına yatkın olduğu çok net. keşke samet hoca bu yazıyı okuyor olsa bir devrim görsek haftaya sahada.

Ekrem35 dedi ki...

başlığa ayrı, şuna "Bunlardan Bank Asya’da, pardon Yeşilçam’da ikiyüzelli tane vardır" ayrı güldüm.

yazı muazzam olmuş. gerçekten çok keyif aldım okurken. zaten yorumlarda bu konu konuşulmuştu. çok güzel şekilde taktiksel açıdan açıklamışsın. yazıyı okurken kafamda bu düzende bir maç oynattım gayet etkili olduk diyebilirim :) şaka bir yana gerçekten hem almeida ya da batuhan'ın indirdiği toplara koşması için holosko'nun hem fernandes'in top kayıplarıyla can yakmaması hem de önde baskıya en yatkın stoper olan ersan'ın oynaması için bu düzen şart. ancak yazıyı keyifle okurken samet aybaba'nın böyle bir düzeni düşünüp sahaya yansıtacağına hiç ümit vermediğimden biraz içim acıdı dersem yalan olmaz.

umut ediyorum ki samet hoca beni yanıltır ve "şimdi onlar düşünsün" taktiğini hayata geçirir.

serkan dedi ki...

Toraman önerisi büyük şok oldu benim için :) bir şaka olarak kabul edip Emre Özkan'ın takıma kazandırılması için ne yapılması gerekiyorsa yapmalarını bekliyorum. Elimizde net, temiz bir sol bek var hala inat ediyorlar çocuğa da bize de yazık ediyorlar.
Sizin de defalarca tekrarladığınız gibi "mancınık toraman"ın takıma katkıdan çok zararı olduğunu düşünüyorum, sol bekte kullanılması ise hücum anlamında bizi felç edecektir. Önünde ne kadar Fernandes olursa olsun beki önündeki oyuncu ile yardımlaşmadan maçı tamamlamaya çalışan takımların fark yaratamadığını gözlemliyoruz sürekli.

Cartalete dedi ki...

Evet, ben de gördüm şimdi Atakan Kurt yazmış; Emre takıma dönüyor nihayet. O halde ben de hızlıca şablonu değiştiriyom. Toraman'ı görmediniz, duymadınız... :)

Celal Abbas ,

Kesinlikle haklısın. Hasan için ilk yazımı 2010'da yazmıştım mesela, o zamandan ideal bir ikili orta saha olabileceğinin emarelerini veriyordu.

Ama bırak özel eğitimi, profesyonel sözleşme yapılmadığından elden kaçıyordu neredeyse o da...

Benim de en çok ifrit olduğum konu, bilhassa Türk hocaların alt yapı eğitimsizliğinden yakınması. Biz mi vereceğiz o eğitimi, hatta ayda 2-3 bin para alan alt yapı hocaları mı? Zaten üzerinde durulması gereken 3-4 adam oluyor en fazla. Onlara özel ilgi, her hafta A takımla profesyonel idman, profesyonel beslenme; çok şeyi değiştirir.

Wruce Bills dedi ki...

Abi tebrik ederim yine süper bir analiz. Ama sol bekte henüz Uğur Boral'ın dışında sadece 1 kez Escude'yi deneyen, çift forvet olayını sadece lafta bırakan, Oğuzhan'ı tüm hazırlık karşılaşmalarında oynatıp, lig maçlarında sadece son 10 dakika oyuna alan hocamızdan bu tip radikal bir değişiklik beklemek maalesef hayalden öteye gidemez.

Samet Aybaba ile ilgili olumlu düşüncelerim ne yazık ki yerini hayal kırıklığına bırakıyor. Yolunda gitmeyen şeyleri görmesine rağmen değiştirebilecek cesarete sahip olmayışı ve ne yazık ki bir teknik direktör olarak futbola çok dar bir pencereden bakıyor oluşu böyle bir değişikliği yapmasını imkansız kılıyor.

Umarım yanılırım ancak bir sonraki maçımıza da aynı defans kurgusu, ortada farklı olarak Hasan Türk'ün olduğu -ki o da Veli'nin kart cezası nedeniyle mecburiyetten-, ileride de Almeida'nın tek forvet oynayacağı bir düzen bekliyorum.

box2boxMC dedi ki...

@Bjk_KnightS

"Off Off. Çok dertleniyorum Bjk için."

abi bayıldım bu yazıyı bitirişine,
ben de her yazı yazdıktan sonra bi off çekesim geliyor bu şekilde. Hislerime tercüman oldun, tebrikler...

FM oynarken bazen free den araştırıp bulduğum adamları alma işini o kadar abartıyordum ki kadro saçma sapan bir hal alıyor, kendi mevkisinde oynamayan bi dolu adam oluyordu elimde. Bu adamlarında hepsini oynatabilmek içinde asimetrik taktikler deniyordum devamlı. Sonrada düzen hastası bi adam olduğum için bu asimetrik taktikler sinirime dokunuyor ve oyunu kapatıp muhtemelen başka bi ligden takımla yeniden başlıyordum.

Şuan da da tam bu oyunu kapatıp başka bir ligden takım tutma moduna girdim nedense. Şöyle Almanya'da olsam Dortmund taraftarı olsam, kombinem olsa, her maç 60-70 bin kişiyle tepinsem dursam.

Valla düşünüp duruyorum ama bi çıkış yolu bulamıyorum Beşiktaş için, en iyisi oyunu kapatmak.

mümin dedi ki...

Ellerinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş.
Almeida BAtuhan tercihleri her ikisi açısından da yeterli olmasa da Samet Hoca'nın deyimiyle elde ki malzeme bu. kadro düzeni akla yatkın gibi dursa da ilk yorumda denildiği gibi Fernandes'in bu düzeni kabul edip etmeyeceği muaallak.
asıl sorun bu kadronun mühendisinde. öyle dengesiz ki. şimdi mütahitle olayı düzeltmeye çalış dur.

Ekrem35 dedi ki...

yazıyı o kadar beğendim ki bir yorum daha yazıcam :)

@ Bjk_KnightS'ın dediği gibi bu yazının kulübe ulaştırılması gerekiyor acilen. hani haberlerde hep adı geçen "kulube yakın kaynaklar" falan varya onlara falan ulaşsak en azından. şu yazıyı samet hocanın okuması lazım çünkü ilk yorumumda da yazdım kendisinin bunu düşüneceğine ihtimal vermiyorum.

@ Celal Abbas'ın yorumuna da katılmamak elde değil. altyapıya yeni tesis yapma düşüncesinde olan yönetimin bir de şu gençlerle yakından ilgilenebilecek, onların gelişimine katkı sağlayacak hocalar bulmaları için de çalışması gerek bence.

mustafa bir gün sportif direktör ( ama b.münihteki gibi) olarak seni beşiktaşımızda görmek çok güzel olur. böylece bu yazıları nasıl ulaştırırız diye düşünmeyiz pek fazla :)

son olarak "başkana sorular" diye bir bölüm açılsa diye bir öneri gelmiş. aynısını samet aybaba'nın katıldığı program için ben de düşünmüştüm ama böyle bir imaknımız var mıdır bilemiyorum tabi.

serkan dedi ki...

yeni şablon on numara beş yıldız :)
kalede cenk kullanılırsa Sivok-Escude opsiyonu da çıkıyor karşımıza.

Şu 11 ile başlama ihtimalimiz kaç acaba Trabzon maçına..

ceyhun dedi ki...

üstad sen de aybaba'ya güvenini yitiriyor musun yoksa bu güven kaybının yenilgiler gelmeseydi var olmayacağını, biraz skor ve tahammülsüzlükle alakalı olduğunu mu düşünüyorsun?

Mesela fenerbahçe maçında sol beke escude'nin çekilmesi düşünülürken kimse hatalı bir tercih olacağını söylememişken sonuç hüsran olunca her kafadan hem maçla hem sol bek seçimiyle ilgili bilmiş yorumlar çıktı.

Hem hocayla aynı şeyleri düşünüp hem de kötü sonuçlar alınca hocaya sallamak garip geliyor bana.

Cartalete dedi ki...

Fenerbahçe maçından sonra da zaten "hocayı teknik olarak eleştirecek noktaya gelmedim" derken, ben de aslında söylediğin şeyi destekledim. Çünkü şuana kadar yaptıkları, genel kesimce itiraz edilemeyecek şeylerdi.

Aslında sorun da bu galiba... Kendi düşündüğünü bırakıp, genel kesime hitap etmeye başlaması.

Mesela ben Escude'nin koşu boyunun uzun olmamasından dolayı orada sorun çıkarabileceğini öngörüyordum. O yüzden maç öncesi Ersan'ı yazmıştım. Hoca da galiba %100 futbolda Escude bek değil demişti. Bunu bilmesine rağmen o yola dönmesi, ilginç olan şey.

Ayrıca sene başında vaat ettiği birçok taktiksel öğeler de görülmüyor. Yine yalnız bir Almeida, orta sahada baskı altında kalan Fernandes, alan daraltamayan bir takım izliyoruz. Ve skorlar kötü gitmesinin yanında, "mevcut sistem ileride iyi olabilir" hissini de verememeye başladı.

Artık bu noktada değişim şart oluyor. Hocanın radikal taktiksel hamleler yapması gerekiyor. Çünkü ortada yürümeyen birşey var. Eğer o değişimler gelmez de yine aynı sebeplerle kötü oyun sürerse, o zaman güven yitirmeye başlayabilirim.

The Eagle Abroad dedi ki...

Aslinda esas elestirilerin cogunlugu taktiksel acidan cok genclere yer verilmemesi gibi duruyor. Misal yildiz futbolculari elinde olan Schuster kupa macinda 7-8 genci birden oynatmisti, carvahal ise ben seker veremem dedi ve boluya elendik... Samet hocayla belkide umitlenilen ve beklenen tek sey cok daha fazla genc oyuncuya yer vermesidir, fajat bu bir turlu apoletinde genc oyuncu cikarir yazan hocayla olmuyor... Fener nacinda sahada 5-6 genc oyuncu olsa bundan kotu mu olurdu? Hic sanmam...

Yana tana sol bek aranan su donemlerde misal bir dogukan pala vardi gecen sezonlardan sanirim badka takimda bu cocuk icin bur planlam uygulanabilirdi belkide. Plansizlik het safhada kendini gosteriyor gibi... Bir de adama sormazlarmi madem kadroya almayacaksin 2-3 ay ne diye kamp ustune kamp yaptin bu cocuklarla, daha giderken belliydi zaten kafanda kimi alip almayacagin... Simdi sanki hepsi bir goz boyama gibi geliyor...

movementbir dedi ki...

Annemden başka Feriha izleyenler bulduğum için mutluyum. Asıl bakalım "Samet'in yolu" ne olacak. Bu arada ömrümüz vefa edip de çift santraforlu Beşiktaş görebilecek miyiz?

box2boxMC dedi ki...

Uğur Boral yerine Necati,
Batuhan yerine Gekas,
Escude yerine Nene yi alsaydık şu an neler konuşuyor olurduk acaba...

Bjk_KnightS dedi ki...

Bende sene başından beri aynı şeyleri söylüyorum. Transfer beceriksizliği yaşandı. Sen gökhan süzen ismini almak için son günü beklemeyecen. İlk günden diyecen emre özkan takasını ya da mesela tanju kayhan takasını. Üste belirtilen (200 bin euro) para verildiği zaman kadro dışı kalmış Tanju'yu (ben uğur'dan kötü olduğunu düşünmem kesinlikle) da kabul ederlerdi. Şu anda sol bek konusunda bence gayet kafamız rahat olurdu. Stoper konusunda gelirsek Escude bence çok kötü bir transfer değil. Çünkü Ersan'ın durumu çok belirsizdi. Escude'nin şu anda ki formu beğenilmiyor ama kalitesi belli adam. Batuhan yerine Gekas'tan önce Almeida'yı euro 2012 sonrası yollayıp oraya Gekas ve Eneramo ile güçlendirsin. İkisi de boştaydı ve bunların toplam maaşı Almeida kadar bile olmaz.
Nene konusuna gelince ben başta da hayal olarak görmüştüm gelmesini. Bonservissiz öyle futbolcuyu alacak 10 tane sadece rus takımı bulunur. Ve bunlardan bizim gibi sadece ligde mücadele etmeyenleri de bulunur. Ama herşeye rağmen YD gibi kötü niyetli oladuklarını düşünmüyorum. Sadece acemiler. O konuda da başkan bugün ki konuşmasında ilerde daha becerikli işler yapacaklarının sinyallerini verdi...

Kadronun şu hali ise bence çok kötü. Yani Beşiktaş ayarında kötü. Ama bunu sene başında herkes biliyordu. İlk 4 maçta 8 puan alınca herkesin gözü boyandı. Bu takım eğer devre arasında takviyeler olursa ( hiç olmasa bile köybaşı ve pektemek takviyesi var) ilk 4 için savaşır. Girebilir mi? Eğer hoca'nın mustafa gibi bir danışmanı falan olsa hayal değil. Ama hoca gitsin, bu yeterli değil falan demek çok saçma. Yerine Ragnick geldi de klüp mü kabul etmedi. Kovduğumuz Denizli bile bu takımı kabul etmedi. Onun için gerçekçi olalım. Takımdan birilerini kovmayı değil destek olmayı düşünelim. Nasıl Fb taraftarı Aykut'a bile göz yumuyor. Bazen antremana gidip destek oluyorlar.( Bana kimse Aykut daha iyi demesin. O konuda tartışmaya bile girmem yani...)

Yaa geçen maç (Mustafa çok güvense de ben güvenmem) uğur'un halini görünce sol kanatta keşke erkan oynasaydı diyebildim. Çünkü en azından hızlı ve GENÇ...

Herşeye rağmen çok seviyoruz takımımızı. Ve gerekli desteği vermemiz lazım...
Herkes zarar vermek için eleştiri yapıyor zaten. Bizim yararlı eleştiriler (pozitif-negatif farketmez) yapmamız lazım.

box2boxMC dedi ki...

ya da şöyle diyelim;

sene başından beri aşağıdaki gibi bir kadroyla oynasaydık durumun şuan kinden ne kadar farklı olurdu, en azından yönetimin ve teknik ekibin kredisi bu kadar azalmamış olurdu ve cepten daha az para çıkardı.

Cenk

Hilbert-Sivok-Toraman-Emre Özkan

Necip-Fernandes

Holosko Muhammed Olcay

Batuhan

Yedekler;
Umut
Ersan
Sezer
Tanju
Veli
Oğuzhan
Almeida

en büyük strateji hatası sene başında Samet Aybaba'nın gaza gelip ben bu takımı şampiyon yaparım diyip Escude, Uğur tarzı transferleri yapmasıydı...

Haa tamam yaptın bu transferleri o zaman yarışta olacaksın, başarısızlıkta da gideceksin.

Üstte yazdığım kadroyla çıksaydın en az 2 sene burdaydın be Aybaba..

planck dedi ki...

Farkli duzenlerle, farkli 11lerle basariya ulasabilecegimize inancim pek kalmadi. Su duzenle ve oyuncularla futbolun dogrularini ortaya koyabilseydik bu kadar puan kaybı yaşanmazdı, oyuncular da bireysel olarak kötü gözükmezlerdi. Takim farkli bir duzende de oynasa dogru duzgun alan daraltmazsa, defans daha one cikmazsa, sok presler uygulanmazsa, pas verdikten sonra bosa kacilmazsa vs. yine degisen birsey olmaz. Bunlarin olabilmesi icin de teknik adamin daha farkli olmasi lazim. Aybaba bunları uygulamak istemiyorsa da sorun, uygulatamiyorsa da.

enorton dedi ki...

Denizli konusunu kulubu yakından bilenler daha iyi bilirler ama benim basından duyduğum ve hocanın açıklamalarından çıkardığım sonuç; hoca sadece mevcut takımı dağıtmayın demiş. Ben yarışan bir kadro istiyorum, yeni transfere de gerek yok. Bugün Q7, Fernandes, Almeida kaldığına göre eğer Denizli'ye ogün bunlar kalacak denseydi o da kabul ederdi diye düşünüyorum. Ogünkü ortamda Sivok, Fernandes, Almeida, Q ve hatta Holosko nun gönderilmesi gündemdeydi ama hiçbiri gönderilmedi - göderilemedi. Yani demem o ki Denizli'nin kabul etmediği takım bu değildi...

Cartalete dedi ki...

planck ,

Zaten bilhassa Fenerbahçe maçı kadro terchileriyle açıklanamaz. Skor olarak 36 sene sonra 3 farklı kaybetmiş Beşiktaş Fener'e karşı ama ceza sahası içinde topa vuramadığı maç en son ne zamandır acaba... 8-0'lık maçta bile Mehmet Sedef bir pozisyon bulmuştu içerde.

Ama ben bu düzenin de takımı tembelleştirdiğini düşünüyorum. Fernandes'e topu ver, onu göremiyorsa Almeida'ya şişir. Farklı hamlelere mecbur bırakacak bir taktiksel şok, çok şeyi değiştirmez ama bazı şeyleri değiştirebilir. En azından bu kadar pasif kalınmaz diye düşünüyorum.

Övünç dedi ki...

modric'i bir göz önüne getirelim mesela.adam basit oynamanın , saha içi egosuzluğun kitabını yazıyor resmen.

xavi'ye bakıyorsun yine basit oynamayı çok seven farkı doğru zamanda doğru yerde olarak yaratan bir adam.

cazorla'ya bakıyorsun adam 90 dakika maçın içinde , attığı pasları haftalardır dağlara taşlara vuran giroud'ya bir posta koymuşluğu yok pası atıyor dönüyor tekrar pozisyon yaratma derdinde .saha içinde hiç bir şeye takılmıyor.

şimdi ferdi'de bu özellikler var mı yok mu tartışmasına girmek için takım arkadaşlarını da kıyaslamak lazım.saçma sapan pozisyon alan oyuncular ile oynamak var top sana gelmeden 2 pas opsiyonu yaratan oyuncularla oynamak var.

topu sağa atıyorsun holosko'ya 3 saniye sonra büyük oranda faul bile alamadan kaptırıyor. olcay'a atıyorsun , forvet ile aralarındaki anlaşmazlık sebebi ile saçma anlarda saçma ara paslar deniyor. veli'ye atıyorsun , en zor durumdaki defans oyuncusu kimse özellikle ona pas atıyor vesaire.şu durumda adam sorumluluk almak zorunda hissediyor kendini bence.

tabi belirttiğin gibi fernandes'in doğasında basit oynamak hiç bir zaman olmadı öyle bir durum da var.böylesine muazzam bir yetenekle hala beşiktaş'ta oynuyor oluşunun en önemli sebebi bu zaten.

kısacası fernandes'in yarar/zarar paritesini arttırmak tek başına onun mevkisini değiştirmek ile mümkün olan bir şey değil bence quaresma'dan farklı bir durum var ortada.

planck dedi ki...

Cartalete,

Bu düzende topu fernandese vermekten başka b,c,d planları yoksa - ki yok görünüyor - o zaman oyuncuların tembelleşmesi normal. Formasyon değiştiğinde yine 1-2 hafta belki iyi gözükürüz, ama sonra o planı da kilitlediklerinde yine bu hale geliriz. Ayrıca bu,şu,o herhangi bir formasyonun saha parzelizasyonu, alan daraltma, şok pres gibi savunma odaklı olguları bu derece etkileyeceğini sanmıyorum. Hucüm yetersizliği formasyonla bir nebze giderilebilir belki ama savunma mentalitesindeki eksikliği bu şekilde aşabileceğimizi sanmıyorum. 7 maçın 3ünde 3 gol biz daum zamanında bile yememişizdir herhalde.

Cartalete dedi ki...

Evet. Zaten artık alan daraltma, dönem dönem de olsa topun kaybedildiği yere pres, savunma - santrafor mesafesinin kısa tutulması; sahaya 11 kişi çıkmak kadar önemli, tartışma götürmez futbol kuralı.

Bunlar olmadan hiçbir sistem çalışmaz. Ama bu takım bazı maçlarda bu futbol doğrularından çok da uzakta olmadığını gösterdi. Biraz güven kaybı da söz konusu. Konuda bahsettiğim şey aslında oyuncuların doğru pozisyon (mevki) dağılımı. Herşey düzelmeye bilir ama düzelmeye imkan tanıyacak güveni sağlayabilir böyle bir değişim. Takım nistepeden pozisyon bulmaya ve maç kazanmaya daha yakın olabileceğinden.

Hiçbir şey yapmamaktan iyidir. :)

planck dedi ki...

Bu işin içinde olmayan, sadece dışardan maçları (aslında çoğunlukla maç özetlerini) gözlemleyerek fikir yürütmeye çalışan biri olarak anlamlandıramadığım bir konu var konuştuklarımızla da alakalı. Bir takım nasıl oluyor da sezon başında yaptığı doğru işleri sonradan yapmamaya başlayabiliyor. Mesela Tigana ilk geldiği zaman kanatlarda çok güzel tek pas üçgenler kuruyorduk, topu sıkıştırmadan kaybetmeden çok güzel oyun açmaya başlamıştık. Böyle bir şey görmek heyecanlandırmıştı beni. Ama bu ilk 3-4 hafta oldu sonra bir daha bunu göremedik. Bu olay şuster zamanında da oldu, rıza zamanında da oldu, şimdi yine oluyor. Sadece Del Bosque ve luce zamanlarında takımın üstüne koyarak gittiğini hatırlıyorum. Diğer durumlara, doğru yapılanı unutmaya aklım ermiyor gerçekten.

tibet kutman dedi ki...

herkese selamlar, saygılar...

kanaatimce beşiktaş'ın müşahit olduğumuz bu dönemdeki en büyük sorunu, tepeden tırnağa liyakatsiz bir kadro tarafından yönetilmeye, daha doğrusu esnaf mantığıyla 'idare edilmeye' çalışılmasıdır. yöneticisinden sol bekine, sol açığından forvetine kadar bu durum aşikardır. ayrıca beşiktaşın bugününü ve yarınını da 'sevinmek için sevmedik', 'kolej ruhuna dönelim' romantikliği ile 'enkaz devraldık' serzenişlerinin kapanından kurtularak değerlendirmek gerekmektedir. ve bu blogda da sevinerek gördüğüm nüans budur.

bir kere hepimizin özlemi olan gençleşme ve öz kaynaklara dönme hayalinin mevcut şartlar altında gerçekleşmesinin mümkün olmadığını kabullenmemiz gerekir. mesele bu çocukların şans bulması değil, şans bulduğu sürelerde ne yapmaları gerektiğini öğrenmeleridir. yoksa şunun yerine şu oynasın bunun yerinde bu daha verimli olur gibisinden yorumlar, ancak günü kurtarma mantığını paklar ki, beşiktaş açısından sabredilecek ya da ziyan edilecek bir saat bile kalmamıştır.

bence filmin koptuğu nokta ibrahim altınsay'ın istifasıdır. oğuzhan gibi patlama yapmaya hazır ve savruk guti'den kalan boşluğu hepimizi umutlandırarak doldurabilecek bir yeteneği beşiktaş'a kazandırdıktan sonra TSL'de her eve lazım olan olcay şahan'ı getiren bir ismin, hazır elinde de uzun vadeli bir planı varken bertaraf edilmesi, belki de samet-quaresma-veli ekseninde tartıştığımız bugünün maalesef hiçbir şeye benzetilemeyen beşiktaş'ını yarattı. yorumcu arkadaşlardan birisi van gaal'in bu takıma neler katabileceğini ve özellikle gençlere sahada nerede durmaları gerektiğini kafalarına vura vura öğreteceğini yazmış. kesinlikle katılıyorum. alex'in bohçasını açtığı basın toplantısından da öğrendiğimiz üzere 'bu ülkede antrenmanlar gelişmek için yapılmıyor' ve hele ki genç oyunculara şans vermesinden başka hocalık kariyeri boyunca yetiştirip parlattığı kayda değer (bence) tek isim olmayan samet aybaba'nın eline bu yetenekleri teslim ettiğinde çarpık kadrolaşmayla sahada sadece 'koşan' on bir tane beşiktaş forması ile başbaşa kalıyoruz. henüz başında hezimete uğradığın derbinin kalan dakikalarında hasan türk'ü, oğuzhan'ı, kadir'i aliyi veliyi mehmeti oyuna sokarak gençleşme diye bir şey olmaz. buna da ancak adnan aybaba inanır.

eldeki kadronun sınırlı olması, q7 sorunu vs vs...sanırım iyice anlaşıldı ki, toraman-veli-uğur üçlüsü her ne kadar tecrübeli olursa olsun beşiktaşın kadro yapılanmasının önündeki en büyük engellerdir. bence takıma monte edilecek oğuzhan-burak-tanju ve ersan ile hem daha istikrarlı hem de ne yaptığını bilen ve en önemlisi sürprizlere gebe bir beşiktaş yaratılabilir. en azından escude-toraman güvensizliği, uğur boral 'olmazı' ve veli'nin pas veremezliğinden kurtulunabilir. quaresma'nın da artık döndürülmesi ile fernandes'in kanatlarda kullanılarak oyun kuruculuğun oğuzhan'a bırakılması fikri ise bana göre samet aybaba'nın neden bu takımın başında kalmaması gerektiğini doğrudan ispatlıyor:) kesinlikle denenmelidir. çünkü mevcut kadroda hiç kimse mevkisinin adamı değil. ne uğur bir sol açık, ne veli bir orta saha ne de toraman bir ön libero yahut da sağ bek.

sezon başında ve özellikle herkesin gözünü boyayan ancak bana göre sefilleri oynadığımız gs-karabük maçlarından sonra samet'in 7.haftayı göremeyeceğini ve beşiktaşın freni patlamış biçimde şarampole yuvarlandığını söylemiştim dost sohbetinde ve herkes quaresmasporlu olmakla suçlamıştı beni. istifa etmedi, beşiktaş'ın menfaatineyse, kendimi haksız çıkmış sayayım :)

bir de artık türlü çekincelerime rağmen özellikle bu sene için ersun yanal seçeneğinin düşünülmesini istiyorum. gerçekten bir gençleşme operasyonunu yürütebilecek yegane isim gibi geliyor bana...

tannhauser dedi ki...

not: bu yorum yazı ilk yayınlandığında yazılmış, ancak yollanabilmiştir.

başlığa ve görsele sesli güldüm.

charles manson'ın meşhur cümlesini fernandes'e uyarlarsak "ferdi'yi youtube'dan izlerseniz tanrı'yı görürsünüz, tv'den izlerseniz halı saha maçındaki göbekli abi'yi görürsünüz, statta izlerseniz takımın amc'siz oynadığını görürsünüz." beşiktaş'a geldiğinden beri düşüncem bu. ha ne oluyor, çeşitli şekillerde gözbağlayan büyüler yapıyor o topla ve acaba yanılıyor muyum diyorsun. sonra aynı tas aynı hamam. ben bir önceki konuda 4-3-3 formasyonu içerisinde oğuzhan'ın arkasında iki dmc'den biri olarak denenmesi gerektiğini söylemiştim. seninki daha ilginç bir çözüm.

yalnız bu itiraz illa gelecek, toraman'dan bek, ancak maç içinde zorunluluktan olur. 3-4'lük maç afyonu beyne öyle bir vermişti ki bireysel oyuncu performanslarını hatırlamıyorum bile :) o yüzden anelka'yla savaşına bir şey diyemeyeeğim. fakat toraman ilk hamleden ibaret bir oyuncu. bu şu andaki yerinde de sıkıntı, bekte de sıkıntı. samet hoca yönetimle uyum içinde olduğunu göstermek için yaptığı tv konuşmalarında sol bekte oynayabilecek tüm oyuncuları (emre, tanju) tükettiğinden alternatif de yok gibi görünüyor. ha ersan veya escude'den iyidir yine, dersin. ona katılırım. ama koskoca beşiktaş bunlara kaldıysa :) toraman'a da böyle deyip uzaklaştırsa ya takımdan. aslında sol bekte en radikal seçim h.türk olur şu kadroda. hem ters ayaklı değil hem de savunma sezgisi var. oynadığı çok kısa dönemde iki ters kademe yapmışlığı birine de yetişemeyip gole engel olamamışlığını gördüm sanki. tek sorunu biraz hız, biraz da güç. hızı sezgisiyle kapatır da güce bir şey diyemem. ben olsam o bölgede ismail dönene dek h.türk'ü biraz olsun denerdim.

planck dedi ki...

Emre Özkan 2. yarıda oyuna girmiş, 3. golün ortasını yapmış. İyi bir haber.

box2boxMC dedi ki...

şu İsmail'in sakatlığı bi bakımada iyi oldu, elimizdeki değerleri yerin dibine sokma konusunda 10 numara olduğumuzdan İsmail gibi bi değerin farkında değiliz. Yok çok dağınıkmış yok defansı iyi değilmiş yok orta yapamıyormuş. İsmail açık ara şu ligin en iyi solbekidir. 25 inden öncede adam akıllı kendini geliştirebileceği bir teknik direktörle çalışma şansı bulursa Avrupa nın sayılı solbeklerinden biri olacaktır kanımca.

Cartalete dedi ki...

Özet: http://t.co/yXGFhMam

Epey de kaliteli ortaymış. Maçın en kayda değer hareketi.

enorton dedi ki...

Alanya kilidini yine duran topla açabilmişiz :) Uğur Boral'ın kaçırdığı gol ve son dakikada Toraman'ın rakip oyuncunun gol atmasını izlemesi ise ibretlik...

Hasan Türk yine harika bir şut çıkarmış sol ayağından... Sırf şu attığı şut bile oynaması için neden bence... Bir de son anlarda Mehmet Akyüz sağ bek mi oynamış yoksa pozisyon gereği miydi acaba...

planck dedi ki...

Beşiktaş'ta Toraman Sevinci
Beşiktaş'ta hafta sonu oynanacak Trabzonspor maçı öncesi İbrahim Toraman'ın sürpriz sakatlığı keyifleri yerine getirdi. :)))

YoruMAkale dedi ki...

Bizim Tandemi Halletmemiz Gerekli. Şu tandem belli olsun. Son 4 yıldır yediğimiz goller futbol adına komik goller. Tandemi ve kaleciyi monte edelim. Az gol yiyelim yavaş yavaş takımı kuralım derim. Ben sizler gibi düşünmüyorum.

Guus Hiddink'in Avusturalyası gibi oynamalıyız bence geri üçlü (Toraman-Sivok-Escude) bu adamları çok fazla çıkarmazsın. Önlerinede eldeki malzemeye göre bence Necip, Veli, Fernandes, Olcay, Hasan, Hilbert 6'lısını koyarım. Oyunu genelde kendi yarısahasına çekip holosko, pektemek gibi oyuncularla skora giderim.

Ancak takmışız 4'lü defansa gidiyoruz. Elimizdeki ortasahaların çoğunun ofansif yönü çok zayıf zaten. Defansı dörtlersen bek oyuncularına mahkum kalıyorsun.