Kafa Vole


Ersan’ın direkt olarak Almeida’ya “yerden pas” attığı birkaç anın yaşandığı bir akşamdı. Aslında o sahne, “Beşiktaş neden pozisyon vermeyerek, rakibini maça ortak etmeyerek kazandı?” sorusunun bir özetiydi…  Stoperin, santrafora bir pas kadar yakın olduğu; hücumda ve savunmada takım boyunun kısa tutulduğu bir Beşiktaş söz konusuydu… Trabzon maçına kadar yaşanan kayıp seride böyle bir şey yoktu mesela çoğunlukla; stoperden çıkan topların santraforla buluşması için bir adet akbil’e ihtiyacı vardı.

Mutluluğun sırrını merak eden her Beşiktaşlının, bir ay boyunca günde üç öğün tok karna izlemesi gereken ikinci gol de; o “yakın oyunun” bir getirisiydi nitekim. Zira gol öncesi sonlanan ve Kasımpaşa’nın kontraya çıkması muhtemel bir atak vardı. Ancak orta saha ve savunmanın da olay yerine yakın oluşu ve Almeida başta olmak üzere top kaybı yapan hücumcuların karşı prese kalkarak topu geri kazanması; o muhteşem golü sağladı. Fernandes’in minyatür kale oynarcasına, çizgide kalan tek adamı da oyundan düşürerek boş kaleye vurması; olabilecek en güzel finaldi.

Ama ilk gol de, en az ikinci gol kadar övgüyü hak ediyor. En başta Holosko’nun ortası ve Almeida’nın o topa yetişip, voleyi vurması… Ben vole sadece ayakla olur sanırdım ama öğrenmenin yaşı yok. Topun gelişine kafayla da sert ve düzgün vurulup, filelerden ses çıkartılırmış meğer…  “Fernandes orta, Sivok kafa” içerikli son gol için söylenecek şey yok zaten. Malum, bu ikilinin bir duran topta buluşması, Almeida’nın kaleciyle birebir kaldığı pozisyonlardan daha fazla gol şansı vaat ediyor. Hani savunmacılar; kaleci geri pasta topu eline alabilsin diye son anda topu kaldırıp kafayla vururlar ya… Almeida da onu hücum ettiği kaleye mi yapsa ne yapsa? Ama genel olarak çok faydalı oynadı, orası kesin.

Trabzon maçındaki ikinci yarı elbette beni de mutlu etmişti ama aradığım şey tam olarak o değildi. “Ne yaptığını bilen” bir takım olmak, her zaman daha makul bir yoldu. Kasımpaşa karşısındaki Beşiktaş, ne yaptığını çok iyi biliyordu… O nedenle herhangi bir “geri dönüşe” gerek kalmadı. Maça en başından beri sıkı sıkı tutundu ve aldı…
Ersan’ın dönüşü ve Toraman’ın yeni mevkisi; Beşiktaş’ın iki maçtır daha dengeli ve yakın savunma yapmasında en büyük etken. Bunun hücuma yansımasında ise ana sebep Oğuzhan’ın takıma katılması… Sene başında “TopsuzKarar” adlı yazıda da bahsettiğimiz üzere; onun gibi bir futbol aklının daha orta sahaya eklenmesi hem takımı hem de Fernandes’i değiştirecekti. Öyle de oldu… Oğuzhan gibi bir opsiyon daha açılınca, Fernandes her maç linç edilmekten kurtuldu. Onunla Beşiktaş’ın açık kartları daha fazla. Ve rakip bunu görse de pek çözüm bulamıyor…

Sivok’un gol attığı anda oluşan yumak ve Kaptan Necip… Bundan daha ala tabloyu Picasso resmetmekte zorlanırdı herhalde.

İyi bayramlar.

28 yorum:

Batistuta35 dedi ki...

Öncelikle iyi bayramlar.

Maça gelirsek 2. goldeki paslaşmalar harikaydı.Önce inanamadım hatta ilk pozisyonun tekrarı sandım önce çünkü onda da benzer tek pasalr vardı ama baktım Fernandes topu içeri yuvarladı o an tekrar olmadığını anladım:D Olcay takım oyununa paslaşmalara çok iyi katkı sağlıyor ama bir de kaleciyi nasıl çalımlayacağını öğrense süper olacak, ikidir başaramıyor bunu.Pektemek alsın olcayla almeidayı çalıştırsın ikisini de:D Umarım bu görüntü ilerleyen haftalarda devam eder de ilk 4 hafta aldığımız gaz sonra çakıldığımız gibi olmayız.

Cartalete dedi ki...

Rüyamda Almeida yine aynı pozisyonu yakaladı, kaleciyi geçip boş kaleye yandan dışarı vurdu. :)

Olcay'ın varlığı pas opsiyonlarını arttırıyor ve o işi Holosko'nun yapmasına, topu alıp insanların içinden geçmesine gerek kalmıyor.

Ekrem35 dedi ki...

"kasımpaşa çok da iyi bir takım değil zaten onlar müsade ettiği için beşiktaş böyle oynayabildi." gibi şeyler söyleyenler olacaktır yine bu maçtan sonra. karabük'ü de yenerken aynı şeyi söylemişlerdi ve elazığspor da ligin en kötü takımı zaten. ama o elazığ fb ile berabere kaldığında ya da karabük ts ile berabere kaldığında kimse bu takımlar çok kötü demiyordu.

neyse bu bu serzenişten sonra maça gelirsek senin de yazında belirttiğin "ne yaptığını bilmek" en önemli konu herhalde. sivas maçının tmammında ve ts maçının ilk yarısında beşiktaşımızın ne yaptığını bilme durumu yoktu maalesef. ts maçının 2.yarısındaki oyun ve bu galibiyet bu 11'e güven kazandırdı. bu ne yaptığını bilen oyunda ersan, oğuzhan ve toraman epey etkili olan isimler. maçtan önce ntvspor'un muhtemel 11inde veli ve necip ilk 11deydi oğuzhan tekrar kulubeye dönmüştü. bunu yapmayarak oğuzhan'a tekrar formayı veren samet hoca da adil olduğu için bir tebriği hakediyor bence.

türkiye kupası maçında da necip sahaya kaptan çıkmıştı. maçtaki en heyecan verici olay buydu diye yazmıştım yine burda. gerçekten çok mutlu ediyor necip'in kaptan olması.

kopuk kopuk bir yorum oldu kusura bakmayın artık ve hayırlı bayramlar herkese.

planck dedi ki...

Picasso'nun sürrealist tablolarını anlamak zor olurdu ama bu takım realist bir şekilde oynamak isteyince anlaması hiç de zor olmadı :) Haftalardır bahsettiğimiz çok temel futbol gerçeklerini uygulayınca kadronun aslında kötü olmadığı da ortaya çıktı, veya kötü yanları örtüldü de diyebiliriz. Takımın boyu kısalınca, ribauntları alınca, pas veren oyuncu boş alana deplase olunca, tek paslarla oynayınca Kasımpaşa gibi dişli bir takımı bile böyle rahat yenebiliyoruz. Takımın zayıf halkası bariz bir şekilde holoskoydu, artık onun yerine erkan'ın oynamaya başlaması lazım son yarım saatlerde en azından.
Almedia bugün gerçekten çok faydalıydı takım adına. Karşı karşıyalarda yapması gereken kaleciye yakınlaşmadan, açı kapanmadan yapıştırcak köşeye. Ya da topunun dibine gircek aşırtacak. En azından yapamadığı belli olan şeyi denemesin.

Cartalete dedi ki...

Almeida'nın bize gelmeden hemen önce Portekiz'in İspanya'ya 4 attığı bir maç vardı. Orada dediğin gibi, kaleye çok yaklaşmadan vuruşunu yapmış çatala vurmuştu topu karşı karşıya.
Ben de dün aynısını düşündüm. Kaleciyi feykle yatırmayacaksan, o kadar yaklaşmana gerek yok.

box2boxMC dedi ki...

İlginçtir son 5 sezondur en büyük sıkıntımız çok zor gol bulmamızdı ama bu sezon gol attığımız maçlarda çok rahat gol bulur olduk. Bu bence bu sezonun en büyük kazancıdır.

Görünen o ki 2. büyük kazançta Oğuzhan olacaktır. Uzun zamandır bu kadar yumuşak bilekli bir BJK futbolcusu görmedim. Acaip bi saha görüşü var. Nazar değmez inşallah.

Oğuzhan'ın gösterdiği çıkışı umarım Hasan Türk'te gösterir. Ama şu an için Toraman yerini bulmuş gözüküyor. Hem Toraman'ın defanstan uzak durması hem de gerçekten ön liberoda başarılı olmasından dolayı Hasan Türk biraz daha yedekte bekleyebilir. Tabi hiç beklenmeyen Oğzuhan-Toraman ikilisinin başarısı bir anda Necip-Veli ikilisini yedek bıraktı. Gönlümden geçen Oğuzhan-Necip tir.

Son olarak yine Almeida. Bu maç daha iyiydi ama ne olursa olsun BJK nin forveti karşı karşıya pozisyonu atacak arkadaş. İsterse kafayla vole atsın umrumda değil.

tannhauser dedi ki...

pektemek lafı geçti de bir sorayım istedim. sizce pektemek bu takımda kimi kesecek. olcay'ın da almeida'nın da holosko'nun da yapamadıklarını yapabiliyor. ama onların her biri de mustafa'nın yapamadığı bazı şeyleri yapabiliyor (evet holosko bile). peki hangisi kesilecek? neden?

gerçi düşündüm de, mustafa dönsün de tek derdimiz bu olsun.

herkesin üç bayramını da kutlarım.

ceyhun dedi ki...

kazanınca takımına ilgi göstermeme durumu beşiktaş taraftarına özgü bir durum mu yoksa genel taraftar psikolojisi böyle midir acaba? :)

bakıyorum da trabzonspor maçı ve diğer puan kaybedilen maçlarda blog yorumcularının ilgisi kazanılan maçlara göre kat kat daha fazla. ortalama 50 civarı yorum var bundan önceki maç başlıklarında ama şu maç 5'te kalmış:)

neyse güzel maçtı, bir bjk maçını uzun zamandır ilk defa rahat rahat izledik, belki de bu yüzden yorumlar azalıyor:)

Cartalete dedi ki...

box2boxMC ,

Necip - Oğuzhan, gelecek 5 senenin orta sahası olabilir. Lakin şuanda Toraman'ın agresifliği, top hırsızlığı orada çok işe yarıyor.

tannhauser ,

Pektemek döndükten sonra kenar forvet oynamasın da :) Almeida'nın ondan artısı, uzun topları sıçrayıp alabilmek. Eğer bu takım yapısı o dönene kadar iyice oturursa; uzun toplar aza indirgenir zaten, daha bir Pektemek'lik takım olunur.

ceyhun ,

Tatil rehaveti olabilir :)

Ama asıl, bence Beşiktaş konuşulacak pek bir şey vermeden direkt maçı aldı, gitti. Bir takım üzerine konuşulacak çok şey varsa, takımda sıkıntı var demektir zaten. Mesela 100. yıl döneminde blog yazıyor olsam, aynı şeyleri söylemekten sıkılıp maç yazılarını sallayabilirdim belki de. :)
Ama yok, kazanma moraliyle yazmanın tadı başka...

cenk arslanbuga dedi ki...

Kesinlikle Holosko'yu keser Mustafa.Her ne kadar Holosko'yu bu sistemde yararlı bulsam da Olcay'ın kesilmesi gibi bir durum söz konusu olursa takım adına büyük kayıp olur.Olcay biraz savruk görünse de orta sahadan pas için kafasını her kaldıranın görebileceği yerlerde olması onun en önemli özelliği bence.Manuel'in soğukkanlılığının çeyreğini edinebilse çok çok daha yararlı olur.Örneğin Almeida'nın kaçırdığı karşı karşıyanın asistini yapmadan önce önünde kalan şans topu biraz sakin olsaydı akışı gereği zaten hakimiyetine girerdi.
Konuya dönersem bence Mustafa forveti ikileyen kenar açığı oynar. Hem de iyi oynar. Gençlerbirliği'nde de yanlış hatırlamıyorsam buna benzer oynuyordu.

Cartalete dedi ki...

Ben zaten oraya bir yabancı transfer (Nene gibi) olabileceğini varsayıyorum. Ki bu takım zirveden çok uzaklaşmazsa devre arasına kadar, öyle bir transferle ve sakatların dönüşüyle; sonuna kadar yarışabilir.

helldoradotcom dedi ki...

yillardir stoperde kotuledigim toraman'a 2. hafta ust uste kredimi vermeyi borc bilirim. yine guzel oynadi . ozverili demiyorum zaten defansta da ozverili oynardi ama kapasitesi yetmez hata yapardi. ortasahada hata da yapsa telafisi oluyor ki bence o mevkide oldukca faydali. Oguzhan'a gelince beyniyle oynuyor ve teknigi de buna yetiyor. umarim giderek turklesmez!

yeronda dedi ki...

Benim kasımpaşa maçıyla ilgili iki anektod kaldı aklımda.Birincisi Uğur Boral faciasıydı.İlk yarı bir pozisyonda ayağı kaydı düştü,kasımpaşa sağ açığı sanırım birden önü açılınca şaşırdı hatta arkasına baktı "nerde bu adam" edasıyla.Uğur boralı yerde otururken görünce devam etti,ceza sahasına hatta kale sahasına iyi bir pas çıkardı.Tamamlayan olmadığı için pozisyon gol değeri olamadı ve çoğumuzun hatırında kalmadı.Hemen birkaç dakika sonra sırtı dönük futbolcuya ceza sahası önünde oldukça gereksiz bir şekilde bir de faul yaptı ki akıllara zarar.Bu tür pozisyon hatalarını genç bir futbolcu yapsa bir şekilde tolere edilebilir.En azından genç olduğu için uyarılır,dikkati çekilir.Gençte anlar,daha dikkatli davranır.Bunu yapan 30lu yaşlardaki uğur boral.Transfer edildiğinden beri aklımda eskiden kalan uğur boral etiketinin beşiktaşın istediği sol bek olmadığını düşünür dururdum.Onun aklımdaki etiketi kısaca "dengesiz" olarak kalmış.Sevilla maçlarında yaptıkları bir yana saçbaş yolduran performansları diğer yana.Uğur boral üstüne yapışan bu dengesizlik hali bu sezonki beşiktaş gibi kırılgan bir takımda nekadar ters bir etki oluşturabiliri özellikle son 4 maçtır görüyoruz.Sözün özü bahsettiğim bu iki pozisyonun vurucu etkisiyle net fikrim şudur ki "uğur boral beşiktaş için çok dengesiz ve biran önce o sol bek mevkinden ve ilk 11den uzaklaştırılmalı".Onun yararlanılabileceği daha farklı pozisyonlar olabilir.Mesela olcayın şu meşhur koşu kalitesinin düştüğü ve oyunun tutulması gerektiği ikinci yarılarda uğur boral dengesizliğinin patlayıcı etki gösterebileceği dakikalar-maçlar olabilir.Böylece her maç acaba bu maç uğur boral bombası ne yapacak diye düşünmekten kurtuluruz.

Bu maçta aklımda kalan diğer enstantane ise sanırım beşiktaşın 3. golünden sonra samet hocanın kulübede dönüp batuhana sarılması.Batuhan gibi bir adamın yüzünün gülmesini sağlayan bu hareket beni samet hocanın batuhanı adam edip beşiktaşa kazandıracağı konusunda biraz umutlandırdı doğrusu.çok mu romantiğim yoksa (:

Buarada trabzonspor maçında tribünde schusteri görmek aktif olarak 20 senedir türkiye ligini takip eden beni huylandırmadı değil.Bununda altını bir çizelim.Yarın öbür gün oluşabilecek durumlarda ben demiştim diyebilme fırsatımız olsun (:

Buarada Mustafa ve tüm yorum yazan arkadaşlar hepinizin geçmiş bayramını kutlamayı da unutmayayım.

box2boxMC dedi ki...

Sene başında 3 noktada sıkıntı vardı, Sağ açık Holosko, sol bek Uğur ve stoper Toraman. Bi şekilde Toraman'ı ortasahaya monte edip, sorunlardan birinden kurtulduk. Sağ açık Holosko takım iyi oynadıkça iyi oynacaktır. Biraz güven problemi var sadece. Geçen maç yine çok güzel bi arka direk koşusu yaptı ama atamadı. Ama sol bek konusu fena kangren oldu artık. Bu kadar kötü oynamasına rağmen Aybaba'nın Emre Özkan'ı düşünmemesi ilginç, demek eleman yeterli değil hala. Umarım İsmail sağlam döner ve 2.yarı sol bek konusunda rahatlarız.

Bu arada Toraman 3 hafta yokmuş. Kafalardaki gelecek orta saha ikilisi Necip-Oğzuhan ı görmek için iyi olacak ama Toraman iyi oturmuştu oraya. Umarım Necip devam eder aynı şekilde. Birde üstüne Necip kaptan olarak çıkarsa yemede yanında yat.

borasahin dedi ki...


Bence bu mac cok temel 2 gercegi bizlere tekrar hatirlatti:

1. "Unit" olarak hareket edilmesi

2. Takimin pas dagitim merkezinin Fernandes olamayacagi. Onun yerine baska bir oyuncunun ana pas dagitim merkezi olmasi, Fernandes'in bu anlamdaki rolunun ikincil olmasi gerektigi. Diger oyuncunun pozisyonu wide midfielder tadinda, TR tabirle ic oyuncusu olabilir, daha merkezde olabilir vs. vs. Ama rolunun birincil olmasi gerektigi. Ayrica bu rol modelde Fernandes'in daha geriye gelmesi durumunda, mevzu bahis sahsin ileriye dogru kat edebilmesi gerekiyor.

1 surekli olarak dile getiriliyor. Unit olarak hareket ederken cok fazla geriye de yaslanmamak gerekiyor. Aktif olmak gerektiginde rakibin birinci bolgesinde, pasif olmak gerektiginde kendi ikinci bolgemizde toplari kazanmamiz lazim. Maalesef geriye yaslanma durumunda pozisyon vermeme gibi bir durumumuz olamaz.

2'yi de sezon basinda konusmustuk, artik bence cok net bir sekilde ortada. Bu takimin iyi bir organizatore ihtiyaci var. Fernandes tam olarak bu rolun oyuncusu degil. Ayrica Fernandes'in verimli olabilmesi icin de boyle bir karaktere ihtiyacimiz var. Necip ve Veli bu rolu kotarabilecek oyun karakterine sahip degiller. Ayrica su an itibariyle savunmanin onunde de oynayabilecek durumda degiller. Rolleri ile ilgili konusmustuk. Bize Emre, Selcuk ya da her ne kadar U18'den sonra yakinen takip etmesem de Nuri tadinda oyuncular lazim. Pas merkezi, ama gerektiginde ileriye dogru gidebilecek oyuncular. Oguzhan bu anlamda cok buyuk bir eksikligi doldurdu, ama sorun su ki aslinda Oguzhan'in bu gorevin altindan ne kadar kalkabilecegi soru isareti, yani istikrar ve devamliliktan bahsediyorum. Aslinda takimin yildizi olan ve yakinda satmak istedigin veya o bolgede oynayan ama captan dusmesine ramak kalmis veya temposu gorece azalmis bir oyuncunun veliahti portresi ciziyor. Umarim performansini arttirarak surdurur, ama Oguzhan istikrarli olarak burayi dolduramazsa dahi bizim boyle bir oyuncuya ihtiyacimiz oldugu asikar ve mutlaka transferle ya da bir sekilde doldurmaliyiz. Sahsen Oguzhan ve Hasan T'nin burayi doldurmasini cok isterim. Oguzhan daha ileriye giden, Hasan T daha geride pozisyon alan bir oyuncu portresi ciziyor. Beraber dahi oynama imkanlari olabilir ama Oguzhan'in su an ki fiziksel halini, Fernandes'i, takimi vs. dusunursek savunma onu oyuncusunun gercekten farkli olmasi gerekiyor. Tor o bolgenin istedigi fiziksel yeterliliklere sahip ve orta sahada ciddi bir ball-winner. Terazide Hasan T'nin pas yetenegi simdilik daha hafif kaliyor gibi gorunuyor ama mutlaka Hasan T'yi bu sene test etmeliyiz. HasanT ve Oguzhan'un bu seneki performanslari o bolgeye transfer ihtiyacinin zorunlu olup olmadigina dair ciddi fikir verir.


Bu arada attigimiz ilk gol de aslinda 40 yilda bir olacak cinsten. Holosko ortaliyor, Olcay ortayi karistiriyor, arkadan gelen Almeida kafayi vuruyor. Aslinda TS macini ilk yarisinda hocanin dusuncesi de buydu. Fakat sorun su ki o orta istikrar bir sekilde gelir mi? Iste gelmeyecegi icin Almeida'nin sol uzak forvet oynamasi sacmaydi ama aslinda kendi icinde bir tutarliligi yok degil.

Nene nasil bir oyuncudur? Holosko kadar hard-working midir? Pozisyon alirken kaleye yakin kalmayi mi tercih eder? Eger savunmadaki bolgesine donmezse, ileride pozisyon alisi bizim adimiza bir arti deger yaratir mi yani terazideki dengesi nasil olur? Ceza sahasi icinde cozum kumesi genis midir, nasil toplar ister? Nene prese katki verir mi? Holosko kadar hard-working mi? Degilse o acigi nasil minimize edebiliriz?

BTW: Olcay'dan iyi bir sahte dokuz cikabilecegine dair teorim var :)

Basar dedi ki...

Toraman'ın yokluğunda Hasan Türk'ün, Necip'ten daha iyi performans sağlayacağına inanıyorum. Pas akışkanlığını iyice arttıracaktır. Malesef hala daha kendisini 11'de göremiyoruz...

Her koşulda, umarım "yıldız futbolcumuz" Veli o bölgeyi parsellemez.

box2boxMC dedi ki...

2015/2016 BJK Kadrosu

Yabancı

Yabancı-Yabancı-Ersan-İsmail

Oğuzhan-Necip-H.Türk

Muhammed

Pektemek-Yabancı

Ekrem35 dedi ki...

@box2boxMC
kadroya bakınca yüzümde bir tebessüm oluştu. kaptan da necip olur bu kadroda heyecanlanmamak elde değil.

ben kasımpaşa maçından sonra samet hoca'nın yaptığı açıklamayla ilgili bir şey sormak istiyorum; "2-0 dan sonra önde basmamız gerekirdi ama geriye yaslandık" diyor samet hoca. biz de bu konuyu burda çok konuştuk. beşiktaş topu rakibe verip kendi sahasında beklerse savunma yapmakta bir hayli zorlanıyor. hocanın da bunu görmesi güzel ancak uygulanamama sebebi sizce nedir? tamamen futbolcuların skoru koruma içgüdüsü diyebilir miyiz buna sebep olan? yoksa başka örneğin fiziksel yorgunluk gibi etmenler de etkili midir bunda?

bu arada ersan ve oğuzhan'ın lig tvye verdikleri röportajı herkesin izlemesi gerek diye düşünüyorum.

Cartalete dedi ki...

Maçı güzel bir açıdan canlı seyrettim, Fernandes de bu takımın kendini geriye atmasında şikayetçiydi. Sürekli bağırıp öne çıkarıyordu savunmayı. Ama Bora'nın dediği gibi, illa sürekli önde basılacak diye bir şey yok; oyunu tutarken statik alan savunmasına dönülebilir ama bunu kaleden uzakta, orta sahanın az gerisinde yapmak lazım. Beşiktaş nispten bunu yapabildi, o 4-1-4 şeklinde dizilen takım çizgisini bozmadı hiç. Bu yüzden Kasımpaşa'nın gol şansı sadece duran toplara kaldı, hani bu sahadan net görülüyordu.

Cartalete dedi ki...

Nene konusuna gelirsek; onun saha içi çalışma azmi çok yükek değil bildiğim kadarıyla. Ama Holosko'nun da o topsuz koşuları, pek top kazanma olarak geri dönmüyor. Nene daha çok "iş bitirici" kenar forvetlerden. Adam eksiltir, topsuz koşuyla pozisyona girer, duran top kazandırır vesaire... Beşiktaş'ın eksik tarafını kapatır, hard-working'li adam çok; diğer tarafa onlardan biri konulur. Olcay - Veli, benim ters taraf için adaylarım.

Nene olmasa bile, bir adet yetenekli kenar forvet şart gözüküyor. Adı geçen Ozan İpek, nazarımda tam olarak o tip bir oyuncu değil. Beşiktaş Oğuzhan'la birlikte direkt hücum takımından ziyade, değişkenli ve çabuk kısa paslara dayalı bir yapıya dönüştü. Ozan'ın buna çok uyumlu olacağını düşünmüyorum; Olcay'ı tercih ederim.

borasahin dedi ki...


Cartalete,

Sahsen Fernandes'i cok yakinen takip edip her hareketini mercek altina almadim. Tabii herkesin seyretmesi de ayni anlami tasimiyor, goz var goz var, ben biraz tecrubeme guvenerek konusuyorum :) Her maci da seyretme sansim olmuyor. Butun bunlar isiginda maci da guzel bir acidan canli seyrettigine gore Fernandes hakkindaki gorusun nedir? :) Yorumlarimizda hem fikir miyiz?

One gectikten sonra senin de dedigin gibi daha hareketli ve esnek pozisyon almali duzenekten daha konservatif bir yapiya dusulebilir. Ozellikle kenarlarda 2'ye 1 kalmamak adina... Burada birincil onemdeki konu senin de dedigin gibi 4-1-4-1'lik yapiyi korumak...

Holosko'nun geri donusleri dedigin gibi direk top kazanma olarak donmuyor, ama bekini yalniz birakmamasinin yani dolayli yollardan katkisinin onemi direk katkisi kadar olabilir. Bunun arastirmasini yapmak guzel olurdu :)

Burada defalarca konusmustuk. Sakalimiz olmadigi icin kimse takmiyor :(

"The situation was mildly concerning for Real in the first half, but became an all-out problem area in the second. Ronaldo’s gameplan, as always, is to stay high up the pitch and look for quick attacks – indeed, his goal came precisely because of his aggressive positioning, and for as long as he continues to record outstanding goalscoring figures, his defensive performance won’t be questioned."

LINK=http://www.zonalmarking.net/2012/10/24/dortmund-real-tactics/

Q7 ile bunu saglayamiyorduk. Tabii takim yapisi da onemliydi. Yine de hersey yerli yerinde olsa dahi terazideki dengesi ortalama da bizim aleyhimize idi. Ayni seyin Nene icin olmasini istemem. Nene kanat bolgesinde oynayabiliyor degil mi? Bazi ikinci forvet karakterli oyunculari kenarda efektif kullanmak mumkun olmayabiliyor...

Dedigin gibi buyuk ihtimal Nene Holosko kadar disiplinli oynayamayacaktir, bu acigi kapatmak icin
1. Hem hucumda daha uretken ve efektif olmali
2. Onde pozisyon alirsa tersindeki oyuncunun hard-working ve orta saha karakterinin olmasi onemli olur

Bence boyle bir oyun duzeninde bizim asil topugumuz kanatlarimiz olur.

borasahin dedi ki...



---------Sivok------Ersan---------
-Hilbert--------------------------
------------Toraman-------Ismail--
--------------------Ozzy----------
-----------Manu-------------------
-----Nene------------------Olcay--
-------------Pektemek------------

Ilginc olabilir...

Bence width (bizim adimiza) ve rakibin kenarlari iyi kullanma olasiligina karsi Olcay'in gorundugu yerde sol onde git-gel yapabilen birini kullanarak cozebiliriz. Mesela iyi zamanlarindaki Uzulmez gibi. Arkasindaki bek biraz unusual bir sekilde ortaya girer. Bence Ismail'de ciddi top kazanma yetenegi var ama klasik bek savunmacisi seklinde degil, ortasahadaki baskiyi devam ettirip ve/veya sonlandirabilecek bir bicimde. Bence bir Terim takiminda olsa bu konuda yildizlasir.

Nene'nin acigini Hilbert ve Tor paylasimli olarak kapatir, onlarin yaptigi kaymanin diger tarafini da Ismail kapatabilir.

furkan karakan dedi ki...

belki biraz radikal bir görüş gibi durucak ama ben muhammed'in de bir süre (en azından ilk 11 tecrübesi ve maç kondisyonu kazanana kadar) kenar forvet olarak kullanılabiliceğini düşünüyorum. özellikle'de holosko'nun olduğu kanatta, ters ayaklı bir futbolcu olarak. nitekim a2'de de bir çok kez sağ açık veya kenar forvet olarak oynadı. bununrnekleri çok var; ofansif orta saha olan bir çok genç arkadaşımız bir süre böyle kullanılabiliyor. mesela götze. kagawa'nın varlığı onun kenar forvet olarak kullanılmasına neden olmuştu ve nitekim 2 sene kendini çok geliştirdi. chelsea'de hazard ve oscar; zaman zaman mata. işte ne bileyim kerim frei vs. bu konudaki görüşünüzü alabilir miyim

Cartalete dedi ki...

Hem Oğuzhan eklentisi, hem de takımın yakın oyunu hücuma çıkarken görevi o kadar güzel paylaştırdı ki; Fernandes yeni transfer olsa tam olarak çözemezdim, o derece iş düşmedi. :) Ama dediğin gibi, oyun yapısı "savunmadan çıkarken ilk pas opsiyonu" olabilecek yapıda değil pek. Çünkü çevre kontrolü yapmadan hemen topu saklama derdine düşüyor. Oğuzhan bu konuda daha zeki.

Ama şu var ki 4-1-4-1 dizilişinde Fernandes, tıpkı Holosko gibi top hırsızlığında çok etkin olmasa da en azından takıma bütünlük kazandıracak kadar topsuz alan pozisyonunu alıyor; orada bir kırık diş olmuyor. Ve topu ayağında iyi tutabilmesi, geride alan savunması yapıldığı zaman hücum koşularına zaman kazandırıyor.

Aynen o son dizilen 11'de olduğu gibi; orta saha ile forvetin arasında (ama 10 numara pozisyonu değil) bir yerde kuluçlandığı vakit faydalı olur.

Nene Pektemek Olcay üçlüsü benim de hayalim, hele de arkalarında Fernandes - Oğuzhan ikilisiyle... Nene sakat mı bilmiyorum ama PSG 18'e de almamaya başladı. Muhtemelen devre arası oraya bir yıldız daha düşecektir. Bu da transferini kolaylaştırır.

Cartalete dedi ki...

Furkan Karakan,

Bence de Muhammed'in ilk çıkışı, kenar forvet bölgesine olmalı. Messi de, Iniesta da, Modric'te; fizik ve mental olarak top düzeye ulaşana kadar öncelikle o pozisyonda başladılar nitekim.

Daha az sorumluluk, topla yetenekler için daha fazla fırsat demektir böyle oyuncular için "ters kanatta" kenar forvet rolü.

furkan karakan dedi ki...

bide ben hasan'ın şu oyundaki rolünü merak ediyorum. bence oğuzhan ilk11'i aldı diye hasan'ı tamamen küstürmek olmaz. mesela en azından kupa maçlarında ilk11 başlamalı. veya ne bileyim daima ilk18'de tutulup oyuncu değişikliklerinde veli'ye tercih edilmeli. mesela samet hocanın son maçta hem necip'i hem veli'yi 18'e alıp hasan'ı almaması beni kızdırdı açıkçası. bilmiyorum mehmet akyüz bile vardı ama hasan yoktu. tamam yedekte en az iki tane santrofor özellikli oyuncu bulundurmak gerek ama bunlarda biri mehmet akyüz; ve onun yüzünden kadro dışı kalan oyuncu hasan gibi bir oyuncuysa hiç gerek yok. o 2. yedek santroforu saha içindeki holosko'dan da yaratabilirsiniz.

box2boxMC dedi ki...

Hasan Türk nedense bana saha içinde Guti'yi hatırlatıyor. Koşu stili, pas verişi hatta tipi bile benziyor. Keşke fırsat olsaydı da birlikte oynasalardı biraz.

Farkında mısınız bilmem ama orta saha bölgesi için baya bi alternatif oluştu. Artık burda önemli olan Samet Aybaba'nın en uygun ikiliyi bulması olacak. (Ernst-Cisse gibi) Sanki Oğuzhan-Toraman o uyumu sağlamışlar gibi. Tabi Necip-Veli-Hasan Türk'ü de bi kenara atmak olmaz. Veli ve Necip'i kanatlarda oynatmak opsiyonunu da düşünmeli SA. Hasan Türk'te bu sene eline geçen tek tük fısatları değerlendirecek artık.

Bjk_KnightS dedi ki...

Nene yüzünden sakatlanmıstı sanırım. Tam yerini bilmiyorum ama 6 hafta sahalardan uzak kalacakmıs. 6 hafta sorna geri donusu nasıl olur benim icin ?.
ayrıca genclesme genclesme deyip oraya 31 yasında bir oyuncu almakta hala (bu kalitede olsa da) ?
ayrıca ant-fb macında gordum ki isaac holosko'nun mevkisinde ondan daha etkili. hem geri donus olarak hem de hucuma katkı olarak. Alınsın diye soylemiyorum ama holosko'nun ne kadar geriye gittigini soylemek istedim.

hoca ins ofspor macında hasan oguzhan necip oynatır ki box'ın soyledigi gibi 15/16 sezonunun orta sahasını bir aradaa gormus oluruz :D