46-55


Çok acayip bir maç oldu. Gerçi izlediğimiz şeyin maç olduğundan da tam olarak emin değilim. Oğuzhan’sız Beşiktaş, son 2.5 maçtır sergilediği akıl oyunlarını terk ederek kendini kaos futboluna bıraktı. Evet, dün akşam anladık ki ‘kaos futbolu’ diye bir şey var… Liverpool maçının 46-55 arasında her Beşiktaşlı o tribünlerde olmak isterdi. Dün akşamın 46-55’inde ise, biraz hayalperest olan bir Beşiktaşlı; mutlaka kendini o takım içersinde hissetmiş, ikinci golü atan Holosko’nun sırtına atlamıştır…


O dakikadan itibaren, Beşiktaş’ı daha sakin oynamaya itecek bir hamle gelmesi gerekiyordu belki de. Sonuçta ortada olan şey oyun üstünlüğünden ziyade; motivasyon ve tempo patlamasıydı, her an tükenebilir ya da sinir harbine dönüşebilirdi. Belki de o hamleye zaman kalmadı; zira çok geçmeden Bursaspor bir duran top golüyle eşitliği sağladı.
Veli’ye çoğu Beşiktaşlı da dahil olmak üzere, kendini yere attığı gerekçesiyle bir yüklenme söz konusu. Bence Veli’nin kendini yere atmadığı kesin, çünkü tekrarında sol ayağının, sağ topuğuna takılmasıyla düştüğü açıkça görülüyor. Ferhat’ın o andan önce Veli’nin sol bileğine darbe yapmış ya da yapmamış olması asıl mesele. Bence bir müdahale vardı, yani penaltıydı.

Bir diğer kritik pozisyonda da; Bursasporlu savunmacıların top Olcay’a gelmeden önce zaten durduğu görülüyor. Keza N’Diaye’nin önünden geçiyor top, hakemin düdüğünü duyduğu için müdahale etmiyor. Ancak Fırat Aydınus’un oyunu devam ettirmesi gerekiyordu, madem Necip’in durumu inandırıcı gelmedi… Gerçi orada Necip’te de kabahat yok değil. Velhasıl,  o olaydan itibaren Beşiktaşlı oyuncular iyice maçtan koptu; o motivasyon sinir harbine dönüştü bir süre… Sonrasında yine duran top dalgınlığı ve gol…

Bu maçta Beşiktaş orta sahası ciddi şekilde ‘görev paylaşımı’ sıkıntısı yaşadı. Burada da bana göre etken Veli’nin mevkisiz kalma durumu, bir de formsuzluğu var tabi… Yine topu almada, ‘aramada’ Fernandes tek opsiyon oldu ve baskı yedi. En azından öne geçtikten sonra hemen bir Hasan Türk hamlesi beklerdim, zira 2-1’de olmasa da 3-2’den sonra o hamle zamanı vardı… Ya da Veli – Toraman değişikliği daha erken yapılabilir; orta sahada kimin ne yaptığı daha belirginleşir ve “sakinlik” gelirdi en azından. Zira son dakikalarda orta sahada en sakin top atan oyuncu Toraman’dı ilginç şekilde.

Vedat Ağabey “taraftarın bile kademesine girer!” derken bunu övgü olarak, mecaz anlamda kullanırdı. Ama dün akşam Uğur Boral gerçek anlamda taraftarın kademesini alıyordu sanki; zira Tuncay sağ kanatta rahat bir orta şansı yakalarken kendisi kapalı tribünler önündeydi. Çok geçmeden yine bir pozisyonda maçı bırakıp yan hakeme sardı… At yarışlarında handikap olarak ağırlık falan verirler ya hani, ya da apranti… Beşiktaş’ın bu seneki handikabı da Uğur Boral olacak sanırım; o 11’e yazılmadığında 3-0 hükmen mağlup cezası falan olsa gerek.
Övgü köşesine ise Ersan’la başlamak isterim. En az Oğuzhan kadar Beşiktaş’ın olumlu anlamda “başkalaşmasını” sağladı. İkinci gol öncesi topla boş alanı kat ederken; asist öncesi pasa imza atacağını hissettim. Zira artık modern futbolda, topla çıkıp orada adam fazlalığı yaratan stoperler revaçta…

Maçın başlarında topu Baggio’vari önüne alan, penaltıyı olabilecek en hızlı şekilde golle sonuçlandıran Hugo’ya da ayrı parantez. Formda ve arzulu hali, gol atmasa da çok şeyi değiştirebiliyor. Aynı şey Holosko ve Olcay içinde geçerli; formda oldukları vakit her an işin rengini değiştirebilirler, bugün olduğu gibi… Evet, maçı alacağı anda yine kritik bir gol kaçırmasına rağmen Olcay benim için öyle. Zaten o pozisyonda top arkasında kaldı, sadece ayak koydu; vurmadı. Biraz da Hilbert geç attı sanki, fazla dürttü topu… Necip’in Hilbert’e 'attığı zaman ayarlı lob kısa pas' da ayrı güzeldi elbet. Keşke şu maçta Fernandes’le ikili gibi kalsaydı; Hasan Türk savunma önü başlasaydı, çok şey değişebilirdi…

Yine de galibiyete fazlasıyla yaklaştı Beşiktaş. İki taraftan birine taraf olmayan için epey eğlenceli bir akşam olmuştur sanıyorum. Ben ise bitiş düdüğüyle Yüksek Sadakat’in şarkısını “Belki Üstümüzden Bir Tren Geçer…” şeklinde mırıldandıran maçın sadece 46-55 arasını hatırlamak istiyorum… Gelecekte yine aynı heyecanda, ama gerekli zamanda daha sakin bir Beşiktaş’ı izlemek dileğiyle… Oğuzhan ve Toraman’ın (orta sahaya) dönüşleriyle, bu zaten mümkün olacaktır…

Bu yazıdaki son arzum ise; bana göre yakın gelecekte ‘üç adet Ozan İpek’ edebilecek Ferhat Kiraz’ın 700 bin ettiği yerde; sorunlu olduğu tescillenen Ozan İpek’e (yakın gelecekte 1/3 Ferhat) herhangi bir bonservis ödenmemesi hatta hiç transfer edilmemesi. Sisteme çok uygun düşeceğini sanmıyorum zira. Kaldı ki o tip bir B planı için Erkan Kaş var elde…

Beşiktaş 3-3 Bursaspor
9 Kasım 2012

65 yorum:

Ekrem35 dedi ki...

üzüntüden uyuyamıyorum bu gece. kaç kere şu takım bugün verdiği mücadelenin karşılığını alsın diye dua ettim. ts maçının ve bursa maçının 2.yarılarındaki oyun 3 puanı hak ediyordu bence.

hızlı kullanılan duran toplardan iki gol yemek ayrı koyuyor insana. hadi ilknde hata yaptın daha sonraki pozisyonlarda uyanık olman lazım artık. ilk goldek uğur boral'ın taç çizgisinde ne yaptığını açıklayabilecek tek bir insan yoktur şu dünyada.

gs, antep ve bu maçta skoru koruyamadığımız için 3 puan yeirne 1 puana razı olduk veya puan kaypettik. oyunu biraz olsun soğutmayı beceremiyoruz ne yazık ki. skoru bir 10dk. korusak oyun dengelenecek ve biraz dinlenmiş olacağız.

neyse daha fazla uzatmaya gerek yok. ilk yarıda vasat ikinci yarı güzel bir oyun sergiledik. hücumda sorunları azalmış bir beşiktaş var birkaç maçtır. inş.savunma sıkıntısı da aşılır. son olarak tam haftaya toraman oğuzhan ortasahasına dönüyoruz diye sevinirken hilbert'in cezası geldi aklıma. toraman büyük ihtimal sağ beke geçecek o yüzden. bir de hilbert demişken senin gibi olcay2ın kaçırdığı pozisyonda hata bence hilbertteydi orta çok da güzel değildi dışa doğru döndü ve arkasında kaldı olcay'ın.

Cartalete dedi ki...

Orta mecbur dışa dönecek sağ ayaklı olduğu için de, geç attı işte problem o. Daha ilk aldığı anda zaten 3 Beşiktaşlı vardı Bursa savunmasının önünde, hepsi de topun arkasındaydı.

Cezai durumu unutmuştum ne güzel ben. :) Neyse Necip yine savunma önünde devam eder.

ceyhun dedi ki...

toroman holosko'nun yerine girdi, bu nasıl bir değişiklik diye kafa yorarken adam gayet soğukkanlı bir şekilde güzel pas yaptı.

bahsettiğim bu yaşadığımız şey neydi anlayamadım:)

Ekrem35 dedi ki...

:) evet dışa dönecek elbette demek istediğim arkasında kalmayı anlatmaktı. belki yerden sert orta olabilirdi ama öyle olsaydı falana girmeye gerek yok. ve aynen dediğin gibi ilk pozisyonda kesmesi en idealiydi. olcay bu takım için çok önemli bir parçadır ve olası ozan ipek transferi ile umarım yedeğe çekilmesi düşünülmüyordur.

bu saatte hatırlattığım için kusura bakma o zaman bu cezayı :) bugün uğurla beraber sivok'u da pek beğenmediğimi eklemeliyim.

bir de "ağlamak" olarak görülebilir ama beşiktaşlı futbolculara kolay kart çıktığı kanısındayım hem de kendi sahamızda. inönüde rakip takımlara fazla tolerans gösteriliyor bana göre. ilk yarıda necip ve fernandes'e kartlık müdahelerde bulunan n'diaye buna güzel bir örnek bence.

ceyhun dedi ki...

bir de her ne kadar oğuzhan olmayınca ortasahada alan paylaşımı kötü yapılsa bile bu kadar topu şişirerek oynamaya gerek var mıydı gerçekten?

almeida'nın kafasına şişirmeden pas yaparak ilerleyebileceğimiz bir sürü boşluk varken bu kadar zorlamak doğru muydu? tamam topu şişirip düştüğü yerde veli necip olcay gibi azmanlarla kapıp ani atak yapmak birçok yerde yaradı ama futbol bu kadar basit bir oyun mu yahu? bursaspor da gayet açıklar veriyordu kendi alanında.

Cartalete dedi ki...

İşte o Veli - Hasan hamlesi erken gelseydi, top savunmadan daha değerli toplu dağılırdı sanki. Ki Beşiktaş her düzgün çıktığında pozisyon yakaladı neredeyse.

Ekrem35 dedi ki...

bu maçla ilgili fernandes'in top kayıplarına da değinmemiz gerekir diye düşünüyorum. benim hatırladığım 3 top kaybıyla tehlikeli pozisyonlar gördük kalemizde. bazı zamanlarda sağında-solunda veya defans arkasına koşu yapan boş arkadaşı olmasına rağmen topla oynamaya devam etmesi biraz sinir bozucu ve tehlikeli bana göre.

aquila dedi ki...

bu maç özelinden çıkarak bu sezon - 11. haftaya kadar- bu takım beni fazlasıyla heyecanlandırıyor. kaçan pozisyona ya da verilen hatalı pasa fazlasıyla tepki verir oldum. en son sanırım 100. yıldaydı bu tepkilerim.

bazı performanslara gelirsek veli'nin bu sezon form düşüklüğünden ziyade, geçen sezon x-faktör olmasına sebep olan, diğer oyuncuların boşluklarını dolduran ve saygı kazanan oyuncu olmaktan çıkması. bu sezon bu tarz oyuncuya ihtiyaç yok keza.

ersan içinse -sende bahsetmişsin- topla ileri kat edebilmesi göze çarpan en önemli özelliği -benim de defans oyuncularıdan birinde olması gerektiğini düşündüğüm özellik- maçın kazanılmasında önemli bi dönüm noktasıydı. fakat takım savunması fener maçından sonra ilk defa bu kadar kopuktu. sivok ise defans çizgisi geride olan takımlarda fazla sırıtmıyor ama savunma önde ise ne top kapabiliyor ne de hızı olmadığı için alan kapatabiliyor. gerçi kendisini ayrı severim ama bu sezon biraz hayal kırıklığı.

son söz; takım 75 ten epey düştü oyundan yorgunluktan 2 pas yapamaz oldular. bu sorun da aşıldığında ilk 3 için epey iddialı konuma gelebiliriz.

planck dedi ki...

Takım ilk yarıda tigana zamanının langırt takımı gibiydi, kimse alanını terk etmiyor sanki yasakmış gibi herkes belirli bir alanın içinde dönüp duruyordu. Bu şekilde gol yapma imkanımız zaten çok azdı, üstüne bir de mantıksız bir gol yedik. İkinci yarıya çıkarken değişiklik yapılmadığını daha doğrusu velinin oyundan çıkmadığı görünce tamam dedim maç gitti (aslında ağzımdan çıkan tam olarak bu değildi tabi :)) ). Ama takımın hali sanki soyunma odasında samet aybaba değil de fatih terim girmiş de vermiş gazı vermiş gazı salmış sahaya gibiydi. Aslında Daumum toplu hücum eden ama gerisine karışmayan takımı gibiydi, her an gol atma ve yeme ihtimalimiz vardı haliyle hem attık hem yedik. Birinci gol gayet güzeldi, koşu yoluna tek pası atan da içeri girip golü atan da olcaydı, del piero vari :) İkinci golde de holoskonun kanat forveti koşusu gerçekten güzeldi.

Kısadan hisse takımda oğuzhan olmayınca gol atmak için deli danalar gibi saldırmamız gerekiyor. Tabi bu devamlı yapılabilecek birşey değil ama oyunun belli bölümdelerinde, kenarda talimatla yapılsa yani basketbol koçu gibi samet hoca kenarda işareti çaksa sonra da zamanı gelince de durdursa fena olmıycak. Takımın bunu kendi başına da yapabilmesi lazım aslında ama onun içinde saha içi sağlam bir lidere ve zamana ihtiyaç var. Aslında en iyisi oğuzhan gelsin dertler bitsin :)

bu arada necipin ilk yarıda kendini yere bıraktığı ve faul aldığı pozisyon keşke hiç yaşanmasaydı..

tearkan dedi ki...

ben frene basma konusunda şüpheliyim. beşiktaş'ın baskısı ve arka arkaya gelen iki gol bursa'yı o kadar afallamıştı ki ilk kez karşı sahaya geçtikleri pozisyon gereksiz bir faul sonrası gelen saçma sapan ve tartışmalı (http://f1211.hizliresim.com/13/9/fsptt.jpg) golle maçı 2-2'ye getirmese sürklase olabilirlerdi. çünkü şuursuz bir baskı yoktu ortada. paslaşan, organize ataklar yapmaya çalışan ve topu kaptırdığında basan bir beşiktaş vardı sahada.

penaltı pozisyonunda veli'nin kendisini bilerek yere atmadığı kesin zaten. bariz şekilde ayağını diğerine takıyor ve bunun sebebinin de topuğuna yapılan müdahale olduğunu düşünüyorum ben. aksi de düşünülebilir tabi; fakat ortada öyle yaygara kopartılacak, veli'ye yüklenilecek, hele hele burak denen aklıevvelle kıyaslanacak bir durum asla yok. olcay'ın pozisyonunda ise bursa defansı araya girerdi girmezdi başka bir konu; fakat necip'in sakatlığını bursa'nın atağını kesecek kadar önemli görmeyip beşiktaş'ın atağını kesecek kadar önemli gören aydınus'a küfretmekten başka bir şey yapamıyorum ben.

defans çok savruktu maçta. defans önündeki toraman'ı çok aradık. mc gregor'da da ciddi konsantrasyon eksikliği var. hava toplarını sektirdi, yumrukladığı toplar kısa düştü. (ki bu şekilde bir gol yedik, birini de bursa dışarı attı sanırım 3-3'ken)

hoca da maçın ikinci yarısını benim izlediğim gibi kenardan izledi sadece. sanırım o da maç heyecanına kapıldı. yorulduğu her halinden belli olan veli, olcay gibi oyuncuların doksana kadar oyunda kalmasını başka türlü açıklayamıyorum ben. veli - toraman(hasan), olcay - erkan değişiklikleri gelebilirdi.

Cartalete dedi ki...

Aslında sakinlikten kastım tam olarak frene basmak değil. Ya baskı sürecekse Hasan'la daha değerli toplu kalmak ya da Toraman'a dönüp, orta sahanın biraz arkasında alan savunması pusunu atmak gerekiyordu.

Aksi halde planck'ın örnek verdiği üzere Daum takımını izler olduk, tempolu ama farkada gidebilir, işler tersine de dönebilir şeklinde. Keza o duran top kazanılmadan önce kan beyne gitmedi bir süre, 3-4 dakika top oradan çıkarılamadı.

Daum ve tempo denince, aklıma 4-2'lik Kocaelispor maçı geldi. Kjaer'in yediğinden bir fazlasını atmaya çalışan yüksek tempolu Beşiktaş...

Gökhan dedi ki...

11 maçta 22 golle maç başı 2 gol olduk ve del bosque dönemi 40 gol, ertuğrul'lu senenin 2.yarısı 36 golden sonra ilk kez maç başı 2 gol ortalamasındayız, bu sevindirici; ama hatırladığım kadarıyla yediğimiz maç başı 1.5 gol de, scala'lı dönemdeki rezalet defanstan beri en yüksek rakam.

kazandığımız maçlardaki gibi, her zaman 2 farkı yakalayamayabiliriz; 8 gol atıp, ki bunların 7'si öne geçiren gollerdi, gs-antep-bursa maçlarında 2 puanda kalmak da can sıkıcı.

bugünkü 1. ve 3. gol, trabzon'dan yediğimiz gole, bugünkü 2.gol de gs'den yediğimiz 2.gole benziyor.

1 kere olsa şanssızlık denir ama, savunmamız hiç güven vermiyor.

ne olursa olsun, yediğimiz gollere çare bulmak lazım, mcgregor da baya vasat gibi duruyor, lig bitene kadar maç kazandırabilecek mi merak ediyorum.

gs neyse de, fb'nin futboluna bakınca, 2.olmamız abes değil, iyi yaptığımız şeyler umut veriyor ama, rahat kazanılacak maçlardaki kayıplar bundan sonra telafi edilemeyebilir.

veli'de de ciddi düşüş var, bu maçta faul yapmaktan başka bir şey yapamadı bence, necip ne kadar yükselişteyse, o da o kadar düşüşte.

ismail ve devre arası nene ya da benzeri bir adam gelse bile, şu savunmayı biraz oturtmak lazım. bundan fazla gol atamayız heralde, biraz sağlam durabilsek çok daha rahat kazanacağız maçları.

ihsan dedi ki...

Bu maçta en çok Almedia'yı düşündüm ben. Galiba tam olarak ligimize yeni uyum sağladı. Bu yıl yani. Cidden verimli oynuyor. Kendini bırakma, merkezden kopmama gibi huylarından vazgeçmiş bu yıl. Ligi de çözmüş. Almedia'nın açtığı koridorlardan gelen pozisyonlarda gol yapma yüzdesi daha yüksek açıklarımız olursa, Almedia daha da faydalı olur sanki.

enorton dedi ki...

Her maç sonunda iyi mücadele ettik yazık oldu falan diyoruz 4 zorlu maçtan (Gs, TS,FB,Bursa) 1 mağlubiyet 3 beraberlik aldık. Beraberlikler de içerdeki maçlar... Beşiktaş zaten son 10 yılda mücadele etmediği 5-6 maç ya vardır ya yoktur. Bize kazanmak gerek, başarı gerek... Ben artık sıkıldım. Sene başından beri aynı görüntü var sahada... GS maçıyla bu maçın bir farkı yok hatta daha kötüyüz belki de... Bursa biraz becerikli olsa oyun ilk yarı 3-0 olurdu ya da son dakikalarda 5-3 olurdu. Adamlar neler kaçırdı.

Hoca malesef bugün oyunu izledi. Erkan Kaş ve Hasan mutlaka girmeliydi oyuna. Uğur Boral'a edecek küfürüm kalmadı artık, her maç yediğimiz her hatalı golde adamın payı var. Kalecimiz tam bir kova, geldiğinden beri tek kurtarışı yok. Escude yedek, büyük yetenek Batuhan kadro dışı. Takımda forvet yok bek yok, bizim transfer gündemimiz Volkan şen, ozan ipek, Nene :)

Ben hocadan umudu keseli çok oldu, biz ancak alt sıra takımlarına yine 3 atıp 3 yemeyiz. Malesef Samet hoca ile başarı gelmesi çok zor. Her kaybettiğimiz ya da berabere kaldığımız maç sonrası takımı alkışlamak, zaten takımın ederi buydu demek de bana doğru gelmiyor. Beşiktaşın Türkiye ligi için çok iyi kadrosu var bence. Geçen sene o sıkışık fikstürde anamız ağlarken ligde yarıştan kopmamışken, uefada yolumuza giderken kadro bundan çok da farklı değildi. Q7 vardı işte arada canı isterse oynuyordu. Yine İnönüde GS yi ,FB yi elimizden kaçırmıştık. Sol bekimiz olsa Atletico Madrid'i eleyecektik belki... Carvahal'in suçu neydi diye sorasım geliyor. Sanki Samet hoca sıfırdan takım yarattı, gençleri monte etti gibi herkesin dilinde yeni takım zaman ihtiyac var, feda sezonu, zaten bu oyuncuarla bu kadar gibi soylemler bence Beşiktaş'ın artık 3. büyük olduğunun tescilidir. Artık rakiplerimiz GS - FB değil, Bursa Trabzon... Avrupa maçımız yok fikstür rahat, evimizde her maç 1-0 geriye düşüp ikinci yarı öne geçmeye çalışıyoruz. Bunun da düzeleceği yok malesef...


Not: Akşamdan beri tviterda tv de falan okuduklarımdan dolayı doldum biraz, bu sayfada yazanlarla herhangibir sıkıntı yok yani yanlış anlaşılmasın :) Beni en iyi anlayacak arkadaşlar burda diye buraya yazıyorum içimden geçenleri...

Bjk_KnightS dedi ki...

enorton bence gereksiz sinirlenmişin. Yani Aybaba'dan olmaz demek fazla olmuş. Yani aybaba bu. mourinho değil. Ama şu zamanda ondan daha iyisi de gelmedi zaten. Ama takımda ki artıları düşünelim. Tabii eksileri de. Ofansif olarak takım ileri gidiyor. Almeida-Necip-holosko'nun verimi gün geçtikçe artıyor. Ama benim de anlamadığım bu takımda uğur boral niye oynar. Ya da en başta ne bekledikte onu aldık? Bence hiç izlenmeden, iyi olabilir diye alındı ama olmadı. Ve hatada devam ediliyor. Geçen sene Ordu'da tüm sene sol bek oynamış emre varken niye hala onda ısrar ediyoruz ki. En azından emre ile iyi bir yedek kazanırız ismail gelince. Ugur bizde hep çıban olarak kalacak. Artık kulübeye çekilmeli. Hocanın Batuhan'ı 18'e almamasını takdire şayan buluyorum. Herkes kendine çekidüzen verecek.
Bu maç ama hocanın performansı cidden çok kötüydü. E.Sağlam orta sahayı çoğalttıkca bizim orta saha iyice çöktü ama hoca değişiklik icin 86'yı bekledi. Ayrıca bu Veli'de ne buluyor bende sizin gibi anlamıyorum. Gittikçe geriye gidiyor. Onun yerine Hasan Türk oynasın bari de belki oğuzhan gibi o da formayı kapar zamanla. Neyse hafta oğuzhan toraman orta sahasına kavuşalım da tekrar yüzümüz gülsün. Ben bu hafta aslında toraman'ın önünde necip'in oynamasını bekliyordum ama toraman daha tam iyileşmemiş anlaşılan çünkü girince her ne kadar oynu organize etmeye çalışssa da koşamıyordu. Ama onun yerine Hasan-Necip orta sahasını da tercih ederdim ya neyse. Hoca kargaşa çıktığı an ugur-emre, veli-toraman, holosko-hasan değişikliğini yapsaydı bu maç elimizdeydi ama yapacak birsey yok.

Her zaman söylediğim gibi Beşiktaş'a hakemi de düşman, medyası da düşman, rakiplerde düşman. Hatta Beşiktaş taraftarının bir kısmı da düşman. Biz o tarftardan olmayalım ve hep destek tam destek verelim. 2-3 sene sonra tekrar Beşiktaş beni heyecanlandırmaya başladı. Maçlara umutsuzlukla başlamıyorum. İnşallah böyle devam eder. Çünkü böyle devam ederse 2015/2016 sezonunda falan çok sağlam bir kadro oluşacak gibi :D

Unknown dedi ki...

Kisa vadede sportif basari istemek ve bu kadar sabirsiz olmak; besiktasin nasil bir kargasa icinde ,yepyeni fikirlerle bu yarisa katilmasinin farkinda olmamak ya da unutmak demektir. Takimini ve bu oyunu sevenlerin bu heyecana ortak oldugunu ve uzun sure sonra taraftarin yuzlerinin guldugunu gorebiliriz. Sportif basari icin acelecilik ile yipratmaya luzum yok besiktas ekibini. Samet Aybaba kisa bir donemde demecleri ve yaptiklariyla kendini kanitladi, nitekim almadi diye elestirilen oyunculari da onun sans verip yeserttigini hatirlamak gerek. Biraz sabir.

bqlv dedi ki...

İlk golde yan hakemle uğraşan uğur öncelikli sorumlu. ama yediği gollerde "loser" bir görüntü veren mcgregor'ın biraz dinlenme zamanı geldi diye düşünyorum.

ben mi yanlış görüyorum, yorumunuzu merak ettim. yediği gollerin hiç birinde bir "çaba" sergilemedi. ilk golde seyretti, ikincide geç çıktı vs...şimdi böyle konuşmak kolay tabi ama cenk olsaydı en azından o sihirli kurtarışlarından biriyle bu gollerden en az birini rahatlıkla çıkarırdı diye düşünüyor insan.

Basar dedi ki...

Pazartesi burada girdigim mecazi iddiada bana kaybettiren ve beni kismen morarmaya goturen bir mac oldu :) Oyun ve skor olarak inanilmaz derecede GS macini andiran bir macti. Ilk yarisini neredeyse oynamadigimiz, ikinci yarida cosup, yenilen basit gollerle berabere kaldigimiz bir aks yasadik.

Benim acimdan Aybaba'ni da sinifta kaldigi bir aksam oldu. Teknik taktik filan degil, hocam takimda 11 tane Kenyali maraton kosucusu mu var da biz fark edemiyoruz? 70-75 adamlarin baski kurmaktan pili bitti. Ustune 3. golun verdigi motivasyon dusmesini ekle... 86 dakika izledin bizim gibi maci. Hani gencleri takima kazandiracaktin? Bu kadar mi acizler, ilk 11in olusu bile oynar siz oynamaz mesaji veriyorsun? Halbuki 3 sezon once ayni stadyumda ayni takima karsi 70 dk Ali Kucik oynadi ve hicbir sikinti da cikmadi!

"Besiktas'in yildizi Veli Kavlaktir" cumlesini kuran insan, o gun ya deliler gibi asik olmustur, ya milli piyango cikmistir ya cocugu domustur... Bu adam, bildigin fear factor! Ha yilan dolu havuza girmissin, ha akrep dolu kavanoza elini sokmussun ha Veli'yi izlemissin. Veli baya baya 3 metreye pas yapamiyor... Eskiden kosuyor, baski filan yapiyordu, o da kalmamis.

Herkes Ugur'a yuklaniyor, ben kendisine kizamiyorum. Adam senelerini iyi kotu sol kanat-sol acik oynamaya vermis, beke koyarsan olup olacagi bu kadar. Orada bir mac bile Emre veya Tanjuyu kullanmayi dusunmeyen ve Ugur'u gunah kecisi yapan hoca yine hatalidir. Her mac soldan gol yiyorsan oturupta bir dusuneceksin hocam. Dusunmek de yetmez, yeni birseyler deneyeceksin.

Kalemizde arkamda maci izleyen arkadasin deyimi ile McGayver var. Rustu'nun, Cenk'in elestirilen performanslarinin yani sira kurtardiklari maclar olurdu. Biz bu sezon saniyorum ki McGregor'un kurtardigi bir mac izleyemeyecegiz. Acikcasi ben kalede Cenk'i gormeyi tercih ederim.

Fernandes gun gectikce Quaresma'nin kosan versiyonu olmaya dogru gidiyor. Hatta oldu bile. Malesef dokunulmazligi oldugu icin bir turlu elestiri almiyor. Takim ve kendisi dincken bircok hizli atagin icine etti. Kaldi ki oyun kurgumuz yerlesik hucum degil, hizli hucum. Kendisi yorgunken kaptirdigi toplar ise daha cok basimiza bela olacak! Halbuki basit oynasa Avrupa'ni gol krali olmaya adaydir. Dun Batalla bizde Fenrnandes karsida olsa bu macta daha fazla gol veya gol pozisyonu bulabilirdik. Yedigi markajin %50si rakibin onlemi, %50si ise kendi katkisidir...

Nasil Oguzhan'i takima kazandirana tesekkur ediyorsak, bence Olcay'i da takima kazandirana tesekkur etmek gerekiyor. 90 dakika isiriyor, kovaliyor, zorluyor, deniyor... Bu yil fark yaratti.
Ayni sekilde, Holosko'nun da performansinda gozle gorulur bir artis var. Bence bu iki adam varken, eger Ismail'de iyilesip Ugur'u bosa cikartacaksa, bize zorla pazarlanmaya calisilan Ozan Ipek'e hic gerek yok. Ayni sekilde, Nene'ye de gerek olmayabilir. 5 senedir sag bekimiz yok. Bir sagbek alsak, Hilbert'te yukaridaki arkadaslara katilabilir. Birde malumunuz forvet ihtiyacimiz var. Umarim transferler cogumuzun gordugu bu bolgelere olur.

Saniyorum blog yazisindan bile uzun yazdim. Okuyabilene de, sabredebilene de, yerini acana da tesekkur ederim,

ceyhun dedi ki...

hocanın oyuncu seçimlerini ben de eleştiriyorum ama yedekte bekleyenler de yıllarca üst düzey performans vermiş oyuncular değil ki nasıl x'i oynatmaz da uğur'u ya da olcay'ı oynatır diyeyim. Uğur'un yerine emre oynayıp bir hata yapsa bu tansiyonu yüksek olacağı belli maçta oynatılır mı diyecekti ben bu eleştiriyi yapan kişiler.

ilk yarı bittiğinde veli çıksın hasan girsin diye dua ediyordum nerdeyse. Ama hasan nerede mesela bir oğuzhan kadar iyi oynadı ki bu yapılmayan değişikliği "hoca da bir şey anlamıyor" mantığıyla eleştiriyoruz. Belki hasan bu baskıyı kaldıramazdı diye düşündü ki mantıklı da bir sebep. Veli de ilk yarıya oranla ikinci yarı daha iyiydi, penaltı pozisyonunda bile o vardı. Ha bence sadece yaptığı fauller sebebiyle bile beşiktaş'ın oyuncusu olamaz o ayrı

Cartalete dedi ki...

Şu dönemde Emre'yi oynatmak bir teknik direktörlük doğrusu olur nazarımda da; o oynasın bu oynasın demek göreceli bir şey ve sonuç olarak bence de ne hoca, ne de takım sevgili enorton'un vurguladığı kadar kötümserlik infialini haketmiyor.

Burada da sıklıkla denildiği gibi; en azından bizi maçta tutan, tepki gösterten, puan kaybında üzen bir takım var sahada. Yakın zamana kadar bende hissisleşme durumu olmuştu nitekim...

Her şeye rağmen ligin en lezzetli top oynayan takımlarından biri Beşiktaş'tır şuana kadar. Atılan o ilk gol, kaçırılan son gol yeter. Hani dışardan gelmiş bir yabancı olsam ve buradan bir takım tutmayı düşünsem; sahadaki futbola bakarsam, en azından Fenerbahçe'ye göre Beşiktaş'ı tercih ederim. Her şey tastamam da değil, ama öyle dibte de değiliz.

enorton dedi ki...

Şuanda o kadar sinirli değilim içerdeki maçlarımızda GS, TS ve Bursa'yı aptalca hatalarla elimizden kaçırdığımız için artık doldum ben de :)

Bence sıkıntı en baştan başladı. Sivok gidecek diye Escude alındı gitmedi Escude gereksiz oldu. Almeida gidecek diye Batuhan alındı, o da gereksiz oldu. Zaten Beşiktaş'tan yetenekleri değil karaktersizliği yüzünden gönderilmiş ve gittiği takımda tüm hocalarıyla kavga etmiş, son hocası tarafından kadro dışı bırakılmış bir oyuncuyu geri alarak ona umut bağlayıp sonra da kadro dışı bırakmak iyi bir süreç yönetimi olmasa gerek. Bugün takımda golcümüz yok, Almeida çok istekli arzulu ama adam golcü değil. Feda demese bugün Q7 nin yanında koşacak olan Holosko en önemli golcümüz oldu. Kalecimiz geldiğinden beri bir tane kurtarış yapmadı. Olcay iyi, İbrahim ALtınsay'ın kazandırdığı Oğuzhan şahane. Yani transferlerin çoğu başarılı oldu diyemiyoruz. Uğur Boral'dan bahsetmek bile istemiyorum bence sol açık da olmaz ondan. Bugün bıraksak süperligde takım zor bulur bence. Dün keşke olsaydı dediğimiz Oğuzhan, Veli sakatlanmasa takıma giremeyecekti. 2 haftanın en göze batan oyuncusu Erkan Kaş takıma giremiyor. Ben dün kendimi yiyorum lan maçı alamayacaz diye hoca da benim gibi izledi malesef. 3-4 dk kala iki değişiklik yaptı ama son 3 dk da Bursa 2 net pozisyon kaçırdı, Ferhat Kiraz ın pozisyonu gol olsa taraftarlarımız hala bu kadar umutlu olur muydu bilemiyorum. Bence takım iyi yolda değil. Haftada bir maç yapıyoruz, Avrupa yok. Ama ligde malesef gerilerdeyiz, ikinci yarı önemli maçlarımızın hepsini deplasmanda oynayacağız. Bursa GS TS deplasmanlarından ben takımın puan bile çıkaracağını düşünmüyorum. Takımda sorunlu oyuncu çok sorunlar çok ama hocanın istediği adamlar kadro dışı kalmış Ozan Volkan bu durum bana resmen komedi geliyor. Batuhan'ı kazanmaya uğraşıyoruz, Neden? yarın Ozanı Volkan'ı alırız onları da kazanmaya çalışırız.

Tanju Burak Q7 Atınç ı zaten kazandık (!) Cenk ve İsmail den çok özür diliyorum bundan önceki yıllarda kendilerine yaptığım eleştirilerden dolayı.

Son durumda "Veli çıktı sistem çöktü" den 2 ayda "Veli girdi sistem çöktü" ye geldik. Hilbert'te de düşüş var. Bence hoca ile yollar ayrılmalı biran önce, gelenden gidenden 3 yiyen bir Beşiktaş tüm futbol severlere zevk veriyor olabilir bana vermiyor. Ben sahada kazanan takım görmek istiyorum. İsterlerse yürüsünler ama kazansınlar. Malesef hocanın transfer adayları, gelecek projeksiyonu bana umut vermiyor. Başlıkta da dediğin gibi 46-55 10 dk da Beşiktaş ama gerisi bence rezalet :( Bursa biraz becerikli olsa tarihi fark yerdik.

Bence bu takım 4-3-3 oynamalı, zaten dönüp dolaşıp gelen her hoca buna dönüyor. Holosko Almeida kesin olacak ama ben Olcay yerine Erkan oynasın diyorum, sıfıra çok rahat iniyor yetenekli çocuk. Arkada Necip önlerinde oğuzhan fernandes. Hasan ve Toraman buraya rotasyona girer. Veli bu form durumuyla ancak sol kanat olur Erkan ve Olcay arkasında. Sağda da Holosko nun yedeği Hilbert olsun, kenarda otursun biraz. Toraman sağ bek olsun, Hilbert can ciğer ama arkası yol geçen hanı oldu. Sol beke kimi koyarsan koy hoca ama Uğur olmasın artık. Allah kitap aşkına yalvarıyorum....

box2boxMC dedi ki...

Uğur'la ilgili birsey yazmak istemiyorum çünkü her maç burda kendisini eleştiriyoruz, artık kenara çekilme zamanı gelmiştir, eğer önümüzdeki haftada ilk 11 de çıkarsa SA'nın kötü niyetli olduğunu düşünmeye başlayacam. Batuhan'ı bu kadar kısa sürede medyanın da önüne atarak silebiliyorsa bi zahmet Boral'ı da kenara alsın artık.

Olcay, Almeida, Holoska hepsi yavaş yavaş form tutmaya ve faydalı olmaya başlıyorlar ama 3 ü birde ileri üçlüyü oluşturunca olmuyor.
Zaten maçtan sonrada SA açık açık ileri üçlüyü eleştirdi. Sene ortası oraya bir takviye kesin gözüküyor. Ozan İpek konusunda çok kötümser değilim ben, uygun şartlarda gelirse hayır demem. Holosko'dan da Olcay'dan da daha çok sahada ne yaptığını bilen bir havası var. Yerli kalitesini arttırmak adına alınmalı bence. Tabi sol açığa alınacak bir Nene çilek olur :)

Devre arasına kadar da Cartalete'nin hep söylediği Fernandes'i kanada çekme işini ciddi ciddi düşünmeli SA. Zira bu maçta Fernandes hep kanatlardaydı. Kendiside orda daha rahat hissediyor herhalde kendini. Şöyle bir 11 güzel olur kanımca.

Mc Gregor

Hilbert-Sivok-Ersan-Emre

Necip-Toraman-Oğuzhan

Holosko-Almeida-Fernandes

Hem 3 formda ortasaha oyuncusunu aynı anda oynatmış oluruz hem de Fernandes'den kanatlarda daha çok verim alırız.

Yanlız şu Necip-Toraman-Oğuzhan ortasahası çok acaip bi sonuç verebilir.
Toraman kesici
Necip delici
Oğuzhan playmaker

Aslında bu kadro herkesin sene başı bahsettiği 4-3-1-2 oluyor biraz.

Fernandes 1 rolünde serbest dolaşacak.

Cartalete Samet Aybaba'ya bi şekilde ulaşsan da kulağına fısıldasan biraz fena olmaz...

BJK4EVER dedi ki...

433 haric enorton'a katiliyorum. Son 2 haftada buradaki optimisti havayi bozmamak icin yazmadim, ama sonuc olarak yine boktan takimlari yenip zora gelince cuvalliyoruz.

Besiktas su ana kadar 11 mactan sadece 4 galibiyet almis. Bunun berbat bir oran olmasini gectim, bu galibyetlerin 3'unu ligdeki son 3 siradaki takima karsi aldik. Kalburustu diyebilecegimiz Kasimpasa haric hicbir takimi 8 macta yenemedik. Bu zaten yeterince aciklayici.

Eyvallah, takimin mucadelesine, istegine, arzusuna lafim yok, amenna. Ama mucadele artik ekstra birsey, bir kistas olmamali. Akhisar Belediyesporlu oyuncular da mucadele ediyor, mucadele ile yetineceksek Akhisar ile kadrolari komple takas edelim ayni kapiya cikariz zaten. Fizik disinda futbolda mental, taktik ve teknik de onemli. Su anda bu noktalarda net cuvalliyoruz. Antep, Galatasaray ve Bursa maclarinda rezalet sekilde puan kayiplari yasadik. Buyuk bir takim bu kadar kolay gol yememeli. 11 macta 16 gol yemisiz, 3 macta 3 gol yemisiz. Buyuk bir takim bu kadar gol yememli, hatta bu kadar sacma goller yememli, ki hakikaten bazi goller organizasyonun ne kadar eksik olduugnu gosteriyor, ozellikle defansif duran toplar.

Artik puan kaybetme luksumuz yok, ara aciliyor. Ilk yarinin bitimine kadar Ordu, Eskisehir, Genclerbirligi, Antalya, Kayseri maclari var. Bu sekilde devam edersek ilk yariyi ilk 8'de bitiremeyiz, aci gercek bu. Artik bu eksikliklere ne diyorsunuz bilemem. Sanssizlik mi, yeni takim olmanin getirdigi sikintilar mi, organizasyon eksikligi mi, akilli ve kontrollu oyuncu eksikligi mi, kaliteli oyuncu eksikligi mi, takim halinde tecrubesizlik mi, ne derseniz diyin, ancak bu sekilde gitmez bu is.

Cartalete dedi ki...

Hemen her hücumda ceza sahasına 3-4 kişi sokabilen, her an reaksiyon gösterebilen bir takıma sadece "mücadele ediyor" demek oldukça haksızlık olur.

Sorun şu ki takım kolayca akıl tutulması yaşayabiliyor, bazı maçları koparamama nedeni bu. Bundan da sebep sanırım genel olarak duygularıyla oynayan oyuncu grubuna sahip olunması. Nitekim biraz akıllı bir takım olsak; öne geçtikten sonra stres topunu Bursaspor'a bırakabilirdik.

Yenilen goller de aynı akıl tutulması sebebinden. İki kez hızlı kullanılan duran topla gol yenildi.

Planck'ın dikkat çektiği üzere takım 2. yarıya çıkarken bana pek umut vaad etmiyordu; çok şey değişecekmiş gibi değildi ama Aybaba sağlam gaz vermiş olsa gerek. Sorun şu ki o gazı açık unuttuk, sonra iyice alev aldı ortam :)

Halet Rezaki BJK dedi ki...

caylak takım sendromu

Çoşku,pres,cengaverlik de var,gol sonrası panik , konsantrasyon kaybı,acelecilik de...Tipik çaylak takımın siyah beyaz hali.Öyle olmasa duran top sonrası karbon kopya golller yenir mi?Lise bahçesinde oynarmışcasına hırslanıp rakibine beşlik atacam diye inat edilir mi?ikinci yarının başında, ancak gönülden maça asılan gençlerde görülebilecek
bir arzunun enstantanesi sunulabilir mi? Tekmili birden...

Olgun bir takım için zamana ve biraz daha sakin kalabilen ,topu dinlendiren bir iki oyuncuya ihtiyaç ver sanki Oğuzhan gibi...Bu kadar gol yemekte Uğur un payı var kuşkusuz ama Olcay gibi delidolu birinin arkasında sanırım kim oynarsa topallar...Holosko müthiş iyi niyetine rağmen defansa geldiğinde ,aman sen defans yapma ne olursun dedirtet pozisyon hataralarını da üstüne ekleyin...sivok ne yazık ki alçak irtifada...Sadece savunmada değil ,hucuma çıkarken, hele galipken yaptığı şişirmeler de cabası...Böyle olunca Ersan nın ustün performansı da buhar oluveriyor tabii..

Dün ikinci yarının ortalarında takımın düştüğü anlarda değişiklik diye bağırıyordu takım,samet hoca da fark etti sanki..Hasan ı kulubeye çağırdı ama 3 gol sonrası çoşkuyu kesmek istemedi sanırım , en az 7-8 dakika bekletti ve ne yazık ki golü gördü..

Bir büyük parantezi Necip için açmassam ayıp etmiş olurum...Necip çok önemli bir orta saha olma yolunda depara kalktı sanki..Sadece top çalmak için oynamıyor sadece, sırtı dönük top alıyor, iki kişinin arasından sıyrılıp derin oynayabiliyor..Bir aşama sonrası önemli Avrupa takımlarının radarında yeşil ışık olarak parlaması beni şaşırtmaz artık...Umarım yönetim bu durumu atlamaz ve uzun vade bir kontrat teklif eder Necip e..

Beşiktaş bana çok uzun süre sonra umut veriyor, cesaretlendiriyor, dürüstçe emek veren ,elinden geleni yapan bir takım olarak mutlu ediyor...4-2-3-1 in sagına ya da soluna ayagında top dinlendirebilen,gerektiğinde ortaya çekilebilen bir kenar forvet takviyesi yapılabilirse daha oturmuş bir takım olabilir kanımca...(Nene tam tarif ama onun da motivasyonuyla ilgili kuşkularım var.)Zira hiç bir takım hem holosko, hem Olcay gibi iki kamikazeyi kolay kolay taşıyamaz...

Velhasıl gelecek için geçmiş senelerle karşılaştırılamayacak kadar umut vaadediyor Beşiktaş.....siyah beyaz ölüm yaşam



BJK4EVER dedi ki...

Kontrollu ve akilli oynama demisken, Toraman'i unutmamiza anlam veremedim. 3-2'yi yakaladiktan sonra mutlaka Toraman takviyesi gerekirdi, cunku gercekten kos-kos seklinde bir mac oluyordu ve bu galip takimin her zaman alehine olan bir durumdur. Toraman ve hatta arkasindan Hasan, belki Emre Ozkan hamleleri bizi oldukca rahatlatirdi, ancak gec kaldik maalesef, ki ilk gec kalisimiz degil bu degisiklik konusunda. Aybaba'ya gencler konusunda guveniyoruz hep, ama oynayan genc olarak sadece Necip var. Hicbir ekstra is yapmayan McGregor oynuyor ve Cenk oynamiyor. Bu kadar kotu bir Ugur Boral varken Emre Ozkan'in oynamamasi sasirtici. Oguzhan oynuyor ama Veli sakatlanmasi o da formayi son 10-15 dakikadadaki istisnalar haric giyemiyordu 'hazir' olmadigi icin. Ayni sey belki de Burak Kaplan, Kadir, Erkan, Muhammet icin de gecerli. Madem bir yola girdik o yola tam girmeliyiz, korkmamaliyiz. O yola girmiyorsak da bu takimi kisa vadede basariya (ilk 2 bana gore) goturecek ve bize puan kazandiracak hamleler yapilmali, o da olmuyor maalesef.
Sonuc olarak savasiyoruz, mucadele ediyoruz, istiyoruz, coskuluyuz, hirsliyiz, ama ben kendimi bildim bileli bunlar hep bizde var zaten. Ama mucadele+istek ve kalite+sonuc arasindaki o adami atamiyoruz bir turlu, hatta yillardir atamiyoruz da diyebilirim ve ben bundan bir BJK'li olarak cok sikiliyorum.

tibet kutman dedi ki...

enorton haklı bence...

ortada doğru dürüst bir takıma karşı alınmış tek galibiyet yok...samet aybaba'ya daha önce burada 'futbol cahili' derken de haksız olmadığım dünkü maçla ortaya çıktı bence...hakaret saymayın arkadaşlar, gerçekten beşiktaş'ın şu vasat ve savruk kadrosunu bile idare edecek durumda değil...

takımın elbette ki arkasında duralım, teknik ekibin samimiyetine ve fedakar tavrını alkışlayalım ancak eldekini de berbat edişlerine başka açıklamalar, bahaneler bulmayalım...sırf samet hocanın hataları, inadı ve çocuk heyecanı yüzünden 'kazandık' diyebileceğimiz dört maçı elimizle verip, mücadele ediyoruz diye avunduk.

kusura bakmayın, burayı ekşi sözlük beşiktaş entry'sine döndürmek de istemiyorum bu üslupla ama bu kadar iyimser olmak için bir sebep göremiyorum...haa, dürüstçe denilirse ki biz bu seneyi tamamen es geçiyoruz, işte o zaman umut beslerim...ama bu şekilde şu hataların ve puan kayıplarının gerçekten telafi edilebilir bir tarafı bulunmamakta...

schuster zamanında da ani puan kayıpları yaşıyorduk ancak beşiktaş avrupai bir takım oluyor ve seyir zevki veriyordu...tolore edilebilirdi ve ben bir seneyi gözden çıkartmıştım...yeter ki şampiyonlar ligi'ne kalsınlar diyordum...olmadı, dert değil de, şimdi bunca başarısızlığı nasıl tolore edebileceğiz, hiç bilemiyorum...

Cartalete dedi ki...

Burada olumlu hava yansıtan insanlar kısaca "hoş görülü"; iyimser ya da bahane bulmak arayışında olmaktan ziyade... Zira kimsenin kimseyi hatasız gördüğünü sanmıyorum. Ancak durumun farkında olup; büyük resme baktığında ufak detayları büyütmenin haksızlık olacağını düşünüyorlar kanımca ki ben de öyleyim.

borasahin dedi ki...


Part 1

Dun disaridaydim, maci seyretme firsatim olmadi, sadece bir dukkanin yanindan gecerken (Ferhat Kiraz'in kacirdigi pozisyonu yakaladim) 2 dakika baktim, skor 3-3'tu, dolayisiyla macin geneline iliskin cok yorum yapamayacagim, ama golleri gordum. Ozellikle bizim yedigimiz gollere biraz dikkatli baktim...

Ilk golde tabii ki Ugur'un buyuk hatasi var ama diger oyuncularin da hatasi yok degil. Mesela Tuncay'in yaninda Necip var. Tuncay boslugu gormus, kendini kosuya hazirlamis, bunu belli ediyor. Necip ise yaninda uyuyor. Tuncay'in attigi depara yetisemeyebilir ama bu kadar ilgisiz ve statik kalmasi hos degil. Sadece Necip de uyumuyor. Sivok - Ersan da uyuyor, oyunu takip etmiyorlar, tamamen Sestak'a konsantre olmuslar. Ilk uyanan Ersan oluyor ama once Sestak'a dogru adim attigi icin yetisemiyor. En gec uyanan Sivok oluyor ve hem hizli bir oyuncu olmadigi hem de o da gec uyandigi icin topa yetisemiyor. 3 oyuncu da sanki oyundan kopmus gibiler. 1-2 saniyelik uyku hali bize gol olarak donuyor. Bu oyuncular uyumasa da golu yiyebilirdik ama en azindan bu kadar bosluk olmazdi.

Ikinci golde de hem defans organizasyonu hem de kalecinin hatasi var. Bence kaleci o topu yumruklamak yerine kucaklama suretiyle tutabilirdi. Niye yumruklamis anlamadim, zaten iyice yere dogru iniyor. Tuncay'in (en uctaki, yuz yuze baglaminda kaleciye en yakin mesafedeki Bursa'li) kosusundan dolayi McGregor ile arasindaki mesafe cok azaldigindan topu kuvvetli bir sekilde yumruklamasi icin yeterli alan yok. Hadi yumruklamaya karar verdin o zaman sen de korkusuzca ve kuvvetli bir sekilde topu yumruklamak icin kendini hazirlasana. Eger bunu yapmiyorsan kisa dusureceksen o topu kendi oyuncuna aktaracagindan emin olman lazim. Hadi bunlarin hicbiri olmadi diyelim. Topu yumruklasa bile durus seklinden dolayi yanlara degil ortaya dogru yumruklamak durumundasin. Orada da yine Bursa'li vardi. Bence bu topu kucaklayabilirdi, yumruklamayi dusunmesine hic gerek yoktu. Defans hatasina gelirsek... Tuncay yine yapacagini yapmis. Soldan ya da sagdan ters ayakli oyuncunun merkeze dogru kestigi topa korkusuzca kosmus, oyle ki hem markajsiz hem de kaleciyi korkutmus. Tuncay'in markajcisi yok, alan savunmasi varsa o alani savunan da yok. Tuncay'inin yaninda iki kisi var, bir tanesi Bursa'linin kenara kosusu ile out olmus, digeri ise Tuncay'in kosusunu hic takip etmemis. O isim maalesef yine Necip :( Yine statik, duragan kalmis. Bir kere bu tip merkeze atilan toplari basketteki pota alti savunmasina benzetebiliriz. Pota altini bos birakirsan herkes vizir vizir oraya girer. Bu tip pozisyonlarda ayni basketteki gibi boyali alan, o merkezi kesinlikle koruman lazim. Bizde ise koca bir yarik gibi acilmis, Tuncay markajsiz bir sekilde her zaman bize karsi yaptigini yapmis.

borasahin dedi ki...


Part 2

Son golde ise 3 kisinin 7 kisiye karsi hucumu gibi gorunuyor. Ama aslinda 3'e 3 bir hucum. Arkaya kacan Bursa'li oyuncuyu Holosko takip ediyor. Hilbert bir sekilde onde kalmis sanirim. Rakip oyuncu oldukca hizli olmali ki Holosko ona yetisemiyor. Ozellikle ilk hizlanma aninda rakibine gore yavas cikis yapiyor ve bir daha yakalayamiyor. Hilbert olsa onun da yakalayabilecegini sanmiyorum. Belki iyi pozisyon alsa topu kesebilirdi veya Hilbert'in pozisyon alisina bagli olarak rakipten daha etkisiz bolgeye bir pas gelirdi. Batalla Sivok ve Ersan'in arasinda ama soldan gelen baska bir oyuncu daha var. Ugur ise daha gerilerde. Ersan kosu sirasinda bir geriye bakiyor ve bu sirada arkadan bos gelen oyuncunun el kaldirdigini goruyoruz. Bence burada Sivok ve Ersan arasinda net bir uyumsuzluk goruyoruz. Sivok da soluna donup bakiyor ve soldan gelen bos oyuncuyu o da goruyor ve topun bu oyuncuya oynanmasina engel olmak icin top ayagindaki oyuncunun sut tehlikesi olmadigi halde kaleye dogru kosuyor, yani merkezi korumak yerine arkadaki bos oyuncuya topu atilmasini engellemeye calisiyor gibi. Ersan da arkadan bos gelen oyuncuyu gordugunden direk Batalla'ya gitmiyor. Yani ayni kisiyi neredeyse 2 kisi birden tutuyor ve Batalla cok akilli bir sekilde kendini bir adim geriye cekiyor ve kabak gibi ortada bombos kaliyor. Burada tabii ki en buyuk hata yine Ugur'un, cunku Ersan'i kararsiz durumda birakan o fakat Sivok ve Ersan arasinda da net bir adam paylasma sorunu var. Sivok'un kaleye bu kadar yaklasmasini rakibin artik o pozisyonda sut cekemeyecegini, cekse bile acisinin dar olmasindan dolayi dogru bulmadim. Diyelim Sivok arkadaki oyuncuya yerden atilan topu kesecegini ve bu sirada Ersan'in da Batalla'yi alacagini dusundu, ee ya arkadaki adama yapilan orta havadan olursa ne olacakti? Ayrica Ersan'in o pozisyonda Batalla'yi almasi kolay degil. Bence Sivok dar acidan sut tehlikesini kaleciye havale edip hizini azaltarak biraz daha merkeze Batalla'ya giderekten Ersan'in bostan gelen diger oyuncuya yaklasmasina imkan tanimasi daha iyi olurdu. Belki yine gol olabilirdi ama bu kadar basit olmazdi. Zannimca burada net bir anlasmazlik durumu vardi.

Savunma arkasina atilan toplardan 2 gol cikmis. Ikisinde de cok net olarak Ugur'un hatasi var. Ucuncu golde sag tarafta genel bir problem var. Hilbert onde kalmis, Holosko sagbekte, hadi bu oldu, ama rakibe niye bu kadar kolay pas atma imkani taninir ki. Orada o pasi atan oyuncuya gec kalan oyuncunun da sucu var. Sanirim o kisi Necip? Dolayisiyla Holosko'dan ziyade zincirleme bir hata var.

Sivok ve Ersan birinci golde pozisyona gec tepki veriyorlar, ucuncu golde ise adam paylasma sorunu var.

Necip 1 ve 2. golde uyuyor, pozisyona tepki veremiyor, sanki bir an mactan kopuyor, baska bir yere gidiyor. Eger 3. golde pasi atan oyuncuya baski da gec kalan Necip ise durum vahim. Bu da Necip hakkinda daha once ifade ettigim dusuncelerimi destekler nitelikte.

2. golde net bir kaleci hatasi var.

borasahin dedi ki...


Part 3

Daha genel dusunursek...

1. Duran top savunmasi zaten bizim yillardir yumusak karnimiz. Agresif olarak kafaya cikan bir oyuncumuz yok. Ozellikle bu tip merkeze atilan toplar her zaman buyuk tehlike oluyor, Tuncay ligde bu sekilde cok gol atmistir, bence antremanlarda buna calisilmaliydi, cunku rakipte Tuncay vardi, belki bu tip pozisyonlarda alan savunmasi yapmamiz gerekiyordu!

2. Savunma arkasina atilan toplardan iki gol cikmis, anladigim kadariyla baska pozisyonlar da var. Bu da bu tip durumlarda ters kademenin ve az adamla savunma yaparken adam paylasmanin onemine dikkat cekiyor. Ayrica savunmayi one cikardigimizda savunmacilarimiz biraz mobil olmali. Hani bizim savunmacilar aslinda mobil sayilirlar ama hersey mobil olmakla da bitmiyor, savunmayi bilmek gerekiyor. Ayrica savunmacilar ne kadar hizli olurlarsa olsunlar rakipten topu atan oyuncunun pasi atarken olcmek bicmek icin yeterli vakti olursa vay halimize...

ceyhun dedi ki...

bu escude tranfersi sürekli eleştiriliyor ya da ersan geldiği için gereksiz duruma düştüğü söyleniyor da, kaç stoper yedeğimiz var allah aşkına? Ersan ya da sivok sakat ya da kart cezalısı olduğunda toroman da orta sahadaysa kim oynayacak escude'den başka?

Bu fiyata sivok tecrübesi ve pozisyon bilgisine sahip kaç savunmacı var türkiye'de de habire eleştirilir oldu?

Bence empati denilen şey sıfıra yakın bizde..

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

Söylenecek epeyce cümle var maça dair ama sadece hepsini özetler bir cümle etmem yeterli..

BÜYÜK TAKIMIN HOCASI, TAKIMI 2 KERE ÖNE GEÇİYORSA O MAÇI NE YAPAR EDER ALIR!


Eğer sen ikinci yarı başladığında Bursa gibi takımı paramparça edecek şekilde taktik verip konsantre edebiliyosan bunu ilk yarıda yapsana?? Ardarda goller bulup gerçek büyük takımlar gibi rakibini hemen sürlase edip onun üstüne gelmesini sağla ve rakibin yuklenirken arkada bırakacagı boşluklara hzılı adamlarını yollayıp perişan etsene??

İşte benim Samet hocada tek eleştirdiğim budur. Dersine çalışmaması. Hatalarından ders almaması. Nasıl olsa feda senesi deneysel takılabilirim zihniyeti. Kusura bakmasın ama bu camianın futbol kısmı Samet hoca denemeleri için birkaç gömlek büyük bir yer ve o bunun hala farkında değil.

11 hafta sonunda hoca kabiliyetsizliğinden kaybedilmiş puanlara bir de bu çerçeveden bakın ne demek istediğim anlaşılır zaten.

Gerçek bir sağbek ve gerçek bir golcü takviyesi ile bu takımı teknik adamsız çıkarın gene de ligi ilk ikide bitirecektir..


Sevgiler.

enorton dedi ki...

Escude'nin gereksiz duruma düştüğünü önce Samet hoca söyledi. O süreçte Sivok gidecekti biz de Escude'yi aldık dedi. Bence Escude yanlış transfer değil ama Sivok kalınca boşa çıktı. Yabancı kontenjanı meselesinden Toraman, Ersan olmasa da oynayamaz şuanki düzende. Eğer Sivok ve Ersan'ı yedeklemek için alındıysa o zaman çok vahim hatadır bence. Direk eksik olduğumuz bölgeler varken stopere yedek yabancı transferi yapılması bence yanlış... Üstelik Feda sezonundayız...

Escude devre arası yönetimle görüşür ve gider bence. Kendisi o kariyerle buraya Toraman, Ersan ve Sivok tan sonra 4. adam olmaya, Bolu Ofspor maçları gibi maçlar oynamaya gelmemiştir bence. Eldeki tüm stoperlerden daha kaliteli olduğunu düşünüyorum.

Cartalete dedi ki...

Halet Rezaki BJK'in dikkat çektiği bir husus var; hocanın 3. gol sonrası Hasan Türk'ü çağırıp, sonrasında sinerjiyi bozmamak adına vazgeçmesi... Sanıyorum en mantıklı sebep budur. Ama hal böyle olunca yüksek tempoyu kabul etmiş, maç sonrasında işaret ettiği üzere "takım sakin kalamıyor" maddesini red etmiş oluyorsun. Orta sahaya bir hamle gelse ve alan baskısını Kasımpaşa'ya karşı olduğu gibi orta sahanın biraz gerisine çekilse; son yılların en unutulmaz geri dönüş galibiyetini konuşuyorduk şuan. Yazık oldu.

Bora'ya da yenilen gol fotoğraflarının, bilimsem açıklaması için de teşekkür etmek gerek :) Zaten uyuklama, takımın birçok oyuncusunda geçerli bir durum. Tam tersi ise Tuncay için geçerli, o nedenle fiziken bitik hali bile tabela değiştiriyor.

Blogun yorum alanında, Ferhat henüz Boluspor'dayken "şu Simao'yu rahat keser" şeklinde çok iddialı konuşan pascal rumuzlu arkadaşı tebrik ediyorum. Tam Beşiktaş'a gerekli bir oyuncuymuş gerçekten. BJK4EVER da adından bahsetmiş daha önce. Ben sene başında A2 Milli takımında izlediğimde o kanıya varmıştım.

aquila dedi ki...

bu arada yeni dikkatimi çekti, ilk golde batalla serbest vuruşu sivok çevre kontrolü yaparken kullanıyor ve sestak'ın gerisinde kalıyor.

planck dedi ki...

2. golde mcgregorın topu yumruklaması aslında geçen hafta almeidanın 30cmdeki topa kafayla vurması ile aynı şey. İkisi de top ayaktan çıkmadan önce tek birşeye konsantre oluyorlar bu yüzden şartlar değişse, beklenen durum farklılaşsa da vücut değişen duruma göre kilitlendiği refleksi uyguluyor. Bu durum oyuncuların eski deneyimleri içerisinden kendilerine en garanti yolu seçtikleri bilinçaltı bir olay. Orta yapıldığı anda kaleci için topun kucağına doğru geldiği durum %5 gibi bir rakamsa, bu olasılığı beyin direk ihmal ediyor ve topu tutma, tokatlamaya çalışma veya yumruklama seçeneklerinden birini seçiyor. Geçmişinde çıktığı topu tutamama, elinden kaçırma fln gibi olaylar varsa direk yumruklamaya konsantre oluyor. Tabi böyle pozisyonlarda versatile durumda konsantrasyonu sağlayabilmektir önemli olan. Oyuncuyu gerçekten "iyi" oyuncu yapan da budur.

3. goldeki adam paylaşımı problemi ise böyle pozisyonları yaşaya yaşaya ders çıkartılarak, maçtan sonra üzerinde çalışarak (umuyoruz) üstesinden gelinebilecek bir durum. Defans ikilisinin uyumu dedikleri olay da zaten aynı anda aralarında entanglement varmış gbi diğerinin ne yaptığını görmeden bilecek şekilde davranmakla oluyor. Bu da zaman gerektiriyor.

İyimserlik olayına gelirsek, 3-4 hafta önce samet hoca hakkında yazdığım kötümserliği artık yansıtmıyor olmamın sebebi feda denilen bir dönemde 11. haftayı yeni geçmiş bir takımın hataları da olsa artık -bana göre- ışık veriyor oluşundandır. 25. hafta yine böyle oynayıp bu şekilde puan kaybedersek o zaman işler gerçekten can sıkıcı olmaya başlar. Hoş takım bu şekilde oynama iştahını kaybetmeden bu sene uefaya gitsin benim için yeter. Asıl belirleyici yıl gelecek sene olacaktır. Bir de hoca olarak düşündüğümüz zaman Ralf'tan başka doğru düzgün seçenek olmadığı için beklemenin hoca değiştirmekten daha mantıklı olacağı kanaatindeyim.

tibet kutman dedi ki...

eralp'in söylediği gaflet de işin başka bir boyutu...

iki kere öne geçiyoruz, derbi sayılabilecek bir maç ve biz iki tane kopya gol yiyip iki puanı ellerimizle bırakıyoruz...bu işin bence heyecanla, oturmamışlıkla veya tecrübesizlikle alakası yok...ben de fark ettim; coşkuyu bozmamak için değişiklik yapmadı...ki,asıl büyük yanlış da bu olsa gerek...

ayrıca ferhat konusunda da ben yine cartalete'e kızarım...artık şu transfer komitesine bi dahil ol hocam :)

enorton dedi ki...

Coşku iyi güzel de zamanlama yanlış. Coşkumuz malesef ikinci yarılarda takım gerideyken oluyor. Aslında özellikle içerdeki maçlarda maç başlar başlamaz 20 dk bu coşku olsa maç 2-0 olur rakipler şoka girer bir daha da durumu düzeltemezler. Ama biz napıyoruz aptal aptal goller yiyip kendi evimizde geriye düşüp ikinci yarılarda oyunu çevirmeye çalışıyoruz.

Bir dönem FB bunu çok iyi yapardı Kadıköyde. Santradan topu Alex rakip kaleye yakın taça atar ve hemen ilk saniyede baskıya baslarlardı. İlk golü bulunca artık maç orda biterdi.

Ferhat adı geçmişken geçen yıl bizi Bolu'da yakmıştı kendisini ve adı o zaman yine gündeme gelmişti. Kendisini zamanında Tiganın listesine aldığı falan söylenmişti. Yani 5-6 sene öncesinde Tigana keşfetmiş eğer doğruysa...

borasahin dedi ki...

Planck ve Cartalete yorumlariniz icin tesekkurler :)

Planck,

Yorumlarina katiliyorum. 1 ve 3. golle sonuclanan savunma arkasina atilan her iki topta da direk olarak Sivok ya da Ersan'a suc bulamiyorum. Bunlar uzerinde kesinlikle calisma yapilmasi gerekiyor... Her iki pozisyonda da Ugur'un bariz hatasi var. Birinci golde Necip'in de hatasi soz konusu, en azindan faul filan yapabilirdi, kartin rengi en fazla sari olurdu, bizim gibi seyretmis...

McGregor konusundaki yorumlarina katiliyorum. Kuvvetli sekilde yumruklamak istiyorsa ya top hizli gelmeli ve/veya kuvvetli sekilde vuracak pozisyonu almak lazim. Ilk basta bunu kestirememis olabilir ama
1. Topun hizli gelmedigini anladiginda
2. Durus sekli, topun hizinin dusuklugu ve Bursa'li oyuncularin topu uzaklastirilacagi bolgeleri kapatmalarindan
dolayi fikrini degistirip bence kucaklamaliydi; cunku o top kucaklamayi engelleyecek kadar hizli degildi.

Netice itibariyle sana katiliyorum :)

borasahin dedi ki...

Aybaba secimini irdelemek icin daha buyuk resme bakmak gerek ama kisilerden bagimsiz sahsi dusuncem su sekilde: "taktik yonu geliskin", "oyunculari tanimada kuvvetli", bir futbol fikri olmakla birlikte elastikiyeti olan, eldeki malzemenin esas oldugunu, bir futbol fikri olsa dahi bunun eldekilere uymadigini gorunce pragmatik olup mevcuttan en cok faydayi alirken hayalindeki futbol anlayisini uygulamak icin gereken planlamayi zamana yayarak yapabilen, (sonraki donemler icin puan toplayan diyelim) egitici tarafi olan, genc oyuncularla calismasini seven ve yetistirebilen, altyapiya bakmaktan cekinmeyen, transfer konusunda da belirli bir havuzu olan birini tercih ederdim.

TR icinden birini tercih etmek gerekirse birinci tercihim kesinlikle Aybaba olmazdi. Aybaba'nin yorumculuk performansindan iyi bir taktisyen olmadigi kanaatine sahibim... Ayrica hizipcilik yanlari da var sanirim, en azindan oyle anlasiliyor diyeyim, ayrica ben kendimi bildim bileli Aybaba bu takimin teknik direktoru olmak ister. Milne doneminde dahi kimi ayak oyunlari olmus olabilir... TR'de bir isim sececeksem bu kisi ya Ersun Yenal olurdu ya da Besiktasli olacaksa Sifo Mehmet olurdu. Ersun Yenal'in credentials'i Ozdilek'e gore daha yuksek. Mehmet Ozdilek'in takimini cok takip etme sansim olmadi ama Antalya gibi bir takimi 3, 5 senedir calistiriyor olmasi bile onemli bir referans. Ayrica oynamaya calistiklari oyun da kaos futboluna benzemiyor. Bu ikisinden sonra Riza Calimbay onceden denendigi ve basarisiz olmasindan dolayi, Ziya Dogan'in ise bir buyuk takimi calistirmak icin yetersiz oldugu sabitlendiginden dolayi, akla Besiktasli olarak Aybaba ve Denizli geliyor. Belki Fuat Capa, Cuper vs.'de dusunulebilirdi. Denizli hep kisa donemli projelerle sivrildi, ama bir de uzun donemli Kocaeli projesi var, o takimi uzun ugraslardan sonra bayagi iyi hale getirmisti. Bizi Inonu'de 5-3, GS'yi Sami Yen'de 4-0 yenip, ikinci yarinin lideri olmuslardi, sonra da zaten Milli Takima gecmisti. Neticede ilgili kisilerle konusmadan birsey soylemek zor...

Yabanci konusuna gelirsek, kimin ne sart one surdugunu bilmiyoruz, o yuzden birsey soylemek zor...

Sonuc olarak Aybaba benim ilk tercihim olmazdi, sonlarda olurdu, kimseyi bulamazsam belki dusunurdum :) ama gelmesini de cok elestirmiyorum. Basarabilir mi diye soruyorsaniz pek sanmiyorum :) ama prensip olarak sans verilmesi gerektigine de inaniyorum. Transferler benim icin onemli, hatta cok onemli. Bir teknik direktorun birkac transfer mevsiminde takimin basinda kalmasi gerektigini dusunuyorum. Aybaba transfer sezonunun ortasinda geldi, tam yonetti diyemeyiz. Simdi onumuzde bir yarim sezon, bir de 13/14 tam sezonu. Acikcasi 13/14 devre arasi transferinden sonrasi benim acimdan "en gec" karar verilecek donem. Ama Aybaba ondan onceki 2 transfer sezonunda cuvallar ve takimda ve/veya oyuncularda bir gelisme olmazsa ipini daha once de cekerim :)

planck dedi ki...

borasahin,

Aybaba sezon başında benim en büyük hayal kırıklığımdı, hatta maçları seyretmemei bile düşündüm zira görüşülen isimlerden sonra çok sinir bozucu olmuştu. Hatta babalar gününde gelmişti yanlış hatırlamıyorsam çünkü "appleın babalar günü hediyesi, ibaba" diye dalga geçmiştim. Neyse demem o ki benim ilk değil son tercihim bile olmazdı kendisi. Ama şimdi kendisi takımın başında, oyuncularla arası baya iyi gördüğümüz kadarıyla ve en azından güzel futbol oynatmaya çalışıyor. Elbette çok fazla hatası var, ve kimi getirsen az veya çok hatası olucak orada burada eleştirilecek. Bence artık olan oldu, takımın futbol oynama iştahı düşmedikçe bu sene bu şekilde gitmek gerek diye düşünüyorum. Eğer sene sonunda hala saçma sapan goller yemeye devam edersek onu o zaman düşünmek gerekir.

Cartalete dedi ki...

Zaten hani sakin olup, olumlu hava yaratmaya çalışına iyimser deniyor ya. Asıl iyimserlik; yarın Aybaba'yı kovup daha iyi bir teknik direktöre ulaşmanın; her yeni bir hafta yeni bir dava kriziyle uğraşan yönetiminden ilk senesinde kusursuz transfer politakası izlemesinin ve de bana göre genç sayılan (kaleciyi ve Boral'ı saymaksak ki bence saymayalım, 4-5 sene sonra futbolu bırakacak biri yok) ve kararsızlık, karmaşıklık arasında kurulan takımın hemen "kazanan takım" hüvviyetine kavuşmasının mümkün olacağını sanmaktır bence.

borasahin dedi ki...


Cartalete,

+1. %100 dogru bir yorum. Bu kadar sorunla ugrasan bir kulubun futbolu "olabilecek en iyi sekilde" yonetmesini beklemek biraz hayalcilik gibi gorunuyor.

Altinsay'in projesi neydi bilmiyorum ama bence bu isi 2+3 diye yorumlamak lazim. Ilk 2 sene durumu toparlama, sonraki 3 sene atilim. Fikret Orman'dan durumu toparladiktan sonra, taslardan kurtularak daha iyi bir yonetim kurmasini ve Altinsay'i da futbol yonetiminin basina gecirmesini bekliyorum. Bence boylesi daha dogru...

Aybaba'yi her ne kadar tercih etmesem de sans vermeyi dogru buluyorum. Biraz gorelim, bir onumuzdeki devre arasi gecsin, ligin ikinci yarisina bakalim, sonra tekrar dusunuruz. Istedigimiz yerde olmasak dahi artilari eksilerini goturuyorsa onumuzdeki sezon da sans verilmesinden yanayim. Birseyler yapamiyorsa ya da yapsa dahi capi Besiktas'a kucuk geliyorsa yenilenen Fikret Orman yonetimi bu pozisyona daha ideal birini bulabilir.

Bjk_KnightS dedi ki...

yaa anlamıyoum altınsay neden istifa etti? f.orman'ın yönetiminde çekemeyenler oldu muhtemelen. bir daha ki secime kadar bunlarla idare edip belki bir daha ki secimde altınsay gelebilir. o zamana kadar gelen transfer nasıl olacak merakla bekliyrum. Genel bir transfer sayfası acsan iyi olur mustafa. başka yerlerde de var ama burada daha seviyeli ve futbola yönelik olur sanırım.

ama takım iyiye gidiyor bence...

d.amokachi dedi ki...

Şimdi bir sürü şey yazılmış sabırla okudum gerçekten paylaşımlar çok iyi Beşiktaş aklı selim taraftarının hala buralarda olduğunu görmek çok güzel. Sizleri maçlara da bekliyoruz arkadaşlar böyle futbolu bilenlerin stadda olması lazım. Gelelim maça ben maçtaydım ve özellikle ağaçlı yoldan maça giderken bile süper bir maç olacağının kokusu vardı. Öncelikle ilk tebrik Ertuğrul hocaya bizi iyi analiz etmiş. Henüz oturmamış sistemimiz ve Oğuzhanın olmamasını iyi değerlendirerek hemen top kendindeyken açılan ve kanatlara hızlı paslar atan buradan beklerimizin zaafiyetlerini değerlendirmek isteyen plan yapmış. 2 gol bu şekilde bularak bunuda başarmış oldu. Eğer ilk yarıda biraz akıllı olsalardı 3-0 mağlup girerdik içeri bu çok net. İlk yarıda en kızdığım pozisyon Fernandesin bomboş Hilberte vermemesi ve sonra verdiğinde ofsayta düşmesiydi. Keza maç 0-0 devam ediyordu. Çok şeyler yapmak adına topla gereksiz oynuyor bence. Gördüğü sarı kartta bu yüzdendi. Kaleciyi bende henüz anlamadım uyum süreci devam ediyor bence. Dinlenmesinde fayda var. Zayıf halka kesinlikle Uğur artık Emre oynamalı bence. Necip olumlu yönde gelişmeye devam ediyor. Veli yerine Hasan girseydi bu maçı koparırdık. Samet hocanın biraz daha cesaretli olması lazım. Son olarak uzun oldu ama ben kendi adıma mutluyum yenilsekte üzülmezdim. Bu takım olacak. Hem yönetim hem teknik ekip hem oyuncular hepsinin samimiyetinden şüphem yok. Biraz daha sabır lütfen.

Unknown dedi ki...

Ozan İpek konusunda yazdıkların dışında hepsine katılıyorum.Ozan İpek'i Volkan yada Sercan ile karıştırmamak gerek.Ozan Olcay'dan çok daha iyi bir oyuncu.

box2boxMC dedi ki...

Dün aksam Elazığ-Kayseri maçında Kayseri'nin 3. ve 4. gollerini görenler var mı? 2 tane kaleciyle karşı karşıya gol nasıl atılır dersi vardı resmen. Şu ağır vasıta Almeida yerine milletin beğenmediği Bobo olsaydı şu an lider bile olabilirdik.

kayseri maç özeti aşağıda;

http://www.ligtv.com.tr/lig/spor-toto-super-lig/ozet/2012-2013/11/elazigspor-kayserispor/?stage=18314&highlight=2310

Basar dedi ki...

@Unknown

Olcay baya degisik bir oyuncu, cok hareketli, cok kosuyor ve cok zorluyor. Ciplak gozle izlemediysen izlemeni tavsiye ederim, dusuncelerin degisebilir

Ben Bursali bir arkadasimdan Ozan'in cok sigara ictigini duydum. Dogru mudur bilemem ama transferi yapacaklarin bu bilgiyi ogrenmeleri cok uzun surmez.

Bende bize zorla pazarlamaya calisiyorlar hissi uyandiriyor. Ozan yerine kesfedilmemis (Ferhatin Bursaya gelmeden oncesi gibi) bir oyuncuyu almayi tercih ederim. Zira sorunlari ve mac eksikligi ile birlikte gelecek Ozan. Nasil Batuhan tutmadi, Ozan da tutmayabilir.

@box2boxMC 2 gundur dusunduklarimi sen yazmissin.

Basar dedi ki...

Biraz futbol dışı olacak fakat saygı duruşunda bile bulunmayan saygısız güruhun, gitmek bilmedikleri kapalı tribün üst ortadan ayrılacakları günü iple çekiyorum...

Herşeye karşısınız, saygı duruşuna da mı?

Cartalete dedi ki...

Bobo'yu Beşiktaş'tayken bile hiç bu kadar fit görmemiştim. Akıyor resmen... Ne olursa olsun onu böyle görmek sevindirici.

Bu sene kimi zaman Bobo'yu, kimi zaman da Almeida'ya daha uygun takım oluyoruz. Hugo'nun da Allah'ı var; danduna döndüğümüz zaman bizi önde tutan adam oluyor.

Ozan İpek bence de iyi oyuncu; ancak Beşiktaş'ın değişkenli hücum hattına Olcay'ın daha uyduğunu düşünüyorum. Ve o modelde Erkan Kaş'ın olduğunu varsayarsak; şu yokluk günlerinde gereksiz bir transfer hamlesi olur kanımca.

Safak Sakacioglu dedi ki...

benim en çok merak ettiğim acaba son iki maçı baz alırsak artık ideal diyebieleceğimiz toraman, oğuzhan ve fernandes orta sahası ile bu maça çıksaydık sonucun bu şekilde mi olacağı. sanki bu 3 lü ile çıksak da pek bir şey fark etmeyecekti. çünkü ndiaye ve beluschi nin sertliğine sadece necip ile karşılık vermeye çalıştık. maç öncesi yazıda bahsedilen dirençsizlik boy gösterdi resmen. ben fernandesin gördüğü sarı kartı da bir yerde buna bağlıyorum. veli nin yerine hasan türkü alıp kafamda maçı oynatmaya çalışıyorum ancak yine değişen bir şey olmuyor çünkü rakibe göre bizde ki 3 lü uzun zamandır bir arada oynamıyor.
açıkçası benim kafamda farklı bir sistem olurdu. necip in son zamanlardaki hücüma katkısını ve defansif vasıflarını da göz önüne alarak direkt fernandesin yanında oynatır, toramanın olmadığı bölgeye de orjini ön libero olan sivok u yerleştirir defans göbegini escude-ersan ikilisinden kurardım. böylelikle merkezdeki sertlik konusunda daha eşit bir durum söz konusu olurdu diye düşünüyorum. zaten neredeyse her maç gol yiyen bir tandemimiz var. çokta riskli bir tercih olmazdı sanırım.

takımda ciddi mental sorunlar söz konusu. işin garip yani takımın yarısından fazlası tek tek aynı sorunları yaşıyor maç içerisinde. bir anlık olay ile maçtan kopuyoruz. bora sahin arkadaşımız yediğimiz gollerin analizin çok güzel çıkartmış. acaba teknik ekip yediğimiz gollerin üzerinde ne kadar duruyor. ben pek sanmıyorum.

son olarak artık emre özkanın vakti zamanı gelmiştir bile. böyle giderse uğur boral maç içerisinde değişikliği kendisi yapacak demişti dersiniz. ferhat kiraz yetenekli bir oyuncu, mevcut kadroda karşısında orjini bek olan bir oyuncu ya da formda bir hilbert olmuş olsa bu kadar rahat hareket edebileceğini düşünmüyorum. saygılar.


Hakan Özkan dedi ki...

Hocam kusura bakma da Ferhat Kiraz’ın gelecekte ‘üç adet Ozan İpek’ etmesi filan.. :):) Kusura bakma ama.. :):) Neyse yazamayacağım sinirlerim bozuldu. Ozan'ın tek kramponu edemez hocam olmaz, o iş..

Cartalete dedi ki...

Ok. :) :)

Cartalete dedi ki...

Safak Sakacioglu ,

Sivok'un savunma önüne süpürücü olarak çekilme fikri, gerçekten orta sahaya sertlik kazandırmak adına kağıt üzerinde doğru seçim olabilirdi. Ancak o bölge biraz "ısınmışlık" gerektiriyor sanki. Sivok galiba Denizli döneminden bu yana hiç oraya çekilmedi. Ki o dönemde de savunma içine çok fazla gömüldüğünden, takımı arkaya iten etken oluyordu. Bu da savunma ile orta saha arasını epey açabilirdi.

Bence yine de Hasan Türk en doğru seçim olurdu. Sertlik kazanılmazdı belki ama daha bütün şekilde "dominant" kalabilirdi orta saha. Bursa'nın üzerine biraz dengeli gidince mutlaka hata yapıyorlardı zaten.

Fernandes Antalya'da yokmuş sanırım, Toraman'ın da beke çekilmesi olası. Bakalım, o maç da farklı fikirlere gebe.

box2boxMC dedi ki...

Bu sene en büyük hayalk kırıklığı Veli Kavlak herhalde. Geçen senede çok başarılı değildi ama herkes bu sene daha olgunlaşacağı beklentisi vardı. Özellikle TR-Avusturya maçında attığı gol, hazırlık maçlarındaki performansı ve Samet Aybaba'nın kendisi hakkındaki yorumları Veli'yi herkesin ideal onbirinde sokuyordu. Ama gelinen şu noktada ilk 11 e girmesi zor gözüküyor. Hatta BJK nin savruk oyununun en büyük sebebi oluyor.
Birazda kendi gibi savruk oynayan Olcay'ın da ilk 11 de olmasından dolayı takımın iki savruk adamı kaldırmaması ve Olcay'ın daha güçlü gözükmesinden Veli maalesef bu sene out.

Bir diğer ilginç konuda herkesin nefretini kazanmış Toraman'ın doğru pozisyonda oynatıldığında birden takımın en önemli parçasından biri olması. Ayrıca yapılan röportajlardan da çıkardığım kadarıyla takım içinde kaptanlık görevinide layığıyle yapıyor. Yanlış hatırlamıyorsan Toraman 2004'te gelmişti takıma. O zamandan bu zaman ağırlık stoper ve sağ bek oynadı. Nadiren ön libero oynadı ve o maçlarda da hep çok başarılı olmuş ve takım iyi sonuçlar almıştı.
Şimdi düşünüyorumda zamanında Toraman'ı ön libero olarak oynatsaydık, Tayfur sonrası o blgeyi kapatacak sağlam bi Türk oyuncumuz olurdu. Neyse bi 2-3 sene götürür ol bölgeyi herhalde..

Cartalete dedi ki...

Aslına bakarsak Toraman'ın Beşiktaş'taki ilk mevkisi savunma önü orta saha :) Del Bosque daha o zamandan onu o şekilde kullanmayı tercih ediyordu, adamı iş bilmez ilan ettiler. Hatta Pancu'yu da ters ayakla içeri kat etsin diye sola atmıştı.

...........Toraman
K. Dobra Okan Hassan Pancu
...........Carew

gibi çıkmıştık sanırsam ilk Malatya deplasmanına.

box2boxMC dedi ki...

Okan-Hassan orta saha göbeğide fenaymış ama. Del Bosque'ye haksızlık etmişiz. Toraman'ın ön liberoda devam ederse eğer, ilerleyen haftalarda ofansta da katkı vereceğini düşünüyorum. Yine kimse beğenmesede Toraman'ın yabana atılmayacak bir topla çıkma özelliği var. Yanlış hatırlamıyorsam zamanında forvet oynuyormuş ilk dönemlerinde.

Antalya maçına M.Akyüz-sağ bek hamlesi bekliyorum.

planck dedi ki...

Toraman antepde de ön libero oynamışlığı vardı, ayağı yumuşak iyi pas yapan ama güçlü kuvvetli bir adam olarak gösteriliyodu ilk geldiği zaman :))

Sivokun defansın önünde oynayaması için barcelona ile maç yapıyo olmamız, ceza sahası önüne set kuruyo olmamız lazım. Ordan oraya koşup hem yardım götürecek hem kendi işini yapabilecek bir oyuncu değil, mental olarak olsa bile o ciğer yok kendisinde. Bilemiyorum ama belki 3lü defans ile çıksaydık sahaya o zaman olabilirdi.

Almeida karşı karşıya kaçırmaya başladığında ilk bobo gelmişti aklıma, adam haklı çıkartmış bizi :))

Bu arada iboviç naptı öyle yahu :)) Hiç de sevmem herifi ama..

box2boxMC dedi ki...

Sivok ne önlibero oynayacak kadar sert, ne de ortasahada tek pas yapabilecek kadar teknik. Toraman net oranın adamı. Umarım haklı ya da haksız taraftardan göremediği sevgiyi son dönemlerinde görür ve güzel bi jübileyle 2-3 sene sonra futbolu bırakır BJK'de. En son hatırladığım jübile Şifo'nun kiydi.

@Cartalete senden bi BJK de hakketiği ilgiyi göremeyen yabancılar yazısı görmek isterim. En başada Cisse-Bobo-Karhan ı koyarsan tadından yenmez o yazının. Bi de hakettiğinden fazla ilgi görenler olursa da Q7 ve Nouma yı koyabilirsin.

Safak Sakacioglu dedi ki...

baştan söyleyeyim sivok a karşı hernagi bir garezim yok amma ve lakin ibrahim toraman gibi onunda o bölgeden uzaklaştırılması taraftarıyım. artık escude oynar yedek mi kalır yoksa farklı bir rol mü verilir bilemem. ayrıca belirtmek istiyorum ki sivokun ön liberoda denenmesi ile ilgili yorumumu yazarken sadece bursa maçı ile ilgili yazdım.

şimdi Sivok o bölgede oynar mı oynamaz mı? sivok 2000 li yılların başlarında pragda parlamaya başladığında kendisine milan ciddi şekilde talip olur. transferine bitti gözüyle bakılırken ayağı kırılır ve haliyle transfer yatar. iyileştikten sonra tekrar oynamaya başlar ve udinese ye transfer olur. bakın bu süreç zarfında sivok un oynadığı mevki defansif orta saha pozisyonu yani ön liberodur. udinese ye transfer olduktan sonra stoper oynatmaya başladı dönemin udinese antrenörü sivok u. sivok stoper oynadığında her sezon ortalama 3-4 hayati hata yapar ki bunlar genelde puan kaybı olarak geri döner. orjini ön libero olması ile alakalı olarak hamlelerini genelde arkasında defans varmış gibi yapar. stoper olduğunu farkettiğinde ise bu hamle gayet sertleşir. aklıma ilk gelenler 10-11 sezonunda içerdeki ts maçında ve aynı sezon sivas deplasmanında gördüğü kırmızıları tekrar izleyin derim. mesela 09-10 sezonunda içerde gs ile içerdeki maçta ardanın golü ve yine aynı sezon içerdeki sivas maçında kamananın attığı gollerdeki bağlanışları da var ki evlere şenlik. en büyük artısı bir stoper hava toplarını kaleye göndermedeki isabet yüzdesidir. zaten üstte bahsettiğim 1-1 biten gs maçında golü kendisi atmıştı. ancak bir defans olarak asli görevi takımının gol yemesini önlemektir.

sonuç olarak mevcut sistemde oynadığı pozisyondan memnun olmadığım 2 kişi var. biri sivok yukarıda belirttiğim üzere. escude-ersan tandemidir bence üzerinde durulması gereken. ama oyuncu yemekte üzerimize yok. geçen sene la ligada sevilla gibi bir takımın bankosu şu an bizde 11 yapamıyor. hakikatten ilginç. hayır başka bir sorunu varsa çıkıp söylesinler bizde bilelim.

pozisyonundan memnun olmadığım bir diğer oyuncu ise fernandes. bursa maçından sonra fernandesin transfer olmasından hemen sonra yazdığı sahte7 yazısını tekrar okudum ki benim orta 3 lü tercihimde fernandesin yeri yok.

toraman (necip)
necip (hasan)
oğuzhan (hasan)

fernandesi kaleye tutmak herkesin hayrına olacaktır. yani kaleye yakın olduğundan hızlı karar vermesi gerekecek ve böylece gereksiz çalımlara girip '' şimdi yiyecek tekmeyi'' triplerine girmeyeceğiz. top kaptırsa bile en azından geride karşılayacak çok daha fazla oyuncu olacak gibi.

antalya maçı ile ilgili olarak sorsalar ya fernandes olmayacak ya da toramanı sağ bek ya da stoper oynatacağız deseler fernandes olmasın derdim. saygılar.

ceyhun dedi ki...

taktik olarak erkan kaş mı olcay şahan mı sol tarafta daha faydalı olur sorusu da önemli bence şu anda.

erkan'ın adam eksiltip yaptığı ortalarda içerde bekleyen almeida, holosko ve geriye seken toplar için ceza sahası çizgisi civarında fernandes, oğuzhan ile gol bulma şansı yüksek olur diye düşünüyorum. ayrıca erkan birebirde olcay'a göre daha az top kaybediyor, sadece iyi çalım atıyor anlamında değil. top daha çok bizde kalıyor yani. biraz daha fazla zaman aldıkça ve arkadaşlarıyla daha iyi anlaşmayı öğrendikçe o konuşulan 'doğru karar alma' sıkıntısını da atlatacaktır diye tahmin ediyorum. tabi olumlu senaryo bu son yazdıklarım.


olcay'ın ise tek top oyunu ve savunmaya erkan'dan daha yardımcı olan hali artıları sanırım. erkan'ın savunma disiplini de kötü değil aslında. olcay'ın top bizdeyken doğru yerde pozisyon alması da öenmli. rakibin arkasına saklanmıyor ve sahada hiç üşenmeden olması gereken yere koşuyor. mesela necip ve veli bu konuda pek iyi değiller. bazen sahada yürüyen hallerini görünce sinirleniyorum. oysa bariz görülen boş alana geçip topun akışını sağlayabilecekleri bir çok imkan oluyor. olcay işte bunları da gayet iyi değerlendiriyor.


tüm bunlardan sonra sonuç; denemek lazım! :) antalya maçının ikinci yarısında erkan'ı görmek fena olmazdı mesela. olcay ya da holosko yorulunca değil, erkan'ı oynatmak için oyuna almalı hoca bir kez de. aksi halde başka bir şey veriyor oyuncu sahada, kendi oyununu değil gibi geliyor bana.

Cartalete dedi ki...

Safak Sakacioglu ,

Sivok'un çok güvelinilir bir stoper olmadığı konusunda katılıyorum ve ben de Escude'ye dönülmesini istiyorum. Ama nedense iki sol ayaklı stoper gözüme bir tuhaf geliyor, sanki bir yanlış varmış gibi sahada :)

Keza Ersan sağ stoperde epey afallıyor ama Escude'nin zaten olayı pozisyon alma ve önsezi olduğu için, o sağ stoperde denenebilir.

planck dedi ki...

Kupa maçında değişmeli oynadılar Ersan ile Escude ama bana pek güven veremediler. Ersan sağda oynarken ilk yarıda çok fenaydı görüntü özellikle. Ama Sivok konusunda da haklısınız, kolay geçiceği beklenen ve toramanın önlerinde oynacağı bir lig maçında tekrar denenebilirler.

enorton dedi ki...

Antalya maçında stoperde Toraman Ersan, sağ bekte Mehmet Akgün konuşuluyor. Escude ve sivok ikisi de yedek kalcak sanırım, sakatlık vs mi var onu da bilemiyorum.