Beşiktaş Olmazsa


Her iki bekin de oyundan düştüğü bir anda Beşiktaş; maçtaki tek net pozisyonunu verirken, ligde şu ana kadar öne geçtiği maçlarda rakiplerine sadece 2 puan veren Orduspor’a karşı geriden gelerek kazandı. Ve bu "galip oyunu" maç boyunca hissettirerek, ara ara Uğur Boral dışında şuuru kapatmadan, telaş yapmadan…

En az ikinci golde, Oğuzhan’ın mesafe tanımaksızın ‘El Shaarawy’vari’ bir ayak içi şutla –mahalle futbolu ağzıyla teknik vuruş- köşeyi bulmasındaki kadar “bilinçli” bir oyun vardı sahada Beşiktaş adına. Bu durum, son haftalarda gelen galibiyet yolundan farklı ve önemli bir ayrıntıydı. Gol pozisyonlarından maç özetini 38 dakikaya çıkartacak bir oyun oynamadan; sahada yaptığı kilometreyle dümdüz gitmiş olsa, Sarp Sınır Kapısı’ndan dışarı çıkacak olan Holosko dışında; işi pek de koşu, mücadele maçına çevirmeden kazanabilmek, Beşiktaş’ın eksi taraflarından biriydi nitekim…

Necip’in sağ taç çizgisinde Monje’ye alenen “çevirme” yaptığı pozisyondaki tackle’ı, neredeyse gözümde maçın hareketi olacaktı. Çünkü bu maç kazanılacaksa takım savunması ve kompakt oyunla kazanılacaktı; o nedenle bu hamleler çok değerliydi. Zira son dakikalara kadar sahada gücünü koruyan yegâne isimlerden biri de yine Necip’ti…  Belki Fernandes gibi okları üzerine çekerek değil ama oradaki kuvvetiyle rakip orta sahayı dizginleyerek, Oğuzhan’a epey rahatlık sağladı. Tabi bunda maç boyunca fazlaca seken top toplayıp,  “süpürücü orta saha” örneğini sunan Toraman’ın da payı büyüktü. Kaptanın bu mevkisi “yan” değil, ana mevkisidir. Football Manager tabiriyle DMC yemyeşil; DC ise transparan…

Bu maç ve hatta sezonun genel olarak ilk yarısı adına gözüme çarpan en bariz eksiklik; son 20 dakikalarda Beşiktaş’ın rakiplerine yeterince “kontratak tehdidi” sunamayışıdır. Her zaman bekleyerek, faul yaparak skor korunamayabilir; özellikle de yerleşik savunmaya hücum etmeyi bilen takımlara karşı... Sahadakiler yorulunca, bench’ten de biraz Erkan Kaş dışında bu konuda bir yardım gelmiyor. Her zaman söylediğim gibi; iyi bir takımın ilk 11’den öte “ilk 14’ü” vardır, olmalıdır…
O nedenle devre arasında sadece 11’i değil, o 14’ü de şenlendirecek hamlelere bakılmalı.  11 için bir sol bek zaten elzem… Ancak hem kenar forvet, hem de dikine giden bir santrafor oynayabilecek; yeterince hıza, tekniğe ve en önemlisi “forvet koşularına” sahip bir oyuncu bulmak gerek. Bu oyuncu; formuna rağmen Holosko’yu ilk 14’ün sonraki 3’üne atabilecek kalitede olursa ne ala… Ama en kötü ihtimalle Holosko modelinde bir alternatif bulunmalı.

Sonuç olarak; Beşiktaş Samet Hoca’nın da tabiriyle “zirve takımı mı, zirveyi kovalayan takım mı?” testine çıktı bir nebze ve kazandı. Üstelik, “onsuz olmaz” gibi gözüken Fernandes’ten yoksun şekilde… Gerçi bu kez de laf, ‘Oğuzhan’sız olmaz’a devşirilebilir… Aslına bakarsak Oğuzhan da “olsun” diye alındı; Fernandes de feda, meda haykırışlarının koptuğu bir zamanda “olsun” diye kadroda tutuldu; haliyle maç kazanma yolunda onlara sarılmak doğal. Ama bunların dışında Beşiktaş, Fenerbahçe maçı sonrasında yavaş yavaş oturttuğu ve gelişim kaydettiği “temel futbol doğrularını” sahaya koyarak, takımca maç kazanıyor daha çok. Yani kısaca “Beşiktaş olmazsa, Beşiktaş maç falan kazanamaz!” cümlesini önermekteyim.

Takım, galibiyetin keyfini tesiste menemen yaparak kutlayacakmış. Nitekim ben de Madrid Derbisi’nde bana eşlik etsin diye spagetti yaptım; gerçi yazıyı yetiştirme telaşıyla erken süzüp, kuru bıraktık. Ama olsun… Bol salçalı sosla yumuşatırız, B planı mevcut… İyi pazarlar…

Orduspor 1 - 2 Beşiktaş
(H. Kabze; Toraman, Oğuzhan)

57 yorum:

oguzk dedi ki...

Spagettileri kırmadan yapsaydın çataldan kayıyor kırınca hem de biraz sağa sola bulaşsın da tadı çıksın.Yemek programı girişi gibi oldu ama senin de dikkat çektiğin yer var ki bugüne kadar bir kez bile şunu anlayamadım."x takımda y olmasa z olur" Yahu biz bu adamları olsun diye aldık.Gençlerbirliğinden Hurşut'u çıkarsan da takımda dengeler değişir PSG'den İbrahimovici çıkarsan da.Şu önümüzdeki 3 maçtan en az 7 puan çıkarabilirsek lider olarak ikinci devreye farklı hava farklı bir motivasyonla çıkar belki de böyle bir yılda bu işi başarabiliriz.İyi pazarlar

Ekrem35 dedi ki...

maçı izlerken necip'in bahsettiğin pozisyonu için yazında değinmeni beklemeye başladım diyebilirim. gerçekten harika bir hamleydi. ilk yarı itibari ile hilbert, ersan, olcay ve holosko epey kötüydüler. 2.yarı yine vasatı geçemediler ama biraz olsun toparlandılar. bu maçta oğuzhan, necip ve toraman takımın en iyileriydi. bir de başıma bir şey gelmeyecekse bu maçta uğur boral'ı diğer maçlara göre daha çok beğendiğimi belirtmek istiyorum.

emre özkan'ı neden oynatmıyor diye burda eleştirmiştik hocayı ama oftaş, akhisar ve a.gücü maçlarındaki performansı beni pekte tatmin etmedi açıkçası. o yüzden bu maçta ben de uğur boral ile başlardım diye noktayı koyup sana afiyet olsun diyorum.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...


Bu maçta oynanan oyun, tarafımdan sadece mücadele yönünden tam puan alsa da herkesin "berabere kalsak bile olur." dediği maçı galip bitirmek ilk devrede Samet hoca değil ama taraftar ruhu tarafından tepelere yakın olma hedefi açısından çok önemli bir kazanç.

Hoca tarafından da artık şampiyonluk yarışı cümlesinin çok net bir şekilde koyulması gerekiyor. Diğerleri özellikle başta sık maç oynamanın yarattığı yorgunluk gibi sadece kendilerinin inanacağı bahanelerle kamuoyunu yönlendirmeye devam etseler de en azından şunu onlar da gayet iyi biliyorlar. Bu yarışta diğer takımlardan en büyük farkımız ligin futbola en aç takımı olmamızdır. Saha içi ve dışında arkadaşlık ve dayanışmanın zirve olduğu ( Allah nazarlardan korusun ) belki de tek takım biziz. Eğer sene sonunda bu takım şampiyon olacaksa bunu sağlayan en büyük unsur bu takımdaşlık seviyesi olacaktır. Bu anlamda Samet hoca saygıyı hak ediyor. Taktik anlamda hala gereksiz inatları vardır ve ürkektir o başka.


Beni esas mutlu eden ise aslında son haftalarda aldığımız 3 puanlar ile bir galibiyetten fazlasını dolduruyoruz taraftar-futbolcu ve yönetim vizyon heybemize:

Son 8 senede erozyona uğratılmış olanı download ediyoruz ruhumuza yeniden..

Bir daha hiç tüketmemecesine..


Not: En havalı antrikotlara, en bulunmaz portakallı ördeklere, en pahalı havyarlara o tertemiz spaghettini değişmem !! Son 8 senede erozyona uğratılmış olanı..

Afiyet olsun Mustafa.

Cartalete dedi ki...

Eyvallah arkadaşlar. :)

planck dedi ki...

Ordu gibi bir deplasmandan galibiyetle dönmek güzel. Son dakikalarda yine paniğe kapılsak da biraz daha iyi idare edebilmemiz de güzel. Necip'in enerjisi, Oğuzhan'ın golü, Toramanın tackleları fln da güzel. Ama şu maçı tekrar yapsak yine kazanabilir miyiz bilemiyorum açıkcası.

Bu maçı dengeli götürmeye çalıştık, bazen top bizim ayağımızda oldu bazen onların. Ama daha önce konuştuğumuz "doğru" golü bulabileceğimiz bir atağımız olmadı. Benim bu maçta gördüğüm Fernonun alan savunmalarında - bazen çalımla bazen sadece üstüne adam çekerek, bazen paslarıyla - açtı delikler olmadan bizim "doğru" ve haliyle kolay gol bulmamız zor. Gole en çok yaklaştığımız anlar hilbertin sağdan çizgiye indiği, orta yapmadan önceki anlar zira orta yaptığı anda anlıyoruz ki ceza sahasına değil top sol kanada gidecek. Bu şekilde Olcay'ın kalecinin üstüne gden kafa vuruşu var sadece. Mehmet'in ordaki bir devrelik performansından sonra çok gözüme battı açıkcası.

Bir başka olay da Ordu'nun bize göre çok daha iyi saha parsellemesi, alan kapatması ve daraltması. Belki de bu yüzden zorlandık pozisyon bulmakta ama sonuçta bunu bizim de en az Ordu kadar iyi yapabilmemiz lazım hedef takımı olacaksak. Geçen sene de bu zamanlar üstüste çok güzel oyunlarla galibiyetler, avrupada turlar geliyordu ama 2 ay sonra patladık. Bu sene de kendimizi daha şimdiden, özellikle savunma anlamında geçen senelerden daha kötüyken hedef takımı olarak görürsek sonra defolar ortaya çıkmaya başladığı zaman gereksiz hayal kırıklıkları ve takımdan soğumalar başlar. Bu yüzden bu sene son 10 haftaya girmeden böyle bir hedef koymak çok anlamlı değil bana göre.

tibet kutman dedi ki...

kırmadıysan spaghettiyi, sorun yok...yemesi zor oluyor diye kırarak yapan, bizden değildir cartalete :)

bir de hocam, ben maçı izleyemedim, malum hava berbattı, kadıköy çarşıda bir pub'a inemedim üşengeçlikten...özetiyle avunduk :)

maçtan önce hem çok merak ediliyordu hem de burada da epey tartışması dönmüştü; fernandes'siz oğuzhan nasıldı, ne dersiniz ? artıları, eksileri nelerdir ? korkmalı mıyız böylesi sakatlıkların yahut da cezaların tekrarlanması durumunda ?

Cartalete dedi ki...

Fernandes olmadan belki yine Beşiktaş'ın ceza sahasını çevrelemesi; pas dayanışması açısından çok bir eksiklik olmadı ama planckın da dediği gibi, rakipler Fernandes'e odaklanmadığı zaman takımca alan savunmasına başvurup, zor boşluk verebilirler. Dün bunu gördük açıkçası.

O yüzden Fernandes direkt skor etki etmese bile varlığı çok şey değiştiriyor.

Basar dedi ki...

Bence Ordu, bu ligin en zor deplasmanı. Hem zor yeniliyor, hem İtalyanvari oynuyor hemde öne geçti mi maçı vermiyor...

Bu deplasmanda, son 5 haftadır göze hoş gelen oyun yerine nispeten yavan bir oyun seyretsekte, olabilecek en iyi galibiyeti aldık. İtiraf edelim, hepimizin beraberlik beklediği bir maçtı.

Ben oyun analizi yerine şu noktalara değinmek istiyorum. Birincisi, bu maçta kontrol oyununu yapabildik. İkincisi ise takım kırılgan değil. Zor bir deplasmanda yenik durumdayız, Fernandes yok, oyuncular pekte gününde değil ve buna rağmen maçı çevirebiliyoruz. Son birkaç yıldır ilk golü yediğimizde bırak çevirdiğimiz, berabere kaldığımız maç bile çok azdır!

Herşey bir yana, bence şampiyonluk lafından sözetmek için çok erken. Bu takım için maç maç hedef koymak daha doğru. Hem takım üstündeki baskı kalkıyor hem de Türkiye'de çok önemli bir başarı unsuru olan, sempatiyi kazanıyoruz. Şu an ilk hedef kalan 3 maçı 6 ila 9 puan arasında bitirmek. Ondan sonra da 3 adet transferi yapmak.

Sonrasına bakarız. İnşallah 26-27. hafta gibi...!

Basar dedi ki...

Fernandezsizlik en çok Olcay'ı etkilemiş gibi geldi bana. Birde saçı kestirdiği için hiç fark edilmedi dün...

du, levande dedi ki...

dün akhisar maçında kenan çok iyi oynamış, özellikle kontra atağa çıkışlarda takımı tek başına sırtlıyodu. holosko'dan daha iyisi alınamayacaksa kenan önemli bi alternatif olabilir gibi geldi bana. tek maçlık performansla değerlendirmek çok doğru değil tabi ama.

borasahin dedi ki...

Planck bence gayet sagduyulu yorumlar yapmissin. Bu konuda sana %100 katiliyorum. Ben de takimi henuz "title contender" gormuyorum, ilk yaridaki son 4 maci istedigimiz sekilde sonuclandirsak bile, fakat yine de bize onemli doneler verecek, simdilik ilkinden gectik. Devre arasi transferler, ikinci yarida dedigin gibi son 10 haftaya girerken ki gorunum bakalim ne gosterecek...

Ordu bireysel nitelik eksikligini takim butunlugu ile kapatmanin iyi orneklerinden biri. Sakar Ibrahim Kas bile acik vermeyen bir oyuncuya donusmus... Umarim ligde boyle ornekler cogalir...

Takimin genel oyununu butunluk acisindan begendim, yenilecegiz hissi vermedi, bir sekilde bir gol bulacak gibiydik, 2 taneye ihtiyacimiz oldu. Amma velakin Planck'in da dedigi gibi rakibin savunma aginda etkin bir sekilde bosluk bulabilecek olgunlukta ataklar gerceklestirmekte zorlandik. Daha once bir soru sormustum: Ferno ve Oguzhan orta sahada ise ve onde de 3 forvet varsa kanatlardaki oyuncularin ne tipte olmasi daha faydali olur? Bence bu sorunun cevabi ortada Toraman-Necip-Oguzhan oluncanin cevabindan daha farkli. Dun hucumda en az bir tik ustte olabilecek bir kaliteye ihtiyac vardi, bu ihtiyac ondeki ucluden ve/veya bekten gelebilirdi. Hilbert aslinda Monye'ye fizik ustunluk kurdu ve durumu baya zorladi da ama bir turlu verimli olamadi. Bu zamanla asilacak birsey degil, portansiyel bu kadar. Ugur cakili oynadi, cok cikmadi. Mesela Gokhan G. gibi bir oyuncumuz olsa daha etkili olabilirdik. Bu durumda onden bir uretim bekledik. Olcay bence dun kotuydu. Holosko ortaya geldigi zaman kimi zaman guzel paslar cikarabiliyor ve ataklari yavaslatmiyor, bence duzgun bir ayagi var. Cok yakin oynandigi zaman topu korumakta zorlaniyor. Calim atamadigini zaten biliyoruz. Netice itibariyle Olcay'la karsilastirirsam dun Holosko'yu begendim diyebilirim. Belki Olcay yerine Erkan K. olsa ya da Ugur B. daha cok zorlayabilirdik. Yarin Ordu'nun yaptigi isi bir seviye ustunde yapan daha yuksek kaliteye sahip takimlarla oynayacagiz. Bakalim onlara karsi ne yapacagiz?

borasahin dedi ki...

Bireysel olarak...

- Toraman gercekten benim asil mevkim savunma onu diye bagiriyor, yillarca bu oyuncuyu farkli yerlerde kullanip harcadik. Bir kere bu pozisyonda ortalamada ciddi bir fizik ustunlugu var. Ayrica hucuma cikislari da yabana atilmamali. Umit takimda bu isleri gencken cok yapardi aslinda, o zaman uclunun genelde sol stoper olarak oynardi. Dun mesela bir pozisyonda Oguzhan'a topu hic kontrol etmeden attigi bir top var, bence yabana atilacak bir top degildi, yani teknik anlamda balta modunda bir oyuncu degil. Savunmada bunu anlayamiyoruz, orta sahaya gelince goruluyor. Tabii mesela bir Mario Suarez gibi pozisyon bilgisi cok gelismis bir oyuncu degil, ama hucuma verecegi destek bilakis tesvik edilelerek bu eksikligi min. seviyeye cekilebilir.

- Necip iyiydi, yalniz oyundaki etkisini daha cok arttirmasini bekliyorum. Ornegin cok az gol atiyor. Her sezon ligde en az 5 gol atacagim diye kendine bir hedefi koymali. Necip'in savunma onunde oynamasi isteniyor ya da gerekiyorsa savunma guvenliginin arttirilmasi baglaminda uclu savunma dusunulebilir, boylece yaptigi pozisyon hatalari daha az riskli hale gelebilir ve kendisi de hucumu daha cok zorlayabilir.
------Sivok/Escude--------
----Tor-----------Ersan-----
Hilbert---Necip-----Boral
-------Ozzy-----Ferno-----
----Holosko--Almeida----
Ek olarak savunma onunde oynayabilecek sekilde pozisyon bilgisini gelistirebilirse super bir is yapmis olur ve bence milli takimin kapilari ardina kadar ona acilir.

- Ersan'in tandemdeki performansi ile ilgili suphelerim var.

- Orta sahada Necip-Ferno-Tor-Ozzy ile kaliteli bir dortlu yakaladik. En azindan bir tane daha ust duzey oyuncuya ihtiyacimiz var. Veli bu oyuncu degil. HasanT ve Muhammet simdilik etkinlik saglayamadilar. Bakalim sezon sonuna kadar bir gelisme olacak mi? Dusunuyorum da sadece elimizdeki degerleri tutsak, Serdar K ve Orhan Gulle gibi, ya da Salih Ucan'i alabilseydik transfere ihtiyac filan olmazdi.

- Ayni kadroda Olcay yerine Fernandes'in oynadigi (sol on) durumu ciddi sekilde merak etmekteyim.

- Olcay'in iyi bir sahte dokuz olabilecegini dusunuyorum. Mesela Ozzy'nin her zaman ornek aldigini soyledigi Fabregas gibi fiziksel gelisimini tamamladigi ve savunma arkasina kosu attigi donemlerdeki "Olcay onde-Ozzy arkada" oyunu kagit ustunde heyecan verici duruyor. Tabii kadro kurgulamasinin dogru yapildigi varsayilarak...

- Oguzhan genel etkinliginin biraz uzagindaydi, fakat onda bu tip oyunlari bir sekilde cozebilecek futbol akli mevcut. Gerci sakat sakat oynuyormus. Ben de acaba sik sik sakatlik yasayacak tipte bir oyuncu mu suphesi olustu.

Cartalete dedi ki...

Olcay, şiddetli alan savunması yapamayan takımlara karşı tek paslı çabuk oyunuyla, savunma arkası sarkmalarıyla epey etkili oluyor. Ama dün bence de sert alan savunması karşısındaki testten geçemedi.

Ben de "Erkan Kaş girse?" isteğinde bulundum sürekli maçı izlerken. Neyse ki 2. gol pek uzatmadan geldi.

Necip'in şut ürkekliği var sanki. Mesela bir pozisyonda topla eridi ceza sahasına, ortaya çevirmeye çalıştı. Oralardan net şutlar çıkarsa skora katkı sağlar.

Ben Toraman'ın en çok, istop sonrası Hilbert'in önüne bıraktığı, ama Hilbo'nun ıskayla cevap verdiği pozisyonuna takıldım.

borasahin dedi ki...


@Cartelete

Olcay hakkinda ben de tam olarak ayni seyi dusunmekteydim :) Bu tip durumlarda zaafi da ortaya cikabilir, pozisyonunu sik sik terk ediyor, etkili olamazsa bu sefer oradan atak yeme sansin var ki Ferhat bazen cikislar yapti. Aybaba da mac sonu bunu dile getirmis galiba. Akiskan ve sik yer degismeli bir oyun oynamayi planlamiyorsan UgurB ya da Erkan K. A planinda Olcay'in onunde dusunulebilir.

Evet olabilir. Aslinda bir tanesinde yine iceriye daldi, sutladi ama blokladilar. Artik ozguveni geldi. Biraz daha oturduktan sonra, su gol isine hem sut hem sarkma anlaminda biraz odaklanmali. Simdilik elestirmek istemiyorum, ozguven arttirmaya devam...

Spikerin deyimiyle 3 kisiyi oyundan dusurdugu pozisyonu diyorsun, o pas oyun gorusu olarak cok iyiydi. Topu gordugunde bomba sanan bu isi yapamaz...

Cartalete dedi ki...

Toraman en çok pas atan oyuncu olmuş dün; 44/40 olumlu pas. Bunu bomba ihbarcısı biri yapamaz zaten.
Ki o isabetsiz paslardan biri, Hilbo'nun ıskası mesela. Öyle de yanıltıcı paylar da var.

planck dedi ki...

@borasahin
Eyvallah abi. Ben de Toraman'ın ortasahadaki bariz fiziksel üstünlüğünden bahsedecektim ama gece o kafayla unutmuşum, sen tamamlamışsın güzel oldu.

Bu arada takım hakkaten gece 2-3 gibi tesislere gidip menemen yemiş, Samet hoca amirimden esinlendi herhalde :D Yanlız öyle artistik tabaktan yiyince güzel olmaz, direk tava koysalarmış oyuncuların önlerine daha bi yerinde olurmuş :D

http://www.bjk.com.tr/media/photos/1200X900_1276806831.jpg

Cartalete dedi ki...

Aynen o artistico tabak bozmuş konsepti, benim de gözüme çarptı.

Halet Rezaki BJK dedi ki...


İdeal takım meteforu olarak menemen

Şantiyede geceleyen inşaat işçilerinin,ögrenci evlerinin,müzmin bekarların vazgeçilmezidir o.Ay sonunu zor getiren orta sınıfların kurtarıcısıdır...Pazar sabahlarının neşesidir.Besin degerinin yüksekligiyle ,ucuzlugu karşılaştırldıgında yoksul haneler için makarnayla kapışır.İberik yarımadasında patetesli,kurutulmuş biberli,dometesli uzak akrabaları vardır...Yerel oldugu kadar Enternasyoneldir de bir yanıyla...Halkın yemegidir...

Maliyetinin düşüklügüne aldanmamak gerek...Tek düze, yavan degildir kesinlikle, aksine rengarenktir...Her bir bileşeni tek tek kendini belli etse de biraraya geldiklerinde ,kıskandırcak bir uyumla başka bir lezzet sunarlar...Mütevazı ama davetkardırlar.

Hazırlaması,pişirmesi ilk bakışta çok basit görünse de ,büyük ustalık ve tecrübe gerektirir..Tuzu biberi biraz az kullansanız kıvam eksik kalır, biraz az pisirseniz çorbalaşır,fazla oyalasanız lapaya çalar...

Samet Hoca menemeni biliçli bir metefor olarak mı kullandı bilemiyorum ama giderek beni şaşırtan,gülümseten esprili uslubuyla sanki hayalindeki takıma bir atıftı menemen...Ya da ben öyle anlamak istedim ...ne fark eder..

Uyumlu,mütevazi,renkli,doyurucu,Enternasonel bir takım...Halkın takımı...Kıvamı tutturmak uzun zaman alacak belli ki ama sabredip üç beş kotü sonuctan sonra vazgeçmezsek gönuller şenlenecek...Şimdi Ahçıyı yüreklendirme vaktidir çünkü bunu hak etti....siyah beyaz ölüm yaşam




Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

@ bora sahin ve Basar;

Değerli arkadaslar elbette daha koskoca 20 hafta var şampiyonluktan söz etmek için ama siz her hafta "title contender için erken" dedikçe bu takım daha tepeye gidiyor farkıdan mısınız? :D

Siz her yorumunuzda bu çekinceli yorumlarınıza devam ederseniz hedefe ulaşmak sayenizde gerçekleşecek.

Sağolun arkadaşlar :D


Cartalete dedi ki...

Tedirgin daha doğrusu temkinli olan arkaşların haklılık pay var. Zira Beşiktaş her sezon mutlaka parladığı bir dönem yaşamıştır. Ancak bu takımın bazı özellikleri rastlantı eseri değil ve Avrupa'da yok; bu bakımdan farklı yönü var.

Devre arasının transfer ve hazırlanma açısından nasıl geçirileceği önemli. Bugünkü gibi "bir şekilde kazanan takım" hüvviyetini ikinci yarıya yayarsak; çok güçlü bir aday oluruz.

Ama bence temkini sınırlı tutup, umut ve mutluluk hislerini serbest bırakmak daha güzel. :)

Halet Rezaki BJK;
Nefis...

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...


Elbette bu takım daha hazır değil elbette kalan 20 haftalık zor fikstürde inişli çıkışlı grafik olası ve elbette sezon başındaki şampiyonluk yarışı içinde olmanın çok ama çok olacağına inandırıldığımız bir pozisyonda da bitirebilir ligi bu takım.

Ama ben eğer takımın maç günlerini iple çekiyorsam, son 7 haftada her maç sonu oyuncular tribünle üçlü çekiyorsa bir takımın yarışmacı olması için en temel unsur ezbere alınmış demektir. Yani hedefi beraber düşünme ve yaşama.

Hep yazdım ve bıkmadan yazmaya devam edeceğim. Samet hoca taktiksel olarak bence hala istenen dokunuşları yapamıyor ama çok daha önemli olan o takımdaşlığı oturtması bile benim için öncelikli hedefi yakaladık anlamına geliyor. Saha içi hedefine yönelik yapı dediğin gibi ara transfer döneminde daha belirgin hale gelecek.

Şu anın gazı, aşırı özgüven falan değil. Doğru transferlerle bu takımdaşlık havası bozulmadığı sürece o meşhur "title contender" 'ın en ciddi adayıyız. Haa tıpkı hala içimde kanayan yara 2004 senesindeki gibi bir takım güçler devreye girer aşağı çekerler ve camia ses çıkarmaz falan. Ona benzer bir durum yinelenirse zaten bambaşka bir üslupta olunur diye umuyorum. Ruhum son 6 haftadır carpe diem ve 26-27. hafta itibariyle hedef çekinceleri olan canlarla istişare ederiz yürek yüreğe.

Kısacası ben hedefli, umutlu ve mutluyum. :D

Basar dedi ki...

Eralp,

3 maddede özetlemek istiyorum:

1) seni çok net anlıyorum, düşüncelerimiz benzer.
2) Bence şu an hedef koyup, olası başarısızlıkta üzülmeyelim. Senin de dediğin gibi keyif alalım. Günün sonunda bütün spor müsabakaları izleyenlere keyif vermek için yapılıyor.
3) bu takım aksilik olmazsa 2010'lu yılların kalan kısmına temlik koymaya en büyük aday.

beagle dedi ki...

Beni en çok sene başında 5. olsak yeter denirken, Nene'i aldık 17 de 17 yapacağız tarzı bir saçma iddia ile 2. yarıya başlamak korkutuyor. Transfer kabusunu da gereksiz birini almadan atlatırsak, ve GS ve FB avrupadan kolay elenmezse Türk Futbolu Gerçeği kontenjanından şampiyonluk adayıyız :)

Kakashev dedi ki...

Toraman dün ön libero görevinin yanında sürekli uğuru kollar vaziyetteydi o yüzden 2 den az gol yedik bana göre. uğur devre arasına kadar oynayacaksa toraman da süpürücü olarak hep oynasın. Orta alana da ciddi bi sertlik kazandırıyor. toraman, necip, oğuzhan ortada olur, Cartalete nin 2 senedir söylediği gibi ferdi de sahte 7 olur. Böylece kendi 18imizin önünde 3 kişinin arasından geçeceğim diye top kaptırıp lig tv spikerlerini, yok efendim suç diğer oyuncuların ferdi hiç top kaybetmeyecekmiş gibi düşünüyorlar o yüzden pozisyon oluyor gibi saçma sapan yorumlardan kurtarmış oluruz(bkz ferdinin herkes hücüma çıkmışken kendi sahamızda top kaptırması ve melihin yorumları) olcay da ilk 14ün 12.si olur. Samet Hoca da takım yorulduğunda veli'yi alsam adamlara 5 dakika içinde 10 duran top mu kazandırır, mehmet akyüzü alacağıma malzemeci süreyyayı alırım gibi düşüncelerden kurtulmuş olur.

delSolar dedi ki...

simdi biz bu Necip´in bonservisinin yarisini mendese mi verdik? Öyle bir olay vardi kaynadi gitti galiba.

Basar dedi ki...

Sadece Necip değil, Mami, Atınç ve bir iki genç oyuncu daha sanırım.

box2boxMC dedi ki...

Kimse Fernandes'ten bahsetmiyor demek ki Oğuzhan onu aratmadı. Burda Fernandes'i en çok eleştirenlerden biri olarak bütün eleştirilerimi geri alıyorum. O çok eleştirdiğim poposunu adama dayayarak yaptığı anlamsız çalımların bile BJK li futbolcuların rakip yarı alana yerleşmesi için gerekli 2-3 saniyeyi sağlıyormuş.

Ama Fernandes iyileşince takıma koyacak yer bulamıyorum. Şu çok açık ki Toraman'ın DMC pozisyonu açık yeşil değil yıldızlı açık yeşil. SA nın yerinde olsam ilk onu yazarım ilk 11'e. Hoş zaten ilk Toraman'ı yazıyordur zaten ama DMC'e yazarım ben.

Oğuzhan'ın de ilk 11 deki yeri garanti. Necip'in o bahsettiğin "tereyağı-kıl" performansını gördükten sonra Ball Winning Midfielder kontenjanından ilk 11 olması şart. E kimi kesecez Ferno için. Öyle ya da böyle uzak direk koşusu yapabilecek tek adam Holosko bu takıma şart. Olcay'da ileri üçlüde pres gücü ve takımı karıştırması açısından şart. 12 kişimi oynasak naapsak :))

Bu arada bir parantez de Ersan için açmak istiyorum. Son 3 senedir takımda gördüğüm bir "Ersan Effect" olayı var. Bireysel olarak çok üst düzey performans göstermesede takımda ki varlığı ilginç bir olumlu hava yaratıyor. Hem performans hem de moral olarak takımı yukarı çekiyor.

Hatırlarsanız Schuster'in ilk yarının 5. haftasından sonraki yükselişinde Ersan'ın takıma montesinin büyük katkısı vardı. Ersan'ın sakatlığından sonra bu sezon başına kadarki dönemden hiç bahsetmeyelim. Yine bu sezon ilk haftalar Ersan'sız kör topal giderken Ersan takıma girdikten sonra yine inanılmaz bir ivme kazandı takım. Ersan'ın takımı daha öne attığı gerçeği var ama benim bahsettiğim onun dışında takım ruhuna olan etkisi. Transferdeki imza süreci ve duruşu, sakatlık dönemi ve verdiği demeçlerle Toraman'dan sonra Necip'le birlikte uzun yıllar bu takıma kaptanlık yapacak güzel adamlardan biri olacaktır umarım.



Basar dedi ki...

Kendimce biraz düşünce pratiği yaptım. Ersan'ın yokluğunda şu diziliş tutar mı diye kendimi sorguluyorum...

3-4-3 mi dersiniz 3-6-1 mi bilemem

MC Gregor

Hilbert-Sivok-Escude

Toraman-Necip

Oğuzhan-Fernandes

Holosko-Almeida-Olcay

Hem orta saha dinamik hem defansta sol sorunu yok hem de hücum efektif...

Sizler ne düşünürsünüz?

Atakan Uslu dedi ki...

bu sene eski oyuncularımız
bobo, nobre, adem büyük (çok güzel bir gol attı), kenan özer hatta mustafa aşan (bize de gol atmıştı) formdalar. özellikle adem büyük tipinde bir oyuncuya çok ihtiyacımız var. ayrıca orta sahaya samuel holmen uyar mı acaba? (sene sonunda sözleşmesi bitiyormuş)(o da bu hafta iyiydi) solbeke önerilerinizi de alalım.

Cartalete dedi ki...

Demirkol bile Toraman'a atıf yaparak "büyük takımın orta sahasında stoper olmaz" diyor. Ne kadar yüzeysel insanlar yahu...

Hiç adamın ne yaptığına bakma, stoper ya; geç!... 40 pas yapmış neye yarar.

planck dedi ki...

Holmen'e gerek kalmadı bence artık, Hasan Türk var daha sırada bekleyen. Adem de çokça kiralandı 1-2 maçta bizde forma buldu ama Beşiktaş'ın kanat forvet yükünü taşıyabilecek biri gibi gelmedi hiç.

utaman dedi ki...

Ben de Erkan Kaş ve Olcay konusuna değinmek istiyorum. Ucundan kıyısından bahsedilmiş aslında. Olcay katı savunmalar karşısında kayboluyor. Erkan dar alanda yapabildiği işler ve top saklama konusundaki artıları ile katkı sağlayabilir. Zaten gördüğüm kadarıyla son 5 dakikada oyuna girmesine rağmen katkısı çok oldu. Bir tane de Yugoslav faulü yaptı ki tam yerinde ve tam zamanında kavramı bu faul için söylenebilir. Veli'nin yaptıkları gibi tehlikeli bölgede düşünülmeden yapılan faullerden değildi. Atak olgunlaşmadan yapılmış yerinde bir engellemeydi. Yani sonuç olarak Erkan'ın geliştiğini görmek güzel. Saatlerimiz Oğuzhan'dan sonra; Hasan Türk ve Muhammed'den önce Erkan'ı gösterecek galiba.

Cartalete dedi ki...

Rotasyon açısından eğer 11'de bir mevki yerli tarafından dolduruluyorsa, alternatifi de yerli olmalı. Aksi halde kontenjan patlağı yaşanabilir.

O yüzden Holmen altenatif olursa Necip'in ya da Fernandes'in yanındaki Oğuzhan'ın alternatifi olabilir. O yüzden bir sıkıntı doğar. Bence evvela Fernandes'e orta karar bir alternatif bulmak gerek, topla ilişkisi iyi olan henüz ayyuka çıkmamış bir orta saha. Ben buldum mesela Brugge'den birin, yarın bir gün bloga düşerim. :)

Cartalete dedi ki...

Aslına bakarsak Erkan Kaş blogda ilk bahsettiğim alt yapı topçusuydu; saatler ilk onu işaret etmişti esasında :)

Ama özellikle oyadığı dönemde Rize tecrübesi ona yaramış. Fizik olarak falan...

utaman dedi ki...

Sen her zaman gençlere karşı cömert davrandın cartelete :=) Erkan hakkındaki yazıları hatırlıyorum az çok. O yazılar için de teşekkürler tekrar. Önemli olan kulübün tüketen konumdan üreten konuma geçmesiydi. Bu yapımız bozulmaz umarım. Keşke bu çocuklara daha fazlası da yapılabilse artık -kalifiye alt yapı eğitimi bazında.

Ekrem35 dedi ki...

belki yeri değil ama ne zamandır aklımdaydı yazmayı unutuyordum bu menemen partisinden sonra yine aklıma geldi. eğer sezon sonu şampiyon olursak samet hocayla beraber futbolcular yine trt'de "civelek"i söyleseler ne güzel olur :)

BJK4EVER dedi ki...

Samet hoca Oguzhan'i da sag kanada atabilir, ki sanirim Karabuk macinda ve Mersin macinda da sag kanada cekmisti Oguzhan'i, dun de Veli girince sag kanada gecti. Forvet arkasi Fernandes, sagda Oguzhan, solda Holosko gibi bir dizilis dusunuyor olabilir.

Toraman konusunda kararsizim. Bir yandan Toraman orta sahada oynayinca cok daha az pozisyon verdigimiz ve ikinci toplari cok daha iyi topladigimiz su goturmez bir gercek, ama ayni anda bu gazi almisken ve kazaniyorken ozellikle ic sahada ayagi gazdan cekmek gerekli mi bilemiyorum.

Samet Aybaba bu saatten sonra cok abuk subuk kararlar almadigi surece pek fazla elestirilmez bence, ilk 11 baabinda.

borasahin dedi ki...


Cumartesi gunku macta, Veli Olcay'in yerine girdi ve sol onde defansif bir rol ustlendi. Oguzhan cikip Erkan K. girince Erkan Veli'nin yerine sola, Veli de Oguzhan'in yerine orta sahaya gecti.

Ozzy-Necip-Ferno ve onlerinde Holosko-Almeida-Olcay'i zorluk derecesi dusuk veya oyun yapisi buna musait maclarda tercih edebilirsin ama Eskisehir gibi bence kalite olarak bize yakin bir takima karsi boyle bir risk almak bana pek dogru gorunmuyor. Bu sekilde bir kadro ile cikarsak macin gollu bitecegi kesin gibi, ama galibiyeti garantileyebilir miyiz emin degilim. Antalya Eskisehir kadar sert bir takim degil. O da benzer bir futbol oynadigi icin aradaki fark kalite, o gunku kosullar, form durumu vs. tarafindan belirlendi.

Olcay-Almeida-Holosko-Necip-Oguzhan-Toraman-Fernandes 7'lisinden birini feda etmek gerekirse sahsi dusuncem an itibariyle ilkin Olcay olurdu. 3-5-2, 4-3-3, diamond 4-4-2, 4-2-2-2 vs. olabilir. Hoca on tarafta akiskan ve uclu oynamak istiyorum, Olcay bana lazim derse, o zaman savunma onunde Eskisehir macinda Toraman'i gormeyi tercih ederim.

Cartalete dedi ki...

Ersan cezalıymış galiba. O yüzden maalesef Toraman stopere geçebilir tekrar. Kötü oldu bu, özellikle Eskişehir gibi bir rakibe karşı.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

Ağzından yel alsın Mustafa. ' versiyon olur Toramanın pozisyonu değişirse:


1- Stoper Toramanla takım savunmayı geride kabul eder. Takımımızda orta saha ile savunma arasında boşluklar oluşur. Bu boşluklara Erkan Zengin ve Tello ince paslar atar. Böylece hareketli hücumcu Kamara ve karambolcü Necati yeteneklerini bol bol sergiler.

2- Artık bu saatten sonra Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Sivok-Escude tandeminin önünde Toraman oynar. Ferdi senin dediğin gibi sahte 7 olarak sağdan oyun kurar. Onun boşalttığı alanlara Necip girer ve atak üstünlüğüne ulaşılır. Oğuz ise diğer kanattaki oyuncu ( bence Erkan Kaş olmalı bu maçta ) ile verkaçlarla ağır Eskişehir savunması üstünden çok pozisyon bulur.

Samet hoca herşey bu kadar alenen ortada iken 1. tercihi seçerse gene yorumlarız burada.

Bekleyelim görelim.

Ulas dedi ki...

Fernandes tam iyilesmedi sanirim. Oynayamazsa, Ersan yerine direk Escude oynar kontejyan sorunu olmadan. I.Toraman - Necip - Oguzhan uclusu icin de Inonu'de iyi bir sinav olur.

planck dedi ki...

O zaman soru şu: Fernonun olduğu Toramanın stoper oynadığı bir kadro mu daha iyi yoksa Toraman stoper olmasın da Ferno da olmayıversin mi :))

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

@planck

Hayır Ferno'da olsun ancak bence Holosko'nun kanadındaki yerini alsın. Gangnam prensimiz her ne kadar sağ kanada dinamizm katsa da özellikle deplasmanlarda skor üstünlüğü ele geçirildikten sonra oyuna girmesi en uygunudur. Benim için Holosko her zaman yedekten gelip rakibi bitirici adamdır ve öyle kalacak. İç sahadaki bazı ilk yarı golleri bence yanıltıcıdır.

Konumuza dönersek, aslında hepimizin bildiği gibi Toraman da o bölgenin adamı değil ancak madem Samet hoca ondan vazgeçmiyor en oynayacağı yer iki stoperin önünde kesiciliktir.

Toraman'ın 2 stoperin önünde oynadığı orta sahanın sağ iç değişmeli Necip-Ferdi, merkez pozisyonda ve pas bağlantısı konusunda akışkan ikinci oyun kurucu Oğuzhan ve solunda bence Erkan ama forma girerse Olcay dörtlüsü şu an için en ideal çözümdür.

Bu orta sahaya katkısı olabilecek yegane futbolcu tipi de Holosko'nun kanadına topu tutacak ve oyunu orada tutacak, isabetli orta yapıp şut atabilecek verkaça girebilecek ve oyun zekası ile fark yaratabilecek biridir. Volkan Şen ile falan olmaz. Oranın adamı Nene, Tello tarzı bir adam. Milevsky bence Almeida alternatifidir. Devre arası Almeida ile yollar ayrılırsa sürpriz olmasın.

Bu arada Mehmet Sedef kendisini çok geliştirmiş. Uygun bir maliyetle tekrar düşünülebilir.

planck dedi ki...

İdeal 11de bence de Toraman defansif ortasaha oynasın ferno da kanatta oynasın, en azından bir de böyle görelim. Ama hoca böyle oynatmayı düşünmüyor belli ki, o yüzden sadece ikisinden birini seçebilcek olsanız hangisini seçerdiniz diye sordum :)

Cartalete dedi ki...

Olaya realist taraftan bakarsak, Samet Hoca'nın Fernandes'i orta sahadan alması afaki maalesef.

O yüzden Fernandes dönecek olursa, Toraman stoper olur. Bana kalsa gerekirse McGregor - Cenk yapar, yine de Toraman'ı stopere çekmezdim gerçi.

Neyse ki Eskişehir'de de Alper yokmuş sanırım.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...


@Planck;

Dünyanın her yerinde doğru tektir. Hocanın böyle önemli bir maçta Toraman'ı stoper yapma lüksü yoktur, olmamalıdır. Eskişehir hücumcuları kaba tabirle tilki. Samet hocanın böyle bir hata yapması taktiksel görüş ve takımı ilerletiş açısından onun TD, bizim de ligdeki puan hanemize eksi olarak yazılır.

@Cartalete;

Alper yok ve yokluğu çok hissedilecektir. Çünkü Alper onların Oğuzhan'ı. Ama Erkan Zengin- Tello- Veysel- Hürriyet dörtlüsü de hem pas hem de mücadele açısından onu aratmazlar bence.

Maçın anahtarı defansın geriye yaslanmaması ve Bursaspor maçının ikinci devre başındaki 7 dakikalık baskı ile ablukadan bir gol bulup psikolojik olarak üstünlüğü ele geçirmektir. Çünkü Ersun hocanın takımları yugoslav faulleriyle meşhur ve adil bir hakemle mutlaka kırmızı kart aldırırız bulacağımız kontralarla.

planck dedi ki...

Başkan Rüştü konusunda tecrübesizlik ettim demiş, çok aklı başında açıklamalar yapmış. Hoca da başkan da gitgide güven kazanıyorlar gözümde, hem de hiç beklemediğim üzere. Perşembe de yöneticiler yeni yapılanmayı açıklacaklar bakalım. Dortmund'daki sistemi google translatordan türkçeye çevirtip okusalar bile sesimi çıkartmam valla :))

Cartalete dedi ki...

Dortmund benzer durumdan, nerelere geldi gerçekten. Daha iyi role model olamaz. Futbolda doğru planlama olduktan sonra her şey zamana kalıyor. Yeter ki tutarlı bir plan olsun.

planck dedi ki...

Ferno yokmuş eskişehir maçında. Ne zaman geleceği de belli değilmiş. Hoca Escudeye güvenmez de Toramanı koyarsa stopere, ortasahaya da Veliyi koyarsa valla izlemem maçı.

borasahin dedi ki...


Ben de Veli'yi kesinlikle gormek istemem.

Escude'ye verilebilecek en iyi firsatlardan biri bu mac bence. Ordu macinin ayni kadrosu, Ersan yerine Escude. Belki Olcay yerine Ugur B ya da Erkan K dusunulebilir ama gecmis maclar goz onune alindiginda boyle bir tercih yapilacagini sanmiyorum, bu da gayet dogal. Belki ilerleyen dakikalarda...

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...


Kombine var izlemek zorundayım. Olmasa da bir şekilde o stada gitme zorunluluğu var artık şu takımı gördükçe. Ancak öte yandan oldum olası bile bile ladeslere takıntılıyımdır.

Ya da şöyle düzelteyim. Umalım ki Veli pas yüzdesini arttırsın bu maçta ve maça damgasını vursun. Olur mu olur diyelim ve karamsar olmayalım. Hasan Türk ise eğer birgün fotmayı alabilecekse onun için en ideal ortam oluşmakta. Fernandes dönene kadar formayı alırsa çok önemli bir opsiyonumuz daha oalcak o bölgede. kendisşi için de yükselme dönemine girmiş olur zaten. Kiralık gitmez en azından. Ancak hasan hala o sıçramayı yapamadı. Bu açıdan hepimizin de bildiği gibi Samet hoca orta sahayı Necip-Veli- Oguzhan ile kuracaktır. Oysa en doğrusu malumunuzdur. (Escude-Sivok önünde Toraman ön libero )

Escude'ye bu maçta da forma vermeyeceksen gerçekten gönderin adamı. Zira o adam bence o kadar da kötü değil. Hatta Sivas maçında Eneramo'yu etkisiz hale getirmişliği var. Ancak bu maçta forma verilmeyecekse çok ayıp olur. Ayıptan da öte takımın oyun şablonu adına hatalı bir karar olur.

Maça daha var. Bekleyelim görelim.

Martin Wörns dedi ki...

Fernandes'in yokluğu Eskişehir maçında avantaja da dönüşebilir. Eskişehir önceki maçlarından gördüğümüz üzere tempolu ve etkili hücum gerçekleştirebilen, orta alan oyuncularını ceza sahasına bolca sokabilen bir takım. Fernandes-Oğuzhan-Necip üçlüsü ile çıksaydık, Antalya maçının bir benzeri ile karşılaşabilir, o günkü maçın 4-4 olma ihtimalini de göze alırsak, ufak nüanslarla puan kaybı şansını da cebimizde taşırdık. Ordu maçındaki orta sahamız daha dengeli ve Toraman'ın stoperlerin arkasını da kollayabilen kesicilik rolü takım savunması adına önemlileşiyor. Necip ne kadar formda bir sene geçirse de bu rolü oynayamıyor. Ekstra top kapmaları olsa da dönen toplar ve ceza yayı çevresi alanı kapatma anlamında yetersiz kalıyor. Ben Fernandes olsaydı, Fernandes-Oğuzhan-Toraman denenmesi fikrindeydim. Necip te pekala çok etkili bir rotasyon elemanı olabilirdi.
Samet hocanın, Oğuzhan'ı ilk 11'e alma sürecinde kısmen yanında olan şansı ,ki o bu şansı iyi kullandı, benzeri bir durumla da karşı karşıya kalabiliriz.

Veli'den çok umutluydum sene başında ama son günlerde çok formsuz görünüyor. Ordu maçındaki kısa görüntüsü bile gereksiz faullerle vs. olumsuzdu. Bu maçta kendini bulabileceği tarzda bir maç olacağa benzemiyor. Ordu maçındaki düzenden devam etmek en doğrusu.

Bir de devre arası transfer söylentilerine dair kısa bir görüş ekleyeyim: Nene ismi çokça geçiyor ve bir çok kişide heyecan yaratıyor. Tamamen yanılma ihtimalim olsa da ben bu transferin çok riskli olduğunu düşünüyorum. Nene bizim takım düzenimiz içerisinde yabancı sınırını da düşünürsek, Holosko'nun yerinde oynayacaktır. Holosko'dan daha yaratıcı bir oyuncu olduğu kesin. Almeida ile uyum yakalarsa ona bolca asist de yapabilir ayrıca serbest vuruşlar vs. takımın tehdit gücünü hayli arttırır. Ancak bu oyuncu Holosko kadar bekini kovalamaz, çizgi boyuncu sergilediği enerjiyi, çok etkisiz gününde bile presle rakibini çıkartmama özelliğini sahaya yansıtamaz. Bu zaten sakat olan takım savunması için ölüme eş anlamlı olabilir. Bizi sağ tarafta daha güçlü kılan, Hilbert ve Holosko'nun kanatta belli bir tempoyu her durumda yakalamaları oluyor. Aksi durumda orjinal ve komple bir bek olmayan Hilbert çok zor durumda kalabilir. Bizim transfere harcayacak paramız ve Nene'ye min yıllık 2 mil verecek maaş bütçemiz varsa ve Holosko'dan daha kalitelisini istiyorsak, benzer fiziksel özelliklere sahip ancak mental ve teknik özellikleri daha gelişkin bir oyuncu bulmalıyız. Bunu bulamıyorsak ise görece yaşlı bir oyuncuya yönelmek yerine gelişme kaydedebilecek ve ekonomik bir sağ taraf oyuncusuyla rotasyonu geliştirebiliriz.(Örn: Son durumunu bilmiyorum ama D.Zagreb'li Ivan Tomecak, hem Hilbert hem Holosko'yu yedekleyebilecek bir süre sonra ilk 11'e yazılabilecek potansiyeli de olan bir oyuncuydu.)

Devreyi 32 puanla kapatırsak bizim için çok iyidir ve muhtemelen lider oluruz.

Cartalete dedi ki...

Tamamen katılıyorum Martin Wörns, daha ilk yorumunla belli oluyor ki, bu alana iyi bir futbol aklı kazandıracağın aşikar.

Toraman'ın süpürücü olduğu maçlarda, Beşiktaş'ın oyun içersinde toplamda 3 pozisyon vermemiştir ki bu tesadüf olamaz. O nedenle bu maçta Fernandes'in olmaması gerçekten hayra dönüşebilir. Tabi bu; Veli orta sahaya, Toraman stopere gibi bir test köşe hamlesinin gelmemesine bağlı bir durum.

Transferde de ben de paralel düşünüyorum. Nene Beşiktaş'ın skor gücünü daha da zirveye taşıyacaktır. Ancak Beşiktaş'ın skor gücü, artık geri plandaki bir meseleye dönüştü. Evvela bu takım bütünlüğünü bozmamak gerekir ki o durumda ben de aynı tereddütleri taşıyorum.

O yüzden ben de Huseklepp gibi; her anlamda Holosko hatta onun bir üzeri model bir oyuncuyu isterdim, ses getirecek ve takım savunmasını sekteye uğratacak bir transferden ziyade.

planck dedi ki...

Hoşgeldin Martin Wörns.

Necip vs. Toraman konusunda bugün için haklısın. Ama bence Necip özellikle bu seneki gelişiminden sonra bu kadro içerisinde yedek oturmayı hak etmiyor. 3-5 maç yedek çıksa sonra oyuna girse problem olmaz ama ideal 18 yedek olarak yazarsan çocuktaki ilerleme hevesini de kırabilirsin. Toramana göre Necip 10 yıl daha fazla bu takımın içinde olabilecek bir oyuncuyken bence yapılması gereken şey ona yanlışlarını, yapması gerekenleri gösterip "en az" Toraman kadar iyi bir önlibero haline getirmektir. Belki de hayatının hiç bir döneminde Toraman kadar iyi önlibero olamaz ama totalde ondan çok çok daha iyi bir futbolcu olacaktır umuyorum ki. Bu yüzden Necip şu aşamaya gelmişken onu kaybetme riskine girilmemesi gerekir diye düşünmekteyim nacizane.

Nene konusuna ise katılıyorum, kompakt bir takım olma yolunda Nene gibi bir oyuncu problem yaratabilir, özellikle de skor anlamında zaten sıkıntı çekmiyorken anlamsız kaçar. TR ligi için belki "en iyi savunma hücumdur" felsefesi işleyebilir ama avrupada bunun bizim için geçerli olabileceğini hiç sanmıyorum. Ayrıca klübün gençlere yönelme polikitasına da ters düşen bir transfer olur. Hilbertin önüne onun orta yapmasını bileninden bir alman daha çeksek bile yeter bize :)

Cartalete dedi ki...

Aslında ben Necip'i süpürücü orta saha olarak değil de, merkez ikiliden biri olarak görüyorum. Hani bir yandan savunma önü rolü onun üstüne kalır diye çekiniyorum. Pozisyon alma anlamında tam olarak o işi kotaramamasının yanında, potansiyelinin ikili orta saha (veya 3'lü orta sahanın kenarları) rolüyle daha fazla ortaya çıkabilecek bir oyuncu bence.

Hali hazırda Oğuzhan - Fernandes ikilisinin her zaman 11'e yazılamayacağı gerçek; cezaydı, sakatlıktı... Olsa bile Oğuzhan'ın 60 dk üzerine çıkamadığı da bir gerçek. O yüzden Necip ilk 14 oyuncusu düşünülürse, çok da kenarda kalmaz sanki. Takım kazanan takım olduğu sürece, o kendine güveni sürecektir.

planck dedi ki...

Arkada bekleyen potansiyelli bir Hasan Türk var abi onu napıcaz :) Mertcan da gelicektir umarım 2-3 seneye, tabi o zamana Ferno gitmiş olur muhtemelen. Fernoyu saymazsak ortanın ortası için kendi oyuncularımızın eksiklerini gidererek 10-12 yılı çıkartabiliriz gibi durması da çok güzel aslında. Avrupada kalıcı olacak bir takım yaratılabilirse o zaman tabi ki sağlam transferler yapılır.

Martin Wörns dedi ki...

Hoşbulduk arkadaşlar. Bloğu epeydir takip ediyordum, gördüğüm nitelikli yazılar ve tartışmalar bende de birşeyler yazma hissi uyandırdı.

Necip konusunda bende cartalete gibi düşünüyorum. planck'ın hassasiyeti de önemli. Gerçekten Necip muhtemelen Toraman kadar ön libero olamayacak ama çok çok daha iyi bir futbolcu olacak. Ön ikiliyi Necip-Oğuzhan-Fernandes grubundan oluşturduğumuza kimse arka planda kalmamış olur. Yine bu blogda işittiğim Fernandes'i sahte 7 olarak kullanma fikri de ,ön ikiliyi Necip-Oğuzhan'dan oluşturarak, kulağa hoş geliyor. Ama ben Samet hocadan böyle bir atak pek bekleyemiyorum.