Hüzünlü Umutlar


Biraz Oğuzhan ve Holosko dışında, performans anlamında sahada zirve yapan oyuncu yoktu. Hatta standardının altında kalan oyuncular daha fazlalıktaydı. Buna rağmen Eskişehirspor gibi bir rakibe karşı, 83. dakikaya kadar tam anlamıyla “galip taraf” yine Beşiktaş’tı… Özellikle ikinci yarıda; kalesinden çok uzaklarda baskılı savunma yaparak, Eskişehir’in ceza sahasına yaklaşmasını bile zorlaştırıyordu Beşiktaş. Kapılan toplarla ise, sadece üst üste iki olumlu pas bile “gol pozisyonu” demekti…
Tam da burada, o olumlu pasların artması adına Hasan Türk hamlesi gelmeliydi sanki. Nitekim Antalya deplasmanında az süre alsa da sakinleştirici etki yapmış, 5. kontra golünde de katkı sağlamıştı. 2-0’ı geçtim; skor 2-1’e geldikten sonra bile (5’e 1 yakalayıp, ofsayda düşülen pozisyon gibi) yakalanan kontralar daha sağlıklı işlenirdi… Hani en azından, Batuhan’la çift pivota dönülmesine nazaran daha mantıklı bir seçim olurdu

Yine de, Necip o gereksiz hamleyi yapmasaydı; bu maçın dönmesi pek mümkün gözükmüyordu doğrusunu söylemek gerekirse. Necip çok iyi çıkış yakalamışken eskiden kalma mantık hatalarını sürdürmesi pek olmuyor… Orada topu kapsa bile, yine yanlış hamleydi. Ceza sahası içersinde ‘tackle’ girişimi yapılmaz, hele de sırtı kaleye dönük bir stopere karşı… Gerçi o stoper, son golde de pivot santrafor asisti yaptı. Penaltı oluşumunda ortayı yapan da Servet’ti… Bir Beşiktaş maçında az biraz fantastik kurgu olmasa olmaz…

Kelimenin tam anlamıyla “kaybedilen” bir 2 puan oldu Beşiktaş adına. Hani bildiğin delik cepten düştü kaldırama gitti… Bu sebeple takıma kızamamaktan öte, onca emeğine de ayrı üzülüyorsun. Çok can sıkıcı bir final oldu…
Holosko geçen sene o adamı eksiltmeyi bile denemezdi attığı golde, yine tamamen özgüven eseri bir gol… Holosko ve özgüven demek; sene sonunda 15 golü aşmak demek olacak galiba, hatta işin sonunda o gözlüklü Koreliden daha iyi gangnam dansı yapacak gibi… Tabi oynatılmaya devam edilirse. 
Olası kenar forvet transferi, Holosko’nun karşısında oynatılsa ve kontenjan McGregor – Cenk değişimiyle açılsa; pek itiraz edecek durumda değilim. Mesela Olcay’daki 10 numarayı görünce aklıma geldi de; orada bir Delgado olsaydı ki hiç sol forvet pozisyonunda denenmedi; gol ve asist sayılarında duble-duble yapardı… Ki Olcay’ın kaçırdığı gollerde de değilim esasında. Gereksiz top ezmeleri ve takım savunmasını sekteye uğratışı, göze batmaya başladı.

Almeida attığı goldeki gibi “dürtmeden vurma” seçeneğini daha önce işaretleseydi; şimdilerde lider olduğu krallıkta arayı açmıştı. Ama o son dakikada, Oğuzhan pas opsiyonu oluşturmuş gözünün içine bakarken neden lakayt şekilde topu Eskişehir’e verdi, decoder desteğine rağmen çözemedim. “Ne yaptın Hugo?” diyip kaldım…

İşin tuhaf yanı; Beşiktaş’ın “olmuşlukla” alakalı en sağlam verileri verdiği bir maçtı. Hem rakibin sertliğini, hem de kendiliğinden kazanan oyunu sahaya koymasıyla vesaire… Ta ki 83. dakikaya kadar. 7 dakikalık telaş hüzünlü şekilde maçı verdi ama onun öncesindeki 83 dakikada, hala bir dolu umut var…

27 yorum:

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...


Maç önecsi yorumumda yeterince açıklama yapmıştım.

Oyun-sonuç ilişkisi kategorisinde değerlendirdiğim 4 kategoriden 4.kategoriye sokulan bir maç oldu bu. Yani Samet hocanın G.Antepspor ve Bursaspor ile beraber elindekini verdiği 3. maç.

Bu puan kayıplarının sebebi olan taktiksel seçim tamamen teknik adam beceriksizliğinden kaynaklanıyor. Nasıl ki takımdaşlık konusunda el öpülesi bir seviye yaratmış hocanın önünde 2 başarısız tecrübe ( G.antep ve Bursa ) varken gene aynı taktiksel seçimi yaparak puan kaybını engelleme adına doğru hamle yapmayıp bizler gibi izlemesi düşündürücü.

35 yaşındayım. Diyelim ki 20 yıldır analiz ederek izliyorum futbolu. Hiçbir futbolcunun kendi kendine geriye çekileceğine kimse beni inandıramaz. Farz edelim Toraman içgüdüsel olarak geriye yaslanıyor. Hoca olarak etkini göstereceğin yerler işte bu geriye yaslanma yerine oyunu amiyane tabirle "öldürme" çalışmaları yapmak. Bu hala çözülemedi. Umuyorum bu sonun da sonu hoca kaynaklı puan kaybı olur. Zira içsel sıkıntın hala devam ediyorsa hakemler gibi unsurların bizi doğraması gerçek olsa da adama önce kendine bak diye sorarlar. Ve de haklılar şu an.

Bence bu takım bundan sonraki haftalarda şampiyonluk hedefinden uzaklaşacaksa bu tamamen hocanın hanesine yazılacak.

"Büyük takımlar" 2-0 dan sonra o oyunu ne yapıp edip vermememeli.

Tek gerçek budur.

planck dedi ki...

Şu maç sezonun son maçı olsaydı ve şampiyonluğu garantileyip çıkmış olsaydık, valla şampiyonluk sevinci kursağımda kalırdı üzüntüden. Puan vs. önemli değil, emeğe yazık oldu. Resmen tribünlerle beraber şampiyonluk havasına girmiştim, ama bu şekilde puan verip maçı bitirme hissi de hiç yabancı gelmedi..

Kadroyu gördükten sonra beklediğimiz takımla bu takım arasında gerçekten fark vardı. Çok kaçırmasına rağmen pozisyon pozisyon vermeyerek beklenmeyen birşey yaptılar. Ama bu pozisyon vermeme işi iyi mücadeleden kaynaklanıyor, iyi alan savunması ve alan daraltma uygulayabilsek bu kadar yorulmayacak takım. Bu şekilde savunma ve hücum yapan takım avrupada olsa cumartesi-çarşamba maç temposunda helak olur.

Hoca olası problemler olmadan önce önlem almayarak maçları riske atıyor. Batuhanı Holoskonun yerine oyuna almak benim aklıma gelecek son değişiklikti..

Toraman saavunmada çok sırıtmadı. Ama ortasahada olmayınca kaptanlık vasıflarını, o "rage"ini takıma yayamıyor. Veli de çok korkmamıza rağmen idare etti, yerini kaybetmedi. Sivok Uğurun klasik boşaltığı alanları çok iyi kapattı, Veli de sivokun arkasında bıraktığı boşlukları doldurdu.

Necip bugün yine harika tacklelar yaptı, şu anda en formda ve diri türk ortasaha oyuncusu olabilirler Oğuzhanla beraber. Sağ içteki yeri çok sağlam şu anda. Ama sene önceki hatalarını tekrar ediyor. Bunlardan daha da yapacaktır bence ama ders çıkartarak azaltması temennimiz.

Almedianın 1486metreye attığı paslar gerçekten mükemmeller, ferno bile atmıyor böyle pas. Kısa arapaslarını da çok iyi atıyor ayrıca. Son pozisyon içinde maçtan sonra hilberte pas vermek istedim ama tükenmiştim hiç enerjim kalmamıştı demiş. Yine üzüldüm bak ya nası gitti bu maç, o kadar emek..

Olcay artık etkisiz eleman olma yolunda ilerliyor. Hücum elemanlarında takımdan kesilecek ilk isim. Biraz kendine gelmesi lazım. Özellikle haftaya ferno da oğuzhan da yokken tüm yük ona düşecek.

Ulan 5 dk havaya girdim, resmen dünyam yıkıldı ya off. Durup durup sinirleniyorum.

Martin Wörns dedi ki...

Ne zamandır bu kadar üzülmemiştim bir maça. Üzüntüm, 83 dakika boyunca herşey beklentilerimin ötesinde iyi giderken, bir anda ve yüzde 85'i şans kaynaklı elimizden kayan galibiyete. Biraz daha dikkat, son hamlelerde pas opsiyonları düşünülse boş kaleye sokacağımız adamlarla 4-0 olacak maç 2-2 bitti.

Maç öncesinde bu kadro yapısıyla büyük zaaf yaşayacağımızı iddia ediyordum. 75. dakikada ise bu takımın ufak nüanslarla değil, bütünlüğüyle ayakta durduğunu düşünmeye başlamıştım ki hala öyle düşünüyorum. Ama çok keyifli bir futbol akşamı olabilirdi bizim adımıza. Şu saate kadar yorumlara bile bakmadım. Kafamdan futbolu çıkartmaya çalışıp durdum. Birazdan uyumaya çalışırken de Hilbert'in, Olcay'ın, Holosko'nun (pas verse Almeida'nın boş kaleye gireceği pozisyon), Almeida'nın (yaydan iki oyuncu karşı karşıya pas durumundayken vurup dışarı attığı) sahneleri gözümün önünden gitmeyecek. Hele Eskişehir pozisyona bile giremeyecek gibi görünürken Necip'in gereksiz ötesi penaltısı.

Maç yorumu yerinde. Oyunculara dair fazlaca söyleyecek şeyim yok. Özgüven kırılması yaşamasınlar yeter. Bu takım kalan iki maçta 6 puan almaya oldukça yakındır ki bu kaybın doğrudan telafisi olur.

Bu takımın her koşulda arkasında durmalıyız. Daha yeni başladık ve doğrularımız hatalarımızın çok üstünde. Çok daha kötü bir sezon ilerleyişi de tatmin edici olabilirdi ama şimdi bunun çok üstündeyiz. Oyun tarzımızı, çizgimizi korumalı, geliştirme çabasını sürdürmeliyiz ki bence bu maçın ikinci yarısı 83'e kadar beklediğim kaos yapısından da uzak gayet aklı başında bir yerleşime yönelindiğini de gösterdi. İlk 14'ü geliştirecek ve kadrounun gelecek potansiyelini arttıracak hamlelerle bu sezon minimum şampiyonlar ligi biletine oynanacaktır. Dahası bu iskelet anlayış çözülmedikçe, o lanet hatayı yapan Necip'te dahil, önümüzdeki 5 yıla damgasını vurmaya adaydır.

Ekrem35 dedi ki...

maçtan sonra o kadar sıkıldım ve üzüldüm ki baş ağrısından anca kendime gelip bir şeyler yazabiliyorum. maçtan sonra kafamda bu maçı bi 10 kere daha oynamışımdır. almeida'nın köşede topu saklarken nasıl bir anda topu eskişehirli futbolculara verdiğini bir türlü aklım almıyor. endişelere rağmen 80 dakika pozisyonu bırak eskişehir'e şut attırmayan bir takım izledik. ancak yine ne yapıp edip tüm bu emeği mücadeliyi hüzünle süslemeyi başardık.

haftaya fernandes ve oğuzhan'ın olmağı bir gençlerbirliği deplasmanı. dileyelim ki hasan türk parlasın. gelecek haftaya artı olarak ersan stopere toraman ortasaha geçicek yüksek ihtimal. lakin iki oyun aklına sahip futbolcusundan yokssun bakalım neler yapabileceğiz.

Alp Tunga Turkkan dedi ki...

Maçtan sonra geleceğe dair birkaç küçük tespitim

- Fernandes yokken takımın az pozisyon verdiği bariz. Ferdi de Oğuzhan da aslında aynı pozisyonun oyuncusu. Bu durumda Beşiktaş ya birini kanatta kullanacak, ya bu oyuncular Xavi-İniesta gibi savunma becerilerini geliştirecekler, ya da sol kanada Mehmet Topuz benzeri tamamlayıcı, savunma direncini güçlendiren bir oyuncu bulunacak.

- Nene'den bahsediliyor, bence öncelikli tercih değil. Holosko'nun alternatifi, Holosko bu kadar formdayken ve dediğim gibi ortada iki ofans orta sahasıyla oynarken defansif becerisi olan bir kanat aramak lazım. Yoksa bu takım illa ki gol atar, atıyor. Ayrıca, 31 yaşında hangi transferinden verim aldı Beşiktaş? Ailton'dan mı? Simao'dan mı? Kuyt'u bile görüyoruz...

- İkinci alternatif, orta sahaya pas becerisi olan bir merkez oyuncu bulup (örneğin Alper Potuk), Oğuzhan-Ferdi'den birini kanada çekmek. Zamanında Zidane'nın Real'de, Yusuf'un Beşiktaş'ta sol kanat oynadığı gibi...

- Cenk'e çok güvenmiyorum, ama Mcgregor yabancı hakkını harcamaya değer bir kaleci mi? Emin değilim... İnşallah Runje'de olduğu gibi sonradan açılır...

- Beke transfer lazım diyoruz, ama yabancı alınırsa gene tuhaf rotasyonlara girme problemi çıkabilir... Türk de kim var bilemiyorum.

- Forvete sanki GS'nin geçen yılki Necati hamlesi gibi, ligden büyük takım tecrübesi olan bir alternatif aramak lazım. Örnek Sinan Kaloğlu, Sercan Yıldırım... Şu anki hızlı, kontra futbolumuzda Volkan-Sercan parlayabilir...

- Tello'nun bırakılmasına hep karşı çıkmıştım, şu an kadroda olsaydı Ferdi'yi, Holosko'yu, Oğuzhan'ı, Olcay'ı hatta sol beki bile yedeklerdi...

Cartalete dedi ki...

Aslında yine Yusuf etkisi yapacak, Yusuf model bir yerli gerekiyor sanki. Sol forvet oynayabilecek, adam eksiltebilecek bir oyuncu. Bu tanıma da Tita uyuyor aslında :)

Halet Rezaki BJK dedi ki...

Maçın bitiş düdüğü çaldığında tek rakamla büyük ikramiyeyi kaçırmış gibiydi tribünler..Üstelik bu sezon tek benzemezle çöpe giden üçüncü biletti...Neredeyse karbon kopya maç sonlarına şahitlik etmek yıkıcıydı...Oysa bilet, altı benzemez olsa kimse fazla dert etmeden yırtıp atacakdı kağıt parçasını...

Maç öncesi "nesnel koşullar" beraberlik diyordu benim için ama 80 dakikalık oyunu izledikten sonra nesnel koşul falan kar etmedi ,2 puan geldi boğazıma takıldı....

Bir şey birbiri peşi sıra tekrarlananıyosa tesadüfi değildir..Yapısal bir sorun Beşiktaş ın puanlarını tırtıklayan...Maçın sanırım 65-70 dakikalarıydı ,o ana kadar pozisyon vermeyen takım, yavaş yavaş gedikler vermeye, oyunu elinden kaçırmaya başlamıştı...Belli ki oyuncuları oksijensizlik çarpmıştı...Doğal; böylesi koş koş oyununa Dormunt kondisyonunuz olsa kar etmez....Samet Hoca ,açık tribünden kim olduğunu seçemedim ama bir oyuncuyu yanına çağırdı ,soyundurdu tam oyuna alacak 2. gol geldi...Değişiklikten vazgeçti..Deja vu gibiydi..Bursa maçının tekrarıydı sanki...Sonrası kanımca iki yanlış değişiklik...oğuzhan bile alarm veriyordu, yorgunluktan geri koşamıyor, veli zorlanarak adam takip ediyordu..Klubenin çok dar olduğu bir gerçek ama Hasan ya da Escude olmalıydı tercih sanki..Çok da insafsızlık etmek istemem Hocaya çünkü oyuna giren gençler de bu gibi atmosferleri kaldıracak düzeyde değiller henüz...Velhasıl ı kelam akılalmaz hatalar zinciri iki puanı çekti aldı...

Sanırım Samet hocanın takıma her topu final pası olarak kullanmamayı,soluk almak için yan pas- garanti pas yapmayı belletmesi gerekiyor...Elindeki kadronun teknik yetersizliklerini göz önüne aldığımda bunun ne kadar zor olduğunun farkındayım lakin bunu başaramadığı takdirde her maç bir çeşit Rus ruletine dönüşecek Beşiktaş için...Diyecekseniz ki bu koşu temposuyla bir Olcay ,bir Holosko hatta bir Veli ayak içi de kullanabilseler Türkiye de mi oynarlardı? Sanırım Bundesliga da başaltı takımlarda izlerdik onları..

Ara trasfer yapılacaksa mutlaka oyunu bu yönde dönüştürebilecek ,sakin pas oyununa yatkın oyuncular tercih edilmeli gibime geliyor yoksa bu koş koş kalbe zarar...siyah beyaz ölüm yaşam

utaman dedi ki...

Öncelikle tüm futbolcuların canı sağolsun. Kendi emeklerini harcadılar, ona yazık oldu. Haftaya kazanıp telafi ederler şüphem yok.

Zaten ligi şu an olduğumuz pozisyonda(3, 4 seviyesi), şu oynadıkları oyunla bitirseler benim için yeterlidir.(Daha iyi bir yerde bitirme ihtimalimiz daha yüksek). Sadece sene sonuna kadar Erkan, Hasan ve Muhammed'i hatta bir kaç genci daha ısındırsak formaya güzel olur. Gözümde bir şampiyonluktan çok daha değerlidir bu gençlerin takıma adapte olması. Mustafa ve İsmail de dönmüş olacak seneye. Takımın şu anki sisteminde onlar da parlardı diye düşünüyorum.

Oğuzhan'ın ve Necip'in de sene sonuna kadar üzerine koymasını bekliyorum. Aslında Oğuzhan ofansif anlamda ne koyacaksa daha. Düşünsenize biraz. Ligin sonuca etki etme ihtimali en yüksek futbolcusu bizdeydi sene başında. O sakatlandı. Duran toplar haricinde daha etkilisini bulduk. İşte Beşiktaş buydu. Necip ise her geçen gün daha iyi oluyor. Penaltı pozisyonundan da öğrenmiştir bir şeyler.

Yapılması gereken transferler hakkında fikir vermiştir Oğuzhan transferi. Tam anlamıyla budur. Olumsuzluklara değinmek istemiyorum. Olabilir, olacaktır. Dün üzüldük yeterince unutalım gitsin :=)

Cartalete dedi ki...

Halet Rezaki'nin dediği gibi, bu takıma ya sakinleştirici etki yapacak biri lazım ilk 14 içinde; ya da 2-0'ı 3'e 4'e taşıyacak bir Solskjaer'i lazım... utaman, sen yazınca da Pektemek ve o Carvalhal'in kısır oyununda bile kopardığı maçlar aklıma geldi. Pektemek sağlıklı dönerse, ilk 14 için bulunmaz nimet olur

beagle dedi ki...

Benim için maçların özeti ilk 5-6 dakika içerisinde nefes darlığı başlatan bir oyun olunca başta çiziliyor. Yanıma maça izlemeye gelenleri kırmızıların önde fakat berbat bir takım olduğu ve sarıların acele edip 40 metreden top kesmek yerine topa basarak gelirlerse kaleye kadar yürüyerek girebileceklerini söylerek gönderdim. Tabi maçı izlemeyi deneyen babam dahil 3 kişi maça 2 dakika baktıktan sonra nazik olmayan kelimeler sarfedip maçı izlemeyi bıraktılar. 2-2'ye kadar beni bu eziyeti çekmeye zorlayan bağımlılıktan artık yılarak kurtulmama az kaldı. cidden bir gün açmamak üzere kapayacağım bjk maçlarını. Şirket idaresinde çabuk öğrenmeyen ve hata yapanları göndermek en önemli işlerden biridir ve uygularız. Mükemmel insanı bulmak zor da olsa averaj üstü zekada ve normal işler yapan biri hele de hatalarından ders alıyorsa yıllarca bir işte kalıcı olabilir. Eski futbolcuların,özellikle savunmacıların kafaya çok top yediklerinden sorunu olduğu düşünülürdü, artık bu teoriye inanıyorum. Sene başından beri Veli ile oynanan hiçbir maç tam puan alınamaması bu kadar görmesi zor birşey midir? Oğuzhan'ın girişinin Fernandez, Almeida ve Holosko'da hatta Olcayda yarattığı ilerleme basit bir top akış hızlanması ve sinerji sonucuydu. Fernandez'i merkezde veya forvet arkasında tutmadığım biliniyor ama o çıktığında yerine konabilecek alternatifler ya 2. forvet olarak koşan adam (Mehmet Akyüz) ya da Hasan Türk, Muhammed ve hatta Burak kaplandır. Sebebi futbol topu ayağına geldiğinde bomba muamelesi yapmayan topu topu 2 oyuncuyu sahda tutabilmemizdir, ki bu herkese olumlu yansımaktadır. Oğuzhan'ın kazanılmasının Samet'in tercihi değil sakatlık ve cezalar sayesinde edinilen bir tek şansı çocuğun anormal iyi kullanması olduğu bilinmeli. Samet Oğuzhan'ı aynı şu anda Muhammedi, Burak'ı hatta Hasan'ı kullanamadığı, kazanamadığı gibi köreltmekteydi. Hala Carvalhal'dan bir çıt iyi olduğunu düşünüyorum ama Beşiktaş'ın teknik direktörü öğrenmesi ve hayalleri bu kadar kısıtlı biri olmalı mı artık kalıcı şüphem var. Stoper seçimlerinde rakibe hiçbir etkisi olmayan Sivok'un Egemen'in gidişi ardından yıllık milyon Eurolar maaş ile takımda tutulup Sezer kadroda bile tutulmazken forma verilmesi ise Samet'in kendi mevkisi olan savunma hakkında bile doğru dürüst bir fikri olmadığını gösteriyor. Büyük takımlarda oynatacağın salt savunmacı sayısı azdır ve bu kişiler fizikli, hızlı ve sert olmalıdır. Bu komple oyuncular için de bazen anormal paralar verilir. Oyuncu çok ettiğinden değil 2 kişilik işi 1 kişiye yaptırma zorunluluğundan komple savunmacılar pahalıdır. Veli+ Sivok bir tek FB'de yedek kalan Egemen katkısı veremiyor. Benim artık Samet ile ilgili hiçbir umudum yok. Ancak Ziegler, Djurdic gibi piyango transferler yapılırsa, ve yabancı kontenjanı bir şekilde hallolursa??? takım düzelir. Şifo'nun Antalyasını izlemeye daha çok zaman ayırmak lazım.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

@beagle

Aslında burada yorum yapan herkes benim de önceki yorumda bahsettiğim şeylerle alakalı olarak benzer düşünüyor ancak teknik adam kapasitesi açısından bakıldığında hele de camiamızın yaşamakta olduğu bu süreçte ve geçen 8 yıl kazanılmış bir şampiyonluk olsa da TD, oyuncu, taraftar erozyonu akıllara geldiğinde gene de hocamızın arkasında olmak fikri ağır basıyor. Bence de olması gereken de bu zaten.

Ancak teknik açıdan bakıldığında şunu gözardı edersek bu sefer şu takımın cefakarca cengaverce kartallar gibi saldırmasının en azından Kasımpaşa maçıyla başlayan seri ile daha fazla puan alması gerektiği gerçeğini görüyoruz. Benim eleştirdiğim kısım ise hocamızın bu takımın rotasyon sıkıntısında olduğu gerçeği varken yine de oynadığı ve ezberine aldığı bir şablon oluşmuşken sevgili Mustafa'nın dediği gibi o şablonda 3 rakibine toplam 3 pozisyon vermişken ve bu haftaki rakibine de eğer öyle oynasan - bence o top penaltı noktasına düşmezdi daha da önemlisi ikinci gole kadar o top Toraman tarafından uzaklaştıırlımış olurdu - pozisyon vermeyecekken neden hala deneysel şeylere girişmeye devam etmesidir.

İite bu noktada, takımdaşlığı sağlaması konusunda Olympos dağının zirvesine çıkardığım hocam, iş, taktik dokunuşlara geldiğinde kendini sıfırlıyor ve gözümde alelade bir PTT birinci lig hocası seviyesine iniyor. Kimse kusura bakmasın ama bulunduğu konum ardarda 3-4 maçı biz seyirciler gibi izleyerek rakiplere hep aynı şekilde puan kaptırmak anlamına gelen bir konum değil. Hadi G.Antepspor maçı şanssızlıktı diyelim. Bursaspor maçı hakem doğradı diyelim. E be hocam sokaktaki çocuğa sorsak ve Eskişehir gibi orta sahası topu en iyi kullanan takıma karşı VELİ- NECİP ikilisinden umut beklenir mi diye sorsan gözüyle güler ve o maçtan galibiyet bekleme der. Ama yok bizler gibi izliyor hoca.

Hayatın hangi alanında olursan ol bir yanlışı iki defa yapmayarak başaranlar kısmına çok katılırım ve gündelik yaşamda da mesleki yaşamımda da düsturlarımın en tepesinde olanlarındandır bu felsefe. Ağrıma giden her aklı başında Beşiktaşlının ilk 11 açıklandığında tadının kaçtığına emin olduğum bu deneyselliklerle herkesin muazzam bir özveri ve kapasitelerini zorladığı bir oyun anlayşında hocamızın en az rakip ve hakemler kadar bu puan kayıplarına taktiksel vizyonsuzluğu ile yardımcı olmduğudur.

Bunun oyuncu eksikliği ile ya da hakem doğraması ile hiçbir alakası yoktur. Başta Blog sahibi Mustafa ve sonra diğer değerli arkadaşlar taktik olarak ta bu kadro seçiminin saçmalığına vurgu yamışlardı. Görünen o ki taktik yetersizliklerden kaynaklanan bile bile ladeslerle sezon başında bu noktada olacağımıza inanmadığımız takımın belki de şampiyonluk yolundaki en büyük rakibi eğer bu formsuzluğu ile devam ederse Samet hoca olacak gibi duruyor.


8 yıl çile çektik bir de bu oyuncuların kartallar gibi savaştığı yılda hocanın futbol vizyonsuzluğundan kaçırılacak şampiyonluk - ki bu takım kadar hak eden başka takım yok- bu 8 yıl üstüne çok koyar bana.

Umarım yanılırım ve Samet hoca da en az oyuncular gibi kapasitesini zorlamaya başlar.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

Bu takım 3-5-2 oynamaz mı? Sivok-ersan tandemine Toraman önde oynaıp Uğur ve Hilbert gerçek yerlerinde oynasa daha fazla mı gol yeriz ? Ben hiç sanmam. Bu anlamda sağ-sol bek arayışı yerine bir tane pas yüzdesi yüksek orta saha ve de Pancu tarzında bir hücumcu ile bu takım şu an ki sıkıntılarını aşar diye düşünüyorum.

Lucescu'nun 100. yılda yaptıgı gibi taktiksel inattan vazgeçip şampiyonluk getiren vizyon yoksunluğudur benim Samet hocada eleştirdiğim.

Bu arada FURKAN YAMAN A takıma alınıyormuş. Doğruysa dün giden keyfim az da olsa yerine geldi. :D

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...


Çok doluyum. Mazur gör Mustafa kardeşim.

Bu maçta herkesin atladığı birşey var. Lütfen herkes tekrar tekrar izlesin bana hak vereceklerdir.

NECİP'in pozisyonu asla penaltı değil.

Çocuk ayak koymuş ama rakibin ayağına darbe yok. Rakip tilkice davranıp ona hamle varmış gibi göstermiş.

Bu detaylar belirliyor sıralamadaki durumları.

tibet kutman dedi ki...

puan kaybedince hocaya yüklenmek gibi algılanmasın ( ki kazandığımız ve göklere çıkartıldığımız maçlardan sonra da yazdım burada )ama ben de hemen her zaman olduğu gibi eralp dostumuzla aynı frekanstayım :)

takıma kazandırdığı gösterişsiz coşku ve takımdaşlık duygusu için gerçekten ne kadar teşekkür etsek azdır samet aybaba'ya ama ortada halen 'mecburiyetten' kazandığı oğuzhan'dan başka bir tek genç göremiyorum...necip diyeceksiniz ama o zaten neredeyse iki yıldır 11 oyuncusuydu...biraz özgüven ve dikine oynama becerisi gerekiyordu, kadronun vasatlığı da bunu sağladı...

bu yok yere puan kaybettiğimiz kaçıncı maç oldu, haftalar ilerledikçe saymakta zorlanıyorum artık...mesele sadece kartallar gibi saldıran takım yaratmakla bitmiyor...beşiktaş, bu kadar kolay puan kaybetmemeli...

ligin en güzel futbolunu oynayan, en coşkulu ve 'çilek' takımı elimizde ama neredeyse 6-8 puan fark atabilecekken fernandes-oğuzhan yokluğunda bu hafta ne yapacağız diye kara kara düşünmek zorunda kalıyoruz...ha, bu takımdan şampiyonluk mu bekliyorum ? kesinlikle hayır...ancak, iddiasızlığın rahatlığında, hele ki feda senesinde böylesi güzel futbolla kazanabileceğimiz bir şampiyonluğu (kusura bakmayın ama) sekizinci sınıf taktiksel cehalet yüzünden kaybetmemiz de gerçekten evlat acısı gibi oturur içimize...kazanmaya alışmak, yahut da yarışa ortak olmak, bir manivelanın ucuna oturmuşçasına dream team dedikleri forvetler cümbüşü takımla bir sıra aşağı bir sıra yukarı yarışmak da ister istemez beklenti oluşturuyor...unutmayalım, güven teorik değil, pratiktir...kazandıkça da o coşkunun zembereğinde bulursun kendini...üç yüz yıl batının tokatladığı osmanlı'nın çanakkale ve kut zaferlerinin hemen ardından çöküş belgesi niteliğindeki tüm anlaşmaları yırtıp atması gibi :)

çok uzatmayayım...kaybetse de beşiktaşlıyım ama kazansa da samet'e güvenemeyeceğim...türlü bahanelere hiç gerek yok, ''bu takım bu futbolla'' o puanları kaybetmemeliydi...hem de her defasında birbirinin kopyası hatalarla...

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

Haklısın Tibet. Haklı olmamanı dilerdim ama mesela maç sonunda "oyunu tutamıyoruz." demesi falan gerçekten ayıp. Tutturacaksın hocam. Senin görevlerinden belki de en önemlisi saha içi sonuçları. Çünkü saha içleri sonuçları bir teknik adamın o yeri hak ettiğinin en tepedeki göstergesidir. Saha içinde takım olmayı sağlama ve saha dışında arkadaşlık uyumunu güçlendirmek ise bir hocanın insani vasıf hünerleri ile alakalıdır. Bu açıdan ellerinden öperim ben.

Ama saha içindeki sonuçları bu kadar baltalatyan bir teknik adam az gördüm. Hatta çok iddialı bir laf ediyorum.

Son 8 senede takıma bu kadar bariz bu kadar hatalarından ders çıkarma zahmeti göstermeden puan kaybettiren başka hoca tanımıyorum. fenerde bir Aragones vardı. Bana onu anımsatıyor. Schuster ismi akıllara gelebilir ama o en azından bir model uygulama derdindeydi ve ülke ve futbol camiası ayrıca da başkan vizyonsuluğu ile istediklerini yapamadı. Ondan başka gene aklınıza çeşitli isimler gelebilir ama onların sorunu biraz da yönetimseldi hepinizin bildiği gibi. Ama Samet hocamızın arkasında dağlar gibi yönetim var. Kasımpaşa ile başlayan süreç tesadüf değildi. Oguzhan'ın parlama nedenlerinden biri de arkasının sağlam olmasıydı. Herkesin eforu sanki planlanmış gibiydi. Matematiksel şeyler görüyorduk yavaş yavaş. Bundan sonraki taktiksel aşama zaten bellidir. Aksayan bölgelere uygun oyuncularla şablonu daha akıcı hale getirmek. Ama her nedense bu olmadı Eskişehir maçında. Bakın bu satırları yazarken GS 3'ledi Sivas'ta. Acımıyor başkaları. Aradaki fark sadece teknik adamdır. Başka izahı yoktur.

Sadece deplasmanlarda Toraman'ı ön libero yapma diye bir opsiyon olamaz. Takımına bakarsın kimlere nasıl oynamış ve nasıl kazanıp nasıl kaybetmiş. Buna göre analizini yaparsın. bahanelere ancak yeteneksizler sığınır. Kazanan takıma deney yapılmaz.

İç sahadaki tüm maçlara gittim. Gözlemlediğim şudur. Sahadaki oyuncular özellikle güçlü rakiplere karşı hocalarından doğru hamle bekliyorlar ve gelmeyince ya da gecikince kendileri geriye çekiliyorlar bence.

Kısacası Tibet, eğer hoca bahanelere sığınmak yerine kendi müdahele sorununa çözüm bulmaya hiç yanaşmazsa en az bu kadar ya da bundan fazla puan kaybının yaşanacağını ben garanti ediyorum. Üstelik bunun devre arası takviyesiyle çözülecek birşey olmadığına inanıyorum.

Umarım yanılan ben olurum.

beagle dedi ki...

Hepinizin ağzınıza, kaleminize, bu platformu oluşturan Mustafa'nın da aklına sağlık. Darısı Samet hocamın başına. Günümüzü aydınlatan haberi de burada paylaşalım umarım doğrudur: http://www.tribundergi.com/haber/besiktas-in-golcusu-ozkaynaktan-furkan-yaman-a-takimda. Sizlerin de aynı şeye isyanını görünce ve Fikret Ormanın basit ama etkili başkanlığını düşününce, eninde sonunda temel doğruların uygulanacağına umutlandım. Ama devre arasında Nene, Volkan Şen gibi transferler görürsek sezon derhal, samet hocanın işi ise orta vadede biter. Bir de kimse yazmıyor ama en önemli eksik STOPER. Oynayanların hiçbiri işini yapamıyor. Kapasite olarak da bir tek Ersan idare eder. Hala aynı formdaysa Papa Gueye ne güzel giderdi...

planck dedi ki...

Bence kantarın topuzu kaçıyor bazen. Biz şimdi takımın başında, ertuğrul, rıza, schuster, carvalhal, denizli - son 10 yıldaki luce hariç bir teknik adam diyeyim - olsa, sezon başındaki o feda psikolojisiyle, 6. da olsak iyidir, iki genç oyuncu kazanalım biraz temel oturtalım, geçiş devri ne de olsa sözleriyle şuanda her maçı ortada geçen duran toplardan gol arıyan, almedia artık kesin gitsin diyen, ferno sakatlanınca omuriliğinden bir omur alınmış hale gelecek bir takım olurduk. Bu takımdaki hucüm potansiyelinin kimse farkında değil, en azından kimsenin yazdığını, böyle bir beklenti içerisinde olduğunu görmedim. Evet dün ben de çok üzüldüm, maçı vermemizin nedeni hocaydı ama bir durun arkadaşlar yahu bir sakin. Kim toramandan necipten oğuzhandan almeidadan holoskodan böyle performans bekliyordu? Hadi oğuzhanı zorunluluktan keşfetmiş olsun hoca, diğerleri de mi şans? Kaç hoca gördü bu adamlar, hepsi şimdi kariyerlerinin en iyi sezonunu yaşıyorlar, nasıl oluyor bu iş? Vallahi 2 ay önce burda hocayı koruyacağımı söylesiniz gülerdim ama öyle yerin dibine batırıyosunuz ki adamı dayanamıyorum bu kadar adaletsiz yoruma. En son ne zaman lig 5.si İnönüden beraberlik aldığına bu kadar sevindi? En son ne zaman rakip oyuncular bizimle oynayacakları maça yıldız oluruz gözüyle değil de çok gol yemesek bari diye bakmışlardı? Hocanın yaptığı bir bariz hadi diğer maçları da sayalım 3 bariz hata tüm doğruları götürüyor mu? Bu mudur yani?

Cartalete dedi ki...

Ben de daha çok, 1-0 öne geçtikten sonra otobüsü kale önüne park edenler için falan "bu hocayla olmaz" tabirini kullanırım; hani daha macro sebeplerle...

Ama bu takım Eskişehir gibi bir rakibe karşı, nefes aldırmayarak savunma yaptı ve bu tesadüf değildi; takımın savunma prensibi bu olacak gibi ki en çok da bu 2-2'lik skorun, o prensibe sekte vurmasından korkarım. Ha keza oyuncularda yaşanan çıkış da tesadüf olamaz ki bu da en az o savunma anlayışı kadar macro artıdır.

Şuan hocanın artıları çok fazla. Batuhan hamlesi olacak iş değil ama hele de Beşiktaş'ın şu durumunda "bu hocayla olmaz" mantığı bence de çok acımasız ve kaos yolu açar nitelikte. Umarım yönetim böyle son 8 yılda sıkça gördüğümüz gibi ani refleks kararları vermez.

Martin Wörns dedi ki...

Ara transfer dönemi yaklaşırken kadromuzun üç takviyeye ihtiyacı olduğuna inanıyorum. As sol bek, rotasyon kanat-ikinci forvet, yedek uç forvet.

Yönetim yeni kurulan scout ekibinin 70 civarı futbolcu seyrettiğini söylemişti, umarım birşeyler çıkar.

Ön tarafa yapılacak takviyeler çok kafa karıştırıcı değil. Takım yaklaşılmaya çalışılan eksende kurgulanırsa potansiyelli takviyeler yapılabileceğine inanıyorum. Nene gibi takım savunmasını tamamen iflasa götürecek transfelerden ise (Fernandes alternatifi diye düşünüldüğünde ise o kadar maaş verilmez.) çekindiğimi eklemeliyim. Nene'ye dair düşündüklerimi daha önce yazmıştım.

Asıl kafa karıştıcı olan ise herkesin beklediği sol bek transferi. Şu anda Mc Gregor-Sivok-Hilbert-Fernandes-Holosko ve Almeida ile ideal 11'imizde yabancı kontenjanımız dolu. Diğer iki takviye yabancı olsa bile Holosko ve Almeida ile rotasyona girerler. Sol beke ise yabancı yazma şansımız kalmıyor.

Emre Özkan'ın seviyesinin üzerinde bir Türkiye uyruklu sol bek alabileceğimizi sanmıyorum. Ortaya atılan Gökhan Süzen de öyle ahım şahım defansif özellikleri olan biri değil. İBB'de daha çok sol önde kullanıyor. Kafamızı rahat ettirecek bir transfer değil. Ortalama takımların sol beklerini düşünmek zorundaysak, geçen sene Ordu'da pekala bu işi yapan Emre Özkan seviyesinin üstünü bulamayacağız. Bu arkadaşta biraz ısrar etmek gerekiyor, Samet Aybaba'nın eleştirilesi bulduğum ana tercihi bu bölgedeki değişmeyen Uğur Boral seçimi.

Riskli olabilecek tek bir alternatif görüyorum. Ondan da ben bile emin değilim. Uyum sağladıkça açılma potansiyeli olan Mc Gregor'u kesip hatta belki yedekte durması da anlamsızlaşacağından gönderip, kaleyi Cenk'e vermek. Yedeği de bulunmadığından makul bonservisi olan bir yedek kaleci almak. (Sakatlığı nedeniyle piyasası düşmüşse Sinan Bolat, eğer Gençler uçmuyorsa Ramazan Köse, en kötü Kayseri'de de yedek bekleyen ve Beşiktaş'lı olarak bildiğim potansiyelli Gökhan Değirmenci) Sonrada Sol beke minimum Hilbert performansı alabileceğimiz bir transfer gerçekleştirip, dengeli bir defans hattına sahip olmak. (Hannover'li Christian Schulz olsa orada bütün fotoğraf değişebilir. İsmi geçen R.Ziegler'de fena değildir. Ama Lokomotiv'e yeni kiralanmıştı, o nasıl olacak anlamadım.) Bu fikri, Mc Gregor'u çok kötü bulduğumdan falan değil ama şimdilik hiç bir ekstra katkı vermediğinden söylüyorum. İkinci yarı da uyum sorununu tamamen halledip performansını yukarı taşıma şansı olsa da ben stratejik bir düşünüşle kalede yerli oyuncu kullanmak için çaba gösterilmesinin iyi olabileceğini düşünüyorum. Sol bek, Türkiye'den en az çıkan şey ve kadro planlamasında yabancı kullanılması en makul bölgelerden.

Cartalete dedi ki...

Ben de dengeli sol bek - Uğur Boral farkının; Cenk - McGregor farkından çok daha fazlasını yaşatacağını düşünürek, oraya bir yabancı istemekteyim. 1.5 yıl idare etsin yeter, İsmail tam olarak dönene kadar.

Diğer takviyelere de görüşlerim paralel. Pektemek iyi dönerse, Almeida alternatifi şart değil. Kenar forvet alınsın yeter, gerekirse o gelecek isim veya Holosko da merkeze çekilebilir. Işık vermese de, Batuhan da iyi bir takım içersinde çok da sırıtmaz bana göre.

Eğer Mehmet Akgün'ün Antalya'daki ilk 45 dksı fake değilse; o bekte, gelen kenar forvet Holosko'nun karşısında gibi bir düzen de olabilir.

Cartalete dedi ki...

Bir de Ali İhsan Şahin İskenderun'dan ayrılmış. Bence kampa götürülüp, sol forvetteki performansına bakılmalı. Görüntü olarak çok ideal, fiziki durumu nedir bilmiyorum.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

@planck

"Bu hocayla olmaz ." diyenlerden değilim. Ancak hoca bu taktiksel formsuzluğu alışkanlık haline getirirse bu iştahlı futbolu oynatan oyuncular da yavaş yavaş performanslarını düşüreceklerdir. Futbol oynayan herkes bilir bu futbol gerçeğini. Endişem budur.

Yoksa elbette çok olumlu bir havamız, bütünleşmeemiz hocamızın eseridir ve takdire şayandır. Ama bu mukemmel mücadeleyi sonuçla süsleyemiyorsan, tedavisi belli bir hastalığı herkes görüp sen iyileştiremiyortsan ve bu tedavi bu kadar belirginken 3 maç üst üste kazanama sen de homurdanmaya başlarsın planck. Belki burada paylaşmazsın ama arkadaşlarınla kendi aranda " Abi hadi ama bu mücadele kazansın artık! " dersin. Bu da değişmeyen başka bir futbol doğrusudur.

Kısacası inanın ben sezon başına oranla herkesten daha fazla pozitifim ve hocamızın yerleştirdiği dogruları da gözlemlemekteyim ama eleştirdiğim kısım konusunda umuyorum hocamız bu arzulu coşkulu dayanışmalı futbol kurgusuna doğru hamleleri doğru zamanda geçmiş acı deneyimlerden ders alarak yapar ve sene sonunda bu arzuyla şampiyonluğu geçekten tek hak eden takımımızı hedefe ulaştırır.

Umarım anlaşılır olmuşumdur.

tibet kutman dedi ki...

değerli arkadaşlar, samet aybaba'yı baştan beri istemeyen bir taraftar olsam da şu anda kendisinin cartalete'in de dediği gibi demirören tarzı 'ben yaptım oldu' şeklinde bir kararla görevden alınmasına karşıyım...samet hoca gittiği anda, bu sene yerine kim gelirse gelsin bu büyü bozulur...şu anda gitmesini istemek elbette ki en hafif tabiriyle insafsızlıktır...

ben uzun vadede devam edemeyeceğimizi ve krizi fırsata çevirmek yerine, büyük bir fırsatı tepip, birkaç yıl sonra aslında sadece idare ettiğimizi anlayacağımızı düşünüyorum...

Ulas dedi ki...

Necip ve Olcay’in son haftalardaki performansindan sonra Necip’i ilk 11, Olcay’i ilk 14 oyuncusu olarak dusunmek daha dogru gibi gelmeye basladi. Bunun da en olasi yolu, cogu goruse paralel olarak Fernandes Oguzhandan birini sol öne cekmek. Temposu ve savunma disipliniyle Oguzhan Fernandesden daha ideal bir secim diye dusunuyorum. Suanki durumda bence ideal orta sahamiz Oguzhan, Necip, I.Toraman, M.Fernandes, Holosko seklinde olmali. Önde basan oyun yapisiyla ileride Oguzhan, Fernandes, Holosko, Almeida varken zaten cogu macta skoru yakalariz. Skoru yakalayamadigimiz maclarda ikinci yarilarda Necip veya I.Toraman’in yerine dusunulerek hamle hakki dogurabilir Olcay.

~Poseidon~ dedi ki...

Maç hakkında yazacak ne moral ne de motivasyonum var. Ömrümü çürüttü bu 7 dakika...

Asıl belirtmek istediğim vakit ayırıp yorum yazan, katkıda bulunan herkese teşekkür etmek istedim. Hepinizin ağzına sağlık başta sen Cartelete. Okuması, katkıda bulunması en keyifli Beşiktaş blogu budur sanırım.

Ps: Bu hafta da stoperler Tsubasa çıktı...

tibet kutman dedi ki...

kesinlikle doğru...sık sık bakıyorum bilgisayar başında boş kaldığımda...cartalete'in analizleri derin bir futbol bilgisine dayanıyor, yorumcuların futbol kültürü gerçekten üst düzey ve herkes çok güzel beşiktaşlı :)

bir teşekkür de benden gelsin...

d.amokachi dedi ki...

Bende teşekkür ediyorum Mustafa kardeşime böyle bir blog yaptığı için. Olcay konusunda geldiğinden beri haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Pozisyonları kaçırıyor olabilir. Ama her ne olursa olsun o ceza sahası koşularını yapmaya devam ediyor. Kaçırsa da deniyor deniyor. Çok topçu gördük taraftar bağıracak diye eli ayağına dolaşan. Olcay'ı dikkatle izleyin diğer arkadaşlarına pas opsiyonu yaratan modern futbolun oyuncusudur. Pası verir boşa kaçar pas ister bu kadar basit. Zaten çok kıskandığımız Barça da bunu yapmıyor mu? Maçtaydım ve maçtan öncede yazdım buraya gelin takıma destek verin dedim. Maalesef dolmuyor kapalı sezon başından beri numaralı eski açık yeni açık dolarken orasının boş olması şu senede olacak iş değil. Lütfen herkes gelsin maçlara bu takım desteği hakediyor. 15 sene şampiyon olamadık 50 bin kişi bilirim İnönü'de. Dayıma sorardım neden bu kadar kalabalık diye? Anlayacaksın koçum bizimkisi bir aşk hikayesi demişti. Tabii o yaşta ben ne anlarım aşktan? Son birşey pek konuşulmuyor ama aynı hakem şu maçtaki aynı kararları telekom da kadıköyde veremezdi. Almeida sezon başından beri dayak yiyor daha ben rakip takımın stoperinin sarı kart gördüğünü görmedim. Erkan Z elle keser devam Necip, Uğur biçilir devam. Hurra bütün takım tribüne tırmanır taraftarı tahrik eder bir tek golü atana lütfen sarı kart çıkar. Say say bitmez zevk alıyor sanki hakemler aleyhimize çalmakla gerçi bende ne konuşuyorsam her sene olan kıyım işte sanki önceki senelerde farklıydı? Neler gördü bu gözler Ahmet Çakar Vahap Beyaz Malatya Arif Erdem Ankaragücü Zalad Beşiktaşla son maç berabere kaldım diye sahada tur atan hiçbir iddiası olmayan Denizli takımını bilirim ben hatırlamaz gençler anlayana...