İlhan Mansız ve Delgado


Şu 2003’ün sonlarında oynanan 5-3’lük Rizespor maçı ilginç maçtır. Skor bugünün Beşiktaş’ıyla benzeşmekte lakin işin iç yüzü pek öyle değildi. 5-1’den sonra, finishing 19’luk Okan Öztürk diye bir ağabey kendi yeteneğiyle skoru 5-3’e taşımıştı daha çok. Bir de Serdar Özkan girmişti oyuna, 1987 doğumluydu; 17 dolmamıştı yani. Topuk hareketiyle rakibin bacak arasından geçirmişti daha ilk topla buluştuğunda…
Tabi o maçtan asıl akılda kalan, hatta hafta aşırı dönen Sergen videolarının değişmezi olan şey; bir adamın savunmasından aldığı topu,çok kolay bir iş yapıyormuşçasına gole kadar taşımasıydı. Ancak ben o golü her izlediğimde en az “ah be Sergen” özlemi kadar İlhan Mansız’ı da yad ederim. Zira orada önce attığı koşuyla savunmanın dikkatini üzerinde tutup, Sergen'e alan bırakıyor; sonra da çizgi savunma arasında kendisini ofsayttan kurtarıp, tek pasla topu 'şutu atacak oyuncuya zaman kazandıracak şekilde' yumuşatıyordu… O gol jenerik olduysa, payı çok büyüktü. Ve oradaki İlhan, nasıl bir santrafor olduğunu da özetliyordu aslında. 

Zaten Sergen gibi oyuncuların zirve yolu; topu verdiğinde geri alabileceği bir santrafor bulmalarından geçer. 100. Yılda İlhan ve Pascal vardı nitekim… Mesela adı hala “kevgir transferler” arasında geçen Delgado tam olarak öyle bir santrafor buldu sayılmaz ki; kaleye yakın da oynatılmamıştı zaten. Yoksa “katkısı yok” gibi gözüken son şampiyonluğun ilk haftalarında, Bobo’nun arkasında çok iyi maçlar çıkarmış, puanlar kazandırmıştı. O olmasaydı, Denizli geldiğinde sadece Metalist hezimeti değil, ligden kopmuş bir takım da bulacaktı belki de…
Yusuf Şimşek’e adına yakışır bir veda sağlayan “sol forvet” mevkisi, Delgado’ya çok görülmüştü sonrasında. Mesela günümüz Beşiktaş’ının solunda olsaydı, 15 gol yazardım. Söz konusu futbol ve bilhassa Beşiktaş olunca fil hafızalıyımdır. Delgado’nun az ama öz yakaladığı ceza sahası içersindeki gol pozisyonlarında affettiğini hatırlamam. Mesela son şampiyonlukta, sonradan tek rakip olarak kalacak Sivasspor'a içeride attığı sağ dış golü...Öneminden ziyade, kalite kokuyordu. Sol çaprazdan dalıp, uzaklardan ve de uzak direğe gönderdiği şutlar da cabası. Bu formayla son golü de ayrı versiyondu; Quaresma’nın ortasına arka direk koşusu ve kafa… Küfürle gitti ama birkaç ay sonra omuzda gelen Simao’dan o koşulardan eser yoktu mesela.

Delgado uzun zaman içersinde az kullanıldı, İlhan Mansız az sürede çabuk tüketildi; ama ikisinin de verdiği kalite lezzeti yarım kaldı bana göre. İlhan’ın da vedası o saçma Samsun maçıyla olmuştu, bir kırmızı kartla… Oysa ense dövmesini sergilemek adına saçını da üçe vurmuştu çocuk. İkinci devreye imajı da hazırdı… Kaliteyi geçtim; o zekada, taktik futbol bilgisinde ve karizmada bir santrafor bulmak pek kolay değil sanki artık. Hele de Türk statüsünde…

Nereye varacağım diye bekliyorsanız, lütfet hayal kırıklığına uğramayın.  Uykusu kaçan bir Beşiktaşlının içinden geçenlerdi, öylesine…  Ama belki şöyle bir sonuç çıkabilir; galiba devre arasından sonra bir de “aslında Holosko iyiydi be…” demekten korkuyorum. 

29 yorum:

ceyhun dedi ki...

holosko konusunda sonuna kadar katılıyorum. özellikle onun dinamizmi çok aranacak diye düşünüyorum. belki çok yetenekli ve yaratıcı değil ama beşiktaş'ın bu seneki takım olgusuna yaptığı katkı onu önemli kılıyor. çok iştahlı oynuyor ve bu takımın kollektif yapısına çok fayda sağlıyor. holosko'ya oldum olası ısınabilmiş değilim, sürekli bir eksiklik var diyorum ama endişen yerinde bence.

delgado mevzusuna da aynı sebepten dolayı katılamıyorum. olcay da holosko da rakibini sonuna kadar kovalayan ve bu sebeple de takım yapısına her yönüyle uyum sağlayan ve onu yücelten oyuncular. delgado hücum anlamında, özellikle tek top yapan stiliyle çok katkı sağlardı ama hele arkasında oynayan uğur borallı sol kanat kevgire dönerdi bence. kaldı ki holosko'ya göre delgado çok daha beğendiğim bir oyuncu.

bu arada olcayla ilgili de bir şey diyeyim, çok kritik noktalarda adam eksiltememe gibi bir sorunu var ve bence bu fiziki gücünün yetersizliğinden kaynaklanıyor. her maçta gol olması çok muhtemel 2-3 pozisyon bu sebeple harcanıyor. erkan bu anlamda daha faydalı olabilir, artık daha erken oyuna girmeli kesinlikle.

QuaresmA dedi ki...

Sol çaprazdan atılanlar Melih Şendil'in deyişiyle "Deeeelgaaadooo" golleri :)

borasahin dedi ki...

Dostum cok guzel ozetlemissin konuyu... Bence Besiktas'in en buyuk problemi elindeki degerlerin kadrini/kiymetini bir turlu bilmemesi. Eski emektar futbolcularimizin vedalarindan/ayrilislarindan tut, potansiyel oyuncularin bir cirpida carcur edilmesine kadar.

Delgado, Burak Yilmaz, Serdar Kurtulus, Erkan Zengin ve daha niceleri. Bir de altyapimizdan yetistirip elimizden kacirdiklarimiz var: Orhan Gulle, Erkut Simsek, Furkan Seker vs.

Iste Holosko gercegi ortada, yok adamin icinden gecmeye calisiyor, casper vs. vs. Tamam alacagi ucret 2 milyon Euro olmayabilir ama bu onun sucu degil ki! Holosko'nun yerinde olsam ben de en yuksek ucreti almak isterim. Simdi bu takimin yaptigi hizli hucumlarda bir tek Oguzhan'in mi payi var? Bence Holosko hizli dusunme ve tek pas konusunda takimdaki en iyi oyunculardan biri. Eskisehir macinda Olcay'in ilk pozisyonunda pasi veren yine Holosko ki baska paslari da oldu. Hafizam beni yaniltmiyorsa son sampiyonlukta Eskisehir deplasmaninda macin kirilma anlarinda tek paslar yine Holosko'dan cikmisti... Eger Holosko'yu rakip yari sahaya yerlesme araci olarak kullanmak istersen, ondan adam gecmesini beklersen burada hatayi sen yapiyorsundur, Holosko degil.

Bu tip sebeplerle transferler konusulurken iki kere dusunmek lazim. Mesela suna inanmiyorum: Cok transfer yaparsan basari bekleme, bu da dogru degil, isini bilirsen az ya da cok yap fark etmez. Buradaki sikinti dogru bir futbol aklinin olup olmadigi suphesi.

Ayrica yeni kurulan takimlarda kadron genis ve ayni kalitede oyunculardan olacagina daha dar ve hiyerarsik olsun, kesinlikle daha iyi. Mesela City'nin 4 tane forveti var, theguardian'da bir makale okudum, performanslari gecen seneye gore bayagi dusmus. Buradaki sikinti oyuncularin benzer kalitede olmasi. Edin Dzeco'ya sorsan Aguero'dan ya da Tevez'dan eksigi oldugunu dusunmez, ayni seyler diger oyuncular icin de gecerli, biri bir mac oynuyor, diyorsun ki keske oburu olsaydi, bu sekilde istikrar yakalamak, oyuncudan maksimum performans almak mumkun olamayabiliyor, as oyuncularin olmali ve onlarin takimi alip goturmesini beklemelisin. Yoksa her mac papatya fali gibi su oynasa, bu oynasa hesabi yaparsin. Del Bosque doneminde yapilan transferler de buna benzer, hepsi vasat oyuncular, bir gun Ali oynasin diyorsun, oynuyor, begenmiyorsun Veli oynasin diyorsun, sonra onu da begenmiyorsun tekrar Ali'ye donuyorsun, boyle bir kisir dongu ... Mesela bu seneki Trabzon'u hic seyretmesem de bu sendroma yakalanmis goruyorum. Tabii futbolda tek dogru yok. Bu tip cok oyunculu takimlar teknik direktor takimlaridir. Teknik direktorun ortama muthis hakimdir, direk bir as kadrosu yoktur, cesitli durumlarda farkli oyuncularla sonuc verecek bir oyuncu grubu vardir ve her maci ayri ayri kurgular, farkli oyuncu format'larindan istedigi verimi alir, ama bu durumlarda dahi o takimi tasiyan bazi oyuncular kesinlikle olmalidir. Benim icin bunun en iyi ornegi M. United. Kesinlikle bir teknik direktor takimi, duruma gore degisen planlar ve oyuncular, yine de bazi as oyunculara her zaman ihtiyac oluyor. Kaleciyi disarida birakirsak 10 farkli oyunculu, maca gore farkli planlar ancak teoride ve kagit ustunde is yapiyor.

Butun bu sebeplerle kadromuz dar olmasina ragmen, idaresi daha kolay. Surekli bir 'title contender' lafi ediyorum, iste testlerden geciyoruz. Avrupa'da mucadele etmedigimizden, cok sakatlik yasamazsak, rakiplerimiz yoluna Avrupa'da devam ettiginden dolayi onlarla ayni seviyeye gelmemiz mumkun, ancak su an o seviyede degiliz, en az bir tik yukari cikmamiz lazim. Yoksa yarin rakiplerimizin Avrupa macerasi bitip de lige donduklerinde durum boyle olmayacaktir.

Cartalete dedi ki...

Bora,

Galiba Mustafa Denizli söylemişti, senin savını destekler nitelikte; bir oyuncunun fazla rekabet içinde olmasının, performansını olumsuz etkilediği yönünde.

Onun dışında biz çok da tüketiciyiz gerçekten. Eldeki adamı en verimli nasıl kullanırız diye hesap etmeden, hemen yenisine yöneliyoruz. Ondan sonra nereden çıktı 500 milyon borç. Elbet Demirören'in etkisi büyüktü ama bu tüketim kültürü de yabana atılmamalı. Atıyorum, Quaresma'yı ben de çok istemiş ve sevinmiştim ama eldeki bir Delgado'yu delici kenar forvet olarak kullansak; çok şey değişmezdi. Belki bir Holosko çıkışı ondan gelir, hala kadroda olurdu.
Ki o Quaresma'yı da, yine tüketim kültürüyle dengesizleştirdik.

ceyhun,

Delgado orada 15 atardı, gerisine karışmam :) Yanlış anlaşılmasın sadece en değerli olabileceği mevkiyi belirtmek istedim, Olcay'la problemim yok. Ayrıca Delgado topsuz oyunda öyle eli belinde bir adam değildi sanki.

Unknown dedi ki...

Son cumledeki kaygilarini ben de paylasiyorum. Olasi bir Nene transferinde, Holosko'nun degersizlestirilip kenarda oturtulmasindan korkuyorum.

borasahin dedi ki...


Benim de hatirladigim Delgado oyle eli belinde bir oyuncu degildi. Yagmur, camura bakmadan kayarak filan mudahalesini yapardi. Olcay yerine dusunur muydun dersen orada bir duralim derim. Eger Fernandes-Oguzhan ikilisi uzerinden gideceksek, ondeki kenar forvetlerde birinci aradigim sey kosu kapasitesi, takim butunlugune katki, sertlik, rakibi zorlama, fake kosular, tek pas, rakip bekleri kovalama, 10+ gol vs. Calim becerisi, etkin topla oynama gibi hususlari birinci derecede aramazdim. Ama acikcasi Delgado'nun bu bolgedeki performansini da gormek isterdim... Yani bunlarin hepsini layikiyla yapamasa bile Cartalete'nin dedigi gibi min. 15 atardi, arti Olcay'dan daha fazla performans verecegine bahse girerim. Bir kere kosu kapasitesi olan bir arkadasti. Olcay'in savunma anlaminda yapip da Delgado'nun yapamadigi birsey pek olmaz diye dusunmekteyim, hadi olsun, hucumdaki artisini saymiyorum. Terazide daha agir basardi. Benim yukaridaki tanimlamam sadece ideal oldugunu dusundugum vaziyet. Zaten Delgado onlari yapsin, toplu topsuz becerisi yeter.


Evet Cartalete maalsef oyle. Iste bu nedenlerle elimizdeki degerlerin kiymetini bilip, onlari nasil en efektif kullaniriz onun yollarina bakalim, yolumuzu ayiracaksak da karsilikli tesekkur olsun, her durumda olmasa da olsun yani :) Feyyaz'i kovalamak bize fayda saglamaz. Hala icimde uktedir...

Mesela bu paralelde dusunursek solbeke alinabilecek yerli bir oyuncu var mi? Emre Ozkan'in Besiktas'in A planinda yer alacak bir oyuncu olmadigi gorunuyor. 24 yasina gelmis, Mourinho'ya gore artik genc oyuncu sifatini kaybetmis :), Ordu'da bir sezon sahne almis, belki cok taliplisi olmamis. Iyi de piyasada cok oyuncu var da biz mi almiyoruz? Gokhan Suzen dedigin kisi benim bildigim IBB'de dogru duzgun oynamiyor, hani bu da olcu degil de oyle super bir solbek olsa en azindan o bolgede oynamaz miydi? Ne zaman IBB macina denk gelsem Ekrem Eksioglu oynuyor, Ekrem'i dusunsek daha iyi sanki, captan dusmediyse bence is yapar :) Bilen arkadaslar icin Gokhan Suzen "hidden gem" midir? Yoksa hem on hem arka oynayabilme potansiyeli midir onu istenir kilan?

Btw, Caner vardi solbek, o ne oldu sahi?

Ekrem35 dedi ki...

delgado ve ilhan mansız'ı ne kadar özlediğimi bir kez daha farkettim bu yazıyla. teknik detayları zaten mustafa çok güzel anlatmış. mustafa'nın dediği sol forvet bölgesinde şu anki kadromuzda delgado'ya benzer fernandes var. (çok benzemiyorlar kabül ama kadroda sol forvette delgado tarzına en yakın isim fernandes bana göre) zaten bu konuya bu blogda daha önce mustafa değinmiş biz de yorumlarla katkıda bulunmuştuk. sol forvette fernandes için 15 gol yazabilir miyiz bilmiyorum ancak 3 haftadır olcaydaki düşüş durumunda o bölgeye alternatif olarak aklımdan geçen tek isim fernandestir. e.kaş rize'de bir sezon oynamasına rağmen ( ki rize şampiyonluk yarışının içinde olan, seyirci baskısı olan bi klup) hala çok aceleci ayakları birbirine dolanan bir hali varmış gibi geliyor bana.

Sarp Dirican dedi ki...

Delgado'nun çok fazla göze batmayışının alakasız hoca değişiklikleriyle ilgisi olduğu gibi post Sergen dönemi diyebileceğimiz Sergen sonrası beğenilemeyen 10 numara sorunu da vardı. Aynen Letchkov'da olduğu gibi. Bulgarları 94 dünya kupasında taşıyan adama burun kıvırmıştık. Delgado'ya da sanırım Karhan gözüyle bakabiliriz. İyiydik be abi kontenjanı :D

box2boxMC dedi ki...

2-3 hafta önce Abdullah Avcı'nın Olcay'ı milli takıma almamasını eleştirmiştik ama artık hak vermeye başladım. Büyük takımın sol açığında oynuyorsan bunları atacaksın arkadaş. Düşünüyorumda Trabzon, Bursa ve Eskişehir 3 tane 100% gol kaçırmışsın. Çok yüzeysel olacak ama onları atsa +6 puan, şu an açık ara liderdik.

Devre arası olaası Nene transferinde kenara geçecek Holosko değil Olcay olur. Hilbert-M.Akgün, McG-Cenk ya da Sivok-Toraman hamleleri yapılabilir.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...


Eğer ki ligin ilk üç haftasında 2 gol atıp 7 hafta sırra kadem basacaksa benim açımdan " bir Holosko vardı." cümlesi anlamsız.

Ancak geldiğinden bu yana çok az gördüğümüz gerçek golcü golü olan son haftaki maçta rakip stoperin belini kırıp temiz vuruşla attığı gollerden daha fazla yapacaksa o zaman forvet ihtiyacımız ortadan kalkar. Zaten bence mental anlamda üzerinde daha durulması gerektiğine inandığım Batuhan ve sağlam dönecek Mustafa Pektemek var. Ayrıca deliboran Furkan geliyor.

Gangnam prensimiz azimli ve gelişmeye açık bir futbolcu aslında. Umuyorum bahsettiğim tarzda goller kısmına odaklanır. Çünkü şu an oynadığımız Almeida odaklı top indirmeli hücum şablonunda en ihtiyacımız olan gol çeşidi bunlar.

Kısacası bence Holosko kendi kaderini kendisi tayin edecektir.

alper dedi ki...

Olcay'ın bence en büyük sıkıntısı fiziki güçsüzlük.E-Es maçının ilk yarısında kontrada Oğuzhanın verdiği bir topu sağa çekip Servet'i geçememişti hatırlarsanız ki net gol pozisyonu olacaktı.Koşması güçlü olduğu anlamına gelmiyor.Omuz mu çalışır vs ne çalışır bilemem ama acilen kuvvetlenmesi ve omuz omuzalarda ayakta kalması lazım.
Birde Ts-Bursa-Eskişehir.Olcay hangi maçta yüzde yüzlük gol kaçırsa o maç berabere bitiyor be arkadaş.:((
Olası Nene transferinde kızağa çekilecek isim bence Holosko değil Olcay olacaktır.Yabancı kontenjanı için de S.A nın baştan beri soğuk olduğunu düşündüğüm Sivok ilk kesilecek oyuncu olur.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...


Guardiola'ya : "Bir oyuncu transfer edeceğinizde onda aradığınız öncelikli nitelik nedir?"

Hoca cevap verir: " Top tekniği ortalamanın üstünde olsun. Çünkü diğer özellikler geliştirilebilir."

Şu en az 6-7 puan kaybettiğimiz maçları ( G.Antep- Bursaspor- Eskişehirspor) gözümün önüne getiriyorum da eğer Olcay- Holosko kanat hücumcuları ve Sivok ve stoper oynadığında Toraman gibi teknik kapasiteleri eh olan adamlar yerine topu mevkilerinde daha olmulu kullanan yani hücumcular açısından topu orada tutan ve atak tazetelen, defanslar açısından da oyunu geriden kurup gene aynı şekilde atak tazeleten adamlar olsa şu an bu iştahlı futbolun hediyesi eminim ligin zirvesi olurdu. Orta saha futbolcularımızdan da Oğuzhan ve Fernandes dışında topa hükmedecek adam olmadığı için özellikle maçların sonlarına doğru fizik güç te eksilmeye başlayınca oyunu paslarla öldürme yerine "vur gitsin top bizden uzak olsun" düğmesine basmak zorunda kalıyoruz.
Samet hocamın öncelikle takıma bu kısım üzerinde çalışmalar yaptırması ya da oyunu öldürmeye uygun adam alması lazım gibi görünüyor. Mustafa haklısın. Muhammed ya da Hasan opsiyonu özellikle Eskişehir gibi rakiplere karşı oyunu öldürmek için daha akıllıca idi. Gereksiz puan kaybı yaşanmazdı.

Gerçi benim de katıldığım bazı arkadaşlar lig liderliğinin stres yaşatacağını düşünüyor olsak ta umuyorum öncelikli olarak bu saydığım bölgelere adam düşünüyorlardır. Çünkü forvetleriniz ne kadar atsa da siz oyunu tutamazsanız bu gibi rakiplere karşı alınacak sonuç yaşadığımız 3 talihsiz maç gibi olacaktır.

Antalyaspor maçı için daha günler var. Ve turnuvadan elensek bile şu bahsettiğim kısmı çözersek ligin zirvesinde hep varoluruz.

neverlong dedi ki...

Pozisyondaki 4 Beşiktaş'lı şahane iş yapmış. Gerek Sergen'in yanından kopup sağ kanattaki boşluğa katederek Sergen'e sola doğru dripling alanı açan oyuncu(Pancu?), gerek çizgiye paralel koşusuyla solu boşaltan İlhan Mansız, gerekse soldaki o boşluktan yardıran oyuncu(Kaan Dobra veya A.Hassan?). Sergen dahil 4'ü de oyunun içinde, ne yaptıklarını biliyorlar ve amaca yönelik harekette bulunuyorlar.

Sanırım bu tarz organize topsuz oyunlarda, oyuncuların becerisi ve zekası kadar hocaların da büyük payı var.

Martin Wörns dedi ki...

Delgado bence de sol forvette etkili olabilecek bir adamdı. Arkasında biri savaşçı biri çift yönlü iki orta saha olduğunda forvet arkasında da etkiliydi. Ancak şimdiki kadroda bu mevkide olsaydı muhtemelen defansif zafiyet de yaratırdı. Geçmiş oyuncuları genelde olumlu yanlarıyla hatırlarız. Delgado'yu ben çok etkili olduğu kadar istikrarsızlığıyle ve sertlik karşısında kolay yokolmasıyla da hatırlıyorum. Zaten bir dönemin yabancıları, Bobo-Delgado-Tello-Holosko dörtlüsünün ortak özelliği zaman zaman şampiyonlar ligi seviyesinde dahi üst sınıf oynarken, çok kolay formsuzlaşabilmeleriydi. O ekipten bir Holosko kaldı. (Holosko bu sene kariyerinin zirve sezonunu geçirmeye doğru ilerliyor. CSKA maçındaki sakatlık öncesi Holosko bile bu kadar ön planda değildi sanırım.)

Eski dostlardan bahsederken bende nedense Tabata'yı anımsadım. 8 milyon değilde 3 milyona alınmış olsaydı, onunla olan hikayemiz çok değişebilirdi. Hem teknik özellikleri olan hem de mücadeleci bir oyuncuydu. Yanlış hatırlamıyorsam arkasına teneke bağlandığı devre arası öncesi bir devrede 11 asist yapmıştı. Berbat bir transfer öyküsünün sonucu olduğu kesin ama hiç te kötü bir oyuncu değildi.

box2boxMC dedi ki...

Samet Aybaba'nın neden hiçbir takımda dikişi tuturamamsını ama kendinden sonra gelen TD nin başarılı olmasını şimdi anlıyorum. Çok net adam takım ruhunu canlandırıyor, hep birlikte oynama felsefesini yerleştiriyor, ama onu bir adım yukarı çıkaracak hamleleri bir türlü yapamıyor. Herhalde Samet Aybaba'nın bu takıma kazandırdıklarını herkes ayakta alkışlar ama işte o bitirici vuruşu bi türlü yapamıyor. SA'nın artıları eksilerini yazsan bence artıları çok ağır basar ama işte 1 tane eksi bile bi çuval inciri berbat ediyor.

SA'nın bazı konulardaki inadı ve oyuna müdahaleleri o kadar can alıcı olmaya başladı ki direk skora etki ediyor artık.

Kimsenin şampiyonluk gibi bi beklentisi yok bu sene ama yapılan bu hataları gördükçe gelecek için karamsar olmamak elde değil. SA'nın yanına onu bir adım üste çıkaracak futbol bilgisi belli bir seviyede olan bir yardımcısı olsa belki daha farklı olabilirdi. Problemli olmasalar Tümer ya da Sergen Samet'e o dokunuşu verirlerdi.

Özetle Samet çok iyi bi iş çıkaracak ve 1-2 sene sonra ayrılacak yerine gelecek sağlam bi taktik deha hocayla başarıdan başarıya koşacaz...

turkkant dedi ki...

Hala mı Delgado? :) Açın bir Beşiktaş'taki senelik istatistiklerine bakın, bir de maliyetine. 5 m. bonservis verdik, mukavelesini 2m'dan uzattık. Ne verdi Allah aşkına?

Eli yüzü düzgün, şirin, kibar çocuk diye yıllarca sabrettik... Üç, beş spektaküler golü, 4-5 maçlık form patlamaları dışında, bir Ş. Ligi'ne giriş maçlarını hatırlarım...

Ya en basiti senin dediğin kadar iyi bir oyuncu olsaydı, şu an Abu Dhabi'de mi olurdu Allah Aşkına. yaşı 28 olan bir oyuncunun Al Jazira'de işi ne?

Ben Tello'ya, Bobo'ya yanarım... Tello'nun ölüsü ligde asist kralı... Bobo'nun ölüsü gol krallığına oynuyor...

Cartalete dedi ki...

Ben bu yazıyı Delgado gitmeli miydi kalmalı mıydı gibi gereksiz bir tartışmaya yol açsın diye yazmadım ama söyleyeyim madem.
Öncelikle zaten doğru pozisyonda çok nadir oynatıldı, o kadar sene takımda olmasına rağmen. Son olarak Denizli onu Ernst'le ikili orta saha oynatmıştı. Direkt kaleye yönelik bir adam orta sahada elbet saçmalayacak ve ezilecekti. Tello'nun her hangi bir pozisyonunda olsaydı (kenar forvet ya da forvet arkası) o da aynı damgayı vururdu ki o sene başında vurdu da.

Ayrıca hurdaya çevirdiğin hurdalığa gider. 1 sene liste dışı bıraktığın, üstüne transfer dönemi bitiyorken teneke bağlayarak gönderdiğin adam elbet La Liga'ya gitmeyecekti. Zaten bu tüketim kültüründe, 1 seneden fazla kalan hangi oyuncu düzgün yere gidebildi ki?


Cartalete dedi ki...

neverlong ,

Çok doğru tespitler. Zaten bir oyuncu, biraz çalım yeteneğiyle o noktadan, kaleye kadar gidebiliyorsa; takımın geri kalanı mutlaka doğru pozisyon alıyor, doğru koşuyor olması lazım. O golde de öyle olmuş.

turkkant dedi ki...

Bence şu açıdan bakalım olaya. Bir oyuncu piyasasını yapmışken, eğer alternatifini yaratabiliyorsan satmak lazım. Bir ara La Liga'dan teklifler alıyordu, keşke o ara satsaydık.

Benzer durum bence fernandes için de geçerli şu an. Oğuzhan gözüken o ki, orta dönemde Fernandes'e alernatif bir Ofans orta saha opsiyonu oluşturacak. Takım kimyası açısından bize gereken daha merkez orta saha oyuncusu... Şu an form tutmuşken teklif gelse ben Fernandes'i satar yerine Alper Potuk gibi bir merkez orta saha oyuncusu alırım. Oğzuhan-Necip-Alper gibi bir orta saha yetenek olarak olmasa da, takım kimyası açısından çok daha etkili sonuç verir. İşte o zaman sol kanada savunma ne olacak hiç düşünmeden usta bir isim bakabilirsin...

Cartalete dedi ki...

Evet onu ben de hep savunurum. Piyasa yapmış bir oyuncuyu zorla elde tutma lüksümüz yok. Zaten scout sistemi de bunun için gerekli. Alternatifler hazır olduğu için, kimseyi satmakta çekinmezsin.

Martin Wörns dedi ki...

Samet hoca basın mensupları ile olan konuşmasında sol bek için yabancı düşünmediklerini söylemiş. Muhtemelen Gökhan Süzen'i almaya çalışacaklar. Emre Özkan'ı takıma monte etmek için bir çaba da gösterilmiyor. (Kendisi de göstermiyor olabilir.) Gökhan Süzen defans dengesini bir üst seviyeye çekebilecek yeterlilikte değil. Sene sonuna kadar Uğur'un sol bekte birinci tercih olarak kalma ihtimalini görüyorum. Bu sezonki iyi futbolu sonuca ulaştırmanın önündeki en büyük engeli yaratacaklar gibi görünüyor.

yilmaz dedi ki...

Delgado Basel'de oynarken, 2.3 m€ alarak Beşiktaş'a değilde 1.2 m€ alarak espanol'a gelseydi, kesinlikle ispanyanın başaltı takımlarından birine (sevilla, a. madrid, belki valencia) yükselirdi. Beşiktaş'tan sonra da avrupada tutunamamasının sebebi bence kesinlikle performans'ı değil. Aldığı para. Bir düşünün: Braga ŞL ikinci torba takımı. Delgado'nun bizden gittiği halini düşünün. Hem de küfürle ayrıldığı halini. Bu takımda kesemeyeceği kaç oyuncu sayabilirsiniz ofans hattında.

Tello bek olarak alınıp forvet'e yükseltildi. Dolayısıyla bekteki açıkları bertaraf edildi. Giderken bile taraftarın sevgilisi oldu. Ama ne hikmetse mattias UEFA kupasının gol kralı olarak geldi, ön libero'da ıslıklarla küfürlerle Katar'a yollandı. Bu hiç adil değil.

Övünç dedi ki...

Delgado özelinde katılmıyorum ben de.

Abi o yaşta bir şekilde faydalanılabilecek adam senelerce Arap yarım adasında top oynamaz.

Ayriyetten geçen hafta açıklanan yeni model olayı bu tip transferlerin önüne geçmek için var .

Artık Samet Aybaba ile ne oynayacağımız az çok belli oldu.Şimdi yeni sisteme uygun adam bakıyoruz dedikten sonra gidip Nene'yi almak veya sırf elde var diye Delgado'dan faydalanmak olması gereken değil bu modelde.Sisteme uyum sağlayan adamlar var , sağlayamayan adamlar var. Zlatan mesela Barca'ya uymadı.

Herkese bir rol biçmeye kalkmak çok doğru değil.Her futbolcunun içinde ego var.

Mesela Delgado , sol açık mevkisi için Olcay ile transition'da olmayı bence kabul etmezdi ama Holosko gelecek bir adamla dakikaları paylaşmayı kabul edebilir.

Elimizdeki değerleri harcamak olayı değil , elimizde harcayacağımız bir değer olmamalı olayı bu bir bakıma.

Mevcut sistemde kullanamayacağına dair en ufak bir şüphen var ise almayacaksın bu kadar basit.

Daha öncesinde herhangi bir sistem yerine kim hangi transferden daha çok cebine para atacak yöntemi benimsendiği için bu noktaya geldi olaylar.

Uzun mevzular bunlar keşke bir gün oturup konuşacak fırsat olsa :)

Cartalete dedi ki...

Arkadaşlar bugünün Beşiktaş'ıyla alakasız bir konu bu :)
Bugünün 11'ine sol bek haricinde denge bozacak transfer yapılmasın diye savunuyorum zaten. Delgado'nun faydalı olabileceği bölgeyi işaret ettim sadece.
Ama bu sistemle uyumsuzluk göstereceğini pek sanmıyorum. Basel'de de 4-1-4-1'in solunda oynamışlığı çoktu, UEFA gol kralı öyle oldu zaten.

Ulas dedi ki...

O zaman ben bir kadro kurup nostaljiye devam edeyim :)
Runje – I.Uzulmez, G.Zan, I.Toraman, A.Gunes – K.Avci, S.Kurtulus, Kleberson – Delgado, Bobo, B.Yilmaz. Brezilya milli takiminin sol kanadi yerine yabanci bir stoper alip 4-3-3 oynasaymisiz sanki daha dengeli bir takim olurmusuz. Gerci gercek bir sol kanatla, Koray’in geriye cekildigi 4-2-3-1 de kotu fikir degildi ya. Yazik hakikaten Tigana’ya, kimlerle ugrasmis adam. Kim bilir bilmedigimiz daha neler oldu.

beagle dedi ki...

Delgado şahsına Bostancı'ya doğru bir meksika restoranında rastladığım, çok sevdiğim süper bir adamdır. Artılarını saymadan önce sorunlarını yazacağım 1- İyi çocuktu, bizim katillerle dolu ligde takımın ana yükünü kritik anlarda çekemedi.Skorda etkili olanları düşünün Hagi,Sergen,Tanju,Alex hatta Feyyaz için pek iyi çocuk denemez. 2- PUBIS illeti. Bu ne halttır tam bilmiyorum ama yıllardır futbol izlerim bir arda bir delgado bu yüzden top oynamadılar. Sanki ET'nin yorumlarını ve başka adamlarda sorunun yıllardır görülmediğini düşününce doktor kurbanı oldu diye düşünüyorum. Ya takımda fizik ve oyun etkisi yeterli bir kaç adam (bir libero ve bir forvet mesela) olabilseydi delgado süper bir bileşen olurdu. Nedense BJK A takımına usta "ayak" çok az geliyor. Aklımda kalanlar Sergen,Fuat Usta,Delgado diyebilirim. Bu açıdan Delgado üzerindeki yıldız yükü olmasa 10 yıl bizde oynardı diyebilirim. (Not: ayak mevzusu biraz karışık bir komple mükemmelliği ve ayak iç ve üstü bilinçli kullanarak kısa ve orta mesafe fizik ötesi işler yapabilmeyi anlatıyor. Örn: Şifo toplamda Sergen'den iyi futbolcuydu ama Sergen'deki ayak yoktu. Şu anki takımda belki Oğuzhan'da bu ışık var diyebilirim ama henüz emin değilim.)

delSolar dedi ki...

Sifo dedinizde aklima geldi,bizim Sifo biz besiktaslilar icin neden bu kadar underrated? Nedense hakkinda ilhan kadar bile bahsedilmiyor. Youtubeda adina düzenlenmis dogru durust videosu bile yok! Sifo tarihimizin en büyük oyuncularindan birisidir, ne pascal ne Ilhan onun yaninda yarisabilir.

Bjk_KnightS dedi ki...

Devre arasında bence Almeida'ya güle güle denebilir iyi bir teklif gelirse ki bu teklif benim için 5m euro'dur. onun yerine daha etkili bir hedef santrafor alınabilir (mesela milevski)
Gerekirse uygun bir fiyatla Ferdi'de satılabilir. Aybaba'da devamlı orta saha transferinden bahsediyor. Bu yüzden bahsediyor olabilir. Nene gelirse bende sol forvete koyarım. Öyle bir durumda çıkacak oyuncu da Sivok olur muhtemelen takımdan. Orta sahaya veysel ya da alper potuk desteği gelirse ve Ferdi satılırsa ona da gerek kalmaz. Şu anda takımı bir kademe yukarı atlatsa da ben uygun bedel ödendiği vakit her oyuncunun satılması gerektiği taraftarıyım. Zamanında Bobo için 8m eurolar konuşuluyordu. Satılmadı. 0'a gitti.

Martin Wörns dedi ki...

Almeida bence kariyerinin en formda dönemlerinden birini yaşıyor. Sadece golleri değil, orta sahaya desteği, pas trafiğine katkısı hatta takım savunmasına yardımı muazzam. Her maçta oldukça konsantre görünüyor ve Türkiye ligindeki her defanstan rahatlıkla kafa topu alabiliyor Bu özelliği pas yapan bir orta sahayla değil, uzun top-önde baskıyla hücuma çıkmayı seven takımımız için çok önemli. Bence, takım için bu kadar kritik olan bir adamın da 5 mil. euro gibi takımı kurtarmayacak bir paraya bırakılması faydalı bir hamle olmaz. Ancak şunu da eklemeliyim ki, söylediklerim takımla uyumu ve kafa yapısı bugünkü durumunda olan Almeida için geçerli. Yönetim de bu formu sahaya yansıtacak oyunun arka planını hazırlamalı. Anladığım kadarıyla Almeida duygusal bir arkadaş ve kafa dağınıklığı formunun hızla dip yapmasına neden olabiliyor. Örneğin, sene başında bende 5 milyona satılmasının iyi olacağını düşüyordum. Mevcut yeteneklerini bilmediğimden değil, o yetenekleri burada sergileyebilecek gibi görünmediğinden. Halen gitmek isteyecekse elbette satılabilir.

Milevskiy çok yetenekli ama çok formsuz. Özel hayat sorunları vs.'den bahsediliyor. Oyun tarzı olarak da çok benzer oldukları söylenemez Almedia ile. O da uzun ve yapılı ancak daha teknik ve kafa toplarında daha etkisiz. Böyle bir değişim kumarın ötesi olur.

Sivok'un kesilebileceğini ben düşünmüyorum. fazla öne çıkmasa da ben onun defans hattındaki katkısının büyük olduğu fikrindeyim. Eskişehir maçında da sol stoper oynadı ve Uğur Boral'ın çok ciddi açıklarını kapattı. ayrıca Sivok'un olmadığı Toraman'ın birinci sıraya geldiği bir stoper ikilisi zaten kırılgan olan takım defansını iyice beter hale getirmekten başka işe yaramaz bence.