Klose ve Pellissier


Miroslav Klose… Yaş 35’e doğru yürüyor ama o; değil Bayern Munih, neredeyse Kaiserslautern günlerindeki kadar hala çok formda ve genç bir gol aşığı. Bu sezon attığı 10 golle, ilk 3 hedefi taşıyan takımına oldukça büyük katkı sağladı ama sonuncusu daha da bir değerliydi. Zira Inter, o hedefi zorlayan en ciddi rakiplerden biriydi.
Takımının 4-5-1 sistemi içersinde; hem fizik gücü, hem de taktik bilgisiyle o “tek forvet” oyununu raconuna göre oynuyor. İhtiyaç durumunda ise ortaya çıkarak, attığı gollerle denge bozuyor. Inter karşısında da bunu yaptı; son dakikalarda yakaladığı fırsatta topu alt köşeye gönderdi.

Bir de Roma’nın galibiyet serisine sekte vuran, yine eski ama söz konusu futbol ve goller olunca genç kalmayı başaran bir isim daha vardı: Sergio Pellissier. Zira o gol Sergio için tesadüf değildi; Chievo’nun yıllardır Serie A’da kalmasını sağlayan yegane unsur oluşunun dışında, 10 senedir büyük takımların belalısı konumunda.

Devamı için tıklayın...

Haftanın görmeniz gereken golü; Bolognalı Kone'den. Kesinlikle röveşatadan bile daha estetik...

22 yorum:

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

Klose 'nin o kadar enteresan bir stili var ki gerek tek forvet gerek karambol golcüsü olarak çok verimli kullanılabilmekte. Zaten hava toplarındaki zamanlama ön sezisi ve sıçrama kabiliyeti malumunuz. Böylelikle Serie A gibi forvetlere alan bırakmamasıyla meşhur bir ligde bile fark yaratabiliyor. Almanlara has maç oynamada devamlılık kısmı da bu ligde tututanabilmesinin başlıca etkenlerinden.

Ligimizin şartları düşünüldüğünde gelecek seneler için izlenip takıma kazandırılması düşünülen forvet prototipini Klose olarak almak çok doğru bir hamle olacaktır.

Ya da bu isim özel idmanlarla Klose haline getirilecek bir Furkan Yaman neden olmasın?

tannhauser dedi ki...

ah ulan almeida, gençler maçında kone'nin golünün bir benzerini atacaktı neredeyse.

zieggler'İ alıyoruz galiba. yabancı kontenjanı ne olacak şimdi? ilk hesap sivok dışarı toraman savunmaya. bu durumda 3. haftadan ön libero özellikleri taşıyan bir orta saha aramaya başlarız. ikinci hesap kaleye cenk'in geçmesi ki hiç bilemiyorum. cenk'in pasaportu+refleksleri+birebirde yer tutması ile macgregor'u birleştiren bir teknoloji olsa ya. ama bundan bile daha fantastik bir keşke'm var. batuhan adam olsa, devre arası almeida'yı iyi bir paraya okutsak. hayat bayram olsa. olmaz ki.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

Ah Tannhauser, Batuhan konusunda yaramı deşme. Zaten o Cenk ve Muhammed takımın geleceğine yönelik yapılanmasında bence o kadar stratejik öneme sahipler ki. Her zaman söylemekten bıkmayacağım. Batuhan bir golcü olarak pozisyon alması, vuruş zamanlaması ve vuruş tekniği konusunda kendine yani futbola ihanet etmediği sürece Türkiye ligine bile çok fazla. Eskişehir'de attığı gollere bakın. Çoğunda "bana ara pası at ve bitireyim." kaçışları var ya da tipik golcü önsezisi. Dolayısı ile inşallah zihnen ve bedenen fit olmayı o da ister ve beklediğimiz golcümüze kavuşuruz.

Kadro yapılanması konusu bu başlığın konusu mudur ona Mustafa karar veriyor ama Batuhan konusunda gerçekten umutlanmak istiyorum. Çünkü şu ana kadar liglerimizin en golcü futbolcusu pres devamlılığı ve hava hakimiyeti ile fark yaratan alelade forvetten çok çalışarak tekniğini de ilerleterek golcü Hakan Şükür haline geldi. Ancak Batu doğuştan golcü. Şu an bile istese tek devrede Hakan'ın hayatı boyunca gıpta edeceği goller atabilecek kapasitede. Yeter ki istesin. O zaman Almeida ya da başka bir golcü ile olan farkı herkes daha net görecektir.



Martin Wörns dedi ki...

Pellissier'i Beşiktaş alsa hala çok sevinirim. Sanırım 33 yaşında. 3 senelik kontrat yapsalar eleştirmem.

Cartalete dedi ki...

Al benden de o kadar Martin Wörns...

nkonrat dedi ki...

Altyapıdan gelen futbolculara yönelik hoşgörü ve romantizm bende de fazlasıyla mevcut. Cartalete'yi keşfetmemin bir nedeni de bu olsa gerek. Ama Batuhan konusunda artık gerçeği görmemiz gerektiğini düşünüyorum. Belki de asla iyi bir santrfor olmadı. Sadece altyapı takımlarında fizik avantajını kullanarak dikkatleri çekti, üstyapıya geçtiğinde ise bu avantajı artık işe yaramadığı için bocaladı. Öyle kendisine bakmadığı ya da profesyonelce yaşamadığı için değil, yetenekleri sınırlı olduğu için bu bocalama devam edecek. Zaten dünya futbolundaki trende baktığımızda da görüyoruz ki salt fiziğinizin ya da tekniğinizin iyi olması yetmiyor, hemen her mevki için daha komple futbolcu olmak gerekiyor.

Kısacası, Batuhan hakkında çoktandır olumsuz düşünüyorum. Bu konuda yanılmayı çok isterdim.

Cartalete dedi ki...

Bence doğuştan gelme saf golcülük yeteneği var Batuhan'da. Zaten o yüzden, kendini geliştirme adına sıfır hevese sahip olmasına rağmen; halen bu işten üst düzeyde ekmek yiyor, yiyecek. Beşiktaş olmasa da, Süper Lig'de mutlaka takım bulur ve gollerini yine o saf yetenekleriyle atmaya devam eder bence.

tannhauser dedi ki...

ne yalan söyleyeyim, batuhan konusunda ben de nkonrat'la aynı endişeleri taşıyorum. her şeyi bir yana geçtim. bence golcü olarak batuhan'daki sıkıntı kendini ispatlama arzusu. herhangi bir sporcuyu, özellikle de beşiktaş tribünleri önünde oynarken büyük sıkıntıya sokuyor bu durum. batuhan'ın hal ve tavırları çok bir imaj çizse de, içten içe bir "sergen yalçın rahatlığı" yok bence kendisinde. şunu da şöyle atayım da tribünler sevsin beni derdi, geriyor elemanı. bir yandan da sebat ve azim yok. olacak olmayacak. hani katlanmazsın, aklına bile getirmezsin, saçma sapan davranışları yüzünden söversin de olmuyor. elemanın namı altyapıdayken yürümüş, yıllarca bekliyorsun. o beklentinin boşa çıkmasını istemiyor, beklemeye devam ediyorsun. mantıken olmayacak desem de, beşiktaşlıyım aga, beklemeye devam.

beagle dedi ki...

Batuhan'ı değerlendirmek için bir fikrim var. Edu ile kıyaslayalım. Niye Edu iyi kötü 5-6 maçta 1 gol atıyordu da Batuhan atamıyor? Daha mı yeteneksiz? Daha mı yavaş?

Batuhan'ı çok açıdan eleştirebilirim ama şu anki 0 golle gidişinin sebebi 5-1-3-1 gibi adlandırabileceğimiz 4-3-3 anlayışımız. 4lü savunmanın önüne çektiğimiz 2li setin sonrasında kalan tüm oyunculardan insanüstü çaba beklediğimiz bu ezik takım sistemi. Türk oyuncular içinde gördüğümüz en iyi golcü belki de Tanju Çolak'dır. Koyun bakalım bu sistemde gol pozisyonu bulabilir miydi? Batuhan'ı tipine bakıp da post santrafor diye düşünmemek lazım. Genç takım maçlarında bir çok golü santrafor golüydü. Sen takım olarak topu rakip ceza sahasına taşıyamıyorsan 2 stoperin göbeğine, süper önlibero Veli'den vazgeçemediğin için, santraforu tek bırakıyorsan 10 maç boyunca rahat şut ve gol fırsatı 1-2 yi geçmiyorsa bu adamdan verim alamazsın.

Mustafa Pektemek'in Beşiktaş istatistiği 37 maçta 8 gol... Almeida'nın maç başına golünün yarısından az. Sizce hangisi daha golcüdür aslında?

Batuhan günah keçisi oldu da, bu sistem devam ettiği sürece çok golcüyü tu kaka yapar yeriz. Bir Hakan Şükür veya İlhan Mansız bulmamız 10 sene sürebilir...

Cartalete dedi ki...

Arada kopuk kaldığımız maçlar oluyor ama genel olarak sisteme 5-1-3-1 ve ezik demek çok ağır olur. Trabzon maçından bu yana yaşanan periyotta ligin ceza sahasına en çok adam sokan takımı Beşiktaş.

Ha, bu maçlarda Batuhan değerlendirilmedi; genelde çarpık takım düzenlerinde oynatıldı. Sıfır golün en belirgin nedeni bu. O nedenle bence de haksızlık yapılıyor.

tannhauser dedi ki...

abi nasıl bir haksızlık yapıyorum bilmiyorum ama bu sene için bir değerlendirme ya da tespit daha yaparsak. eleman adam seçiyor. en iyi oynadığı maç karabük maçıydı. cidden de iyi oynadı. belki o maçtan sonra üzerine gidilmeliydi. fiziksel sorunlarının filan aşılması için daha çok üstünde durulmalıydı. ama asıl söylemek istediğim, karabük maçındaki alışverişinin çoğu fernandes'leydi. sanırım onun haricinde de takımdaki kimseyi adamdan saymıyor. şu düşünce var sanki kafasında "e arkamdaki hilbert benden daha uygun durumda ama benim, önümdeki adama rağmen buradan gol yapma şansım hilbert'e göre daha fazla, o zaman yardırayım." bu kafayla olmaz. arkadaki fernandes olsa o pası atardı bence. işte bunların değişmesi lazım.

almedia'yla aynı anda takımda olması da sorun bence. almeida'ya göre çok daha yetenekli, tilki bi çocuk ama şu haliyle almeida kadar katkı veremeyeceği açık. ayrıca bir de para mevzu var. biri 800.000 euro diğeri 2,5 milyona oynuyor. maaşın bir belirleyiciliği olur. batuhan hiçbir yaş kategorisinde forma için mücadeleye girmemiş. böyle bir mücadele içinde olmayı da aşağılanma kabul ediyor. batuhan'ın başarılı olması için alternatifinin önünde olması lazım. on bir oyuncusu olmalı. bu yüzden almeida'yı güzel paraya okutalım, batuhan da adam olsun istiyorum. ama almeida'yı güzel paraya okutmak ne kadar zorsa, batuhan'ın fit bir halde sürekli hazır ve nazır, takımın ilk santraforu olup, bizi taşıması o kadar zor. almeida kadar özverili oynamayacağı da aşikar. şu andaki sistem tek bir kişinin bile az efor sarf etmesini kaldırmaz. hele de önde kapılan toplar bizim için hayati önem taşımaktayken almeida'nın yaptığı baskıdan fayda gelsin. ileri 3'lü basacak ki rakip defans topu ayağından dengeli çıkaramayacak ortadakiler ya da bekler top kapıp hızla aktaracaklar. e batuhan'ın pres sürekliliği sağlayacağına dair bir emare gören varsa, söylesin.

gençler maçında bence en büyük sorun almeida'daki gariplikti. baskıyı hep iyi yaptı, top indirmeler de iyiydi. sonrasında topu kanatlara açmalar ama o andan itibaren statikleşti, ceza sahasına koşu yapmadı. işte bu da bizi gol yollarında bitiren etken oldu. en az dört beş pozisyon vardı böyle. neyse gençler maçı bolca tartışıldı zaten.

tannhauser dedi ki...


@beagle: abi olcay'ın golünün asisti veli'den geldi. hani veli, asist yaptı, yaratıcı orta saha anlamında değil de ceza sahasına akmayan orta sahamızın defansa bakan tarafı ceza sahası içerisindeydi o anda. ama veli yine de oynamasın. tanju bence bu sistemde de her sistemde de gol pozisyonu bulabilirdi. tanju'yla ilgili hep son vuruşu ve fırsatçılığından bahsedilir ya o fırsatçılık bu takımda işe yarardı. her takımda yarar ama benim o dönemde hatırladığım bir diğer özellik doğru yerde durmayı bilmesiydi. bu da fırsatçlığın bir başka mecraı aslında ama doğru yerde durmayı bilen oyuncu çevresindeki pasörlerin verimini artıran en önemli unsurlardan biri muhakkak. ayrıca gariptir, özel hayatında o kadar sallamaz olan tanju çolak felaket çalışkan bi futblcuydu ve günümüzde olsa rakibe en azından yalancı pres yapacak kadar takım kurgusuna katkı yapardı. bir de bizim bu sene takım olarak topu bir yerden bir yere taşımak gibi bir kaygımız yok sanırım. bu çok da hoşuma gitmiyor. ama bir yandan da o bitmek bilmeyen ve sonu bir yere bağlanmayan hazırlık paslarını yapmıyoruz. topu rakibe vermeyi tercih ediyoruz. samet hoca'ya bank asya hocası diyorlar ya, belki doğruluk payı vardır. topla oynamanın mantığı şudur, top sendeyse rakip sana gol atamaz ama bunun bir ayrıntısı var. top sendeyken çoğu zaman sende değildir aslında. pas kanallarını doğru kapatan bir takım geriden oyun kurarak gelen bir takıma göre daha tehlikelidir her zaman. benim izlediğim beşiktaş bunu yapmaya çalışıyor ve başarıyor da. bizim sorunumuz golcüden, ileride çoğalmaktan, ileri üçlünün kenarlarının driplinge, birebirde adam geçmeye yatkın olmamalarından ziyade alan savunmasını beceremememiz. şok presle top kapıp hızlı hücum yapma tamam ama top üçüncü bölgeye geldikten sonra artık alan savunmasına dönüp sakinleşmek lazım. hala topu çalıp atağa kalkmak için sert müdahaleler yapmak bize her anlamda zarar veriyor. 50'ye yakın sarı kart gördük. hakemler tamam da bizim bu tarz oyunumuzu tehlike bölgesinde sürdürmemizin de bayağı bir katkısı var sanki? samet hoca'nın bu takıma top tehlike bölgesine geldiğinde panik yapmadan, kademeleri bozmadan, hamle yapmadan rakibi ikinci bölgeye itecek şekilde savunma yapmayı öğretmesi lazım. bu takdirde attığımız gol sayısı benzer seviyelerde kalırken yediğimiz gol sayısı bayağı düşer gibime geliyor. kadroda değişiklik olmadan, sadece bunun oturması yeter.

neyse çok uzun ve yersiz oldu. kayseri maçı sonrasında çok işim var, yazamam yine sanırım. şimdi biraz vakit varken içimi döktüm. cevap veren olur da cevap veremezsem ukalalıktan değil, vakitsizlikten.

Martin Wörns dedi ki...

Bence Türkiye'de denenen 4-3-3'ler içerisinde en fazla ofansif opsiyon içeren 4-3-3 bizimki. Carvalhal döneminde daha çok 4-5-1'i andırıyorduk. (Hatta Quaresma ile Simao'nun ne 2.forvet ne de 4-4-2 kanadı görevlerini yapmamasından ötürü pek birşey andırmıyorduk.) Gençlerbirliği maçında ekstra durumlardan ötürü ofansif üretkenliği zayıf bir orta saha ile oynadık. Bu maç bu seneki oyun anlayışının göstergesi olamaz. Buna karşın oyunu koparabilecek sayıda pozisyon da ürettik. Diğer maçlarda Olcay ve Holosko'nun ceza alanına girişleri dengeli olduğu gibi Oğuzhan ve Fernandes'in de yay çevresinde konumlandıkları, Necip'te dahil içeri dalmakta istekli oldukları görünüyordu. Skor istatistiklerinden konuyu değerlendireceksek gerek oyuncu gerek takım bazında son yıllarda görmeye alışık olmadığımız rakamlarla karşılaşıyoruz. 35 golle en golcü takımız. Girdiği pozisyonu değerlendirme oranı çok yüksek olmayan Almeida 14 maç 9 gol, sağ forvet Holosko 15 maç 7 gol ile oynuyor.

Batuhan'ın bu seneye çok kötü bir fizikle girdiğini düşünüyorum. İşin kötü tarafı girdiği maçlarda hala canlı bir görüntü sergileyemiyor. Kıpırdandığında bolca şans bulabileceği bir hoca ile çalışmasına rağmen 2-3 hafta kadro dışı kalması da antreman performansı hakkında ipuçları veriyor. Golcülük sezileri ve fizik gücüne dayalı yetenekleri olan bir oyuncu olduğunu Eskişehir'de oynarken gördük. Ama şu görüntüyle zaten bizim takımda fazla süre alamaz ve maç pratiği sorununu da çözemez. Önde baskıya dayanan ve ani çıkışlarla pozisyon üreten oyun yapımızda (set hücumu pek tercih edilmiyor. Almeida hem rakip defansa yakınlık, hem de orta saha ilişkileri anlamında çok dinamik) bu hantallığın getirisi doğrudan takımın genelinden kopmak oluyor. Umudum olan bir oyuncuydu ama bu şartların kendini göstermesine hiç uygun olamadığı fikrindeyim.

Yedeksiz olan Holosko mevkisine ondan iyi yabancı alamayacaksak, rotasyona Türk oyuncu olarak Kenan Özer'i alınsa diye düşünmeye başladım. Son haftanın Akhisar maçına bakarken iyi gördüm, gol de atmış. Bizim maçta dahil takımına göre etkili bir sezon geçiriyor. Volkan Şen'le falan uğraşılacağına yeğlerim. Hem yaşı da çok geçmiş değil.

Martin Wörns dedi ki...

Bu arada Quaresma'da gitmiş çok şükür. Çarşı sevdiğini uğurlayacakmış. Umarım onla birlikte Beşiktaş'ın 2000'lerin başına kadar ürettiği kimlikten fersahlarca soyutlanmış q7 kafasını da uğurlarız.

Cartalete dedi ki...

Haksızlık derken genel olarak Batuhan üzerindeki kamuoyu değerlendirmeleri açısından dedim; bir cevap niteliği taşımıyordu. :)

Yani atmadığı o pas için haklı olarak yerin dibine sokulduğu Antalya maçındaki görüntüsü, ideal takım yapısında skora yönelik katkı sağlayacak şekildeydi aslında.

Bu arada Edu lafı geçmişken; benim Nicola Djurdjic de oraya gitmiş.

Cartalete dedi ki...

Kenan Özer de 2006 kuşağında alt yapıdan en çok umutlandığım isimdi. Bir Koray Şanlı vardı stoperde de, ne oldu ona acaba. Belki bir gün o da parlar.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

Koray hala Adanaspor da stoper. Sakattı ve son maçta oynamadı ama sakatlığı düzelince gene ilk 11 deki yerine döner.

beagle dedi ki...

Sevgili Beşiktaşımıza "ezik"i yakıştıramadık peki şimdilik daha iyi tanım bulana kadar geri alıyorum. Ama birazdan ne dediğimi açıklayacağım.

@tannhauser Futbolu izleme sebebim ve ilgi alanım bugün 9 numara olarak adı geçen "Striker" pozisyonu içindir. Beşiktaş'ın 10 senesinin Oktay Derelioğlu'nun hayatındaki trajediden dolayı mundar olduğunu düşünecek kadar da konuya takığım. Ama bizim Ian Rush, Lineker, Van Basten, Tanju falan izlediğimiz dönemde bugünkü yalnızlık aklımıza gelmezdi. Santrafora ara pası atacaksan çapraz koşu yapacak bir partner gerekir, yandan orta yapacaksan minimum ön direk arka direk iki kişi olmalı içeride. Verkaç ile merkezden deleceksen de topla yaklaşan sonra da bulduğunu atan hücumcu orta saha gerekir. Bunlardan hangisi var ki bugünün Beşiktaşında? Almeida'ya orta misali top şişirildiğinde adam daha ceza alanında olmuyor. Olsa da yanında kimse yok. Hadi o Batu'dan daha sportif bünyeli, idare ediyor. Ama Almeida'ya golcü veya merkez santrafor denemez. Ancak Post denebilir. Yani direk :)
Tanju hiç mi atmazdı? Atardı 8-12 tane, genelde kontralardan ve duran toplardan. Ama 35 tane atabilen bir adam bu sistemde az atıyor koşmuyor diye eleştirilirdi.
Uç bir şey söylüyorum Falcao'yu alsak herşey hallolur mu? Bir sezonda kaç maç oynayabilir?

Bir de kart konusu var, benim teorim o kartlar sert savunmadan değil, sahada opsiyon üretemeyen bir takım olunduğunda oyuncular sinirle daldıklarından, hakeme gittikçe daha çok sinirlendiklerinden ve bir de hızlı top kapma ile gol atabileceklerini düşündüklerinden oluyor. Dikkat edersen iyi top oynarken değil de sahada tek yetenekli adam bulundurduğumuzda çok kart görüyoruz.

Gelelim mevzuya 4 tane savunmacı önünde 1-2 önlibero ile kaleci dahil 6-7 defansif adam koyduk. Yetmiyor bize, Quaresma'yı Guti'yi falan oynatamıyoruz.Mustafa Pektemek'i Olcay gibi koşturmaya çalışıp duman ediyoruz. Olcay ve Holosko'yu geriye ama taaa en geriye kadar bütün maç koşabildiklerinden oynatıyoruz. Yani forvetleri de defansa gelebilenden seçiyoruz ki Olcay'a "forvet" tabirini net oturtabiliyorsunuz tartışmayalım mevzuyu...

7 defansif artı 1 kesin defansif özellikten seçilen (olcay) 8 eder, holosko'yu kanat oynattığımız için de yarım oradan kesiyorum 8,5 eder. 11 kişilik kontenjanın 8-9'unu kaleyi savunmak için kullanan bir takıma sıfat bulalım. Benim önerimi biliyorsunuz... Hani elinde Lincoln,Sergen falan olur, yanına Amokachi,Yeboah falan bulursun, o zaman derim ki bu da bir yol. Sevmem ama olur.

Eldeki bu adamlarla veya piyasadan bulacağın standart adamlarla bu olmaz. Şu anki sistemde Olcay'ın yerine Nene olur diyor musunuz?

Takım biraz nefes aldıysa Oğuzhan girdiğindendir. Yani full defansif Veli yerine top kullanan adam koyduğumuzdan. Gerçi adam bayağı bir iyi olduğundan ezik'den ezer'e geçiş oldu ama onu da yalnız bıraktığında oynatmıyorlar.

@Martin Worms; Konu elindeki oyuncularla da ilgili. elinde Stoch, Kuyt, Krasic varken defansın kapı gibiyken ofansif opsiyonu daha az gözüken şekilde yavaş oynayabilirsin. Eninde sonunda atar ve kazanırsın. Sevmesem de Aykut'un sistemi olabilir bir tercih. Bu bizi oynattığımız futbol topu ile alakası şüpheli arkadaşlar ile daha iyi duruma sokmuyor. Almeida sakatlanırsa hiçbir şekilde bu sistemde rakip sahada birşey yapamayız.


Muhammed'i Oğuzhan sahadayken seçenek olarak sahaya koymadan kiralık listesine koyan hocamıza yakında gideceği Bank Asya'da başarılar diliyorum. Muhammed başka takımda çok iyi oynamayabilir ama bizim takımda, inönü stadında olurdu o iş...

Gördüğüm senaryo şu, transfer sezonunda konuyu hiç çözmeyecek bir kaç transfer (nene, ziegler, gökhan süzen vb) yapılır. Bu sene için tek şansımız olan ve kullanılmayan gençlerin dağıtılması (hasan, muhammed, mertcan vb) zaten soğuk olan tribün ilişkisini daha da soğutur. Sezon, umutlar uçar. Taraftar başkana saymaya başlarsa da hoca gider :)

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...


Beagle kardeşim;

Karamsar olmanı gerektirecek şeyler sezon sonuna yakın daha netleşir ve bizde ona göre zaten yorumlarımızı yaparız. Ama hoca ne kadar taktiksel dokunuşlarda geç kalsa da en azından bu sene sonuna kadar kafasındakini daha net uygulamak açısından şansı hak ediyor.

Ben, başkanımızın kafasındaki adamın Samet hoca olmadığına çok inanan bir adamım. O yüzden hocamız kendi kaderini kendi çizecektir. Devre arasından sonra hiçbir bahanesi kalmayacak. Bunu bilirim ve desteğe devam ederim ben.

Ancak değerli beagle;

Hislerini anlasam da bir dur nereye ? :)

Son paragrafta filmimizin finalini yapmışsın. İyileri yaşatıp yaşatmadığını bilemiyorum ama sana göre kötü adamları öldürdün.

Nasıl bitti ki şimdi bu film?

Devam filmi olacaksa nasıl olacak? :)



Şaka bir yana sebeplerin haklı da olabilir ama senaryosu tamamen yazana ait, adı BEŞİKTAŞIMIZ olan bu film bilmez misin bizim için bir ömürlük?

Geçen iğrenç 8 yıldan sonra iyilerin kazanacağı bir film olması için konsensus yapıyoruz ya burada..

Desteğe devam kısacası..

box2boxMC dedi ki...

@beagle
dostum o 8-9 adamı kaleyi savunmak için kullanan takıma sıfat aramışsın, ben söyleyeyim, ligin en çok gol atan takımı. Demek ki olay öyle futbolcuların defansif mi ofansif mi olmasına bakmıyor. Olay takım olarak hücum etmek, takım olarak defans yapmak.
Samet Aybaba'nın benim için tek artısı bu oyun felsefesini yerleştirmiş olması. Kadronun darlığı, futbolcuların kapasitesi, Samet Aybaba'nın yaptığı yanlış oyuncu değişikliklerinden dolayı şu an 5 puan farkla önde olan GS değil biz olurduk.

Karamsarlığa gerek yok, beklenti zaten yoktu sene başında. Sene sonu 2.lik güzel sonuç bence.

Cartalete dedi ki...

İş kişisel tartışmaya dönmek üzere, bence kapatılsın konu.

box2boxMC dedi ki...

Kapatalim, mac postu gelsinde tahminde bulunayim :))