Üşüyoruz Fernandes


Beşiktaş’ın maça başlayan 11’i, özellikle orta saha anlamında sıfırdan pozisyon üretmesi oldukça güç gözüküyordu. Gole yakın olmak; ancak önde baskıyla ve de kalabalık hücum etmekle mümkün olabilirdi. Ancak 35. dakikaya kadar bu gerçeğe rağmen “bekleyen” bir takım izledik Beşiktaş’la. Bu durum, Gençlerbirliği’in hücum iştahını arttırdı ve ilk golü bulan taraf oldular; daha fazlası da olabilirdi.
Veli’nin de nihayet hücum çıkışı yaptığı anda ise bir şekilde gol bulundu. Beşiktaş, eksiklerine rağmen galibiyetin çok da uzakta olmayacağını; kararlı şekilde hücum ettiği ilk pozisyonun gol olmasıyla inandı belki de. Keza aynı pozisyon sonrası Olcay da, sahadaki siyah-beyazlı formalıların en yeteneklisi olduğunu fark edip; maç boyunca daha fazla sorumluluk almaya başladı

“Duran Topları Koruma Derneği” diye bir şey olsaydı; bu akşam maçı basarlardı muhtemelen. Zira sahada alenen frikik, korner katliamları yaşandı. Bir duran topu da ben kullanmaya gitseydim, kimse “bu kimdir yahu?” yadırgamasında bulunmazdı herhalde. Fernandes’in sırf bu konudaki varlığı bile büyük boşluk, keskin bir ayaz…

Eksiklere, hatta en iyi kornercisinin Holosko olduğu bir ortama rağmen Beşiktaş’ın maça önce ortak olup, sonra ağırlığını koyması hatta üç puan şansını, Almeida’nın 10 santim öteki kaleye topu itmesine kadar getirmesi, umut verici. Aslında pozisyon görüldüğü kadar kolay değildi; zira o topa sadece ayak konulurdu. O da, kalecinin yatacağı köşenin tersine doğru koydu o ayağı; olmadı. Hayalimdeki Beşiktaş 9 numarası, böyle pozisyonlar sonrası rakibe santra yaptırmalı diye düşünsem de; çok üstüne gidemiyorum.

Beşiktaş’ın ağırlığını maça koyduğu dakikalarda; ateşlemenin de ötesinde oyuna sekte vurucu bir hamle yapan Samet Hoca ise; şüphesiz günün hayal kırıklığı oldu. Hugo – Batuhan ikilisinin aynı anda sahada olduğu vakitler; Beşiktaş için sadece “risk” anlamı taşıdığını, rakipler için hiç de tehditkar olamadıklarını sezon boyunca birkaç kez görmüştük zira.

Yarım kalan “risk”

Aslında öyle bir riske karşı değilim; “yarım kalmadığı” sürece… Çift pivot santrafora dönülmesini anlarım, ancak o risk portesini tamamlayacak bir hamle daha yapılması gerekiyor bu gibi durumlarda. Mesela düz orta sahalardan biri dışarı alınıp; kulübede tutulan delici oyunculardan herhangi biri (akla Erkan Kaş geliyor ama kadroda yoktu) kanat rolüyle sahaya atılarak; pekâlâ o Hugo – Batuhan ikilisi sadece ‘takımı koparan’ etkenden biri olmaktan çıkıp, rakip kale için tehdit unsuruna dönüşebilirdi.

Mesela bu maçta Batuhan – Holosko değişikliğiyle birlikte; Veli – Muhammed hamlesi de gelebilir; Muhammed sağ kanatta hem içeri kat etme, hem ceza sahasına etkili “pas atma”, hem de duran top kullanma özelliğiyle; takıma hücum bütünlüğü kazandırabilirdi. Zaten Batuhan ve Almeida’nın sahada olduğu anlarda takım “savunmacılar ve hücumcular” olarak ikiye bölünüyor. Ve bu durum sadece rakiplerin işine geliyor; geçen hafta da Eskişehirspor’un ekmeğine sürülen yağ gibi…

Velhasıl riske, risk; hamleye, hamle demek için daha “net” ve radikal olmak gerekiyor bazen…

Gençlerbirliği 1 - 1 Beşiktaş
(Kulusic; Olcay)

59 yorum:

Halet Rezaki BJK dedi ki...

Profyosyonel futbol yorumcusuysanız hele nabza şerbetin ekmek getirdiği ülkede yaşıyorsanız işiniz nisbeten kolaydır...önce skora bakarsınız sonrası malum...Başlarsınız saydırmaya...O futbolcu mu ,bu teknik direktör mü? bu takıma 3 süper adam lazım ,yok yok en az 5 adam ...

Oysa taraftarsanız ,gönlünüzü kaptırdıysanız işler değişir.Kaçan ,kaybedilen puanlara içiniz gider, kahrolursunuz,galibiyetlerle kanatlanırsınız.. Tabelanın soğuk yüzünden fazlasıdır sizin için takımınız en azından öyle olmalıdır...

Anadolunun ucra bir köşesindesiniz, imkanlarınız kısıtlı,kardeşinizi zar zor okutuyorsunuz...Dersaneye gönderemiyorsunuz...Üniversite sınavları önünüzde ve kendi hayellerinizi sırtına yüklediğiniz kardeşinizin illaki istanbul da mühendislik okumasını istiyorsunuz...O, bütün sene elinden gelini yapıyor, çalışıyor çabalıyor...Hem kendi hem sizin için bütün iyi niyetiyle kapasitesini ,olanaklarını zorluyor ve sınavda az farkla İstanbulda mühendislik hayellerini ıskalıyor ama Anadolu'da bir mühendislik okulu girmeyi başarıyor...ilerisi için umut saçıyor..Ne yaparsanız.? Gecesini gündüzüne katıp olanaklarını sonuna kadar zorladığı için onunla gurur duyar ,sıkıca sarılır mısınız yoksa size başaramadıklarınızı hatırlatan bir figür olarak aşağılar ,küçümser misiniz?

Bu gün ,belki de kahvedeki o inanılmaz sinik,tabelaya endeksli havanın etkisiyle şu oyuncu kötüydü, şu değişiklik yapılmalıydı muhabetine giresim yok...Sadece;özlenen,gıpta edilesi bir İyi niyetle çabalayan , kapasitelerini zorlayan bütün takımı ve elindeki olanaklarla böyle bir takım yaratan Samet Hocayı alkışlamak istiyorum....Sagol Samet Hoca,sagolun çocuklar.... Böyle candan oynayın isterseniz beşinci olun,sizi tribünde ayakta alkışlayacak en azından bir taraftarınız olacak...siyah beyaz, ölüm yaşam...

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

Şu kaybedilen kaçıncı ilk yarılar? Gerçekten sıkılmaya başladım. Bir takımın bir tempo standartı olur. Devreler arası bu kadar fark oluyorsa oradaki sıkıntı kesinlikle oyuncudan değildir.Hadi oyunculardan diyelim. Ancak Ferdi ve Ozzy olmamasına ragmen ikinci yarıda rakibini ezen 9 kişinin emeğin alkışlayalım ama oyuna katkısı olmayacagı aşikar Holosko ve Veli'yi oyunda ısrarla tutan ve bizler gibi gidişatı izleyen bir hocamıza puan kayıplarına katkıda bulunduğunu nasıl aktaralım?

Uğur bile gözüme hoş göründü bu maçta ama eforu düşen oyuna hiçbir katkı sağlamadığı besbelli adamları oyunda tutup pas yapabilen Hasan opsiyonunu düşünmemesi ile süper ligde bu takımı zirveye oynatacağı konusundaki şüphelerimi haklı çıkarmaya devam ediyor PTT 1.lig vizyonlu hocamız.

Bu maçta isim ayırt etmeden canını dişine takan tüm oyuncularımızı teker teker tebrik ediyorum. Bu puan kaybıyla alakalı onları hiç bir şekilde eleştirmem.

Galibiyete oyuncuları kadar inanmayan bir hoca ile yeniden puan kaybı. Maçın özeti bence budur.

Not: Bu yorum maçın bitimiyle beraber paylaşma isteğim ağır bastığı için aslında bu postun yazısıdır. Umarım asıl yerinde yayınlarsın Mustafa. Şimdiden teşekkürler.

bacon1903 dedi ki...

Bu takima pas oyununu oynatarak bizi sasirtan samet hocaya beni utandirdigi ve sasirttigu icin cok tesekkur ederim.Bu macta 1 puan mac oncesi iki tane bu pas oyunun yuregi yokken cok iyi dusunuyordum.Yedigimiz golden sonra fark yiyecegiz diye dusunurken donen oyun yine pas oyunu oynamaya calisan bjk fernandes oguzhan ikilisi oynamaya devam etseydi banko ilk yarinin lideriydik.Ama takimda teknik oyuncu olaeak tek olcay varken oynanan bu oyun cok sasirtti beni!!Fernandes kayseri macina yetisip bol gollu bir kayseri galibiyeti gelirse ve nene hayal ettigimiz gibi bir sagacik cikarsa(holosko yedekten oyuna girmeli bence)solbeke gokhan suzen takviyesiyle sampiyonluk mu neden olmasin???70 yada 72 puan bizi sampiyon yapar bu sene!!!Benim icin samet hocanin basari cizelgesi ise bu guzel oyunun devam etmesi ve ilk 4 icinde yani avrupa bileti almasidir.Savunmada ersan(su anda kesinlikle yetersiz gozukuyor) orta sahada necip(gbirligi maci uzak ara en kotu performansiydi bu sene)oguzhan,olcay.M.demirci,hasan turk,erkan kasa verilen sanslar samet hoca gerekli hamleleri yapiyor bana gore su oyunu surekli hale getirelim yeterki avrupa biletide yeter hocam.Birde su solbek konusunda siradan bir solbek hilbertin %70i kadar olan bir bekle bu kadar pozisyon verirmiyiz???Solbek transferini sadece onun icin merak ediyorum.Alinacak oyuncu i.koybasinin yedegi olacak kapasitede olsa yeter!!!!

Cartalete dedi ki...

Elbette teknik direktör bu blogta da eleştirlebilir; ama dozun ayarını iyi ayarlamanızı rica ediyorum. Klasik forum ağzından öyle bir farkımız olsun; insanlar bir eleştiriyi okurken, eleştirilen noktalara odaklansın; arada düşülen sert tabirlerin yerine...

Martin Wörns dedi ki...

Maç öncesinde beklediğimiz gibi mevcut orta saha düzeniyle oldukça tutuk başladık. Bu dakikalarda bizim etkisizliğimizin de etkisiyle iyi bir Gençlerbirliği izledik. Beraberlik golümüz biraz şans işiydi. Ayrıca bu yarıda skor dönülemez noktaya da gelebilirdi. Maç sonrası izleyemedim ama ilk yarıda Uğur Boral ile Hurşut'un ceza alanı içerisindeki pozisyonu bana penaltı gibi geldi. (Doğrudan baldıra müdahale vardı.)

İlk yarıda orta sahanın hiç bir oyuncusu hücumda sorumluluk almadı. Toraman'ın varlığına rağmen Veli'de tamamen top kapma yönüne sıkışmış bir oyun oynamaya devam etti. Necip'te bence daha fazlasını yapması gereken bu maçta vasattı. Olcay ve Holosko'da bu ortamda kolayca pasifleşmişti.

İkinci yarı değişen ise takımın bazı parçalarının silkinmesi ve Gençlerbirliği'nin oyundan düşmeye başlayarak ilk yarıdaki etkili-ayağa paslı oyununu oynayamaması oldu. Bu şartlarda takımın en teknik oyuncusu olan ve benim oyun başı düşüncemde orta sahada oynamasını düşündüğüm Olcay silkinenlerin başındaydı, attığı gol de ekstra moral verdi. Orta sahadan işin ilginci, ofansif görev almaya başlayıp bir dönem oyun kuruculuğa bile el atan Toraman bence silkinip takımı ileri taşıyan oyunculardan biriydi. Bu sırada bilhassa Hilbert tarafına çokça hatalı pas ta attı. Ama bu şartlarda kendini öne atışı ile bile takdire şayan. Almeida kaçırdığı gole rağmen, ceza alanı çevresine bolca gelip dağıttığı paslarla bu etkinliğin parçalarından biriydi. Son halka ise, defansı ileriye çekip Gençler orta sahasını zor durumda bırakan ve hataları olsa da gelecekte çok iyi duruma geleceğine inandıran Ersan'dı. Hilbert'in de çok kötü bir ilk yarı oynayıp ikinci yarı Tosic'inde yorulmasıyla etkinliğini arttırdığını ekleyelim.

Bu dakikalar umut verdi. Ufak nüanslarla maç gelebilirdi. Ama son bölümdeki yorgunluk belirtileriyle 1 puandan da olabilirdik. Samet hoca'nın elindeki imkanlar kısıtlı olsa da Hasan Türk tarzı bir hamleyle orta sahaya akıl katmasını beklerdim. Bunu yapmadı, tekrarlayayım bence ikinci yarıda da Necip kötü gününde olduğunu gösterdi. Batuhan-Holosko değişikliği bence de çok anlamsızdı ve takımı ileri değil geriye attı. Holosko herşeye rağmen mücadele etti ama Gençlerin onu etkisizleştirme taktiği maç boyunca tuttu.

Olağan bir kayıp. Bu kadar kısıtlı bir kadronun iki ofansif orta saha oyuncusundan yoksun bir gecede yine de çok kötü bir iş çıkarttığını düşünmüyorum. En azından ikinci yarı. Kayseri maçı bence artık çok çok kritik. 30 puan bu tür durumlarda psikolojik sınırlardandır. Yakalama şansımız var. Şu görüntü bana, Oğuzhan döndüğünde yumuşak bir defansa sahip Kayseri'ye çok gol atacağımızı düşündürüyor.

Samet hoca'yı fazla eleştiremesem de dar kadrodan ekstra işler çıkartmak için geleneksel tarzın dışında yaratıcı işler yapmasını bekliyorum. Şu maçta Olcay'ı orta sahaya çekmek iyi olabilirdi. Benim kafamdaki Oğuzhan-Fernandes yedeğidir kendisi.

Ek olarak, Gençler'i hiç fena bulmadım. Balkanlı, Kulusic-Lekic-Tosic iyi oyuncular. Özellikle Radosav Petrovic ise büyük gelecek vaadediyor. Geldiğinde şaşırmıştım. Eğer bonservisi ile almışlarsa büyük transfer hamlesi. Yabancı sınırı hesaplarına girmeden düşünürsek Beşiktaş orta sahasında banko oynardı.

Cartalete dedi ki...

Radosav bonservisiyle geldi sanıyorum, benim de çok şaşırdığım bir transfer oldu. Kendisini daha Blackburn'e transfer yapmadan önce Beşiktaş'ta görmek istemiştim.

http://cartalete.blogspot.com/2011/06/radosav-petrovic.html

Bu arada maç analizinin çok başarılı olduğunu söylemeliyim.

Martin Wörns dedi ki...

Petrovic yazını şimdi okudum. O zamanlar sanırım bende tanımıyordum. Dosya hazırlayıp Beşiktaş transfer komitesine göndersen yeridir. Ama sanırım bu işler için menajer filan tanımak gerekiyor. :) Gerçi şimdiki yönetim 70 oyuncu izledik vs. diyerek biraz umutlandırdı, devre arasından itibaren göreceğiz hamleleri.

Petrovic'i bonservisiyle almışlar evet ve 1 milyon 325 bin lira bonservis bedeli ödemişler. Muhtemelen yıllık 500 bin euro civarına da oynuyordur. Blackburn sonrası gözden düşümüş galiba, Gençler'de iyi iş yapmış. En kötü Fb-Gs'ye falan iyi paraya satabilirler 1-2 sene içinde.

planck dedi ki...

Maçı takip edebildiğim kadarıyla ufak anektodlar:

~Kadroyu görünce Hurşut Uğura napacak bakalım diye düşünüyordum ama penaltımsı pozisyon hariç pek birşey olmadı. Veli baya yardıma geldi oraya ayrıca. Normalde orda oynayan oyuncu yani ferno veya oğuzhan bu anlamda pek yardımcı olmazlardı, bugün bunun da farkını gördük aslında. Sağdan gelen ataklara Hilbert-Necip-Holosko müdahele ederken soldan gelen ataklarda çoğunlukla pozisyon vermemizin nedenlerinden bii de bu sanırım.

~Bu maçta pas oyunu oynamamız çok zordu zira takımın pas merkezi Toramandı. Veli de atıyorum %70 pas yüzdesiyle oynuyos bile doğru şekilde attığı pas %30 bile yoktur belki, kontrolü zor oluyor attığı pasların, sol açık olarak alınan bir adam için çok garip. Birçok rebount topları çok top kazandı ama yanında kimse yoksa mantksızca şişirdi topu.

~İlk yarıda pozisyonumuz yoktu ama golümüz vardı bu yüzden Almeidanın kaçırdığı çok koymadı :P Beşiktaşın bir maçta şansla iki gol attığı nerde görülmüş.

~Hakemi baya beğendim.

~Olcay, dizinin döndüğünü bğların fln koptuğunu sandığım pozisyonda bi fena oldum, alıcağın olsun.

~Ne üşümesi ya donduk, donduk..

Övünç dedi ki...

Özellikle ikinci yarının bir 30 dakikasında baya sürklase ettik ama bu Gençlerbirliği için standart bir durum.

Fenerbahçe'den 4 yedikleri maçın 2. yarısında da tamamiyle seyretmeye başlamışlardı .

Fizik ve konsantrasyon olarak zaafları olan bir takım.

Şu kısır takımla bunları değerlendirecek fırsatları bulabilmemiz bile beni mutlu etmeye yetti şahsen.

Almeida'nın bu maç çok çalıştığını , çok istekli olduğunu filan kimse söylemesin abi yok öyle bir şey.Her pozisyon da odun gibi arka direkte top beklemekle , her önünde seken topu dağa taşa vurup arkadaşlarına çemkirmekle santrafor olunmaz.

Bırakılım abi bu çok çalışıyor işlerini.Nobre'de çok çalışıyordu hem yerli hrm ucuz oyuncu niye gönderildi o zaman ? Niye kimse bu adam senelik 2.5 m € alıyor bir zahmet çalışı versin demiyor ? Bu Polyannacılık çok komik ...

Biz ona olan muhtaçlığımız gösterdikçe onun performansı daha da düşecek .

alper dedi ki...

Kayseri maçı yine Cuma günü oynanacak.İlk yarı oynamış olacağımız 17 maçtan 9 iç saha maçınının 4 ü cuma 2 si pazartesi olmuş olacak böylece.Kalan 3 maçtan ikisi de GS-TS derbileri idi zaten.Bir tek mersin maçı kalıyor geriye.:(( YD federasyonun ve buna ısrarla ses çıkarmayan FO yönetiminin amacı,sessizliği nedir sorgulanmalıdır artık..

Oğuzhan ve Fernandesi bu derece kritik bir maçta kadroya dahi almayan,Tavşanlı günlerinden beri ne yediği ne içtiği bile belli olmayan,Niğde maçının bile en kötüsü M.Akyüz'ü oyuna sokmayarak bizi elimizde ki 5-6 çok üst düzey forvetten sadece Almeida-Batuhan'a mahkum eden,Yedek oturan Evra-R.Carlos gibi sol bek oyuncularımız varken Uğur Boral ile maça başlayan devam eden S.Aybaba bereberliğin tek sorumlusu, suçlusudur.

Trabzon maçında kaçan son dakika golünü saymayacağım o maçta geriden gelen takım bizdik ama GS,Eskişehir,Bursa,G.Antep maçlarında ki hepsi son dakikalarda kaybedilen maçlar puanlardır uzak ara liderdik.Sadece şu maçların son dakika şanssızlıklarını yaşamasaydık bile yüzüncü yıldan sonra rekor bir ilk yarı puanı ile devreyi kapatabilirdik.

Hasan Türk,Mami vs öneren arkadaşları anlamakla birlikte bu maç özelinde en en güvenebileceğimiz adamalardan Necip'in bile tel tel dökülmüş olması çekirdek kadro dışındaki oyuncularımızın ne kadar güvenilemez!! olduğunun kanıtıdır.

Nene+Ziegler(G.Süzen) transferi ilaç olur.Sezon sonu sözleşmesi bitecek olan Erman Kılıç'ı devre arası cüzi bir paraya kapatabilirsek şampiyonluk gelir.Ki o çocuğu büyük takımların hala göremiyor olması ayrı bir muamma.

Cartalete dedi ki...

Arkadaşlar daha önce defalarca kez dediğim gibi, yukarıda da yazıldığı gibi; burada önceden yazılmış bir fikri sorgularcasına yermek yerine, kendi fikrinizi, yorumuzu yazın lütfen. Ben hoşlanmıyorum o işten. Böyle bir şeyin, insanların kendi düşüncesini yazma konusunda heves kırıcı olabildiğini düşünüyorum.

Almeida'nın faydalı olduğunu düşünen bir insan, niye polyannacılıkla itham edilsin mesela. Pekala oraya vurgu yapmadan, Almeida'nın faydalı olmadığı konusunda görüş bildirilir; zor olmasa gerek.

Ekrem35 dedi ki...

öncelikle oğuzhan ve fernandes yokken gol bulmayı bırak rakip kaleye gidemeyiz diye düşünen beni yanıltan bu takımdan özür diliyorum ve teşekkür ediyorum.

ben bu maçta iki şeye değinip eleştireceğim. birincisi almeida ikincisi samet aybaba.

almeida'nın en büyük eksikliğinin pozisyon almadaki bilgisizliği ya da yeteneksizliği olduğunu düşünüyorum. bunu dünkü maçtan bir pozisyon özelinde anlatacağım. hepimiz olcay'ın soldan ceza sahasına girdiği ve kaba tabirle kalecinin ağzına kadar ilerlediği pozisyonu hatırlıyoruzdur. işte bu pozisyonda almeida sürekli defansın arkasında. olcay topla ilerlerken ne defansın önüne geçmeye ne de frene basıp kendini 1-2 adım geriye atmayı deniyor. hal böyle olunca olcay da kalecinin ağzına kadar ilerlemek zorunda kalıyor. halbuki almeida iki seçenekten birini yapmayı denese pozisyonun gol olma ihtimai çok yüksek. daha önce de burda almeida'nın ofsaytta olup olmadığını kontrol etmemesinden bahsetmiştik bence karşı karşıya pozisyonları çalışmaktansa almeida'ya bu yönde bir eğitim verilmesi daha doğr olabilir.

ikinci eleştirim ise samet hocamıza. şimdi hocamızın oyuncu değişikliklerinden sonra şöyle bir şey söyleniyor: " yedek kulube kalitesi çok düşük. hoca ne yapsın" evet buna bir nebze olsun katılıyorum ben de. ancak eğer siz oyunu doğru okuyamazsanız yedek kulubesinin kalitesi ne kadar artarsa artsın doğru hamle gelmeyecektir. mesela devre arasında nene gelirse holsko yedeğe geçicek büyük ihtimal. ve diyelim ki maçta nene yoruldu yerine holosko değişikliği bekliyoruz bu anda biz. ancak eğer hocamız olcay'ı oyundan alıp uğur'u sol öne koyacaksa ya da nene çıkıp batuhan giricekse o yedek kulubesinin ilk 14 ismin kalitesinin pek önemi kalmıyor. bence hocamızın en büyük eksikliği bu. 5-3lük antalya maçı hariç doğru oyuncu değişiklikleri yaptığını ben hatırlamıyorum hocamızın. umarım kendisini bu yönde geliştiri hatalarıdan ders çıkarır.

son olarak da rüyamın yine doğru çıkmasından sonra (beraberlik) artık lig sonuna kadar ya rüya görmemeyi ya da gördüğüm rüyalarda galip gelmeyi diliyorum.

golatankaleye dedi ki...

Öncelikle herkese selamlar.
Ben Ersan hakkında parantez açmak istiyorum. Bence dün akşam sahanın en iyisiydi bizim adımıza. Ceza sahası içinde çok kritik 3 müdahalesi oldu. Çok yerinde ve zamanında sarı kart görerek pozisyonu kesti ve son olarak golde topla çıkışı harikaydı. Ersan defanstan çıkarken kullandığı topları gereksiz şişirmiyor, pas opsiyonunu kullanıyor. Rakipten gelen yüksek toplarda ise topun yere inmesine izin vermeden kesiyor. Sırf Ersanı övmek için yazılmış bir yorum gibi oldu ama yanlış mı düşünüyorum diye sormak istiyorum. Üst üste yaşadığı o sakatlıktan sonra artık döndü gibime geliyor. Darısı İsmail ile Mustafanın başına inşallah.
Bahsetmek istediğim bir diğer konu da ara transfer. Nene ve Ziegler isimleri çok geçmeye başladı. 1 transfer hakkımız olsa ben Ziegler derdim. Şuan herkesin kabulu; takımın en zayıf karnı solbek. Yerli solbek sıkıntını da düşünürsek yabancı hakkımızı solbekte kullanmak zorundayız. Kaleciyle beraber 2 etti. Hilbert, Sivok, Fernandes, Almeida, Holosko: etti mi 7. Bunun üsüne Nene de gelecek deniyor. Olcay'ın dün akşamki performansı + yerli olmasıyla zaten kesik yemiyecek. Peki sizce Nene Holoskoyu mu kesecek? Holoskoyu uç forvet yapıp sağında Nene, solunda Olcay, arkasında Oğuzhan ile Fernandes. Daha fanstastik geliyor bana. Tabi bunlar olası transfer üzerine beyin jimnastiği. Ziegler gelirse Hilbert mi Sivok mu kesik yiyecek o da ayrı bir muamma.
uzun olduysa kusura bakmayın.

Ekrem35 dedi ki...

golatankaleye

ersan konusunda ben de benzer şeyleri yazıcaktım unutmuşum senin sayende hatırladım :) eyv.

ersan'ın topla çıktığı her pozisyonda beşiktaş tehlike yaratıyor bu maçtaki gol ve hemen aklıma gelen bursa maçında holosko'nun attığı gol buna örnekler. bilinçsizce topu şişirmek yerine yerden derin top oynamayı düşmesi ve bunu yüksek bir yüzdeyle başarması en büyük artısı bence.

tibet kutman dedi ki...

almeida-polyanna metaforu ile alakam yok ancak mustafa'nın ilk uyarısı bana idi ve maç sonu kızgınlığı ile yazdığım sert cümleler içindi...küfür filan asla yoktu ancak kabul etmek gerekir ki, forum tadındaydı yazdıklarım ve hiç tat vermedi bana da:) özür dilerim...barışalım mustafa kardeşim :)

ben de ekrem'le aynı doğrultuda düşünüyorum...yedek kulübemizin yetersizliği aşikar...batuhan da belki kariyerinin en kötü günlerini yaşıyor ancak hasan türk, muhammet ve erkan kaş da yabana atılacak yetenekler değil...gerçekten oyuncu değişimi ve maçın seyrini değiştirme, yahut da taktiksel müdahale açısından gerçekten çok kötü performans gösteriyor samet aybaba...fernandes-oğuzhan yoksa hasan ve erkan seçenekleri üzerinden sürpriz yaşatabilirdi...sürpriz diyorum, çünkü beşiktaşın bu kadro yapısı ve müthiş coşkusunda kimin parlayıp kimin maç kopartacağı hiç belli olmaz...rakipler için de aslında bu bilinmezi silah haline getirebiliriz...

kabul edilebilir bahaneler illa ki var ancak 4-5 maç oldu net biçimde 3 puan kazanabilecekken umut ışığıyla avunduğumuz...arkadaşlar, devre arası akıllıca (ve lütfen ibrahim altınsay'a danışılarak:) yapılacak iki takviye ile bu takım şampiyon olur...beklemiyorduk bunu ama fb-gs ikilisinin de adeta dökülmesiyle potaya girdik ve biraz da şansımızla puan farkı yemedik...

ziegler olursa öpüp başıma koyarım, zira hem ücreti hem de profesyonelliği açısından bence aradığımız adam...ancak nene konusunda çekimserim...çok fazla izlemedim kendisini ama holosko da varken ligdeki yerli-genç oyuncularla açıkları kapatıp, seneye de escude-mcgregor fazlalığından kurtulup yabancı hakkımızı biraz daha kalburüstü oyunculardan kullanmaktan yanayım...

bir de stoch sesleri duyulmaya başlandı, holosko da çıtlatmış galiba...kulüpten bir iki tanıdıktan da duydum ama ne kadarı gerçek bilemiyorum...iyice işkillendim...eğer gerçekse bu takım bize uyku uyutmaz bu sene, demedi demeyin :)

selamlar saygılar herkese...mustafa'dan da ilk yorumum için tekrar özür dilerim...

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...


16 hafta itibariyle takımızın maçında en iyi performansı gösteren hakemden bahsetmeden olmaz.

Suat Arslanboğa bilinçli bilinçsiz yapılan hatalarla bir takım puanlarımızın kaybına neden olan hakem camiasında dün soğukkanlılığı, oyuncularla olan iletişimi en önemlisi de oyunu durdurmak yerine oynatmak isteği ile bence çok iyi bir performans gösterdi. Elbette bir de rakiplerin maçlarındaki performansına bakmak lazım ama gelecek adına bana umut verdi. Umarım amiyane tabirle kendisini bu çarpık çarkın , eyyamların, oncu buncuların etkisi altında mesleğini bu maçta gösterdiği gibi cesurca ve nereydeyse mükemmele yakın şekilde sürdürür.

O pozisyonda ağır sakatlandığını sandığımdan dolayı çok üzüldüğüm ama sonrasında zımba gibi geri dönüp ondan bekleneni veren Olcay da ekstra saygıyı hak ediyor bu maçla alakalı olarak. İnşallah Kayseri maçında da bu çıkışı devam eder.

Not: Bu bloga yorum yapmak ve yorum yapan değerli arkadaşlarımın yorumlarını okumak ne kadar keyifli ise bence o kadar abartılı bir üsluba sahip olmayan yorumumun yayınlanmaması da bir o kadar üzüntü verici. Gene de saygı duyuyorum bu kararına Mustafa kardeşim.

Cartalete dedi ki...

tibet kutman,

Rica ederim, küskünlük olmaz. Sadece son yorumunda olduğu gibi daha özenli kelime seçimleri yapılması yeterli.

Eralp Türkmenoğlu,

Sanıyorum ikili diyaloglara giriş açısından olaya bakışımız çok farklı. Bunun da çözümü basit; sadece kendi fikrine odaklı olabilirsin, kendini insanlara cevap vermek zorunda hissetmek yerine. Defalarca söylediğim gibi, burada yapılan yorumlara müdahele edilmesini sevmiyorum.

Daha önce birkaç kez bu konuda bazı arkadaşlarla sıkıntı yaşadık, bu bana onları hatırlattı...

Ekrem35 dedi ki...

sevgili mustafa belki bu başlık yeri değil ama ali ece'nin bugünkü yazısında bahsettiği "Huseklepp" ile ilgili yazı yazmıştın yanlış hatırlamıyorsam. yazıda adı geçen diğer isim olan "Saponara" hakkında bilgin, izlemişliğin var mı? diye sormak istedim.

Cartalete dedi ki...

http://cartalete.blogspot.com/2012/09/riccardo-saponara.html

:)

BJK4EVER dedi ki...

Yabanci konusunda iyi dusunmemiz lazim.
Ben acikcasi yabanci solbeke karsiyim. Solbekte zaten Ugur ve Emre var, defansif olarak Emre, ofansif olarak Ugur iyi oyuncular, macina gore oynarlar. Ki Turkiye ligi seviyesinde bakarsak kotu oyuncular degiller. Kaldi ki seneye Ismail donecek, Ismail donecekken buraya bir yabanci almak gereksiz olur.
Bence takima level atlatacak bir yabanci alamayacaksak hic almayalim daha iyi. Gelecek yabanci mesela Holosko'yu kesecek ve Fernandes etkisi yapabilecek Nene olursa tamam derim. Ama atiyorum Webo falan olacaksa hic gelmesin daha iyi.
Veya kiralik olarak dusunulebilir tabii, ama yabanci kontenjaninin dusecegini de hesaba katarak bence 2 yabanci transferi gereksiz olur.

Totti dedi ki...

Samet Kaptan'ın yaptığı yapmaya çalıştığı herşeyin altına imzamı atarım da şu Batuhan'lı B planı olmuyor yahu. Bir kademe daha geliştirmesi lazım. İki kule düzeni işlemesi için yandan orta gelmeli gerilerden göbekten değil. İlla Batuhan'ı kullanacaksan da Holosko'yu en önde dene yanına hedef adam yap Batuhan'ı. Necip-Hasan-Toraman-Veli ile de destekle ortadan. Rakipten dönen topları bu dörtlüyle topla yüklen.
Yine de sezon başında dediğimiz takım bize bu sene ışık versin geleceğe dair temennimiz tuttu bence. Şimdiden bu sezonun galibiyiz diyebiliriz sanki. Devre arasında izlenecek transfer politikası o sanki kelimesini kaldırabilir

beagle dedi ki...

Negatif Çevrim... Hayatta çok kritik bir durumu işaret eder, Türkçemizde 1 çürük meyvanın 1 çuvalı bozmasına dair deyimler de aynı kavramın başka anlatımlarıdır.

Bilimsel özeti; birbiri ile etkileşim halindeki öğelerden bir tanesinin kötü olması veya işini yapamaması sıra ile diğerlerinde soruna yol açmaktadır ve herşeyin daha kötüye gitmesi gibi bir durumdur.

Futbola ve Beşiktaş'a uyarlardığımızda, görünen bir sürü sorunun kendi aralarındaki neden sonuç ilişkisine bakmak lazım. Biraz analiz yapalım:

1- Sistematik gol, santrafor golü atamıyoruz. En önemli sebepleri tek santrafor sistemi oynamamız ve bu tek santraforun mecburen iyi vuruşçudan çok fiziken üstün biri olarak kullanılması.

2- orta saha merkezinde 3 oyuncu kullanıyoruz ama hücuma ve savunmaya katkıları yetersiz. Şut çekebilen yok veya gerçek bir önlibero özellikleri taşıyan.

3- Kolay gol yiyoruz. Kaleci genel söylemin aksine oldukça iyi bir kaleci. Stoperlerden Ersan geçmişte umutlu olunan bir ayağı top yapabilir stoper. Zayıf halka olarak Sivok ve bekler kalıyor.

yukarıdaki faktörlere bakınca ben şu hikayeyi oluşturabiliyorum. Stoperlerden biri stoper özellikleri taşımıyor. Fiziken etkisiz, müdahelesi yok, yavaş... Bu sebeplerden rakibi orta sahada durdurmuyor veya rakip forveti temas ile yıpratmıyor, yormuyor. stoperin eksiğini bilen hoca takım maçta etkin kalsın diye orta saha merkezi en az 3 kişi kullanıyor ve biraz korktuğu anda 2 savunmacı orta saha kullanıyor (Veli-Toraman mesela). Orta saha iki tane savunmacı içerdiğinde hem takımın pas kanalları tıkanıyor, oyun yavaşlıyor, hem de ileride pas isteyen adam sayısı azaldığından rakip savunma top kullanmaya niyetli oyuncuları yıpratıyor. (Sahaya Muhammed'i tek başına koyunca 45. dk'da oyundan aldırıyor.) Takım fazladan kullandığı savunmacı kontenjanını kapamak için kanat oyuncularını santraformuş gibi kullanmaya çalışıyor (Olcay ve Holosko tipi iki kanat yetenekleri sorgulanabilecek kanat oyuncusu...) hem de santrafor tek kalıyor. Tek forvet de Mustafa Pektemek tipinde olamıyor. Almeida'ya mecbur kalınıyor.

Bu bir negatif çevrimdir. İşini yarım yapan stoper kullanmak takımın kapasitesini yarıya indirmektedir. Takımdaki beklerin kalitesi sorgulanabilir ama asıl etkinlik merkezde olduğundan Sivok ve Veli'nin bütün takımı çürüten etkisinden dolayı Beşiktaş adam olmaz...

Negatif çevrim bir kader değildir. O ilk çürüğü başlatan bir kötü parça gibi ilk iyileşmeyi başlatan bir parça da gelebilir. Hem sert savunma yapan hem de duran toplarda etkili veya geniş alan kapatan bir stoper kullanıldığında bütün sorunlar düzelme trendine girer. Örnek geçmişte Ernst'in kadroya girmesinin yarattığı etkidir. O olumlu gidişi tersine çeviren ise Nihat'ın girişidir...

Sonuç önce stoper lazım. Samet Hoca'dan ise ne transfer ne de oyuncu yetiştirme açısından hiçbir ümidim yok...


Eralp Türkmenoğlu dedi ki...


Sezon başlamadan hepimizin kafasından geçen "Bu takım bu hoca ile ne oynayacak?" sorusuna hoca ve kurduğu takım oynadığı 16 hafta itibariyle aşağı yukarı bir fikir verdi. Oyun planı açısından her rakibe karşı tempolu bir ritmi tercih etmek kısmı, işin içine futbol aklı girinceye kadar - ilk 7 hafta - istendiği gibi uygulanamadı. Oysa zorunlu Oğuzhan tercihi ve Toraman'ın stoperleri üçleyip orta sahada dalgakıran görevi görmeye başlamasıyla top rakip sahaya daha işlevsel gitmeye başladı ve şu ana kadar ki oyun şablonumuz bu oldu. İlk 7 haftalık süreçte hakem hataları ( Gs-Ts maçları ) ya da teknik adam hamle gecikmesinden dolayı muhtelif puanlar kaybettik. Onları kazanabilirdik te ama şu an konuşacağım şeyleri aynen derdik. Yani yeni kurulan bir takım olarak futbol oynama niyeti rakiplerimize fark attı herkesin oyun iştahı ile gıpta ettiği bir takım haline geldik. Bu anlamda başta yöneticileri sonra da Samet hocaya saygılarımızı sunmalıyız.

Ve transfer arasına girmekte olduğumuz şu günlerde Eğer söylenildiği gibi bir scouting sistemi kurulmak isteniyorsa ve hatta buna yönelik ilk çalışmalar yapılıyorsa hiçbir sıkıntı yok. Herkes rahat olsun. Çünkü her sene en az 2 altyapı oyuncusunu A takıma kazandırmak demek 5 sene sonra ilk 11 altyapı orijinli oyunculardan kurulacak demektir. Bu bile hiç küçümsenmeyecek bir ekonomik kazanım olarak bize geri döner. Ve hele ki bu 5 senelik süreçte şampiyon olarak ya da 2. olarak en azından 3 kere şampiyonlar ligine katılma şansı elde edebilirsek her anlamda çok potansiyelli bir külup haline geliriz.

Devre arası transferleri cuma gününden sonra en çok konuşulacak konuların başında geliyor. Belki de ilki olacak. Nene kalitesiyle en kötü oynayacağını düşündüğümüz maçlarda bile sıkışan oyuna ortasıyla ara pasıyla daha önemlisi şutlarıyla opsiyon kazandırabilecek bir oyuncu.

Solbek için Gökhan ya da ziegler deniyor. Gökhan bugünkü Ts maçında da izledim sanki orta iç sol oyuncusu gibi. Yani ideal sol bek değil de arkasında bir bek olması gereken bir oyuncu gibi. Samet hoca onu çok istediğine göre acaba arkad Emre'yi onun önünde de onu mu kullanacak bunu gerçekten merak ediyorum. Ayrıca Beagle'a Sivok konusunda katılıyorum. Sivok hava toplarından çok gol buldursa da stoper olarak begenmiyorum. Çünkü onun olduğu mevki defansın liderliğini gerektiriyor. Oysa o daha Zago gibi, Bülent Korkmaz gibi. Benim bahsettiğim Gökhan Keskin, Ronaldo gibi zeki ve defansı organize edici bir lider stoper. Ayrıca ceza sahsında rakibini elle çekme gibi kötü bir alışkanlığı da cabası. İlerleyen yıllarda bahsettiğim tarzda bir lider stoper ile ne kadar farklı oynayacağız hep beraber göreceğiz.

Şahsi görüşüm Nene, ideal bir solbek ve orta sahada Toraman'ın biraz daha pas yapabileninin bu kadroya devre arası transfer edilmesi - ya da Hasan Türk'e özel çalışmalar yaptırılabilir - halinde
son maçın ikinci yarısında gördüğümüz o rakibi bunaltma futbolu skora da yansıyacaktır.

Bu arada bir Atınç vardı ona ne oldu acaba ?

Not: Mustafa yorumumu yayınlamama gerekçeni anladım. Gerçi kişisel birşey yoktu orada ama anladım ne demek istediğini. Gönlün rahat olsun gene de.

Ekrem35 dedi ki...

saponara yazını gözden kaçırmışım kusura bakma mustafa. geç olmuş olcak ama eline sağlık.

box2boxMC dedi ki...

Sivok'a yapılan eleştirilere katılmıyorum. Aksine tamda defansa liderlik yapıyor. Bu eleştirileri yapan arkadaşlar stadda mı izliyorlar maçları bilmiyorum ama ben stadda izliyorum ve izlerkende sadece top olan bölgeye değil, bütün oyuncular ne yapıyor diye izliyorum. Gerek arkadaşlarına nerde durmaları gerektiği gerek girdiği kademeler, gerekse topla oynamada tamda ihtiyacımız olan stoperdir. Tamam bir Ujfalusi seviyesinde değil ama Çek cumhuriyetide Ujfalusi seviyesinde adam bulamadı ve milli takımda ondan sonra Sivok'a yer veriyor.

Sivok'un şanssızlığı biraz Bobo'yla aynı. Bence Bobo'da görüp görebileceiğimiz en faydalı forvetlerden di ama hiç bir özelliği çok çok iyi olmadığından bir türlü taraftarın sevgilisi olamadı. Sivok'ta aynı şekilde, her seyden biraz var. Ne çok hızlı, ne çok kuvvetli, ne çok fizikli, ne çok teknik ama bütün özellikleride belli bir seviyede.

Sivok şu takımın denge ve akıl unsurlarındandır. Dokunmayın Sivok'a :))

Cartalete dedi ki...

Şampiyonluk sezonunda Sivok'un bir özelliğini çok seviyordum; orta sahaya kadar çıkıp daha rakip topu almadan Lugano gibi fiziğiyle basıp, yıldırıyordu. Bu takımı öne iten bir etkendi. Ancak onun da son dönemlerde modaya uyup, biraz kendini arkaya attığını gözlemliyorum. Bu bir talimat mı yoksa Ersan'la o şekilde mi görevi paylaşıyorlar bilemiyorum tabi.

Basar dedi ki...

Maçı izleyemediğim için yorum yazamıyorum. Kafamı kurcalayan bir konu vardı, @golatankaleye aynı konuyu yazmış.

Aynı anda Nene ve Ziegler'e talipsek, bence Ziegler'i kiralamamız daha doğru olacaktır. Şayet forvete bir takviye yapılacaksa, bunun Almeida'nın yerine olması gerekir. Almeida geleli tam 2 yıl olacak ve katkısı sınırlı. Yukarıda da okunacağı üzere, kendisi ile ilgili çok fazla eleştiri var.

Bunun yanı sıra, eğer Ziegler tercih edilirse (veya başka bir solbek), Uğur Boral boşa çıkacak ve Holosko-Olcay ikilisinin sol tarafına iyi bir yedek kazanmış olacağız. Bu da, bence Nene transferini biraz gereksiz pozisyona getiriyor.

Son olarak, eğer gerçekten 70 futbolcu izlenmişse Ziegler ve Nene'dense süpriz, keşfedilmemiş, 'bu ne ya' dedikten sonra oynadıkça 'vay be' dedirtecek isimlerin takıma dahil olmasını gerçekten diliyorum. (Olcay ve Oğuzhan örneğindeki gibi)

Bilare bir duyumu olan da lütfen paylaşsın. :)

beagle dedi ki...

@boxtobox Güldürdün dostum beni. Maçları izlemiyoruz o yüzden zincirleme etkiden bahsediyoruz.Şu BJK hastalığı yüzünden topçuların ayak tırnaklarını nasıl kullandıklarına kadar pür dikkat izliyoruz ne yazık ki.

Ben dahil önemli bir yüzdenin Sivok hakkındaki tespitini sana açıklamak aslında bu gizli hastalığın teşhisi ve genele yayılması için önemli. Mesela Mustafa'nın açıkladığı orta sahaya kadar gelip basma özelliği benim de söylediğim bu takımı sistem açmazından kurtaracak 1. özellik. Liberosuz sistemde 2 tane adı üstünde "durdurucu" oyuncu oynatıyoruz ve bu oyuncular dönüşümlü olarak hızlı gelen toplara orta sahada basmalı ve topu arkası dönük alan adama ilk teması yapıp yıpratmalıdır. Bizde Almeida'nın bütün maç yaşadığı yıpranmayı burada gözünün önüne getirmen lazım. Adam 60 dakikada hayatından bezmiş oluyor. rakip forvet 85. dakikada hala iştahla koşuyor. Fark stoperden...

Kendi sahanda rakibin topla rahat oynamasına, rahat top almasına izin verirsen rakip organize olur ve gol yersin. Gordon Beşiktaş'ı rakip bütün cihan karması olsa ceza alanı etrafına gelmiş adama anında müdahele ederdi.Kimse bugünkü gibi yürüye yürüye bizim kalemize gelemezdi. Alpay,Zago,K.Ali,Egemen bu işi yapan stoperlerdi. Bekler ve Liberolar da buna bir oranda katılırdı (Gökhan,Recep,Ronaldo vb...) Herşeye rağmen Toraman'ın kalıcı olması da bu sebepten. Sivokla son ana kadar sözleşme imzalanmaması da bu eksikten. Sivok son yenen gollerde görebileceğin gibi rakip ne arkası dönüp top indirirken doğru dürüst bir etken ne de top sürerken. Antalya kupa maçındaki gollere bak 1. golde fiziksel olarak adamı tutamamasını hatta seken topa kaleci müdahele edecekken arkasına almayı bile becerememesini göreceksin, ikinci golde ise top süren adamı ceza alanı dışında karşılamak yerine içeri sokup sonra aptal gibi eller arkada çekinik gölge savunma yapıp golü yedirişini izleyeceksin.

Ben savunmayı yönetmesine de inanmıyorum. Gereksiz konuşuyordur. Maksat iş yapıyormuş görülsün. Bildiğin üzere Sivok döneminde sıklıkla arkaya adam kaçırıyoruz ve duran toplardan gol yiyoruz. Başarıyla yönetilen bir savunma yok. Sivok'un iyi becerdiği tek şey ben suçsuzum pozudur.

Çek milli takımında oynaması tümüyle Çeklerin şanssızlığı. Dünyada tek yanlış seçim uzmanı Samet Aybaba değil demek ki. Kalede 2 metrelik efsane Petr Cech ile o kadar gol yemelerinin sebebi de Sivok olabilir.

Son olarak bir noktayı açıklayayım, bizim beklerimiz de özellikle defansif açıdan kötü, Ersan da çok iyi durumda değil, Orta sahada Toraman da ideal çözüm değil falan. Yani tek sorun Sivok değil. Ama önce onu çözmeden diğer pozisyonların iyileşmemesi beklenmemeli.


orkhon dedi ki...

Kayseri Maçını alırsak, zirveden çok uzaklaşmadan devre arasına girmiş olacağız. Basında zikredilen sol bek ve golcü transferlerinin takıma uyumu 10 üzerinden 6 ve üzeri olursa, FEDA sezonunda şampiyon oluruz. Bu sebeple transferleri çok iyi araştırmak lazım.
Golcü tranferi için adı geçen Nene aslında golcü olmamakla birliklte, Sol/Sağ Açık, İkinci forvet ve Ofansif Orta saha oynayabiliyor. Birçok mevkide değerlendirebileceğimiz için çok isabetli bir transfer olur diye düşünüyorum. Ayrıca cepheden atılan frikiklerde gol yüzdesi fena değil. Sol bek için düşünülen Gökhan Süzen dışındaki alternatiflere de bakmak lazım diye düşünüyorum.

hmm dedi ki...

fernandes-almeida-sivok-hilbert-mcgregor-holosko.

şu an sakat-cezalı harici ilk 11 de yer alan 6 yabancımız. yedeğe çekme ihtimallerimiz aşağıda:

fernandes: hahahaha.

almeida: almeidayi a planınızda kulübede oturtamazsınız. ya satar yerine birini alırsınız ya da ondan sahada faydalanır, eksikliklerini tolere edersiniz.

sivok: kendisi baya eleştirilmiş ama ben pek katılmıyorum. pozisyon bilgisi bakımından başarılı. escude için çok üzülsem de ersan-escude'nin verimsiz olduğunu düşünüyorum. bence en üst oranda negatif bile düşünseniz sivok'a ancak vasat diyebilirsiniz. yerine türk de koyamıyorsanız kesemezsiniz.

hilbert: ucuz bir türk oyuncu (şener diyorlardı bi ara) bulunup patlama yapmadığı sürece ben kesilebileceğine inanmıyorum.

mcgregor: cenk'in acilen kiraya verilmesi gerektiğini düşünüyorum açıkçası. bir potansiyeli var ancak dengesizliğini gidermesi lazım. Bu durumda mcgregor u da kesemeyiz bence.

holosko: geldiğinden beri en iyi iki döneminden birisinde. olası bir nene (veya türevi) transferi sonucu kulübeye bile çekseniz yabancı sıkıntısı ve uç forvetteki verimsizliğinden dolayı yedekten gelip rotasyona katkısı yetersiz olacaktır. ayrıca şöyle oynayan holoskoyu yedeğe atacak bir transferin de marjinal faydası az sanki.

özetle sahadaki yabancıları ben kesemedim. Ama söylenenlere göre ya solbek ya da kanat forvet tipi bir yabancı alacağız. Böyle bir durumda ben sol beke ziegleri kiralar, hücum hattı rotasyonuna da sivastan erman kılıç ı alırdım. hem forvet kanatları olarak katkı verir, hem fernandesi yedekler, hem de risk anlarında fernandes'in orta ikiliye çekilmesine olanak tanır bence.

box2boxMC dedi ki...

@beagle teknik olarak Sivok yorumlarina kismende olsa katiliyorum ama su an itibariyle takimda kanayan yara muamelesi gorecek adam degildir. Hem sag hem sol beki devsirme, sol stoperi 2 yildir top oynamayan bir defansta Sivok ta da sorunlar olmasi normaldir. Olayin teknik yonu disinda ben Sivok un saha ici durusuyla bile hrr daim takim icinde kalmasini isterim. Ozellikle gecen sene portekiz hegomonyasina karsi Sivok ve Hilbert gercek bir bjk li durusu sergilemistir bence. Takim ruhu ve birlikte oynama adina sivok icin benim takimimda her zaman yer vardir. Bunlar tamamen kisisel secimlerdir. Sonuna kadar saygi duyarim.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

Beagle..

Beni bu tarz bi yorum yapmaktan kurtardığın için teşekkürler kardeşim..

Her eleştiri kişiseldir ve ilerletici ise faydalıdır. Ortak paydamız Beşiktaşımız ve bu takımın bu tek başıan bırakılmış, onurlu ve soylu duruşun tek temsilcisi olarak kartallar gibi her türlü çarpıklık, çakallık ve eyyam düzenindeki mücadelesinde daha iyi nasıl olura buradaki herkes gibi kafa yoruyor ve bundan da keyif alıyoruz.

Sorun sadece tek adam değil. Detaylıca anlattığın hususta gol yedirmemenin 4 kişini uyumu olduğunu ancak özellikle en geride zekasıyla defans liderliğini yapacak adamın Sivok olmadığı konusunda hem fikirim. Ve her iç saha maçımıza da gitmiş biriyim. Gitmesem de bu gerçek değişmeyecek. Franco Baresi'yi, Aldair'i, Annoni'yi, Koeman'ı ve bizden Samet hocamızı Gökhan'ı Ronaldo'yu örnek verme sebebim defansı aklıyla ve pozisyon bilgisiyle yönetecek liderlik vasfının onda bulunmadığını lütfen maçlara bir de bu saydığım adamların stilini göz önüne getirerek izlersek ne demek istediğim iyi anlaşılacaktır. Kimse bu fikre katılmak zorunda değildir de. Benim gördüğüm Ersan ve Sivok aynı tarz oyuncular ve bir tanesinin yerine lider bir stoper lazım gelecek senelerde. O zaman fark anlaşılacaktır.

Defans gibi en doğru adamı bulma zorunluluğu olan bir mevkiide umuyorum transfer ekibi gelecek sene bu kısma da odaklanır. Hep daha iyiyi oluşturma felsefesi bazen yıllar alır bazen doğru tespitlerle o kadar uzun sürmeyebilir. Net olarak emin olduğum bir şey ise bu takımın her mevkisine kendi Oğuzhan'ını bulmak transfer vizyonumuzun temeli olmalıdır.

Bunun gerçekleşmesi tek temennim.

Basar dedi ki...

Her hafta burada yazılarını takip ettiğim birçok arkadaşı gergin gördüm. Moralsiz ve endişeli gördüm. Polemik yaratmak için değil ama buradaki birçok arkadaşa sitemim olacak.

İtiraf edelim, bu takım hiçbirimizin birşey beklemediği, rakiplerin küme düşer diye küçümsediği bir takım olarak sezona başladı.

Artık neredeyse ilk yarı bitti ve bir kaza olmazsa ilk yarıyı 2. olarak bitireceğiz. Sadece konum olarak değil, futbol olarakta taraflı tarafsız ligin seyir keyfi olarak en beğenilen takımıyız. Yanılmıyorsam 8 maçta 3 gol veya fazlasını bulduk... İzlediğimiz birçok maçta bazen 3 dakika bazen 5 dakika bazen 10 dakika Barcelonavari, ruh hastası üçgenler ve paslaşmalar izledik. Holosko gibi, Toraman gibi, Almeida gibi, Necip gibi eleştirilen oyuncular bile verimliliklerini çok arttırarak kendilerinin üzerine koydular.

Ne diyorduk, 10. olsunlar ama böyle oynamaya devam etsinler. Şimdi ikinciyiz ve 1-2 maç hariç hiçte fena oynamadık ama eleştiri dozajımız çok yükseldi.

Tahmin ediyorum ki puan sıralamasındaki yerimiz, bilinçaltındaki şampiyonluk isteğini tetikliyor ve giderek daha fazla eleştiriyoruz.

Bu duyguyu serbest bırakın arkadaşlar. Hiç puan tablosu yokmuş gibi farz edin. Yapabildiğiniz kadar... Bizlerin de takımında zihni puan tablosundan bağımsızlaştıkça daha rahat olacağız. Rekabetin baskısından uzaklaşıp, Futboldan keyif alacağız. Takımda uzun haftalar yaptığı gibi oynamaktan keyif alacak.

Kendinizi üzüp sıkmayın!

Halet Rezaki BJK dedi ki...

Önümüzdeki günlerde sık sık transfer konuşacağız sanırım...Futbolumuzun bu kadim meselesi üzerine -kim gelmeli kim gitmeliye girmeden- düşüncelerimi paylaşmak istedim...Becerebilirsem bir kaç yazıyla meramımı anlatmayı deneyeceğim.Aslında söyleyeceklerim sizlerin çok iyi bildiği meseleler,öyle yenilikler falan içermeyecek; bir iki küçük noktayı dikkatlere getirmeye ve üzerinde hep berarber düşünmeye vesile olursa ne ala.

Sizlerin çok iyi bildiğini sandığım iki örnekle başlayalım...Birincisi Shaktar da Lucescu nun yıldızlaştırdığı Henrikh Mkhitaryan.Beşiktaş ın ilacı kim olur derseniz sayacağım iki üç oyuncudan biri...(Tabii ki rotasını Avrupanın tepelerine çevirmiş oyuncuyu almak güzel bir hayelden ibaret.)Merak ettim futbol geçmişine baktım...Ermenistan da 17 yaşında profyosyonel oluyor ve 2009 da hemen göze batıp Doneks in diğer takımı Metalurh Donetsk e transfer ediliyor..internetin yalancısıyım sadece 500 bin euro civarında bir bonservisle...bir sezon sonra Lucescu keşfediyor ve 5 milyona Shakhtar Donetsk alıyor...Lucescu gibi bir öğretmenle birlikte bu gün geldiği nokta bizim sınırlarımızı fazlasıyla aşıyor...15 milyon üzeri bir bonservis bedelinden söz ediliyor...

İkinci örnek yine ah keşke bizde olsa dedirtecek ama bu gün yanına yaklaşılamacak cinsten..Borussia Dortmund lu İvan Perisic..O da 89 doğumlu..henüz 17 yaşındayken Hajduk Splitte göze batmış ve fransanın yolunu tutmuş.. FC Sochaux a gitmiş...oradan 250 bin euroya Club Brugge e üç yıllık kontratla..ve ver elini Borussia Dortmund..2011 de 5 milyon euroya renklerine katmış Dortmund...bu gün bonservisinin 7 milyon civarı olduğu söyleniyor...Bu gevezeliği niye yaptım onu da izninizle ileriki yazılarda anlatayım....siyah beyaz ölüm yaşam



Jig§aW dedi ki...

abi merak ediyorum. rıdvan şimşek, burak kaplan ve tanju kayhan ne yaptı da samet hocanın aklına gelmiyorlar. rıdvan geldiği sene bank asya nın en iyi genç oyuncusu ünvanıyla gelmişti. burak ümit milli idi ve en büyük eleştiri ayağına top bekleyen bir tarzı olmasıydı. tanju geçen sene oynayarak açılmıştı.bu kısıtlı kadroda nasıl iş yapamaz bu adamlar. bu adamlara ne oldu abi bilgin yada fikrin varsa paylaşırmısın.

Atakan Uslu dedi ki...

Ridvan Simsek ve Burak Kaplan cok gerekli degil de Tanju Kayhan su Ugur Boral'dan daha kotu oynamazdi en azindan. Ayrica sagbek de oynayabilir. Nene veya Ziegler gibi yabancilarin yaninda en az 1 belki 2 tane kaliteli yerli oyuncu alinabilir. Alinabilecek elit ,yerli oyuncular listesi cikardim: Omer Sismanoglu, Murat Duruer (Antalya)
Veysel Sari (Eskisehir)
Ferhat Kiraz (Bursa)
Aykut Demir, Artun Akcakin (G.Birligi)
Ziya Erdal, Kadir Bekmezci,Erman Kilic (Sivas)
Ahmet Ilhan Ozek, Yigit Incedemir hatta Ilhan Parlak (Karabukspor)
Gökhan Süzen(IBB)
Turgut Dogan Sahin, Serdar Kurtulus (G.Antep)
Ömer Bayram, Sefa Yilmaz, Okay Yokuslu , Salih Dursun , Kamil Ahmet Corekci (Kayserispor)

box2boxMC dedi ki...

Fernandes e ruslar 13 m€ vermisler, Fikret Orman 20 istiomus. Ferno+Almeidaya 20 ye ben raziyim. Git o paranin tarisina Bursa dan Pinto-Batalla yi al kesin sampiyonsun :))

Ahmet ilhan, Omer Sismanoglu, Cihan Yilmaz gibi alternatifler dururken gidip Volkan Sen i alirsak Samet Hoca + - tablosunda dibi gorur benim icin...

borasahin dedi ki...

Pek zamanim yok ama araya biz de girelim, corbada tuzumuz olsun :)

Futbolda genel olarak once "anlayis" gelir. Anlayisin esasi da eldeki malzemedir. Bazi kulupler daha metodolojik yaklasirlar, ornegin Barca. Tiki-taka'nin yaraticisi Barca'ya pas yapamayan bir oyuncu getiremezsiniz. Rustu bu yuzden oynayamadi, pas yapamayan kaleci Barca'da is yapamaz. Yaklasik 10 senedir soylerim, Ispanya'da kalecilik farklidir, pasa dayali oyun vardir, sakalimiz yok ki dinletelim :)

Buradan konuya gelirsek, Sivok benim de cok begendigim bir savunmaci degil. Zaten Dogu Bloku ulkelerinden cok iyi savunmaci ciktigini simdiye kadar gormedim, fakat bu takimin ilk cozmesi gereken sorunu mu, bence supheli. Oncelikle bu takimin ne oynayacaginin belli olmasi lazim. Bunun nereye evrilecegi oyuncu grubunun cogunun ve hedef oyunculardan maksimum faydanin en cok hangi durumda elde edilecegine bagi. Yani bugunden yarina olacak birsey degil, bugune bakmak icin dahi gecmise bakmak gerekiyor...

Futbol sadece fiziki temas ile oynanmiyor. O zaman bence yurt disina gitmeye cok gerek yok, bu ligde bunu yapacak adamlar var, ama neden bir tane Avrupa capinda vasat bir stoper bile cikaramadigimiz sorusunu sormak lazim? Egemen dahil sayilan isimlerden hicbiri bence vazgecilmeyecek oyuncular degiller. Egemen TR icin iyi bir stoper ama aklima ilk gelen last-ditch tackle'lari. Bu gozler Uche'yi de seyretti, adam yere yatmadan mac bitirirdi, keza Baresi'de oyle. Defansif futbol akli diye genellestirebilecegimiz birsey olmadiktan sonra istedigin kadar cabuk ol yine fayda etmez. Toraman stoperde oynadiginda eskorttan baska birsey degil. Ayrica kimi savunmacilar daha onde oynamayi iyi becerirler, kimileri arkada bosluk birakmayi sevmezler. Futbolda basariya giden yolda tek dogru da yok, dogrular var, bunlari belirleyen eldeki malzeme, takimin gecmisi, teknik direktorun gecmisi, takim uzerindeki otoritesi, kamuoyundaki guvenilirligi vs. vs.

Ersan bir roportajinda Sivok'un savunmada liderligi aldigini soyledi. Zaten Ersan pozisyon bilgisi ile degil, hamle uzerinden oynayan bir oyuncu. Orta sahada holding midfielder tarzinda Toraman var, bu durumda bir oyuncunun supurmesi gerekiyor. Sivok bu konuda yeterli degil diyebilirsiniz, ben de hayir demem ama takimi kurmaya savunmadan baslamazsiniz. Once bir eldeki malzeme, sonra oyuncu grubunun cogunluguna ve alpha oyunculardan en cok verim alinacak zihniyete sonra bunun uzerinden gelinerek diger kisimlara rotus yapilir.

Hadi kolay gelsin :)

Martin Wörns dedi ki...

Sol bek transferi konusunda herkes gibi bende temel sorunun yabancı kontenjanı olduğunu düşünüyorum. Daha önce alınabilecek tek riskin, Mc Gregor-Cenk değişikliğini yapıp (hatta Mc Gregor'u gönderip, Ramazan Köse-Gökhan Değirmenci gibi bir alternatif kaleci daha alarak) sol beke yabancı takviyesi yapmak olduğunu söylemiştim, düşünüyordum. Ayrıca Mc Gregor'u da kötü bulmuyorum. Cenk'in son performansları bunu daha da riskli hale getirdi. Sanırım kimse artık alışarak daha da iyisini yapma şansı bulunan Mc Gregor'u kesmeyi düşünmeyecektir. Orjinal mevkisi sol orta saha-sol açık olan Gökhan Süzen ihtiyacımızı karşılamaz keza Türkiye liginde ortalama bir bedelle alınabilecek ve Emre Özkan'dan iyi bir oyuncu görünmüyor. Şu güne kadar Emre'de ısrar etsek belki de sırıtmayan ortalama bir sol bek bulmuş ve sene sonuna kadar idare etme fırsatını yakalamıştık. Şimdi aklıma İsveç milli takımında zaman zaman oynayan Türk asıllı bir sol bekin bulunduğu geldi. Erdin Demir. Brann'da oynuyormuş, 1990 doğumlu. Hakkında fazla fikrim yok. Daha önce Heuseklepp'den bahsetmiştin sevgili cartalete. Bu oyuncuyla ilgili bilgin varmı? Ortalama bir İskandinav bek bizim sorunumuzu çözebilir.

Fernandes takım için çok önemli ama 15 mil civarına çekebiliyorsak teklifi satmalıyız. Türkiye liginde oynuyorken bundan öte bir değere ulaşması zor ve bu paranın altına yeri doldurulabilir.

Cartalete dedi ki...

Erdin hakkında çok fikrim yok ama kulüpten izlenmiş ve beğenilmemiş.

beagle dedi ki...

Aslında bazı kontraların cevapları önceki yazılarda gizli. Eralp'in bahsettiği adamların çoğu doğru bileşimde benim kastettiğim savunma idollerinde yer alıyor. Aldair'i hatırlattığın için de teşekkürler dostum. Savunmacıya pek benzemeyen Romalı, zayıflayan Brezilyayı ayağa kaldırmıştı(yanında işbölümünü tamamlayan uzun, güçlü ama yetenekli bir stoper vardı. Marcio Santos sanırım)
Karşı görüşe yakın konumlanan borasahin Uche'yi örnek gösterdi. Uche nedir dostlar biliyor musunuz? 10 sene boyunca her maç rezil ettiğimiz, bir sürü gereksiz transfer yapan Fenerbahçe'yi ayağa kaldıran adamdır. Uche kapı gibi fiziği ile rakip forvetleri yıldıran adamdır. Yıldırmak için illa itip çekmek veya kontrolsüz dalışlar gerekmiyor. Yanına Jes Hogh yani lider savunmacı da katıldığında Fenerbahçe şampiyonluk yarışına geri döndü. İşte bu yüzden takım kurmak önce savunmacıdan başlar. Hatta kaleciden başlar. (Fevzi döneminde bir türlü adam olmayan Beşiktaş'ı hatırlayın).

Kaçırmış olabilirsiniz kurduğum mantık yapı şu idi, etkisiz savunmacılar olduğu sürece sadece defansif görevde orta sahalara ihtiyaç duyacağız Veli-Toraman ikilisi gibi. Sahada bu tip bir ikili varken gol atmak için şapkadan tavşan çıkaracak birilerinin ayağına bağlı kalacaksınız. Buna itiraz var mı?

Fernandez'in vazgeçilmezliği çok iyi oyuncu olduğundan mı yoksa kaleyi savunmak için 7-8 oyuncu kullanan takımın tek gol atma şansı onun acayip bir iş yapması olduğundan mı?

Mustafa'nın listesinden bir Djurdic var. Ben adamın sağ,sol, kafa kaleye yönelişine hasta oldum. Stefan Kuntz ve Amokachi transferlerinden sonra önceden sevindiğim ilk yabancı santrafor transferi olabilir. Amaaaa kaleci + 4lü defans +2 önlibero eder 7. 2 koşan kanat eder 9... Ferno 10 Almeida,Djurdic ve Oğuzhan'ın 3 ü için 1 yer kaldı. Hadi Oğuzhan'ı koy Veli'yi at gene de Djurdic'i koyamazsın. 20. dakikada sedye ile kenara gelir.

Muhammed, Hasan, Furkan için ise -2 den başlıyor kontenjan...Hele Ziegler falan gelirde Uğur Boral yeteneklisi önde kontenjan tutmaya başlarsa Muhammed'i bugünden unutun.

Sonuca gelelim; senin arkada etkisiz stoperlerin varsa ne forvet oynatabiliyorsun ne de yetenekli gençleri kadroya katabilecek opsiyon bulabiliyorsun. Beşiktaş'ın yıllardır çektiği açmaz aynen bu şekilde devam eder.

Tekrar, tekrar yazmamın sebebi bir adam üzerinde tartışmak veya inat değil. Konunun golcü oynatabilmek, genç yetiştirebilmek gibi sistemsel etkilerine dikkat çekmek.Yoksa adamı beğenebilirsiniz, hakkınızdır. Mesela ben de geçen seneki şişko siyahi stoperimiz Sidnei'ye çok daha fazla şans verirdim. Ağır olduğunu bilsem de ayağı çok iyiydi, forma girerse güçlüydü ve kafa topları iyiydi. Ama o hali formayı haketmiyordu. Kişisel tercih bu kadarı.

21 aralık ve Sivok ilişkisini eğer bir derbi maçta daha tuttuğu adamdan korner golü yersek daha başka dille açıklarım :)



Cartalete dedi ki...

Yorumuna katılmayana bile yorumunu zevkle okutmak önemli yetenektir, beagle sanıyorum sende bu var. Katılmadığımdan da değil aslında; Bora gibi belki bunu birinci sorun olarak addetmem ama göbeğin verdiği yumuşaklık beni de rahatsız ediyor.

Anlattıklarından aklıma Del Bosque'li sezon geldi. O kadar transfer içinde orta saha almayı unutmuştuk, özellikle savunma tarafı güçlü olanı... Tayfur da sakat girmişti sezona. Toraman'ın orada denenmesi de bu sebepleydi.

Velhasıl, o takım M. Doğan - Emre tandemiyle toparlandı, galibiyet serisine başladı. O savunmanın orta sahaya kadar çıkıp rakibi yıldırması, orta sahanın işini kolaylaştıyordu. 2-1'lik Fener maçı bu örneğin zirvesiydi mesela.


Cartalete dedi ki...

Ayrıca, savunmanın rakibi önde karşılaması; Uğur Boral etkisini de daha az yaşatır, çünkü genelde kaleden uzakta kalacaktır. İbrahim Üzülmez'in de bekte sırıtmadığı tek sezon Schusterli sezondu mesela.

turkkant dedi ki...

Bence transferde hatalı gidiyoruz gene.

Nene gibi 30 yaş üstü, Ziegler gibi rotasyon sorunu yaratacak oyunculardan çok yıldız adayı 23-25 yaş altı oyunculara bakmalıyız. Bu sene zaten şampiyon olma ihtimalimiz çok yüksek değil. GS ve FB her şeye rağmen bizden daha derli toplu takımlar. Sezon sonuna doğru işin ucu göründüğünde, stres arttığında bizde düşüş başlayabilir (yıllardır yaşadığımız Mart sendromları...).

Bahsettikleri gibi bu sezon feda sezonu ise, Oğuzhan'ın şans transferi olmadığını kanıtlamaları gerekiyor. Bobo nasıl böyle bir kriz döneminde transfer edildiyse ve 5 sezon verim aldıysak, yine bu örnekte genç oyunculara yönelmek lazım.

Yoksa Nene gelse 1 sezon oynasa ne yazar? Seneye olacak nur topu gibi bir Ailton2.

Ben yine de kötümserim. Şu anki durumumuz bence sezon sonuna kadar sürmeyecek. Oğuzhan dopingiyle 5-10 haftalık ani bir form çıkışı yakaladık. Devamı gelmeyecek gibi... Zira geçen sene ile aynı puanı toplamışız.

beagle dedi ki...

Burada kestirip attırmalar değil de fikir paylaşımı ve tezler olduğu için aslında bu ortamı oluşturanlar keyifle yazdırıyor.

İlk amacıma ulaştım, şu anda Olcayın yerine X'i koysak bu takım düzelir dışında acaba savunmadaki yumuşaklık düzelse etkisi ne olur sorusunun akıllarda yer ettiğini umuyorum.

Çok güzel yakalamışsın. M.Doğan Emre ikilisinin kalitesi ve birbirlerini Libero-Stoper olarak tamamladıkları tartışılabilir fakat Emre başta olmak üzere ısıran stoper özellikleri taşıyorlardı.

Yeni konulara geçildiğine göre son notum: Bizim izlediğimiz dönemlerde FB'nin Beşiktaş'tan almak için en çok çaba sarfettiği adam ne Sergen, ne Şifo Mehmet ne de Quaresma'dır. Gökhan Keskin'i alabilmek için yapmadıkları kalmamıştı. Neden acaba?...

Alp Tunga Turkkan dedi ki...

Şuna da bakmak lazım, elindeki sol kanat Q7'yi, çok para alıyor diye oynatmaz, göndermeye çalışır iken 32 yaşında Nene'yi almaya çalışmak abesle iştigal. Bu adam ne alır? 2-2,5 m eurodan aşağı gelmez. En az 2,5 sezonluk da sözleşme yapar. Oldu sana maliyeti 15-20 trilyon. Seneye 33 yaşında bir forvetin var, maliyeti senelik 5 trilyon. Ne anladım ben bu işten?

Dünyada iyi araştırırsan yetenek bir dünya. Mesele arayıp bulmak. Yoksa Bobo, Tello gibi oyuncular bulmak çok da atla deve değil... Ve bu iki oyuncunun Beşiktaş'a katkısı, Tabata-Delgado-Q7-Guti-Simao toplamından fazladır. Bobo-Tello toplam maliyeti 5 m euroysa, diğerlerinin 40 m. eurodan aşağı değildir.

Basar dedi ki...

Bence Nene'yi alamayacağız ve çokta hayırlı olacak. Ziegler konusunda farklı düşünüyorum. Ziegler'i alırsak, kiralık olarak alacağız. Adam problemsiz olduğu için oldukça iyi katkı verecektir. Ziegler veya sol beki kaldıracak herhangi bir yerli transfer, Nene'nin Beşiktaş'a gelişini anlamsız kılacak. Sol bek transferi ile Uğur Boral, Olcay'ı yedekleyecek.

Ziegler'in gelmesi, takım içinde yabancı sorununa yol açacaktır. Esas kafa yorulması gereken nokta bu. Eğer sağ bekte Mehmet Akgün, 45 dakika oynayıp hepimizin ağzına bir parmak bal yerleştirdiği performansını, ligin ikinci yarısında sürdürürse sorun yok. Hatta çok çok iyi olur, 1 transfer ile 2 kuş vurmuş oluruz. Olcay'ı Uğur ile, Holosko'yu Hilbert ile yedeklemiş oluruz.

Sol bekin yanı sıra, acil transfer yapmamız gereken bölge Uç forvettir. Eğer Sow Beşiktaş'ta, Almeida fenerbahçe'de oynuyor olsaydı, Beşiktaş şu anda açık ara liderdi. 2 sezondur Almeida o pozisyonu doldurmakta güçlük çekiyor. Hem çok statik hemde topu çerçeveden geçirmek hususunda istikrarsız. Derbilerde kaçırdığı goller, değil Portekiz milli takımı forvetinin, hiçbir soğukkanlı büyük takım forvetinin kaçırmaması goller. Kaldı ki puan kayıplarına da yol açtı (2-4 yenildiğimiz fenerbahçe maçı. atsa herhalde tarihi rekora giderdik)İleri uca en azından Ömer Şişmanoğlu veya hiç tanınmayan, ucuz ve bilinmeyen, Bobo etkisi yapacak bir transfer görmeyi çok isterim. Yaşı ve fiziği itibari ile kaldıracaksa, Furkan bile olabilir. Cartalete belki son durumunu gözlemlemiş olabilir. İzleyen varsa, kendisinden rica ederim.

Son olarak, defansa bu kadar yüklenilmesini anlayamıyorum. İyi kötü 4 adet stoperimiz var. 2 Türk milli, 1 Fransız ve birde Çek milli olmuş 4 adet adam. Buranın çıkaraacğı en kötü standart bile bu ligi kaldırır. Yediğimiz gollerin çoğu Uğur Boral'ın kanadından oldu, defansın en büyük sıkıntısı o tarafta. Yukarıda okuduklarımız kadar bunalacak bir durum olduğuna inanmıyorum (görmüyorum da)

Ben GS'nin de FB'nin de bizden iyi takımlar olduğuna inanmıyorum. Yaptıkları maçı izledik, futbol oyunu dışında herşeye benziyordu. Forvet, kaleci ve sağbekleri hariç bizden üstün bir tarafları yok. Defansları bizden iyi değil. Özellikle de Fernandes-Oğuzhan-Necip (Toraman) orta sahası iki takımda da yok! Son 2 maç moralleri çok bozmuş anlaşılan...

borasahin dedi ki...


Aslinda karsi gorus tarafinda konumlanmis degilim, simdi zamanim olmadigi icin cok kisa yazacagim. Anlatmaya calistigim "anlayis <-> kadro muhendisligi" hususuyla ilgiliydi.

Sunu yanlis demisim aslinda: "takimi kurmaya savunmadan baslamazsiniz". Ornegin Uche-Hogh gibi, Ferdinand-Vidic gibi ikili bulabiliyorsaniz o zaman takimin ana aktorleri bu oyuncular olabilir, su an bizim takimda boyle bir ikili yok. Bir ara Ferrari-Sivok sanki umut verir gibi oldular, sonrasi gelmedi...

Sivok'u ben trasfer eder miydim, etmezdim sanirim cunku Dogu Avrupa'dan cikan savunmacilara karsi cok olumlu dusunmuyorum fekat M. Dogan'dan da ayni oyuncular olmasa dahi hayali terazide daha kotu degildir. Su an ana sorunumuz bence daha farkli gibi...

Uche gucunu zekasi ile birlestirmis bir oyuncuydu. Hatta onu gorunur kilan zekasiydi. Last ditch tackle'larini hic hatirliyor musun?

Ekrem35 dedi ki...

bugün oynanan augsburg - b.münih maçında b.münih'in ilk golünü lütfen izleyin değerli arkadaşlarım. ilk yorumumda almeida'nın yapmadığını söylediğim şeyi m.gomez ders veriri gibi yapıyor bu golde.

golde ribery ceza sahası sol köşesinden çizgiye biiraz katedip ortasını yapıyor. top ribery'e geldiğide m.gomez onu savunan stoperin arkasında ancak ribery ortayı yapmadan önce bir anda kendisini defansın önnde görüyoruz. sonuç defanstan önce topa dokunup golü yapıyor.

biz de bu tür pozisyonları sıklıkla yaşıyoruz aslında soldan olcay-fernandes zaman zaman oğuzhan da böyle ortalar yapıyorlar ancak bizde sonuç " almeida'dan önce defans ayak koyuyor" cümlesini duymak oluyor hep. bahsettiğim şey çok basit bir şey aslında. forvetsen pozisyon almak hayati önem taşıyor senin için. tekrar ediyorum karşı karşıya kalınan pozisyonları çalışmaktansa bunu çalışmak çok daha fazla katkı sağlayacaktır almeida ve takımımıza.

Martin Wörns dedi ki...

Nene meselesi umarım bir an önce gündemden düşer. Ne takımın yapısıyla ne de gelecek odaklı düşünüşle bağlantılı bir transfer. Yabancı kontenjanı nedeniyle oynayabileceği tek yer Holosko'nun yeri ve bu değişim takım savunmasına inanılmaz hasar verecek bir değişim olur. Hele Fernandes ve Oğuzhan'la birlikte oynaması düşünülüyorsa yarısı ofans yarısı defans yapan anlamsız bir takıma döneriz ki şu oyun tarzında kompakt bir oyun yapısı az pozisyon vermenin tek anahtarı. Romanya basını Marius Alexe-Beşiktaş haberi yapıp altına Alexe'nin görüşlerini yazmış ama Fotomaç tarzı olabilir keza vereceğimizi sanmadığım 3 mil euro gibi bonservisten bahsediliyor. Bu tarz daha ucuz olan veya Tomacek gibi rotasyon+potansiyel etkisi yaratacak transferler herşeyin olumlu gittiğini gösterir.

Ziegler'e çok sıcak bakarım da önceden beri düşündüğüm ve diğer arkadaşların da belirttiği gibi kim kesilecek? Sivok-Toraman değişikliği yapılacaksa defans bu işten pek birşey kazanmayacaktır.

box2boxMC dedi ki...

Ziegler kesin geliyor gibi. FB'de oynarken çok ilgimi çekmemişti ama hırsı ve takımı sahiplenmesi tam şu an BJK kadrosuna uygun bir yapıda olduğunu gösteriyor. Uğurdan daha iyi olacağı kesin.
Tabi bu sefer yabancı kontenjanından sıkıntı yaşıyacaz. Ziegler gelirse muhtemelen Sivok-Toraman değişikliği görecez. Ya da Mehmet Akgün-Hilbert. İkiside olabilir yeterki Uğur oynamasın.


Forvete de bi yabancı geleceğini düşünürsek orda da Holosko yedek gibi gözüküyor. Kadro derinliği ve önümüzdeki sene 5 yabancıya düşeceği için bence Ozan İpek ya da Gökhan Süzen transferi faydalı olacaktır. Hadi bide el atmışken Serdar Kurtuluş hamlesi gelse, sağ bek ve ortasaha için güzel alternatif olur.

Bu arada Almeida yine triplere girmiş, hazır yüksek gol ortalaması yakalamışken 4-5 m € ya kakalasak birilerine tadından yenmez bence.

Övünç dedi ki...

Nene için senelik 2.5 m €'dan 3 senelik sözleşme düşünüldüğü yazıldı çizildi.

Fikret Orman dönemiyle birlikte Beşiktaş'a karşı medyada daha sert bir yaklaşım var o bağlamda doğru olduğuna inanmıyorum ama bu civarda bir sözleşme şu an cidden çok çok gereksiz.

13m € ben olsam direkt satarım Fernandes'i.

Alper Potuk var , sene sonunda sözleşmesi bitecek olan Samuel Holmen var.Gelecek paranın 3'te 1ne bir kısım yaratıcılık kaybedip , daha fazla takım oyunu kazanabiliriz.

Almeida'nın yerine keskin nişancı diyebileceğimiz bir forvet alırsak önümüz açılır.Yukarıdaki yazıda geçen Klose mesela o iş için ideal bir adam .

Sağ bek için de Veysel'i düşünüyorlar sanırım.Epeydir zorluyorlar Veysel için ama bir gelişme olmadı gibi görünüyor.

Savunam göbeği yumuşaklığı mevzusu geçmiş o sorunun sebebi ne stoperler ne de ön libero.

Aslında Veli oynarken tamamiyle ön libero , zira kendisi kontrolsüz enerji olduğu için çok fazla alan boşaltıyor.

Toraman'ın beklenmedik MAscherano performansına rağmen bu kadar sıkıntı yaşamamızın nedeni Necip'in koşu kalitesi sorunu.Bunu sıklıkla dile getiririm , Necip laktak testlerinden 2-3 senedir takımın en kötülerinden biri durumunda.Mevkisi bunu kaldırabilecek bir yer değil.

Yavaş yavaş futbol zekasını geliştirerek doğru zaman - doğru yer kombinasyonunu daha fazla bulacak ama şu an için az zamanda çok iş ile enerji tasarrufu konusunda pek başarılı değil.

Bunda çok adamla yaldır yaldır hücum edip geri dönemememizinde etkisi var.

Eski Beşiktaş'a göre ileride çoğaldımız pozsiyonları değerlendirmede en azından aut, korner veya bir başka şekilde sonuca bağlama konusunda çok daha başarılıyız ki dönen topların kalemizde pozisyon olma sayısı azalmaya başladı.Amma ve lakin özellikle Necip takım içerisinde bu git geli en fazla yaşayan adam.Laktat sorunu da olunca savunmadaki görevini yerine getirmekte zorlanıyor.Veli'nin kontrolsüz alan terkleri de üstüne gelince savunma zayıflıyor.

Demem o ki Necip'i bir şekilde daha ekonomik kullanmamız şart.Bu savunma konusunu çözmede bir alternatif olabilir. 2. bir box to box alternatifine ihtiyaç var bence.

Eralp Türkmenoğlu dedi ki...

Necip hakkında birkaç kelime etmek istiyorum. Çünkü gerçekten bir şeye karar vermeli.

Benim mevkimin benden istediğini ne kadar yapıyorum?

Ya da benim tam olarak yaptığım nedir?

boxtobox cm olucam diyor ise kötü oynuyor. Çünkü sadece koşmak değil bozmak değil topu isabetli ve rakip alanda tutacak şekilde kullanamıyor.

Dm olucam diyorsa o zaman Toraman gibi bir önsezisi olmalı ve başı hep havada pozisyon bilgisini geliştirip koşu zamanlama kısmına yoğunlaşmalı ama maalesef hala olgun değil bu konuda.

Sağ iç oynayacağım dese o zaman tekniğini de arttırıp ara pasları, diagonal paslar, birebirler, verkaç ve sağbekine destek olma opsiyonlarına çalışmak zorunluluğu doğuyor.

Kısacası hangi mevkiide olgun olup ben buranın adamıyım diyecek olsa bile her halükarda şu temel problemler çıkıyor ki Necip hala bunların en can alıcı olan 2 tanesini tam ezbere almış değil. Nedir onlar?

- pas isabet seviyesi
- pozisyon bilgisi


İşte bunları ezberine almadığı sürece Necip sadece bu kadar oynar. Bu kadar kalır. Bu yüzden özel koçlar tutulmalıdır diyorum ben sürekli o ve potansiyelli diğer genç oyuncularımıza.

box2boxMC dedi ki...

Necip şu an ball winning midfielder, dahada fazlası olamaz gibi, biraz üstüne düşülürse değişik bi sağ kanat oyuncusu olur ama ne box2box ne dm ne de sağ iç olur kanımca...en son olacağı şey dm dir. Şu güzelim sezonu toramanı stoper, necip i dm uğur dl oynatarak ziyan edecez anlaşılan...

borasahin dedi ki...


Gencler macinda en cok Necip'i merak ediyordum, acikcasi beni hayal kirikligina ugratti. Oguzhan ve Ferno yokken oyuna agirligini koymasini bekledim, ama buldugum umdugum gibi olmadi.

Necip'in sadece kosu niteliginde degil bence kosu kapasitesinde de bir sorun var, bunu bayagi bir zamandir dusunuyorum, saniyorum Schuster doneminde burada yazisirken dile getirmistim.

Aslinda Gencler macinda aldigi toplari iyi kullandi, hatta bazilarini cok hizli kullandi, ama topa basmasi gerekirken yoktu, oyundan kopuktu, bazi pozisyonlari seyretti. Kosu kapasitesini ne kadar arttirabilir bilmiyorum ama pozisyon bilgisini arttirmasi gerektigi kesin, oyuna daha cok etki etmesinin anahtari buradan geciyor. Ikisini birden yapmaya calismali tabii. Kesinlikle bir ozguven kazanimi var, gelen toplari iyi degerlendiriyor, Veli gibi tek ozelligi sol ayaginin iciyle sol tarafa o da vucudunu dogru konumlandirmissa atacagi paslar degil, bu noktaya cok daha once gelmeliydi. Netice itibariyle bir yetenek var, ama su an bence yeterli degil, hatta 11 icin dahi yeterli degil. Aslinda iyi bir yedek, kadromuz kisitli ama onu daha kisitli yapan da Sayin Ayababa. Holding midfielder pozisyonunu yedeklemesi dusunulmemeli.

Veli de aslinda box-to-box olabilir gibiydi ama su an odaklandigi tek sey top kazanmak, gerisine ben karismam abi diyor, Gencler macinda bir kere ileri cikti, gol attik. Bu durumda haliyle oynayabilecegi tek yer holding midfielder ama orayi da da her gordugu oltaya atlayan balik misali hareket tarziyla doldurmasi zor, dolayisiyla bu pozisyonu yedeklemesi dusunulmemeli. Kulubede iyi kullanilirsa Necip'le beraber iyi bir alternatif olurlar.

Geride stoperlerin onunde oynayabilecek, stoperlerden aldigi topu ikinci bolgeye "reliable" sekilde iletecek, consistent, oyundan dusmeyen bir oyuncuya ihtiyacimiz var. HasanT de bu pozisyonun isterlerinden kimini karsilayacak yetenek var ama hepsi var mi ve de hazir bir sekilde katki verebilecek durumda mi orasi henuz belli olmadi.

Oguzhan aslinda box-to-box modeline uygun bir oyuncu. Cok on tarafa ciktiginda o yaraticiligi biraz kayboluyor, cunku oynadigi alan daraliyor ve bu sefer baska seyler isin icine girmeye basliyor. Ayrica boyle oldugunda topu ileri tasimakta zorlaniyoruz. Zamanla bunlari asacaktir ama bence su asamada box-to-box modelini en iyi kotaracak oyuncumuz.

13m € veriyorlarsa ben de Fernandes'i direkt satarım ama onun yerine Alper Potuk'u almak istersek bu paranin en az yarisini isterler, ardindan hemen diyelim Alper'i yari fiyatina aldik satmak istersek kaca satariz sorusu gelir. Finansal olarak alinmasin demiyorum ama 1/3 olacagini sanmiyorum. Futbolculuk olarak tam emin degilim. Alper'i cok seyretmedim ama bana ornegin Selcuk gibi pasor bir oyuncu degil gibime geldi. Deep-lying playmaker tiplemesine uydugundan emin degilim. Sanki topla yetenegi gelismis box-to-box midfielder tarzinda.

Holmen transferi onceden gereksiz olabilir diyordum, ama Necip'in yeterli olmadigini gorunce bence yapilabilecek en makul hareketlerden biri olur. Ferno-Oguzhan'in 1. alternatif olur. Yalniz Holmen bence orta uclunun en onundeki oyuncu olmali. 10 numara pozisyonunu farkli bir sekilde icra eden bir profil diyelim. Savunma onunde Toraman yaninda ise Oguzhan olur, iki ceza sahasi arasinda git-gel yapar, onlerinde her pozisyonun icinde, gorunmez baglar yaratan, yeterince skorer olamasa da her mac 12 KM kosmasi garanti bir oyuncu. Kesinlikle dusunulmeli.

box2boxMC dedi ki...

Fernandes'i sat 13m € ya...
5m € Alper
2m € Veysel Sarı
3m € Sebastian Pinto
Ozan İpek
Nene
Ziegler

1 futbolcu sat, 6 tane al
takım gibi takım oluruz bence.

turkkant dedi ki...

Eralp ve Bora çok isabetli yorumlar yapmış.

Necip bence merkez orta saha oyuncusu olacak beceriye sahip değil. Baktığımızda en belirgin özelliği, topla çabuk katetmesi, arada adam eksiltmesi. Ama bu özellik merkez orta saha oyuncusu için öncelikli bir özellik değil. İsabetli, etkili pas o pozisyonun olmazsa olması. Bu da Necip'te şu an yok. Bu beceriler de sonradan nadiren kazanılıyor.

Dedikleri gibi iyi bir DM'den beklenen, pozisyon alma sezileri de henüz gelişmedi.

Gözüken o ki, Khedira benzeri, Gattuso benzeri orta sahada basan, dağıtan, zorlayan, pas becerisi eksikliğini ekstra işlerle kapatan bir orta sahaya evrilecek gibi. Ama bunun sonuç vermesi için Oğuzhan'ın onu tamamlayıcı Xabi Alonso rolü üstlenmesi lazım.

Yani aslında Necip'in geleceği biraz da Oğuzhan'ın ne yapacağına bağlı.

gundelikci dedi ki...

Seviyeli Beşiktaş muhabbetini her yerde bulamadığımdan önce yazılardan, sonra da yorumlar üzerinden bu blogdan takip ediyorum. Konu Necip olunca fikir beyan edeyim istedim, Necip'in oyunundaki en temel sıkıntı ona yüklenen misyonda bence. Carvalhal döneminde top kullanması yasaktı, şu anki Samet Aybaba dönemi dahil diğer zamanlarda da hep daha ehil kabul edilen ayaklarla topu buluşturmak öncelikli görevi. O yüzden Necip araya top bıraktığında, takım arkadaşı bunu beklemiyor oluyor genelde, yoksa o veya bu şekilde 3 senedir sahada olan oyuncumuzdan ben de sahadaki futbola ilk isyan eden isim olmasını bekliyorum. Ama dediğim gibi bence sıkıntı kendisine biçilen takım içi rolde, özellikle geçen sene en büyük acıydı Necip'in konumu benim için. Samet Aybaba ile ritmini buluyor gibi bence. Belki ben yanılıyorum ama Ferno ve Oğuzhan olmadan hücum varyasyonundan eksilirken sadece, elendiğimiz maçta olduğu gibi Necip olmadan ayakta duramıyor orta saha. Burda isim vermeden, Mustafa Denizli zamanında sıfıra gözünü karartarak inen, isabetli şutlar atan gençten, nerdeyse balta yaratacak teknik isimlere de teessüf ederim. laktak sorununu bilemiyorum, ne kadar genetik, ne kadar kişiye bağlı yada önüne geçilebilir ama oyun anlamında yapması gereken son iki seneyi unutup, daha çok sorumluluk alması ve topu sadece yaratıcı oyuncuya paslamak yerine alternatifler aramaya cesaret edebilmesi.

planck dedi ki...

Borçlarımızı ve yabancı hakkının düşeceğini de göz önüne alırsak en az aldığımız fiyata satamayacağımız herhangi bir oyuncuyu ve bize bir tık atlatmayacak + takımın kompaktlığına zarar verecek herhangi bir yabancı oyuncuyu almamamız gerektiğini düşünüyorum. Alper'i 5e alsak sonra 5'e satabilme ihtimalimiz zayıf bu yüzden ona en fazla 3 verilebilir o da potansiyeli için. Holmen vs. gibi gerçekten bir tık attırmayacak adamlara da hiç bakmayalım. Ha 18 yaşında olur potansiyelli olur 500bin€ olur eyvallah derim. Veya ferno gibi aslında çok şeyler beklenen ama ağır sakatlıktan çıkmış adamları 2ye 3e satın alma opsiyonu ile kiralayabiliriz. 10 adam alıp 2 yıl sonra uefa yarı finaline gidemeyeceğimize göre artık transfer listeleri yapmanın çok anlamı olmadığına inanıyorum.