Bir Derbi Anısı...


Sene 2013, aylardan Mart… Fener son yılların bırakın derbiyi, en rahat lig maçlarından birini oynuyor İnönü’de…  Topu dolaştırmalar, sayılmayan gol, “neyse, biraz sonra başkasını atarız” havası… Beşiktaş’tan pek umut da ışık da gözükmüyor. O “başka gol” de geliyordu zaten çok geçmeden…

Klasik Beşiktaş… Gol sonrası hafif bir kıpırdanmaya, daha tehditkâr olmaya başladı. Bir zaman sonra o hareketlenme gole dönüştü! Her zamanki yoldan, Fernandes’in duran topundan… O sezon o maça kadar 13 gol atılmıştı zaten duran toptan, çoğu da kritikti; bu 14.süydü…
Mamadou Niang… Fizik olarak hazır olamayan Niang… Yakaladığı ilk fırsat, tekten bir dokunuş, Volkan’a kıpırdama şansı tanımayacak şekilde… Sonrasında yine o klasik Beşiktaş. Hem beceremeyip, hem de savunmaya yerleşme refleksi… 100 saniye falan dayanabildiler. “Nefes tutma” yarışı yapsalar, daha uzun sürerdi yani…

Belliydi ki bu maçta kazanmak için “santrasız bir gole” ihtiyaç vardı. 3 dakika uzadıysa maç; 92 dk 20 sn surlarında bir atak başlayacak ve tam 93’de golle sonlanacaktı!

Mamadou Niang… O pas için yetenek gerekirdi elbet, ama bir derbide, öyle bir zamanda o pası verebilmek için; yeteneğin ötesinde “büyük oyuncu” olmak gerekirdi, o da galiba öyleydi… Öyle dokundu ki topa, tek avantajlı olan Olcay’dı. Sezon boyunca daha kolay pozisyonları kaçıran, o sebeple hakkı tam teslim olmayan, bu maçta da hücumda kötü oynayan Olcay, o santrasız golü attı; bu ona "yukarıdan" bir armağandı!  İnönü, tam da adına yakışır şekilde artık yıkılmaya hazırdı…

Bu nesil, 90’da Sergen’in frikiğini; 3-4’lük maçı da yaşamıştı; ama bu başkaydı… Beşiktaş, hala hedefi varken çok kritik bir derbi kazanıyordu, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı belki de...

* * *

Evet, Beşiktaşlının artık yeni ve taze bir anısı var. Anlat anlat eskimez, yıllarca sürer… O yüzden bu maçın ancak “santrasız golle kazanma” kısmı başta olmak üzere, derin teferruatları belli bir süre kenarda tutup; keyfini çıkarmak gerek. Ben öyle yapacağım…

30 yorum:

absolutely dedi ki...

Bu maç için "hayatının maçı" demiştim Olcay için ve bu, son golden önceydi. Neden kötü bir maç çıkardığını açıklayabilirsen sevinirim abi, cidden merak ettim. Ben tribünden hiçbir boş koşuşu olmayan, hücumdaki pas trafiğinde kilit isimlerden biri olarak gördüm bu maç kendisini. Sürekli aksayan ve Türk sol beklerin genetik kodlama hatası "içeriye gömülme" hastalığından muzdarip Gökhan yüzünden çok sık geriye gelmek zorunda kaldı ve bence iyi kotardı. Kolay gibi görünen zor bir topu da çizgiden çıkardı. Senin de kendine göre bir eleştirin olacaktır ama bana göre günün yıldızları; Olcay, Fernandes, Toraman ve Niang'dı. Toraman da içlerinden biraz sıyrıldı.

Bu sene şampiyon olamasak bile özlediğimiz, düşlediğimiz takımı izliyoruz. Umarım seneye kemik korunur.

Cartalete dedi ki...

Hücumda kötü oynayan diyecektim aslında ona, tribünde olmadığım için bazı noktaları kaçırmış olabilirim. Ama hücumda, genellikle yanlış tercih kullandı diye gördüm. Bir pozisyon vardı mesela, normalde indirip Niang'a bırakılacak bir pozisyondu; saçma bir şut çıkardı.

Neyse artık bir önemi yok tabi :)

ceyhun dedi ki...

artık sol bek pozisyonunu emre kaptı demeliyiz bence. hele gökhan'ın çıkış esnasındaki halleri, sanki gareth bale performansı veriyormuş da hocası çıkarmasa bir gol bir asist yapacakmış edaları beni acayip rahatsız etti.

takımda herkes elinden geleni yaptı ona sözüm yok ama emre özkan tırnak içinde "kahramanca" oynadı sanki. oğuzhan'ın dönüşü, fernandes ve niang'ın performanalarının artması ile yeni bir seriye başlarız diye tahmin ediyorum.

hadi bisssm... :P

Basar dedi ki...

Hakem çok kötüydü, fenerin buz gibi santrasını yedi :))

Tuco Salamanca dedi ki...

http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=30&kisiID=958783

Muhammed Demirci'nin sözleşmesi 3 ay sonra bitiyor ve şu ana kadar oyuncu ile görüşüldüğü veya sözleşme uzatılacağına dair bir haber görmedik

sayz'ın usu dedi ki...

bu maç için emre özkan'a da ayrı bir parantez açmak gerekir diye düşünüyorum. aldığı kısa sürede çok etkili oynadı.

Basar dedi ki...

Hocam bu sefer teşekkürler çünkü dün geceye sen de iyi hazırlanmış ve formda çıkmışsın. Takımın orasıyla burasıyla oynamadın, Toraman'ı ortada kullandın. Yaptığın 2 değişiklik de takıma olumlu katkı verdi.

Maçtan aklımda kalan birçok enstantane var ama Emre Özkan'a özel bir teşekkür etmek istiyorum. Kanadını çok iyi savunduğu gibi yanlış hatırlamıyorsam 3 ters kademeye girdi. 2. golün asist öncesi ortasını yaptı. Daha ne yapsın... Ayda neredeyse sezonluk kombine parasına oynayan bu çocuğa helal olsun. İnşallah yerin daimi olur ve hak ettiğin sözleşmeye imza atarsın.

tannhauser dedi ki...

emre özkan'ın gökhan süzen'den daha iyi futbolcu ve daha iyi beşiktaşlı olduğunun görülmesi için daha ne olması lazım? imza kampanyası mı düzenleyelim, tesislere mi yürüyelim. egosunu çiğneyebilmek gibi güzel bir özelliği olan samet aybaba, oğuzhan örneğinde olduğu gibi elzem gerçekleri bu kez de kabullenebilecek mi çok merak ediyorum.

maçla ilgili yazmaya başlarsam, tutamam kendimi. o yüzden burada biter.

turkkant dedi ki...

Kabul etmek gerekir ki, biraz 'tesadüfi' bir galibiyet oldu. Yine de kazanmak güzel:)

Niang'ın performansı dikkat çekiciydi. Şu futbolunu sürdürürse Almedia'yı aratmaz. Yine de 30 yaş üstü transfere karşıyım.

McGregor gene vasattı. İlk golü verseler, şimdi hepimiz saydırıyorduk. Önceki gün Muslera'nın çıkarttıklarını görünce bu kaleci mi diyorsun.

İlk 30 dakika top oynayamadık. Golden sonra biraz da Fener'in pısırıkça geri çekilmesi bizi toparladı. İkinci yarı ise denkti.

Fener'in eskiye nazaran iki önemli eksiği var. Eski stoperleri yok, Alex yok. Haliyle çok daha kırılganlar. Lugano filan o kafayı Holosko'ya vurdurmazdı. İnönü'de attılar mı kolay yemezlerdi. Alex de ilk hatanda fişi çekerdi.

G. Süzen'in geldiğinden beri izliyorum. Tekniği dışında öne çıkan pek özelliği yok gibi. Temposu vasat, çabuk değil, defansfta agresif değil, pozisyon alma becerisi Uğur Boral'dan bir tık iyi, driblingi bir tık kötü. Yani Uğur Boral 5'se bu 6'lık oyuncu. Fizik-kondisyonunu ciddi bir şekilde artıramazsa sonu eski Fener'li Ali Bilgin gibi olur.

Hibert'in temposuyla ne kadar gerekli bir bek olduğunu bir kez daha gördük. Burada gönderelim diyenleri aklım hayalim almıyor?

Fernandes toparlandı, Oğuzhan da form tutarsa ligi iyi bir yerde biterebiliriz. Şampiyonluk şansımız bence %20 filan, ikincilik %55 derim. Önümüzdeki iki haftada 6 puan bence ikincilik yolunu bize açar. G.Saray saçmalamazsa işi bitirdi.

Hakem de bize katkı yapmadı desek yalan olur. Gol verilmedi, bizim gol öncesi el yok, Sow-Ersan pozisyonu da bana aman aman faul gibi gelmedi (Aydınus Anelka-Koray'a benzerini çalmamış golü yemiştik yıllar önce).

box2boxMC dedi ki...

Onu bunu bilmem de Oğuzhan ayrı be hocam. 1 ay maç yapmamış adamın üzerinde bi tutuklur olur normalde ama Oğuzhan girdi ve oyuna etkisini hemen gösterdi. Çok büyük oyuncu olacak ileride.

Sakatların dönmesiyle daha bi umut verici takım haline dönebiliriz.

Dünkü maçla ilgili taktik dizilişte şöyle bir sıkıntı vardı;


Normalde Toraman'ı defansın önüne koyup Ferdy-Oğuzhan ikilisi yaparken, dün Toraman-Veli ikilisi yapıp Ferdy'yi öne attık ki kimi zaman Ferdy Niang'ın bile önünde kaldı.

Son olarak formu iyice düşen Holosko'nun yerine Niang'ı hazırlamak gerek.

Mc Gregor
Hilbert-Sivok-Ersan-Emre
Toraman
Ozzy-Ferdy
Niang Olcay
Almeida

Şu kadroyla sene sonuna FB-GS maçına kadar yarışın içinde kalırız. E o heyecanda bize yeter.

Acarsel dedi ki...

Merhaba;

Öncelikle çok güzel bir galibiyet oldu; 4-3 lük fenerbahçe maçına benzer duygular içindeydim maç bitiminde.

Ben son bekte kim olursa olsun bu kadar atak yememizin Olcay ve özellikle Ersan'a da bağlı olduğunu düşünüyorum. Olcay kanat savunması konusunda sıkıntı yaşıyor; Ersan da sakatlıklar sonrasında bir türlü toparlanamadı ve çok kırılgan gözüküyor. Kademe konusunda da ciddi sıkıntıları var ki, Emre 2. yarıda bir çok kez onun kademesine girdi.Bir yabancı hakkı açabilseydik, orada kesinlikle Escude yi denemek gerektiğini düşünüyorum.

Bu arada Fernandes e de ayrı bir paragraf açmak gerek; ilk yarıda özellikle takım dökülürken tek başına insiyatif aldı, takımı yönlendirdi. Gol de onun isteğiyle geldi açıkçası. Umarım Oğuzhan hemen formuna kavuşur da ; ona ayak uydurabilecek oyuncu eksikliğ bir nebze giderilir.

Galatasarayı herkes çok büyütüyor; çok iyi transferler yaptıkları gerçek; ama geçiş sürecinde olduklarını ve yeni transferlere yer açmak için oluşturmaya çalıştıkları sistemde takım savunması konusunda ciddi sıkıntı yaşadıklarını ve daha da yaşayacaklarını unutmamak gerek. Biz bu özveriyi ortaya koyarsak, şampiyonluk için neden olmasın diyorum. Sakatlar da yavaş yavaş takıma katılacaklar çünkü. Bence, Gs şamp. liginden elenirse; Türkiye liginde en ciddi adaydır, bu bir gerçek. Şamp ligi baya kafalarını karıştırıyor şu aralar.

Cartalete dedi ki...

Yalnız Aykut Kocaman da hakikaten hoca moca değilmiş ya :)

İki orta saha çıkardı, bir tek Topal'ı alıp 4-4-2'ye döndü; dedim tamam maç geldi.

gundelikci dedi ki...

topal'ı merkez ikilide kullanan yada 4-2-3-1' in 2sinde kullanan adama dua ederim ben rakipteyken zaten.

aslında samet aybaba ilk başlangıçta kazanan formulü bozdu ve toraman'ı ön liberoda tek bırakmak yerine ona ekstra emre'yi durdurma görei verip veliyle o bölgeyi ikiledi. veli'nin o bölgedeki etkisi zaten malum, hem kendi alanını boşaltıp hem de yanındakini sürekli kademesine koşmaya zorluyor. önde kullanıldığında gerçekten çok kötü futbolcu değil veli, hem fernandes'e pas opsiyonu olurdu hem de en büyük silahımız olan defanstan çıkarken ani yapılan prese daha fazla katkı verirdi.
samet aybaba ilk gs derbisi hariç yine kendi ipini çekmeyi denedi aslında rakibe göre taktikte oynama yaparak, ama geçikse dahi emre hamlesi çok yerindeydi.

emre ise geçen haftaki yazıyı doğruladı resmen. iyi beşiktaşlı burası kesin, anadoluyu gezip küsmeden hep geri geldi, sene başında mühendis maaşına beşiktaş'ta oynamak için direndi. tabi biraz sözleşme hırsına verebiliriz yaptıklarını ama sarı kart gördüğü pozisyondaki çabası, yerde görmediği topa kafa atmaya çalışması gerçekten güzeldi.

bu arada maç fotosunda gökhan gönül napıyor=)? gönül'ü çok severim ama bir kez şu psikolojik savaştan galip çıkmanın keyfini sürmek istiyorum.

turkkant dedi ki...

Önümüzdeki sene içinde planlamak yapmak gerekiyor artık.

Kale mutlaka değişmeli bence. GS ile kalecileri değişseydik, muhtemelen kafa kafayaydık.

Savunmada Escude gönderilecekse alternatif bir stoper düşünülebilir. Hilbert kesin kalmalı bence. Serdar Kurtuluş çok maliyetli olmayacaksa hem onu hem ön liberoyu yedekler. Ama 3 m. euro filan bonservis verilecekse hiç gerek yok.

Orta sahada aslında bence en önemli olan Melo tarzı pozisyon bilgisi, hava hakimiyeti olan, ayağı iyi, soğukkanlı, güvenli bir defansif orta saha. Yani Toraman'ın pas yapabileni. Böyle bir oyuncu Beşiktaş'ı bir basamak atlatır. Veli-Necip ikilisi bence uzun vadede bunu yapamazlar.

Holmen aslında direkt gerekli olan değil. Tüm sezon orta ofans oynadı. Arada merkez orta sahada oynadığı oluyor. Öte yandan bu kalitede bir oyuncu beleşe kaçırılmaz. Alırsın form-sakatlık durumuna göre Oğuzhan-Holmen-Ferdi üçlüsünden ikisi oynar, arkalarına da bahsettiğim ön liberoyu buldun mu orta saha meselesi çözülür. Necip alternatif olur, Veli ıskartaya çıkar...

Sİvok-Holosko Türk vatandaşı olabilir mi, bilmiyorum ama olsa, yabancı meselesi çözülürdü.

Almeida-Pektemek (ve belki Niang'la) seneye santrafor meselesini çözeriz. Ama kanat forvet alternatifi şart bence. Holosko-Olcay'dan seneye de aynı performansı beklemek fazla iyimserlik olur. Dentinho'dan da hiç ümidim yok. Belki genç ümit vadeden bir gurbetçi filan bulabilirler bir yerden.

Atakan Uslu dedi ki...

Maç öncesinde Niang (2013) demişsiniz tam da dediğiniz gibi oldu maçın yıldızı Niang oldu. Keşke 10 yaş genç olsaydı...

planck dedi ki...

Maç gelecek seneye dair, daha doğrusu avrupa kupalarına dair ipucularla doluydu. Şahsen çok açıkca gördüm ki fener korkmasa maçı çok kolay alıp gidebilirdi. Bizim ise alan savunmasını iyi yapan, sahaya düzgünce yerleşebilen takımlara karşı her ne kadar ligin en çok gol atan takımı da olsak duran top harici planlı gol atma şansımız pek yok, gömülen defans ile sürüsüyle gol yeme ihtimalimiz var. CL'ye giderken fenerin rekorlarını darmadağın ederiz. Kaos futboluyla ne kadar olursa o kadar oluyor işte bu sene.

Eski kaptanların şansı herhalde böyle efsane fener maçlarında td olmak. Ama aybabanın da çalımbaydan çok farkı olacağını sanmıyorum sonrası için. 3-4 haftaya tekrar potadan uzaklaşırız, uefa mücadelesine kalırız gibi geliyor bana.

Efsane derbileri seyretmek de acaip yerlerde denk geliyo bana. 3-4lük fener derbisini de ilginç bir şekilde seyretmiştim, bu derbiyi de 2 haftalığına geldiğim dortmund'da "merkez" camii'nde seyretmek kısmet oldu :D herkes beşiktaş gollerine sevinirken sonradan öğrendim ki aslında içleriden beşiktaşlı yokmuş, herkes galatasaraylıymış. camiide maç seyretmenin keyfi de başka oluyormuş, kimse bağıramıyor küfredemiyor fln nezih bir ortam, tavsiye ederim :D ayrıca camii'de oralet vardı ya la :)

Övünç dedi ki...

Önceki maçlardan farklı söylenecek bir şey yok zaten.Artık aynı eleştirileri her hafta yapmanın bir manası kalmadı.

Bu sezon böyle bitecek , 3 fark olmadığı her maçta Beşiktaş seyircisiyle , oyuncusuyla hep tedirgin olacak .Bunu geride kalan haftalarda düzeltemedik ,ilerisinde de düzeltme ihtimalimiz çok zor bu bağlamda iyi yaptığımız şeylere odaklanıp biraz daha ileriye götürdüğümüz takdirde CL'ye gidebileceğimize inanıyorum.

Hİç yoktan Fener'in hava bulmasına izin verdik.Şimdi biraz sallanabilirler gibi geliyor bana.


İnönü'ye böyle veda edildiği için gayet mutluyum.

Kasımpaşa maçını izliyorum Trabzon rezalet oynuyor.Haydi hayırlısı ...

BJK4EVER dedi ki...

Toramanin pas yapani lafina takildim ben. Toraman onliberoda cogu safkan onliberodan daha iyi pas yapiyor bence. Evet mancinik toramandan bahsediyorum, onyargili degil de objektif bakinca net gorursunuz.

box2boxMC dedi ki...

@BJK4EVER

Toraman'ın önliberodaki şu performansını görünce yıllar boyu stoperde kendisini ve bizi heba etmesine üzülüyor insan. Sırf o pozisyondaki futbolcu eksikliğinden Aurelio Türk yapıp milli takıma almışlığımız bile var.

Karabük maçından sonra Ersan bir daha ilk 11 e giremez, Toraman'da defansa kök salar diye düşünüyordum ama Samet Aybaba sonunda doğruyu buldu Toraman için. Ama ortasahayı ikileyen olarak değil, defansın önünde tek ön libero olarak oynaması lazım. Yoksa FB maçının ilk 30 dk sındaki gibi paçavraya döneriz.

Basar dedi ki...

turkkanta ilaveten...

Seneye bence GS, Umut'u tekrar kiralamaz. Bizim sistemde çok faydalı olacağını düşünüyorum. Almeida'yı da öyle ya da böyle iyi bir fiyata elden çıkarmak bizim için faydalı olacaktır. Onun boşluğunu Umut doldurur diye düşünüyorum.

Malesef Cenk'ten iyi bulsam da kalede de bir değişikliğe gitmek iyi olacak gibi gözüküyor. Kalede yabancı olacaksa Cordoba gibi, Mondragon gibi, Simoviç gibi, Schumaher gibi fayda yaratsa daha iyi olacak. Eğer standart bu olacaksa yabancı hakkını bu bölgede kullanmamak daha akıllıca olmaz mı?

Ben de turkkant gibi Hilbert'in tutulması taraftarıyım. Holosko ve Sivok Türk olursa çok faydası dokunur.

Dentinho ile ilişik mutlaka kesilmeli. Geldiği hafta sakatlanan adamdan fayda gelmez. Şu Feda sezonunda bu adama verilen paraya çok acıyorum.

Niang için ise kararsızım. Şimdilik takıma eli değiyor. Ayrıca Beşiktaş'a siyahi forvetler her zaman yaramıştır. fener maçlarını asla boş geçmemişlerdir :) (Sağ olasınız Ferdinand, Fany Madida, Amokachi, Carew, Pascal) Niang süper adam, keşke 3-5 yaş önce alabilseydik. Aç parantez çok saygı duyduğum forvet Sow'un transferi için feneri kutlamak gerekir, Quaresma + Dentinho'ya verilen para ile bir adet Sow alınırdı :(. Konuyu daha fazla dağıtmadan, uygun bir ücret ile Niang yine kiralanabilir.

Holmen'i bilemiyorum, öncelikli hedef oyunu tutabilen ve oyunun iki yönünü aşağı yukarı eşit oynayan bir ön libero (Édouard Cissé gibi)olmalı.

Kanat forvetine yedek yaratma fikri bana da mantıklı geliyor. Olcay gibi gurbetçi bir kardeşimizi daha takıma kazandırabilirsek çok faydalı olur. Sanıyorum solda Olcay'ı Gökhan yedekleyecek, bu yüzden Holosko'ya bir yedek yaratmak faydalı olabilir.

Seneye her transfere ilaveten 2 adet genç oyuncuyu aly yapıdan yukarıya çıkartabilirsek iyi olur.

Celal Abbas dedi ki...

Bence maçın özeti Felsefe tüm rakamlardan önemlidir. Bir takımın Oyun Felsefesi olması lazım. Diğer detaylarda bir şekilde çözülür. Fatih terimde Schalke maçından önce Felsefenin herşeyden önemli olduğuna vurgu yapmıştı.

planck dedi ki...

hoca "uğur boral bir çok oyuncuyu rahatlatıyordu, onu arıyoruz" demiş..

Cartalete dedi ki...

Töbe estağfurullah...

Övünç dedi ki...

galibiyet sarhoşluğu demek isterdim ama bizim hocanın kafa genel de güzel zaten :)

Poyraz Fırat dedi ki...

Yani iyimser tahmin şöyle olur sanırım: "Uğur Boral o kadar kötü oynuyordu ki daha az kötü oynayan diğer oyuncular göze batmiyordu. Bu yüzden onlar rahatlıyordular." demek istemiş herhal...

Arkadaş öyle bir mevki oldu ki sol bek, kim oynasa tatmin olmayacağım sanki yaw :)

Martin Wörns dedi ki...

Umut bence de faydalı olur ancak ciddi bir bonservise ulaşmadıkça Almedia'nın elden çıkarılacağını sanmıyorum. Toplam yapıya en uyumlu oyuncu olarak Pektemek-Niang alternatifleriyle yeterli olur gibi. Niang az maliyetle bir sene daha kalite katar.

Holmen söylentileri doğru gibi. Ancak, Fernandes satıldığında yerini doldurmaz. Satılmadığında gerek olmaz. Oğuzhan-Necip varken çok anlamlı durmuyor. Boşa bir yabancı kontenjanı çıkartacaksak ya iyi bir ön libero ya da Toraman'ı orada düşünüp ekstra bir stoper almalıyız. Bu kontenjan artısını Hilbert-Serdar değişikliğinden de sağlamamalıyız. Keza, Serdar Hilb'den aldığımız hücum temposunu vermez. Rotasyonda iyidir arkadaşlarında dediği gibi. Belki bu +1 yabancı kaleden kazanılabilir. Sözü edilen, Sivok-Holosko yerli olması durumunda takımın bir anda kalitesi gözle görünür artar ancak pek olanaklı değil sanırım.

Kenar forvet alternatifi konusunu bende yakıcı görüyorum. Niang eski temposuna yaklaşırsa Almeida'nın yanında Holosko'nun yerini alabilir. Daha öldürücü bir hücum hattı oluşabilir. Esasen Dentinho bu gözle alındı ancak hiç olumlu ileti vermedi. Mucizevi bir parlayış gelmezse sene sonu gider. Aklıma Umut gibi kiralık sözleşmesi bitecek kontenjanından iki isim geliyor. Biri, Kasımpaşa'dan Djalma, Porto'nun oyuncusu ilk yarı hayli beğenmiştim. Holosko'nun bölgesine doğrudan aday olur. Diğeri de Ömer Şişmanoğlu. Olcay'ın bölgesinde oynayabilir.

turkkant dedi ki...

@Basar, Martin Worms

Bir yöneticiden duyduğumuza göre, Holmen ve Türk bir kaleciyle anlaşmışız. Türk kalecinin ismini söylemedi, ben Sinan Bolat olduğunu tahmin ediyorum. Cenk'ten fazlası var mı emin olamadım...

Umut, sevmesem de, bence de iyi bir alternatif olabilir. Almedia'ya 7-8 m. euro bonservisle satılabilir bence. Çok yararlı oldu bu sene, ama doğru bir planlamayla eksikliği doldurulabilir.

Fernandes'in önümüzdeki yıl sözleşmesi bitiyor. Mutlaka seneye bırakmadan yenilememiz lazım. Almeida katkısı verecek forvet bulursun da, Fernandes kalitesinde bir oyuncu bulmak çok zor. Özellikle serbest vuruş katkısı... Holmen bence yerini alamaz, ama yine de iyi transfer. Bu sene Oğuzhan-Fernandes'dan biri olmadı mı orta saha kalitemiz çok düştü. Bu eksikliği ortadan kaldırır.

Bir de şunu söylemek istiyorum. Sivok, Hilbert, Holosko tarzı oyuncuları ben hep tutarım. Fizik olarak güçlü, takım oyuncusu, uyumlu, saha içi disiplini olan oyuncular. Almeida bence daha sorunlu bir karakter.

Seneye Escude-kaleci, Dentinho gider 3 kontenjan açılır. Niang-Hillbert'i tutarsak 7 yabancı eder. 3 tane sözleşme yapma imkanı doğuyor. Belki 23 yaş altı genç, ucuz yabancılara yatırım yaparız.

Övünç dedi ki...

Almeida'ya kimse o kadar para vermez abi biraz gerçekçi olun.Türkiye ligi ciddiye alınan bir lig olsa Burak giderdi o paralara.Bir tek Lokomotiv Moskova istedi adamı onlar da 5 bile çok dediler.Şimdi Cl'de kral olunca isteyeni bollaştı.

O kadar para verebilecek bir tek Rus takımları var Almeida için onun da pek hevesli olacağını sanmıyorum Rusya'ya gitmeye.

Yabancı sıkıntısı olmasaydı Holmen müthiş transferdi bana göre zira senelerdir Samet Aybaba'nın yapmak istediğini 1. elden oynayan bir adam kendisi .Amma velakin Ferdi kalacaksa bir yabancı hakkını ben Hilbert'ten yana kullanmayı tercih ederdim.Zira kendisi koca takımda Fernandes ile birlikte hücuma genişlik kazandırabilen 2 adamdan biri.Burada da devreye İsmail girecek sanırım.Eğer sağlam dönerse görevler değişir sağ bek defansif sol bek ofansife dönülebilir o zaman Serdar Kurtuluş transferi her ne kadar kendisi aslında sağ bek olmasa da daha anlamlı olur.

Ayriyetten ben Niang'ın da kalmasından yanayım . Mevcut şartlar da futbol zekası bu kadar yüksek bir forvet almamız mümkün değil.Hazırlık kampıyla filan canavar olur o.

beagle dedi ki...

Bir derbi maçını kazandıktan sonra şampiyonluk konusu değil de gelecek yılki kadroyu konuşuyor olmamız, taraftarın bu klübü geçmişte yönetenlerden ve belki menemen uzmanlarından çok daha akıllı olduğunu gösteriyor.

Transfer işi doğru yapılmadığında başa bela oluyor(türk tipi hastalık: para harcanan oyuncuya mutlaka 5-10 maç forma verme zorunluluğu...) ve bu da sezon başlarında inanılmaz puan kaybı yaratırken, genç oyuncuların takıma kaynaşma ihtimali olan sezon öncesi hazırlık maçlarını da işgal ediyorlar. Özetlere geçelim: sağ tarafa adam alınacaksa Sakarya'dan Berat yerine Salih Dursun alınacaktı. Serdar kurtuluş kardeşim ağır adamdır,düzdür, ring sporları ya da amerikan futbolu ona daha uygun. İlla Kurtuluş isteniyorsa şu sıra pazarı çok daha düşük olan Serkan Kurtuluş Serdar'dan daha doğru bir bektir. Kalite konusu tartışılır. Gençken galiba Beşiktaşlı olduğu ve ağabeyinden kat kat iyi oyuncu olduğunu söylerdi internet dedikoduları.

Fernandez ve Oğuzhan oynarken şut özürlü iki yetenekli oyuncumuz var demek. Aslında Oğuzhanın az dümeni düzelse bu iş olur da Fernandez para ederken acil satılması gereken bir tip. Duran top ortalamada Kral olduğunu ben de kabul ediyorum. Ama beleş Tello da iyi kullanıyordu.

Gelecek senenin bütün transfer bütçesi Rio Ferdinand veya Walter Samuel tarzı 1-2 adam bulmaya harcanmalı. Kadronun her yerinde bir sürü adam var, oldukça iyi a2, u18 ve u17 kadrolarımız var. Emre Metin'in Sinan Bolat'dan daha çok kalecilik potansiyeli olabilir.

Serkan Kurtuluş tarzı birini aldık ve defansı sağlamlaştırdık diyelim. kalan kumaş genelde elimizde var.

Geri 5liyi çıktıktan sonrası kritik. Şu gözüktü ki Oğuzhan,Fernandez,Olcay üçlüsü enerji,teknik ve top tutma işini görüyor. Mucize stoperler olmazsa 1 de önlibero girecek ki toraman diyelim. geriye zavallı tek forvet ve yardımcısı 1 kanat türevi adam kalıyor. Almeida, Holosko gibi.

Bu israflı sistemde Niang,Furkan,Muhammed,Mustafa pektemek ve benzerlerinin hepsi elimizde patlar!!! yukarki takım aynı bu sene olduğu gibi Fernandez veya Oğuzhandan biri eksik olduğunda kitlenir. Kapanan takıma şut veya çalımla gol atamaz. Kupa yerine hakemlere sayar dururuz.

Gene radikal konuya gireceğim. Gelecek yıl Fernandez,Holosko ve Olcay 3lüsünün sorgulanması ve şampiyon olacaksak Fernandez ve Holosko'dan vazgeçilmesi gerekiyor. Fernandezin daha az top ezip gol atanına, Holosko'nun ise çok daha kolay top kontrol eden ve hayatında hat trick görebilmiş biriyle değiştirilmesi gerekli. Çözüm Belki Fernandez yerine Holmen tarzı 2 yönlü birini koyup Mustafa veya Niangı Almeida'ya yakın koymak ve Necip'i sağ tarafta değerlendirmek olabilecektir.

Gelecek yıl hayalim:

McG- Necip-Rio F.(Walter)-Ersan-İsmail; Muhammed-Holmen-Oğuzhan-Olcay; Niang, Almeida

Forvetleri Mustafa P. ve Furkan Yaman ile destekleyebiliriz. 1 tane fiziken güçlü yedek gerekir.

Boşa çıkanlar Holosko,Fernandez,Veli(semte uğramasa), Uğur boral, Sivok, Dişlekinho, Mehmet Akyüz, Mehmet Akgün vb vb...






baqlava dedi ki...

maçı stadtan izleyebilmiş şanslı azınlığa mensup biri olarak sizlere biraz atmosferden bahsetmek istiyorum.

maçı yeni açık numaralı tarafı en üst kattan takip edebildim. en üstlerde bile merdivenler dahil her yer doluydu.

Taraftar profiliyle ilgili bir kaç gözlem paylaşmak istiyorum. Bazı maç yazılarının yorumlarında kapalı tribün ve taraftarın bu seneki genel durumu hakkında birçok şey konuşuldu. Bu maçta gözüme çarpan en önemli şey şu; bizim taraftarımız da endüstriyel futbol macerasında evrimini tamamlamıştır ve yeni stad için hazırdır.

Bu maç özelinde il ve yurt dışından maça muazzam katılım vardı, kitlenin düzenli bir tribün kültürü aşinalığı yoktu belki, ama taraftar desteği (kapalı dahil) maç sırasında genel olarak şu şekildeydi;
İlk 15 dakika 3'lü ve top rakipteyken ıslıklar, fenerin kontrolü ele almasıyla sahadaki takımla birlikte sinen, sessizleşen ve adeta golü ne zaman yiyeceğiz diye beklemeye başlayan tribün geneli, bu sırada kapalı'dan ufak ufak yükselen "besteler", fernandes'in kişisel becerisiyle ve takımın hafif kıpırdanmasıyla gelen gol sonrası coşku-takımın ilk yarıyı moralli kapatması.

İkinci yarının başında tribünün tekrar ağırlığını koyması, afallayan fener ve o coşkuyla tribünde hiç beklemediğimiz anda gelen gol, sonra sow'un cevabı, devamındaysa maç sonuna kadar herkes nefesini tuttu ve malesef "bari berabere bitirsek" stresine girdi. Sonra da son dakika golümüz zaten.

Tribüne birazdan tekrar döneceğim, maçtan bazı detayları sizle paylaşmak istiyorum. Öncelikle Olcay'ın müthiş golüne sevinmekten ziyade şok olduk çünkü (en azından etrafımdaki) herkes son dakikada gol attığımıza inanmakta zorluk çekti. Gole tribünün reaksiyonu ise müthişti. Olaya ne tepki vereceğini kimse bilemedi. Şaşkınlık ve heyecandan bütün şarkı ve tezahüratları aynı anda söylemeye çalışıp bir süre garip sesler çıkardık :)

Gökhan Süzen arkaya adam kaçırmasından evvel malesef derbi stresini kaldıramadı. Belki mental olarak bunu zamanla aşabilecek duruma gelebilecektir, ama bundan sonra genel olarak kolay toparlayabileceğini zannetmiyorum. Sahada gerçekten zayıf ve kendine güvensiz bir görüntü verdi. Şansına Emre Özkan da tam tersine bu tip maçları kaldırabileceğini gösteren bir motivasyonla oynadı. Çok hırslıydı, 2. golü hazırladı, fener'in 2. golünü de bir bakıma hazırladı (topu uzaklaştıramadı), ama çok önemli 2 tane ters kademe yaptı ve Cartalete'in daha önce üzerinde durduğu tatlı sert müdahaleleri sayesinde sol kanadı sindirdi.

Olcay'ın bir kısım taraftar nezdinde kabul görebilmesi için daha ne yapması lazım aklım almıyor. 3-3 biten gs maçında canlı izlediğimden beri kendisine hayranım.

Tribüne geri dönersek, özetle tribün ne zaman rakip üzerinde ciddi baskı kurduysa (ıslık ve yuhlamalar) bu sahaya olumlu yansıdı. Ama bu baskı sadece belli anlarda ve takım bir şeyler yapmak için çabaladığında yaşandı. Takımın bir hedefi varken stadın ful+ful çekmesini de buna eklemek istiyorum. Özetle ben stadımızda "iyi günde kötü günde tam destek"'in artık tarih olduğunu düşünüyorum. Eğer maçta duran top golü gelmeseydi ya da bir kez daha geriye düşseydik tribün desteği sayesinde maçı çevirmek gibi bir durum yaşanmazdı malesef (inanın öyle bir psikolojik ortam yoktu). Kapalı'daki geleneksel beste kültürünün ise özellikle debilerde rakip takım üzerinde hiç etkisi yok (önceki birçok maçta gözlemlemiştim, bu maçla artık iyice emin oldum). Daha önceki bir yorumda bahsettiğiniz, inönü'yü hakemler ve bazı art niyetli rakip oyuncular için kendini kanıtlama meydanına dönüştüren şey de işte bu. Bence seyirci (kapalı dahil) dönüşümünü tamamlamış, yeni stada ve atmosfere kafaca hazır. Süreci ve yaşanacakları hep birlikte göreceğiz.


Uzun bir yazı oldu. Burayı ve yorumların hepsini düzenli takip ediyorum. Maçlardan sonra bir şeyler yazmak için girdiğimde genelde çoktan yazılmış oluyor :) Ben de değinilmeyen bir konudan bahsetmek istedim, sabredenlere teşekkür ederim, ben de sizin yazılarınızı sonuna dek okumuştum :)