Havadan, Sudan, Beşiktaş'tan... #1


Malum fenalar fenası bir derbi geride kaldı ve bazı şeyler öğrendik, öğrendim… Öncelikle maçın önemi, golün dakikası falan ne olursa olsun böğürmeyi abartmamak lazım. Olcay’ın golü sonrası bıraktığım ses telleri kayboldu gitti, 4-5 gün sonra bulabildim. Kısık bir sesle günlük işleriniz sakata gelebiliyor, bankayı falan arayınca müşteri hizmetlerini tedirgin edebiliyorsunuz…

Dün akşam da gözümde Beşiktaş'ın aldığı galibiyet daha da büyüdü. Çünkü Fenerbahçe her şey bir kenara; tam da hedef maçları için dizayn edilmiş. Plzen kıpırdayamadı bile...

Olcay ne olursa olsun oyundan çıkmaması lazım, 90+19’da da işe yarayabilir. Son yıllarda ben bu kadar “golü kovalayan adam” görmedim… Bu son golün getireceği özgüvenle daha da sık tabela değiştirecek sanki.

"Duran top" bu takımın yıldızı, 20 milyon Euro'luk yıldızı hatta... Marcelo Durantopinho. Detaylı şekilde bu sezon Beşiktaş'ta duran toplar ne kazandırmış, tıklayın ve okuyun....

Ve Emre Özkan, galiba artık Beşiktaş’ın sol beki oldu. Daha önce ondan bahsederken başka özelliklerine dem vurduk, ama o “ben savunma anlamında da bek gibi bekim” der gibi iki ters kademe aldı, maçın kırılma anlarıydı…

Gökhan Süzen’i de bir maç, bir hareketle çöpe atmamak lazım. Zaten bana göre asıl mevkisi soliç veya sol öndür. Özellikle sol içte yaptıkları 2010 yılı surlarında baya gözüme takılmıştı. Ki o zamanlar Beşiktaş’ta Guti vardı. Derin pas anlamında göz zevkimin çıtası çok büyümüştü aslında. Ona rağmen dikkat çekiyordu yani…

Niang’la kalitenin ne demek olduğunu da anladık; farklıydı… Alışkın değiliz öyle iki kere kalenin yakınında topla buluşup, 1 gol 1 asist yazan adama. Meğer ne kolaymış büyük maçları koparmak değil mi kalite olunca? Onun haricinde, adamın vücuduna attığın her top yapışıyor. Çok önemli özellik… Zaten Olcay’ın golünde, kornerden gelen topu sırtı dönükken alarak; atağı başlatan da oydu…

Trabzonspor şu sıralar güvenini ciddi şekilde kaybetmiş durumda, Beşiktaş ise tam tersi… Hele de ilk golü Beşiktaş bulursa, Trabzon’un pek geri dönüş yapacak enerjiyi bulamayacağını düşünüyorum. İlk 2 hedefi için çifte büyük maç galibiyeti çok önemli.

Her şey tamam da Pektemek ne alaka diyeceksiniz, bir alakası yok… Özledim bu kostakurtayı işte… Zıplarken de altına minder çekesim geldi. Yavaş, aman diyim…

16 yorum:

Uygar Yılmaz dedi ki...

Duran toplar futbol kuruldugundan beri hep önemliydi ama günümüz futbolunda çok daha önemli. Bizim içinse x factor olarak ister ve güçlü kalırsa bu lige fazla bir adamın bünyemizde olması çok sevindirici. Onu tek eleştireceğim nokta Fb maçında Niang'ın yaptığı paslardan istese bir maçta 10 tane yapar ama nedense topla sevişmeyi tercih ediyor. Gerçi etrafında kaliteli koşu yapan adamların olması da gerekli bunları yapabilmesi için. Umarım Samet hoca bugüne kadar oynadığımız kaos futboluna artık herkesin nerelere koşacağına dair otomatik bilgileri de katar ve işte o zaman bu ligin en seri sonuca giden takımı oluruz. Zor da değil bu ama zaman gerekiyor. Mesela bu yapıya en uygun futbolcu Karabüklü Ahmet İlhan. Keşke alsalar..

Duran top dışında taktikler ötesi bir seçenek te var yıllardan beri.

İsabetli şut çekmek..

Bizim bu özelliliği çok kullanmadığımız göze çarpıyor. Biliyorum oynadığımız oyun buna pek müsait değil. Çünkü görünen o ki Samet Hoca daha Real Madridvari yani kazanılan toplarla en hızlı şekilde atağa çıkan bir yapı yerleştirmek istiyor. Bu da şut için gerekli alanların öncelikle koşuyla doldurulması demek.

Ancak mesela bazı maçlarda gördüğümüz ( Sezon başı hazırlık maçında Kayserispor maçındaki gol, Kasımpaşa maçındaki 2. golümüz ya da burdaki Kayserispor maçındaki Olcay'ın şut golü) gibi organize goller çalışılıp skor edinmeyi sadece duran top ya da forvetin indirdiği toplara baskı tek düzeliğinden kurtararak çok koşmanın yanına bu organize çeşitlilikler katılırsa ligde zaten her anlamda duruşu ile fark yaratan takımımızın futbolu ile de fark yaratacak hale gelebileceğini düşünüyorum.

Marcelo Durantopinho mükemmel..

Ama ya Edoardo Uzaktanşutinho?

:D

beagle dedi ki...

Diez var ya başlıkta tam ünlü mizah dergimizdeki misal tespitler paylaşma vakti:

Tespit 1
Uzaktan gol atmak için her sene 1 bundesliga oyuncusu alıp sene sonunda geri göndermeyi öneriyorum. 2. seneden itibaren İstanbul'un havasından suyundan sebep atamıyorlar. Bkz Lincoln vb.

Tespit 2
2-2'yi getiren gol de Sivok'u izleyin. Bu adama savunma emanet etmek kendi mizah zaten. Kızmayın ama, bu sefer amaç gülmek.

Tespit 3
Çarşı 2 senede bir taraftara son 10 senenin maç özetlerini ve zorla izletsin. Şu günlerde kalitemizin arttığı söyleniyor. Delgado'lu döneme, özellikle bitik Aurelio ve Simao sokulup Delgado gönderilmeden önceki son Viktroia Plzen maçına bir bakın youtube'dan


Tespit 4
FB'yi son dakikada yenince oluşan şampiyonluk planlarına Türk tipi gaz denir. Son 2 maçı kazandığımız için anlık puan ortalamamız artmış olsa da Maç başında yaklaşık 1,6, 1,7 puan ortalamalık bir takımız, 10 maçta 17 puan etse 59 olur. 59 puanlaaaa bize de bir UEFA kupası verirler herhalde.

Tespit 5
Ligin son 3 sırasındaki takımlar bizimle aynı veya daha az gol yemişler.

Tespit 6
Hepimizin alternatif hoca diye gönülden istediği ama bi adam gibi oturup sistemini izlemediği Şifo'nun takımı da aynı bizim gibi 35 gol yemiş.

Tespit 7
Prosinecki'li Kayseri son 6 maçta 2 gol yemiş. İkinci yarıyı şampiyon olacak takım gibi 2,3 puan ortalamalarında geçiriyor. Pat diye devraldığında takım maç başına 1 puan civarında ligin dibindeydi. Devre arası kampından sonra 15.likten 7.liğe çıktı. Kendisinin topçuluk döneminde saha içinde çok önemli bir beyin olduğunu hatırlatırım. Schuster2in kaçık olmayan versiyonu orada burnumuzun dibinde. Ve sadece 1 yıl daha kontratı var. Bireysel olarak Fikret Baba bırak topçuları bize Prosinecki'yi al eylemlerim her an başlayabilir!!!

Cartalete dedi ki...

O eylemin saflarında ben de olabilirim...

Övünç dedi ki...

Abi taa BJK maçından beri söylüyorum Prosnecki diye , birilerinin aklına girmiştir inşalla.

O maçı tribünden izledim ve aynı oranda ne yapacağını bu kadar net bilen , rollerin bu kadar iyi dağıldığı 2. bir takım yok Türkiye'de.Belki Fenerbahçe onlar da kontra konusunda pek bilinçli değiller.

Bu kadar kısa sürede bu kadar etki edebilmesine inanamamıştım ben o maçta ki o maç Beşiktaş'ın düşüşe net bir şekilde geçtiği maçtı aslında skor bizi çok yanılttı.

Her zaman birinci isim Laudrup'du benim için bir ara ismi de geçmişti sonra Rusya'ya Spartak'a gitmişti.Şu saatten sonra istikamet Mou sonrası Real olacak gibi.

Cartalete dedi ki...

Kayseri maçı sonrası ben de farketmiş miyim diye merak ettim de böyle yazmışum ben de:

"Prosinecki’yi severim, çocukluğumda Pepsi’den çıkan oyuncu kartlarından aşinayım en başta… Kayserispor’a enjekte etmeye çalıştığı oyun anlayışı da gayet güzel. 4-2-3-1’i bu denli akıcı ve ön alanda oynayan takımı nadiren görürüz. İkinci yarıda ciddi bir çıkış yakalayacaklarını tahmin ediyorum."

Bu blog tutma, hafızanın git gide köreldiği yaşlarda iyi oluyor. Hakikaten muazzam bir takım tertibi vardı o maçta. Şansa kazanmıştık esasen.

Cartalete dedi ki...

Bugün Galatsaray - Gençler maçını izleyen varsa, orta sahadaki Özgür İleri'yi oldukça beğendim. Bizim 4-1-4-1'deki arka 1'e direkt uygun gibi.

Martin Wörns dedi ki...

Duran toplar konusunda pozitif yönlerimize karşın bence sıkıntılarımız da var. Skor anlamında bundan iyisi olmaz ancak biz yapısal-stratejik bir hamlenin değil çok kaliteli oyuncuların ekmeğini yiyoruz. Seneye Fernandes gitse, Sivok yokolsa biranda duran top kısırı olma şansımız da var. Örneğin, Fb'de duran topları iyi kullanıyor bize karşı iki maçta da gol buldular. Uzun zamandır kodlarında olan bir özellik. Alex yokken de etkin olmayı sürdürüyorlar. Luciano-Edu-Lugano gittiğinde de pek birşey değişmedi. Çünkü çok büyük taktiksel deha olmasa da çizilmiş oyunlara sahipler. Ve mental yoksunu Türkiye savunmalarının arasında ortalama çizilmiş oyunlar da skor getiriyor. Şu ön direkten arkaya sıyrılan korner golünün aynısını geçen sene de yedik arkadaş -sanırım Yobo idi, arkaya sıyıran da Gönüldü.- Bizim gollerimiz ise böyle çalışmalardan gelmiyor. Fernandes, ölümcül şekilde gönderiyor ve duran top katkımızın yüzde 80'inin birincil payı onun. Aslında Sivok yazdım ama o dahi o kadar önemli değil. Luciano türü biri olsa daha çok gol yapabilirdi. Stratejiden fazla bahsedemiyoruz, ortalar mükemmele yakın geliyor. Zaten denemeler yapan Fernandes bazen kötü atıyor onda tehlike olmuyor. Bir kaç denemede ise Kuyt dahil birinin vurup sokacağı toplar gönderiyor. Bu Carvalhal döneminde de böyleydi. Giray Bulak gelse, Fernandes'e birşey olmadıkça sürer gider. Fernandes gidince de geriye bir gelenek bir anlayış kalmaz. Gün durumunda bu konuda iyiyiz, şüphe yok. Sezon sonuna kadar da çok önemli silah olacak. Ancak, geleceği bu yönden kazandığımızı ya da hocamızın katkıları olduğunu söylemek zor. Çalışma ve stratejiye dair negatif durum duran top savunmasında göze çarpıyor. Aklıma bir anda Fb'den, Gs'den, Gençlerden, Kasımpaşadan yediğimiz goller geliyor. Hepsi berbat yerleşim planlarının, yapılamayan alan savunmasının ürünüydü. Fernandes+strateji ve çalışma sizi ölümcül yapar. Savunmayı da en azından belli bir seviyeye getirirsiniz. Mevcut durum ise kırılgan.

Çok gol yeme ve Sivok meselelerinde sorun oyuncu kalitesinden uzakta bence. Sivok, kötü defans kurgusunun üzerine çıkıp şeflik yapacak bir stoper değil evet. Ancak bu oyunculardan çok iyi bir defans kurgusu da çıkabilirdi. Örneğin Plzen takımı -kaliteli bir kadroya sahip değil.- daha düzenli bir defans hattına sahip. Çok iş yaptılar. Vrba'nın elindeki malzeme stoperde Cisovsky ile Prochazka. Bu oyuncuların kariyer hayali belki Sivok'un yerinde olmaktır.-değişmez milli takım stoperi, Serie A, uluslararası kupalarda oynama, düzenli Bjk kariyeri ve milyon euroluk sözleşme vsvs.- Vrba, Sivok'u çok ister ama Sivok, Plzen'e gitmez çok düşse S.Prag'a gider. Ama kurgu hele de defansta bir oyuncuyu potansiyelinden farklı onlarca tablonun içine sokabilir. (Denizli'li Ferrari ile Schusterliyi hatırlayın. Denizli'nin, Sivok-Ferrari-Zapo-Toraman gibi oyunculardan oluşturduğu yapıların gol yeme oranlarını anımsayın. ) Tabi şu da mümkün, defansif organizasyonunuz zayıftır bunu tolere edecek kalitede stoper ararsınız. Bu Sivok değil, Beşiktaş kalibresindeki takımlarda bu yola değil, uzun vadeli yapısal organizasyon yoluna gitmeliler. Sanırım diğer postta idi, Ferdinand'dan bahsedilmişti. İşte o adam bu ligde kurgunun üstüne çıkar, gerekirse kurguyu da kendi yapar. Ferdinand-Sivok ikilisiyle (hatta Ersan daha iyi olabilir.) defansta Samet Aybaba'nın mevcut oyun anlayışı ile de rahatlayabilirsiniz. Önlerinde de Toraman ile sorunlar çözülür. Ancak, böyle bir adamın isteyeceği kontratı yapamayan takımlar, o takımları yenebilmek için daha fazlasına ihtiyaç duyarlar. Biz sanırım ikinci seçeneği seçmek istiyoruz. Tabi bu yaklaşımım Ferdinand gelebiliyorsa gelmesin anlamına gelmiyor. :)

Atakan Uslu dedi ki...

Emre Özkan'ın iyi bir tarafı da sol stoperde de oynayabilmesi. Seneye sadece Sivok'un yedeği olabilecek veya ondan daha iyi oynayabilecek bir sağ stoper gerekli. Sivok-transfer-Ersan-Emre yeterli bence. İsmail'in gelmesiyle sol bek mevkii de iyi olacak. Sağ bek için de Hilbert ile sözleşme uzatılmalı ve Mehmet Akgün'ün yerine Beerschot'tan Alpaslan Öztürk alınmalı.

Tuco Salamanca dedi ki...

daha önce de yazdım ama kimsenin ilgisini çekmemişti.

sezon sonu Muhammed Demirci'nin sözleşmesi bitiyor ve halen yenilenmedi. Başka bir takıma imza attığını duyarsak hiç şaşırmayalım bence.

Poyraz Fırat dedi ki...

Ah Mustafa

Ah İsmail...

Sağlam dönseydiler devre arasındaki en büyük yıldız transferlerimiz olurlardı.

Mustafa bana İlhan Mansız'ın 1 level altını hatıtlatırdı hep.

Yani oynamaya devam etse 1-2 level ileriye de gidecekken...

Ne oldu oğlum bize yaw?..

madgoat dedi ki...

Bir sorum olacak sizce Beşiktaş’ın oynamaya çalıştığı futbol ile kadrosu arasında farklı bir açıdan bakıldığında ufak bir tezat yok mu? Direkt, hızlı bir şekilde kaleye gitmeye çalışan bir takımız var ve bu tarz oyunda doğru karar verme ve hızlı ve tek pas yeteneğinin çok önemli olduğunu düşünüyorum ancak genel anlamda kadromuz buna birkaç oyuncu haricinde ( bence orta sahada fernandes ve oğuzhan forvette ise almeida ve niang dışında) bu profilin oldukça dışında. Bence takımı bu tarz oyuna yönlendiren en büyük neden ise defanstan topu doğru ve net şekilde çıkaracak bir defans bloğumuzun olmaması. Bu tarzın üzerinde durulmalı mı ?(bu sezon belki bu saatten sonra yapılabilecek çok fazla bir şey yok belki ama gelecek sezonlar açısından)? Eğer durulacaksa gelecek senenin planlaması nasıl yapılmalı?

gundelikci dedi ki...

bu sene gol atmadığımız, atamayacağımız takım yok. sorun ne kadar yiyeceğimizde, bunu da sadece bizim takımın sahadaki psikolojik ve kenardaki taktik durumu belirliyor. bu arada dünkü gs maçında ilk kez seyrettim ama petrovic sanki bizim aradığımız "o" ön liberolara benziyor holmendense.

Ekrem35 dedi ki...

fotoyu görünce pektemek'i ne kadar özlediğimi hatırladım bir kez daha.
ben de @ Poyraz Fırat gibi i.mansız esintileri görüyorum mustafa. ancak burada bir parantez açmam gerekir. i.mansız denince benim aklıma deplasmandaki kocaelispor maçı gelir. 2 harika golle maçı aldığı. çok uzaklardan yaradana sığınıp vurduğu bir gol vardı ki unutulmaz. pektemekten böyle goller ya da i.mansız gibi hırçın, hırslı oynamasını beklemiyorum ancak maçları alan, bitiren golleri atabilecek yegane adam pektemek'tir benim gözümde şu kadroda tıpkı o zamanda ki i.mansız gibi.

m.demirci'nin sözleşeme konusu ise epey rahatsız edici. umarım bir aksilik yaşanmaz o konuda.

bu arada rüyada niang'ı görmek ne anlama gelir dostlar? :) kendisine "ne iyi ettin de geldin keşke daha önce gelseymişin" dedim o da bir gülümsemeyle teşekkür etti. çok mütevazi bir adam ya :)

Ugur Tekeli dedi ki...

bence sivok asıl mevkisi olan ön liberoya geçmeli ve stopere acil bir yabancı tecrübeli stoper alınmalı. ironik bir şekilde yıllarca asıl yeri ön libero olan stoperlerle defans yapmışız.bkz.toraman-sivok

beagle dedi ki...

Hırsızlık yapmış olmayayım gözümün Prosinecki'ye takılması sizin yazıları okumuş olmamdandır kesin :). Bendeki tatmin biraz istatistik olunca sağlanmıştır sadece.

Martin Wörns, futbolun genel mantığı ile ilgili yaklaşımına katılıyorum. Ama şu ana kadar senin gibi Sivok ile ilgili çeşitli kavramsal savunmalar yapanlar oldu. Kimse iyi temel defans özelliklerinden bahsedemiyor. Çünkü adam tutamaz, sert savunma yapamaz ve ağır yani bu adamdan stoper olmaz.

Benim yeni bir teorim var. Yıllardır bazı oyuncuların olduklarından çok daha kötü damgalanması bazılarının ise sezonlar boyu sıyırıp futbol kariyerine ve milyonlara sahip olması hakkında. Teorimin adı "Postür Teorisi". Sahne sanatlarında ses, yetenek kadar "Postür - duruş" da etkileyici izlenim bırakır. Ayrıca bazı duruşlar düşmanlık, bazıları sempati çeker. Bence Necip bir postür dezavantajlısı. Sahada boş anlarda kambur duruşu ile herkes kadar birşey yaptığında hiçbirşey yapmadı diye damgalanması bu yüzden. Bir başka duruşu bozuk Sercan'ın ise futbol hayatı bayağı kötü gidiyor.
Sonuçta iyi postür topu olumlu kontrol etme, çevreyi iyi görme, tek top atabilme gibi avantajlar sağlayabilecek bir futbolcu unsuru olsa da gözümüzü bu kadar yanıltmasın. Necip fiziksel gücü ve herşeyden belli oranda olan yetenekleri ile bizim için değerli bir adam, Sivok ise stoper gibi duran kımıl zararlısı :).

Martin Wörns dedi ki...

beagle, Sivok hakkındaki olumsuzlukların birçoğuna katılıyorum aslında bende. Hele de yanında güvenilir oyuncu olmayınca yabancı stoper hakkını daha iyi markaj ve top kazanma kabiliyeti olan birinden kullanmak yerinde olabilir.

Benim orada anlatmak istediğim mevcut defansif tablonun mesuliyeti ile Sivok ilişkisi üzerine kuruluydu. Sende doğrudan bunu söylemiyordun ve niyetim seni yanıtlamak değildi. Sadece Sivok eleştirisi görünce çağrışım yaptı ve yine Beşiktaş'ta oynayamayacak daha kötü stoperlerin bulunduğu bir takımdan örnek vererek sorunumuzun oyuncu kalitesinde değil daha derinde olduğunu söylemek istedim. İ.Toraman-G.Zan ikilisiyle bile daha iyi defansif sonuçlar alınabiliyor, sonuçta düzeyi belli bir ligdeyiz.