Şampiyonluğa Oynayan Niang


Yan apartmandan “fazla ses yapmadan oynayın!” tepkisi gelmişçesine bir futbol vardı sahada. Maçı da tribünleri de hareketlendirecek en ufak girişim olmadı. Trabzonspor, başını daha fazla derde sokmamak; Beşiktaş ise yakaladığı havayı kaybetmemek için “mağlubiyetten uzak” durmak istiyordu, aynı şekilde galibiyetten de…
Beşiktaş, teknik direktöründen takımına kadar “bizden şampiyonluk beklemeyin” açıklamasını, böyle bir maçla yapmayı uygun görmüştü. Çünkü şampiyonluğa oynayan bir takım; hem karşısındaki en ufak baskıda hata yapmaya hazır olan rakibine, hem de daha sonraki fikstürüne baktığı zaman; en azından galibiyet için bir şeyler koyardı ortaya. Beşiktaş, işte o “galibiyet kokacak şeyleri” ortaya koymayı hiç denemedi; keşke “denedi, yapamadı” diyebilseydik…

Ama bir adamın aklından “kazanma fikri” geçiyordu. Çok mükemmel oynamıyordu, ama büyük düşünüyordu. Vücut diliyle, topu aldığında ve koşu attığında yapmak istedikleriyle “şampiyonluğa oynadığını” hissettiriyordu. O adam Niang’dı ve o büyük hedefi, maalesef takımın geri kalanıyla pek uyuşmadı. Zaten maç sonunda da gergin ve üzgün olan, sadece oydu…

28 yorum:

Övünç dedi ki...

çok iyi özetlemişsin.

bu maç bizden şampiyonluk beklemeyini çok güzel ortaya koydu.

işte bu yüzden samet aybaba gitmeli.

bursa'ya gideceksin , eskişehir'e gideceksin , kayseri'ye gideceksin sanki buradan 9 puan alma şansın varmış gibi hesap kitap bile yapmadan 1 puana oynadı beşiktaş. o kadar ne yaptığı belli olmayan saçma sapan bir futbol sezonun en kritik maçında.

keşke denedi yapmadı diyebilseydik ile noktayı koymuşsun zaten.

gundelikci dedi ki...

bugün sahada olan kadroya söylenecek söz yok sanırım, belki son oyuncu değişikliğinde gemileri yakıp daha hücuma yönelik bir isim istenebilirdi risk almak adına. ama daha önce de burda yazdım sanırım, takımda mustafa denizli'nin muazzam psikojik yönetimi dışında şampiyonluk gören oyuncu yok. bir kiralık niang var, o da elinden geleni yaptı zaten. olcay'ın iki karşı karşıya pozisyonda yaptıklarını başka bir şeye bağlamak çok zor gerçekten. birinde en bariz olanı en kuvvetsiz şekilde, ya dışarı çıkarsa diye vurdu. diğerinde açı ha düzeldi ha düzelecek diye topu dürterken kaptırdı.

Martin Wörns dedi ki...

Bir iki hafta öncesinde kondisyon sorunuyla ilgili sözler söylemiştim. İki yönden bir total kondisyonumuz iyi değil iki oyun içinde verimli bir dağılım da yapamıyoruz diyor, son bölümdeki düşüşlerin temel nedeninin burada görüyordum. Hatta geçenlerde arkadaşlarla sohbet ederken birkaçı Fb maçını örnek göstererek yanıldığımı söylemişti. Fb maçında neredeyse rakipten 4'te 1 daha dinamiktik. Aradan olağan bir rejenerasyon süresi geçtikten sonra bu maça geldiğimizde -bence- takım fiziken dökülüyordu. Sorun iradeden daha fazlası gibi geldi. Emre Özkan'ın maç ritminin de eksikliğiyle bu maça çok kötü başlamasını da daha çok buna bağladım. Takım salt ruhsal değil fiziksel açıdan kötüydü. Bunun bilincinde olan takım 1 puana sıcak bakmaya başladı diyorum.

Umudum Niang'ın sağ forvet, Almeida'nın uçta olduğu yapıda. Kondisyon sorunu yaz dönemi çözülmezse bu yapı tutmaz uzun vadede de tutmaz, dinamizm herşeyimiz, olmayınca hiç birşey olmuyor.

Fb'nin ritm bulmamasını umuyorum, benim aklım daha çok 2.likte. Biz daha puanlar kaybedeceğiz. Bursa-Eskişehir-Kayseri deplasmanları olsa. 2 beraberlik, 1 galibiyet ile dönmüş durumda olsak bunlardan zirve için daha şansımız olabilir, 2.lik büyük ihtimal gelir. Ancak başka kayıplarda olabilir.

Cartalete dedi ki...

Bu ruh haliyle 2.liği almamız da pek mümkün değil, sorun o zaten.
Kaldı ki yarın Bursa maçını kazanırsa Fenerbahçe, şampiyonluk şansı Galatasaray'dan daha yüksek.
Galatasaray'da takım da zemin de çorba olmuş.

BJK4EVER dedi ki...

Boyle ezik korkak bir zihniyette olan bir antrenor bence Besiktas'tan gonderilmeli.

Mac oncesinde helal olsun dogru kadro kurmus dedim (ki Veli'nin sakatligi sayesindeymis sonra ogrendim), ancak bu sefer de psikolojik olarak oyle bir hazirlamis ki takimi resmen el frenini cekmis.

Daha sampiyonluk lafini agzina almaya korkan ve gizli hedef gibi abuk subuk tabirler kullanan bir adam Besiktas'in hocasi olamaz, olmamali. Sene sonunda derhal Besiktas'tan gonderilmeli.

Mac analizi yapmayi gerekli gormuyorum. Cunku takim sahada futbol adina birsey yapmayi bile denemedi, bu usengeclige, vurdumduymazliga karsi bir mac degerlendirmesi yapmak abes kacar.

talipyeşiltepe dedi ki...

beyler bu maçla ilgili beni sıkan ne taktik,ne kondisyon,ne maç sonucu ben hayatımda takımımın beni böyle hayal kırıklığına ittiğini hatırlamıyorum.5-0 kaybeden bir takım beni bu kadar sinirlendirmezdi.bu maçtan önce soyunma odası konuşmalarını çok merak ediyorum.bu maçı izlerken genel olarak futbol oyununa kafa yormanın,takip etmenin saflık olduğunu,aptalyerine koduğumuzu hissettim.böyle doksan dakika izlememiştim.gs-graz maçının son 10 dk.sı vardı.anladınız siz onu.

tannhauser dedi ki...

beni, bu trabzon maçı kadar dellendiren bir maç daha olmamıştı. hiç yoktan hakeme sövsem, yine iyiydi. iki takım da o kadar ruhsuz oynadılar ki. haydi trabzon'u anlarım. şu andaki halleri itibariyle beşiktaş beraberliği, onlar için iyi sonuç. ancak bizim için beraberlikle mağlubiyet arasında fark yok. berabere kaldık, 43 puan. fener 40 puanda. kazanırsa ikili averajdan üstümüze çıkacak. gs'yle aramızda ha 5 puan olmuş, ha 4 puan. bunun için futboldan anlamaya gerek yok, bu tamamen matematik. samet hoca dört işlem de yapamıyorsa, bir zahmet istifa etsin.

emre özkan'a yapılana hiçbir anlam veremedim. emre-gökhan karşılaştırması yapıp beşiktaş'ın iki futbolcusundan birine kötü şeyler söylemek istemiyorum. bu yüzden çok üstünkörü yazacağım. emre ve gökhan'ın sol bek performansı bakımından arasındaki fark nedir? bence pek yok. hatta bana göre emre daha iyi bir bek. ancak duygusal olabilirim. bu yüzden aksi düşünenlere de saygım var. peki parasal açıdan fark var mı? dağlar kadar.gökhan süzen'in daha iyi oyuncu olduğunu düşünenler bile gökhan'a ödenen parayla emre'yle gökhan arasındaki performans farkını katlar. kısacası bu parayı ödemeye gerek yok. ben emre varken gökhan'a ödenen parayı samet aybaba'nın maaş hanesine yazarım. bu ikili konusunda bir diğer husus, emre'nin beşiktaşlı olması, beşiktaş'ın içinden yetişmesi. sen beşiktaş teknik direktörü olarak transfer yaparken, aynı mevkideki iki oyuncu arasında seçim yaparken farklı kriterleri de değerlemeye almak zorundasın. öyle ya da böyle, beşiktaş taraftarını genelleyebileceğin bazı ortak noktalar vardır. bunlardan biri beşiktaş özkaynağından çıkan oyunculara pozitif bakış. necip'e sövülmüyor mu, sövülüyor. ama necip ortalamanın biraz üstünde oynayınca insanların sevinçleri bir başka oluyor. ben mesela kardeşim gibi gururlanıyorum. oğuzhan evet pek çok açıdan necip'ten daha iyi ancak bende necip'in yeri ayrı. sen beni mutlu ederek kazanmak zorundasın. sol bekte benim kardeşim ayarında bir oyuncu varken. üste para vererek futbol olarak ondan bir artısı olmayan. çıktığı ilk anremanda fernandes'e saldıran, her şeyi geçtim, malzemecilere saygısızlık yaparak suları tekmeleyen bir adamı alıyorsan ben mutlu olmam.

ilk yarıdaki trabzon maçında aldığımız puanla dünkü trabzon maçından aldığımız puan aynı. ancak ben ilk yarıdaki gs maçından da, 3-0 yenildiğimiz fener maçından da daha fazla üzüldüm bu maça. şu saatten sonra tüm rakiplerimiz her maçında yenilse, biz de böylesi bir oyunla, oyuncularına bu şekilde davranan bir hocayla kah kazanıp kah berabere kalarak şampiyon olsak kaç yazar.

tannhauser dedi ki...

ben genel tavır olarak, teknik direktörlerin iyi bir yönünü bulmak, o iyi yöne sarılarak fazla eleştirmemek yolunda giden bir insanım. ancak emin olun, samet aybaba'yla ilgili olarak bulduğum iyi yönler c.carvahal kadar değildi ve artık onlar samet aybaba'yı savunmama yeterli değil. samet aybaba'yı sene başından beri eleştiren arkadaşların sözlerini özetlersek: iki tip teknik adam vardır, ya felsefe yerleştirir, uzun vadede prensipleri olan bir takım yaratır ve geleceğe ipotek koyar ya da kısa vadede, gündelik çözümlerle ertesi sezonlara taşınmayan başarılar elde eder. samet aybaba bu iki tipten hangisine uyuyor? diye soruyorlardı. benim gibi arkasında durmaya çalışanların gösterebilecekleri tek olumlu referans, alttan genç oyuncu çıkarmaktaki hüneriydi. geldiğimiz noktada bunun da bir ilüzyon olduğu anlaşılıyor. kısacası s.aybaba'yla bu iş olmaz diyenlere ettiğim tüm sözler için özür diliyorum. hakkınızı teslim ediyorum.

@bjk4ever: necip fazıl'ın bülent ecevit'le ilgili müthiş bir tanımlaması vardır: "boş bir duvara kurşun attıktan sonra duvardaki izi gösterip, 'hedefim bu noktaydı' diyen adam" der. bu gizli hedef de öyle bir şey olsa gerek. ligi 4. sırada bitirip uefa'd öne eleme hakkı filan elde edersek. "feda, bir yıllık bir şey değil, bu seneki hedefimiz avrupa arenasına çıkmaktı, şimdi sonraki sezonların planlamasını yapıyoruz, yeni gizli hedeflerimiz var" filan gibi açıklamalar gelecek. allah sonumuzu hayretsin.

yilmaz dedi ki...

galatasaray'ın teknik direktörü, futbolcusu, yöneticsi ya da taraftarı dün akşamki maçı gördükten sonra eminim çok rahatlamışlardır. En yakın takipçisi puan farkını tek maçlık galibiyete indirme şansı varken, "1" puana oynuyor. Herşey bir yana GS'nin kibirli taraftarına "siz bizim rakibimiz olamazsınız" deme fırsatı veriyor. Bu kadar ciddiyetsizlik olur mu allah aşkına?

Tamam biz sezon başlarken şampiyonluk istemedik, çoğumuz buralara kadar da geleceğimizi düşünmedi ama, fırsat gelmişten bilerek ve isteyerek tepmek de neyin nesi? Kötü oyun olur da, 90+1'de takımın en iyi oyuncusu dediğimiz 20m€'ya satmayız dediğimiz adam vakit geçiriyor maç bitsin diye. Bunun izahı nedir çok merak ediyorum.

Cartalete dedi ki...

Bu yaz hatırlarsınız, 1999 - 2000 sezonu Beşiktaş'ını yazmıştım. Galatasaray çok daha güçlüydü, UEFA'yı aldı zaten işin sonunda. Beşiktaş, kadro olarak çok daha zayıftı. Ama şampiyonluk fırsatı geldiğinde, dibine kadar kovalayan takım vardı. Beşiktaş budur, en büyük hedefi kovalar; olmaz, gerekirse 5. olur ama kovalar abi...

tannhauser dedi ki...

evet, bizi de o ümitvar yazı yaktı zaten :p

Cartalete dedi ki...

Sorma, bu sezon da öyle geçiyordu ne güzel işte... :)

tannhauser dedi ki...

çok büyük bir kırılma oldu maalesef. aslında yazmayacaktım ama neyse. samet aybaba dün maç öncesinde, kontrollü bir oyun oynayacağız, onlar üzerimize gelecek demişti. bizim temel taktiğimiz zaten bu. ama bunu açıklama gereği duyduğuna göre farklı bir şeyler vardı. topu rakibe verip kaptığında deli danalar gibi saldırmaya dayalı oyunun yerini, topu rakibe verip, sonra da bir şey yapmamaya döndüğünü gördüm maçta. bu açıkça şu demektir: taraftar da, yönetim de, takım da şampiyonluk beklemiyor. ben artık gol yemeyeyim, ilk dörtte kalayım, bir kaza olmasın, ertesi sene de takım da kalayım. böylesi bir bakış açısına dayanamam. bir takımda teknik direktör ve kaptan herkesten önce kariyerini topun ağzına koyacak kadar cesur değilse o takımdan hiçbir şey olmaz. hiçbir asker tırsıp sipere yatan bir komutan için savaşmaz.

herstreamingmind dedi ki...

Samet Hoca bize ne vaad etti takımın başına gelirken ya da onu Beşiktaş'ın hocası yapan neydi sene başında? Bunlara göre değerlendirirsek sağlıklı bir değerlendirme yapabiliriz bence. Benim için iki vaadi vardı:

1. Takım gençleşecek, alt yapıdan ya da genç yaşta transferle oyuncular takıma kazandırılıp yarının takımı kurulacak gerekirse bu sene FEDA edilecekti. Zaten SA da gençleri korkusuzca sahaya salmasıyla, şimdilerde adı yerli transfer piyasasında konuşulan adamalrı A takıma çıkaran ilk hoca olmasıyla ünlüydü. Bu vaad gerçekleşmedi bunu iyice anlayalım bir kere. Kamoyunda bizden genç takım diye bahsedip duruluyor ama eğri oturup (ki bu seneki halimizle kesinlikle kesinlikle eğri oturmuş oluyoruz) doğru konuşalım, biz genç takım falan değiliz. Bir takımın sırf gençlerle kurulmayacğını, araya tecrübe serpiştirilmesi gerektiğini ben de biliyorum ama şu takımda bu sene ilk kez A takım düzeyine çıkan tek adam Ozzy. Hasan, Sinan falan demeyin onların bu yolda bir gelişimi yok ve hocanın ümidi yok bence. Bir de Uğur gibi ne bugüne katkı verebilen, vermediği gibi verebileceklerin de önüne konulan adamlar var. SA genç oyuncu geliştiren bir hoca mıdır diye bunu ayrıca tartışabiliriz.

2. SA Beşiktaş'ın en şaşalı, en özünü yaşadığı günlerinde o takımın parçalarından biriydi ve bu büyüklüğe inanan, camiaya, takıma katılanlara bunu aktarabilecek bir hocaydı güya. Bu da lafta kaldı. Son FB maçına kadar derbilerde hocanın defans yapmak için takımı ne hallere soktuğunu gördük. Kırmızı formayı bize 7(+/- 1) beraberlik kazandırdığı (!) için uğurlu sayıyoruz, bir derbi kazandık diye Olcay'ı SA'yı canlı yayından toplayamadık ve açıkçası İstanbul takımı yenmiş Anadolu takımı gibi davrandık, liderlik için atılım yapabileceğimiz her avantajlı, GSnin puan kaybettiği haftada takımın bacakları dolandı.

Özetle SA kendisini BJK hocalığına taşıyan hiç bir vaadin karşılığını veremedi ayrıca yazıyı uzatmamak için yazmadığım profesyonellikle ilgili bir dolu yanlışı var. Onları da tartışabiliriz. Ben hocanın daha başka bir şey verebileceğine inanmıyorum ve seni sonu bu ilişki şampiyon olsak bile bitmeli.

beagle dedi ki...

@herstreamingmind

Yeni bir tartışma yaratmak istemem ama Metin, Ali, Feyyaz, Rıza falan hepsi takımdayken savunma beyni Samet'ken biz hep şerefli 2.lik adayı idik. 1988'de Samet bırakıp Libero'ya Gökhan Keskin geçince ve savunmaya aynı yıl Recep Çetin gelince Beşiktaş sınıf atladı.

Öyle bir takımdı ki o herhalde bir daha iç huzuru ile Beşiktaş maçı izleyemememizin sebebi olacaklar. Mcgregor kadar bir kaleci bulup Ulvi ve Kadir'i iki vasat Almanla upgrade edebilseydik Türkiye'nin ilk avrupa kupasını yıllar önce biz alırdık. Kupa konusunu taraftarlık gazı ile sallamıyorum, çok ciddiyim, Almanya'daki Borussia Dortmund maçlarının tekrarını izleyin ve Şifo'ya attıkları çaresizlik tekmelerine bakın nasıl bir takım olmanın direğinden döndüğümüzü anlarsınız. Biz Samet Aybaba'mızı değil Recep Çetin ve Gökhan Keskin'imizi bulamıyoruz.

herstreamingmind dedi ki...

Açıçası yaşım tutmuyor hatırlamaya/izlemeye o yüzden haklısın diyebilirim sadece ama benim vurgulamak istediğim şu ki SA Beşiktaş'ın büyüklüğü futbolcularına maalesef aktaramadı yani vaad ettiği az sayıda şeyden birini yapamadı. Çok acımasız olmak ve ahkam kesmek istemiyorum ama hocanın söylemleri ve davranışları 1. Azıcık üst sıralara tırmanmış bir Anadolu takımı hocası gibi 2. Bosman olmadığı zamanlardan kalmış oyuncular istediğini dikte edebilecek bir hoca gibi. Merak eden bulabilir Tranzon'u çalıştırdığıu zamanlarda yazılmış "SA Antolojisi" başıklı bir yazı var. Hemen hemen aynı dertler ve en rahatsız edeni niye üstünde çok ısrar ettiği muğlak olan oyuncular alınmayınca eldekini de kullanmayıp "bana istediğimi almadınız böyle oldu tavrı". Bakınız G.Süzen transferi olmayınca ısrarla Uğur kullanımı, Bknz. devre arasında orta saha forveti besleyemiyor diye bir şey çıkartıp S. Öztürk peşinde koşmalar ve bu liste uzar gider. Özetle ben kendisini bu takıma hoca olmaya yakıştıramıyorum açıkçası.

tannhauser dedi ki...

onca lafın arasında bir kişiyi unutmuşum. ve kimse de yazmamış. escude gayet temiz bir oyun oynadı. takıma alınma amacına uygun bir şekilde.

Basar dedi ki...

@tannhauser
Ne ilginçtir ki Dentinho ile Gökhan'ın menajerleri aynı kişi...

@herstreamingmind
Ne ilginçtir ki Sezercik'in menajeri de aynı kişi...

tekrar @herstreamingmind
Takımımızın ilk yarı yaş ortalaması 27! Bununlailgili devre arası bir yazı yazmıştım. Kaybettiğimiz GS maçında sahadaki iki takımın yaş ortalaması aynıydı. Bununla da ilgili yazı yazmıştım.

***
Bu hafta Samet Hoca bize "oğlum bak git" çekti. fener maçından sonra ergen çocuk gibi havaya girip babalanma başladık. Halbuki haftalardır "oğlum bak git" diyordu hoca! Samet Aybaba alayımızın kafasına süpürgeyi geçirdi sonunda bu hafta...

Malesef Samet Bey Beşiktaş'ın hocası değil. Bu sezon haspel kader iki rakip bu kadar kötü olmasalar ve defalarca fırsat önümüze gelmese (2. yarının 1.,2.,3., 8. haftaları) Samet'in ne kadar kötü bir hoca olduğu apaçık ortaya çıkacaktı. Bu sezon şampiyonluk çıtası 68-69, büyükler açısından o kadar rezil bir sezon. GS, sahasında bilmem kaçıncı maçını kaybetti... Malesef bu durumda bile aman Trabzon'un çok üstüne yüklenmeyin, gol atsanız da olur atmasanız da olur tarzı bir hoca var başımızda.

Malesef fener maçını kazanmamız bize 1 yıl daha kaybettirdi. Hele hele bu kadar dramatik bir şekilde kazanmak kaderin çok büyük bir cilvesi. Bu maçın özeti "you may win the battle, but you'll lose the war" ile ifade edilir. İngilizce kullandığım için özür dilerim, yazdıklarımda kelimesini bile kullanmamaya özen gösteririm ama bu deyim bize cuk oturuyor.

Yeni sezonda Allah hepimize sabır versin!

helldoradotcom dedi ki...

Gunun en olumlu cikarimi Escude-Sivok ikilisi adrian'li olcan'li rakibe pozisyon vermedi. Sahsi kanaatim eski oyun tarzimizla umarsizca hucum edip, akabinde cikarken kaybedilen bir topla maglup duruma dusup, sonrasinda deli danalar gibi hucum ederek duran toptan bulunmus bir golle berabere kalmaktansa hic pozisyon vermeden ama birkac pozisyon da bularak bu haftaki gibi berabere kalmayi tercih edebilirim.

turkkant dedi ki...

Mustafa'nın ve genel forumdaki yorumlar çok işsabetli olmuş. Bir iki ekleme:

@tannhauser
Gökhan-Emre karşılaştırmasında haklısın. Yine de Emre Özkan'ın salt potansiyel olarak Beşiktaş'In sol beki olması zor. Öte yandan, elinde Erkan Kaş vardı. 21 yaşında, çabukluğu, fiziksel potansiyeli, teknik yetenekleri, driblingi olan bir oyuncu. Samet-Recep alacaktı çocuğu, seni sol bek yapacağız, şurda şöyle duracaksın, şunu yapacaksın diye adım adım öğreteceklerdi. Kimse anasının karnından sol açık doğmuyor! Gökhan Süzen'den fazlası var, azı yok. Ama nerede bizimkilerde o vizyon?

FB maçına ben tesadüfi galibiyet demiştim. Aslında ikinci yarı maçlarının yüzde doksanı tedadüfi sonuçlar. Kırmızı kartlara, 80'den sonra atılan-atılamayan pozisyonlara bakıyorlar.

M. Denizli'nin bir lafı vardı: Nasıl başladığın değil, nasıl bitirdiğin önemlidir. Fener gittikçe formunu yükseltiyor. İlk yarıdaki o miskinlikten eser yok. GS de Schalke maçından sonra yavaş yavaş toparlanır. Hakemler de Allahlık (Zekeriya Alp son 10 yılın en kötü MHK performansını izletiyor bize). Biz bence Trabzon maçıyla ikincilik şansını da çok zora soktuk.

turkkant dedi ki...

Beşiktaş'ın geleceği, 25 yaş altı oyuncularla ilgili fikir belirtmek istiyorum. Gelecek senelerde Sivok, Almeida, Fernandes, Toraman, Hilbert, Holosko vb. 'olmuş' oyunculardan fazlasını alamazsın. Azı olur, çoğu olmaz.

Değerlendirilecek 6 oyuncu var bana göre. Potansiyel gelişimine göre sıralayacak olursak Oğuzhan-Ersan-Necip-Olcay-Cenk-Gökhan Süzen.

Oğuzhan: Yeteneklerine laf yok. Burada kritik soru şu. Forvet arkası mı olacak, merkez orta saha mı? Forvet arkası olmak kolay, zor olan diğeri. Selçuk İnan-Emre Belezoğlu 3-4 senede bu işi kotarabildiler. Umarım onlar gibi bu eşiği aşabilir. Zira onun zekasında bir merkez oyuncu Beşiktaş'ı basamak atlatır. Şu anki defansif kalitesini ben o seviyede görmüyorum. Bence iki alanda kendini geliştirmesi lazım: pres, fizik, devamlılık vb. yani defansif aksiyonlarını ve şut kalitesini.

Ersan: Yaşı 25'i geçse de birinci lig tecrübesi-sakatlık derken hala gelişime açık bir oyuncu. Fizik olarak tekrardan güçlendi. Atletik yetenekleri var. Daha soğukkanlı olmayı öğrenmesi lazım. Yatıp kalkıp defans oyuncusunun 'fiziksel mücadele harici' görevlerine çalışmalı. Bunu becerirse özgüven artışıyla beraber Beşiktaş'ın 5 sene direkt sol stoperi olur. Yapamazsa Ali Eren'lerin, Ekrem'lerin yolundan önce yedek stoper, ardından Anadolu'ya...

Necip: Şu anki haliyle iyi bir Beşiktaş'ın ilk 11 oyuncusu olması mümkün değil. Yasin Sülün'ün hallicesi. Pas kalitesini ve poziyon bilgisini geliştirmesi şart. Bence asla ideal bir merkez oyuncusu olamayacak. Çünkü saha görüşünü ciddi şekilde geliştiren bir oyuncu nadiren görülüyor. Ama acemiliklerini, şaşkınlıklarını asgariye indirip, kısa pasını mükemmelleştirip, arada sürpriz goller de atarsa ön libero pozisyonuna ciddi bir aday olabilir.

Olcay: Gelişimi tamamlanmış olabilir. Zira futbolu büyük oranda olgun bana göre. Oyun zekası, üçgenleri, ikiye birleri, pas kalitesi filan hiç fena değil. Bence geleceği bu formunu sürekli kılıp kılamayacağında ve fizik kalitesini artırıp artıramayacağında. Fizik yetersizliği yüzünden oyunda kaybolduğu oluyor. Bundan fazlasını verebilir mi? Daha da güçlenirse neden olmasın? Ama güçlenebilir mi?

Cenk: Bence yetenek olarak McGregor'un önünde bir kaleci. Ama klasik Türk kalecisi sarsaklıklarını yapıyor. Hep diyorum, Feda senesinde keşke gözümüz kapalı, bir sene formayı verseydik ve et mi tavuk mu anlasaydık. Bundan az puanımız olmazdı. Az umudum olan bir oyuncu, ama belli de olmaz.

G. Süzen: Büyük takıma transfer olunca oyuncular değişirler. Değişemeyenler de zaten 1-2 seneye gönderilirler. Örnek M. Topuz Fener'e transfer olunca bambaşka bir oyuncu oldu, daha yetenekli olan Gökhan Ünal ise silindi gitti... G. Süzen'in belirli yetenekleri var. Fiziğini, agresifliğini, devamlılığını ciddi şekilde artırması lazım. Sol ön imkansız, sol bek ancak alternatif, ama sol içte üst seviye bir oyuncu olursa şaşırmam.

Hasan Türk, Sinan Kurumuş, Muhammed Demirci, Erkan Kaş vb.'yi fikir beyan edecek kadar izlemedik. Veli, Emre Özkan ise yetenek olarak bence Beşiktaş'ın oyuncusu değiller. Bundan fazlasını veremezler.

tannhauser dedi ki...

@basar: bu menajer ve transfer hadiseleriyle ilgili hem senin hem de başkalarının yazılarını okudum ama bunu kendi kendime bile dillendirmek istemiyorum. bu tarz ilişkilerin yapısı, samet aybaba tarafından getirilen kondüsyonerler ve kaleci antrenörü, samet aybaba gitmeyecekse bile soruşturulma konusu edilmemeli.

@turkkant: emre'nin beşiktaş'ın sol beki olup olmamasını değerlendirecek ölçüde gelecek adına konuşamam. ama ismail döndükten sonra gökhan'dan çok daha iyi ve sorunsuz bir yedek olacağı da gözden kaçırılmamalı. erkan, hasan, muhammed ve daha bir çokları neler düşünüyorlar çok merak ediyorum. ertesi sene için, daha ertesi sene için kariyer planları yapıyorlardır. şu sezondan sonra muhammed'in yerinde olsam, hazır sözleşme de bitiyorken yeni sözleşme imzalama yoluna gitmeyebilirim. para ya da başka bir şey için değil. sırf emre özkan'a yapılanlar bile önemli bir gösterge. işin altyapısını bilemiyorum ama ibb-gökhan süzen-emre özkan hadisesinde emre'nin duruşunu çok beğenmiştim. çocuk hakkında pek çok şey söylendi. karalandı. bu işte samet aybaba'nın başrolde olduğunu da biliyorum. benim için 34. dakika bir kırılma anıydı. hiçbir bariz hatası olmayan, yavaş yavaş daha maça daha iyi odaklanan emre'yi o anda oyundan almak, sadece emre'ye değil. muhammed'e, erkan'a, hasan'a ve belki daha da önemlisi beşiktaş'ı tercih edecek başka gençlere kötü mesajlar yolladı. samet aybaba, bırakalım "genç" oyuncu kazanmayı, kazanılabilecek potansiyel genç oyuncular konusunda bile soru işaretleri oluşturdu.

@beagle: 88'de ben on yaşındaydım. öncesini çok iyi hatırlamıyorum ama babamın samet aybaba'nın bırakmasından çok keyif aldığını oldukça net hatırlıyorum. sezon öncesi imza atıldığında (yumuşatarak yazıyorum) futbolu zekasıyla değil kuvvetiyle oynayan bir adamdan tamamen zekaya, analiz kuvvetine dayalı bir iş yapmasını bekleyenler, mutlaka hayal kırıklığına uğrarlar, anlamında çok daha sert şeyler söylemişti. söz gelimi sergen'i alırsın teknik direktör olarak, başarılı olmayabilir. iyi oyuncuları seçmekte, takım kurgusu oluşturmakta beceri gösteremeyebilir. ancak bir maç oynanırken yapacağı küçük dokunuşlar takıma hayat verir. sergen alınsın demiyorum. ama gelinen noktada "sergen bile" beşiktaş için daha iyi olabilirdi.

gundelikci dedi ki...

samet aybaba konusunda gelecek senenin planlamasına dair bir şeyler duymadıkça bir şey söylemek zor bence. beşiktaş bu sene buydu, şimdi de bu. kasımpaşa maçıyla beraber yine ivme de yakalayabilir, milli maç arasından sonra "ne ivmesi" diyip son dakika beraberliklerine devam da edebilir. ön liberoyu ikilemeyen veli kavlak'ı aradı mesela gözlerim, defanstan sırtı dönük orta saha oyuncusuna baskıyı yapan eleman olarak bence bu seneki şablonda olcay ile beraber "gol bulmak adına"en kıymetli adamlardan. beşiktaş'ın bu senesi için olumlu veya olumsuz çok değişen şey olmadı bana göre. nasıl ki yerin dibine sokulan mcgregor lig arasında beşiktaş ve şampiyonluk içeren cümleleri 3-0 biten kayseri maçıyla kurdurttuysa, oğuzhan da niang'a aktaramdığı pasta sırıtabilir. en durduğumuz, rakibe "bu sefer golü, hangi takım atacak" diye düşündürtmediğimiz maçta bile olcay'ın 2, oğuzhan'ın bir, niang'ın da 1.5 pozisyonu var. şu yarı dönemde taktik kısmını unutarak yalnız mustafa denizli ile şampiyonluk yüksek oranda garantiydi, o da futbolcuları motive ederek değil, medyayı oyalayarak, camia üzerindeki şampiyonluk baskısını kaldırarak.

helldoradotcom dedi ki...

@gundelikci

Basima birsey gelmeyecekse Veli yorumuna aynen katiliyorum. Hatta bir adim ileri gidip Toraman'in yerine Veli olsaydi cok cok daha iyi olurdu. Veli & Olcay bu formasyonda cok oenmliler.

Övünç dedi ki...

Eğer bugün için konuşuyorsak ki ona rağmen katılmıyorum , Beşiktaş'ın en büyük sorunu bu zaten.

Biz Veli'yi arar bir takım olduk.

Veli'yi ne Fenerbahçe ne Galatasaray hatta Trabzonspor bile aramaz.Aramamalı zaten.Veli bir çok pozisyonlu yedek kulübesi jokeri olur ancak ki türevleri Sezer Öztürk , Engin Baytar gibi adamlar kadar yetenekli de değil.

Evet sene başında Ernst gönderildiğinde kesinlikle hak vermiştim gidişine zira çok zor durumdayız diye düşünüyor ,Cambiasso'ya benzettiğim Hasan Türk'ten bir cevher çıkmasını ümit ediyordum ama gidip üstüne Beşiktaş'a hiç katkı vermeyeceği gün gibi ortada Dentinyo'ya , Uğur Boral'a , Gökhan Süzen'e , bu sezon için maaşları dahil 4 m €'dan fazla para veriyorsan orada duracaksın arkadaş.

Sen o parayı oraya gömdükten sonra bana Veli'yi arıyoruz diye bir argümanla gelirsen benden küfürü yersin.Hiç kusura bakma.

Netekim biz bu kafayla seneye de Veli'yi aramaya devam edeceğiz.

gundelikci dedi ki...

dentinho'nun geliş şekli çok rahatsız etti sanırım insanları da, verim alınamamasını yeni oluşan şartlar belirledi. nasıl bu kadar emin olunabilir ki dentinho olcay ve holosko'nun skor anlamında durduğu günlerde bir işe kesinlikle yaramazdı. ha denir ama olcay da olduğu gibi yanlış öngörü olma olasılığı oldukça yüksek olur.
gökhan süzen ise bence bir şekilde fener maçı dışında en azından dengeli bir görüntüde halen, emre özelinde hırslı ve güçlü olduğunu düşünsem de ilk yarıda kademesine koşan stoperin bölgesini yürür tempoda kapattığı maçları vardı. veli gayet de aranır bu düzende, olcay da aranır, almeida da. o yüzden söyledim bu sene belki "kara düzen" ama düzen bu.

Ekrem35 dedi ki...

maça çıkan kadroyu hiçbirimiz eleştiremeyiz diye düşünüyorum. veli sağlıklı olsaydı veli başlardı ve biz neden oğuzhan oynamdı derdik. hem oğuzhan hem fernandes sahadaydı ilk onbirde. bu nedenle 11 konusunda hoca eleştirilemez bence.

oyun olarak bu sezon ki en kötü futbolumuzu oynadığımız konusunda hem fikirim ben de sizler gibi. ancak hocaya çok fazla eleştiri geldiğini düşünüyorum ben. burda niyetim samet hocayı savunma değil ancak 2. yarıda fernandes ve oğuzhan'ın pas yapamayan halini görünce bunda samet hocanın bir etkisi olamaz diye düşünüyorum. belki daha kontrollü oynama fikri vardır hocanın ancak futbolcularımıza 2 pas bile yapamayın sadece bekleyin diyebileceğini düşünmüyorum.

eğer hoca eleştiriliyorsa bu maçtan sonra en az onun kadar futbolcularımızn da eleştirilmesi lazım bence. holosko'daki bariz form düşüklüğü, oğuzhan'ın oynamaya mecalinin olmaması, sezonda 10 maçı sakatlık nedeniyle kaçıran fernandes'in de sağlam şekilde eleştirilmesi gerekir.

beagle dedi ki...

@tannhauser

Dede gibi durmayayım bir iki sene fark ile aynı jenerasyondanız :) Ama ben mağlup olan takımdan, ezen takıma dönüşü gözleme şansı buldum. Sen direk iyi zamandan girmişsin.

Sergen konusunda %100 aynı görüşteyim. Uzun vadede dengeli bir yönetici olamayabilir ama oyuncu seçimi veya taktik gerçekler konusunda faydalanılabilir. Yanılmıyorsam PAF takımı bir 10 maç yönetti ve acayip başarılı olmuştu. Aslında Sinan Engin belası yeniden çıkmadan Ali Gültiken çok düzgün bir menejerlik yapıyordu. Ali işine devam etse ve altında Sergen, Shuster gibi futbol zekası ve kazanma niyeti olan hocalar kullansak bu iş düzelebilirdi.

Açıkçası Sergen, schuster gibi adamların transfer komisyonlarında adı geçeceğini de sanmıyorum. Sinan Engin, Mustafa denizli'nin menejerleri, gestifute derken şimdi de Samet'in favori menejeri takıma bela oldu. Bu öyle bir beladır ki Gordon'un zamanında bir türlü iyi yabancı alamayışımıza kadar uzanır. O da futbolda çeşitli işler yapmıştı ve teknik direktörün transfer komisyonu almasını normal kabul ederdi...

Bu arada ek not A2 takımımızın son dönemki başarımızda Sefa diye genç bir oyuncuya da dikkat çekmek lazım. El arabası ile gol atmıyor ama iyi oyuncu olduğu söyleniyor ve 3 maçtır puan getiren gol atıyor. 2011-12 de en iyi çıkış yapan genç oyuncu ödülü gibi bir durumu var. Yani iyi bir forvet adayımız daha var alt takımda. Tabi Dentinho dururken furkanı sefayı niye oynatalım dimi?