Bobocan

Bu yaz memlekette düzenlenecek olan U20 Dünya Kupası 2005 yılında Hollanda’da sahne alırken; adı sebebiyle iki büyük favori Arjantin ve Brezilya…
Arjantin’de Barcelona alt yapısından gelmiş ve geleceğinin çok parlak olduğu söylenen Messi diye bir çocuk var. Brezilya’da ise forvet ikilisi alışılmışın dışında fizikli oyunculardan oluşmakta; Tardelli ve Bobo…

Tardelli biraz daha teknik, topla da alıp yürüyen bir yetenek. Bobo olanı ise daha çok fiziğiyle ön tarafı karıştırıyor, sırtı dönük aldığı toplarda çok başarılı; gol bölgelerine de iyi sızıyor… Yaklaşık bir yıl sonra deniz şortunu çıkarıp geldiği Beşiktaş’ta da aynı görüntü içersinde, ama biraz daha hantal… 

Nitekim 2-2 sonlanacak, Sergen’in iki gol attığı Kadıköy’deki Fenerbahçe derbisinde; aslında Sergen’in attığı ilk golü atması gereken o olacaktı. Önce Kleberson’un ortasına kafayla ıska geçmiş, sonra da Ahmed Hassan’ın vuruşuna ayak uzatamamıştı. Ama özgüveni vardı, sezgileri güçlüydü, belli ki ileride olacaktı!

Oldu da aslında… Her geçen gün üzerine koyarak gitti Bobo, uzun zaman sonra Avrupa futbolunda adını duyuran bir oyuncusu vardı Beşiktaş’ın. Ama nedense her yaz döneminde “Beşiktaş’ın forveti değil” sesleriyle karşılaşıyordu. Bir sonraki sezon forvet yine o oluyor, yine takımın en iyisi olarak sezonu tamamlıyordu; ama yine Beşiktaş’ın forveti değildi…

Bobo, birçok gol rekorunu kırarak Beşiktaş’tan nihayet ayrıldı bir gün, döndü dolaştı ve bu sezon Kayserispor’un forveti oldu. Mouche, Cleyton, Sefa üçlüsünü en ileri uçta mükemmel tamamladı. Her hücumda söz sahibi oldu, onlardan 18’i son söz oldu… En sonuncusu ise Beşiktaş’a karşıydı; sevinmemişti. Çok da güzel sevinmemişti… 
Çünkü gözlerinden okunan şey oydu, içinden sevinmek gelmemişti; laf olsun diye değildi. Zaten o, laf olsun diye iş yapacak bir insan değildi. Ve belki de bu yüzden Beşiktaş’ın forveti olamadı… Bobo, memleketimizin her yerinde rastlayacağımız “sadece işini yapmaya çalıştığı için” hakkı yenenlerin forvet halini almış bir portresiydi… Beşiktaş hala forvetini araya dursun, bu ligin en iyi forvetlerinden biri hala Bobo...

Ayrıca;


18 yorum:

BJK4EVER dedi ki...

Isini iyi yapmak istedigi biri oldugu icin mi 2.5 milyon euro garanti para isteyip istedigini alamayinca onun ceyregine Cruzeiro'ya gitti?

Futbolculuguna lafim yok, ancak bizde ayrilmasi dogaldi, normaldi ve gitti. Ahlara vahlara gerek yok, Almeida ve Mustafa Bobo'dan asagi kalir forvetler degil.

Cartalete dedi ki...

Alves'in yarısının 3 milyona geldiği tuhaf ilişkili bir dönemde, ben Bobo'yla zaten anlaşılmak istenmediğini düşünüyorum. Söz konusu diyalogların tam gerçekliği yansıtmadığını düşünüyorum.

mustafa dedi ki...

Bencede Cruzerio , Kayseride oynamayı kabullenmiş bir adamın Beşiktaşta oynamak istemediği , Beşiktaşın önerdiği ücreti kabul etmediğine inanmıyorum. Muhtemelen Türkiyedeki kirli menejer oyunlarına kurban gitti Bobo.

delSolar dedi ki...

Figer denilen kan emici degil miydi bunu manageri? Bence o adam yakti boboyu

Cartalete dedi ki...

Mesele neden ayrıldı olayından ziyade, genel olarak o kadar istikrarlı ve iyi oyuncu olmasına rağmen kendini kabullendirememiş olması. İyi oyuncu yakalasak bile hala verimli olabilecekken elde tutmuyoruz, tutmazken para da kazanamıyoruz.

Seneye de "Hilbert kalaydı iyiydi" deme ihtiamlimiz çok yüksek mesela.

gundelikci dedi ki...

Figer her zaman kan emiciydi, ama Bobo'nun gitmesine neden, yd'nin yeni bir kan emici mendes ile at koşturmak istemesiydi. yoksa almeida'nın 2.5 kazandığı golcü kontenjanından bobo 3 alır.

Martin Wörns dedi ki...

Bobo bir kaç dönemi saymazsak genelde çok zayıf hücum aksiyonlarına sahip kadroların parçasıydı, en büyük şanssızlığı da buydu bence. 10-12 gol ortalamasıyla oynuyordu ancak fazla fırsatta bulamıyordu. Başka bir özelliği ise potansiyelini istikrarlı şekilde sezona yayamaması idi. Haftalarca hantal, formsuz hallerini izlediğimizi hatırlamak lazım. Zaten, Beşiktaş'ın forveti değil fikirleri bu dönemlerin ürünüydü. Kaliteli bir forvet olmasına karşın bende neden gitti diye fazla hayıflanmıyorum. Şu an olsaydı da güvenilir birinci seçenek olarak yazamazdık.

beagle dedi ki...

Martin Wörns en kritik noktayı söyledi. Bobo'nun sorunu potansiyel değil devamlılık sorunuydu. Aslında iyi oynamaya başlayınca 3-4 hafta içinde sakatlanıp, kilo alıp sonra 6-7 haftada zor toparlanması Bobo'nun bizdeki kariyer özetiydi. Yoksa sırtı dönükken top alıp rakip kaleye dönüp gidebilen bir forvet olarak o kadar değerliydi ki.

Sanırım söylenmeyemiş ikinci bir yan da hiç bir zaman bir forvet ikilisinin bir tanesi olarak verimli olamamasıydı. Nobre'yi Almeida'yı Batuhan'ı hatta Holosko'yu bile tamamlamadı. Kendi 10 golünü atıyordu, o ayrı :)

BJK4EVER dedi ki...

Diego'nun adinin Besiktas'la, hatta dort buyuklerden herhangi biriyle gecmemesine cok sasiriyorum. Hatta sadece Diego degil, Holmen ve Tosic icin de gecerli bu. Diego Sivok'la mukemmel bir ikili olusturur bence, Escude gozden cikarilmissa mutlaka dusunulmeli. Onun disinda Sinan Bolat, Serdar Kurtulus, Holmen mutlaka alinmali. Gekas da yedek santrfor olarak dusunulebilir cift forvet oynayacaksa. Aslinda net olarak gozukuyor ki iyi transfer yapmak icin para harcamaya bile gerek yok, sirf bonservissiz oyunculari alarak bile tas gibi takim yapilabilir.

yilmaz dedi ki...

gol attığı için tu kaka edilen yeni oyuncumuz da olcay şahan. Olcay'ı şu anda taraftarların ve medyanın karşısında ayakta tutan attığı golleri. Bir kanat oyuncusu olmasına rağmen hemen her maç gol atmak zorunda. Eğer 2-3 maç ıska geçerse hemen tepesine çöreklenecek akbabalar.

Bizim taraftarımız gerçekten vefasız. Bunun lamu cimi yok. Herkese yaptık bunu. ilhan'a da pancu'ya da bobo'ya da ertuğrul'a da...

Bunlar hep attıkları goller sayesinde taraftarı susturdu. Ama asist+gol katkısı hiç kendilerine yaklaşmayacak oyuncuları bağrına bastı. Çünkü onlar tribünlerin hoşuna gidecek şeyler yapıyordu.

Emir Eri dedi ki...

Diego sanırım eskişehirle sözleşme yeniledi, Holmen ile ise protokol imzaladığımız söyleniyor ama yeni gelecek antrenör ister mi bilemiyoruz. Yine düşen İBB'den Doka ve formda olduğu dönemde Wenger'in takibine aldığı Visca da bu kulübün sömürülebilecek oyuncularıdır.

Madem sistem transferi yapmak istiyoruz, bu adamları uygun fiyatlara alır oynatırız. Mesela geçtiğimiz yıl Orduspor'u ayakta tutan Gosso bizim ortasaha sertliğimizi arttırmak için alınabilecek oyunculardan biriydi, Elazığ'da oynayan Adem Alkaşi'nin de Hilbert'ten pek bir eksiği yok. Gaziantep'ten (yine mi antep denildiğini duyar gibiyim) Cenk Tosun, Muhammet Demir, Turgut Doğan Şahin ve Serdar Kurtuluş alınabilecek ve takıma değer katabilecek önemli yerli isimler..

Ayrıca Erman Kılıç, her ne kadar kin duysakta Mehmet Topuz, Kadir Bekmezci, Wederson, sakatlanıncaya kadar çoğu kişinin dikkatini çeken Sezgin Coşkun, fenerlilerin bir dönem yere göğe koyamadığı Recep Niyaz gibi isimler sezon sonunda serbest kalacaklar..

Tüm bu isimleri geçtim, biz elimizdeki Erkan Kaş'ı kaybetmeden, sözleşme yenileyelim bana yeter!

planck dedi ki...

Bobo geldiği ilk iki seneden sonra çok fazla geliştirmedi. Mesela bu adamın min. 2M€ bonservis ile herhangi bir fransız (rus fln da değil) klübüne satılabilecek bir durumda olması gerekirken, serbest kaldığı halde avrupadan teklif alamamış haldeydi. Bu işte de bir terslik yok mu?

Basar dedi ki...

Bobo çok sevdiğim bir forvetti fakat bizden istediği ücret çok fazlaydı. Burada hem menajerinin hem de o günkü şişkin ücret politikasının kurbanı olduğunu düşünüyorum.

Gidişi hem kendisi hem de Beşiktaş adına kayıp oldu. 2,5 umarken 0,5'e oynadı. Beşiktaş adına ise değeri varken satılmayarak maddi zarar oluştu. Kısaca Bobo'nun gidişi kimseye pek fayda etmedi.

Bunun dışında, bence kesinlikle Almeida'dan daha klas bir forvet. Bizdeki sıkıntılarını arkadaşlar güzel özetlemiş. Ben Kayseri'de yıl boyu (sezon başı hariç) fit gördüm kendisini, malesef Beşiktaş'ta her zaman bu kadar fit değildi.

Ben gidişine hala üzgünüm. Gidişi bana romanlardaki ayrı şehirler yüzünden birbirinden gayrı kalan sevgilileri hatırlatır. Yarım kalmış, bitmesi gerektiği gibi bitememiş bir sevdadır Bobo.

Övünç dedi ki...

Niye bilmiyorum ama ben Bobo'ya pek ısınamadım .

Beşiktaş'ın forveti değil diyenlerdenim.

Doğrudur Brezilya u-20 takımının kaptanı olmak önemli bir cv'dir.Dediğin gibi Messi ve Agüero'da o turnuvada parladı ama aynı Arjantin takımının diğer forveti Oberman'ın adını bile bilen yoktur.

Demem o ki bu adamların olup olmadıklarını değerlendirmeye başlamak için geçmişi kullanmak bir done değil.

Ha biz çok mu üst seviye bir takımız kendimizi dev aynasında mı görüyoruz dersen bir ihtimal hak veririm ama Bobo'nun olması gereken yer zaten Bursaspor , Kayserispor civarları bence daha fazlası değil.

Bir Batalla gibi fark yaratacak adam değil zaten.

Bizim forvetimizde fark yaratacak bir adama ihtiyacımız var.

Aynı maliyete bulunur mu ? Sanmıyorum ama zaten daha fazla maliyetle bulacak ve alacak gücümüz var.Beşiktaş bir forvete 2-2.5m € verebilmeli zaten normal şartlar da gelirleri baz alındığında.

Eskiden aramıyorduk , artık arıyoruz.

Andreas Cornelius'ların , John Guidetti'lerin isimlerinin geçmesi bile çok çok önemli bence.

Bir yandan Jovanovic gibi vasat adamların da ismi geçiyor ama ben yarın Önder Özen'in gelişinin ardından bir daha böyle haberler duyacağımıza bile ihtimal vermiyorum.

helldoradotcom dedi ki...

Bobo'yu ben de oldum olasi begenmeyenlerdenim. Sportif katkisindan ziyade bende bencil bir oyuncuymus izlenimi birakti yillarca. Baskasinin attigi gole cok sevinmediginden midir nedir bilemiyorum (belko de adamin karakteri buydu) sevemedim Bobo'yu. Hele bir de gidis tarzi iyiden iyiye soguttu kendinden. Gitsin kucuk takimin buyuk oyuncusu olmaya devam etsin. Potansiyeli olsa brezilya'da toplam 5 mac oynatirlardi zaten.

Ekrem35 dedi ki...

yazacak başlık bulamadığım ve ne son başlık bu olduğu için buraya yazıyorum, serdar adalı başkan adayı oluyormuş!

bir bitmediniz arkadaş demekten kendimi alamıyorum. şu kulüp ne zaman ayağa kalkmaya çalışsa ilk ve en sağlam darbeyi "beşiktaşlıyım" diye geçinen adamlardan aldı. geçen sene hesapları inceletip "durum epey betermiş yavvv" tarzı şeyler söyledikten sonra başkan olmaya cesaret edemeyen adamlar bugün kulüp az nefes alabilir konuma gelince ortaya çıkmaya başladı.

bu adaylığın arkasında, l.e, y.dgiller yoksa ben bir şey bilmiyorum.

dün önder özen imzasıyla yeşeren ümitlerim bugün tekrar azalıyor. (y.d.yi 10 sene başkan olarak tutan kongre üyelerimiz serdal adalıyı niye seçmesin)

beagle dedi ki...

Tam Önder Özen'in planlarına mutlu olacakken ve Cornelius, Samed gibi adamların isimleri geçmeye başlamışken bu seçim savaşları girdi devreye. Yönetim Adalı korkusu ile transfer kerizliğine başlıyor olabilir.

Orman'a Önder Özen konusunda güveniyor muyum? hayır. Geçen yıla da Altınsay ile başlamıştı hatırlarsınız.

Önder Özen'e sonsuz güveniyor muyum? Bilmiyorum. İsmi geçen Veysel Sarı ve Aykut Demir transferleri ile uğraşıyorsa cidden baştan soğurum. Bu ne atsan atılır, ne satsan satılır, ne kazandırır ne bariz göze batar adamlar bir kupa adayı futbol takımının uzun süreli kötü gidişi için biçilmiş kaftandır. Aykut Gençlerbirliğinde beklerden kısa boyu ile savunmanın merkezinde enteresan bir adam. Sivok, Toraman karışımı bir şey. ha iyi niyetli, kötü topçu değil derseniz evet derim de gitsin Gençlerde oynasın. Gençlerin Bayern'le oynama ihtimali pek yok ama bir gün Gomez'i, Adebayor'u tutması gerekirse 5-8 gol yememiz kaçınılmaz olur.

Sağbekte Hilbert, Veysel'den kötü mü? Hatta Toraman yaklaşık Veysel kadar sağbek oynayamıyor mu? Orta sahada Veysel'e forma verip Necip'i yedek oturtmak neyi değiştirir?

Aman diyorum Orman yönetimi. Seçimi sağduyu ile kazanırsınız, panik ile değil. Ayrıca Özen'i de Altınsay ederseniz, değil Adalı, Murat Aksu bile sizi alaşağı edebilir.

gundelikci dedi ki...

Ben kendi adıma endişeliyim. Vatan, milliyet gibi gazatelerin de adalı desteği şüphelerimi haklı çıkarıyor gibi. Altınsay'ın da pozisyonunun önemli olduğunu düşünüyorum, ismi propaganda için kullanılıyor adalı tarafından. Aday olacak mı olmayacak mı, adalı'nın listesinde mi? kendisine ulaşılabilecek, en azından durumunu kamuoyu ile paylaşmasını sağlayacak bir taraftar baskısı oluşturacak yol yok mudur?