İlk Perde: Slaven Bilic



Öncelikle bu seçimin Önder Özen tarafından yapıldığını unutmamak gerek. O nedenle Beşiktaşlı, grubun damak tadı konusundaki en iddialı insanın sipariş verdiği masadaki rahatlığı yaşayabilir. Çünkü mutlaka, aklına gelmediği ama aslında aradığı bir şeyler o masaya konacaktır…

Başarmış veya başarma potansiyeli olan teknik direktör ikileminde, “başarma potansiyeli olan” teknik direktör tercih edildi. Aslında kendisine biraz “yarı başarmış” bir teknik adam da denebilir. Zira Hırvatistan Milli Takımı’yla yaptıkları hiç de küçümsenecek ölçülerde değil. İçinde kendisinin de bulunduğu Prosinecki’li, Suker’li, Boban’lı altın jenerasyondan sonraki en iyi milli takımı yarattı. Sıfırdan, bir milli takım üzerinde sanki bir kulüp takımıymış ve uzun süredir birlikteymişçesine takım ruhu, disiplini aşıladı. Bu, o kadar da kolay bir şey değildir ve biraz fazla “yok görülen” bir yüzüdür. Ancak aynı başarıyı bir kulüp takımında gösterememiş olması; onun tek ve en kritik bilinmezli yönü.

Öğreneceği ilk Türkçe cümle: “Hadi oğlum!”
Onu yakından tanıyanlar, oyuncularıyla olan iletişiminin çok güçlü olduğunu söylerler. Hatta Rusya’da başarısız olma sebeplerinden biri de Rus futbolcuların daha bir asker kafasında, sert mizaçlı hocalarla çalışmayı yeğlemeleri olarak gösteriliyor. Türkiye’de ise durum tam tersi, burada iletişim taktikten bile önce gelir. Üç lisana sahip olmasına rağmen, gittiği yerde yerel dili öğrenmeye çalışan Bilic’in sözlükte kurcalayacağı ilk cümle belli: Hadi oğlum!.. Bunu, Bilic’in ilk artısı olarak cebe atabiliriz.
Karizması, hukuk eğitimi, dünya görüşü, müzisyenliği… Dışarıdan bakıldığında her futbolseverin taç çizgisi etrafında görmek isteyeceği bir teknik direktör görüntüsü sergilediği kesin. Ancak Bilic, işin taktiksel yönünde de oldukça iyi emareler vermişti aslında. Birazdan söylenecekler afakî kalacak tabi ki. Önce bekleyip, izleyip, irdelemek lazım… Ancak ben yine de önsezilerime dayanarak hissettiklerimi yazayım.

Bilic’in taktiksel bakışında, biraz Lucescu havası görebiliriz. “Benim sistemim budur, buna uyulacak” diyenlerden değil de eldeki oyuncu grubuyla bir sistem belirleyen modelde. Ve en önemlisi de o kadro içinde keşfe çıkması, oyuncularını daha iyi verim alacağına inandığı mevkilere kaydırması, rollerle oynaması… Bu, bir teknik direktör için kritik bir özelliktir. Hatta teknik direktörü diğer insanlardan ayıran, görülmeyenin görülmesini sağlayan, teknik direktörü teknik direktör yapan bir şey… Milli takımda Kranjcar’a, Rakitic’e, Corluca’ya, Mandzukic’e zaman zaman biçtiği farklı roller, buna işaret. 

Slaven Bilic der ki aslında “çok şey anlatır” ki…

“Beni Everton’a Howard Kendall aldı ama onun yerine gelen Walter Smith’in ne yapmaya çalıştığını asla anlayamadım. Beni stoper yerine orta sahada oynatarak daha az gol yiyeceğimizi zannetti. Ama neredeyse her maç gol yedik ve bizden güçlü olduğunu düşündüğü takımlara karşı çaresizce geriye gömülüp sürekli yenilmeye devam ettik. Futboldaki en büyük yanılgı, çok defans oyuncusu oynatınca daha az gol yiyeceğinizi ve çok hücum oyuncusu oynatınca çok gol atabileceğinizi sanmak. Halbuki asıl mesele defansif karakterli oyuncuların ofansa katkısı ve ofansif oyuncuların defansa katkısı arasında denge kurabilmek.”

Memleketimizde de sıkça rastladığımız, sadece kağıtta yazan kadro dizilişine ve mevkilere kafa yorularak sorulan bir soruya cevabı böyle olmuştu Bilic’in, Euro 2012 İspanya maçı sonrasında. Çok fazla ofansif orta saha oyuncusu oynattığı için eleştirilmişti, ancak Modric’in ortasında yine o maçta özel bir role bürünmüş Rakitic’in kale alanında vurduğu kafa içeri girmiş olsaydı; Hırvatistan o turnuvanın iki finalistiyle kapışmak zorunda kaldığı gruptan çıkmış olacaktı.

Keza Lucescu, Trabzonspor’a 5 gol atan hatta “artık biraz yavaş” telkininde bulunduğu takımıyla, 11 olarak aynı şekilde Chelsea deplasmanına çıkmıştı. Ancak bu kez roller çok daha farklıydı… Aynı isimler, aynı 11, aynı dizili ama farklı bir oyun formatı. Bazı maçlar olur, her zamanki gibi oynamazsın ama küçük detaylar, kırılma yaratır ve o maçı sana kazandırır. Bilic, sadece bu demecinden bile anlaşılacağı üzere oyuna o gözle bakan bir teknik adam olduğunu belgeliyor. 

2008’in rövanşını alırken…
Sonra yıllarda milli takımımızın en çaresiz kaldığı maçlardan biri olan, İstanbul’daki 3-0’lık Hırvatistan galibiyetinde de yine “dersini çalışmış Bilic” örneğini görmüştük. Çok fazla yetenekli orta sahaları olmasına rağmen onları merkezden çok fazla uzaklaştırmamış, sıkı bir alan savunması uygulamıştı. Bu da, başta Selçuk olmak üzere Türkiye’nin orta sahadaki hareket alanını iyice kısırlaştırmış ve tek hücum planı böylelikle bastırılmıştı. Hırvatistan ise oyunu kontrolüne almış şekilde, “ne zaman istese, o zaman golü atar” görüntüsünde bir oyun oynuyordu, kendinden emindi… Olic’i yem misali ortada gezdirerek, etrafında serbest rolde oynayan ve genellikle arka direklere koşu atan Mandzukic’le vurma planı işlemişti. Hatta, taçlarda bile pozisyon alma sıkıntısı yaşayan duran top savunması fukaralığımız da radara girmiş olacaktı ki; Corluka, her taç atışında hücumda kaymış ve gerekli tehlikeyi yaratmıştı. Rövanşında ise sanki 1-0’lık avantajla çıkıyormuşçasına aynı taktiksel disiplini yansıtması ve bunu kenarda koltuğuna hiç oturmayarak perçinlemesi de unutulmazdı.

Elbette, elinde Hırvatistan Milli Takımında olduğu kadar oyun disiplini olan ve kalite olarak belli bir seviyeyi aşmış bir oyuncu grubu olmayacak. Ama şurası kesin ki o seviyeye yükselme potansiyeli olan bir kadroyla karşılaşacak… Başarma potansiyeli olan bir hoca ve kalite potansiyeli olan, içten içe keşfedilmeyi, geliştirilmeyi bekleyen bir kadro… Beşiktaş, bugününden çok yarını için bir şeylere imza atma çabasında. Zira bugün, hala geçmiş 8 yıldaki her günün acısıyla kavruluyor. O yüzden, Önder Özen ve Slaven Bilic ikilisine her zamankinden daha fazla umut karışımlı sabır göstermek gerek. Beşiktaş, bir futbol aklıyla hareket ediyor artık ve bize gün geçtikçe futbolu konuşturmaya daha fazla özendireceğe benziyor. Bu, ilk perdesiydi… Bilic önderliğinde bizleri oyunun güzel tarafını tartışmaya itecek bir sonraki perdede görüşmek üzere.

Mustafa Demirtaş / Hayatım Futbol Sayı 86

109 yorum:

Övünç dedi ki...

Ne yalan söyleyeyim adını ilk duyduğum anda bir hayal kırıklığı yaşamadım değil ama oluşan sinerji , yarım saatlik toplantıda bile Önder Özen ile gösterdikleri uyum gerçekten heyecan verici.

Sen oyuncular ile ilişkinin önemine değinmişsin ama ben de tam olarak aynı şeyden negatif yönde dertliyim.Bizim takımda maalesef başta Fernandes olmak üzere cıvımaya fazlasıyla müsait bir ortam var.

Kantarın dengesini nasıl bulacağını merak ediyorum.

Yine de en son Guti'li,Simao'lu,Q7'li,Fernandes'li,Schuster'li kadroyla Buca'ya 5 attığımız maçtan sonra bu kadar heyecanlandığımı düşününce mutluyum yaw :)

oguzk dedi ki...

Özledik be Mustafa yazılarını. Yazacak konular da çok yok aslında. Bilic'in agresif ve taktiğe dayalı oyunu aşılayacağını ve genç oynatmaktan kesinlikle korkmayacağina inanıyorum. Samet Aybaba ile üçüncü olup sabredemeyen taraftan beşinci olsak bile sabredeceğine inanıyorum belki de umuyorum. Hayırlı olsun Bilic reyiz.

sayz'ın usu dedi ki...

adını hatırlamıyorum twitter'da bir lokomotiv moskova taraftarı çok sabr gösterilmesi gereken bir hoca demişti biliç için. işte bu noktada en büyük handikap'ı, çünkü kimse kusura bakmassın sabırlı bir taraftar topluluğu yok türkiye'de. desteklediğimden değil ama eğer ikincilik harici bir sonuç alınırsa biliç'in sonunu çoktan yazar bu taraftar. @cartelete transferler hakkında da bir yazı bekliyoruz hocam senden, şöyle geniş bir değerlendirme yapsan hiç fena olmaz?

Cartalete dedi ki...

Bir dahaki yazı planı, Şişmanoğlu ve Gökhan Töre ikilisi üzerine.

gökhan dedi ki...

açıkçası ispanya'yı ya da italya'yı kulüp takımı gibi oynatmaktan çok daha büyük iştir hırvatistan'ı bu şekilde oynatmak. sonuçta biz ispanya'yı izlediğimizi sanıyoruz ama o takım aslında barcelona, italya diye gördüğümüz de juventus. zaten 6-7 oyuncu aynı takımdan gelince diğerleri sırıtmaz pek. ama neredeyse 11 oyuncunun da farklı kulüplerden geldiği bir milli takımı harbiden takım gibi oynatmak büyük iş. rusya'da neler oldu, tam olarak bilemiyoruz ama hırvatistan serüveni gerçekten heyecan verici.

zaten dediğiniz gibi bilic'ten öte yapılandırma heyecanlandırıyor insanı. yani aynı anda gökhan ve ömer transferleri bile futbolun bir akıl tarafından yönetildiğinin göstergesi. bu gözler "taraftar istedi quaresma'yı aldık"çıları gördü. yetmezmiş gibi gidip ters kanada simao'yu aldılar falan filan...

ki ben kadro mühendisliğinin, teknik direktörün taktik beceresi veya diğer yetenekleri kadar önemli olduğunu düşünürüm. hatta türkiye için çok daha önemli bence. sonuçta ertuğrul sağlam ve aykut kocaman dahi teknik adamlar değiller ama şampiyon oldular. o yüzden uyumlu bir kadro oluşturabilirsek başarı çok zor bir ihtimal değil.

tabi bilic üç ay sonra "buranın kızları hiç güzel değil yea" deyip kaçabilir ama yapılanmayı doğru yaparsak bir enkaz ile başbaşa kalmayız. zaten 8 yıllık yıkımın asıl sebebi en ufak bir değişiklik sonrası enkaza dönmemiz. hani istikrar geyiği var ya, istikrar teknik adamda veya futbolcuda olmaz bana göre. akılda, zihniyette istikrar olur. şimdi ise o aklı bulmuş gibiyiz. birçoğumuzdaki iyimserliğin sebebi de bu görebildiğim kadarı ile.

umarım şu uefa kararları yereli de etkileyecek seviyeye gelmez ve şu yapılanma boşa gitmez. lig başlasın artık be.

Ulas dedi ki...

Cok guzel ozetlenmis. Katilmadigim tek nokta iletisim konusunda, daha dogrusu bende soru isareti olusturan en onemli konu, oyunculariyla 'fazla' arkadas olmasi.. Turkiye'deki oyuncularin gevsemeye fazla meyilli olmasi bu acidan sorun teskil edebilir. Iyi bir yardimci hocaya ihtiyaci oldugunu dusunuyorum, umarim bu isim cok sevmeme ragmen I.Uzulmez olmaz..

planck dedi ki...

ortada "somut" birşey yokken umutlu olduğum zaman yazmayı sevmiyorum o yüzden maçlar başlayana kadar ortalarda gözükmeyeceğim sanırım :) hergün onlarca haber, köşe yazısı, forum notları/kararları okumaktan kafa kalmadı artık arada beşiktaş okumak güzel olur, durma yaz sen :)

Batistuta35 dedi ki...

uzun zaman sonra nerdeyse tüm herkesin birleştiği bir isim geldi. İmza töreninde yanında Önder Özen'in olup tek bir yöneticinin de olmaması çok güzel ve özlenen bi tabloyu ortaya çıkardı bence. Önder Özen de üstüne basa basa Bilic'in kendi seçimi olduğunu ve başkanın vs ona karışmadığını söyledi. Umarım bu tablo süreklilik gösterir.Fb,gs gibi çok para harcayamıyacağımıza göre, Beşiktaş yapısında bir takım için başarı anca bu şekilde gelir.

Bir de Önder Özen ürünleştirme politakası için biriyle anlaşıcaz demiş sanırım, umaırm o Ronaldinho değil de golcü olur. Almeida satılıp adebayor gelse çok güzel olur bence.

beagle dedi ki...

Ronaldinho, Lukaku ve Adebayor isimleri geçiyor.

Ronaldinho çok kötü bir profesyonel olduğundan bu hallerde. Düşüncesi bile ürpertiyor. fernandez ve gökhan töre olan bir takımda düşünmek imkansız gibi.

Lukaku Chelsea'de gol atmamış bir "Batuhan". taraftar pişip dönüp drogba olmasını bekliyor. WBA istatistikleri iyi gibi. Ama leblebici değil, Beşiktaş için ise İlhan gibi sağlığını feda edeceğini sanmıyorum. Maksimum Ferdinand etkisi alırız 1 seneliğine.

Büyük harcama ihtimallerinden kötünün iyisi gibi görünen ise Adebayor. Ama boyuna bakıp aldanmamak lazım. Adam 10 numara giyen, bilek ustası forvet. Ne karşı savunmaları ezer bitirir, ne de Arsenaldeki "bengal kaplanı" formunda. Yıllık 5 milyon euroya değmesi için yanında bütün fiziksel mücadele ve çapraz koşu işini üstlenecek cesur bir adam lazım. ve kesinlikle 4-4-2 sistem türevleri. 4-3-3 de iş yapsaydı Realde kalırdı.

Devam eden takım planlamasını düşündüğümde 4-4-2 olmayacağını varsayarak, sadece lukaku biraz iş yapabilir diye düşünüyorum. o da iş yaparsa bize yar olmaz.

Türkiye'de bu forma satış alımlarının iyi savunmacı veya topa çok iyi vuran adamlara yönelik olması gerekli. mesela Juan Arango enterasan yatırım olurdu.


Cartalete dedi ki...

Bir de bu imza törenini en güzel yönü, ne başkan ne de bir yöneticinin olması. Üstelik Bilic gibi adam gelmişken normalde "bakın size kimi getirdim" diyen insanlar o kareye girerdi. Böyle bir şeyi ben daha önce hiç görmemiştim. Profesyonelleşme adımı...

Dün Pedro Franco'yu izledim. Sanki o da savunmaya gerekli sertliği kazandıramayacak bir çocuk gibi. Belki de son maçları diye sallamamıştır, bilemiyorum. Savunma önüne Walter Gargano'yu alalım bari, adam yesin.

Şu takıma uluslararası standartta adam alınacaksa, savunma önüne ve santrfora alınsın, çok çehresi değişir takımın. Beagle'a Adebayor konusunda katılıyorum. Uzun ama hedef santrfor değil, Carew'de de o yanılgı yaşanmıştı.

utaman dedi ki...

Takımın kağıt üzerinde en yetkin bölgesi Oğuzhan ile Fernandes'in bulunduğu bölge. Buraya bir de Ronaldinho transferi lüks olur düşüncesindeyim ben de. İlla bir transfer bütçesi ayrılacaksa bu şekildeki bir oyuncuya -sizin de vurguladığınız gibi- önlibero bölgesi gayet mantıklı. Yalnız buraya o marka değerinde bir futbolcu almak imkansız gibi. Bu noktada takım değerine vereceği katkı, marka değerine tercih edilmeli. Şöyle sağlam bir önlibero ile takım sınıf atlar. Forvet konusunda ise Almeida gitmeyecekse -Cenk için yapılan çalışmaları da göz önünde bulundurarak- başka bir yabancı forvet alınmayacaktır. Bence Pektemek, Cenk, -kalacaksa- Holosko, -sağlıklı olursa- Almeida gayet yeterli olur. Bir de Oğuzhan ile Fernandesi yedekleyecek bir futbolcu alınsa iyi olur. Gönül ister ki Muhammed Demirci hakkıyla yedekleyebilsin bu ikiliyi.

Bu yazı çok iyi geldi bu arada. Eline sağlık Mustafa. Devamını da bekliyoruz.

Batistuta35 dedi ki...

Adebayor almeida gibi hedef santrofor değil evet ama ben zaten geçen seneki gibi almeidaya at indirsin tarzı oynayacağımızı düşünmüyorum. En kötü haliyle bile almeida'dan daha iyi yapar gene de o işi. Adebayor dememin büyük oranda sebebi favori oyuncularımdan biri oluşu Tevez ile birlikte. O yüzden gelsin isterim.
Ön liberoya da gargano mavuba isimleri deniyor. İkisi de cuk oturur

beagle dedi ki...

Franco'nun tam maçını izlemeyedim hala. Bana uzun özetlerde eski libero tarzında gelmişti. Elimizdekilerden iki artısı vardı, "zorunda kalırsa" sivok, ersan gibi adamlardan daha iyi topa müdahelesi vardı ve ayak hakimiyeti çok daha üstündü. Çapraz topları güzeldi.

Bu açılardan değerlendirebilir misin? Özetlerden biraz yanılmış mıyız? Yanında Yalçın, Egemen tarzı Türkiye'den tedarik edilebilecek (Belki eldeki Berat veya Veysel) ile arkayı toparlayabilir mi sence? Ya da Escude ile olur mu?

turkkant dedi ki...

Mevcut kısıtlı bütçede gereksiz işlere girmemek gerek. Ön forvet üçlüsü için eldekilere ilave (iyi kötü tartışılır) 2 oyuncu alındı. 6 oyuncu rotasyon için yeterli.

Utama'ya yüzde yüz katılıyorum. Esas mesele ön libero, eldekilerin hepsi ikinci sınıf. Fernandes-Oğuzhan'ın arkasına top class bir adam lazım, bir de yedekleyecek isim (Holmen'i kaçırdık, Colman olabilir).

Arka beşli ise tamamen muamma... Hadi stoperde idare ettin. Sağ bek yok, sol bekin dönüşü meçhul. Tolga gibi orta seviye bir kalecinin peşinden koşturmak dışında kalede de bir ilerleme yok...

S. Aybaba'nın lig tecrübesiyle geçen sene belirli bir puana ulaşabildik. Statsızlık, Türkiye ligi tecrübesi olmayan hocayla seneye başlama, takıma ciddi katkı yapacak bir transferin henüz yapılmaması (kimse bana Kolombiya'dan gelecek 22 yaşındaki çocuğun takımı toparlayacağını söylemesin), ben bu senenin çok daha zor geçeceğini düşünüyorum.

Eğer GS-FB geçen seneki puanları kaybetmezlerse, puan olarak ilk 10 haftada geride kalırız gibime geliyor. Ondan sonra Bilic'in krizi nasıl yöneteceği sezonun durumunu da belirler. Aybaba-Bilic karşılaştırmaları, iki sene üst üste feda mı olur söylemleriyle ciddi bir yıpranmayla başbaşa kalacağız çünkü.

tibet kutman dedi ki...

mustafa,geç bile kaldın..ama hoşgeldin :)

çok uzatmak istemem ama bir iki noktaya değinmek istiyorum. ronaldinho transferinin lüzumsuzluğu üzerinde durmaya gerek yok ama ben bunun bilic-özen ikilisinin talebi olduğunu zannetmiyorum..türedi kompleksimiz yine hortladı sanırım..yönetim geçen yıl tabiri caizse eline yüzüne bulaştırdığı 'feda' çığırtkanlığının izlerini murat131'e porsche motoru takarak çözmeye çalışıyor..forma satışı, reklam geliri vs denilebilir ama guti+portekiz çetesi geldiğinde de elle tutulur bir kar edilmemişti..hele ki stadımızın olmadığı bir sezonda ölü bir yatırım olabilir...mutlaka vazgeçilmesi gerektiğini düşünüyorum.

bir de siz ne dersiniz bilmem ama escude varken ve sürpriz golleri hariç pek bir derdimize deva olmadığını düşündüğüm sivok elden çıkartılmadan pedro franco transferi takıma pek katkı sağlayacak gibi gözükmüyor..geleceğe yatırım deniliyorsa, bilemem..gerçi ben sidnei fiyaskosunu da hatırlıyorum..

birkaç sitede gargano ismine rastladım..iki tane ronaldinho'dan daha çok heyecanlandırdı inanın..bir de yorumcu arkadaşlardan birisi juventus taktiğini önermiş..transfer bütçenin yarısını yerli kaleciye yani onur'a ver, gerisiyle de iki-üç nokta takviye, yak puronu otur :) umarım önder özen bu blogu takip ediyordur...

mustafa dostum, transferlerle ilgili de bir yazı bekliyoruz..sevgi ve saygılarımla arkadaşlar...

planck dedi ki...

önder hoca açıklamıştı zaten tek başına yaptığı 45dklık basın toplantısında ronaldinho benim takım planlamamda yok, taktik olarak ihtiyacımız yok diye. aslında sırf o açıklama üstüne bile bir post yazılabilir valla, dinledikte erimiştim ben :)

Basar dedi ki...

Tekrardan yazı ve yorumları okumak çok keyifli. Küçüklüğümden beri transfer sezonlarını severim... Eşşek kadar adam olduk hala yeni gelen hoca bana heyecan verebiliyor.

Umarım bu heyecan kısa süreli olmaz. Biliç'e ve Önder Hoca'ya, sonuç ne olursa olsun 2-3 yıl süre vermek lazım.

***

Şu an takıma daha fazla forvet oyuncusu alınmasını anlamsız buluyorum. Almeida, Ömer Şişmanoğlu, Pektemek, Gökhan Töre, Olcay, Holosko ligi iyi kötü götürür. Hatta hatta kanat forvette zaman zaman Muhammed bile denenebilir. İlla transfer yapılacaksa Umut Bulut'u alıp Almeida'yı 3e 5e bakmadan satmayı tercih ederim.

Takımın en sorunlu yeri ortaya dinamizm katacak ama sadece savunma odaklı olmayan bir ön libero. Mümkünse Cisse gibi rahatlatıcı bir adam. Bu tarz transfer yapmazsak akıcı bir oyunumuz olmaz.

Bunun yanı sıra, Hilbert'in gidişi ile sağbek pozisyonunda da sıkıntı yaşayacağız. Buraya da bir takviye gerekiyor yoksa yine Toraman'ı sağda izlemek zorunda kalırız. Şu an öncelik bu 2 pozisyona olmalı.

Bir arkadaşım Tolga'yı beğenmemiş sanırım ama bizi birkaç yıl idare edebileceğine inanıyorum. Özellikle yeni gelen kaleci antrenörü iyi ise Cenk'ten bile iyi bir performans alma olasılığımız var. Yeri gelmişken kaleci antrenörümüz ile ilgili bilgisi olan var mı?

Birde savunmada şişme oldu. Ersan, Toraman, Escude ve Sivok'a Pedro eklendi. Bence yabancılardan birisinin gitmesi gerekiyor.

Mustafa bizi çok yazısız bıraktın. Ceza olarak yeni transferleri değerlendiren bir yazı istiyoruz senden.


turkkant dedi ki...

Kimse kusura bakmasın ama transfer planması açısından son derece kof bir yıl geçiriyoruz.

Üzüldüğüm takım yıldan yıla daha da sıradanlaşıyor.

Hoca zaten geç transfer edildi. Stat yok. Göreceksiniz Del Bosque gibi sene başında sudan çıkmış balığa dönecek. O zaman şu an şık görünümü, güzel konuşmasından Öner Özen'i pohpolayanlar ne diyecek çok merak ediyorum.

Geçen sene burada tüm sene sol bek, kaleci, ön libero eksikliklerini konuştuk. Takım sezonu açtı, hiçbir ilerleme yok.

Benim en çok güldüğüm acayip bir scout ekibi kurduklarını iddia eden yönetimin hali. O kadar arama tarama sonucunda Gökhan Töre ile Ömer Şişmanoğlu'nu keşfetmişlerse helal olsun. Ha bir de Sezer! Fener'den bidon topçu alma dönemlerine tekrardan geri döndük. Bu iki oyuncu FB ya da GS'nin ilk 18'ine girebilir mi bana onu söyleyin?

U20'de oyuncumuz yok, U20'den transferimiz de yok.

Adım adım GS ve FB'nin gerisine düşüyoruz. Kadro kalitemiz zaten bu takımların altındaydı, şimdi makas günden güne daha çok açılıyor.

Şimdi diyelim ki basında yazılan transferler yapıldı. Kadroyu söyleyeyim size.

Kalede Tolga (ya da Sinan Bolat). Diğer üç büyüğün kalecilerinin de bir tık altında.

Savunmada 1 yıldır sakat İsmail, Sivok, yanında soru işareti genç stoper Franco ve meçhul sağ bek (mesela Veysel). Gayet sorunlu bir savunma dörtlüsü. (Hele, GS'nin taş gibi Chedjou'yu transfer ettiği, Fener'in savunma transferlerini göz önüne alacak olursak). Her pozisyonda gençten yanayımdır, ama Türkiye'ye gelip etkili performans gösteren stoperlerin neredeyse hepsi 25+'dı (Högh, Uche, Zago, Ronaldo, Popescu, Lugano). İnşallah çok ekstra bir adam çıkar, yoksa işi zor...

Önlerinde Veli ya da Necip (ikinci sınıf, ikinci sınıf) Oğuzhan-Fernandes. Ön üçlü de, Gökhan Töre, Almeida, Olcay. Bu takım bence seneye üçüncü bile olmaz.

planck dedi ki...

Bir de dortmund'un ilk 11i ile reali yanyana koyun bakalım :) Bu işlerin sadece tek tek oyunculara bakarak değil de, birbirlerini tamamlamalarına, hocaya, taktiğe, isteğe ve şansa da bağlı olduğunu ne zaman öğrenicez acaba?

beagle dedi ki...

@Turkkant

Planlama ve icrayı iki ayrı açıdan ele almak lazım.

- Planlama konusunda Özen'in ortaya koyduğu vizyon ve transferde 5 milyon euro altı hareketler yapacakları açıklaması bir çoğumuz için doğruydu. Riskli yatırım yapabilecek(alper potuk, mehmet topuz vb) bir durumda değiliz(thx to Demirören). Sonuçta 2-3 seneye biraz daha az umutla başlamayı mı yoksa çocuklarımızın ekonomik sorunlardan dağılmış Beşiktaş yerine Kasımpaşayı tutmasını mı tercih ederiz?

- Umut dedim de Quaresma,Simao ve Almeida'yı izledikten sonra bizim bünyemizin aynı Trabzon gibi bu tip transferlere uyumsuz olduğunu düşünüyorum. FB ve GS de başka bir yalan dünya ve politik destek var ki bu tiplere daha uygun.(hagi'nin lugano'nun gördükleri hakem koruması gibi faktörler kral ve fiyasko arası farkı yaratabiliyor).Artık benim umudum daha sporcu ahlaklı adamlardan geçiyor.

- Bu sene özelinde planlanmış işleri icra bitmeden erken eleştiriyoruz gibi geliyor. Geç seçim olayı bence hata, seçim öncesi bir çok imzanın atılmamış olması da öyle. Prosinceki işinin yönetimi acemiceydi. Ancak şu anda Trabzon, Kayseri gibi fırsatçılara teslim olunmamasını destekliyorum. 29 yaşında, kendilerinde oynamak istemeyen yedek kaleciyi, as kalecileri 25 yaşındayken ne yapacaklar ki? GS'ye bedava gideceğine eninde sonunda bize kendileri önerecekler.

- Kaleci işinin benzeri dikkatli alıcı durumunun sağbek ve solbek transferlerinde devam ettiğini sanıyorum. Minimum Veysel veya S. Kurtuluş ayarında biri gelecektir. Çok heyecanlandırmaz ama Hilbert'den daha dengeli olur.

- Stoper mevzusundaki transferi Libero tadında bulmakla beraber Escude'nin akıllı bir teknik adam elinde iyi kullanılabileceğini sanıyorum. Pedro-Escude ikilisini bir kaç maç izlemeden kötüleyemeyeceğim. Çok iyi olabilirler.

- Forvet konusunda Olcayı performans itibariyle sol uça devam olarak görüyoruz. Merkezde çok daha iyi görünen Mustafa Pektemek elimizde. Yanına ise onu tamamlayıcı özellikleri olabilecek Ömer geldi. Belli ki bir de siyahi peşindeler. Sağlam mustafa ve ömerle çok miktarda opsiyon çıkıyor. Bence Almeida bu sezonu bizde bitirmez.

- En şüpheli olduğum konu ön libero veya benim tabirimle çift yönlü versatile merkez oyuncu. Sanki en az çaba buraya sarfediliyor. Kısa bir bek daha katılması ihtimali ve stoperlerimizin fazla caydırıcı olmaması açısından buraya 1.80 üzeri bir Yugoyu tercih ediyorum. Umarım Biliç faktörü bunu sağlar.

- İcra dönemi bittiğindeki sistem veya 11i sayamayacağım ama elimizde Dentinho, Veli, Hasan, Sinan, G. Süzen, Mehmet Akgün, Mehmet Akyüz
grubundan dakikaları çok daha iyi kullanacak bir kadro olacağından eminim. (Varsayalım Veysel, Ömer, Gökhan, Yb Santrafor, Solbek gibi). İlk 11 de zorunlu olmayacak Toraman, Holosko gibi adamların da daha çok katkı vereceğini umabiliriz.) Geçen yıl sonunda Mustafa ve Oğuzhanlı dakikaları hatırlayıp etraflarını daha sporcu ve daha güvenilir futbolcular ile doldurup bir yaklaşık görünüm hayal edebilirsin.

Dur daha transfere yeni girmişken umudu kaybetmeyelim. Hazırlık maçlarından sonra gidişatı beğenmezsek giydirmeye başlarız. :)

Basar dedi ki...

@turkkant

Bence Temmuz sonunu beklemekte fayda var. Eleştirilerimizi ondan sonra yaparız.

"Bu iki oyuncu FB ya da GS'nin ilk 18'ine girebilir mi bana onu söyleyin?" Bunu sene içerisindeki performansları gösterir. Ben geçen yıl Olcay alındığında küfür kıyamet tepki göstermiştim, tırmalaya tırmalaya milli takıma kadar çıktı.

Basar dedi ki...

@turkkant

Sana hitaben yazdıklarımı geri alıyorum! Takımın eksikleri belliyken Sezerciki transfer etmişiz! 6 aydır yaza yaza sonunda kakıttılar bize... Hayırlı uğurlu olsun, benim de pek ümidim kalmadı!

Övünç dedi ki...

Aga Sezer'e niye bu kadar işkillendi insanlar ben anlamadım.

Geçen ay yedek kulübesinde , Sinan Kurumuş , Mehmet Akyüz, Mehmet Akgün , Hasan Türk ile çıkıyorduk , bu sene Sezer'le , Ömer'le çıkacağız daha ne istediğinizi ben anlamadım.

Şu maliyete yerli pasaportu olsa zaten Holmen'i alırlardı olmadığı için Sezer alındı.

Karakteri problemli benim sıkıntım bu yönde de , Oğuzhan ve Fernandes'i yedekleyecek adam yokken alınmasını eliştirmek biraz insafsızlık.

Evet diğer eksiklerimiz de var da sanki Sezer'i alınca kapatmış mı olduk transferi aga ?

Cartalete dedi ki...

Sezer için en büyük sıkıntı, Aybaba döneminde menajerlik ilişkisiyle hiç gereği yokken adının sıkça anılması.

Yoksa kadroya sağlam derinlik katar.

Övünç dedi ki...

Daha öncede yazmıştım , Biliç değişik çözümleri seven bir adam.Aynı nda Modric , Rakitic , Kranjcar'ı oynatmışlığı var.

Peki ala zaman zaman Sezer , Ferdi ,Ozzy'li birşeyler deneyebilir.

Ayriyetten Sezer'in sol açık oynamışlığı da var.Olcay'ı da yani 2 pozsiyonu da yedekleyebilecek durumda.

Söylediğin mevzu doğru . Menajer mevzusu sıkıntılı ama ben Fikret Orman'ın bu kadar meselesini yapıp %10 üzeri bir komisyona girebileceğine inanmıyorum.

Erman Kılıç alınsaydı , Sezer lüks olurdu.O iş olmayınca elde bu fiyatlara bu mevkiyi yedekleyecek adam alma ihtimalimiz kalmadığını düşünüyorum.

Ayrıca bu işin Önder Özen'in oluru olmadan gerçekleştiğine katiyen inanmıyorum.

beagle dedi ki...

1,74, fiziken zayıf, 27 yaşında, ofansif orta saha yedeğine yıllık 1 milyon Euro ve maç başı 12 500 Euro verildi. Bonservis ve vergilerle 3 yıllık maliyeti 5 milyon euro üzerinde.

Ben de Basar gibi direk dönüş yapıyorum. Tamam mantığı destekliyoruz ama FB kadro fazlasına bir de bu yoklukta para verilmesine acayip gıcık oluyorum. Arkadaş Egemen'i bu bütçenin yarısı için gönderdiniz Sivoka talim ediyoruz.

FB'nin oynatmadığı bir adama sağlanan dakikaların Muhammed, Mertcan,Tayfun gibi adamlara verileceği bir takımı tutuyor olduğumu sanıyor ve her sene bu açıdan daha çok üzülüyorum.

Sezer manisada 3 maçta 1 gol ile oynamış ve bu açıdan elimizdeki diğer ofansif orta sahalardan daha iyi kabul. Fakat bir opsiyonsa bile elimizde Oğuzhan mevcudiyetinde kalıcı bir sistem oyuncusu değil. Hatta gelmesinden en korktuğum iki adamdan biriydi. Diğeri Aykut Demir neyseki Trabzona gitti.

Atacağı gollerin yaratacağı sistem bozukluğuna veya atmadığında boşa gidecek para ve dakikalara üzüleceğim. Benim için her açıdan lose-lose bir gelişme.

gundelikci dedi ki...

öncelikle herkese selam
@beagle
hocam hangi sisteme uymayacağını düşünüyorsun ki? şu anda takımın ne olacağı oldukça meçhul, ne oynayacağı da. bunun dışında iki ofansif orta saha dışında ofans gücü oluşturacak orta saha opsiyonunun yokluğu ortadaydı. 385 dakikada 5 gol 2 asist yapan orta sahayı alan Beşiktaş değil oynatmayan fenerdir sorunlu. bu sene geçen sene gibi ezbere ilk 11 sayamayacağımızı düşünüyorum ben, hem opsiyon fazla, hem de bilic takımı farklı formatlarda oynatmayı seviyor. o yüzden yedeğe adam aldık dememek gerek, aldıysak bile kenardan gelip geçen seneki katkısını yaparsa dahi yeterli olur.

turkkant dedi ki...

Beagle durumu çok güzel özetlemiş. Eski bir laf vardır, ucuz mal alacak kadar fakir değilim, diye. Biz hep ucuzlara tamah etme gayretindeyiz.

Bana biri Hilbert'e 500 bin euro fazla vermezken, 20 yaşındaki Salih'i, Hakan C.'nu 1. m. euro farkla elden kaçırmışken, 27 yaşındaki Sezer'e nasıl oynadığı maçlarla beraber 1,2 m. euro'ya gelen bir senelik ücret ödemenin mantığını bir açıklasın?

- İbr. Toraman (40 maç oynarsa) yaklaşık senelik 1,1 m. euro ücret,

- Sezer (40 maç oynarsa, denilen doğruysa) 1,4 m. euro.

- Hilbert'le anlaşılamayan rakam 1,3 m. euro

- Egemen'i gönderme sebebi. 1,1 m. euro + 30 bin (bize geldiğinde, yüksek bir piyasası yokken, bu rakama kim anlaştı Egemen'le o aklı evvelin kafasına da bir tane huni geçirmek lazım. Ama 1m. euro tasarruf edeceğim diye bu adamı gönderip, kolombiya'da bonservisli stoper, Escude filan derken misli mislini, üstelik yabancı kontenjanını doldurma pahasına harcayan harcayan yönetime daha fazlası lazım)

Ya hakikaten inanılmaz şeyler oluyor.

İnsanlar geleceğe yatırım, gençler, dikkatli kadro planlaması, Muhammed'e şans diyor, sonra 27 yaşındaki Sezer kadroya derinlik katıyor (sol açık da oynarmış) anlamakta zorluk çekiyorum.

Geçen sene Uğur Boral transferi ne kadar çapsız bir planlamanın olduğunu gösteriyorsa, Basar'la aynı fikirdeyim. Bu sene de Sezer transferiyle ne kadar çapsız bir planlama olduğu kanıtlanmıştır.

Ya bu Fener'in eskilerine bu paralar verileceğine (ta Ali Güneş'lere, Tayfun'lara, M. Doğan'lara kadar hangisi Beşiktaş'a fayda sağladı bir açıklayın. Rüştü ve Nobre. Ki o ikisi de Fener'de ilk on bir oyuncusuydu, Sezer gibi yedeğin yedeği değil.), Beagle'ın dediği gibi potansiyel 5 tane 20 yaş altı oyuncusu topla, gerekirse başarısız ol, ama riske gir riske. Sezer olmasa, Dentinho olmasa, G. Süzen olmasa, topla üçünün maliyeti 10 m. euro'ya gelir, bu paraları bir tane üst kalite oyuncu transfer ederdin.

turkkant dedi ki...

Bir de işin şu tarafı var. Eğer söylenen rakamlar verilmişse, takım içi maaş dengesi filan seneye sorun bekleyin... Ben İbrahim Toraman olsam, Fener'in yedeğine, Beşiktaş'ın 5 senelik kaptanından fazla para veriyorsunuz ya size helal olsun derdim. Ben Oğuzhan olsam, ben bu adamın yarısı para alıyorum, siz kafayı mı yediniz derdim.

gundelikci dedi ki...


salih, hakan geçen sene kaçtılar. sebepleri belliydi, bir daha böylesi hatalar olmasın diye yönetim yenilendi, futbol profesyonelleştirilmeye çalışılıyor.
toraman, sezer, hilbert bu isimleri yanyana yazdığımızda ilk fark edilecek şey hilbert'in yabancı olduğu. hilbert'in üzerine koyacağı bir oyunu vardı da biz görmemiş değiliz, sabit bir şekilde verecekleriyle yabancı kontenjanını hak etmiyordu, sözleşmesi de bitti, gidiyor. fernandes'i kanaatle geçirerek takımdaki tüm yabancılar için bunu söyleyebilirim, o kontenjan iyice kıymetlendi şu anda, ama eldekilerin talibi olduğunu sanmıyorum.
20 yaşında oyuncu istenip, 22 yaşında 100 maç oynamış adama burun kıvırmak mantıksız bana kalırsa.
hala fenerbahçe eskisi muhabbeti bitmedi mi? sezer'den haz etmiyorum kişilik olarak ama soruyorum geçen sene istatistik olarak yakınında bir orta saha oyuncusu gösterin bana, yerli olduğu gerçeğini söylemiyorum bile. sezer'i oynatmayanındır suç o katkıyla, alanın değil.

10m€ olan maaliyetin içinde sanırım yıllık ücretler de var. 10m€ maaliyeti olan üst kalite oyuncu yıllık ücretler dahil edildiğinde çok zor. varsa da ben bilmiyorum.
sezer transferi bana geçen sene olcay'ın durumunu hatırlattı, dilerim bu seneki transferler hep olcay isabetsizliğinde olur.

turkkant dedi ki...

@ Gündelikçi
Olcay... Saatte günde bir kere doğruyu gösterir.

Kolombiyalı için şu an hiçbir yorum yapamayız. Göreceğiz, inşallah iyi çıkar. Keza G. Töre de benim inanmadığım bir oyuncu değil, ama belli olmaz o da geliştirebilir.

Bence Hilbert tempo olarak da, devamlılık olarak da, istikrar olarak da gayet kaliteli oyuncu. 30 maç gözüm kapalı kadroya yazarım, ne verir diye de papatya falı açmam.

Yabancı opsiyonu bu kadar kıymetlendiyse, çift yabancı stoperli bir kadro planlaması tuhaf değil mi? Üstelik sol bekimiz bir sene oynamamışken ve yerine alınan 'en iyi' sol bekin hali ortadayken?

Bir de Sezer'in bahsettiğin istatistiklerini hangi maçlarda (ekşi'de bir arkadaş yazmış) yaptığını bir incele istersen. Artı, Sezer o fiziğiyle benim nezdimde orta saha oyuncusu değil, forvet derim ben ona daha çok. Artı, eğer Beşiktaş arama tarama ekibi, Sezer'den daha kalitelisini bulamaz diyorsan, zaten bu işi bıraksınlar.

turkkant dedi ki...

@ Gündelikçi

G. Süzen + Sezer'in maliyetini topla bir Fernandes ediyor bu arada :)

3 m. bonservis + 2m. euro yıllık maaşla, iyi bir arama taramayla çok iyi oyuncular alınıyor. Bakınız Borussia Dortmund

Basar dedi ki...

@gundelikci
Olcay eleştirilen transferdi fakat en azından il 11 oyuncusuydu. Sezer uzun sakatlıklar geçirmiş ve uzun süre ilk 11 görmemiş bir oyuncu. Neredeyse 1,5 yıldır oynama pratiği yok.

Bu tarz bir adamı ilk 11'e koysan maç trafiğinde sıkıntı yaşayacaktır. Muhtemelen sakatlığı nüksedecektir. İyi bir yedek diye bakarsan yedek oyuncuya vereceğin paraya günah. İlk 11 oyuncusu Erman Kılıç beleşe rakibimize giderken, biz fener kovalamasına milyon €'lar dökelim. Nasıl olsa 15 m € transfer bütçemiz var.

Ben adam akıllı bir transfer politikası görmek istiyorum ama gel gör ki transfer piyasası benim naif ruhumla örtüşmüyor. Menajer kucağına oturmuş (dün Jorge Mendes, bugün Özkan Doğan) bir takım izlemek istemiyorum. Birileri malesef nemalanmaya devam ediyor, Dentinho, Gökhan Süzen ve Escude ile Sezercik'in menajerleri ne hikmetse aynı! Hiçbirinden hayır gelmediği gibi Sezercik'ten de hayır gelmeyecek!

Ulan adama birkaç saatte tükürdüğünü yalatıyorsunuz be! Neymiş "Bence Temmuz sonunu beklemekte fayda var. Eleştirilerimizi ondan sonra yaparız."mış... Kendi öngörüsüzlüğümü ve gerizekalılığımı eleştirmem lazım ilk önce!

Beşiktaş yönetimine yerli Jorge Mendesleri ile saadetler diliyorum! Sayın menajer, bulmuşsun kucağa oturacak yönetimi bence az bile yapıyorsun. 5 oyuncu daha kaktırmazsan senin yeteneğinden şüphe ederim.

Bence 2 forvet 2 de kanat oyuncusu monte etmek lazım takıma. Oralarda eksikliğimiz var. Sonra da o oyunculardan sırası ile devşirme sağbek ve ön libero yaparız. Necip ile Veli ön liberoda sırıtıyor, bunlar da topçu değil deriz Bilic işi bilmiyor, defolsun gitsin deriz...

Yeter ki Sezercik Beşiktaşımızın yöneticisine hayırlı uğurlu olsun...

Basar dedi ki...

Sayın Yönetim,

Fenerbahçe'den kovalama futbolcu alan yönetim istemiyorum! Bi basın gidin kardeşim. Şu kulübü yönetecek 1 tane adam yok mu aranızda?

Bir tarafınız yiyorsa Fener'den Gökhan Gönül'ü, Sow'u, Volkan'ı transfer edin. Gidip de 1,5 senede 3 maç oynamış yedeğin yedeği kovalama topçu almayın!

Yeter artık kardeşim, yeter be! Lanet ettirdiniz... Her sene Fener'den topçu alacaksak gidip Fenerbahçe'yi tutalım o zaman!

Ne dolmaz çilemiz varmış arkadaş bu kadar çapsız yöneticinin çilesini çekiyoruz yıllardır. Kimin ne ahını aldık anlamıyorum.

Kusura bakmayın, bu transferin tekniği taktiği tartışılacak düzeyde değil.

Övünç dedi ki...

Aga hala yanlış karşılaştırma yapıyorsun.

Biz de burada Önder Özen şöyle dedi böyle dedi diyerek ilahlaştırma yapıyoruz ama adamın yaklaşımını bir incelemek lazım.

Ne diyor , yerli sağ bek bulmak , sol bek bulmaktan daha kolay.Bu durumda bekin yerli olacağı kesin.

Aynı maliyetlerde bir tane daha Oğuzhan bulmamız bu sene içerisinde mümkün değil.Yedekten gelip oyunu değiştirebilecek , ceza , sakatlık durumunda bu hafta ne bok yiyecez diye düşündürtmeden formayı teslim edebileceğiniz bir adama ihtiyaç var.Hilbert ne kadar ihtiyaç ise Sezer de o kadar ihtiyaç.

Sağ bek alınacak ötesi yok . Veysel olur , Serdar olur biri gelecek.Anladığımız kadarıyla sol beke düşünülen yabancı Biliç'in tercihi ile ön liberoya kayacakmış bu da kesin.Bir tek sol bek eksiği var onu da Önder Özen geçici olarak Vederson'u düşünüyordu , hayvan gibi tepki geldi yine nedenini bilmediğim bir sebepten.Süzen'den bişey çıkacağını sanmıyorum ama bakarsın Biliç gelince bir aydınlanma gelir kendisine.Kısaca bu bölge kamptan çıkacak gözleme göre bekletilebilir , en kötü Ziegler'i koyarız :)

Kısaca mevkilerin fiyat/performans kıstasları farklı.Orta saha oyuncusu bekten pahalıdır abi net bir gerçek sonuçta.Bu parayı vereceğimiz adam Sezer mi dersen bende sana kime verelim diye sorarım aynı durumda ? Yok öyle bir adam.Salih vardı işte o da kaçtı senin de bildiğin sebeplerden.

Ben genel olarak bu konsepte katılmıyorum.

Bir senede bütün bölgeleri düzeltmeye çalışmaktansa , 1-2 bölgeye olabilecek en iyi adamları alıp zaman içinde yükselmeyi tercih ederim.

Onur'u , Alper'i ve Franco'yu alıp transferi kapatabilirdik gibi.

gundelikci dedi ki...

şimdi amaç polemik değil onu söyleyeyim
sezer'in o istatistikleri yaptığı maçları biz de bu sene yapacağız zaten, o yüzden bu takıma gol atıp diğerine atamamasının çok da önemi yok bence. total üzerinden etki edecek yıl sonuna tüm oyuncular, o akhisar'a atsın diğeri gs'ye.

elimizdeki yabancılar için fikirlerimi belirttim zaten sivok da istisna değil benim için ama geçen sene yenilenen sözleşme nedeniyle mecbur elde. diğer muhtemel stoper de turkkant'ın belirttiği 2.5m€+0.6m€ adam olma ihtimali var, transferi yapana güvenmek durumundayız. senin benim bildiğim adamı o paraya zaten getiremezsin, dortmund da geçmişte kagawa'yı getiriyordu süpriz(nispeten) mahiyetinde. bugün ise dortmund'un geldiği konumda isteyeceği hatta almanya'daki ilk 4 takımın isteyeceği ve 1m€ maaş vereceği adam beşiktaş'a 2 m€ ücretle gelmez, bu çok açık zaten. yeni oluşan bir durum değil. burada yanlış göremiyorum.
fernandes'i kendimce kanaat ile geçirdiğimi belirtirken de bunu kast ettim aslında, daha önce burda da yazmıştım. evet fernandes iyi ama quaresmalaştığı dakikalar çokca ve o yüzden o 10m€luk teklifler gelmiyor kendisine.
bir de bu seneki yapılanma için geçen senenin referansını vermek ile yol alamayız. süzen zaten hata olduğunu kanıtladı, sezer konusunda da söyleyeceklerimi belirttim vereceği katkı önemlidir. Olcay niye kumar oluyor anlamıyorum, altınsay'ın bildiği ve taraftarın burun kıvırdığı bir adamdı, boş koşu yapacağı bölgede de oynayınca katkısını yaptı, bunun ne transfer kumarının tutmasıyla ne de olcay'ın bu seneye has vurduğunun gol olmasıyla alakalı bir durumu da yok. hatta attığında fazlasını kaçırdı, adamın iç güdüyle koştuğu yeri unutacağını sanmıyorum. ha bu sene şok hücumlar yerine set oyununa dönersek yıldızı sönebilir. bilic'in ve özen'in de planladıkları oyuna uygun adamlar alacaklarına inanmak zorundayız.
Hilbert konusunda Sivok gibi anlaşamıyorum çoğu kimseyle, hilber'in kendince artıları vardı doğru ama sadece ters kademe hatasından yedirdiği golleri sayabilir miyiz? evet, hucümda yeterince katkı vermediğini söyleyebilir miyiz? yine evet(1 gol 1 asist olsa gerek). demek ki bu adam yabancı kontenjanının bir bek için feda edileceği birisi değil, ne savunması sağlam ne de yeteri istatistik katkısı verebiliyor.
sezer'in katkısını verecek türk oyuncu yok dedim benim bildiğim, demek ki ekibin de bulabildiği yokmuş.

beagle dedi ki...

@gundelikci

Hocam yapma orta saha merkez oyuncusunu bir "sistem" için tartışırken 5 gol 2 asist diyorsun. Bunların bir kısmı da Pendik, göztepe falan maçlarında. Ben senin muhtemelen daha derin düşündüğünü ve Sezerin "gol noktasına etki oranının iyi olması itibariyle bize katkıda bulunabilecek ve nispeten ucuza alınabilmiş, fb tarafından yararlanılamamamış bir adam" olarak gördüğünü tahmin edebiliyorum. Peki sen bizim de birşeyler düşündüğümüzü atlayıp nasıl hangi sisteme uymaz diyorsun onu hiç anlamadım.

Başlayalım 4-4-2 de napıcan Sezer'i? Orta 2'li mi? Gülerim. Kanat mı? ondan önce beğenmediğimiz iki kişi Simao ve Q7. Başarılı olansa Olcay. Türkiye'de fizik ve devamlılık kazanır. Sezer'de var mı?

Hadi 4-4-2 fantezi. Oralara uzağız. Gelelim mesafe kateden iki bek bulursak 4-1-3-2'ye. İhtimal olan 3'ün özellikleri açısından merkez top dağıtıcı oğuzhan, topla iş yapıcı ben tam güvenmesem de fernandez, iki yönlü powerhouse ise "olcay veya yeni transfer". Sezer topla iş yapar mı? bence yetersiz, özer hurmacı bile bu açıdan daha iyi. İyi top mu dağıtır? Bilmem, Manisa'da o değil Selçuk dağıtıyordu.

Şimdi 4-4-1-1 de bahsedeceğimiz forvet arkası 1'ler Sergen, Alex falan. O fonksiyon olduğunu söylüyorsan zaten tartışmayalım. Bizde Delgado patladı oralarda. Sezerle aynı mecrada tartışmam onu.

4-3-3 falan oynamıyoruz. 4-5-1 oynuyoruz. Eksik olan nitelik ceza alanı dışından gol atan veya çalımla ceza alanına giren ve/veya duran toplarda ikinci forvet etkisi yaratabilecek biri (Gerard veya zıt bir şekilde Mehmet Özdilek tarzı) Bunlara benzer mi? Cık.

Sabaha kadar saymaya devam ederim, hiç bir sistemde maç başında Sezer tarzı adama forma teslim edilmesine kolay ikna olmam. Ama dersen sahada Veli, Edu, Dentinho, Sinan kurumuş, bitik Batuhan dolaşmış Beşiktaş'da sırıtır mı? Hayır onlardan daha da çok iş yapabilir. Ama ilk yazımda dediğim gibi yaparsa hastalığı uzatır, yapmazsa paraya yazık. Fb artık kolleksiyoncusu psikolojik çöküşü de cabası.

Ayrıca Önder Özen'in kadroyu böleceği gruplarda altyapı ve geleceği olan oyuncular kısmının kadro kontenjanının, çok limitli katkı potansiyeli bu gibi adamlarca işgal edilmesinden korkuyorum. Benim derdim bu.

not: Transferin olmama ihtimalini büyük hevesle bekliyorum. Forza Muhammed be. Bu sene şunların yerine keşke sen dakika alsan da iki tane topa iyi vurup kendini kanıtlasan.

turkkant dedi ki...

Beagle'ın yorumuna yüzde yüz katılıyorum.

Bir adım ileri gidiyorum, eğer ki Beşiktaş'ın yabancı sayısı sıkıntısı varsa, eğer ki kritik eksiklikler ön libero-kaleci-sol bek ise, bana biri (zaten çok az olan) bütçemizden 2,5 m. euro bonservisi neden stopere harcadığımızı söyleyebilir mi acaba? Adam iyi olabilir de sen daha kaleci, ön libero işini halletmeden neden stopere para harcıyorsun? Bu mu öncelik? (Sene başında Sivok-Toraman ikilisini görürsek, ki bana göre bu ikiliyi göreceğiz, çok güleceğim).

Damlaya damlaya göl olur.
Sezer+Ömer Ş.+ Pedro = toplam bonservis 6 m. euro. Ben bu üçünü alacağıma üzerine 1-1,5 koyup 10 yıl kullanacağım Onur Kıvrak ya da 10 yıl orta sahada kullanacağım Alper Potuk'u transfer ederdim. Uzun vadede üçünün toplamının yapacağı katkıdan da fazla verim alırdım.

Ömer fena oyuncu değil, ama Antalya'da bile ilk 11 oyuncusu değildi. Kadroda alternatifi yaratılabilirdi (Holosko, M. Pektemek, hatta G. Töre). Pedro'suz eldeki dört stoperle de idare edilebilirdik (stoper Pedro için konuşuyorum, ön libero oynuyorsa bir şey diyemem). Sezer konusuna hiç girmiyorum zaten...

Aman rica ederim, Sezer'den iyisini nereden bulacaktıklara girmeyelim. Ya biz sonuçta bu işten para almıyoruz, o arama taramayı yapacak bir ekip var orada, onlar bulacaklar. Eminim biz bilmesek de, şu anda orada burada oynayan, uzun vadede Sezer'den çok daha potansiyelli bir sürü oyuncu vardır.

Ekonomide "fırsat maliyeti" diye bir ifade vardır, Beagle onu güzel anlatmış. Aslında aldığın her oyuncunun (cebindeki paradan eksilen meblağ ve yerine sivrilebilecek bir gencin önünü tıkadığı için) fırsat maliyeti var. Örnek, Guti vs. varken Oğuzhan alınsaydı, bu süreyi alamayıp bu gelişmeyi sağlayamamazdı. Guti 1,5 sene verim sağlar, Oğuzhan 10+ sene. Ben Niang'ın transferine de o mantıkla karşı çıkmıştım. Artı, o parayı daha verimli kullanma ihtimalin varsa, aslında fayda değil zarar etmiş oluyorsun. Ben şu ana kadar yapılan tüm transferlerin (Gökhan Töre Hariç) fırsat maliyetlerinin yüksek, hatta fiyasko olduğunu düşünüyorum.

turkkant dedi ki...

Kulübü çok iyi bilen biriyle konuştum. Zamanında Beşiktaş altyapısında gönüllü çalışmış, Bilgili yönetiminde genç oyunculardan bazılarını o transfer etmişti, futbol görüşüne çok inandığım bir isim. Ben üniv. öğrencisiyken, Fikret Orman bazen ona yemeğe gelirdi, Orman'la da onun evindeki yemeklerde tanışmıştım. Hatta onunla ilgili bir anımı anlatayım. Yıllar önce, Demirören ilk seçildiğinde, Del Bosque filan da gelmişti, onu arayıp sormuştum (o zamanlar Demirören'i sadece asbaşkanlıktan biliyorduk). Bana, bak Tuğrul göreceksin, 3 yıl geçmeden Beşiktaş öyle bir batacak ki, bu günleri arayacağız, demişti. Ben de o zaman, abartıyor herhalde, diye düşünmüştüm. Sonra söyledikleri birer birer çıktı.

Neyse transferleri değerlendirdik. Kısa satırbaşları.

Arama taramanın başındaki Fikret (eski futbolcu) ile görüşmüş. Pedro'nun 4-5 kasedini izleyip beğenmişler. Önder Özen canlı izlemiş, transfer etmişler. Çift yabancı stoperli bir kadro planlaması düşünüyorlarmış (Sivok-Pedro), bu adamın ayağı iyiymiş, arkadan oyun kurabilir, diye düşünüyorlar. Sorun şu. Takımında 3'lü defans oynuyor, pek tandem tecrübesi yok. Bir de neden A milli takımda olmadığı meselesi var. A milli takım kadrosuna alınmıyor.

Ömer Şişmanoğlu'nun iyi bir transfer olduğunu düşünüyor.

Gökhan Töre'yi sordum (benim tarz olarak beğendiğim oyuncu değil, ama çok maçını da seyretmedim). Ona göre, çok çok kötü transfer. Hatta, Fikret'i aradım, sakın bu adamı almayın, dedim dinletemedim, diyor. Ona göre, modern futbolla uzaktan yakından alakası olmayan, futbol karakteri çok bozuk bir topçu. Fernandes'le aralarında da, topla ben oynadım sen oynadın sorunları çıkacağını, geçen yılki hızlı hücum futbolunu bu adamla oynamanın imkansız olduğunu söyledi.

Hilbert meselesinin kadro planlamasından çok, parası ödenmedi, diye şikayet etmekten kaynaklandığını söyledi. O da benim gibi gönderilmesinin hata olduğu düşüncesinde. Veysel'in tempo olarak çok altında kalacağını düşünüyor (Veysel'in 3. m. euro'ya serbest kalır maddesi varmış sözleşmesinde).

Sezer transferine ise inanılmaz bir skandal, dedi. Ben duyunca inanamadım, dedi. Önder Özen'le alakasının olmadığını düşünüyor. Muhtemelen yöneticilerden birinin isteğiyle yapılmıştır diyor. Esas sorun, Fener'de yedeğin yedeği adamın yıllık ücretinin Beşiktaş'ın kaptanından filan yüksek olması (Toraman garanti para 1,5 trilyon, Sezer 2,5 trilyon). Toraman bunu sorun etmez, ama Oğuzhan'da ciddi sorunlar çıkar dedi (Oğuzhan yaklaşık 1 trilyon alıyor). Keza Necip, Veli'de de benzer sorunlara hazırlıklı ol, dedi.

Önder özen'in futbol görüşüne inandığını, ama transferlerde her yöneticinin kendi kafasına göre takılıp onu ezdiğini söyledi, örnek, Ahmet Kavalcı çıkıyor (bildiğimiz bir insan, futboldan hiç anlamaz), Adebayor açıklaması yapıyor, bu nasıl iş, dedi? (hatta göründüpğü gibi bir adamsa, yakında istifa edebilir, dedi).

Ş. Ligi'nde ön öleme oynama ihtimalimizin kulislerde konuşulduğunu söyledi.

Maçları Kasımpaşa-Olimpiyat'da oynuyormuşuz.

Basar dedi ki...

BUgün Milliyat'te Fikret Orman ile yapılmış bir ropörtaj var. Yazılanlar doğru ise vay halimize...

“MUTLAKA en az bir çilek almam lazım. Çünkü oyuncular içerisinde takıma liderlik yapacak birisine ihtiyacımız var. Hem taraftarları tribüne çekecek hem de forma sattıracak bir çilek getirmem gerek."

"RONALDINHO’YU almayı çok istedik ama Avrupa’da oynamamamız çok etkili oldu. UEFA’dan sonra gelişme olur mu, olmaz mı? Bilemiyorum."

"SEZER benim istediğim bir oyuncu. İlk defa bir oyuncu istedim. Ona çok güveniyorum. Çok kaliteli bir altyapısı var. Çok arzulu ve istekli olduğunu biliyorum. Ondan beklentim büyük. Çok büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum."


“UEFA konusunu direkt ele alamadım. Orada Serdal Adalı ve Tayfur Havutçu’nun da savunması vardı. Ortak kararlar vardı. Ancak bu sefer konuya kendim müdahele edeceğim. Tamamen kendim yürüteceğim, kimseyi sokmayacağım.”

Başkan'ın kafası çok karışık. Bir yandan Önder Özen ile sistem takımı yaratmak istiyor, diğer yandan ahı gitmiş vahı kalmış sahte "çilek"lerin peşinde koşuyor.

Bu mantalite başarılı olmaz. İbrahim Altınsay'dan sonra Önder Özen'i de yer. Bu kafa, hocaya 3 ay sonra "bu futbolu bilmiyor, gitsin gitar çalsın" denilmesine yol açar. Bu mantalite ile başarı gelmez.

Unutmadan, aynı yazıda bugün Enaramo'nun geldiğini müjdeliyor. Hoş gelmiş! Almeida, Pektemek, Ömer, G.Töre, Olcay, Holosko, Dentinho dan sonra Eneramo... 3 kişilik pozisyona 8 kişi etti. Savunmada da 2 kişilik pozisyonda 5 kişilik aday var. Bu, size de Demirören zamanını hatırlatmıyor mu?

Yorum yapmak için Temmuz sonunu bekleyelim demiştim. Evet doğrusu da bu olur. Transfer biter, kadro sadeleşir, ondan sonra yorum yapılır. Fakat gidişat kötü, menajer al verleri ile aynı pozisyona kümeleme yapmak ile çakma yıldızlar almak ile alınan neticeler ortada.

Fikret Orman benim için çok büyük hayal kırıklığına dönüşmek üzere.

Övünç dedi ki...

Gelen haberler hiç iyi değil.

Önder Özen fazla kalmayacak gibi.

Altınsay'ı kaçıran bütün dinamikler yine devrede.

Ben futboldan anlamam , maliyetine bakarım diyen Fikret Orman bile kendi kendine transfer yapıyor.

İşin bu kısmını konuşmak burada çok hoş olmuyor ama ben kendi adıma çok büyük hayal kırıklığına uğradım.

Fikret Orman kendisinin ve Beşiktaş'ın kaderinin Önder Özen'e bağlı olduğunu anlayabilseydi keşke.

Erken seçimde İbrahim Altınsay tarafından ezilecek büyük ihtimalle .Olan kayıp geçen senelerle yine bize olacak.

beagle dedi ki...

Artık Beşiktaş'ın hareketlerini izlerken kendimle çelişmeye başladım. Bir sevinip umutlanıp bir öfkeleniyorum. Bir klübün zor anlaşılması taktik açıdan iyi birşey olabilir :)
----

Huylu huyundan vazgeçmeze doğru gidiyoruz. Seçim konusunda bir yorumda, yönetimi desteklemekle beraber Fikret Orman'ın İbrahim Altınsay benzeri bir tutumu Önder Özen'e de takınabileceğinden korktuğumu söylemiştim. "Sezer Öztürk'ü ben istedim" söylemi ile şüphelerim arttı.

Şimdi Özen, Altınsay'dan farklı olarak daha sabırlı olabilir ve bu tip yanlış tutumları beyefendilik ile geçiştirerek 1,5 senelik ilk hedefini tutturmaya çalışabilir. Umudumuz da bu. Ama birilerinin acilen "Yeter Fikret Orman Yeter" demesi lazım ki, başkan kendi atadığı ve ihtimalen kendine seçimi kazandıran direktörü bitirmesin.

Aslında genel icraate bakarsak Pedro, Ömer, Tolga(?), Eneramo fiyat/(performans beklentisi) açısından çok iyi transferler(toplam 7 milyon Euro bonservis ve uçuk maaş yok.)

Bunun yanında Mcgregor satıldı, Almeida da yolcu gibi. 5 milyon Euro da gelen oyuncular sayesinde kaynak sağlandı.

Durumu düşünürken Fikret Orman'ın günahını almış olabileceğim şöyle bir senaryo da var. Elde en iyi fiyata satılabilecek adam Fernandes. Yeni kontrat imzalamadı ve seneye serbest. Sezer, Fernandes olan bir kadroda, benim için Oğuzhan ve Muhammed varken çok gereksiz iken, Fernandes'in aniden satıldığı bir kadroda birden "bu fiyata çok iyi bir alternatif" haline gelebilir. Aynı şekilde Sezer'in alınması Fernandes'in elini zayıflatarak yıllık 3,5-4 milyon Euro maaş istemesine de engel olabilir. Yani her şekilde kendi kendini ödemeye aday bir yatırım. Başkanın Sezer'i ben istedim açıklaması ise Önder Özen'i Fb'li oyuncu transferi konusundan koruma olarak da yorumlanabilir.

Eğer bu senaryo gerçek ise biz cidden iyi planlama yapan, lider bir başkana kavuşmuşuz demektir. Keşke gerçeği bilmenin bir yolu olsaydı...

@Turkkant. Dostum önceki bilgi aktarımın çok iyiydi. Belki bir telefon da bu konuda işe yarar. Başkanı sevsek mi kızsak mı biliriz :)

~Poseidon~ dedi ki...

Herkes (Hakan Gündoğar) dışında ortada bir problem olmadığı konusunda fikir birliğine varmış durumda.

umarım bir sıkıntı yoktur. Bir çuval inciri mundar etmeyelim.
Enaramo konusuna gelecek olursak menajerleri aynı olduğu için kendisinin ismini 1-2 senedir kulağına üfürüyor olabilir. Dolayısıyla bildiği bir oyuncu boşta kaldığı için uygun maliyetle alınmasını istemiştir. Ne olursa olsun Enaramo çok kötü bir yabancı değildir. Ayrıca bugün okuduğum tweetlerde Biliç'in takımı ileride farklı varyasyonlar ile kullanacağı söyleniyor. Bu sebepten dolayı takıma farklı pozisyonlarda forvet yüklemesi yaptıkları konuşuluyor.

turkkant dedi ki...

Ya mesele aslında şu. Bu oyuncuların hiçbiri kötü oyuncu diyemeyiz. Ama aynı şekilde Mustafa Doğan, Mehmet Yozgatlı, Ali Güneş, Tayfun, Fatih Tekke, Aurelio, M. Fink, Youla, Tabata, Seric, Edu da kötü oyuncular değildi. Beşiktaş'a çok az şey verdiler.

Bu oyuncuların hepsi:
- 27+ yaşlarda,
- önceki kariyerleri üst seviyede olmayan ya da düşüşte oyunculardı.

Şu anki transferlerimize baktığımızda, Eneramo ve Sezer üst klasmana dahiller. Benim mantığımda Beşiktaş'ın 5-6 m. eurosu çarçur edildi (Ben Sezer'den bir Mehmet Yozgatlı performansı bekliyorum). Geleceğe yatırım yapılmak yerine aynı üsttekiler gibi günü kurtarmaya yönelik transfer edildiler (+menejer&yönetici orta oyunları).

Perdo Franco bakalım Bebe, Alves gibi mi çıkacak, yoksa Bobo, Sivok gibi mi? Zaman gösterecek.

Şu an transfer idaresi üçe bölünmüş durumda. Sezer'i başkan, Enaramo'yu Bilic, Franco'yu Önder Özen transfer ediyor. Bazı arkadaşların naif iyimserliğini anlayabiliyorum, ama bu mantıkla Beşiktaş bir arpa boyu yol gidemez.

@Beagle

Başkan konusunda şunu söyleyebilirim. Demirören gibi kulübü batırmaz, ama 3 sene sonra kulübü "0" şampiyonluk (özellikle ilk 2 sene şampiyon olmamıza yüzde 10 ihtimal vermiyorum), olası bir stat (muhtemelen 3. seneye hazır olur) ve borçlar artmadan yeni yönetime bırakır. Daha fazlasını yapmaya ne parası var, ne gücü ne de yeteneği.

En güldüğüm "kurumsallaşma" söylemi :) Kurumsallaşma dedi, dedi, sonra gitti Sezer'i kendi transfer etti, temel fıkrası gibi:)

Zamanında iş projeme para koyan bir işadamı vardı, kurumsallaşmayla yakından uzaktan alakası olmayan bir zattı, ama o kelimeyi ağzından düşürmezdi :) İngilizler derler ya, the lady thou protests much brings a question. (yani habire ben çok iffetliyim, diyen hatunun vardır bir sorunu).

İkincisi, başkan "winner" karakterli değil. O yüzden zaten habire "feda" ve "fair futbol" edebiyatı yapıldı. Sivok çıkmış seneye "belki şampiyonluğa oynayabiliriz" diyor. "Belki". İşe bak! Bunu ben söyleyebilirim, sen söyleyebilirsin, ama Beşiktaş'ın oyuncusu, hocası, yöneticisi söyleyemez. Ama işte en başındaki adam inanmazsa, oyuncu nasıl inansın.

Ya her şeyi geçtim, Altınsay'ın dediği olsaydı, tüm pahalı, yaşlı oyuncular gönderilseydi ve gencecik, 2-3 sene şampiyonluk ümidi olmayan bir kadro kurulsaydı, bu taraftar bunu destekler, o stadı fullerdi. Ama işte Sezerciklerle, Eneramolarla günü kurtarma derdindeyiz.

İşi komediye vurmak lazım, çünkü olan bitenler Beşiktaş'ta komedi.

@Poseidon
Bana göre de, yöneticiler dışında herkes işin kötüye gittiğini düşünüyor. G. Onay da güzel özetlemiş durumu, geçen seneden daha zayıf bir kadro demiş.

Bilic 12 kişilik mi takım kuracak acaba? :)

Övünç dedi ki...

Bizde böyle bir enteresanlık var.İhtiyacımız olan adamlar aynı zamanda ahbap çavuş menajer ilişkisinin de etkisi olan adamlar.

Sezer Öztürk bence %100 ihtiyaç ama Mustafa'nın da belirttiği gibi menajer durumu koca bir soru işareti.Şimdi bizim buradaki yaklaşmımız ne olmalı ?

Bir de Eneramo geçen senede bedavaydı ve Biliç yokken 2 defa Lokomotiv'in gündemine grimiş bir adamdı yani shrotlistlerinde olduğu açık lakin Biliç o zaman kendisini tercih etmemişken burada çok beğeniyorum , takip ediyorum vs gibi resmi olup olmadığını bilmediğim açıklamlarla dolaylı olarak kadroya katılmasında etken olması ilginç.

beagle dedi ki...

Güntekin Onay'ın tv programcılığı ve yorum yaptığındaki dobralığı ile sorunum olmamakla beraber analizlerine genelde katılmıyorum. Bir maç kurgulayalım:

4 yabancılı şimdiki bjk.- yabancı önlbero veya bek girebilir.

Tolga
Necip(sğbek),Pedro, Escude,İsmail(G.Süzen, Tanju)
Toraman(önlbro), Oğuzhan, Fernandez
Olcay (Hlsko)-Eneramo(Alm)-Mustafa Pektemek(Ömer Ş.)

karşısında 6 yabancılı geçen sene beşiktaşı

McGregor-
Hilbert,Sivok,Toraman,Uğur Boral
Veli,Necip(Hasan),Fernandes
Holosko,Almeida,Olcay


Bana şu anki takım 10 maçın 8'ini kazanır gibi geliyor. Üstünlükleri:
1- Oğuzhanın pas dağıtımı ile artan hücum zenginliği ve kendi gol pozisyonu yaratabilecek adam fazlalığı
2- Arkadan oyun kurabilecek merkez defans
3- Gol istatistiği Almeida'dan yüksek olabilecek ve farklı taktiksel işler yapabilecek 3 forvet (Pektemek, Ömer, Eneramo)
4- Aksayan herhangi bir bölgeye müdahele ve yabancı oyuncu koyma şansı
5- Lider ruhlu, kendini kanıtlamış yerli kaleci

Kadro hesabında bek pozisyonları ve defansif merkez orta sahada zorlanıyoruz, ama bilindiği üzere buralara da oyunucu bakacak hala çilek dışı 5-6 milyon euro transfer bütçesi var. Ayrıca önlibero Toraman ve Sağbek Necip bu ligde o mevkilerdeki en iyilerden olabilir.

Cartalete dedi ki...

Kadro geçen seneden kötü argumanı epey tutarsız zaten. Bir tek eksik Hilbert var, sağ bek flu şuan. Onun dışında her bölgeye geçen seneden daha fazla derinlik katılmış oldu. Ömer Şişmanoğlu - Gökhan Töre gibi her türlü kenar forvet stilinde B planı şansı var. Sezer'i patates ettik ama, bana göre Türk oyuncular arasında skora direkt katkı vermeye en yakın duran orta saha var.

En güzeli, Aybaba-Bilic değişimi, ki onu da kadrodan saymak lazım. Oğuzhan'a "şımardı bu" demek yerine, eksiklerini görüp üzerine gidecek bir hoca var en basitiden.

box2boxMC dedi ki...

Yine bi infial haline girmiş herkes. Bir kaç riskli hareket dışında bence transfer sezonunu iyi geçiriyoruz. En baştan belirlenen 16M euro luk transfer bütçesi ve bunu uygun hamleler yapılması bence oldukça yerinde.

Herkes Sezer Öztürk'e yüklenmiş ama o bile yerinde bir hamle. Burda kritik olan Oğuzhan'ın bu sezon nereye doğru evrileceği.

Eğer ortasahanın ikilisini oynayacak duruma gelirse ne ala. Yeni alınacak ön libero yabancı ile uyumlu bir ikili olmayı başarabilirse sadece Sezer olayı değil Beşiktaş'ın önümüzdeki sezon bütün çehresi değişebilir. Bu bağlamda da Sezer transferi daha anlamlı bir yere gelebilir. Forvet arkası oynayacak Fernandes'i yedekleyebilecek en iyi Türk alternatiflerden biridir Sezer. Ha eğer ki Oğuzhan o hayal ettiğimiz 2 yönlü ortasaha olmak yerine Fernandes liğe soyunursa aynı bölgede 3 oyuncu biraz gereksiz olacak. Bu sefer Sezer'i oynatabilmek adına kanatlara atacaklar, adam iyicene ıskartaya çıkacak.

Kıssadan hisse, Oğuzhan bu sene ki "key player" dır benim gözümde...Ha bide Necip sağbeke evrilirse yemede yanında yat derim...

Onur ünal dedi ki...

herkeste bi umutsuzluk var da, hiç mi olumlu beklenti yok arkadaş ya, ligin ilk maçı başlayana kadar bu böyle sürecek anlaşılan ama maçlar başladığında, enaramo sol çizgide omzu koyup yıkılmadan dribling yapıcak(amokachi gibi), sezer yayın üzerinden köşeye plaseyi yapıcak, ömer de koşuyoluna atılmış topa sağ taraftan uzak doksana bazuka gibi çakıcak.. ben takımımdan umutluyum.. (30 yaşındayım , 10 yaşından beri her sene başı böylece bekliyorum, MAF dönemini saymazsak sadece 3 şampiyonluk gördüm, ama her sene başı yine de böyleyim, yani burdaki profesyonele yakın analizcilerden farklıyım, kusuruma bakmayın artık)

Batistuta35 dedi ki...

Eneramo ve sezer transferi çoğunluğun hoşuna gitmese de bu 2 isim dahil bu seneki transferleri çok olumlu buluyorum ben. Avrupada olmadığımızı bu sezonda 2,5 alan almeidayı yollayıp bana göre ondan daha güçlü ve daha iyi bir forvet olan eneramoyla almeidanın yarısı fiyata anlaşmak çok çok iyidir. Geçen sene benchden hiç skor katkısı alamadık mesela bu yüzden herkesin bunlar 11 oyuncusu değil nedne alıyoruz dediği transferler çok yarar sağlayacak bence. Kaldı ki gelecek sağ bek, ön libero ve hemen hemen biten Tolga transferiyle gayet kaliteli ve uyumlu bir takımızız olacak. Ben umutluyum bu seneden.

Son olarak abi yeni transferler oyun sistemi vs ilgili yazıyı çalıştığın dergilerde yayınlamak için mi bekletiyorsun yoksa zamanın mı yok?

Basar dedi ki...

beagle kadro tasarımına Gökhan Töre'yi almamış bile (Dentinho'yu saymıyorum). Haklı! Orası o kadar kalabalık ki insan kimi yazacağını şaşırıyor. Ayrıca arkadaşın hiç resmi golü yok.

Bu kadar transfere ön libero pozisyonunda hala Toraman duruyor. Necip'ten sağbek yaratılmış ki hiç denenmemiş bir tasarım. Hadi bu hamleler tuttu, bu adamlar sakatlanırsa ne olacak?

Bu bağlamda Cartalete'nin "Onun dışında her bölgeye geçen seneden daha fazla derinlik katılmış oldu." tesbitini de eleştiriyorum. Şu anda bu takımın sağbek ve ön libero pozisyonları devşirmedir ve yukarıdaki satırlar bu nefis futbol sitesinin yaratıcısına ait olamaz.

Ayrıca, Del Bosque de Biliç gibi değerli bir hocaydı ama "Yeniköy Kasabı" nişanı takılarak sepetlendi! Onun da takımında aynı bölgeye kümelenmiş bir sürü topçu vardı. Biliç'e de Kemancı'daki gitariste ne kadar benziyor, bunlar rockçı değil, topçu hoca denmesi yakındır!

Burası milli takım değil, her maçı forveti 5leyerek kazanamazsın. uzun sezonda başarı ancak dengeli kadro mühendisliği ile gelir. Adamın eline un ver, yağ ver, şeker verme sonra da bana helva yap usta diye yalvar...

Bu kafa ile geçen sezonun kopyasını yaşarız. Çok atar çok yeriz.

Cartalete dedi ki...

Geçen sene de o bahsedilen bölgeler zayıftı, ben cümleyi "geçen seneden zayıf oldu" tezine değinerek yazdım. Bu kadronun şuanda bile geçen seneden kötü olması teknik olarak mümkün değil.
Ayrıca 8 Eylül olmuş gibi konuşmuyor muyuz? Bir bakalım beke ve savunma önüne kimler gelecek.

~Poseidon~ dedi ki...

maalesef Beşiktaş'ta Serdal Adalı başkan olamadı diye üzülen, Önder özen başarısız olsun diye pusuda bekleyen ve rant kapakları kapandığı için saldırıya geçen onlarca kişi biliyorum.
Bu transferler yapılmamış olsaydı adım gibi eminim aşağıda şu cümleleri okuyor olurduk;

- Enaramo bonservissiz boştaydı neden alınmadı? (Ligimizi tanıyordu)

- Sezer X kulübe yok paraya gitti.Neden alınmadı? Geçen sene sakatlıklar ve cezalardan çok çektik Fernandes ve Oğuzhan için mükemmel bir alternatif olurdu.

- Tolgaya 3 Milyon vereceğine Onur'u 7,5' a alsaydk ya. 10 sene kale garanti. (Bu güncel arada hala görüyorum)

Beşiktaş'ın her teze bir antitezi her zaman vardır. Bu sebepten başımıza ne geliyorsa kendimizden geliyor.

~Poseidon~ dedi ki...

Burası Beşiktaş'ın en üst düzey tartışıldığı platform. (Şahsi fikrim)

Merak ediyorum okur ve yorumcu arkadaşlardan Serdal Adalı ismini destekleyen var mıdır? Varsa neden?



Basar dedi ki...

@Poseidon

Son birkaç gündür olumsuz yazı yazan biri olarak cevap verme ihtiyacı duyuyorum.

İlk önce kongre üyesi değilim ve oy vermedim. Bunun dışında, Serdal Adalı'yı Demirören döneminin devamı olarak gördüm. Fikret Orman'ın seçimi kazanmasını diledim.

Fakat Fikret Orman yönetiminde de benzer refleksleri görmek ürkütücü. Benim de sana sorularım var:
1)Gökhan Süzen, Dentinho, Sezer Öztürk bize gelmeden önce kaç maç yapmış,
2)Ne kadar süre oynamamışlar?
3)Bu oyunculara + Escude'ye ne kadar para verilmiş?
4)Bizde bu yılın sonuna kadar oynadıkları maç adeti acaba ne olacak (yılın sonunda cevaplayalım)
5)Bu kadar az oynayan adamlara harcanan toplam para ile 1-2 ortalama kalite üstü adam alınabilir miydi?

Sorular artar ama üsttekiler bir fikir veriyordur diye umuyorum.

Son olarak;
"Beşiktaş'ın her teze bir antitezi her zaman vardır. Bu sebepten başımıza ne geliyorsa kendimizden geliyor."
cümlesi ile
"Burası Beşiktaş'ın en üst düzey tartışıldığı platform."
cümlesi birbiri ile çelişmiyor mu?

Not: @Cartalete şu anda ön liberoda Muhammed oynuyormuş. Ön libero ne zaman transfer edilecek de takıma uyum sağlayacak? Aynı şekilde geri 4lünün beraber yiyip içip, birlikte nefes alması gerekmez mi? Ben olsam ilk çatıyı oluşturup daha sonra kadro derinliğini tasarlardım.

Cartalete dedi ki...

Muhammed'i orada mı oynatmış hoca? İlginç...

Galiba Önder Özen'in "hoca benden farklı düşünüyor" dediği konu orası. Önder Hoca sert savunmacı isterken, Bilic topa hakim (Pirlo) bir defansif orta sahayla yola çıkmak istiyor sanırım.

Cartalete dedi ki...

Batistuta, Beşiktaş'ın gelecek yıl hakkında bir dosya tipi yazı yazacağım FFT dergisi Ağustos sayısına da, blog için de transferleri değerlendireceğim müsait zamanda.

turkkant dedi ki...

Ben de Başar gibi Fikret Orman kötünün iyisi'ciydim.

M. Aksu'nun olduğu bir yönetim ne yapabilir ki. Tümer'in kitabında var. Bir yenilgiden sonra, Tümer'i kulübe çağırıp, "bir daha yenilirseniz bir kamyon adamı idmana gönderirim, demiş," başka söze gerek var mı? :)

Valla ben bir düzene orta şeker adama para döküleceğine, evet bir tane Onur Kıvrak'ı tercih ederdim.

Mantık şu: İsmail'e 6 m. bonservis ertesi sene için kötüydü, Beşiktaş'ın 5-10 senesi için iyiydi. Toraman'ın bonservisi ertesi sene parasını çıkarmadı, sonraki 6 senede parasını kat kat çıkardı.

M. Yozgatlı'nın, Youla'nın, Ali Güneş'in ve benzerlerinin transferleri gibi, Sezer ve Eneramo da 1-2 senelik öngörüde yapılan transferlerdir.

Alper Potuk eğer 10 sene FB'de oynarsa, Sezer-Eneramo 2 senede ıskartaya çıkarsa, Alper daha ucuz olacaktır. Benim mantığım bu.

Lafımın arkasındayım Del Bosque senesindeki gibi bir futbolcu çöplüğüne doğru gidiyoruz. Bir dünya adam aldık, İsmail kasım'dan önce dönse, Necip sağ bek olsa, Toraman ön libero oynasa diye konuşuyoruz... Şaka gibi.

Mustafa Eylül'ü bekleyin diyor, ama Beşiktaş tarihinde Temmuz 15 sonrası transferler yüzde doksan fiyaskodur. Üzerine kamp da kaçırıyor. Haydi hayırlısı.

Övünç dedi ki...

Benim aldığım bilgi anlaşılan 1-2 isim olduğu ama uefa tahkiminden gelecek karara göre stratejik değişiklikler olabileceği yönünde zira epey umutlularmış tahkimden.

Bu adamlardan biri tahkimden red çıkarsa büyük ihtimalle Arijan Ademi bu arada.

Almeida gitmeden yabancı forvet alınmayacağı da kesin.

Sağ bek büyük bir süpriz olmazsa Serdar Kurtuluş olacak.

İsmail'de takımla çalışmalara 20 gün sonra başlayacak ekim ayına kadar eldekilerle idare edilir.Biraz riskli olacak ama İsmail sağlıklı dönerse sorun olmaz zaten.

Onur ve Alper'i istemenin , Adalı veya Orman taraftarı olmak ile ne alakası var anlamadım.

Ben de sürekli belirtiyorum mevcut uygulanan yöntemi doğru bulmadığımı.

Her bölgeyi 1 senede güçlendirmeye çalışmaktansa 2-3 bölgeyi olabilecek en iyi adamlar ile kapatmayı düşünürdüm.



utaman dedi ki...

Tolga yerine Onur'u almak ilk etapta ekstradan dört milyon euro demek. Tolga da gayet iyi bir kaleci bence. Bu noktada Tolga -kaleci antrenörüyle Cenk'in alabileceği yolu da düşününce- makul bir tercih.

Onun haricinde alınan futbolculardan Ömer ve Gökhan milli takıma aday futbolcular. Bir tık atlatabilirsek o seviyeye çıkacaklar. Ömer zaten tarzını çok beğendiğim bir futbolcu. Gökhan'ın tarzı çok yakın gelmiyor ama yeteneği aşikar. Bu iki oyuncu Olcay'ın gelişini andırıyor bana. Tabiki Gökhan'ın devamlılık sorunu var ama gelişirse en etkili yerli kanat olacak potansiyeli var.

Pedro Franco da izlenip alınmış, yetenekli görünen bir futbolcu. Yine bir seviye üste çıkarsa o en iyi diyebileceğimiz noktaya çıkar.

Sezer de ihtiyacımız olan bir futbolcuydu. Oğuzhan'dan çok ücret alması saçmalık. 700-800 bin euro aralığı uygun olurdu. Mustafa'nın da söylediği gibi Oğuzhan'ın aldığı ücret zaten yetersiz. Muhammed'in kendini geliştirip, Sezer'in bile değil direk Fernandes'in yerini almasını isterim. Çok çalışması lazım. Bir de Mertcan var bahsetmeden geçmek olmaz. Şu iki çocuk da Oğuzhan'a katılsa süper olur.

Eneramo transferi şu ana kadarki en mantıksız transferimiz bence. Katkı sağlar belki. Ama yabancı hakkımızı genç, potansiyeli yüksek futbolculardan ya da soru işareti taşımayan, kaliteli 11 oyuncularından yana kullanmamız gerektiğini düşünüyorum.

Şahsi fikrim; Tolga, sağ bek(tercihim Veysel çok yönlü olması ve yaşı sebebiyle) ve soru işareti taşımayan net bir ön libero transferi ile gayet iyi bir transfer dönemini geride bırakabiliriz. Henüz geç kalınmış bir şey yok.

beagle dedi ki...

Tartışmalar güzel gidiyor da, şu Necip konusuna bir post yapayım dedim.

Sanırım ilk uzun uzun yazan bendim. Bu çocuk sağ çizgide İngiliz kanat oyuncusu esintileri verebiliyor. İş ahlakına ve sahadaki duruşuna ise arka çizgi uyuyor.

Auttan auta kadar gidecek fulesi olmayabilir ama ceza alanları arasını şu anki fiziki hali ile kapsayabilir.

Sanırım %90'ımız bu çocuğun sportif açıdan "futbolcu" olduğu kabul eder ve kalmasını ister ama sahada bir mevki emanet edemiyoruz. Aslında o önde Ernst arkada iken süper bir hal almaktayken Aurelio geldi ve işler bozuldu. Bence Veli yakınındayken de top oynaması mümkün değildi.

Neyse Toramanın önlibero olması diğerlerinden iyi iş yaptığı için "idareten" olur, ideal olmaz da Necip'in sağ çizgide oynaması Rıza Çalımbay'dan beri gelen en "ideal sağ kanat" olabilir.

Tabiiki 4-5 maç üst üste izleyip bir fikir edinmek daha sağlıklı. Özellikle savunma çizgisi konusunda. Ama çizgi konusunda sorun çıkarmadığını varsayarsak Necip Veysel veya Serdar Kurtuluş'dan çok daha ideal bir sağ bek olur.

Gülmeden önce geçen yıl 20-30'ar dakika sağ kanat oynadığı bir kaç maçın özetlerine ulaşmayı unutmayın.

gundelikci dedi ki...

toplu olarak aklımda kalan sorulara kendimce cevap niteliğinde yazayım istedim.
enaramo gerçekten keyfi olursa yıkılmayan bir adam, o kütlede bir adamın attığı taklalar da atletizmini vurgular az çok. ama dediğim gibi hep aynı değildi bu adam, yürümeyi istemiyor gibi göründüğü sayısız maç vardı Sivasta. bu önlenebilirse korkulan bir forvetimiz olur gibi. hoş ben ne eneramo ne adebayor değil, duvan zapata gelsin istiyordum, hakkında bildiğim hiçbir şey de yok yanlış anlaşılmasın, sadece saf umuta dayalı bir istekti. neyse önder özen bilinçli adammış=)

sezer ve gökhan geçen sene maç eksiği olan adamlar. gökhan barındırdığı potansiyel ve oyun tarzı itibariyle son derece alınası bir risk bana göre. görece kötü geçmişli giunti, olcay örnekleri önmüzde, altınsay gibi önder özen'in de akıl ile yaptığına inanıyorum ben bu transferleri.
sezer konusunda insanları gerçekten anlayabiliyorum ama ben oyuncunun geldiği yeri falan dert eden biri değilim. ve halen kendisinin katkısını verecek forvet arkası türk isim örneği yok ortada. sezer gibi bir forvet arkası oyuncusu bizde yok aslında yani adam şu anda kimsenin yedeği değil, zira fernandes eski ön libero, en kabadayı çift yönlü orta sahayken, bir senedir bizde serbest adam ve dikkat edin hala forvet arkası değil, çünkü duran top asistleri dışında o istatistiklere sahip bir forvet arkası olamaz, oğuzhan da bize mc geldi, topla yetenekli olduğu için forvet arkasına atıldı ama bence orta saha olarak kalsa modern futbolda yeri daha sağlam olur diye düşünüyorum. sezer ise burda da denildiği gibi ikincil forvet özellikli alex vari bir adam ve benim de sevindiğim yönü bu. tek sıkıntım geçen sene oynayan oyuncuların maaşlarının yeni transferlere göre düşük kalması, özellikle necip ve veli'nin. bir de türk oyuncuya türk parası politikası terk edilmiş görünüyor, sonuçlarını bilemem ama en azından baştan böyle bir plan olmasaydı can sıkmazdı.

necip konusu çok sıkıntılı, benim gibi fenerbahçe'nin şampiyon olduğu sene fanatik fenerli babayı ağlatarak beşiktaşlı olduğunu söyleyen birisine daha sıkıntılı. zira ben maf üçlüsünden biri değil rıza olurdum mahalle maçlarında. Necip'i de efendi görünüşü dolayısıyla, sağ taraftaki yeteneğiyle de çok benzetirim Rıza'ya.
Daha önce de burada yazmıştım, kazandığımız maçlarda dahi dert edindiğim bir durum bu çocuğunki, kendisi tek önlibero iken başarılı maçlar çıkardı geçen sene sakatlanana kadar hatta oyuncu açan çok güzel hamleleri bakan gözlere görünüyordu da. sonrası sakatlık ve samet aybaba'nın korkarak çift ön liberoya dönmesi ile yine sırıttı. veli için de aynı şey geçerli, tek ön libero oynamak ile çift ön libero oynamak gerçekten çok farklı yanındaki ile kusursuz uyum şart en başta ve diğer pozisyon gerekleri. eski nesil liberoların tandemde sırıtması ile aynı durum. Necip'e artık bir görev verilir ve bir sene onu oynarsa benim inancım tam, hatta takımdaki diğer herkese olduğundan daha fazla.

nkonrat dedi ki...

Eğer Bilic, Pirloesk tarzda bir orta saha oyuncusu kullanmayı planlıyorsa buna en uygun ismin Oğuzhan olduğunu düşünüyorum. İzlediğim kadarıyla Muhammed topu ayağında gereğinden fazla tutuyor. Oğuzhan o pozisyonda oynasa hücuma çıkışlar hem daha hızlı hem daha şuurlu olacaktır, takımın kollektif savunma alışkanlığı geliştikçe de defansif görevinde sırıtmayacaktır.

yeronda dedi ki...

herkese merhaba.
azönce basında tolga ile görüşmelerin tamamen tıkandığını ve transferden vazgeçildiğini yazdı.bu yılan hikayesine dönen transfer konusunda hepinizin fikirlerini merak ediyorum aslında.
şahsi fikrim “tolga zengin alınmayacaksa sinan bolat alınacak ve felaket olacak” tezinin tam tersi.tolga zengin herzaman iyi kumaşa sahip bir kaleciydi.şenol güneşin trabzona gelişinden sonra alper boğuşlu isimli kaleci antrenörünün ve şenol hocanın katkısıyla iyi çalışmaya başlamış ve kumaşını ortaya çıkarmış,bulduğu şansı olumlu kullanmıştı.mental olarak çok sağlıklı olmadığını düşündüğüm tolgayı beşiktaş isteyince ayak direten acemi trabzonspor yönetiminin onur kıvrakı galatasaraya el altından satarsa kimse şaşırmasın.neyse orası o kulüplerin problemi.beşiktaş açısından tolganın alınmaması bence olumlu görülebilecek bir durum.sinan bolat alınırsa (ki sinan çok beğendiğim bir kalecidir) tolgadan kötü olmaz.kalecilik teknik olarak iyi antreman yapmayla çok alakalıdır.bu açıdan bakınca Önder Özenin memnuniyetle karşıladığım ispanyol kaleci antrenörü joseyi transferi çok önemli.bu kaleci antrenörü tüm kalecilerimizin standardını yükseltecektir.tolga olmadı sinana kaldık gibi bir yaklaşımı doğru bulmuyorum.sinan eksantrikliği yüksek,refleksleri oldukça gelişmiş ve çizgide kalmayı sevmeyen alan hakimiyeti yüksek bir kaleci.boşta oluşu düşündürücü tabii ki ama Türkiyede imzalayacağı bir sözleşmenin ancak dörtte birine avrupada bir takıma imza atmaktansa Türkiyeyi beklemek oldukça mantıklı Sinan açısından.üstelik federasyonun yeni yabancı sınırlaması kararıyla artık ilk 11de yabancı kaleci lüks olarak kaldığından sinan bolat bence avrupa altyapısında yetişmiş halihazırda milli takım kalecisi olarak oldukça iyi bir transferdir.sinan alınmaz kaleci transferi yapılmazsa da sorun yaşanacağını düşünmüyorum.Cenk Gönen gibi üst düzey bir kalecimiz var kadroda.Cenki en çok eleştirenlerden biriyim.herzaman iyi bir kaleci olduğuna inandım fakat yeteri kadar çalışmadığı çok belli oluyordu.motivasyon sorunları yaşadı,rüştünün,mcgregorun arkasında kaldı,kabullendi,performansını yükseltip formayı hak ettiğini gösteremedi.bulunduğu yerde mutlu gibiydi.oysa yeni kaleci antrenörü bildiğimiz kadarıyla kalecilerin pestilini çıkarıyor.bu sezon cenki çok daha hazır görebiliriz.Almanya 3.liginden transfer edilen diğer kaleciyi hiç tanımadığım için yorum yapmam imkansız.
Şimdilik kaleci konusunda aklıma gelenler bunlar.diğer mevkilere yapılan transferleri uygun bir zamanda kendi açımdan yorumlamak istiyorum.

çağlar dedi ki...

@Cartalete

Merhaba uzun süredir bende senin blog'unu takip eden isimsizlerdenim. :) Bu güzel blog için teşekkürler öncellikle.

Benim sorum medyada çok yer bulmayan ancak bana göre güncel transferlerden daha fazla öneme sahip uzun vade de faydasını göreceğimizi umduğum, yardımcı antrenörlük görevine getirilen/getirilecek Dortmund u19 teknik direktörü Edin Terzic ile ilgili.

Kendisini hakkında fikrin var mı? Ve resmi olarak Slaven Biliç'in yardımcılığına getirtildi mi?

Resmi siteden yayınlanan antreman fotoğraflarında kendisini görüyoruz ancak henuz resmi bir açıklama gelmemesi de düşündürücü.

Övünç dedi ki...

Hazır Trabzon sıkışmış durumdayken bence Zokora+Tolga'ya paket teklif yapılabilir 3.5 m € gibi bir paraya.

Bedavaya kaptıracakları Zokora'dan para kazanırlar.Bizim için zaten iyi transfer olur.

ÜStüne Gökhan Süzen'i filan kaktırırsak tadından yenmez :)

Cartalete dedi ki...

Çağlar, hoş geldin :)

Hakkında bilgim yok ama Dortmund'da çalışmış ve istatistik uzmanı bir antrenörün Beşiktaş'a gelmesi, benim için de çok değerli. Epey de genç bir hoca, 82 doğumlu.

yeronda dedi ki...

Slaven Bilic'in dün basına verdiği demeçlerden anlaşıldığı kadarıyla takımın ön liberoya ihtiyacı olduğunu gördüğünü ve bu mevkiye iyi bir transfer istediği belli oldu.Zokora ile trabzonspor arasında sorun olduğu görülüyor.kampa katılmadı vs.bu noktada Türkiyenin en iyi kesici ön liberosu olduğunu söylemeliyim.ama yaşı,bu seviyede futbola nekadar devam edebileceği gibi gerçekler göz önünde bulundurularak yatırım yapıp yapmama kararı alınmalı.zokora kesin alınmalı demekten ziyade şartlara bakılmalı,şartlar uygunsa alınabiliyorsa alınmalı diye düşünüyorum.tabii sorunlu da olsa acemi trabzon yönetiminin tolga konusunda beşiktaşa yaşattığı ayak direyen tavırdan sonra onlarla başka bir futbolcu için tekrar masaya oturmak nekadar istenir bu da yönetimin işi.Önder Özen'in bu konulardaki titizliğine güvenmekten başka çaremiz yok.zira menajer oyunlarına yenik düşen şovmen yöneticilerimize kalırsa menajerler kulüpte cirit atmaya devam edecek,kadro gereksiz yere şişecek,maaş bütçemiz yok yere sıkıntıya düşecektir.

Tabii tüm bunların yanında uefa tahkimindeki savunma ve ardından yaşanacaklar net olarak öngörülemediği için yabancı transfer konusunda beklemedeyiz gibi görünüyor.şampiyonlar ligi ön elemesi oynama ihtimalimizde var annemizin liginde oynama ihtimalimiz de.bu süreç avusturyada ki kampa kadar sürecek bilemiyorum ama şahsen yapılacak yabancı transferin takımla birlikte kampta olmasını arzu ederdim.

Kakashev dedi ki...

Dün ilk defa Irak u20 maçını izledim. Humam Tariq çok hoşuma gitti. Top tekniği çok iyi, hızlı ve çok soğukkanlı. Tam buradan top çıkmaz denilen anlarda hem topu kurtardı hem de müthiş paslar attı. Alper Potuk tarzı driblingi olan bi merkez oyuncusu. Solda da oynayabiliyor. Biraz güçlenirse çok klas bi orta saha olur gibi geldi bana. Bugün bi araştırma yaptım 1996 doğumlu ve Irak A milli takımınında da 11 de oynuyor. Ali Adnan la beraber alınabilir bi oyuncu. Mustafa'nın ve değerli blog takipçilerinin fikirleri nedir bu konuda

~Poseidon~ dedi ki...

@basar

Elimden geldiğince cevaplamaya çalışayım.

Aslında bütün sorular neredeyse geçen sene ile alakalı. Bana sorarsan geçen sene küllüm amatörce ilerleyen ve Türkiye'de hala çok baskın olan Hoca ve Yönetimin transfer yapması alışkanlığından gelen hamlelerdi ki çoğuna ben de katılıyorum. (Sezer'i ayrı tutmak lazım o bu sene yapıldı). Zaten yönetimin de kıyasıya eleştirildiği konu buydu. Benim şahsi fikrimi sorarsan geçen sene tamamen menajerlerin kucağında bulunan bir hoca + yönetimin faciasıdır bu. Zaten mevcut UEFA'da başımıza gelen de bu çapsızlığın yansımasının mahkemesidir.

Bu sene ilk defa Türkiye'de olmayan denenmeye kalkışılıyor.
Sezer konusunda sence gereksiz bence ise gerekli bir nokta transfer yapılmıştır görmeden konuşmak manasız.
Transfer konusunda Beşiktaş'ın izleyebileceği iki yol var.
1- 30 yaş üzere yıllık büyük paralar isteyen kalite üstü adamları kovalamak. (Bu macerayı daha önce yaşadık. Guti Q7 Simao örneğinde olduğu gibi)
2- 20'lerin başında parlamaya aday olan yerli yabancı isimleri toparlamak.

Bana sorarsan Türkiye'nin çöplük olduğu konu başarıya doymuş, yüksek maaş alan, umarsız futbolculardan oluşması.

son cümleyi yazma sebebim artık transferleri bilen, güven veren adamlar yaptığını düşündüğümüze göre (en azından şahsım adına) Bu transferler açıklandıktan sonra "Sezer lüzumsuz, Enaramo yerine Boboyu alalım" temalı konuşmalar yerine bize nasıl fayda sağlayacaklar acaba hoca takımda bu kişileri nasıl kullanacatır'ları tartışmak daha anlamlı ve efektif geliyor bana.


Postları merge etmesen daha iyi olur aslında :)
İlki yukarıda yazığım transferleri pislemek adına yazdığım postun kapanış cümlesiydi. Diğeri ise yaklaşık 2.000 kongre üyesinin oyunu alan, Beşiktaş'ı mahkemelere taşıyan, hala ve hala Etoo bitmişten medet uman bir insanın bu üst düzey platformda bile destekçisi var mı varsa neden? konusuna cevap arayış cümlemdi.

Biraz karışık oldu ama işyerinden yaldır yaldır yazmaya çalışınca sonuç bu çıktı. Şimdiden affola :)


Sevgiler & Saygılar

yeronda dedi ki...

tekrar merhaba.aklıma fikirler geldikçe buraya yazmak isteği ağır basıyor.
şimdi ki yorumum julien escude hakkında olacak.

bu yılın savunma hattında direk yeralmasını öngördüğüm oyuncu escude.eğer hocanın dediği gibi kompakt oynayan,hücum ederken savunmayı öne çıkaran,top kaptırdığında ileride hemen presle topu kazanmaya çalışan bir takım kurmayı planlıyorsa pozisyon bilgisi yüksek,deneyimli,önde savunmayı kurmayı çok iyi bilen bir escude kadroda mutlaka olmalı.pedro franco transferi ile gölge düşse de escude formayı hakediyor.geçtiğimiz sezon samet aybabaya bir türlü kendini beğendiremedi.oysa ligin son haftalarında sivokla ne kadar uyumlu bir tandem hattı oluşturduklarını hepimiz izledik.üstelik stoper mutlaka belli yaş ve olgunlukta olmalıdır.yıllarca sevillada üst düzey bir futbol oynayan escudenin bilicin değişmezlerinden biri olacağını öngörmek zor değil.yabancı santraforun,fernandesin yeri banko olduğunu göze alırsak ilk 11de yabancı bakımından en rahat takımın beşiktaş olduğunu görmek zor değil.escude sivok stoper hattında ısrar edilmesi gerektiğini düşünüyorum.tecrübeli oyunculardan faydalanmayı seven ve kendisi de stoper olan bilicin sezondailk 11de escudeyi tercih etmesi beni hiç şaşırtmayacaktır.

Martin Wörns dedi ki...

Birkaç nokta dışında transferde iyi gittiğimizi düşünüyorum. O noktalarda hala doldurulabilir gözüküyor. Kaleci-sağ bek-ön libero tercihlerini gördükten sonra kadro yapımız hakkında daha doğru yorumlar yapabiliriz. Bu mevkilere oyuncu alınacağı genel kanı olduğu için böyle söylüyorum.

Eneramo ve Sezer konusunda ben olumsuz değilim. Sezer bence en ihtiyacımız olan mevkinin rotasyonu derinleştirecek, ortalama bir verim için güvenilecek oyuncusu olacak. Fernandes-Oğuzhan ikilisinin alternatifi olmadığı açık. Bu ikiliyi birlikte kullandığımız bir kurguda 3. oyuncumuz yoktu. Başka bir Türk oyuncu aklıma gelmiyor Sezer'in önünde olan. Çalhanoğlu'nu falan alabileceğimizi sanmıyorum artık. Niye soğuk bakıldığını da anlamadım, alternatifi kimdi ki?

Eneramo da iyi oyuncu bence geçen sene boştayken de alınmalıydı. Hatta bu hamleyi yapmış olsaydık Almeida'sız dönemde yaşadığımız hücum kurgusunun alt üst olması sorununu yaşamazdık. Ben Almeida'nın kalacağını sanıyorum ki bu durumdan memnunum, Eneramo iyi bir rotasyon oyuncusu olacaktır. Bonservissiz olması ve 10 gol üstü lig ortalamasının da bulunması artısı.

Ömer Şişmanoğlu'nu çok az izlediğimi farkettim. İzleyenlere sol uzak forvet rolünü oynayıp oynayamayacağını soracağım. Bu bölgede Olcay'ın arkasını dolduracak rolde bir oyuncuysa hücum rotasyonunu tamamladığımız söylenebilir. Bizim 5-3'lük maçtan aklımda kalan tam da o bölgede iyi bir rotasyon oyuncusu olacağı izlenimiydi.

Franco'yu tanımıyoruz ama Sivok-Escude-Ersan'la üzerine iyi bir kurgu oluşturulduğunda başarılı olabilecek bir 4'lüye sahibiz gibi. Maçlar başlayınca göreceğiz.

Beni transfer döneminin en heyecanlandıran spekülasyonu Gargano idi. Orta saha- defans kurgusu ve bütünlüğüne sınıf atlatabilecek bir isim. Ronaldinho-Adebayor vs. ile uğraşacaklarına paraları varsa ya da başka bir kaynakları def. orta sahaya yatırım yapmalılar. Yaşlı da olsa gidip Cambiasso'yu almalılar mesele. Para harcamayı bu şekilde yaptıklarında profesyonelleştiklerini görürüz. Ronaldinho ise saha dışı tüm kazanımlarına karşı çok kötü transfer olurdu, gündemden kalktı sanırım.

Bekler önemli. Bence birinde yabancı kullanılması gerekir. Hilbert'i arayacağımızdan kuşkuluyum. Ön taraf hiç fena olmadı. 2-3 nokta transferle Bilic'in elinde hem geliştirebileceği hem de belli düzeyde sonuç alabileceği kadro olur. Transferlerin yapılış şekli vs. şimdilik bana kötü görünmüyor. Herkes Önder Özen'ci, kaldı ki bende beğeniyor ve destekliyorum. Ama yine de Bilic'in tavır ve yorumuna daha çok dikkat etmeye meyilliyim. Hem takım kurgusu ve kadro uyumu ondan geçiyor hem de yönetim-direktör-menajer üçgeninin en güvenilir futbol aklı odur bence.



Ilyas dedi ki...

selamlar. Uzun zamandir yazmiyorum ama tabiiki her yazini zevkle takip ediyorum.

Dün aksam hususi maci izlemek icin Hamburg'a gittim. O vesileyle bir kac arkadasi'da ziyaret etmis oldum. Isterseniz bir kac izlenimlerimi aktarayim.
Ilk olarak sunu belirteyim, ikinci yaridaki takim beni daha heycanlandirdi ve bana daha fazla zevk verdi. Belkide ikici harida kendi mevkilerine aliskin futbolcular oynadigindandir.

Ilk yarida hosuma gidenler Ersan, Gökhan ve Olcay'di.
Ersan cok rahat oynadi ve bana kalirsa baya dogru is yapti.
Olcay hazir gözüküyor, belki fazla tatil'de olmadigindandir, hersey iyi bir tek su bos yere, yere yatip yerde kivranmasi, bu kötü aliskanligindan bir an önce vazgecmesi lazim. Hem hic yakismiyor, hemde takimini yalniz birakiyor, topu kovalamak yerine yere yatiyor, birde taraftari kiskirtiyor, beni sahsen cok sinir ediyor bu durum.
Gökhan belki cok fazla oynamayip göze batmadi, ama alt yapisinin cok saglam oldugunu her türlü belli ediyor. Ilk etapta bos adami ariyor ve gereksiz calim atmiyor, bence formunu bulabilirse bu sezon bir cok assist'in altina imzasini atar.

Ikinci yarida hosuma gidenler Güvenc, Atinc, Berat, Muhammed ve parantez icinde Tanju oldu.
Güvenc her türlü Cenk'den daha iyi, bana en azindan her an gol yiyebiliriz hissi vermedi, yan toplara cikmaya korkmuyor. Bu is kesinlikle Cenk ile olmaz, Tolga gelmezse Güvenc oynasin ama Cenk oynamasin.
Atinc gecen sene oynamamasina ragmen iyi oynadi. Hava toplarinda zaten karsisinda Dwight Howard olmadigi sürece toplari biraz zor alirsin kendisinden. Timing'ide hic fena sayilmaz, bir tek biraz acele davraniyor, bir kac topu gereksiz yere sag sola vurdu. Etrafina biraz baksa cok daha iyi olacak.
Berat beni pozitif anlamda sasirtti, cok agresif'di ve hava toplarinda iyiydi. Bir tek hiz problemi var bence, dolayisiyla defans arkasina atilan toplarda siritiyor.
Bence bu kadar stoperin olmasi genc oyunculara cok yazik oluyor, umarim Süper Lig'e kiralanirlar, o potansiyel cünkü kesinlikle var her ikisindede.
Muhammed'de kesin isik var, hele hele bu sezon patlama yapabilir, belkide son sansi. Zaten Bilic kendisinle baya ilgileniyor, mesale arasinda birseyler söyledi kendisine.
Tanju dün belki cok cok iyi degildi ama ben kendisini cok begeniyorum, disiplinli ve cok istiyor. Teknigi hic fena degil, bos arkadaslarini iyi buluyor ve suanki Kadro'da her türlü en iyi sag bek o'dur.

Gece sahuru beklerken disarida Ömer Sismanoglunu gördüm, cocuk cok mutlu ama, herbiden yüzü her an gülüyor, umarim kendisini gösterir.
Birde St. Pauli'de 23 numarali sol beki Marcel Halstenberg cok hosuma gitti. Cok saglamdi ve ortalari'da gayet basariliydi. Biraz arastirdim, Hannover altyapisinda yetmismis ve son 2 yil Dortmund'da oynamis ve daha henüz 21 yasinda. Bir iki yil sonra kesinlikle iyi bir Bundesliga takiminda oynar bence

Ugur Tekeli dedi ki...

Bende maçı televizyondan canlı izledim ve cok tatmin olmadım malesef. Güzel olan holosko ve ersanın yerlerine oturacak gibi gözükmesi. Ama aynı rehavet ve ağırlık devam ediyor. Yukarı da söylendi ikinci yarıdaki kadro daha iyi ve diri oynadı. Özellikle atınç ve berat iyiydi. Fernandes bence ön liberoda oynamalı ve forvet arkası kesinlikle oğuzhana bırakılmalı. Olcay solda defans yapmamasına rağmen daha diri oynadı takımın kalanına göre. Birçok arkadaş karşı çıkacak ama bence sivok varken bizim defans taş gibi olmaz. Cenk'e zaten güvenmiyordum ve yine birşey katmadı kaleye. Kapattığı köşenin tersine nedensiz yatarak neden iyi kaleci olamayacağını yine gösterdi bize. Tolga zengin bence şu an ön libero ile birlikte en kritik transfer. Son birşey hasan türk malesef artık beşiktaşa birşey veremeyecek gibi görünüyor

beagle dedi ki...

Kiralık listesi dolaşmaya başladı ve gene aynı ahmaklık...

Biz Dentinho'yu yetiştirip, pişiriyor muyuz? Bebe'yi futbola döndürmek için ne kadar uğraştık? Genç oyuncular için KİRALIK KONUSU BİTMİŞTİR. Ancak kadro fazlası adamların pazarlama amacıyla kiralanması makuldur. Bakın Fernandez, Holosko vb.

Genç oyunculara tavrımız kökten değişmeli. Kategoriye göre davranmalıyız. Mesela büyük yıldız potansiyeli olanlar Muhammed, Mertcan (Sonraki kuşaktan furkan ve tayfun)... Bunları hiç üşenmeden A takımda tutup, fırsatını bulduğun her maç oynatacaksın. Kimi ilk maçta patlar kimi 3 sene sonra. 8,5 milyon Euro vermediğimize göre bir zahmet sabredeceğiz.

İkinci olarak limitli yetenek veya fizikte, futbolcu olabilecek oyuncular. Bunlar da çok değerli. Pilot takım ayarlanıp burada oynatılmalılar. Hasan, Atınç, Erkan vb.

35 kişilik kadromuzdan gitmesi gereken Muhammed ve Mertcan mıdır yoksa "Veli,Mehmet Akgün,M. Akyüz, Dentinho, Sinan K., G. Süzen, U.Boral vb mi?" Bunların , gönderilecek çocuklar yerine aldıkları her idman, oynadıkları her dakika israftır.

Yıllar geçiyor, hocalar değişiyor, zihniyet değişmiyor. Ama ilk planı hatırlatırım. 24-25 kişilik kadronun 5-6 kişisi gençlerden oluşacaktı. Muhammed ve Mertcan gittikten sonra bu tanıma uyan kim kalıyor? Genç Necip ve yabancı transfer Pedro mu?

Veli'den Viera veya Maradona mı çıkartacağız? O zaman ben söyleyeyim de teknik kadro yorulmasın, Selçuk Şahin bile çıkmaz...

tibet kutman dedi ki...

arkadaşlar biraz önce gördüm. Hasan Türk, Erkan Kaş, Sinan Kurumuş, Atınç Nukan, Berat Çetinkaya, Ömer Arslan, Mertcan Aktaş ve Mumahhed Himmet Ertürk 17 Temmuz-27 Temmuz tarihlerin da yapılacak hazırlık kampına götürülmeyeceklermiş. Kiralık verilmeleri yahut da bonservisleriyle satılmaları gündemdeymiş.

ne dersiniz ?
hasan türk'ü beğenmezdim ama erkan kaş neden gönderilir, anlamam..doğru hocayla beşiktaş'ın ve milli takımın sol kanat ihtiyacını 10-15 yıl boyunca giderebilirdi..yetenek değirmeni mi olduk yine ?

~Poseidon~ dedi ki...

Ya da bazı şeyleri gözümüzde çok büyütüyoruz. Bilemedim.

Övünç dedi ki...

Bence de abi altyapı saplantısı nedir anlamadım.Sırf altyapıdan geldi diye kötü futbolcuların neden a takıma alınması gerektiğini anlamadım.

St Pauli maçında yarım saat oynayan Atınç'ı bir anlatıyorlar ki 2006 İtalya milli takımında Cannavaro'yu keser sanıyorsun .

Bak Abicim senin bir altyapı sistemin , kulüp kültürün ve yapın yok.

MAn Utd gibi John OShea,Wes Brown tarzı odunları a takıma koymaya kalkarsan mermi manyağı yaparlar adamı.

Önce bir sistem kur.Altyapı 10 yaştan itibaren bu sistemle oynayacak de ve görev adamı yetiştir , sonrasında elinde büyük bir havuz olsun.

Yani beyin özürlü gibi transferler yapmış olmamız , altyapıdan oynatsak iyiydi mantığını beraberinde getirmemeli , Uğur Boral ne kadar kötüyse , Furkan Şeker'de bir o kadar kötü.

Bir anda 8 futbolcu gelsin altyapıdan gibi bir yaklaşım var.Ajax'da bile yok öyle bir şey.2 senede 1 futbolcu gelse bile büyük olay olur bizim için ki mevcut sistemde ben o çapta bir adam görmüyorum.

Bir Hasan Türk'ten ümitliydim o da tembel tenekenin biri çıktı ...

beagle dedi ki...

Övünç'ün yazısı acaba altyapıdan oyuncu çıkarma sürecini unuttuk mu dedirtiyor bana.

Şöyle bir hafızamı zorlayıp altyapıdan veya henüz kariyerli futbolcu olmadan transfer ettiğimiz gençleri ve nasıl girdiklerini düşündüm.

Rıza,Ali,Gökhan,Feyyaz,Sergen,Nihat... Altyapı seviyesinde transfer oldular mı bilmiyorum ama bu oyuncuların hepsi altyapıdan çıktıklarında sahada nihai pozisyonlarını bulmadan 2-3 sene harcadılar, 2-3 mevki dolaştılar ve küfür yemediler. Zannedersem hepsinin verim verme yaşları 21-22 ve üzerindedir.

Metin,Oktay,Mutlu,Alpay... Genç yaşlarda transfer edildiler. Metinin starlığını geçersek aslında hiçbiri ilk senesinde muhteşem değildi. Aynı altyapı oyuncuları gibi bu genç transferler de bir süre kadroya ve mevkilerine oturma zamanı geçirdiler. Önemli olan bu süre içinde kadroda tutuluyor ve küfür yemeden, basındaki bazı sorumsuzlar tarafından linç edilmeden dakika alıyor olmalarıydı.

Çok sevgili ünlü Ajax'ımız o dillere destan altyapıya rağmen, her sene şampiyon olamıyor. Ajax mahsulleri bile adam olana kadar bir süre A takımı yakabiliyor.

E peki Muhammed herkesin dilindeki "hayal kırıklığı" olmayı ne zaman haketti arkadaş? Ne zaman adama naparsan yap forma 10 maç senin dendi, güvenildi? Hasan belli ki psikolojik bir sorun yaşıyor. Geçen sezona Ernst'in yerine girdi, 3 maç sonra Aybaba'dan muhteşem "Veli"yi dinliyordu. Hasan kendi bilmiyor mu 10 tane Veli edecek yeteneği olduğunu?

Beşiktaş Ajax misyonunda değildir, rekabet takımı olmalıdır. Ama rekabet gücünü doğru seçmelidir. Başka bir yazıda belirttiğim gibi bizim basın, hakem ve federasyon gücümüz 30 küsür yaşındaki adamları efsane etmemize yeterli değil. Hakem koruması olmayan Hagi'yi, Lugano'yu hayal etmeye çalışın, penaltılar ve frikikler olmadan Hoojdonk'un, Alex'in ilk yıllarındaki performansı ne olurdu acaba. Bir de Delgado'nun GS maçında gördüğü kırmızıyı düşünün.

Genç oyunculara şans verilmeli ve kadroda yer edinmeliler tezimiz bir mazoşizm çıktısı veya kazanmayı sevmememizden değil, kazanmak için en olası yolumuzun bu olmasından kaynaklanıyor.

Kadro isyanımda Atınç'ın, Hasan'ın, Himmet'in hazır olduğu
yanılgısı yok, aslında ben Erkan Kaş'a da bir türlü tam güvenemedim... Ama Veli, Mehmet Akgün, Sivok, Gökhan gibi "umutsuz"lar ve Fernandez, Holosko, Almeida gibi asla şampiyonluk kazanacak kadar performans vermeyecek "yalancı yıldızlar" dolu bir kadro görmek de istemiyorum. 2 metrelik Atınç'ın savunmacı olmasını , Hasan'ın topa füze gibi vurmasını, Muhammed'in Holosko'nun 20 koşuda yapamadığı işi 2 topta yürüyerek yapmasını ve fernandez'in sistemdeki rolüne göre sürünen istatistiklerini yerle bir etmesini beklemeyi tercih ederim.

Bir an önce altyapı veya transfer menşeili özellikle de bazı bariz yetenekleri olan genç oyuncuları kadro rotasyonuna katmamız lazım. Yoksa kayıp seneler uç uca eklenmeye devam edecektir.

turkkant dedi ki...

Geçen senenin ortalarında forumda altyapı furyası vardı. Hasan, Erkan, Muhammed ve diğerleri öve öve bitirilemiyordu (Hasan'a yeni Cambiaso' denildiğini anımsıyorum). Ben, bunların hiçbirinden bir şey olmaz, tadında bir yazı yazmıştım buraya. Arkadaşları da anlayabiliyorum, taraftar olarak genç oyuculara daha romantik bir bakışımız var.

Daha gençken, Rıza'yı kesen bir Salih vardı, nefis orta yapardı, benim gözümde Sergen'den sonra en yetenekli oyuncuydu. Sonra kariyeri nerede bitti anımsamıyorum. Futbolun sadece teknik potansiyelden çok daha fazlası olduğundan habersizdim o zamanlar.

Toshack'ta düzine genç çıkarmıştı, bir tek Nihat tutturdu, biraz da Yasin...

Zaten Nihat'tan beri üst seviye bir genç hiç çıkmadı altyapıdan. Serdar Özkan'da yetenek vardı, kafa yoktu. Biraz Orhan Şam, biraz Necip. Ki onu da hiçbir zaman gözümüz kapalı ilk 11'e yazamayacağız.

Altyapı önemli, ama bence daha önemlisi 22 yaş altı gençleri bulmak (ve verim almak). Oktay, Alpay, Oğuzhan, İsmail Köybaşı, İbrahim Toraman, Burak Yılmaz, Serdar Kurtuluş bu tip transferlerdi, çoğundan başkaları bizden çok verim alsa da, hepsi kariyerleri boyunca gayet üst seviye oyuncular oldular.

Burak Yılmaz-Holosko takası olmasın, diye diye dilimde tüy bitmişti.

Benim sürekli yönetimi eleştirmem bu yüzden. 27 yaşında Nijerya milli takımında oynamayan, 2 seneye düşecek Eneramo'ya, Fener'in artığı Sezer'e para saçacağına bu tarz transferlere yönelmeliydik. Göreceksiniz Fener Alper Potuk'tan ya 10 sene yararlanacak, ya da 3-4 sene sonra Avrupa'ya iyi bir bonservisle satacak.

Burada bazı arkadaşlar Türkiye liginde Sezer'den başka adam yok iddiasındalar, valla 2015 senesine keşke zıpalayabilsek, o senenin liginde takır takır oynayan Sezer mi olacak, yoksa şu an ismi az bilinen başka adamlar mı görürdük. Ha onları bulmak da benim işim değil, bu kulübün arama tarama komistesinin, sportif direktörünün işi... Yoksa Eneramo'yu, Tolga'yı, Sezer'i, Ömer Şişmanoğlu'nu ikimiz üçümüz toplansak biz de para almadan raporlardık, o zaman ne gerek var böyle bir komiteye?

Ben gene önceden söylüyorum, yoksa olaylar bittikten sonra yorumlaması kolay. Kötü bir sezon geçireceğiz. Önümüzdei iki sene şampiyon olmamıza "gram" ihtimal vermiyorum. ondan sonra eğer ki stad biterse, eğer ki F. Orman gibi vasat bir başkan çekilir yerine güçlü bir yönetim kurulursa, 2015 sonrası inşallah Beşiktaş yeni stadıyla tekrar şampiyonluklara koşacak.

Cartalete dedi ki...

Alt yapıdan futbolcu çıkmıyor diye bir şey yok aslında, çıkarılamıyor. Hala daha alt yapıdaki oyunculara topçu değil gözüyle bakıyorsak, asıl meselenin de halledilmesi mümkün değil zaten.

Tüm ülkede olduğu gibi Beşiktaş'ın da sorunu bu. En basitinden, en potansiyel gözüken oyuncular; saçma sapan yerlere kiralanıyor ve suratına bakılmıyor. Sakatlanıldığında buz isteyince "ha?" denilen yerler bunlar...

Çocuklarda suç yok mu, tabi ki var. Ama sorun çok genel ve hemen giderilebilir gibi değil. O yüzden alt yapıdan oyuncuyu direkt kadroda düşünmek uğruna almayan Bilic'e bir şey diyemiyorum.

Övünç dedi ki...

Yetenek her sene mantar gibi çıkmıyor , 10 yıllar sürüyor yeteneğin üzerine gelen bir jenerasyondan bu kadar spor ahlakına ve arkadaşlığa dayalı bir yapı bu birinci konu.

Ajax niye çıkaramıyor senelerdir Kluivert'lı , van der saarlı , seedorf'Lu , Reizeger'li , Deboer'li 2. bir kadro ?

2. konu Beşiktaş'ın geleneğinde filan öz kaynak yok , 100 küsür yıllık tarihinde efsane olan oyuncuları Şükrü Gülesin'den , Hakkı Yeten'e , Şeref Görkey'den ,Vedii Tosuncuk'a kadar hemen hemen bütün oyuncuları ki buna çok bahsedilen Metin - Ali -Feyyaz 'da dahil hep başka altyapılardan transfer edilmiş adamlar.

Ali dışında küçük yaşlarda gelen de yok.Hepsi 19-20 yaşlarında geldiler Beşiktaş'a.

Sergen Yalçın ,Rıza Çalımbay ve Sanlı Kaptan dışında orjinal Beşiktaş ürünü ben çok hatırlamıyorum .

Yoktan kültür var etmeye çalışıyoruz ben onu anlamıyorum.

Altyapı mahalleden seçilen adamlara 10 sene maç yaptırıp hadi a takıma olayından çıkalı yıllar oluyor.

Gerçekten mesleğine tutkuyla bağlı olmayan hiç bir Türk oyuncusu da bir yere gelemez nitekim gelemiyor da.6 ay Madrid'e gidip antrenman yapan Emre Belözoğlu , ülkenin en fit oyuncusu oluyor.

Bu iş sistem işidir ,bu iş çalışma işidir.

Üflesen uçacak adamlar çıkıyor senelerdir a takıma.Ayakta durmaya mecali olmayan adamlar geliyor.Enerjisi var ama gücü yok.Belki takımlar bu konuda yeterince çalıştırmıyorlar , belki oyuncular eksik yeterince çalışmıyorlar orasını bilemem ama alt yapıdan gelen adamların güçsüz olduğu gerçeği değişmiyor.

Al Muhammed'i göndermediler zamanında şimdi oynasa dert oynamasa dert bir adam oldu keza Sercan Yıldırım öyle , şimdi büyük ihtimalle Enes Ünal yine öyle olacak.

Ülkede Alt yapı eğitimi verme kapasitesine sahip hoca yok , hesapta yarışıyoruz dediğimiz ülkelerle futbolcu başına düşen lisanslı antrenör sayılarımız arasında dünyalar kadar fark var.

Zibil gibi hevesli hoca olmasına rağmen , eğitim verecek kurum yok , sistem yok .

Bu noktada Beşiktaş belki Önder Özen ile bu işi çözmeye çalışacak ama o da gelir gelmez yine lisansı yetersi Erkan Arseven'in alt yapıda devam edeceğini açıkladı.

Tabi bunlar zaman içinde değişecektir ama Hoca kalırsa ben Beşiktaş'ın 5-6 sene içerisinde altyapısını en verimli kullanan kulüp olacağına inanıyorum.

Sonuç olarak Beşiktaş altyapı kültüründe son derece yetersiz bir kulüptür.%100 bir kıstas olmasa bile oyuncularını iyi yetiştiremediği zaten altyapı kategorilerinde toplasan 5 tane milli oyuncusu olmamasından ve yine aynı şekilde toplam 5-6'dan fazla süper ligde Bjk altyapısından yetişmiş oyuncu olmamasından gayet net anlaşılıyor.

Onur ünal dedi ki...

lucas barrios, bonservisini almış çin kulübünden.. ilgilenmez mi yönetim? ne kral topçudur var ya, izlemeye doyulmaz bi gelse..

beagle dedi ki...

QPR ilk 11'i:
Cenk - Tanju , Sivok , Escude , Ersan Gülüm - Veli Kavlak , Fernandes , Holosko , Oğuzhan , Olcay Şahan - Hugo Almeida

Almeida'nın artık tek santraforda kendini riske atmayacağını varsayarsak, bu diziliş ve kadro Türkiye liginde ilk 5e hatta 7ye giremez.

Neresinden başlamak lazım bilmiyorum ama en iyi sanılan yanların aslında güvenilir durumda olmadığını hatırlatmak en önemlisi. Almeida gidici, Fernandez skorer ofansif orta saha değil, Oğuzhan şutör değil, Sivok kesici değil.

Diğer yerlerde oynayanların da çoğu ya yerinde değil bazıları "topçu" bile değil.

Geçen yıl kapanışı itibariyle Beşiktaş'ın en futbolcuya benzer adamı Mustafa Pektemek'di. Ömer ise maçına göre Holosko veya Olcay'dan birini hayde hayde keserdi.

Kamp ve maç kadrosuna Ocak'ta yolcu olan Dentinho'yu alıp Mertcan Aktaş ve Erkan Kaş'ı zorunlu hizmete gönderen gözden ve akıldan ciddi şüphem var.


asvalttaicenler dedi ki...

Barrios Trabzonla anlasmak uzere.. Neden bu adam gibi futbolcular yerine Adebayor'un pesinde kosuyoruz anlam vermek cok zor.. Tam aradigimiz golcu aslinda, temiz bitirici, havadan iyi, boyuna gore suratli ve golu adeta kokluyor.. Bir kac sezon once Borussia Dortmund'da yaptiklari hala akillarda, tutunabildigi liglerin tozunu attirmis ki fizigi ve oyun tarzi Turkiye'ye cok uygun, Bobo'nun en az bir klas ustu futbolcu.. Mustafa su bizim kartal gozune iletsen bir rapor he haci?

beagle dedi ki...

Skor beklentisi olmadan QPR maçını izleyince basında yazanlardan çok daha farklı noktalar gözüme çarptı:

1. Pedro Franco ile ilgili vasattı, etkisizdi vb yazıyordu. takımdaki 2. gününde ilk maçına çıkmış biri olarak sol stoperde gayet iyi oynadı. Sert stoper işi onda olmasa çok daha göze çarpabilirmiş. Top ayağına geldiğinde insan rahatlıyor. Ayrıca kalan stoperlerimizden (belki Escude hariç) çok daha net rakibi rahatsız eden müdaheleleri var.

2. Sanki ikinci yarıda takımın artıkları takıldılar maçı kaybettiler gibi bir hava vardı. İkinci yarı takımı bazı umutsuz oyuncularla dolu olmasına rağmen rakip sahada çok daha fazla çoğaldı. İlk yarıda çıkan as kadro gene futboldan nefret ettirecek, rakip kaleye şutu olmayan, duran topa duacı bir top oynuyordu. 15 dakikadan fazla izlemek mümkün değil. İkinci yarı takımı M. Akgün, Gsüzen ve Dentinho yerine makul adamlar olursa, birinci yarı takımından çok daha güçlü olabilir.

3. As kadro yarım futbolcularla dolu. Fernandez, Sivok, Almeida dahil. Çoğu bir yanı eksik adamlarla dolu olduğundan sadece arkayı bir nebze güvenliğe almayı başarmış durumdalar. Takımın içinde Oğuzhan ve Olcay iyi bir sistem ve 11'de düşünülebilecek işler yapıyor. Holosko, Tanju, Ersan yedek kadrodan görev yapabilir performansı taşıyorlar. Fernandez ve Almeida'nın takımı statikleştirmesi artık kangrene dönüşmüş. Keşke bir paket satışla yokolsalar da vakit varken ofansa bir çözüm arasak. Ayrıca Olcay Veli'den çok daha çabuk hareketlerle top kapabiliyor. Forvet hattında ise etkisi kalıyor.

3. Mustafa Pektemek ve Muhammed teknik olarak QPR'a fazla gelmişler. özellikle toplam performansa bakıldığında Muhammed ilk yarıda oynayan Oğuzhan ve Fernandeze oranla daha çok seri ve ince iş yaptı. Bazı taraftar yorumlarında yer etmişti ama basında yoktu. Sanki Muhammedi kaybetmemiz için kasıtlı bir haber politikası var. Dikkatli olmak lazım. Gökhan Töre'den çok daha iyi durumda, ince işi ise Fernandezden çok daha seri yapıp topu çıkardığı için takıma daha yararlı. Ancak ilk yarı takımı gibi sabit bir takımda fernandezin top saklayarak yaptığı halı saha yıldızlığını yapamaz.
Defansif işler Olcay'da olmak üzere, Muhammed, Olcay ve Oğuzhan orta sahası denenebilir ve çok daha zengin işler yapar gibi görünüyor.

4. Golü Günay yedi ama Cenk adam olmaz. İlk yarıda Sivok'un kalenin ortasına(!!!) verdiği saçma geri pası ile kale alanında çalıma giriyordu. "Gereksiz gol yedirme" berbat bir illettir ve ilk 11 kalecisinde olmamalıdır.

5. İlk yarı takımının berbat futboluna karşın kendi sahalarını kapamakta gösterdikleri bir "azim ve direnç" var. Antrenör kadrosunun ilk odak noktası bu olabilir. Saha içinde Pedro ve Muhammed dışında "umut" sayılabilecek tek konu buydu.

Basar dedi ki...

Sanırım yorum kısmını Biliç ile tamamlamak yerinde olacak...

Aslında 10 gün önce yazmıştım ama cep telefonundan yazdığım mesajlar malesef gelmiyor. 10 gün önce iş seyahati için Hırvatistan'daydım ve Biliç hakkında konuşma fırsatım oldu.

Hırvatistan'da Biliç çok sevilen ve saygı gören biri. Hakkında olumsuz konuşan yok. Genel olarak, Biliç'in duygusal bir insan olduğu için Rusya'da başarısız olduğu düşünülüyor. Aynı sebepten Türk insanı ile çok iyi bağ kuracağına ve başarılı olacağına inanıyorlar.

Taktisyenliğine ve kenar yönetiminde çok başarılı bulunuyor. Hırvat futbolcular, özellikle genç Hırvat futbolcular arasında saygınlığı olduğu için kimi isterse peşine takar gibi bir yorum geldi.

Bunu demişken, Shaktar'dan Brezilya kökenli Hırvat Eduardo ile görüşmüş. Sanıyorum bu görüşme Eneramo transferinden önce yapıldı. Gerçekleşeceğini sanmıyorum.

Sokak röportajlarından edinebildiklerim bu kadar. :)

veysel karakus dedi ki...

Tolgayı almısız hayırlı olsun hepimize sonunda bitti tolga geldıgıne gore kaledede artık alternatıfımız oldu sımdı solbek ve ön liberoda eksıklıklerı kapatmaya sıra geldı sahsı fıkrım sol bek ıcın gecen sene Ordusporda kıralık oynayan ve bu sene takımı Sportinge geri dönen Atila Turan'ı alınmasını ısterım İsmail riski alınarak sezona girecegimize takımında kadroya giremeyen yerli solbek Atila Turan'ın alınmasını isterim o zaman ön liberoya yanabcı bi oyuncu alma sansımız olurki Atila'nın İsmail tam anlamıyla hazır olana kadar ordakı boslugu ıyı bı sekılde doldurcagını dusunuyorum yeteneklı bı oyuncu sonucta önlibero içinde yaptıkları ortasaha transferlerınden sonra forma sansı ımkansız hale gelen Bayernden Emre Canı kıralasak ıyı olur bıde Stutgarttan Robin Yalcın'ı satın alırsak hem önlibero hemde sagbeke alternatifimiz cogalmıs olur siz bu konuda ne dusunuyorsunuz arkadaslar

turkkant dedi ki...

Herkes pek bir seviniyor Tolga geldi diye. Muhtemelen iki, maksimum üç sezon sonra kaleci arayışına yeniden başlarız. Güçlü hedefleri olan bir Beşiktaş için bence tek seçenek vardı, Onur Kıvrak... 10 sene kale muhabbeti yapmazdık...

Bir de şunu tam anlamadım. Bu adam, Onur'un sakatlandığı o şampiyonluğa giden dönemdeki ekstra performansı dışında ne oynadığı maç sayısı bakımından ne de kaleciliği bakımında öyle müthiş işler yapmadı. Son 5 sezon süper lig istatistikleri.

08/09 7 maç
09/10 1 maç
10/11 9 maç
11/12 34 maç
12/13 5 maç

Yani Onur'un sakatlığının olduğu 11/12 sezonunu saymazsak Trabzon'da ortalama 5-6 maç oynayan 30 yaşındaki bir kaleciye 3 milyon euro bonservis verdik. Ha idare eder mi eder, ona lafım yok. Ama kaleci pozisyonunda diğer üç takımın bir gömlek altındayız. Bu da kesin.

Sezer, Enaramo, Ömer Şişmanoğlu, Onur, Pedro, Serdar Kurtuluş derken 10 milyon euro gitti. Maaşları da sayarsak 20-25 milyon euro... Bu listeye bakıp bana bir tane bu adam 5 sene Beşiktaş'ın x pozisyonunu kapatır diyemiyorsun. (Belki Pedro Franco). Valla budget-utility maximization hak getire...

Sıradanlıktan kırılıyoruz. Sivok çıkıyor, bu sene belki şampiyonluğa oynayabiliriz, diyor; Biliç çıkıyor, favori değiliz, diyor. Valla kimse kusura bakmasın, Fener'in, GS'nin de çok gariban kadroları oldu, hiç şampiyonluk adayı değiliz, favori değiliz, dediklerini hatırlamam, tefe koyarlar adamı... onu Schuster Real'de sezon ortası söylemişti, ertesi gün kapının önüne koydular. Ama işte başkan öyle bir hava yarattı ki, ıkınmadan sıkılmadan bu laflar edilebiliyor.

Beşiktaş şu an dipte. Bu çukurdan ancak çok çok akıllı, cesur hamlelerle çıkabiliriz. Fener'in, GS'nin Krasiç'lere, Amrabat'lara gereksiz paralar saçmalarıyla, hovardalıklarıyla makas çok açılmadı. Onların yanlış transfer yapma, 3-5 milyonu gereksiz adamlara verme lüksleri var, ama bizim yok.

Maalesef sadece günü kurtaran, gelecek planlaması olmayan, çapsız, vizyonsuz, sıradan, 100-120 iq'lu insanlar tarafından yönetiliyoruz.

Cartalete dedi ki...

Seneye yabancı hakkı 5'e düşüyor. Memlekette kalitesi tartışılmaz yerli kalecilerden birine sahip olmak, transfer döneminin en iyi işi oldu. Tolga net sağlam transfer.

Bu sezon yapılan en büyük saçmalık, kontenjan da ferahlamışken Hilbert'ten vazgeçip sağ beke de bek performansı yüzünden 3 sene önce gönderilen Serdar'ı almak.

Basar dedi ki...

Tolga kötü değil ama üstüne bir o kadar daha koyup Onur'u almayı tercih ederdim. Onur'u malesef 1-2 yıl içerisinde GS'nin kalecisi olarak seyredeceğiz.

Yapılan transferler orta-üst Anadolu takımı kıvamında. Madem bu seneler kayıp seneler, o zaman U-20'yi takıma doldur, bari geleceğin takımını oluşturursun.

Geçen yıl çoğumuzun desteklediği bu fikir şu anda burada da kimse tarafından benimsenmiyor.

Ben bir de Önder Özen'i de sorgulamaya başladım. Pedro haricinde bir keşfi olmadı. Sezercik-Eneramo-Serdar (alınırsa)başımızda genel koordinatör olmadan yapılabilecek transferler. Ben yeni Oğuzhan-Olcayları takıma monte edeceğini düşünüyordum. Çok saf olduğumu görüyorum.

Biliç'ten yana da hayal kırıklığı yaşıyorum. Bir tane Hırvat futbolcu almadı. Son yazdığım yazı çıkmadı, 10 gün önce iş için Hırvatistan'daydım. Konuştuğum herkes Biliç'in çok saygı gördüğünü, genç Hırvat futbolculardan kimi isterse yanına geleceğini söyledi. 6 yıl Hırvat milli takımını yönetmiş bir hocanın müthiş bir portföyü olması gerekir.

Martin Wörns dedi ki...

Serdar'ı geçen sene en az 7-8 maçta izledim. Takımında öne çıkan, sorumluluk alan, kanadını sivrilten bir görüntüsü vardı. Pozisyon bilgisi ortalamanın üzerinde bir oyuncu, Bilic'in üzerine çalıştığı görülen defansif uyum ve kompakt yapı sağlanırsa sağ bekte başarılı olacağını, tempo eksiğini kapatacağını düşünüyorum.

Öte yandan Hilbert benim de beğendiğim bir oyuncuydu. Temposuyla takımı ileri taşıyan özelliklerini Serdar'da bulamayacağız. Kontenjan kullanımını iki stoperden yana kullanacağımız için bu seçim yapıldı sanıyorum. Toraman ve Ersan oynadıklarında tandemin zayıf karnı oluyorlar. Sivok-Escude-Franco üçlüsünden ikisi bence de daha güvenilir olacak. Hilbert-Serdar değişimini yapmaya değer mi bunu zamanla göreceğiz.

Tolga transferi bence çok başarılı. 30 bir kaleci için en olgun yıllarının başlayacağı yaş, genellikle kariyer zirvesi 29-33 aralığıdır ki iyi profesyoneller bunu 35-36'da dahi yaşayabilir. Tolga son yıllarda tecrübe kazandı zirvesini bizde yaşama şansını kuvvetli görüyorum.

Övünç dedi ki...

Öncelikli ihtiyaç Tolga mıydı bence buna bakmak lazım .

Sol bek Ersan , Sağ bek alternatifi Holosko , ön libero Veli olarak sezona başlayacaksak bence bir anlamı yok Tolga transferinin.

turkkant dedi ki...

Sonunda anlaştığımız bir nokta oldu seninle Mustafa... Hilbert :)

Aynen katılıyorum, Serdar Tiganal'lı Beşiktaş'ta zaten ön liberoda parlamıştı, yoksa bek performansında öyle ahım şahım bir maçını hatırlamam. Acaba diyorum, Oğuzhan-Fernandes'in arkasını toplayan ön libero o olur mu... Ama baktım son sezon hep bek oynamış Antep'te...

~Poseidon~ dedi ki...

7,5 Milyon € Onur'a ve 6,5 Milyon € Alper Potuk'a verseydik ve transferi kapatsaydık ne kadar mutlu olurduk değil mi?

Mevcut bütçe içinde bu transferleri yapsaydık en fazla 4. olurduk. Bakkal bile haciz göndermişken hala bunları tartışmanın alemi yok bence. Bana futbol ekibi büyük güven veriyor ama burası Türkiye 3. bitirilecek bir sezon sonunda kelleler alınır maalesef.

Övünç dedi ki...

@poseidon

ben şahsen çok mutlu olurdum.Zira kadro kalitemiz ilk 11 bazında yerinde sayıyor.Rotasyon elimiz kuvvetlendi biraz . Geçen seneye göre tek fark bu.

Ha önemli mi kesinlikle önemli.Bu adamlara ihtiyaç var mı %100 var.Ama Kadro kalitesini arttırabilecek adam sayısı ülkede zaten bir elin parmaklarını geçmiyorken gidip rotasyonu değil önce kaliteni arttıracaksın abi.

Seneye stadı açtın , Vodafone'u bağladın , elinde para var ama alacak adam yok ?

2. bir Alper potansiyelinde adam var mı ?

Bu işler lafta kolay ... 2 sene önce Guti'ye Q7'ye dünya para dökerken kaçan Selçuk İnan treni yine kaçtı bizim için.

Oğuzhan'ı bekleyeceğiz ...

~Poseidon~ dedi ki...

Villa'nın 5 milyona transfer olduğu şu ortamda kusura bakma ama 6.5 milyonu hiç bir yerli topçuya vermem. Böyle bir fiyat mı olur?
Onun yerine yeni scott ekibi kuruldu yeni Oguzhanları kovalasınlar. Ama bu paralara değil...

Basar dedi ki...

Beşiktaş başkanına eleştirimdir...

Beşiktaş başkanının görevi, spor müsabakalarının yapıldığı alanlar dışında sosyal protestolara destek verdikleri için taraftarı eleştirmek değildir. Lütfen kulüp ile ilgili konular (stadyum, transfer, organizasyon, ürün pazarlama, vb.) ile ilgileniniz.

~Poseidon~ dedi ki...

Bak Villa diyorum. Adamın hazırda sahip olduğu uluslararası kupalar 3 Büyükler + Federasyonun müzelerinin toplamında yok.
Türkiye'de belirli bir sistemi ustalıkla oynayan, performans istikrarı yakalayan veya bunu sürekli belirli bir standartın üstünde sabit tutan takım maalesef yok. Sadece bunu bile sağlayabilsek yine en iddialı takım Beşiktaş olacaktır. Bu yapabilmek için şaşalı transferlere hele ki bu durumda gerek yok.


Basar dedi ki...

Forvete Eneramo'yu düşüneceğimize GS ile arasında mecburi ayrılık rüzgarları esen Elmander'i alsak nasıl olur?

Umut Bulut'u alamadık bari Elmander olsun. Fener'in Sezercik gibi artıklarını toplayacağımıza doğru düzgün bir adamı kadroya katmış oluruz.

Martin Wörns dedi ki...

İlk 11 kalitesi değişmedi denebilir bence de. Şu ana kadar ki trasnferlerden sadece Tolga-McGregor değişikliği geçen seneden fazla verim verecek bir bölge yaratabilir.

Ancak takımın esas sorunu ilk 11'inin kalite düzeyinin çok gerisinde bir rotasyona sahip olmasıydı. Toplam sezonun kadro kalitesini ilk 11 değil 16-17 kişilik bir oyuncu toplamı belirler. Bizim geçen sene kadro açısından üç önemli sorunumuz vardı ve bunların ikisi kulübeyle ilgiliydi. Sonradan oyuna girip katkı alabildiğimiz oyuncu azlığı ve sakatlık, formsuzluk dönemlerinde eşdeğere yakın performans verecek oyuncu yokluğu. Ben şampiyonluğa yakın dönemlerimizde dahi son düzlüğü geçemeyeceğimizi iddia ediyordum. Bunun nedeni, Oğuzhan-Fernandes'li orta sahanın ya da Almeida'nın yetersizliği değildi. Kadroda eksikler başladığında onarımın yapılamayacak oluşuydu. Kaotik bir oyun ve defansif taktiksel yetersizliklere karşın görece bu kadro iş yaptı, yapıyordu ve düğüm noktası Almeida'nın sakatlığı, orta sahada formsuzluklar, Olcay'ın hiç değiştirilememesi, Holosko en iyisini yapamayınca hocanın alternatif bulamaması vs. idi. Bu nedenle Şişmanoğlu, Töre, Sezer gibi transferler eğer umduğumuz katkıyı verirlerse kadro kalitesini değiştirmeyecek değil oldukça arttıracak hamleler olurlar. Almedia'nın yaptığı işlerin benzerini yapacak bir alternatif de aynı ölçüde kritiktir.

İlk 11'i daha bütünlüklü bir yapıya büründürecek hamle önlibero transferi olacaktır. Bu yapılmazsa hakikaten bir dizi eleştiri sıralanabilir. Bence hızlı sonuç almaya yönelmeliler.

Alper diyoruz ama Alper'de bizim ilk 11'imize büyük çıta atlatacak bir oyuncu değildi. Fernandes-Oğuzhan ikilisinin arkasında oynayacak oyuncu tipolojisine de uymaz. Onu öne çıkaran top tekniği, devamlılığı, dikine oynama becerisidir. Orta üçlünün orta pozisyonu ya da 4-4-2 MC pozisyonlarına daha uygun bir isim. Yoksa, alan kapatma bilgisi, defansif becerileri, top kapma yeteneği, ekstra efor anları gibi konularda değerlendirirsek ortalama bir yabancıdan daha fazla verim alabilirsiniz. İhtiyaçlarımız bağlamında düşünülünce 6,5 milyon euro makul bir yatırım olmakta çıkar. Alper'i alırsanız orta saha rotasyonunu genişletirsiniz ancak DMC sorununu çözmezsiniz. Reçete kesinlikle değildir bu yönleriyle. Yeteri sayıda maçta izlediğimi düşünüyorum kendisini.

Defansif sorunlarımızın önemli kısmını oyuncu yetersizliğinden çok, mental sorunlar, taktik sorunlar, yerleşim sorunları oluşturuyor, külübe bu konuda adım atmakta yetersiz görünüyordu. Bir dönem Plzen örneğini vermiştim. Bizden çok daha iyi bir defansif kurguya sahiptiler. Ancak ellerinde oldukça vasat iki stoper -sadece disiplinli- Darida gibi taktik bilgisi yüksek orta saha oyuncuları, isteseniz rahatlıkla alabileceğiniz bekler vardı. Onları güçlü kılan iyi bir defansif yerleşim planları oluşuydu. Sivok gibi üste yakın deneyimleri olan, milli bir stoperleri hiç olamazdı örneğin. Bizi defansif zaafiyetlerden kurtarak birinci iş, yeni kulübe yapılanmasının çalışmalarından başkası olmayacaktır. Bu konuda ilk günlerden umut veriyorlar, maçlar başlayınca neler yapabildiklerini daha iyi göreceğiz.

beagle dedi ki...

Ben de 11 iyileşmesi ile ilgili sıkıntının devam ettiğini düşünüyorum. Bu yoklukta Onur'a 7,5 veremeyeceğimizi anlıyorum ama Tolga'nın McGregor'dan 3 milyon Euro'luk üstünlüğü olduğunu düşünmüyorum. Geçen yılın sorunu kaleci değildi.

İlk 11 ile ilgili benim tezim takımın çok yönlü sporcu ve futbolculardan ya da oynadığı mevkinin işini çok keskin yapabilen adamlardan kurulması gerektiği. Örnek vermem gerekirse bir iki ibrahim üzülmez veya recep çetin üzerine bir kaç mehmet özdilek, Fabian ernst, İlhan mansız konulması. Bizim beklenen 11'den Serdar zaten çok vasat bir sağbek ve hücum tekniği çok bozuk bu takımda Hilbert'i aratacak. Solbek ve dişli stoperde Escude soru işaretleri. Fernandez ve Almeida mevkilerinin sorumluluğu olan hücum zenginliğini kesinlikle yaratamıyorlar. Holosko'nun sağ açıklığı, Mustafa'nın 4-3-3 türevlerinde verimi de soru işareti. Önlibero veya box to box da elde yok.

Oyuncu kadrosunun artışının geçen yılki gibi sabaha kadar oynasa kazanamaz aczinden bizi vasata doğru yükselteceğini düşünüyorum. Ama vasat bir büyük takımdan öteye bu kadro ve gençlere bu davranış ile geçemeyiz. GS ve FB geçmişte bu "atalet" dönemlerini "Hagi", "Alex", "Hoojdonk" benzeri transferlerle kırdılar. İsmi geçen oyunculardan "doğru ruh halinde" bir Adebayor'u 4-4-2 türevlerinde deneyebiliriz. Ve bu tip bir oyuncuyu koymak Fernandez veya Almeida'dan en az birinden kesin vazgeçmeyi gerektiriyor.

Övünç dedi ki...

Abi Villa mı Cardozo mu Higuain mi ?

Böyle bir kıyas hiç bir şekilde makul değil.

Kimse enayi değil 5 'e Villa getirebiliyorken Eneramo'lar , Adebayor'lar peşinde koşacak.Getirebiliyorsan getir Villa'yı.

Ben hala Fernandes'in sözleşme uzatmayacağını düşünüyorum bu bir , ikincisi hem Fernandes+Almeida'nın topsuz oyundaki etkisizlikleri bence savunmamızın birinci problemi.Yıl olmuş 2013 hala 6-7 kişi savunma yapmaya çalışan bir takım Beşiktaş.

Ne rakip beklere baskı var ne rakip stopere var.

Böyle bir ortamda üzerine takım kurulacak adam değil benim gözümde.

Oğuzhan'ın varlığını konuşuyoruz adam elinde birşeyler vereceği kesin olan Salih varken gidip Alper+Holmen alıyor.

En iyiler rakiplerde , biz her daim idareten adam almak durumundayız yerli rotasyonuna.Bunun kırılması lazım bir yerde.

Niye illa 4-3-3 lü ön stoperli bir sistemimiz olmak zorunda ki ? Neden orjini ön libero olan Fernandes'e serbestlik veriyoruz.Top kullanabilen orta sahalar normalde koşmuyorlar mı ?

Koşan mücadale eden bir 3'lü çıkabilirdi oradan gayet.Arkaya bir ön stoper ile çift forvete dönülürdü ki elimizdeki bütün forvetler çifte daha uygun tek oynamaktan.

Neyse Selçuk İnan ile kaçan tren bence o ayarda bir potansiyele sahip Alper ile yine kaçtı.

Ekonomik boyutu ile birlikte itibari boyutu da vardı işin çünkü.

Unknown dedi ki...

birkaç mehmet özdilek mi? trt'de beşiktaş'ın arşiv görüntülerini izlerken hayıflanmıştım, mehmet özdilek, metin tekin, feyyaz uçar, ali gültiken, rıza çalımbay, gökhan keskin gibi 6 tane taş gibi futbolcunun aynı takımda oynadığını, üstüne de genç sergen'in eklendiğini görünce. değil birkaç, bir tane mehmet özdilek bulsak yeni bir devrim olur zaten. alper potuk şifonun ayakkabısını bağlar ancak.

turkkant dedi ki...

Aşağı yukarı transfer bitti gibi,
geçen yıla nazaran, Hilbert-Serdar, McGregor-Tolga değişiklikleri ile başlıyoruz. Bir tük üstte, bir tık altta benzer güçte, vasat bir ilk onbir.

Performansını merak ettiğim iki isim var: Franco ve Ömer Şişmanoğlu. Ve tabi, Muhammed. Oğuzhan'da olduğu gibi, belki bu senenin kazanımı da Muhammed olur.

En üzüntü verici olan, iki sene önce ligin en delici, en tempolu, en çok bindiren iki beki bizdeyken, şu anki bekler neredeyse ikinci lig seviyesinde. Bazen takımlar tek bir hücum bekle de idare edebiliyor (diğer bek daha defansif oluyor), ama hiç hücum beksiz bir ilk onbirle kapanan takımları açmak gayet zorlaşacak. Serdar bu işi kotarabilir mi?

Serdar-Hilbert geçen sezon karşılaştırması:
Hilbert 3 gol 3 asist.
S. Kurt. 1 gol 0 asist.

Serdar'dan hücum bek performansı beklemek biraz iyimserlik. Ofansif bir sol bek alamazsak işimiz var.

En güçlü iki oyuncumuz orta sahada, ama oraya da tam güvenemiyoruz. Çünkü yamalı bohça. Hücum yapan savunma bilmiyor, savunma yapan hücum bilmiyor. Selçuk İnan gibi 'komple' bir oyuncu yok kadroda. Ve tabi ön libero sorunu... Acaba Perdo Franco klas bir ön liberoya evrilebilir mi?

Yedek kadro derinleşti (ya da şişti?). Geçen yıl kariyer tavanlarını yapan Holosko-Olcay düşerse, onları kompanse edecek tonla alternatif var.

Sözün kısası, ilk onbirde Fernandes dışında GS-FB'de ilk onbir oynayabilecek bence tek oyuncumuz yok, kaleden beklere, orta sahadan forvete... Bu da kadro olarak ne kadar geride kaldığımızın en net göstergesi.

Yani yönetim ideal bir Türkiye üçüncüsü kadrosu kurdu, hepimize hayırlı olsun.


turkkant dedi ki...

Bir de şu var, yeni stat, yeni hoca, bolca orta kalite transfer derken bu sene bana en çok Del Bosque senesini anımsatıyor. Lige bir kötü başlarsak, her şey çorap söküğü gibi gider.

Bilic'le neden 3 senelik sözleşme yapıldı anlamıyorum, yönetimin canı yine tazminat vermek istiyor galiba. S. Aybaba hadisesinden hiç akıllanmamışlar.

- Türkiye'de ilk yılını geçiren son altı hocanın beşi ilk yıllarında gittiler. Bir tek Tigana 2 sene dayandı.

- Son 20 senede Beşiktaş'ta (Milne'den beri) üç sezon üst üste takımı çalıştıran tek bir hoca yok. O zaman niye 3 senelik sözleşme yapılır, benim aklım hayalim almıyor? 2 senelik yap, adam başarılıysa ilk sezonun sonunda uzatırsın.

çağlar dedi ki...


Ben hiç bir yöneticinin ısrarla 3 senelik sözleşme yapmak istediğini sanmıyorum. Bence teknik direktörlerin şartı 3 senelik sözleşme imzalamak.

Ayrıca artık türkiye genelinden ziyade beşiktaş özelinde bişeyi anlamış olmamız gerektiğini düşünüyorum;

Hocayı göndermek hiçbirşeyi değiştirmiyor tek ihtiyacımız olan şey sabır umarım bu sabırda Fikret Orman'da vardır.

İki takımda ki oyuncuları birebir karşılaştırarak bir sonuç elde etmeyi doğru bulmuyorum önemli olan bütünün ne olduğu. Burda ki bir çok kişi eminim birçok kez isimlerden ziyade takım oyununun kazandığına şahit olmuştur. Yani sadece fernandes'in fenerbahçe'nin veya galatasaray'ın ilk 11'e girebilceği düşüncesi tek başına bi anlam ifade etmez bence.

Tabiki de Fenerbahçe'nin ve Galataray'ın kadroları bizden daha güçlü bunu görememek futbol romantikliği olur ancak kağıt üstünde güçlü olması sahada da öyle olacağı anlamına gelmez.

Basar dedi ki...

Herkes yedek kadromuzun güçlendiğinden bahsediyor ama ilk 11'in geçen yılın gerisinde kaldığını malesef konuşmuyoruz...

Arkadaşlar bugün 26 Temmuz, tam 3 hafta sonra lig başlayacak ve henüz takımın herhangi bir ön liberosu yok. Bununla birlikte ligin ortalama üstü sağbeklerinden birini kaybettik ve yerine koyacak bir adamımız yok. İlaveten solda olmayacak duaya amin diyoruz. Geçen yıl ilk Fenerbahçe maçında Ersan'ın solda perişanları oynadığını bizzat yaşadık.

Kısaca, kanadı kırık ortası yumuşacık bir takımımız var... Her ne kadar kurulan ekip (Önder Özen, Slaven Biliç, Edin Terziç, Jose Carreira) umut vaad etsede ekipleri başarıya kurdukları takım götürür.

Artık Temmuz sonu geldiği için rahat rahat konuşabiliriz! Beşiktaş'ın transfer politikası bir fiyaskodur! Eksiği gediği bizim gibi amatör futbol takipçilerinin bile analiz edebildiği yerde gerekli yerlere transfer yapılmamıştır.

Yönettiğin takımın ön libero surunu varsa ve kadroyu da koruyorsan yapacağın ilk iş, burayı doldurmak olur. Ondan sonra kadro derinliğine bakarsın. Bunun tersi başarısızlık getirir. Yedek adam zaten arkada bekleyeceği için geç gelişi fazla etki etmez ama ilk 11'de oynayacak adamı 2. kampa bile yetiştiremiyorsan, hiçbir hazırlık maçı oynatamıyorsan sezon içinde sıkıntı yaşarsın.

Bu sene de malesefe kayıp bir sene olmaya aday...

Cartalete dedi ki...

Şimdilik ilk 11 için fark yaratılmadığı doğrudur, ancak geçen sene yabancı yazılan iki mevki yerlileşti. Oradaki kontenjan doğru kullanılırsa, o fark yaratılabilir. Sol bek ve defansif orta saha alınarak mesela ki o yönde söylentiler var.

Zaten bu takım geçen seneye göre daha ayağını yere basan bir takım olursa savunma anlamında, yeterince değişim yaşamış kabul ederim.

Şu Hugo yerine de ligin 30 maçını çıkarması daha garanti gözüken bir santrfor alınsa hiç fena olmayacak.