Ferdi, Gökhan, Escude, Hugo ve Katılmıyorum


Maçın üzerinden bir gün geçti ve ben hala Oğuzhan’ın aslında dördüncü gol öncesinde şut attığını düşünüyorum. Zaten Almeida da top kaleciden sekse de tamamlasam dürtüsüyle koşusunu yapmıştı. Bilmiyorum, bir anda maç ileri sardı falan herhalde… Muhteşemdi. Oğuzhan denince aklıma hala sağdan atıp, soldan geçip, Holosko’ya attırdığı gol gelirdi. Galiba o resim değişecek…

Ancak maçın asıl sürprizi Gökhan Töre’dendi. Yeteneklerine kıyasla, geçen hafta ilk resmi golünü atmış olması çok saçmaydı aslında. Zira bu kadar rahat önünü boşaltan, adam eksilten bir oyuncunun bu tip Robben gollerini arttırması gerekiyordu; ikide iki oldu… Ama işin Gökhan Töre tarafında asıl güzel olan şey topsuz oyundaki taktik disipliniydi. Hatta o yüzden sakatlanışı…
Hilbert’in yokluğunda “takımını ileri taşıyan oyuncu” rolünü Atiba almış, gidiyor. Son maçta da birçok kez hem ikili oyunlarla hem de kendisi bizzat top sürerek o geçilmesi gereken mesafeleri kat etti. Ve onun varlığıyla, sahadaki işinin ciğerinde yaşayacak kadar oksijen bırakacak şekilde koşmak olan Veli, oyunun içine daha sık girmeye başladı. Hatta olumlu pas ortalamaları da artı… 39 kez pas opsiyonu olmuş, 38’de topu almış. Toplam 46 pasta %91.3’ü olumlu… 

Beşiktaş’ın pek iyi oynadığı söylenemez ama daha doğru oynamaya başladığını söyleyebiliriz. Kötü olsa bile kontrolü kaybetmiyor. O nedenle bu maçı da bir şekilde lehine çevirdi. Geçtiğimiz sezon daha basın toplantısında oyuncusunu ateşe atmayı adet edinen bir hocadan sonra, bariz hatası olan Escude’yi aynen 11’e yazan bir hocaya geçiş yapmak başlı başına güzel… Gelecekte, o ‘topu ileri taşıma’ işinin sadece merkeze düşmemesi ve yine sadece merkezden değil, kenardan da daha etkili olabilmek için solbeke kaliteli bir yabancı transferi çok şeyi değiştirebilir. 

Gökhan Töre 11’de olduğunda, kenarda maçın şeklini değiştirecek pek fazla oyuncu yoktu; Oğuzhan ve Muhammed dışında. Bilic de bizzat onlara başvurdu. Daha erken, ama Bilic’in oyuna müdahale ve sürekli maçı yaşama özelliği gayet iyi gözüküyor. Ki Oğuzhan'ın David Copperfield pası attığı pozisyonun başlangıcında, Muhammed'in ikili mücadelede ayakta kalarak topu Beşiktaş'ta tutuşu söz konsuydu. Velhasıl, Beşiktaş’tan dört gol izledik ama en güzeli maç sonrası atılanıydı: Katılmıyorum...

11 yorum:

utaman dedi ki...

Kazanırken eksikliklerimizi tamir edebilirsek yıllardır yapamadığımızı yaparız ki bu da bizi sürekli yarışta tutar.

Fernandes iki yönlü oynamaya başladığı zaman bu ligin üstünde. Lig başladığında satılabilir diye düşünüyordum. Bir kez daha bir teknik direktörden ve futbolcudan ders aldım. Mutlu etti beni.

Gökhan için de yetenekli futbolcu, umarım bunu kullanır diyor ama küçük bir ihtimal olduğunu belirtiyordum. Hem onu, hem de onu kullanabilen Bilic'i tebrik etmek lazım .
Öncelikle bu iki futbolcu ile ilgili günah çıkarmak istedim.

Oğuzhan ile Muhammed de ekmek kadayıfının üstündeki kaymak tadında.

korhansemih dedi ki...

Benim felsefemde herzaman kazanmak önemlidir. Takımda merak ettiğim bir kaç konu var.
1. Necip velinin yerine atiba ve fernandesle daha iyi anlaşamaz mı?
2. Oğuzhan bu takıma nasıl monte edilecek?
3. Zamanında quaresmadan beklediğimiz içeri giren kanat oyuncusu profilini gökhan başarabilir mi?

The Big Lewoski dedi ki...

ben katılıyorum, ama gülmekten :) muhabirin çanak sorusuna kapak olacak bir cevap verdi özen...spor medyasında özellikle kelle avcısı basından oldukça zeki biri... onların tuzağına düşmüyor... o yüzden zaman geçtikçe daha da sertleşecek,kişiselleştirilecek bir yıprakma yayıncılığı kısa sürede üzerimize çökebilir. çünkü BJK için herşey gayet iiii gidiyor....bu da kelle avcılarının işine gelmez...ama yemezler...

turkkant dedi ki...

Mustafa'nın dediği gibi iyi oynadığımız söylenemez. Normalde iki bireysel hatadan 2 gol yediğin maçı çeviremezsin -ki daha disiplinli Trömse'de çeviremedin, ama Kayseri bireysel hata konusunda bizden bir gömlek üstün olunca çevirebildik.

Derli toplu olduğumuz doğru, ama ileride olası sıkıntılar şimdiden belli.

Çok ağır bir defans dörtlümüz var. Burak gibi defans arkasına koşu yapabilecek oyunculara karşı sıkıntı yaşarız gibime geliyor.

İkincisi, ileriki haftalarda defans hücum pres yiyecek, ve bekler bu kadar düşük kalite olunca + Veli, ikinci bölgeye top çıkarmada sıkıntı yaşayacağız, bu kaçınılmaz. O işi geçen sene Mustafa'nın da dediği gibi Hilbert yapıyordu, gelecek haftalar Atiba-Fernandes'le arasındaki bağlantıyı koparacak takımlar olacaktır. Mutlaka ofansif bir sol bek lazım.

Serdar bana göre iyi bir Beşiktaş'ın ideal beki değil. Herkes savunma özelliklerinden bahsediyor, ama iki gol de onun kanadından geldi. Yasin benzeri oyuncular karşısında çok aciz kalıyor, kalacaktır da. Ersan'ın pozisyonunu izleyin ters kademeye nasıl geç kaldığını net göreceksiniz. Ofans katkısı çok sınırlı, boyuna rağmen hava hakimiyeti zayıf. Eğer iyi bir sol bek alınırsa, ben Denizli senesindeki gibi Toraman'ı orada görmeyi tercih ederim. Serdar iyi bir alternatif oyuncu (çoğu kişinin aksine ben anti-toramancı hiç değilim:)

Muhammed'in temposu beni hayal kırıklığına uğrattı, mutlaka temposunu artırması lazım.

Şu ana kadar bence en iyi özelliğimiz iştahımız, arzumuz. Bir Fener ya da GS'de Almeida gibi ehli keyf oynayan 3-4 oyuncu var.

Övünç dedi ki...

Abi bu sefer "oyunun kontrolünü kaybetmeme" analizine katılamıyorum.

Beşiktaş bariz bir şekilde kontrolü kaybetti.

Bildiğin Samet Aybaba futbolu oynadık bir süre .Topu kapan herkes ilk pası dikine isabetsiz oynamaya başladı.Tempo ayarını tamamiyle kaybettik.Erciyes gibi pas yapmaya çok elverişli olmayan bir takıma bile yüksek yüzdeli pas imkanı verdik vs vs.

Evet 2. yarıda işler düzeldi ama onda da beraberliği erken bulmamızın önemi olduğunu düşünüyorum ben.

Dediğin gibi Gökhan'ın defansif taktik disiplinini hayretler içerisinde izledim.

Aynı etkiyi Fernandes üzerinde de yapabilsek , o da işin topsuz kısmında bu kadar istekle ve takımla hareket eder hale gelse zaten büyük oranda sorunlar çözülecek.

Belki bilirsiniz ilginç bir anektoddur : Barcelona'da pas hatası yapan oyuncuya kimse kızmaz zira pas hatası atanın değil ona o pası atacak açıları yaratamayanların hatası olarak kabul edilir.

Escude-Veli-Atiba ve Sivok'un pas isabet oranları ortalamanın çok üzerinde olmasına rağmen Beşiktaş'ın oyunu dikte edememesinin 2 sebebinden biri Fernandes'in off the ball verimsizliği diğeri de Olcay'ın bu tarz bir yapıya uygun bir futbolcu olmaması.

Olcay genelde bitirici pas denediği için pas yüzdesi yanıltıcı olabilir ama kendisi kesinlikle pas istasyonu olacak , oyunu rakip sahaya yıkmak isteyecek bir takımın oyuncusu değil.

Almeida gibi bir meşe odunu da bu ekibe katılınca atıllık oranı zirve yapıyor.

Yani 3 kişi eksikken bu kadar tutarlı savunma yapabiliyor olmamız müthiş bir başarı bence.

Basar dedi ki...

Analizlerinize ben de katılıyorum fakat Oğuzhan ve Muhammed oyuna girince bir süre Barcelona'nın yedek takımını izliyormuşum hissine kapıldım.

Geçen hafta yazmıştım ortada Atiba-Fernandes-Oğuzhan 3lüsünü denemekten yanayım. Bu 3lüye sağ veya sol forvette Muhammed'i eklersek 70'den sonra rakibin dili sarkar...

Bence sorunu çözecek ayak çok fazla. Transferinden nefret etmiş olsamda Sezer de yukarıdaki listeye eklenebilecek bir alternetif.

Bence takımın Veli tarzı Oksijen salgılayan Kaz Dağlarına değil adam akılllı ayağı top yapıp rakibin dilini sarkıtacak oyunculara ihtiyacı var. Bence kontrol oyunu oynayamamanın ana sebebi Veli'dir. Buna ilaveten yorulduktan sonra mecburen oynamaya devam eden Fernandes'dir.

Şu an takımın en net sorunu bek sorunu. Ben hala Hilbert'in neden satılmış olduğunu anlamaya çalışıyorum. Serdar'dan ancak Hilbert'e iyi bir yedek olur. Hadi sağ tarafta güç kaybettik, bunu solda telafi edelim. İsmail'i çok sever ve beğenirim fakat 1 yıl sakat olan adamın verimli hale gelmesi 6 ayı bulur diye düşünüyorum. Sabırsız taraftarın önüne atıp çocuğu ayrıca yıpratmaya da hiç gerek yok.

UEFA'ya kalırsak sene sonuna kadar oldukça fazla maç oynayacağız. Kiralık bir oyuncunun yardımı ile İsmail'i yavaş yavaş takıma ısındırmakta fayda var.

Gökhan bende hayratler yaratıyor. Hem istatistik katkısının az olacağını hem de defansif katkı vermeyeceğini düşünüyordum. Fena halde yanıltıyor, umarım böyle devam eder.

Basar dedi ki...

Şifo-Sergen beraber oynamaz diyenler yanıldı...

Tümer-Sergen bir arada oynamaz diyenler yanıldı...

Fernandes-Oğuzhan (ve hatta Muhammed) aynı anda sahada olmaz diyenler de yanılacak!

Büyük takımlar büyük oyuncular ile oynar.

beagle dedi ki...

Ben bu hafta maçı kenara bırakıyorum. Zaten arkadaşlar rakibin hatalarının çokluğu belirtmiş. Portezikler(doğru yazdım) Veli, Sivok falan o iş ciddi rakiplerde patlar. Ciddi rakip dediğime Kasımpaşa, Karabük falan dahil.

Asıl konu aynen kötü kurulmuş milli takımlarımızı fazla kafaya takmadan Beşiktaşlı oyuncuları tutarak izlediğim gibi, Beşiktaş içinde Beşiktaşlı bir futbolcu yeniden izleme keyfi vermeye başladı. Maçın sonunda Veli'yi tren gibi geçen rakibi roket gibi geçip, topu alıp, sonra dönüp bir de çalım attı. Rakibin moralini ve sakatlanma pahasına maçı bitirdi. Çünkü tek farka inecek son dakikalar yaşamak istemiyordu. Sürekli içe kateden stilini sevmezdim, ama artık stil sorgulamıyorum. Koşuyor, ayakta kalıyor, topu rakip kaleye götürmeye çalışıyor, üstelik gayet pas da vermeye istekli.

Gol attığında iki maçtır futbol ilgisizlerine Beşiktaşlı çocuk gol attı diye bağırıyorum, anlamsız anlamsız bakıyorlar, Beşiktaş'ın golünü kim atacaktı diye. Ah bir bilseler, kaç senedir bu umudu, bu keyfi beklediğimizi...

turkkant dedi ki...

@Başar

Biliç muhtemelen iç sahada daha zayıf rakiplere karşı dediğin orta saha modellerini deneyecektir. Ama asıl, biraz zaman geçtikten sonra, eğer ki Oğuzhan da defansif kalitesini artırırsa bu daha mümkün görünüyor. Hatırlarsan, Lucescu senesinde takım oturduktan sonra Pancu bile ön libero oynamıştı.


Cartalete dedi ki...

Övünç'ün bahsettiği Fernandes'in pas alamama konusu, Veli'nin istatistiklerine bakarken dikkatimi çekti. Fernandes'in pas hedefi oluşuyla atılan topların onla buluşmasının oranı pek yüksel değil. Bunun da nedeni, denildiği gibi topsuz oyunda yeterince doğru pozisyon almaması. O konuda Oğuzhan falan epey iyi mesela.

beagle dedi ki...

Oğuzhan oynadığı dakika başına skora, oyuna etkide herhalde kat kat ileridedir. Tromso maçındaki sol ayakla şutu bir kaç kez daha tekrarlarsa oldu demektir. Önce onun formasını bir vermek lazım.

Gökhan Töre de morallenip oynadıkça daha iyiye gidiyor gibi geldi. Maç sonuna kadar sürekli birşeyler yapıyor. Zeyer gibi geldi teknik bir Amokachi'ye dönüşüyor :)Bu ivmesi devam ederse 3-4 haftaya başka kimse konuşulmaz.